T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO
: 2025/252KARAR NO: 2025/427
KARAR TR: 16/06/2025ÖZET: Jandarma Astsubay olarak İlçe Jandarma Komutanlığı emrinde görevli iken karayolu üzerinde meydana gelen bir trafik kazasına müdahale etmesinin emredilmesi üzerine Jandarma Trafik Tim Komutanı olarak davalı tarafın sahibi olduğu araçla, araç içerisinde yolcu konumunda bulunarak olay yerine intikal eden davacıların murisinin, dava dışı üçüncü bir şahsın sevk ve idaresindeki aracın çarpması sonucu hayatını kaybetmesi nedeni ile davacıların uğradığı maddi ve manevi zararın tazmini istemiyle açtığı davanın, 2918 sayılı Kanunun 110.maddesindeki özel düzenleme gereğince ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.K A R A R Davacılar: 1-A. D.
, 2-F. D.
, 3- M. D.
, 4-M. D.
Vekili: Av. M. S. A.
, Av. B. P.
Davalılar : 1- İçişleri Bakanlığı (Adli Yargıda)
Vekili
: Av. A. E. T.
2- Jandarma Genel Komutanlığı (İdari Yargıda)Vekili
: Av. K. Y.
I. DAVA KONUSU OLAY
1.Davacılar vekili, M. D. ile F. D.'nin oğlu ve A. D. ile M. D.'nin kardeşi olan Jandarma Astsubay Başçavuş İ. D.
'nin, Edirne Keşan İlçe Jandarma Komutanlığı emrinde görevli iken, 28/07/2010 tarihinde Keşan-Enez karayolu üzerinde meydana gelen bir trafik kazasına müdahale etmesinin bağlı olduğu İl Jandarma Komutanlığı tarafından emredilmesi üzerine, Jandarma Trafik Tim Komutanı olarak davalı tarafın sahibi ve 2918 sayılı Kanun uyarınca işleteni olduğu araçla olay yerine intikal ettiğini, ancak Ü. G.
isimli şahsın sevk ve idaresindeki
plakalı aracın çarpması neticesinde vefat ettiğini, müvekkillerinin müteveffanın desteğinden yoksun kaldığını ve vefat nedeniyle derin üzüntü yaşadıklarını, uğradıkları tüm zararlardan davalı idarenin sorumlu olduğunu iddia ederek; davacılardan M. D. için 75.000 TL manevi, 500 TL maddi, F. D. için 75.000 TL manevi, 500 TL maddi, A. D. için 50.000 TL manevi, M. D. için 50.000 TL manevi tazminat olmak üzere, toplam 251.000 TL maddi ve manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine istemiyle 02/06/2011 tarihinde adli yargı yerinde dava açmıştır.II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİN BAŞVURU SÜRECİ
Esas No : 2025/252 Karar No: 2025/427
A. Adli Yargıda2. Ankara 13. Asliye Hukuk Mahkemesi 21/12/2011 tarih ve E.2011/270, K.2011/463 sayılı kararı ile, idareye karşı idari yargı yerinde tam yargı davası açılması gerektiği nedeniyle, mahkemelerinin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesinin reddine karar vermiş, temyiz isteminde bulunulması üzerine, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 06/05/2013 tarih ve E.2012/8726, K.2013/8111 sayılı kararı ile temyiz isteminin reddine, kararın onanmasına karar vermiş, bu karar kesinleşmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir: "...Dava Astsubay Başçavuş İ. D.
nin Edirne Keşan İlçe Jandarma komutanlığı emrinde görevli iken 28 Temmuz 2010 tarihinde Keşan Enez Karayolu üzerinde meydana gelen trafik kazasına müdahale etmesi için görevlendirilmesi üzerine Jandarma Trafik Tim komutam olarak davalı tarafın sahibi ve 2918 sayılı yasa uyarınca işleteni olduğu 722022 plakalı araçla araç içerisinde yolcu olarak bulunarak olay yerine intikal ettiğini ve Ü. G. isimli bir şahsın sevk ve idaresindeki 22-RF-988 plakalı aracın çarpması sonucu vefat ettiğinde destekten yoksun kaldığını bu nedenle davacılar maddi ve manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmesini istemiş olup Destek asker iken Keşan Enez Karayolu üzerinde meydana gelen trafik kazasına müdahale etmesi için görevlendirildiğinden Davacının bu isteği idari karar ve eylemlerden doğan zarar niteliğinde bulunduğundan bunların ödetilmesi istekleri de 11.02.1959 gün ve 17/15 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararının 11 .bendi gereğince tam yargı davasının konusunu oluşturduğunu, İdarenin hizmet kusuru niteliğindeki eylemi sonucu meydana gelen zararlardan dolayı ise İdari Yargılama usulü Yasasının 2/1/b maddesi gereğince idareye karşı idari Yargı yerinde tam yargı davası açılması gerekeceğinden Davaya bakmak mahkememizin görevi dışında kalıp İdare Mahkemelerinin görevine girdiğinden Yargı yolu itibariyle mahkememizin görevsizliğine, bu nedenle dava dilekçesinin reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur.HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-)Davalının görev itirazının kabulü ile; davaya bakmak mahkememizin görevi dışında kaldığından yargı yolu itibarıyla asıl ve birleşen davada mahkememizin görevsizliğine ve bu nedenle dava dilekçelerinin reddine,.."3. Davacı vekili bu kez, aynı gerekçe ile müvekkillerine toplam 102.000 TL maddi ve manevi tazminatın faizi ile birlikte tahsili istemiyle idari yargı yerinde tam yargı davası açmıştır. B. İdari Yargıda4. Edirne İdare Mahkemesi 06/07/2015 tarih ve E.2013/806, K.2015/788 sayılı kararı ile, araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu eylemi sebebiyle gerçekleşen ölüm olayı ile idari faaliyet arasında illiyet bağı bulunmadığından, davalı idarenin olayda kusursuz sorumluluğu bulunmadığını, tazminat isteminin hukuki dayanağı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar vermiş, bu karara karşı temyiz isteminde bulunulması üzerine, Danıştay Onuncu Dairesi 12/10/2020 tarih ve E.2015/4527, K.2020/3598 sayılı kararı ile, temyiz isteminin kabulüne, davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, esastan davanın reddine karar verilmesinin usul hükümlerine uymadığı gerekçesiyle, ilk derece mahkemesi kararın bozulmasına, yeniden karar verilmek üzere dosyanın mahkemeye iadesine karar vermiştir. Bu karara karşı karar düzeltme isteminde bulunmuş, Danıştay Onuncu Dairesi 14/10/2024 tarih ve E.2021/4133, K.2024/3913 sayılı kararı ile, karar düzeltme isteminin reddine kesin olarak karar vermiştir.
Esas No : 2025/252 Karar No: 2025/427
5. Edirne İdare Mahkemesi 13/01/2025 tarih ve E.2024/3224, K.2025/116 sayılı kararı ile, 2918 sayılı Kanun gereğince uyuşmazlığın adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın görev yönünden reddine karar vermiş, bu karar kesinleşmiştir. Kararının ilgili kısımları şöyledir:" ...Dosyanın incelenmesinden; davacılardan M. D. ile F. D.'nin oğlu ve A. D. ile M. D.'nin kardeşi olan Jandarma Astsubay Başçavuş İ. D.
'nin, 28/07/2010 tarihinde Keşan-Enez karayolunda meydana gelen bir trafik kazası üzerine karayolunda gerekli trafik önlemlerinin alınması görevini ifa ettiği sırada, Ü. G.
adlı bir şahsın sevk ve idaresinde bulunan araç ile aşırı hız ve şerit ihlali yapmak suretiyle çarpması neticesinde vefat etmesi üzerine, davacıların uğradıkları maddi ve manevi zararlardan davalı idarenin kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca sorumlu olduğu iddiasıyla bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır....Bu durumda, 2918 sayılı Yasanın 19/01/2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi ile Anayasa Mahkemesi’nin işaret edilen kararları gözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesinin karayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafik düzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı ve Kanunun, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumlulukları ile çalışma usullerini kapsadığı, dolayısıyla meydana gelen zararların tazmini istemiyle açılan bu davanın da adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.Nitekim; uyuşmazlığa konu trafik kazasında hayatını kaybeden Jandarma Astsubay Başçavuş İ. D.
'nin eşi ve kızı tarafından davalı idare aleyhine açılan tazminat davasında adli ve idari yargı yerleri arasında çıkan görev uyuşmazlığı sonucunda Uyuşmazlık Mahkemesince verilen 26/09/2016 tarih ve E:2016/408, K:2016/440 sayılı karar da bu yöndedir.Açıklanan nedenlerle; davanın görev yönünden reddine ... "6. Davacılar vekilinin, 2247 sayılı Kanun’un 14. maddesine göre doğduğunu öne sürdüğü olumsuz görev uyuşmazlığının giderilmesi istemiyle başvurması üzerine, Edirne İdare Mahkemesince dava dosyaları Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmiştir.III. İLGİLİ HUKUKA. Mevzuat7. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun "Amaç" başlıklı 1. maddesi şöyledir: "Bu Kanunun amacı, karayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafik düzenini sağlamak ve trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri belirlemektir."8. 2918 sayılı Kanun'un "Kapsam" başlıklı 2. maddesi şöyledir:"Bu Kanun, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk, çalışma usulleri ile diğer hükümleri kapsar.Bu Kanun, karayollarında uygulanır. Ancak aksine bir hüküm yoksa;a) Karayolu dışındaki alanlardan kamuya açık olanlar ile park, bahçe, park yeri, garaj, yolcu ve eşya terminali, servis ve akaryakıt istasyonlarında karayolu taşıt trafiği için faydalanılan yerler ile,b) Erişme kontrollü karayolunda ve para ödenerek yararlanılan karayollarının kamuya
Esas No : 2025/252 Karar No: 2025/427
açık kesimlerinde ve belirli bir karayolunun bağlantısını sağlayan deniz, göl ve akarsular üzerinde kamu hizmeti gören araçların, karayolu araçlarına ayrılan kısımlarında da,Bu Kanun hükümleri uygulanır."9. 2918 sayılı Kanun'un “Tanımlar” başlıklı 3. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:“Bu Kanunda kullanılan terimlerin tanımları aşağıda gösterilmiştir.Trafik: Yayaların, hayvanların ve araçların karayolları üzerindeki hal ve hareketleridir.Karayolu: Trafik için, kamunun yararlanmasına açık olan arazi şeridi, köprüler ve alanlardır...."10. 2918 sayılı Kanun'un “Karayolu trafik güvenliği” başlıklı 13. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:"(Değişik birinci fıkra: 25/6/2010-6001/34 md.)Karayolunun yapımı, bakımı, işletilmesi ile görevli ve sorumlu bütün kuruluşlar, karayolu yapısını, trafik güvenliğini sağlayacak durumda bulundurmakla yükümlüdür."11. 2918 sayılı Kanun'un "İşletenin Hukuki Sorumluluğu" üst başlıklı "İşleten ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin hukuki sorumluluğu" alt başlıklı 85. maddesi şöyledir:"(Değişik birinci fıkra: 17/10/1996-4199/28 md.) Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.(Ek: 17/10/1996-4199/28 md.) Motorlu araç ölüme veya yaralanmaya sebebiyet vermiş ise, kazaya karışan aracın başkalarına devir ve temliki veya üzerinde bir hak tesisini önlemek amacıyla olaya el koyan Cumhuriyet Savcılıklarınca, aracın tescilli olduğu tescil kuruluşuna trafik kaydı üzerine şerh düşülmesi için talimat verilir. Kaza anı ile Cumhuriyet Savcılığınca trafik kaydı üzerine şerh düşülmesi arasında geçen süreler içinde kötü niyetle yapılan araç tescilleri hükümsüz sayılır. Şerhin konulduğu tarihten itibaren bir ay içerisinde, şerhin kaldırıldığına veya devamına ilişkin mahkeme kararı ibraz edilmediği takdirde bu şerh hükümsüz sayılır.İşletilme halinde olmayan bir motorlu aracın sebep olduğu trafik kazasından dolayı işletenin sorumlu tutulabilmesi için, zarar görenin, kazanın oluşumunda işleten veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilere ilişkin bir kusurun varlığını veya araçtaki bozukluğun kazaya sebep olduğunu ispat etmesi gerekir.(Değişik: 17/10/1996-4199/28 md.) İşleten ve araç işleticisi teşebbüs sahibi, hakimin takdirine göre kendi aracının katıldığı bir kazadan sonra yapılan yardım çalışmalarından dolayı yardım edenin maruz kaldığı zarardan da sorumlu tutulabilir. Ancak, bu durumda işletici teşebbüs sahibinin sorumlu kılınabilmesi için kazadan kendisinin sorumlu olması veya yardımın doğrudan doğruya kendisine veya araçta bulunanlara yahut kazaya taraf olan üçüncü kişilere yapılması gerekir.(Değişik: 17/10/1996-4199/28 md.) İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur."12. 2918 sayılı Kanun'un "Görevli ve Yetkili Mahkeme" başlıklı 110. maddesi
Esas No : 2025/252 Karar No: 2025/427
şöyledir: “(Değişik: 11/1/2011-6099/14 md.)İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dahil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır.Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir” 13. 2918 sayılı Kanun'un Geçici 21. maddesi şöyledir:"(Ek: 11/1/2011-6099/15 md.)Bu Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının göreve ilişkin hükmü, yürürlüğe girdiği tarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde açılmış bulunan davalara uygulanmaz."B. Yargı Kararı14. Anayasa Mahkemesinin 26/12/2013 tarih ve E.2013/68, K.2013/165 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"…Anayasa Mahkemesinin daha önceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere, tarihsel gelişime paralel olarak Anayasa’da adli ve idari yargı ayırımına gidilmemiş ve idari uyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergi mahkemeleriyle Danıştay yetkili kılınmıştır. Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idari yargı, özel hukuk alanına giren konularda adli yargı görevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görev alanına giren bir uyuşmazlığın çözümünde adli yargının görevlendirilmesi konusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunu söylemek olanaklı değildir. Ancak, idari yargının denetimine bağlı olması gereken idari bir uyuşmazlığın çözümü, haklı neden ve kamu yararının bulunması halinde kanun koyucu tarafından adli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusu kural, trafik kazasında zarar görenin asker kişi ya da memur olmasına, aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veya olayın hemzemin geçitte meydana gelmesi durumlarına göre farklı yargı kollarında görülmekte olan 2918 sayılı Kanun’dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adli yargıda görüleceğini öngörmektedir. İtiraz konusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idari yargı, idari yargı veya adli yargı kolları arasında uygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilerek söz konusu davalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynı tür davaların aynı yargı yolunda çözümlenmesi sağlanarak davaların görülmesi ve çözümlenmesinin hızlandırıldığı, bu suretle kısa sürede sonuç alınmasının olanaklı kılındığı ve bunun söz konusu davaların adli yargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamu yararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayolu şeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanan sorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda bir tartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamu gücünden kaynaklanan bir yetkinin kullanılması söz konusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynı seyir çizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risk üreten araçlar arasında özel-kamu ayırımı yapılmasını gerektiren bir neden de yoktur. Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın 2.,125. ve 155. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir…”IV. İNCELEME VE GEREKÇE
Esas No : 2025/252 Karar No: 2025/427
A. İlk İnceleme15. Uyuşmazlık Mahkemesinin Rıdvan GÜLEÇ'in Başkanlığında, Üyeler Nilgün TAŞ, Doğan AĞIRMAN, Eyüp SARICALAR, Ahmet ARSLAN, Mahmut BALLI ve Bilal ÇALIŞKAN’ın katılımlarıyla yapılan 16/06/2025 tarihli toplantısında; 2247 sayılı Kanun'un 27. maddesi gereğince yapılan incelemeye göre, adli ve idari yargı yerleri arasında anılan Kanun'un 14. maddesinde öngörülen biçimde olumsuz görev uyuşmazlığı doğduğu, idari ve adli yargı dosyalarının 15. maddede belirtilen yönteme uygun olarak davacılar vekilinin istemi üzerine son görevsizlik kararını veren mahkemece Uyuşmazlık Mahkemesine gönderildiği ve usule ilişkin işlemlerde herhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından, görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.B. Esasın İncelenmesi16. Raportör-Savcı Dr. Berrak YILMAZ'ın davanın çözümünde adli yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan, ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ davada adli yargının, Danıştay Savcısı Yakup BAL'ın ise davada idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:17. Dava, Jandarma Astsubay Başçavuş İ. D.
'nin, Edirne Keşan İlçe Jandarma Komutanlığı emrinde görevli iken, 28/07/2010 tarihinde Keşan-Enez karayolu üzerinde meydana gelen bir trafik kazasına müdahale etmesinin bağlı olduğu İl Jandarma Komutanlığı tarafından emredilmesi üzerine, Jandarma Trafik Tim Komutanı olarak davalı tarafın sahibi ve 2918 sayılı Kanun uyarınca işleteni olduğu araçla olay yerine intikal ettiği, ancak Ü. G. isimli şahsın sevk ve idaresindeki
plakalı aracın çarpması sonucu vefat etmesi olayında davalı idarenin sorumlu olduğu iddiasıyla uğranılan maddi ve manevi zararların tazmini istemiyle açılmıştır. 18. Anayasa Mahkemesinin yukarıda gerekçesine yer verilen kararı, kanun koyucunun idari yargının görevine giren bir konuyu adli yargının görevine verebileceğine, dolayısıyla 2918 sayılı Kanun'un 110. maddesinin birinci fıkrası ile öngörülen, bu Kanun’dan doğan tüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesi düzenlemesinin Anayasa’ya aykırı bulunmadığına dair olup, esas itibariyle görev konusunda verilmiş bir karardır ve Anayasa’nın 158. maddesi uyarınca, başta Uyuşmazlık Mahkemesi olmak üzere diğer yargı organları bakımından da uyulması zorunlu bir karar mesabesindedir. 19. 2918 sayılı Kanun'un 19/01/2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi ile Anayasa Mahkemesinin işaret edilen kararı ve tazminat istemine ilişkin davanın maddenin yürürlük tarihinden sonra açıldığı hususu gözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesinin karayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafik düzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı ve Kanun'un, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumlulukları ile çalışma usullerini kapsadığı, dolayısıyla oluşan kaza nedeniyle açılacak sorumluluk davalarının görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu, meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan bu davanın da davalı idarenin işleten sıfatıyla hukuki sorumluluğundan ötürü adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Esas No : 2025/252 Karar No: 2025/427
20. Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak, Ankara 13. Asliye Hukuk Mahkemesinin 21/12/2011 tarih ve E.2011/270, K.2011/463 sayılı görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir.V. HÜKÜM Açıklanan gerekçelerle;A. Davanın çözümünde ADLİ YARGININ GÖREVLİ OLDUĞUNA,B. Ankara 13. Asliye Hukuk Mahkemesinin 21/12/2011 tarih ve E.2011/270, K.2011/463 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 16/06/2025 tarihinde, Üye Ahmet ARSLANın KARŞI OYU ve OY ÇOKLUĞU İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Üye
Rıdvan
Nilgün
Doğan
Eyüp
GÜLEÇ
TAŞ
AĞIRMAN
SARICALAR
Üye
Üye
Üye
Ahmet
Mahmut
Bilal
ARSLAN
BALLI
ÇALIŞKAN
Esas No : 2025/252 Karar No: 2025/427
KARŞI OYİdarenin kendi kuruluş Kanunu'nda belirlenen ve yürütülen kamu hizmetlerinden kaynaklanan hukuki sorumluluğunun idare hukuku ilke ve kurallarına göre belirlenmesi; uyuşmazlığın, özel hukuktaki araç işletenin hukuki sorumluluğundan değil, davalı idare tarafından görevlerinin tam ve eksiksiz yerine getirilmediği, dolayısıyla yürütülen hizmetin kusurlu işletildiği, meydana gelen zararda hizmet kusuru bulunduğu iddiasından kaynaklanması karşısında uyuşmazlığın çözümünün idari yargının görevinde bulunduğu sonucuna ulaşıldığından, uyuşmazlığın çözümünde adli yargıyı görevli kabul eden çoğunluğun kararına katılmıyorum.
Üye
Ahmet ARSLAN