T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/236KARAR NO: 2025/391
KARAR TR: 16/06/2025 ÖZET: Davacının davalı idarenin sorumluluk sahasında kalan bisiklet yolunda bisiklet ile seyir halinde iken, meydana gelen kaza nedeniyle oluştuğu öne sürülen zararların tazmini istemiyle açılan davanın, 2918 sayılı Kanun'un 110. maddesi kapsamında, ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.K A R A R Davacı : H. K. Ş.
Vekili: A. E.
Davalı :1- Keçiören Belediye Başkanlığı 2- Ankara Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (İdari Yargıda ve Adli Yargının Tefrik edilerek Ayrı Bir Esasa Kaydedilen Dosyasında Taraf)I. DAVA KONUSU OLAY1. Davacı vekili, müvekkilinin 04/01/2004 doğumlu bir lise öğrencisi ve aynı zamanda Keçiören Futbol Takımı lisanslı futbol oyuncusu olduğunu, 15/07/2020 tarihinde
nde bisiklet yolu üzerinde bisikletiyle ilerlemekteyken, bisikletin yoldaki çukura girmesiyle kaza geçirerek ağır yaralandığını, kazanın meydana geldiği bisiklet yolunun davalı belediyenin sorumluluğunda olduğunu, yoldaki çukurun ise davalı ASKİ'ye ait bacanın çökmesi sonucunda oluştuğunu, davaya konu uyuşmazlıkta önce parkın işletme hakkına sahip olan davalı Keçiören Belediyesine, 23/02/2021 tarihinde zararların tazmini için başvuru yapıldığını ancak davalının 19/03/2021 tarihli yazı cevabıyla; “Söz konusu olayda idarenin kusurlu veya kusursuz sorumluluğunun bulunmadığı, bacanın çökmesinin ASKİ’nin sorumluluğuna ilişkin olduğu” belirtilerek taleplerinin reddedildiğini, yazı cevabını kabul etmemekle beraber taraflarınca bunun üzerine davalı ASKİ Genel Müdürlüğüne de 09/04/2021 tarihli dilekçe ile başvuru yapıldığını ancak bu davalının da 30/04/2021 tarihinde tebliğ edilen tarihsiz yazı cevabında; “İlgili bölgenin idarelerinin sorumluluğunda olmadığı” gerekçesiyle taleplerini reddettiğini ancak dava konusu kazanın meydana gelmesinde her iki davalının da hizmet kusurunun olduğunu belirterek; 1.000 TL maddi ve 5.000 TL manevi, 500 TL bisiklet hasarından kaynaklanan tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesi istemiyle idari yargı yerinde dava açmıştır.II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİN BAŞVURU SÜRECİA. İdari Yargıda2. Ankara 6. İdare Mahkemesi 24/05/2021 tarih ve E.2021/911, K.2021/941 sayılı kararı ile, 2918 sayılı Kanun kapsamında belirtilen zararların tazmini istemiyle sorumlu idare aleyhine açılan davaların adli yargı yerinde görülmesi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle, 2577 sayılı Kanun'un 15/1-a maddesi uyarınca davanın görev yönünden reddine karar vermiş, bu karar kesinleşmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:
Esas No : 2025/236 Karar No: 2025/391
"...Bu durumda, 2918 sayılı Yasanın 19/01/2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi ile Anayasa Mahkemesi’nin işaret edilen kararı gözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesinin karayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafik düzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı ve Kanunun, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumlulukları ile, çalışma usullerini kapsadığı, dolayısıyla meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan bu davanın da adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır..." gerekçesiyle benzer uyuşmazlıklarda adli yargının görevli olduğu sonucuna ulaşılmıştır. (Uyuşmazlık Mahkemesi'nin E:2020/656, K:2020/719 sayılı kararı) Yine Uyuşmazlık Mahkemesi'nin E:2015/726, K:2015/728 sayılı ve E:2015/670, K:2016/671 sayılı kararları ile diğer pek çok kararında da benzer uyuşmazlıkların görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu belirtilmiştir.Bu çerçevede, Anayasa Mahkemesi ve Uyuşmazlık Mahkemesinin yukarıda özetine yer verilen kararlarında işaret edildiği üzere, dava konusu uyuşmazlığın görüm ve çözümünün adli yargının görevine girdiği sonucuna ulaşılmaktadır.Öte yandan, yine anılan yüksek mahkeme içtihatları neticesinde uygulamada birlik sağlanması ve benzer uyuşmazlıklardan bir kısmının adli yargıda bir kısmının idari yargıda görülmesinin de önüne geçilmesi gerekmektedir. Nitekim, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 26.02.2020 tarih ve E:2019/3395, K:2020/468 sayılı kararı da bu doğrultudadır.Açıklanan nedenlerle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15/1-a maddesi uyarınca davanın görev yönünden reddine, ..."3. Davacı vekili, bu kez aynı istemle adli yargı yerinde dava açmıştır. B. Adli Yargıda4. Ankara 27. Asliye Hukuk Mahkemesi 09/03/2023 tarih ve E.2021/234, K.2023/95 sayılı kararı ile, davanın ASKİ Genel Müdürlüğü yönünden pasif husumet yokluğundan usulden reddine, davalı Keçiören Belediyesi yönünden kısmen kabul kısmen reddine karar vermiş, karara karşı istinaf talebinde bulunulmuştur.5. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi 14/01/2025 tarih ve E.2023/2117, K.2025/136 sayılı kararı ile, ''Davalı Belediye Başkanlığı bir kamu tüzel kişisi olup eylem ve işlemleri kamusal nitelik taşımaktadır. Anılan tüzel kişiliğe bağlı olarak ve kamusal kurallar çerçevesinde faaliyet gösteren Belediye organlarının eylem ve işlemleri de kamusal nitelikte olup kamu hizmeti kavramı çerçevesindedir. İstemin ileri sürülüş ve olayın gerçekleşme biçimine göre davanın anılan davalıya yöneltilmesinin nedeni de davalı Belediye’nin hizmet kusuruna ilişkindir.... Davacı açıkça, davalı Belediye yönünden idarenin hizmet kusuruna dayanmıştır. Tüm bu hususlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde ilk derece mahkemesince davalı Belediye yönünden dava tefrik edilerek yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken işin esası incelenerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.12.2019 tarihli, 2017/4-1688 Esas, 2019/1374 Karar, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 07/10/2020 tarihli, 2020/2303 Esas, 2020/3245 Karar sayılı ilamları) Ne var ki, aynı olay nedeniyle, davacı tarafından aynı istemli davanın öncesinde idari yargıda dava açıldığı, Ankara 6. İdare Mahkemesinin 24/05/2021 tarih 2021/911 Esas ve 2021/941 Karar sayılı kararı ile, davada Adli Yargının görevli olduğu gerekçesiyle
Esas No : 2025/236 Karar No: 2025/391
görevsizlik kararı verildiği görülmüştür.2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanunun "Yargı merciilerinin uyuşmazlık mahkemesine başvurmaları" kenar başlıklı 19. maddesinde, "Adli ve idari yargı mercilerinden birisinin kesin veya kesinleşmiş görevsizlik kararı üzerine kendisine gelen bir davayı incelemeye başlayan veya incelemekte olan bir yargı mercii davada görevsizlik kararı veren merciin görevli olduğu kanısına varırsa, gerekçeli bir karar ile görevli merciin belirtilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesine başvurur ve elindeki işin incelenmesini Uyuşmazlık Mahkemesinin karar vermesine değin erteler. Yargı merciince, önceki görevsizlik kararına ilişkin dava dosyası da temin edilerek, gerekçeli başvuru kararı ile birlikte dava dosyaları Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilir." düzenlemesine yer verilmiştir. Yukarıdaki açıklamalar ışığında mahkemece, idari yargının görevli olduğu nazara alınarak tefrik kararı verilmesinden sonra, 2247 sayılı Yasanın 19. maddesi gereğince işlem yaparak Uyuşmazlık Mahkemesine başvurulması ve sonucuna kadar davanın ertelenmesi gerekirken, işin esasına girilerek karar verilmiş olması isabetsizdir.''' şeklindeki gerekçe ile mahkeme kararının kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.
6. Ankara 27. Asliye Hukuk Mahkemesi E.2025/43 sayılı dosyasının 06/03/2025 tarihli 1. duruşmasında davalı ASKİ yönünden dosyanın tefriki ile ayrı bir esasa kaydına karar vermiştir.7. Ankara 27. Asliye Hukuk Mahkemesi 06/03/2025 tarih ve E.2025/43 sayılı kararı ile, uyuşmazlığın çözümünde idari yargı yerinin görevli olduğu gerekçesiyle, 2247 sayılı Kanun'un 19. maddesi uyarınca görevli yargı yerinin belirlenmesi için dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine ve dosya incelemesinin bu konuda Uyuşmazlık Mahkemesince karar verilinceye kadar ertelenmesine karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"...Mahkememizde yargılaması yapılan dava haksiz fiilden kaynaklı maddi manevi tazminat talebine ilişkindir.Yapılan yargılama ve toplanan deliller hep birlikte değerlendirildiğinde; davanın haksız eylem sonucu meydana gelen cismani zarar sebebiyle açılan maddi ve manevi tazminat ile bisiklet hasarından kaynaklanan maddi tazminat davası olduğu, davacının bisikleti ile davalı Keçiören Belediyesine ait bisiklet yolunda seyrettiği esnada asfalt bisiklet yolunun altındaki davalı ASKİ'ye ait kanalizasyonun çökmesi sonucu davacının hakimiyetini kaybederek bisikletinden düştüğü ve bunun neticesinde kendisinin yaralandığı ve bisikletinin de zarar gördüğü tespit edilmiştir.Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda meydana gelen kazada davacı H. K. Ş.'ın %25 oranında, davalı Keçiören Belediyesinin %75 oranında kusurlu olduğu,
ASKİ'nin herhangi bir kusurunun olmadığı, davalı Keçiören Belediyesinin idaresindeki bisiklet yolunun bakım ve gözetimini sağlamakla sorumlu olduğu, bu sorumluluğa aykırı davranışın davalının haksız eylemini oluşturduğu anlaşılmıştır.Mahkememizce verilen karardan sonra, Ankara BAM 25. HD. 2023/2117 Esas, 2025/136 K sayılı ilamı ile, "Davalı Belediye Başkanlığı bir kamu tüzel kişisi olup eylem ve işlemleri kamusal nitelik taşımaktadır. Anılan tüzel kişiliğe bağlı olarak ve kamusal kurallar çerçevesinde faaliyet gösteren Belediye organlarının eylem ve işlemleri de kamusal nitelikte olup kamu hizmeti kavramı çerçevesindedir. İstemin ileri sürülüş ve olayın gerçekleşme biçimine göre davanın anılan davalıya yöneltilmesinin nedeni de davalı Belediye’nin hizmet kusuruna ilişkindir.
Esas No : 2025/236 Karar No: 2025/391
İdarenin kusura dayanan sorumluluğu, uygulamada “hizmet kusuru” kavramı ile anlatılmaktadır. Hizmet kusurunun tam ve kapsamlı bir tanımını yapmak zor olmakla birlikte genel olarak doktrinde hizmet kusuru, idarenin ifa ile mükellef olduğu herhangi bir kamu hizmetinin kuruluşunda, düzenlenmesinde veya teşkilatında, bünyesinde, personelinde yahut işleyişinde bir takım aksaklık, hukuka aykırılık, bozukluk, düzensizlik, eksiklik, sakatlık veya ihmalin ortaya çıkması şeklinde tanımlanmaktadır. Hizmet kusurunun üç durumda varlığı hem yargı içtihatları hem de öğreti tarafından kabul edilmiştir. Bu üç durum; hizmetin hiç işlememesi, hizmetin geç işlemesi ve hizmetin kötü işlemesidir.Buna göre idare kural olarak yürüttüğü kamu hizmeti ile nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup, İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “İdari Dava Türleri ve İdari Yargı Yetkisinin Sınırı” başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasının “b” bendi gereğince “İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar” idari yargı yerinde tam yargı davası açabilecektir.Yukarıda açıklandığı gibi uyuşmazlık tamamen idarenin eyleminden kaynaklanın zararın tazmini olup uyuşmazlığın görülme yeri idare mahkemeleridir." denilmekle kararın kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Böylece, Mahkememizde görülen iş bu davada idari yargının görevli olduğu anlaşılmakla Ankara 6. İdare Mahkemesi'nin 2021/911Esas, 2021/941 Karar sayılı ilamı ile adli yargının görevli olduğuna karar verildiği dikkate alınarak görev uyuşmazlığının çözümü için idare mahkeme dosyasının celp edilerek dosyanın UYUŞMAZLIK MAHKEMESİNE gönderilmesine, ..."8. Ankara 27. Asliye Hukuk Mahkemesince, 2247 sayılı Kanun’un 19. maddesi uyarınca görevli yargı yerinin belirlenmesi için dava dosya sureti Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmiştir.III. İLGİLİ HUKUKA. Mevzuat9. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 1. maddesi şöyledir:"Bu Kanunun amacı, karayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafik düzenini sağlamak ve trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri belirlemektir."10. 2918 sayılı Kanun'un “Kapsam” başlıklı 2. maddesi şöyledir: "Bu Kanun, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk, çalışma usulleri ile diğer hükümleri kapsar.Bu Kanun, karayollarında uygulanır. Ancak aksine bir hüküm yoksa;a) Karayolu dışındaki alanlardan kamuya açık olanlar ile park, bahçe, park yeri, garaj, yolcu ve eşya terminali, servis ve akaryakıt istasyonlarında karayolu taşıt trafiği için faydalanılan yerler ile,b) Erişme kontrollü karayolunda ve para ödenerek yararlanılan karayollarının kamuya açık kesimlerinde ve belirli bir karayolunun bağlantısını sağlayan deniz, göl ve akarsular üzerinde kamu hizmeti gören araçların, karayolu araçlarına ayrılan kısımlarında da,Bu Kanun hükümleri uygulanır."11. 2918 sayılı Kanun'un “Tanımlar” başlıklı 3. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
Esas No : 2025/236 Karar No: 2025/391
“Bisiklet : (Değişik: 12/7/2013-6495/13 md.) Üzerinde bulunan insanın adale gücü ile pedal veya el ile tekerleği döndürülmek suretiyle hareket eden motorsuz taşıtlardır. Azami sürekli anma gücü 0,25 KW’ı geçmeyen, hızlandıkça gücü düşen ve hızı en fazla 25 km/saate ulaştıktan sonra veya pedal çevrilmeye ara verildikten hemen sonra gücü tamamen kesilen elektrikli bisikletler de bu sınıfa girer....Bisiklet şeridi: (Ek:24/12/2020-7261/22 md.) Yol seviyesinde bisiklet ve elektrikli skuter kullanımı için özel olarak belirlenmiş ve yer işaretlemesi ile ayrılmış bölümdür."12. 2918 sayılı Kanun'un "Belediye trafik birimleri, görev ve yetkileri" başlıklı 10. maddesi şöyledir:" (Değişik: 18/1/1985 - KHK 245/3 md.; Aynen kabul: 28/3/1985 - 3176/3 md.) Bu Kanunla belediyelere verilen görevler il ve ilçe trafik komisyonları ve mahalli trafik birimleri ile işbirliği yapılarak yürütülür.a) KuruluşHer belediye başkanlığı bünyesinde, hizmet kapasitesi gözönünde tutularak İçişleri Bakanlığınca tespit edilecek ölçülere ve genel hükümlere göre, belediye trafik şube müdürlüğü, şefliği veya memurluğu kurulur.b) Görev ve yetkiler1. Yapım ve bakımından sorumlu olduğu yolları trafik düzeni ve güvenliğini sağlayacak durumda bulundurmak,2. Gerekli görülen kavşaklara ve yerlere trafik ışıklı işaretleri, işaret levhaları koymak ve yer işaretlemeleri yapmak,3. Karayolu yapısında ve üzerinde yapılacak çalışmalarda gerekli tedbirleri almak, aldırmak ve denetlemek,4. Karayolunda trafik için tehlike teşkil eden engelleri gece veya gündüze göre kolayca görülebilecek şekilde işaretlemek veya ortadan kaldırmak,5. Yol yapısı veya işaretleme yetersizliği yüzünden trafik kazalarının vukubulduğu yerlerde, yetkililerce teklif edilen tedbirleri almak,6. Çocuklar için trafik eğitim tesisleri yapmak veya yapılmasını sağlamak,7. Bu Kanun ve bu Kanuna göre çıkarılan yönetmeliklerle verilen diğer görevleri yapmak.(Ek fıkra: 25/6/1988 - KHK 330/2 md.)" 13. 2918 sayılı Kanun'un "Görevli ve Yetkili Mahkeme" başlıklı 110. maddesi şöyledir: " (Değişik: 11/1/2011-6099/14 md.)İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır. Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir."14. 2918 sayılı Kanun'un Geçici 21. maddesi şöyledir:
Esas No : 2025/236 Karar No: 2025/391
"(Ek: 11/1/2011-6099/15 md.)Bu Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının göreve ilişkin hükmü, yürürlüğe girdiği tarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde açılmış bulunan davalara uygulanmaz."B. Yargı Kararı15. 2918 sayılı Kanunun 110. maddesinin birinci fıkrasının iptali istemiyle, Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi ve Batman 2. Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itiraz başvuruları üzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesi, şu gerekçesi ile anılan kuralı Anayasa'ya aykırı görmemiş ve iptal istemini oy birliğiyle reddetmiştir: “… Anayasa Mahkemesi’nin daha önceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere, tarihsel gelişime paralel olarak Anayasa’da adli ve idari yargı ayırımına gidilmemiş ve idari uyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergi mahkemeleriyle Danıştay yetkili kılınmıştır. Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idari yargı, özel hukuk alanına giren konularda adli yargı görevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görev alanına giren bir uyuşmazlığın çözümünde adli yargının görevlendirilmesi konusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunu söylemek olanaklı değildir. Ancak, idari yargının denetimine bağlı olması gereken idari bir uyuşmazlığın çözümü, haklı neden ve kamu yararının bulunması halinde kanun koyucu tarafından adli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusu kural, trafik kazasında zarar görenin asker kişi ya da memur olmasına, aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veya olayın hemzemin geçitte meydana gelmesi durumlarına göre farklı yargı kollarında görülmekte olan 2918 sayılı Kanun’dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adli yargıda görüleceğini öngörmektedir. İtiraz konusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idari yargı, idari yargı veya adli yargı kolları arasında uygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilerek söz konusu davalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynı tür davaların aynı yargı yolunda çözümlenmesi sağlanarak davaların görülmesi ve çözümlenmesinin hızlandırıldığı, bu suretle kısa sürede sonuç alınmasının olanaklı kılındığı ve bunun söz konusu davaların adli yargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamu yararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayolu şeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanan sorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda bir tartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamu gücünden kaynaklanan bir yetkinin kullanılması söz konusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynı seyir çizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risk üreten araçlar arasında özel-kamu ayırımı yapılmasını gerektiren bir neden de yoktur. Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın 2.,125. ve 155. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir…” (Any. Mah.nin 26.12.2013 tarih ve E.2013/68, K.2013/165 sayılı kararı; R.G. 27.3.2014, Sayı: 28954, s.136-147.)IV. İNCELEME VE GEREKÇEA. İlk İnceleme16. Uyuşmazlık Mahkemesinin Rıdvan GÜLEÇ'in Başkanlığında, Üyeler Nilgün TAŞ, Doğan AĞIRMAN, Eyüp SARICALAR, Ahmet ARSLAN, Mahmut BALLI ve Bilal ÇALIŞKAN’ın katılımlarıyla yapılan 16/06/2025 tarihli toplantısında; 2247 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre, Asliye Hukuk Mahkemesince, anılan Kanun'un 19. maddesine göre başvuruda bulunulmuş olduğu, Mahkemece adli yargı dosyasının ekinde idari yargı dosya sureti ile birlikte Uyuşmazlık Mahkemesine gönderildiği ve usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından, görev uyuşmazlığının
Esas No : 2025/236 Karar No: 2025/391
esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.B. Esasın İncelenmesi17. Raportör-Hâkim Gülay DOĞAN’ın, davanın çözümünde adli yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan, ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ’nin davada adli yargının, Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın ise davada idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:18. Dava, davacının bisikleti ile seyir halindeyken kaza yapması neticesinde oluştuğu öne sürülen zararın tazmini talebiyle açılmıştır. 19. Dosyanın incelenmesinden; davacının 15/07/2020 tarihinde
nde bisiklet yolu üzerinde bisikletiyle ilerlemekteyken, bisikletin yoldaki çukura girmesiyle kaza geçirerek ağır yaralandığı, kazanın meydana geldiği bisiklet yolunun davalı belediyenin sorumluluğunda olduğu, yoldaki çukurun ise davalı ASKİ'ye ait bacanın çökmesi sonucunda oluştuğu ileri sürülerek davacı tarafından Keçiören Belediyesine, 23/02/2021 tarihinde zararlarının tazmini için başvuru yapıldığı ancak davalının 19/03/2021 tarihli yazı cevabıyla; “Söz konusu olayda idarenin kusurlu veya kusursuz sorumluluğunun bulunmadığı, bacanın çökmesinin ASKİ’nin sorumluluğuna ilişkin olduğu” belirterek talebini reddettiği, ASKİ Genel Müdürlüğüne de 09/04/2021 tarihli dilekçe ile başvuru yaptığı, ASKİ'nin de 30/04/2021 tarihinde tebliğ edilen tarihsiz yazı cevabında; “İlgili bölgenin idarelerinin sorumluluğunda olmadığı” gerekçesiyle talebini reddettiği, dava konusu kazanın meydana gelmesinde her iki davalının da hizmet kusuru olduğu belirtilerek, önce idari yargı yerinde dava açıldığı, idare mahkemesince görevsizlik kararı verildikten sonra adli yargı yerinde dava açıldığı, adli yargı yerinde alınan bilirkişi raporunda; meydana gelen kazada davacının %25 oranında, davalı Keçiören Belediyesinin %75 oranında kusurlu olduğunun, ASKİ'nin herhangi bir kusurunun olmadığının belirlendiği ve mahkemece; davanın ASKİ Genel Müdürlüğü yönünden pasif husumet yokluğundan usulden reddine, davalı Keçiören Belediyesi yönünden kısmen kabul kısmen reddine karar verildiği Bölge Adliye Mahkemesinin bozma kararı sonrası ASKİ yönünden dosyanın tefrik edildiği ve davalı Keçiören Belediyesi yönünden idari yargının görevli olduğu gerekçesiyle Ankara 27. Asliye Hukuk Mahkemesince, 2247 sayılı Kanun’un 19. maddesi uyarınca görevli yargı yerinin belirlenmesi için Mahkememize başvurulduğu anlaşılmıştır.20. Anayasa Mahkemesinin yukarıda gerekçesine yer verilen kararı, kanun koyucunun idari yargının görevine giren bir konuyu adli yargının görevine verebileceğine, dolayısıyla 2918 sayılı Kanun'un 110. maddesinin birinci fıkrası ile öngörülen, bu Kanun’dan doğan tüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesi düzenlemesinin Anayasa’ya aykırı bulunmadığına dair olup, esas itibariyle görev konusunda verilmiş bir karardır ve Anayasa’nın 158. maddesi uyarınca, başta Uyuşmazlık Mahkemesi olmak üzere diğer yargı organları bakımından da uyulması zorunlu bir karar mesabesindedir. 21. Bu durumda, 2918 sayılı Kanun'un 19/01/2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi ile Anayasa Mahkemesinin işaret edilen kararı gözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesinin karayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafik düzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı ve Kanun'un, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini,
Esas No : 2025/236 Karar No: 2025/391
ilgili kuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumlulukları ile, çalışma usullerini kapsadığı, dolayısıyla oluşan trafik kazası nedeniyle açılacak sorumluluk davalarının görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan bu davanın da adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.22. Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak, Ankara 27. Asliye Hukuk Mahkemesinin 06/03/2025 tarih ve E.2025/43 sayılı başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. V. HÜKÜMAçıklanan gerekçelerle;A. Davanın çözümünde ADLİ YARGI YERİNİN GÖREVLİ OLDUĞUNA, B. Ankara 27. Asliye Hukuk Mahkemesinin 06/03/2025 tarih ve E.2025/43 sayılı BAŞVURUSUNUN REDDİNE,16/06/2025 tarihinde Üyeler Ahmet ARSLAN ve Bilal ÇALIŞKAN'ın KARŞI OYLARI ve OY ÇOKLUĞU İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Üye
Rıdvan
Nilgün
Doğan
Eyüp
GÜLEÇ
TAŞ
AĞIRMAN
SARICALAR
Üye
Üye
Üye
Ahmet
Mahmut
Bilal
ARSLAN
BALLI
ÇALIŞKAN
Esas No : 2025/236 Karar No: 2025/391
KARŞI OY İdarenin kendi kuruluş kanununda belirlenen ve 2918 sayılı Kanun'da tekrarlanan görevlerinden, yani; yol yapım, bakım, işletme, trafik güvenliğini sağlama şeklinde yürütülen kamu hizmetlerinden kaynaklanan hukuki sorumluluğunun idare hukuku ilke ve kurallarına göre belirlenmesi; uyuşmazlığın, özel hukuktaki araç işletenin hukuki sorumluluğundan değil, davalı idare tarafından görevlerinin tam ve eksiksiz yerine getirilmediği, dolayısıyla yürütülen hizmetlerin kusurlu işletildiği, meydana gelen zararda hizmet kusuru bulunduğu iddiasından kaynaklanması karşısında uyuşmazlığın çözümünün idari yargının görevinde bulunduğu sonucuna ulaşıldığından, uyuşmazlığın çözümünde adli yargıyı görevli kabul eden çoğunluğun kararına katılmıyoruz.
Üye
Üye Ahmet ARSLAN
Bilal ÇALIŞKAN