T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/282KARAR NO: 2025/364
KARAR TR: 16/06/2025 ÖZET: Adli yargı yerince verilen "davanın reddine" ilişkin karar, yargı yolu bakımından bir görevsizlik kararı niteliğinde olmadığı gibi, her iki yargı kolunda açılan davalarda "taraflar" ve "dava konuları" da aynı olmadığından, 2247 sayılı Kanun'un 14. maddesinde öngörülen koşulları taşımayan BAŞVURUNUN, aynı Kanun'un 27. maddesi uyarınca REDDİ gerektiği hk. K A R A R
Davacı (Adli Yargıda): H.Ö Vekili : Av. H.Ş Davacı (İdari Yargıda): ... Taahhüt İnşaat ve Turizm A.Ş.Vekili: Av. H.Ş Davalı: Maliye ve Hazine BakanlığıVekili: Av. S.G I. DAVA KONUSU OLAY1. DavacıH.Ö 'un vekili, müvekkilinin Trabzon ili, Ortahisar ilçesinde "Yüklenici-Müteahhit" olarak çalıştığını, İş Bitirme belgesine istinaden yörede güven kazandığını, ancak 30/01/2006 tarihinde Trabzon ilinde hakkında soruşturma yürütüldüğünü, Trabzon 1. Ağır Ceza Mahkemesine 01/05/2006 tarihinde dava açıldığını, yapılan kovuşturmada görevsizlik kararı verilerek dosyanın Erzurum Özel Yetkili 2. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildiğini, dosyada görev uyuşmazlığı bulunması nedeniyle, Yargıtay'a gidip döndüğünü, Erzurum Özel Yetkili 2. Ağır Ceza Mahkemesinin kararı ile dosyanın Trabzon 1. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilerek 2014/45 esasına kaydı yapıldığını, Mahkemesince yapılan yargılamanın 6 yıl sürdüğünü, zaman aşımı nedeniyle düşürülmesine karar verildiğini ileri sürerek, müvekkilinin ticari itibarının ve kişilik haklarının ceza yargılamasındaki dosya nedeniyle zedelendiğinden bahisle, 150.000 TL manevi, aynı gerekçeler ve konulan ihale yasağı yüzünden maddi kayıplarının karşılanması için 150.000 TL maddi tazminatın 10/07/2006 tarihi itibariyle yasal faizi ile birlikte davalı kurumdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ederek, adli yargı yerinde dava açmıştır.II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİN BAŞVURU SÜRECİA. Adli Yargıda2. Trabzon 3. Ağır Ceza Mahkemesi 28/04/2022 tarih ve E.2022/70, K.2022/197 sayılı kararı ile,H.Ö 'un maddi ve manevi tazminat taleplerine dayalı davanın "reddine" karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"...Davacı H.Ö vekilinin 08/07/2020 tarihli vermiş olduğu dilekçesi ile özetle; dosyamızın davacısı H.Ö 'un yüklenici-müteahhit olarak çalıştığını, 30.01.2006 tarihinde Trabzon ilinde yapılan soruşturma nedeniyle davacı ve pek çok sanık hakkında kamu davası açıldığını, yargılama esnasında müvekkili hakkında "ihale yasağı" getirilerek iş yapmasının
Esas
No : 2025/282Karar No : 2025/364
engellendiğini, yargılamanın çok uzun (14 yıldan fazla) sürdüğünü, bu sebeple adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, ihale yasağı nedeniyle büyük mağduriyetler yaşadığını beyan ederek şimdilik 150.000,00 TL maddi- 150.000,00 TL manevi tazminatın 10.07.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya verilmesini talep ederek Asliye Hukuk Mahkemesi'ne dava açtığı görülmüştür. Trabzon 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/665 Esas-2021/521 Karar sayılı ilamında açılan davanın 5271 sayılı CMK'nın 141. Ve 142. Maddeleri kapsamında kaldığı ve davacı hakkında ceza kovuşturmasının yargılama faaliyeti olduğu değerlendirilerek görevsizlik kararı verildiği, kararın kesinleşmesi üzerine davacı vekilinin Trabzon 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne vermiş olduğu 07/02/2022 tarihli dilekçe ile dosyanın görevli Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderilmesini talep ettiği, bunun üzerine dosyanın mahkememize gönderilerek yukarıdaki esas sırasına kaydedildiği anlaşılmıştır.Toplanan deliller bir bütün olarak incelendiğinde; her ne kadar davacı vekilinin dava dilekçesinde davacının uzun yargılama ve haksız yere davacı hakkında uygulanan ihale yasağı nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, davacının maddi kaybının olduğunu, bu sebeplerle ticari itibarının ve kişilik haklarının zedelendiğini beyan etmiş ise de; davacının dava dilekçesindeki belirttiği hususlar ile oluştuğunu iddia ettiği maddi ve manevi zararların tazmini taleplerinin 5271 sayılı CMK'nın 141. maddesi kapsamında bulunmadığı, 5271 sayılı CMK'nın 141. Maddesin de “suç soruşturması ve kovuşturması sırasında” gerçekleşen koruma tedbirlerindeki hukuka aykırılıklar yönünden bu kanun hükümlerine göre tazminat istenebileceği ve 5271 sayılı CMK'nın 141. Maddesinde düzenlenen aykırılıkların tahdidi şekilde sıralandığı, davacının uzun süren yargılama nedeniyle Anayasa Mahkemesi'ne başvuru hakkının bulunduğu, davacı hakkında haksız yere ihale yasağı getirilmesinin Kamu İhale Kanunu'ndan kaynaklanması sebebiyle davacının bu yöndeki hukuka aykırılıkların idari yargı görev alanında kaldığı ve bu mahkemeler önünde tazminat isteminde bulunulabileceğinden davacının davasının reddine karar verilmiştir.Davalı kurum kendisini vekille temsil ettirdiğinden, 05/08/2017 tarih ve 694 sayılı KHK'nin 144. maddesi ile eklenen, 5271 sayılı CMK'nun 142. maddesinin 9. fıkrasında belirtilen, tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan nisbî avukatlık ücreti ödeneceği ancak ödenecek miktarın tarifede sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olamayacağı nazara alınarak 10.250,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı kuruma verilmesine..." Bu karara karşı istinaf isteminde bulunulmuştur.3. Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi 24/11/2022 tarih ve E.2022/360, K.2022/1005 sayılı kararı ile, "...İlk derece mahkemesince "her ne kadar davacı vekilinin dava dilekçesinde davacının uzun yargılama ve haksız yere davacı hakkında uygulanan ihale yasağı nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, davacının maddi kaybının olduğunu, bu sebeplerle ticari itibarının ve kişilik haklarının zedelendiğini beyan etmiş ise de; davacının dava dilekçesindeki belirttiği hususlar ile oluştuğunu iddia ettiği maddi ve manevi zararların tazmini taleplerinin 5271 sayılı CMK'nın 141. maddesi kapsamında bulunmadığı, 5271 sayılı CMK'nın 141. Maddesinde “suç soruşturması ve kovuşturması sırasında” gerçekleşen koruma tedbirlerindeki hukuka aykırılıklar yönünden bu kanun hükümlerine göre tazminat istenebileceği ve 5271 sayılı CMK'nın 141. Maddesinde düzenlenen aykırılıkların tahdidi şekilde sıralandığı, davacının uzun süren yargılama nedeniyle Anayasa Mahkemesi'ne başvuru hakkının bulunduğu, davacı hakkında haksız yere ihale yasağı getirilmesinin Kamu İhale Kanunu'ndan kaynaklanması sebebiyle davacının bu yöndeki hukuka aykırılıkların idari yargı görev alanında kaldığı ve bu mahkemeler önünde tazminat isteminde bulunulabileceği " gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiştir.Trabzon 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2014/45 Esas nolu 2019/895 Karar nolu 20/12/2019 tarihli kararının kesinleşmediği, temyiz incelemesinde olduğu dosya kapsamından anlaşılmıştır.5271 sayılı CMK'da tazminat isteminin koşulları başlıklı 142/1. maddesinde yer alan "Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya
Esas
No : 2025/282Karar No : 2025/364
hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir" hükmü karşısında İlk derece mahkemesince Trabzon 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2014/45 Esas nolu 2019/895 Karar nolu 20/12/2019 tarihli kararının kesinleşmediğinden dolayı davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinin, gerekçesi itibariyle yanlış, sonucu itibariyle doğru olduğu anlaşılmış olup, Yapılan incelemeye, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmemiş olmakla usul ve yasaya uygun olan hükümlere karşı yapılan istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,Kararın bir örneğinin Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine,Kararın davacı vekiline ve bilgisi bakımından davalı vekiline tebliğine..." karar vermiştir.Bu karara karşı temyiz isteminde bulunulmuştur.4. Yargıtay 12. Ceza Dairesi 24/02/2025 tarih ve E.2023/3230, K.2025/1866 sayılı kararı ile, "...II. TEMYİZ SEBEPLERİDavacı vekilinin temyiz sebepleri; davacının yargılamaya konu eylemleri hakkında zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verildiğine, yargılamanın 14 yıl boyunca devam ettiğine, bu sürenin uzamasına davacının sebebiyet vermediğine, bu süre boyunca davacı hakkında ihaleye giriş yasağı konulmasının maddi ve manevi zarara neden olduğuna, mahkemece görevsizlik kararı yerine, davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğuna, uzun süreli yargılama nedeniyle tazminata hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.III. DAVANIN KONUSUİlk Derece Mahkemesince, tazminat talebinin dayanağı olan Trabzon 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/45 Esas – 2019/895 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının kamu kurum veya kuruluşlarının ihalesine fesat karıştırma suçundan yargılandığı, yargılama süresinde hakkında ihaleye giriş yasağı konulduğu, CMK'nın 141 ve devamı maddelerinde tazminat istenebilecek hususların tahdidi olarak düzenlendiği, davacı hakkındaki ihaleye giriş yasağının Kamu İhale Kanunundan kaynaklanan yasal bir uygulama olduğu, buna ilişkin idare aleyhine idari yargıda dava açılabileceği, uzun süreli yargılama nedeniyle ise Anayasa Mahkemesine başvuru hakkının olduğu, dava konusu taleplerin CMK'nın 141 ve devamı maddeleri kapsamında bulunmadığı gerekçesiyle yasal şartları oluşmadığından davanın reddine karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesince reddedilen davada, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.IV. GEREKÇE VE KARARYargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden CMK'nın 302/1. maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA..." şeklinde karar vermiş ve sonuç itibariyle Mahkeme kararı kesinleşmiştir.5. Davacı ... Taahhüt İnşaat ve Turizm Anonim Şirketi vekili, Trabzon 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/45 esas sayılı dosyada yapılan yargılama neticesinde düşme kararı verilmesi ve yargılamanın uzun sürmesi, işten yasaklanması nedeniyle uğranılan zararın tazmini talebi istemiyle, davalı idareye yapılan 12/12/2023 tarih ve 5360838 sayılı başvurunun cevap verilmeyerek zımnen reddedilmesine ilişkin işlem ile 30.000 TL maddi tazminatın ceza dosyasında ilk soruşturma tarihinden itibaren işleyecek amme alacaklarına uygulanan en yüksek faizle birlikte tarafına ödenmesi istemiyle idari yargı yerinde dava açmıştır.
Esas
No : 2025/282Karar No : 2025/364
B. İdari Yargıda6. Trabzon İdare Mahkemesi 22/02/2024 tarih ve E.2024/181, K.2024/229 sayılı kararı ile, davada, adli yargı yerinin görevli olduğu gerekçesiyle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15/1-a maddesi hükmü gereğince davanın görev yönünden reddine karar vermiş, bu karara karşı istinaf isteminde bulunulmuş, Samsun Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesi 31/05/2024 tarih ve E.2024/767, K.2024/859 sayılı kararı ile dava konusu miktarın (30.000,00 TL), otuz bir bin Türk lirasını geçmemesi nedeniyle mevzuat hükmü uyarınca İdare Mahkemesince her ne kadar kesin olarak karara bağlanmayarak istinaf yolu gösterilmiş ise de, verilen karar kesin olup, anılan karara karşı istinaf yoluna başvurulamayacağı gerekçesiyle, istinaf isteminin incelenmeksizin reddine karar vermiş, bu karar kesinleşmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"...Dava dosyasının incelenmesinden, Davacı şirketin, Trabzon 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/45 Esas Sayılı Dosyada Yapılan Yargılama Neticesinde Düşme Kararı Verilmesi ve Yargılamanın Uzun Sürmesi, İşten Yasaklanması Nedeniyle Uğranılan Zararın Tazmini Talebi istemiyle Davalı İdareye Yapılan 12.12.2023 Tarih ve 5360838 Sayılı başvurunun cevap verilmeyerek zımnen reddedilmesine ilişkin işlem ile 30.000,00 TL maddi tazminatın ceza dosyasında ilk soruşturma tarihinden itibaren işleyecek amme alacaklarına uygulanan en yüksek faizle birlikte tarafına ödenmesi istemiyle işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.Olayda, davacı iddiasının, " yukarıda hükümlerine yer verilen Anayasa’nın 36/1. maddesinde: “Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. …”;Anayasa’nın 141/4. maddesinde: “Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir.”;AİHS’in 6/1. maddesinde: “Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir. Hükümleri yer almaktadır. Adil yargılanma hakkı kapsamında yer alan “makul sürede yargılanma hakkı” gereğince, yargılamaların makul süre içinde yapılması gerekmektedir." konusuna ilişkin olup, bu şikayetleri incelemenin ve karara bağlamanın İş Mahkemesinin görevinde olduğu düzenlemesine istinaden, bu konulardaki şikayetlere bakmakla adli yargı yerinin görevli olduğu belirlenmiş olup, aynı şikayetten kaynaklanan tazminat istemli davalara da adli yargı yerinde bakılacağı sonucuna varıldığından, dava konusu uyuşmazlığın görüm ve çözümünün de adli yargı yerinde görülmesi gerekmektedir.Nitekim, Uyuşmazlık Mahkemesinin 16/09/2022 tarih ve Esas No:2022/290, Karar No:2022/444 sayılı kararı, 21/03/2022 tarih ve Esas No:2022/94, Karar No:2022/181 sayılı kararı, 20/06/2022 tarih ve Esas No:2022/281, Karar No:386 sayılı kararı, 15/05/2023 tarih ve Esas No:2022/648, Karar No:2023/358 sayılı kararları da bu yöndedir..."7. Adli yargı yerinde davacı olanH.Ö 'un vekilinin, 2247 sayılı Kanun’un 14. maddesine göre doğduğunu öne sürdüğü olumsuz görev uyuşmazlığının giderilmesi istemiyle başvurması üzerine, Trabzon 3. Ağır Ceza Mahkemesince dilekçe Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmiş, Mahkememizce dava dosyaları istenilmiş ve temin edilmiştir.III. İLGİLİ HUKUK8. Anayasa'nın "F. Uyuşmazlık Mahkemesi" başlıklı 158. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"Uyuşmazlık Mahkemesi adli ve idari yargı mercileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözümlemeye yetkilidir..."
Esas
No : 2025/282Karar No : 2025/364
9. 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun’un "Mahkemenin görevi" başlıklı 1. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:“Uyuşmazlık Mahkemesi; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile görevlendirilmiş, adli ve idari yargı mercileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözmeye yetkili ve bu kanunla kurulup görev yapan bağımsız bir yüksek mahkemedir.10. 2247 sayılı Kanun’un "Olumsuz görev uyuşmazlığı" başlıklı 14. maddesi şöyledir:“Olumsuz görev uyuşmazlığının bulunduğunun ileri sürülebilmesi için adli ve idari yargı mercilerinin tarafları, konusu ve sebebi aynı olan davada kendilerini görevsiz görmeleri ve bu yolda verdikleri kararların kesin veya kesinleşmiş olması gerekir.Bu uyuşmazlığın giderilmesi istemi, ancak davanın taraflarınca (…) ileri sürülebilir.”11. 2247 sayılı Kanun'un "İncelemede izlenecek sıra" başlıklı 27. maddesi şöyledir: "Uyuşmazlık Mahkemesi, uyuşmazlık çıkarmaya veya görev uyuşmazlıklarına ilişkin istemleri önce şekil ve süre açısından inceler; yöntemine uymayan veya süresi içinde ileri sürülmemiş istemleri reddeder." IV. İNCELEME VE GEREKÇE12. Uyuşmazlık Mahkemesinin Rıdvan GÜLEÇ'in Başkanlığında, Üyeler Nilgün TAŞ, Doğan AĞIRMAN, Eyüp SARICALAR, Ahmet ARSLAN, Mahmut BALLI ve Bilal ÇALIŞKAN’ın katılımlarıyla yapılan 16/06/2025 tarihli toplantısında; Raportör-Hakim Gülşen AKAR PEHLİVAN’ın, 2247 sayılı Kanun’da öngörülen koşulları taşımayan başvurunun reddi gerektiği yolundaki raporu ve dosyadaki belgeler okunduktan, ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ ile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın davada başvurunun reddi gerektiği yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:13. Başvurunun incelenebilmesi için 2247 sayılı Kanun'un 14. maddesinde öngörülen koşulların bulunması gerektiği tartışmasızdır.14. Mevzuat kısmında belirtilen düzenlemelere göre, davanın taraflarınca 14. madde kapsamında Uyuşmazlık Mahkemesine başvurulabilmesi için, adli ve idari yargı yerlerince, tarafları, konusu ve sebebi aynı olan davada yargı yolu bakımından verilmiş görevsizlik kararlarının bulunması ve bu kararların kesin veya kesinleşmiş olması gerekmektedir.15. Dava dosyalarının incelenmesinden, davacıH.Ö 'un vekili tarafından, müvekkilinin Trabzon ili Ortahisar ilçesinde "Yüklenici-Müteahhit" olarak çalıştığını, İş Bitirme belgesine istinaden yörede güven kazandığını ancak 30/01/2006 tarihinde Trabzon ilinde hakkında soruşturma yürütüldüğünü, Trabzon 1. Ağır Ceza Mahkemesine 01/05/2006 tarihinde dava açıldığını, yapılan kovuşturmada görevsizlik kararı verilerek dosyanın Erzurum Özel Yetkili 2. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildiğini, dosyada görev uyuşmazlığı bulunması nedeniyle Yargıtay'a gidip döndüğünü, Erzurum Özel Yetkili 2. Ağır Ceza Mahkemesinin kararı ile dosya Trabzon 1. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilerek 2014/45 esasına kaydı yapıldığını, Mahkemesince yapılan yargılamanın 6 yıl sürdüğünü, zaman aşımı nedeniyle düşürülmesine karar verildiğini ileri sürerek, müvekkilinin ticari itibarı ve kişilik haklarının ceza yargılamasındaki dosya nedeniyle zedelendiğinden bahisle, 150.000 TL manevi, aynı gerekçeler ve konulan ihale yasağı yüzünden maddi kayıplarının karşılanması
Esas
No : 2025/282Karar No : 2025/364
için 150.000 TL maddi tazminatın 10/07/2006 tarihi itibariyle yasal faizi ile birlikte davalı kurumdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesi istemiyle ilk olarak adli yargı yerinde dava açıldığı, adli yargı yerince, yukarıda sözü edilen gerekçeyle "davanın reddine" karar verildiği, bu kararın uyuşmazlığın çözümünde idari yargının görevli olduğuna yönelik bulunmadığı, diğer bir anlatımla yargı yolu bakımından bir görevsizlik kararı niteliğinde olmadığı görülmüş, ... Taah. İnş. ve Turz. A.Ş. Vekili tarafından idari yargı yerinde açılan davada ise, İdare Mahkemesince 2577 sayılı Kanun'un 15/1-a maddesi uyarınca görevsizlik kararı verildiği anlaşılmıştır.16. Görüldüğü üzere, idari yargı yerince yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesine karşılık adli yargı yeri kararının, idari yargı yerinin görevli olduğu gerekçesiyle verilmiş yargı yoluna ilişkin bir görevsizlik kararı niteliğinde olmadığı, uyuşmazlığın esasının incelenmesi suretiyle, davanın reddine yönelik olarak verilmiş bir karar olduğundan, adli yargı yerince verilmiş bir görevsizlik kararı bulunduğundan söz edilemeyecektir. 17. Diğer yandan, adli yargı yerinde açılan davada davacı olan H.Ö 'un maddi ve manevi tazminat isteminde bulunduğu, buna karşılık idari yargı yerinde açılan davada ise, davacının ... Taahhüt İnşaat ve Turizm A.Ş. olduğu ve sadece maddi tazminat isteminde bulunulduğu, dolayısıyla adli ve idari yargı yerlerinde açılan davalarda tarafların ve dava konularının da aynı olmadığı görülmektedir.18. Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak, 2247 sayılı Kanun'un 14. maddesinde öngörülen koşulları taşımayan başvurunun, aynı Kanun'un 27. maddesi uyarınca reddi gerekmiştir.V. HÜKÜMAçıklanan gerekçelerle;2247 sayılı Kanun'un 14. maddesinde öngörülen koşulları taşımayan BAŞVURUNUN, aynı Kanun'un 27. maddesi uyarınca REDDİNE,16/06/2025 tarihinde OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Üye
Rıdvan
Nilgün
Doğan
Eyüp
GÜLEÇ
TAŞ
AĞIRMAN
SARICALAR
Üye
Üye
Üye
Ahmet
Mahmut
Bilal
ARSLAN
BALLI
ÇALIŞKAN