T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/255KARAR NO: 2025/434
KARAR TR: 16/06/2025ÖZET: Davacının hükümlü olarak bulunduğu Ceza ve İnfaz Kurumunda geçirdiği infaz sürecinde, "Ceza ve İnfaz Kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokmak" nedeniyle hakkında verilen hücre cezası nedeniyle, uğradığını ileri sürdüğü manevi zararın tazmini istemiyle açılan davanın, ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.K A R A R Davacı: M. D.
'e vesayeten M. D.
Davalı: Hazine ve Maliye BakanlığıI. DAVA KONUSU OLAY1. Davacı, Nevşehir E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun 21/07/2020 tarihli müzekkeresi ile hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, infaz koruma veya tutukevine yasak eşya sokma suçundan dolayı yapılan yargılama sonucunda Nevşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin E.2022/106 sayılı dava dosyasından beraat kararı verildiğini, bu kararın kesinleştiğini, ancak Nevşehir E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunca bu olaya ilişkin disiplin soruşturması başlatıldığını, Disiplin Kurulu Başkanlığı tarafından kendisine 11 gün hücreye koyma cezası verildiğini, cezaya itiraz etmesine rağmen red kararı verildiğini, hücreye koyma cezasının kesinleşerek infaz edildiğini, bu ceza nedeniyle bir yıl boyunca iyi halli olmadığı için dosyasına eksi puanlama yapıldığını, nakil talebinde bulunamadığını, ziyaretçi kısıtlaması ve telefonla görüşme haklarından yoksun kaldığını, bütün etkinliklerden, haberleşme ve iletişim haklarından yoksun bırakıldığını, bu durumdan dolayı mağdur edildiğini ifade ederek, tüm bu nedenlerden dolayı kendisine 250.000 TL tazminat ödenmesi istemiyle adli yargı yerinde dava açmıştır.II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİN BAŞVURU SÜRECİA. Adli Yargıda2. Nevşehir 1. Ağır Ceza Mahkemesi 03/06/2024 tarih ve E.2024/224, K.2024/197 sayılı kararı ile, davacının hükümlü olarak Sungurlu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunduğununu, bu haliyle ikamet adresinin ceza infaz kurumu olduğunu, yargılamanın CMK'nın 142/2. maddesi uyarınca yetkili mahkemenin zarara uğrayanın oturduğu yere en yakın yer ağır ceza mahkemesi olan Sungurlu Ağır Ceza Mahkemesince yapılması gerektiğinden, mahkemelerinin yetkisizliğine dosyanın Sungurlu Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir. 3. Sungurlu Ağır Ceza Mahkemesi 04/07/2024 tarih ve E.2024/89, K.2024/92 sayılı kararı ile, davacının dava dilekçesini gönderdiği sırada Sungurlu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü bulunduğu, dava tarihinde Sungurlu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunmasının ve bu adresinin sürekli kalma maksat ve niyeti taşımadığından ve CMK 142/2 maddesindeki "oturulan yer" tabirine cezaevi adresi girmeyeceğinden yerleşim
Esas No : 2025/255 Karar No: 2025/434
yeri tanımına uygun olmadığı, davacının UYAP sisteminde adresinin
"
" olması nedeniyle CMK’nın 142/2 maddesi gereğince söz konusu davaya bakma yetkisinin İstanbul Anadolu Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesi olması gerektiğinden, mahkemelerinin yetkisizliğine dosyanın İstanbul Andolu Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir. 4. İstanbul Anadolu 26. Ağır Ceza Mahkemesi 23/09/2024 tarih ve E.2024/37, K.2024/5 sayılı kararı ile, tazminat istemine konu uygulamaların idareden sadır olan idari bir nitelik taşıması, istemin koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasına konu edilebilecek olan CMK'nin 141. maddesinde tahdidi olarak sayılan suç soruşturması ve kovuşturması sırasında gerçekleşen koruma tedbirlerine ilişkin olmaması ve bu yöndeki istemler yönünden Mahkemelerinin görevsizliğine karar vermiş, bu karar kesinleşmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"...Dosyamıza konu somut olayda, tazminat isteminde bulunan davacı M. D.
'in ceza infaz kurumunda hükümlü iken hakkında yapılan ihbar üzerine tutukevine yasak eşya sokmak suçundan kamu davası açıldığı, yapılan yargılama neticesinde bahse konu suç yönünden sanığın beraatine karar verilerek kararın kesinleştiği, ancak infaz kurumu disiplin prosedürü ve ilgili mevzuat kapsamında sanık hakkında kuruma yasak eşya sokmak suçundan kaynaklı hücre hapsi uygulaması ile birlikte bir kısım disiplin işlemi uygulandığı ve beraat etmiş olmasına rağmen belirtilen suçtan kaynaklı uygulanan disiplin işlemleri nedeniyle oluştuğunu iddia ettiği mağduriyetlerinden kaynaklı olarak sanığın davacı sıfatı ile koruma tedbirleri nedeniyle tazminat isteminde bulunduğu anlaşılmıştır.Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2021/7856 Esas ve 2021/9030 Karar sayılı ilamı ile birlikte aynı dairenin 2015/7749 Esas ve 2016/3959 Karar, 2021/4504 Esas ve 2022/5607 Karar ve 2022/3172 Esas ve 2022/5774 Karar sayılı ilamları ve benzer mahiyetteki yüksek yargı kararlarından da anlaşılacağı üzere, davacı açısından tazminat istemine konu ilgili mevzuat hükümleri doğrultusundaki uygulamalar kapsamında disiplin cezası ve infaz hukukuna ilişkin varsa aykırılıkların CMK'nin 141.maddesinde tahdidi olarak sayılmış bulunan koruma tedbirlerinden olmadığı gibi, diğer yandan da ceza yargılamasında beraat edilmesinin disiplin hukuku açısından yapılacak değerlendirmelere de engel teşkil etmeyeceği, koruma tedbirleri nedeniyle tazminat taleplerinin ancak ve ancak CMK'nin 141.maddesinde tahdidi olarak sayılan suç soruşturması ve kovuşturması sırasında gerçekleşen koruma tedbirlerindeki hukuka aykırılıklar yönünden tazminat istemine konu edilebileceği, yasada yer verilen suç soruşturması ve kovuşturması sırasında gerçekleşen koruma tedbirleri haricindeki durumlara ilişkin istemler yönünden değerlendirmenin ise adli yargı birimlerinin görev alanında olmadığı, dosyamıza konu istem yönünden yukarıda yer verilen Yargıtay içtihatları da dikkate alındığında davacının tazminat isteminin idari yargının görev alanında kaldığı anlaşılmakla,Yukarıda yapılan tüm değerlendirmelere göre, davacının tazminat isteminin kamu hizmeti noktasında idarenin yürüttüğü faaliyet kapsamında gündeme gelen mağduriyet ve zararlara ilişkin olmasına, işlevsel anlamda idarenin idari işleve giren faaliyetlerine idare hukuku hükümlerinin uygulanması gerektiğine, dile gelen mağduriyetlerin kamu gücünün kullanılması temeline dayanmasına, tazminat istemine konu uygulamaların idareden sadır olan idari bir nitelik taşımasına, istemin koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasına konu edilebilecek olan CMK'nin141.maddesinde tahdidi olarak sayılan suç soruşturması ve kovuşturması sırasında gerçekleşen koruma tedbirlerine ilişkin olmamasına ve bu yöndeki istemler yönünden de yukarıda yer verilen Yargıtay içtihatları ile benzer mahiyetteki yüksek yargı kararlarında belirtildiği üzere adli yargı mercilerinin değil, idari yargı mercilerinin görevli olmasına nazaran, usul ekonomisi ilkesi de dikkate alınmak suretiyle davacı M. D.
'in tazminat istemine konu dosyamıza ilişkin yargı yolu bakımından mahkememizin görevsizliğine,
Esas No : 2025/255 Karar No: 2025/434
2577 sayılı Yasada yer verilen ilgili hükümler ile Danıştay 6. Dairesinin 2012/4525 Esas ve 2012/4622 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere mahkememizin yargı yolu bakımından görevsizliğine karar verilmiş olması nedeniyle, davacıya gerekçeli görevsizlik kararının tebliğ tarihinden itibaren otuz günlük yasal süre içerisinde davacı tarafından dosyanın görevli idari yargı mercine gönderilmesinin usulü dairesinde sunulacak dilekçe ile talep edilmesi halinde dosyanın mahkememizce idari yargı birimlerine gönderilmesine, ..." 5. Davacı vasisi, bu kez, aynı istemle idari yargı yerinde dava açmıştır.B. İdari Yargıda6. İstanbul 4. İdare Mahkemesi 17/12/2024 tarih ve E.2024/2100, K.2024/2424 sayılı kararı ile, davacının vasi tayinine ilişkin kararı sunmaması, bizzat vasi tarafından dava açılmaması, vesayet makamı olan ve vasiyi tayin eden sulh hukuk mahkemesinden vasiye dava açmak için izin verilip verilmediğinin dosya kapsamında anlaşılmaması, dava konusu tazminat isteminin mesnedi olan ceza infaz kurumun disiplin kurul kararının ve beraatine ilişkin kesinleşme şerhli mahkeme kararının ve bu kararın davacıya ne zaman tebliğ edildiğini gösterir tebliğ evrakının okunaklı örneğinin de dava dilekçesine eklenmemesi, hasımın ve tazminatın neye ilişkin olduğunun belirtilmemesi nedenleriyle, dava dilekçesinin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 3. maddesine aykırılığı sebebiyle aynı Kanun'un 15. maddesinin 1/d bendi uyarınca, bu kararın bildirim tarihini izleyen günden itibaren (30) gün içinde bizzat veya bir avukat vasıtasıyla 3. maddeye uygun şekilde düzenlenerek yeniden dava dava açılmakta serbest olmak üzere dava dilekçesinin reddine kesin olarak karar vermiştir. 7. Davacı vasisi, yenileme dilekçesi ile; oğlunun uğradığı mağduriyet sebebiyle 250.000 TL manevi zararın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.8. İstanbul 4. İdare Mahkemesi 04/03/2025 tarih ve E.2025/451 sayılı kararı ile, adli yargının görev alanına giren davada mahkemelerinin görevli olmadığı sonucuna vararak, 2247 sayılı Kanun'un 19. maddesi uyarınca görevli yargı yerinin belirlenmesi için dosyanın, Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine ve dosya incelemesinin bu konuda Uyuşmazlık Mahkemesince karar verilinceye kadar ertelenmesine karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir :"...Anayasa'nın "Başlangıç" kısmında öngörülen “Kuvvetler ayrımı” ilkesi ile yargı ile ilgili 9. ve 138. maddeleri dikkate alındığında, bağımsız bir erk olan yargının yargılama faaliyeti ile ilgili işlemlerinin, Anayasa'nın 125. maddesinde öngörülen “idari işlemler” kapsamında değerlendirilmesi mümkün olmayıp, bu “yargısal işlemler” nedeniyle idari yargı yoluna başvurulabilmesine imkan yoktur. Esasen bu durum, kuvvetler ayrılığı ilkesinin tabii bir sonucudur. Hakim ve Cumhuriyet Savcılarıyla adliye personelinin yargılamadaki fonksiyonu geniş çerçevede bir kamu hizmeti olarak değerlendirilse de, somut olarak, ifa edilen yargı faaliyetinin bir parçası olduğunda ve yargısal işlem mahiyetini taşıdığında kuşku bulunmamaktadır. Yargılama sürecine katkıda bulunan işlemler ya da faaliyetler nedeniyle Devletin sorumlu tutulmasında da, bu sorumluluğun denetiminin aynı yargı düzeni içinde yapılması ve yargısal nitelikli bir işlemin idari yargı denetimi dışında tutulması gerekmektedir.Buna göre, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. ve 142. maddelerindeki düzenlemeler ve yukarıda yapılan açıklamalar kapsamında dava konusu olay ele
Esas No : 2025/255 Karar No: 2025/434
alındığında, Nevşehir 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 17/09/2020 tarih ve 2020/1039 D. İş sayılı dosyasında yürütttüğü faaliyet yargı faaliyetidir. Cezai İnfaz Hakimliğinin vermiş olduğu kararlar da yargı faaliyetinin bir parçası olup, yargısal işlem mahiyetini taşıdığına yönelik kuşku bulunmamaktadır. Yargılama sürecine katkıda bulunan işlemler ya da faaliyetler nedeniyle Devletin sorumlu tutulmasında da, bu sorumluluğun denetiminin aynı yargı düzeni içinde yapılması ve yargısal nitelikli bir işlemin idari yargı denetimi dışında tutulması gerektiğinden; Nevşehir 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 17/09/2020 tarih ve 2020/1039 D. İş sayılı kararı nedeniyle haksız ve fazladan tutuklu kalındığından bahisle uğranıldığı ileri sürülen maddi ve manevi tazminatın ödenmesi istemiyle açılan davanın görüm ve çözümünde, 5271 sayılı Kanun'un 141. ve 142. maddeleri uyarınca adli yargı yerinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır.Nitekim Uyuşmazlık Mahkemesinin 26/02/2018 tarih ve E:2018/32, K:2018/97 sayılı kararı da bu yöndedir....."9. İstanbul 4. İdare Mahkemesince 2247 sayılı Kanun'un 19. maddesi uyarınca görevli yargı yerinin belirlenmesi için dava dosyaları Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmiştir.III. İLGİLİ HUKUK10. 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu’nun “Amaç ve kapsam” başlıklı 1. maddesi şöyledir: “Bu Kanunun amacı, infaz hâkimliklerinin kuruluş, görev, çalışma esas ve usullerini düzenlemektir.(Değişik ikinci fıkra:14/4/2020-7242/1 md.) Bu Kanun, ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde bulunan hükümlü ve tutuklular hakkında yapılan işlemlere veya bunlarla ilgili faaliyetlere ya da Cumhuriyet savcısının ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin verdiği kararlara yönelik şikâyetleri incelemek ve karara bağlamak, ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin hâkim veya mahkeme tarafından verilmesi gerekli kararları almak, işleri yapmak ve kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirmek üzere kurulan infaz hâkimliklerine ilişkin hükümleri kapsar.(Mülga üçüncü fıkra: 2/7/2018 – KHK/700/133 md.)”11. 4675 sayılı Kanun'un “İnfaz Hâkimliklerinin Görevleri” başlıklı 4. maddesinin ilgili kısımları şöyledir: “ İnfaz hâkimliklerinin görevleri şunlardır:...2. Hükümlülerin cezalarının infazı, müşahadeye tâbi tutulmaları, açık cezaevlerine ayrılmaları, izin, sevk, nakil ve tahliyeleri; tutukluların sevk ve tahliyeleri gibi işlem veya faaliyetlere ilişkin şikâyetleri incelemek ve karara bağlamak.3. Hükümlü ve tutuklular hakkında alınan disiplin tedbirleri ve verilen disiplin cezalarının kanun, veya diğer mevzuat hükümlerine aykırı olduğu iddiasıyla yapılan şikâyetleri incelemek ve karara bağlamak..."12. 4675 sayılı Kanun'un “İnfaz hâkimliğine şikâyet ve usulü” başlıklı 5. maddesi şöyledir:"Ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde hükümlü ve tutuklular hakkında yapılan işlemler veya bunlarla ilgili faaliyetlerin ya da Cumhuriyet savcısının ceza ve güvenlik
Esas No : 2025/255 Karar No: 2025/434
tedbirlerinin infazına ilişkin verdiği kararların kanun veya diğer mevzuat hükümlerine aykırı olduğu gerekçesiyle bu karar, işlem veya faaliyetlerin öğrenildiği tarihten itibaren onbeş gün, herhalde yapıldığı tarihten itibaren otuz gün içinde şikâyet yoluyla infaz hâkimliğine başvurulabilir.Şikâyet, dilekçe ile doğrudan doğruya infaz hâkimliğine yapılabileceği gibi; Cumhuriyet başsavcılığı veya ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürlüğü aracılığıyla da yapılabilir. İnfaz hâkimliği dışında yapılan başvurular hemen ve en geç üç gün içinde infaz hâkimliğine gönderilir. Sözlü yapılan şikâyet, tutanağa bağlanır ve bir sureti başvurana verilir.Şikâyet yoluna, kendisi ile ilgili olmak kaydıyla hükümlü veya tutuklu ya da eşi, anası, babası, ayırt etme gücüne sahip çocuğu veya kardeşi, müdafii, kanunî temsilcisi veya ceza infaz kurumu ve tutukevi izleme kurulu başvurabilir.Şikâyet yoluna başvurulması, verilen kararın, yapılan işlem veya faaliyetin yerine getirilmesini durdurmaz. Ancak, infaz hâkimi giderilmesi güç veya imkansız sonuçların doğması ve karar, işlem veya faaliyetin açıkça hukuka aykırı olması koşullarının birlikte gerçekleşmesi durumunda karar, işlem veya faaliyetin ertelenmesine veya durdurulmasına karar verebilir."13. 4675 sayılı Kanun'un “İnfaz Hâkimliğince Şikâyet Üzerine Verilen Kararlar” başlıklı 6. maddesi şöyledir: "Şikâyet başvurusu, 5 inci maddede yazılı sürenin geçmesinden sonra veya infaz hâkimliğinin görev ve yetki alanı dışında kalan bir karar, işlem veya faaliyete karşı ya da başvuru hakkı olmayan kimselerce yapılmışsa infaz hâkimi, başvuru dilekçesini esasa girmeden reddeder; şikâyet başvurusu başka bir yargı merciinin görevi içerisinde ise o mercie gönderir.Şikâyet başvurusu üzerine infaz hâkimi, duruşma yapmaksızın dosya üzerinden bir hafta içinde karar verir; ancak, gerek gördüğünde karar vermeden önce şikâyet konusu işlem veya faaliyet hakkında re’sen araştırma yapabilir ve ilgililerden bilgi ve belge isteyebilir; ayrıca ceza infaz kurumu ve tutukevi ile ilgili Cumhuriyet savcısının da yazılı görüşünü alır. (Ek cümleler: 22/7/2010 - 6008/5 md.) Disiplin cezasına karşı yapılan şikâyet üzerine infaz hâkimi, hükümlü veya tutuklunun savunmasını aldıktan ve talep edilen diğer delilleri toplayıp değerlendirdikten sonra kararını verir. Hükümlü veya tutuklu, savunmasını, hazır bulunmak ve vekaletnamesini ibraz etmek koşuluyla avukatıyla birlikte veya avukatı aracılığıyla yapabilir. İnfaz hâkimi gerekli görmesi durumunda hükümlü veya tutuklunun savunmasını ceza infaz kurumunda da alabilir.İnfaz hâkimi, inceleme sonunda şikâyeti yerinde görmezse reddine; yerinde görürse, verilen kararın veya yapılan işlemin iptaline ya da faaliyetin durdurulmasına veya ertelenmesine karar verir.İnfaz hâkimi, bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre inceleme ve işlemlerini yürütür ve kararını verir.(Değişik beşinci fıkra:14/4/2020-7242/6 md.) İnfaz hâkiminin kararlarına karşı şikâyetçi veya ilgili Cumhuriyet savcısı tarafından, tebliğden itibaren yedi gün içinde Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre itiraz yoluna gidilebilir. Kanunlarda infaz hâkiminin onayına tabi olduğu belirtilen hususlarda da bu hüküm uygulanır.[7]İtiraz, infaz hakimliğinin yargı çevresinde bulunduğu ağır ceza mahkemesine (…)[8] yapılır. İnfaz hâkimi aynı zamanda bu mahkemenin üyesi olduğu takdirde itirazla ilgili karara katılamaz."
Esas No : 2025/255 Karar No: 2025/434
IV. İNCELEME VE GEREKÇEA. İlk İnceleme14. Uyuşmazlık Mahkemesinin Rıdvan GÜLEÇ'in Başkanlığında, Üyeler Nilgün TAŞ, Doğan AĞIRMAN, Eyüp SARICALAR, Ahmet ARSLAN, Mahmut BALLI ve Bilal ÇALIŞKAN’ın katılımlarıyla yapılan 16/06/2025 tarihli toplantısında; 2247 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre, İdare Mahkemesince, anılan Kanun'un 19. maddesine göre başvuruda bulunulmuş olduğu, Mahkemece idari yargı dosyasının ekinde adli yargı dosyası ile birlikte Uyuşmazlık Mahkemesine gönderildiği ve usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından, görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.B. Esasın İncelenmesi15. Raportör-Savcı Dr. Berrak YILMAZ'ın, davanın çözümünde adli yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan, ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ ve Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın davada adli yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:16. Dava, davacının hükümlü olarak bulunduğu, Ceza ve İnfaz Kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokmak suçundan, hakkında verilen 11 gün hücre cezası nedeniyle uğradığını ileri sürdüğü manevi zararların tazmini istemiyle açılmıştır.17. Anayasa'nın "Başlangıç" kısmında öngörülen “Kuvvetler ayrımı” ilkesi ile yargı ile ilgili 9. ve 138. maddeleri dikkate alındığında, bağımsız bir erk olan yargının yargılama faaliyeti ile ilgili işlemlerinin, Anayasa'nın 125. maddesinde öngörülen “idari işlemler” kapsamında değerlendirilmesi mümkün olmayıp, bu “yargısal işlemler” nedeniyle idari yargı yoluna başvurulabilmesine imkan yoktur. Esasen bu durum, kuvvetler ayrılığı ilkesinin tabii bir sonucudur. Hakim ve Cumhuriyet Savcılarıyla adliye personelinin yargılamadaki fonksiyonu geniş çerçevede bir kamu hizmeti olarak değerlendirilse de, somut olarak, ifa edilen yargı faaliyetinin bir parçası olduğunda ve yargısal işlem mahiyetini taşıdığında kuşku bulunmamaktadır. Yargılama sürecine katkıda bulunan işlemler ya da faaliyetler nedeniyle Devletin sorumlu tutulmasında da, bu sorumluluğun denetiminin aynı yargı düzeni içinde yapılması ve yargısal nitelikli bir işlemin idari yargı denetimi dışında tutulması gerekmektedir.18. Olayda; davacı vasisinin iddiası, yukarıda hükümlerine yer verilen 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu’nun 4. maddesinde yer alan "...Hükümlülerin cezalarının infazı .... Hükümlü ve tutuklular hakkında alınan disiplin tedbirleri ve verilen disiplin cezalarının kanun, veya diğer mevzuat hükümlerine aykırı olduğu... gibi işlem ve faaliyetlere” ilişkin olup, bu şikayetleri incelemenin ve karara bağlamanın İnfaz Hâkimliğinin görevinde olduğu düzenlemesine istinaden, bu konulardaki şikayetlere bakmakla adli yargı yerinin görevli olduğu belirlendiğinden, aynı şikayetten kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemli davalara da adli yargı yerinde bakılacağı, ancak, Uyuşmazlık Mahkemesinin adli yargı içerisinde hangi yargı merciinin bu davalara bakmakla görevli olduğu hususunda karar verme yetkisi bulunmadığı gözetildiğinde, bu belirlemenin ilgili yargı kolunun kendi içerisinde yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Esas No : 2025/255 Karar No: 2025/434
19. Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak, İstanbul 4. İdare Mahkemesinin başvurusunun kabulü ile, İstanbul Anadolu 26. Ağır Ceza Mahkemesinin 23/09/2024 tarih ve E.2024/37, K.2024/5 sayılı görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir.V. HÜKÜMAçıklanan gerekçelerle; A. Davanın çözümünde ADLİ YARGININ GÖREVLİ OLDUĞUNA, B. İstanbul 4. İdare Mahkemesinin BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile, İstanbul Anadolu 26. Ağır Ceza Mahkemesinin 23/09/2024 tarih ve E.2024/37, K.2024/5 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA,16/06/2025 tarihinde, OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Üye
Rıdvan
Nilgün
Doğan
Eyüp
GÜLEÇ
TAŞ
AĞIRMAN
SARICALAR
Üye
Üye
Üye
Ahmet
Mahmut
Bilal
ARSLAN
BALLI
ÇALIŞKAN