T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/267KARAR NO: 2025/446
KARAR TR: 07/07/2025 ÖZET: 5510 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 01/10/2008 tarihinden önce (01/09/2000 tarihinde) işe başlayan 5434 sayılı Kanun'a tabi 4/c hizmeti bulunan ve bu kapsamda maluliyet aylığı alan davacının tedavisi için satın almak zorunda kaldığı "k. 100 mg flakon" isimli ilaç bedellerinin, yasal faizi ile birlikte davalı idareden tahsili istemiyle açılan davanın, İDARİ YARGI YERİNDE görülmesi gerektiği hk.K A R A R Davacı: Ö. D.
Vekili: Av. B. U.
, Av. E. A.
Davalı: Sosyal Güvenlik Kurumu BaşkanlığıVekili: Av. G. Y.
I. DAVA KONUSU OLAY1. Davacı vekili, müvekkilinin, rahatsızlığı olan "C71.9-Beyin Malign Neoplazma" tanısının tedavisinde kullanılan "k. 100 mg flakon" isimli ilacın, hastalığın tedavisinde olumlu cevap verdiğinin kendisini takip eden hekim tarafından onaylanması üzerine endikasyon dışı ilaç başvurusunda bulunduğunu, bu talebinin reddi üzerine Ankara 7. İdare Mahkemesinin 2021/149 esasında açılan davada, yürütmenin durdurulmasına karar verildiğini, bu karar göz önüne alınarak ilacın teminine yönelik gerekli işlemlerin yapılması ve geçmiş dönemlerde ilacın temini için yapılan harcamaların iade edilmesine yönelik 17/03/2021 tarihli başvurunun cevap verilmemek suretiyle zımnen reddedildiğini, işlemin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek; iptali ve ödenen ilaç bedellerinin yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle idari yargı yerinde dava açmıştır.II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİN BAŞVURU SÜRECİA. İdari Yargıda2. Ankara 6. İdare Mahkemesi 01/07/2021 tarih ve E.2021/981, K.2021/1267 sayılı kararı ile, ilaç temini için yapılan harcamaların davalı idarece ödenmemesinden kaynaklanan uyuşmazlığın görüm ve çözümünde, 5510 sayılı Kanun'un 101. maddesi uyarınca adli yargı yerinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş, istinaf yoluna başvurulmaması üzerine bu karar kesinleşmiştir. Kararın ilgili kısımları şöyledir:"...Dava dosyasının incelenmesinden, davacı tarafından, rahatsızlığı olan "C71.9-Beyin Malign Neoplazma" tanısının tedavisinde kullanılan "k. 100 MG FLAKON" isimli ilacın, hastalığın tedavisinde olumlu cevap verdiğinin kendisini takip eden hekim tarafından onaylanması üzerine endikasyon dışı ilaç başvurusunda bulunduğu, bu talebinin reddi üzerine Ankara 7. İdare Mahkemesi'nin 2021/149 esasında açılan davada yürütmenin durdurulmasına karar verildiği, bu karar göz önüne alınarak ilacın teminine yönelik gerekli işlemlerin yapılması ve geçmiş dönemlerde ilacın temini için yapılan harcamaların iade edilmesine yönelik 17.03.2021 tarihli başvurunun cevap verilmemek suretiyle zımnen reddine ilişkin işlemin iptali ve ödenen ilaç bedellerinin yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.Yukarıda aktarılan Kanun maddelerine göre, 5510 sayılı Kanunun veya bu Kanuna
Esas No : 2025/267 Karar No: 2025/446
dayanılarak çıkarılan düzenleyici işlemlerin uygulanması sonucunda tesis edilen bireysel işlemlerden kaynaklanan uyuşmazlıkların görüm ve çözümünde iş mahkemesinin görevli olduğu hususunda duraksama bulunmamaktadır.Bu durumda, ilaç temini için yapılan harcamaların davalı idarece ödenmemesinden kaynaklanan uyuşmazlığın görüm ve çözümünde, 5510 sayılı Kanunun 101. maddesi uyarınca adli yargı yerinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır..."3. Davacı vekili bu kez aynı olay nedeniyle, müvekkilinin bugüne değin tedavisi için satın almak zorunda kaldığı "k. 100 mg flakon" isimli ilaç bedellerinden fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000 TL'lik kısmının ilaçların alım tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsili istemiyle adli yargı yerinde dava açmış; ıslah dilekçesiyle talep ettiği miktarı 218.000 TL ye çıkarmıştır. B. Adli Yargıda4. Ankara 41. İş Mahkemesi 06/07/2023 tarih ve E.2022/40, K.2023/289 sayılı kararı ile, uyuşmazlığın esasını inceleyerek; "Davanın kabulü ile; 218.000,00 TL ödenmiş ilaç bedelinin, kurum tarafından ödenmeyeceğinin beyan edildiği dolayısıyla temerrüt tarihi olan 10/06/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine", karar vermiş, bu karara karşı istinaf isteminde bulunulması üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi 09/12/2024 tarih ve E.2023/2064, K.2024/3347 sayılı kararı ile eksik inceleme nedeniyle, "Davalı SGK vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, Ankara 41. İş Mahkemesi'nin 2022/40 E., 2023/289 K. sayılı kararının HMK'nun 353/1-a-4 maddesi gereğince kaldırılmasına, Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine," karar vermiştir 5. Ankara 41. İş Mahkemesi 18/03/2025 tarih ve E.2025/41, K.2025/120 sayılı kararı ile, davacının 4/c kapsamında maluliyet aylığı aldığı, dolayısıyla 5510 sayılı Kanun'un 60/f maddesi uyarınca genel sağlık sigortalısı olduğu; 5510 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 01/10/2008 tarihinden önce 01/09/2000 tarihinde ilk defa 5434 sayılı Kanun'a tabi olarak çalıştığı, bu nedenle 5434 sayılı Kanun'dan kaynaklı davalarda adli yargının görevli olmadığı, davacının davasına bakma yetki ve görevinin idare mahkemelerine ait olduğu gerekçesiyle, HMK 114/1-b ve HMK 115/2 maddesi gereği usulden reddine karar vermiş, bu karar kesinleşmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"...Somut olayda eksik inceleme ile karar verilmiştir. Davacının sosyal güvenlik statüsünün belirlenmesi açısından sigorta sicil dosyası getirtilmemiştir. Uyap'tan yapılan incelemede 01/09/2000 tarihinden itibaren 5434 sayılı yasaya tabi (astsubay) olarak görev yaptığı anlaşılmakta olup, bu durumda davacı hakkında 5434 Sayılı Yasanın 102’nci maddesi kapsamında kurumca yapılan işlem nedeniyle doğan uyuşmazlıkta uyuşmazlığın çözümünde ne 506 sayılı Kanun ne de 5510 sayılı Kanun’un uygulama yeri bulunduğu, davacı yönünden Sosyal Güvenlik Kurumunca tesis edilen işlem ve yapacağı muamelelerin “idari işlem” ve “idari eylem” niteliğini korumaya devam edeceği, bu işlemlerden kaynaklanan uyuşmazlıkların idari yargının görevinde bulunduğu, ancak davacı tarafından daha önce idari yargıda açılan davanın görevsizlik kararı verilerek kesinleştiği, Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş Ve İşleyişi Hakkında Kanun'nun Yargı merciilerinin uyuşmazlık mahkemesine başvurmaları başlıklı 19. Maddesinin "Adli ve idari yargı mercilerinden birisinin kesin veya kesinleşmiş görevsizlik kararı üzerine kendisine gelen bir davayı incelemeye başlayan veya incelemekte olan bir yargı mercii davada görevsizlik kararı veren merciin görevli olduğu kanısına varırsa, gerekçeli bir karar ile görevli merciin belirtilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesine başvurur ve elindeki işin incelenmesini Uyuşmazlık Mahkemesinin karar vermesine değin erteler." hükmünü içerdiği anlaşıldığından, idari yargının görevli olduğu kanaati ile görevli merciin belirtilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesi'ne başvurulması gerekecektir.Bu nedenlerle öncelikle davacının sigorta sicil dosyasının getirtilmesi ve 01/09/2000
Esas No : 2025/267 Karar No: 2025/446
tarihinden itibaren 5434 sayılı yasaya tabi çalışmasının doğrulanması halinde yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmasına yönelik olarak ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir" denilmiştir.Somut olayda, davacının 4/c kapsamında maluliyet aylığı aldığı, dolayısıyla davacının 5510 sayılı kanunun 60/f maddesi uyarınca genel sağlık sigortalısı olduğu; ancak davacının, 5510 sayılı kanunun yürürlüğe girdiği 01.10.2008 tarihinden önce 01.09.2000 tarihinde ilk defa 5434 sayılı kanuna tabi olarak çalıştığı anlaşılmıştır. Davacının, 01.10.2008 tarihinden önce 5510 sayılı Kanun'un 4/1-(c) bendi kapsamında (5434 sayılı Kanun kapsamında) iştirakçi olduğu, Sosyal Güvenlik Kurumunca tesis edilen işlem ve yapacağı muamelelerin “idari işlem” ve “idari eylem” niteliğini korumaya devam edeceği ve uyuşmazlığın idari yargının görev alanına girdiği gözetilerek 6100 sayılı HMK'nın 114/1-b maddesine göre dava şartı olan "yargı yolunun caiz olmaması" nedeniyle USULDEN REDDİNE karar verilmesi gerekmiştir.Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının davasının usulden reddine karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:1.Davacının 4/c kapsamında maluliyet aylığı aldığı, dolayısıyla davacının 5510 sayılı kanunun 60/f maddesi uyarınca genel sağlık sigortalısı olduğu; ancak davacının, 5510 sayılı kanunun yürürlüğe girdiği 01.10.2008 tarihinden önce 01.09.2000 tarihinde ilk defa 5434 sayılı kanuna tabi olarak çalıştığı, bu nedenle 5434 sayılı kanundan kaynaklı davalarda adli yargının görevli olmadığı, davacının davasına bakma yetki ve görevinin İDARE MAHKEMELERİNE ait olmakla HMK 114/1-b ve HMK 115/2 maddesi gereği USULDEN REDDİNE..."6. Davacı vekilinin, 2247 sayılı Kanun’un 14. maddesine göre doğduğunu öne sürdüğü olumsuz görev uyuşmazlığının giderilmesi istemiyle başvurması üzerine, Ankara 41. İş Mahkemesince adli yargı dava dosyası ve idari yargı dava dosyasına esas Uyap çıktıları Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmiştir.III. İLGİLİ HUKUKA. Mevzuat7. T.C Anayasası’nın "F. Uyuşmazlık Mahkemesi" başlıklı 158. maddesinin son fıkrası şöyledir: “Diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesi arasındaki görev uyuşmazlıklarında, Anayasa Mahkemesi’nin kararı esas alınır.” 8. 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'nun Ek 83. maddesi şöyledir:"(Ek: 17/4/2008-5754/75 md.)Kendi isteği ile emekliye ayrılan, ancak daha sonra Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından hizmet süresinin eksik olduğu veya gerekli yaş şartını henüz haiz olmadığı tespit olunanlardan; emeklilik veya malûllük aylığı alınan süresi, eksik hizmet süresinden veya yaş şartının yerine getirilmesi için tamamlanması gereken süreden fazla olanların emeklilik işlemi iptal edilmez. Bunların en son aylık ödenen tarihten eksik hizmet süresi veya yaş şartının yerine getirilmesi için tamamlanması gereken süre kadar geriye gidilerek, bu dönemde kendilerine ödenen emeklilik veya yaşlılık aylıkları borç çıkarılır. Çıkarılan borç ve bu borca ilişkin faiz ile borç çıkarılan süreye ait kesenek ve kurum karşılıkları, ilgili kurum bütçesinin personel ödeneklerinden Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına ödenir. Bu şekilde ilave olarak kesenek ve kurum karşılığı ödenen süreler için ilgililere ikramiye farkı ödenmez, ödenmiş olan ikramiyenin eksik hizmet süresine ilişkin kısmı geri alınmaz. Borç çıkarılan döneme ilişkin olarak ilgililer
Esas No : 2025/267 Karar No: 2025/446
adına Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından karşılanmış olan tedavi ve ilaç bedelleri de kurumları bütçelerinden Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına ödenir."9. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun "Amaç" başlıklı 1. maddesi şöyledir:
"Bu Kanunun amacı, sosyal sigortalar ile genel sağlık sigortası bakımından kişileri güvence altına almak; bu sigortalardan yararlanacak kişileri ve sağlanacak hakları, bu haklardan yararlanma şartları ile finansman ve karşılanma yöntemlerini belirlemek; sosyal sigortaların ve genel sağlık sigortasının işleyişi ile ilgili usûl ve esasları düzenlemektir."10. 5510 sayılı Kanun'un "Kapsam" başlıklı 2. maddesi şöyledir: "Bu Kanun; sosyal sigortalar ile genel sağlık sigortasından yararlanacak kişileri, işverenleri, sağlık hizmeti sunucularını, bu Kanunun uygulanması bakımından gerçek kişiler ile her türlü kamu ve özel hukuk tüzel kişilerini ve tüzel kişiliği olmayan diğer kurum ve kuruluşları kapsar." 11. 5510 sayılı Kanun'un "Sigortalı sayılanlar" başlıklı 4. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir: "(Değişik: 17/4/2008-5754/2 md.)Bu Kanunun kısa ve uzun vadeli sigorta kolları uygulaması bakımından,a) Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanlar,b) Köy ve mahalle muhtarları ile hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan ise;1) Ticarî kazanç veya serbest meslek kazancı nedeniyle gerçek veya basit usûlde gelirvergisi mükellefi olanlar,2) Gelir vergisinden muaf olup, esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı olanlar,3) Anonim şirketlerin yönetim kurulu üyesi olan ortakları, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin komandite ortakları, diğer şirket ve donatma iştiraklerinin ise tüm ortakları,4) Tarımsal faaliyette bulunanlar,c) Kamu idarelerinde;1) Bu maddenin birinci fıkrasının (a) bendine tabi olmayanlardan, kadro ve pozisyonlarda sürekli olarak çalışıp ilgili kanunlarında (a) bendi kapsamına girenler gibi sigortalı olması öngörülmemiş olanlar,2) Bu maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerine tabi olmayanlardan, sözleşmeli olarak çalışıp ilgili kanunlarında (a) bendi kapsamına girenler gibi sigortalı olması öngörülmemiş olanlar ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 86 ncı maddesi uyarınca açıktan vekil atananlar,sigortalı sayılırlar."12. 5510 sayılı Kanun'un "Uyuşmazlıkların çözüm yeri" başlıklı 101. maddesi şöyledir: "Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıklar iş mahkemelerinde görülür." 13. 5510 sayılı Kanun'un "5434 sayılı Kanuna ilişkin geçiş hükümleri" başlıklı geçici 4. maddesinin ikinci fıkrası şöyledir: "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce iştirakçiliği sona erenlerden tahsis talebinde bulunacaklar ile bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre tahsis talebinde bulunanlardan işlemleri devam edenler hakkında, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır."
Esas No : 2025/267 Karar No: 2025/446
B. Yargı Kararları14. 5510 sayılı Kanun'un iptali amacıyla açılan davada Anayasa Mahkemesi, 15/12/2006 tarih ve E.2006/111, K.2006/112 sayılı kararıyla, anılan Kanun'un birçok maddesi ile birlikte, bu Kanun'un yürürlük tarihinden önce 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine tabi olarak görev yapmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlilerini diğer sigortalılarla aynı sisteme tabi kılan başta 4/c maddesi hükümlerin iptaline karar vermiş; bu karardan sonra kabul edilen 17/04/2008 tarih ve 5754 sayılı Kanun'la 5510 sayılı Kanun'da düzenlemeler yapılmış ve anılan Kanun'a eklenen Geçici 1. ve Geçici 4. maddelerle, 5754 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 1 Ekim 2008 tarihinden önce 5510 sayılı Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında olanlar memurlar ile diğer kamu görevlileri ile bunların dul ve yetimleri hakkında, bu Kanun'la yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılacağı hüküm altına alınmıştır. 5754 sayılı Kanun'un bazı hükümlerinin iptali istemiyle açılan dava Anayasa Mahkemesinin 30/03/2011 tarih ve E.2008/56, K.2011/58 sayılı kararı ile reddedilmiştir. 15. 5510 sayılı Kanun'un 101. maddesinin iptali istemiyle açılan davada Anayasa Mahkemesinin 22/12/2011 tarih ve E.2010/65, K.2011/169 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir: “…5754 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden önce memur ve diğer kamu görevlisi olarak çalışmakta olanlar, evvelce olduğu gibi 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olacaklar ve bunların emeklileri bakımından da aynı Kanun hükümleri uygulanmaya devam edecek; ancak 5754 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden sonra memur ve diğer kamu görevlileri olarak çalışmaya başlayanlar ise 5510 sayılı Kanunun 4/c maddesi uyarınca, bu Kanun hükümlerine tabi sigortalı sayılacak ve haklarında 5434 sayılı Kanun değil, 5510 sayılı Kanun’un öngördüğü kural ve esaslar uygulanacak; ihtilaf halinde de adli yargı görevli bulunacaktır. 5754 sayılı Kanunun yürürlüğüyle birlikte, artık Sosyal Sigortacılık esasına göre faaliyet gösteren ve yaptığı, tesis ettiği işlem ve muameleler idari işlem sayılamayacak bir sosyal güvenlik kurumunun varlığından söz etmek gerekli bulunmaktadır. 5754 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden önce iştirakçisi sıfatıyla çalışmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile emekli sıfatıyla 5434 sayılı Kanun’a göre emekli, dul ve yetim aylığı almakta olanlar ve ayrıca memurlar ve diğer kamu görevlilerinden ileride emekliliğe hak kazanacaklar yönünden ise Sosyal Güvenlik Kurumu’nun tesis edeceği işlem ve yapacağı muameleler idari işlem niteliğini korumaya devam edecek, bunlara ilişkin ihtilaflarda da evvelce olduğu gibi idari yargı görevli olmaya devam edecektir. Bu bakımdan 5510 sayılı Kanunun yürürlüğünden sonra, prim esasına dayalı yeni sistemin içeriği ve Kanun kapsamındaki iş ve işlemlerin niteliği göz önünde bulundurulduğunda, itiraz konusu kuralla, yargılamanın bütünlüğü ve uzman mahkeme olması nedeniyle Kanun hükümlerinin uygulanması ile ortaya çıkan uyuşmazlıkların çözümünde iş mahkemelerinin görevlendirilmesinde Anayasa’ya aykırılık görülmemiştir. Ancak, yukarıda açıklandığı üzere 5754 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden önce statüde bulanan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile ilgili sosyal güvenlik mevzuatının uygulanmasından doğan idari işlem ve idari eylem niteliğindeki uyuşmazlıklarda idari yargının görevinin devam edeceği açıktır…"IV. İNCELEME VE GEREKÇEA. İlk İnceleme16. Uyuşmazlık Mahkemesinin Rıdvan GÜLEÇ'in Başkanlığında, Üyeler Nilgün TAŞ, Doğan AĞIRMAN, Eyüp SARICALAR, Ahmet ARSLAN, Mahmut BALLI ve Bilal ÇALIŞKAN'ın katılımlarıyla yapılan 07/07/2025 tarihli toplantısında; 2247 sayılı Kanun'un 27. maddesi gereğince yapılan incelemeye göre, adli ve idari yargı yerleri arasında anılan Kanun'un 14. maddesinde öngörülen biçimde olumsuz görev uyuşmazlığı doğduğu, adli yargı dosyasının ekinde, idari yargı dava dosyasına esas Uyap çıktıları ile birlikte 15. madde kapsamında davacı vekilinin istemi üzerine mahkemece Uyuşmazlık Mahkemesine gönderildiği ve usule ilişkin işlemlerde
Esas No : 2025/267 Karar No: 2025/446
herhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından, görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.B. Esasın İncelenmesi17. Raportör-Hâkim Şerife ÖZDOĞAN IŞIK'ın davanın çözümünde idari yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan, ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ ile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın davada idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:18. Dava, 5510 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 01/10/2008 tarihinden önce, 01/09/2000 tarihinde işe başlayan, 5510 sayılı Kanun'un 60/f maddesi uyarınca genel sağlık sigortalısı olup, 4/c kapsamında maluliyet aylığı alan davacının "Beyin Malign Neoplazma" tanısının, tedavisinde kullanılan "k. 100 mg flakon" isimli kullandığı ilaç bedellerinin yasal faizi ile birlikte davalı idareden tahsili istemiyle açılmıştır. 19. Dava dosyasının incelenmesinden, davacının 1999 yılında 8 gün 4/a hizmeti bulunduğu, idare mahkemesi dosyasındaki hizmet cetvelinde sadece bu 8 günlük 4/a hizmetinin göründüğü, buna karşılık UYAP kayıtlarında mevcut hizmet cetveli incelendiğinde 01/09/2000 tarihinde başlayan 9660 gün 4/c hizmeti bulunduğu ve 4/c kapsamında maluliyet aylığı aldığı, 5510 sayılı Kanun'un 60/f maddesi uyarınca genel sağlık sigortalısı olduğu dolayısıyla davacının, 5510 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 01/10/2008 tarihinden önce 01/09/2000 tarihinde ilk defa 5434 sayılı Kanun'a tabi olarak çalıştığı; davacının yaşamış olduğu rahatsızlıklar sebebiyle test yaptırmak amacıyla Selçuk Üniversitesi Hastanesi Acil Polikliniğine başvurduğu, yapılan testler sonucunda davacıya ''c71.9-beyin malign neoplazma'' tanısı konulduğu, hastalığın teşhisinin konmasıyla beraber davacının Hacettepe Üniversitesi Hastanesinde tedavisine başlandığı, hastalık tanısı konulmasından itibaren süregelen ilaç tedavileri, gereken iyileşmenin yeterli olmadığını gösterdiği ve bu bağlamda birlikte kullanılmak üzere "k. 100 mg flakon" isimli ilacın kullanımının gerektiği, bu sebeple ilacı satın aldığı, davacının bugüne değin tedavisi için satın almak zorunda kaldığı ilaç bedellerinin ödenmesi istemiyle dava açtığı anlaşılmıştır. 20. 31/05/2006 tarih ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanun'u 506, 1479, 2925, 2926 ve 5434 sayılı Kanun'lar kapsamındaki hizmet akdine göre ücretle çalışanlar (Sosyal Sigortalılar), kendi hesabına çalışanlar (Bağ-Kur’lular), tarımda kendi adına ve hesabına çalışanlar (Tarım Bağ-Kur’luları), tarım işlerinde ücretle çalışanlar, (Tarım sigortalıları), devlet memurları ve diğer kamu görevlilerini (Emekli Sandığı İştirakçileri), geçici maddelerle korunan haklar dışında, sosyal güvenlik ve sağlık hizmetleri yönünden yeni bir sisteme tabi tutmuş, beş farklı emeklilik rejimini aktüeryal olarak hak ve hükümlülükler yönünden tek bir sosyal güvenlik sistemi altında toplamıştır. 21. Yukarıda sözü edilen mevzuat hükümlerinin ve Anayasa Mahkemesi kararının birlikte değerlendirilmesinden, 5510 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden önce memur ve diğer kamu görevlisi olarak çalışmakta olanlar, daha önce olduğu üzere 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olacakları gibi bunların emeklilikleri bakımından da aynı Kanun hükümlerinin uygulanmasına devam edileceği; ancak, bu Kanun'un yürürlüğe girmesinden sonra memur ve diğer kamu görevlisi olarak çalışmaya başlayanların ise 5510 sayılı Kanun'un 4/c maddesi uyarınca, bu Kanun hükümlerine tabi sigortalı sayılacağı ve haklarında 5434 sayılı Kanun’un değil 5510 sayılı Kanun’un öngördüğü kural ve esasların uygulanacağı dolayısıyla ihtilafların da adli yargı yerinde çözümleneceği açıktır.22. Kaldı ki; T.C. Anayasası’nın 158. maddesindeki “…diğer mahkemelerle, Anayasa
Esas No : 2025/267 Karar No: 2025/446
Mahkemesi arasındaki görev uyuşmazlıklarında Anayasa Mahkemesi’nin kararı esas alınır.” hükmü uyarınca Anayasa Mahkemesi kararının bu uyuşmazlığın çözümünde esas alınacağı tartışmasızdır. 23. Bu durumda, 5510 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce iştirakçi sıfatıyla çalışmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile emekli sıfatıyla 5434 sayılı Kanun’a göre emekli, dul ve yetim aylığı almakta olanlar ve ayrıca memurlar ve diğer kamu görevlilerinden ileride emekliliğe hak kazanacaklar yönünden Sosyal Güvenlik Kurumunca tesis edilen işlem ve yapacağı muamelelerin “idari işlem” ve “idari eylem” niteliğini korumaya devam edeceği, dolayısıyla, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-a maddesinde belirtilen idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları kapsamında bulunan, 5754 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 sayılı Kanun'a tabi olarak çalışan, 01/09/2000 tarihinde işe başlayan 9660 gün 4/c hizmeti bulunan, 4/c kapsamında maluliyet aylığı alan davacı tarafından açılan davanın, görüm ve çözümünde idari yargı yerinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır.24. Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak, Ankara 6. İdare Mahkemesinin 01/07/2021 tarih ve E.2021/981, K.2021/1267 sayılı görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir.V. HÜKÜMAçıklanan gerekçelerle;A. Davanın çözümünde İDARİ YARGININ GÖREVLİ OLDUĞUNA, B. Ankara 6. İdare Mahkemesinin 01/07/2021 tarih ve E.2021/981, K.2021/1267 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 07/07/2025 tarihinde, OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Üye
Rıdvan
Nilgün
Doğan
Eyüp
GÜLEÇ
TAŞ
AĞIRMAN
SARICALAR
Üye
Üye
Üye
Ahmet
Mahmut
Bilal
ARSLAN
BALLI
ÇALIŞKAN