T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/314KARAR NO: 2025/369
KARAR TR: 16/06/2025ÖZET: 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu uyarınca müteveffa babasından dolayı almakta olduğu yetim aylığının kesilmesine ilişkin işlemin iptali ile ödenmeyen aylıklar tutarının faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılan davanın, ADLİ YARGI YERİNDE görülmesi gerektiği hk.K A R A R
Davacı
: F. K.
Vekilleri
: Av. A. S. T.
Davalı
: Sosyal Güvenlik Kurumu BaşkanlığıVekili
: Av. B. S.
I. DAVA KONUSU OLAY1. Davacı vekili, müvekkilinin müteveffa babası H. K.
'dan dolayı 3/21469 tahsis numaralı dosyadan almakta olduğu yetim aylığının kesilmesine ilişkin işlemin kaldırılması istemiyle davalı idareye yapmış olduğu başvurunun reddine ilişkin 14/06/2016 tarih ve 60991618 sayılı Hizmet Akdiyle Çalışanlar Emeklilik Daire Başkanlığı işleminin iptali ve kesinti yapılan tarihten itibaren ödenmeyen aylıklar tutarının faiziyle birlikte davalı kurumdan tahsili istemiyle adli yargı yerinde dava açmıştır.II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİN BAŞVURU SÜRECİA. Adli Yargıda2. Kadirli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (İş Mahkemesi sıfatıyla) 24/02/2021 tarih ve E.2016/347, K.2021/124 sayılı kararı ile, davanın görüm ve çözümünde idari yargının görevli olduğu, 6100 sayılı Kanun'un 114/1-b ve 115/2 maddeleri uyarınca yargı yolunun caiz olmadığı gerekçesiyle, yargı yolu bakımından mahkemelerinin görevsizliğine karar vermiş ve bu karar istinaf edilmeksizin kesinleşmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"...Dava kurum işleminin iptali ve ödenmeyen aylıkların davacıya ödenmesi talebine ilişkindir.Hukuk Muhakemeleri Kanunu MADDE 115- "(1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır." hükmü mevcuttur. Yargı yolu ve görev kamu düzenine ilişkin olup mahkemeler tarafından resen dikkate alınır ve davanın her aşamasında değerlendirilebilir. Yargıtay 10 HD 2019/3025 E2019/4786 K sayılı içtihatı ile "Yukarıdaki açıklamalar ışığında yapılan değerlendirmeye göre; 5434 sayılı Kanun hükümlerince bağlanan davaya konu aylığın kesilmesi de 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olduğundan, uyuşmazlığın çözümünde 5510 sayılı Kanunun uygulama yeri bulunmamaktadır. Bu durumda sözü edilen 101’inci madde hükümlerine göre sınırlı yetki ile donatılmış iş mahkemesi görevli değildir.
Esas
No : 2025/314Karar No : 2025/369
Öte yandan; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2’nci maddesine göre kimler aleyhine idari yargıda dava açılabileceği açıklanmış olup, gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişileri hakkında idari yargı yerinde dava açılamayacağı ve dava konusu uyuşmazlığın çözümünde genel mahkemelerin görevli olduğu nazara alınmaksızın, işin esasına girilerek karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidirO halde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır." hükmü ve Yargıtay 10 HD 2017/1265 E ve 2019/4837 K sayılı içtihatı ile "Bu madde kapsamına girenlerin aylıklarının bağlanması, artırılması, azaltılması, kesilmesi, yeniden bağlanması, toptan ödemeleri, ilgi devamı, ihya ve borçlanmaları, diğer ödemeler ve yardımlar ile emeklilik ikramiyeleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır ve bu maddenin uygulanmasında mülga 2829 sayılı Kanun hükümleri ayrıca dikkate alınır…” hükmüne yer verilmiştir.İş Mahkemeleri, 5521 sayılı Kanun ile kurulmuş istisnai nitelikte özel mahkemelerdir. Davaya konu uyuşmazlık, dayanağı işlem ve olayların meydana geldiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan 5434 sayılı Kanun’dan kaynaklanmakta olup, görev alanına girmediğinden İş Mahkemelerinde çözümlenmesi mümkün değildir. Ne var ki; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2’nci maddesinde, kimler aleyhine idari yargıda dava açılabileceği açıklanmış olup, gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişileri hakkında idari yargı yerinde dava açılamayacağı hususu da gözetildiğinde ve dava konusu uyuşmazlığın çözümünde genel mahkemelerin görevli olduğu nazara alınmaksızın, yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir." içtihatı ve Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü 2015/541 E 2015/551 K ve 06/07/2015 tarihli kararında belirtildiği üzere "Bu durumda, 5510 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden önce iştirakçi sıfatıyla çalışmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile emekli sıfatıyla 5434 sayılı Kanuna göre emekli, dul ve yetim aylığı almakta olanlar ve ayrıca memurlar ve diğer kamu görevlilerinden ileride emekliliğe hak kazanacaklar yönünden Sosyal Güvenlik Kurumunca tesis edilen işlem ve yapacağı muamelelerin “idari işlem” ve “idari eylem” niteliğini korumaya devam edeceği, dolayısıyla, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2/1-a maddesinde belirtilen idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları kapsamında bulunan, 5754 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği tarihten önce, emekli sandığı iştirakçisi olan müteveffa babasından dolayı kendisine yetim aylığı bağlanan davacı tarafından, boşandığı eşiyle beraber yaşadığının tespiti neticesinde bağlanan yetim aylığının kesilmesi üzerine, söz konusu işlemin iptali ile birikmiş olan maaşının ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın, görüm ve çözümünün; gerek 5510 sayılı Yasanın 56.maddesinin, yürürlükten kaldırılan 5434 sayılı Yasanın 75.maddesinin genişletilmiş hali olması, Yasanın dava konusu olaya ilişkin 56.maddesinin son fıkrasının 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmesi; buna karşılık davacıya, 5434 sayılı Yasa hükümlerine göre, müteveffa babasından dolayı yetim aylığı bağlanması işleminin 5434 sayılı Yasa uyarınca tesis edilmesi hususları da gözetildiğinde, idari yargı yerinde görüleceği sonucuna varılmıştır." hükümleri göz önüne alınarak açılan davada yargı yolunun caiz olmadığı sonucu gözetilerek, görevli mahkemesinin Gaziantep İdare Mahkemesi olduğuna..."3. Davacı vekili, bu kez aynı istemle idari yargı yerinde dava açmıştır.B. İdari Yargıda4. Ankara 12. İdare Mahkemesi 31/12/2021 tarih ve E.2021/1356, K.2021/2369 sayılı kararı ile, dava konusu işlemin iptaline, davacının ödenmeyen yetim aylıklarının ödenmesi isteminin kabulüne ve ödenmeyen yetim aylıklarının başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine karar vermiş, kararın istinaf edilmesi üzerine, Ankara Bölge İdare Mahkemesi 11. İdari Dava Dairesi 12/09/2024 tarih ve E.2022/532, K.2024/2903 sayılı kararı ile, uyuşmazlığın çözümünün 5510 sayılı Kanun'un 101. maddesi uyarınca İş Mahkemelerine ait olduğu gerekçesiyle istinaf talebinin kabulüne, kararın kaldırılmasına, dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.
Esas
No : 2025/314Karar No : 2025/369
5. Ankara 12. İdare Mahkemesi 18/10/2024 tarih ve E.2024/1697, K.2024/1564 sayılı kararı ile, 2577 sayılı Kanun'un 15/1-(a) maddesi uyarınca davanın görev yönünden reddine karar vermiş, kararın istinaf edilmesi üzerine, Ankara Bölge İdare Mahkemesi 11. İdari Dava Dairesi 26/02/2025 tarih ve E.2025/300, K.2025/821 sayılı kararı ile istinaf başvurusunun reddine kesin olarak karar vermiş ve karar kesinleşmiştir. Görevsizlik kararının ilgili kısmı şöyledir:"...Dava dosyasının incelenmesinden, SSK emeklisi olan babasından dolayı yetim (ölüm) aylığı bağlanan davacının, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığından bahisle (ölüm) aylığının kesilmesi ve yersiz ödenen geçmişe dönük aylıklarının borç çıkarılmasına ilişkin 18.01.2019 tarihli işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı görülmektedir. Buna göre; davacıya, SSK emeklisi (5510/4-a maddesi kapsamında) olan babasından dolayı bağlanan aylığın kesilmesine karşı davalı idareye yaptığı itirazın reddi ile ödenmeyen aylıkların yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesi isteminden kaynaklanan uyuşmazlığın çözümünün, 5510 sayılı Kanunun 101. maddesi uyarınca İş Mahkemelerine ait olduğu dikkate alındığında, dava konusu uyuşmazlığın görevli adlî yargı yerinde çözümlenmesi gerektiğinden, davanın görev yönünden reddi gerektiği sonucuna varılmıştır..."6. Davacı vekilinin, 2247 sayılı Kanun’un 14. maddesine göre doğduğunu öne sürdüğü olumsuz görev uyuşmazlığının giderilmesi istemiyle başvurması üzerine, Ankara 12. İdare Mahkemesince dava dosyaları Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmiştir.III. İLGİLİ HUKUKA. Mevzuat7. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun "Gelir ve aylık bağlanmayacak haller" başlıklı 56. maddesi şöyledir:"(Değişik birinci fıkra: 17/4/2008-5754/36 md.) Ölen sigortalının hak sahiplerinden;a) Kendisinden aylık bağlanacak sigortalıyı veya gelir ya da aylık bağlanmış olan sigortalıyı kasten öldürdüğü veya öldürmeye teşebbüs ettiği veya bu Kanun gereğince sürekli iş göremez hale veya malûl duruma getirdiği,b) Kendisinden aylık bağlanacak sigortalıya veya gelir ya da aylık bağlanmamış olan sigortalıya veya hak sahibine karşı ağır bir suç işlediği veya bunlara karşı aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemesi nedeniyle ölüme bağlı bir tasarrufla mirasçılıktan çıkarıldıkları,hususunda kesinleşmiş yargı kararı bulunan kişilere gelir veya aylık ödenmez. Ödenmiş bulunan gelir ve aylıklar, 96 ncı madde hükümlerine göre geri alınır.Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96 ncı madde hükümlerine göre geri alınır."8. 5510 sayılı Kanun'un "Yersiz ödemelerin geri alınması" başlıklı 96. maddesi şöyledir: "Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler; a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden,b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra
Esas
No : 2025/314Karar No : 2025/369
yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan,itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır.Alacakların yersiz ödemelere mahsubu, en eski borçtan başlanarak borç aslına yapılır, kanunî faiz kalan borca uygulanır. Bu hüküm ilgili hak sahiplerinin muvafakat etmeleri kaydıyla, aynı dosyadan diğer bir hak sahibine yapılan yersiz ödemelere mahsubunda da uygulanır.Yersiz ödemenin gelir ve aylıklardan kesilmesinde, kesintinin başlayacağı ödeme dönemi başı itibarıyla kanunî faizi ile birlikte hesaplanan borç tutarı, gelir ve aylıktan % 25 oranında kesilmek suretiyle uygulanır.Yersiz ödemelerin tespiti ile geri alınmasına ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir." 9. 5510 sayılı Kanun'un "Uyuşmazlıkların çözüm yeri" başlıklı 101. maddesi şöyledir: "Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıklar iş mahkemelerinde görülür." 10. 5510 sayılı Kanun'un "Malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortasına ilişkin bazı geçiş hükümleri" başlıklı geçici 1. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları şöyledir: "(Değişik: 17/4/2008-5754/68 md.)Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ile 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında, 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu ve bu Kanunla mülga 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında kabul edilir.17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı, 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı kanunlara göre bağlanan veya hak kazanan; aylık, gelir ve diğer ödenekler ile 8/2/2006 tarihli ve 5454 sayılı Kanunun 1 inci maddesine göre ödenmekte olan ek ödemenin verilmesine devam edilir. Bu gelir ve aylıkların durum değişikliği nedeniyle artırılması, azaltılması, kesilmesi veya yeniden bağlanmasında, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan ilgili kanun hükümleri uygulanır."B. Yargı Kararı11. Uyuşmazlık Mahkemesinin 04/09/2012 tarihli E.2012/64, K.2012/83 sayılı kararında özetle; 5510 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce iştirakçi sıfatıyla çalışmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile emekli sıfatıyla 5434 sayılı Kanuna göre emekli, dul ve yetim aylığı almakta olanlar ve ayrıca memurlar ve diğer kamu görevlilerinden ileride emekliliğe hak kazanacaklar yönünden Sosyal Güvenlik Kurumunca tesis edilen işlem ve yapacağı muamelelerin “idari işlem” ve “idari eylem” niteliğini korumaya devam edeceği, dolayısıyla, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-a maddesinde belirtilen idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları kapsamında bulunan, emekli kamu personeli olan davacı tarafından açılan davanın, görüm ve çözümünün idari yargı yerinde görüleceği, 5510 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden sonra memur ve diğer kamu görevlisi olarak çalışmaya başlayanların ise aynı Kanun'un 4/c maddesi uyarınca, bu Kanun hükümlerine tabi sigortalı sayılacağı ve haklarında 5434 sayılı Kanun'un değil, 5510 sayılı Kanun'un öngördüğü kural ve esasların uygulanacağı, dolayısıyla ihtilafların da adli yargı yerinde çözümleneceği sonucuna varılmıştır.
Esas
No : 2025/314Karar No : 2025/369
IV. İNCELEME VE GEREKÇEA. İlk İnceleme12. Uyuşmazlık Mahkemesinin Rıdvan GÜLEÇ'in Başkanlığında, Üyeler Nilgün TAŞ, Doğan AĞIRMAN, Eyüp SARICALAR, Ahmet ARSLAN, Mahmut BALLI ve Bilal ÇALIŞKAN'ın katılımlarıyla yapılan 16/06/2025 tarihli toplantısında; 2247 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre, adli ve idari yargı yerleri arasında anılan Kanun’un 14. maddesinde öngörülen biçimde olumsuz görev uyuşmazlığı doğduğu, idari ve adli yargı dosyalarının 15. maddede belirtilen yönteme uygun olarak davacının istemi üzerine son görevsizlik kararını veren mahkemece Uyuşmazlık Mahkemesine gönderildiği ve usule ilişkin işlemlerde herhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından, görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.B. Esasın İncelenmesi13. Raportör-Hâkim Gülşen AKAR PEHLİVAN'ın davanın çözümünde adli yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan, ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ ile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın davada adli yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:14. Dava, vefat eden babasından dolayı yetim aylığı alan davacının, boşandığı eşiyle birlikte yaşadığının ve bu boşanmanın muvazaalı olduğunun tespit edildiğinden ve aylığının kesildiğinden bahisle, yetim aylığının kesilmesine karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı, Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Hizmet Akdiyle Çalışanlar Emeklilik Daire Başkanlığının 14/06/2016 tarih ve 60991618 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.15. 5510 sayılı Kanun'la 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu, 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu, 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanunu, 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu kapsamında bulunanlar, geçici maddelerle korunan haklar dışında, sosyal güvenlik ve sağlık hizmetleri yönünden yeni bir sisteme bağlı tutulmuş ve 5510 sayılı Kanun'un yürürlüğünden sonra göreve başlayanlar yönünden, prim esasına dayalı sigorta sistemine geçilmiştir. Bu sistemle, devlet memurları ve diğer kamu görevlileri, hizmet akdine göre ücretle çalışanlar, tarım işlerinde ücretle çalışanlar, kendi hesabına çalışanlar ve tarımda kendi hesabına çalışanları kapsayan beş farklı emeklilik rejimi, aktüeryal olarak hak ve yükümlülükler yönünden tek bir sosyal güvenlik sistemi altında toplanmıştır.16. Dosyanın incelenmesinden, davacı ile eski eşi Y. Ö.
'ın Kadirli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 04.01.2007 tarih ve E:2007/68, K:2007/244 sayılı kararı ile boşandığı, bu karar üzerine davacıya, 05.11.1967 tarihinde vefat eden babasından dolayı 506 sayılı Kanun hükümleri uyarınca 15.01.2007 tarihinden itibaren yetim aylığı bağlandığı, davacının boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığına ilişkin ihbar doğrultusunda yapılan inceleme neticesinde, 04.04.2016 tarih ve 2016/AG/40/İNC sayılı Osmaniye Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Raporu ile davacının boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığının tespit edildiğinden bahisle aylıklarının 01.10.2018 tarihinden itibaren kesilmesine karar verildiği, davacı tarafından bu karara karşı yapılan itirazın 14.06.2016 tarih ve 60991618 sayılı işlemle reddi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.17. Kanun koyucu tarafından geçici 1. madde ile 5510 sayılı Kanun’un yürürlüğünden
Esas
No : 2025/314Karar No : 2025/369
önce Sosyal Güvenlik Kanunları uygulanmak suretiyle hak sahiplerine bağlanan gelir veya aylıkların durum değişikliği sebebine bağlı olarak kesilmesi veya yeniden bağlanmasında, yine anılan hükümlerin esas alınması gerektiğinin benimsendiği anlaşılmaktadır. 5510 sayılı Kanun’un 56. maddesinin ikinci fıkrasındaki hükmün zaman bakımından uygulanması yönünden herhangi bir istisnai durumun söz konusu olmaması nedeniyle madde ile getirilen düzenleme 01/10/2008 tarihinden itibaren boşanılan eşle fiilî birliktelik söz konusu ise bağlanan aylığın kesilerek borç çıkarılması ve yersiz ödemeye ilişkin olarak 5510 sayılı Kanun’un 96. maddesine göre uygulama yapılmasının gerektiği ve bu Kanun'un 101. maddesindeki amir hüküm uyarınca bu Kanun'un uygulanmasından kaynaklanan uyuşmazlıkların görüm ve çözümünde adli yargının görevli bulunduğu sonucuna varılmıştır.18. Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak, Kadirli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin (İş Mahkemesi sıfatıyla) 24/02/2021 tarih ve E.2016/347, K.2021/124 sayılı görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir.V. HÜKÜMAçıklanan gerekçelerle;A. Davanın çözümünde ADLİ YARGININ GÖREVLİ OLDUĞUNA, B. Kadirli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin (İş Mahkemesi sıfatıyla) 24/02/2021 tarih ve E.2016/347, K.2021/124 GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA,
16/06/2025 tarihinde, OY BİRLİĞİYLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Üye
Rıdvan
Nilgün
Doğan
Eyüp
GÜLEÇ
TAŞ
AĞIRMAN
SARICALAR
Üye
Üye
Üye
Ahmet
Mahmut
Bilal
ARSLAN
BALLI
ÇALIŞKAN