T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/41KARAR NO: 2025/304
KARAR TR: 05/05/2025
ÖZET: Davalı şirket tarafından tahsil edilen belediye tüketim vergisinin 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu'nun 36. maddesi gereğince iadesi istemiyle özel hukuk tüzel kişisi aleyhine açılan davanın, ADLİ YARGI YERİNDE görülmesi gerektiği hk. K A R A R Davacı: Sağlık BakanlığıVekili: Av. E. Z.
Davalı: E. İ. A. Y. E. P. S. A.
Vekilleri: Av. G. K.
I. DAVA KONUSU OLAY1.Davacı vekili; davalı E. İ. A. Y. E. P. S. A. Ş.
tarafından kesilen elektrik faturalarına belediye tüketim vergisi yansıtıldığını, müvekkili kurumun, 2464 Sayılı Belediye Kanunu'nun 36. maddesi gereği vergiden muaf olduğunu, davalı tarafça bu kapsamda 26/02/2024 tarih ve 237706251 barkod sayılı yazı ile belediye tüketim vergisi yansıtılmış olan faturalara liste hazırlanarak sehven kesilen 17.414,30 TL vergi tutarının iadesi istemiyle adli yargı yerinde dava açmıştır.2. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davada görevli mahkemenin vergi mahkemeleri olduğunu, davanın öncelikle görevsizlik nedeniyle usulden reddi gerektiğini savunmuştur. II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİN BAŞVURU SÜRECİA. Adli Yargıda3. İstanbul Anadolu 17. Asliye Hukuk Mahkemesi 20/05/2024 tarih ve E.2024/154, K. 2024/140 saylı kararı ile, davanın yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle HMK'nın 114. maddesi gereğince usulden reddine karar vermiş, bu karara karşı istinaf isteminde bulunulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi 12/09/2024 tarih ve E.2024/2373, K.2024/2187 sayılı kararı ile, istinaf başvurusunun karar kesinlik sınırının altında kaldığından reddine kesin olarak karar vermiş ve kesinleşmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir: ''... Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 13.03.2018 tarih, 2017/3186 Esas, 2018/1821 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Yargı Yolu” başlıklı 125. maddesinin 1. fıkrası “İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır” hükmünü, son fıkrası ise “İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür” düzenlemesini içermektedir. İdarenin kusura dayanan sorumluluğu, uygulamada “hizmet kusuru” kavramı ile anlatılmaktadır. Hizmet kusurunun tam ve kapsamlı bir tanımını yapmak zor olmakla birlikte genel olarak doktrinde hizmet kusuru; idarenin ifa ile mükellef olduğu herhangi bir kamu hizmetinin kuruluşunda, düzenlenmesinde veya teşkilatında, bünyesinde, personelinde yahut işleyişinde bir takım aksaklık, hukuka aykırılık, bozukluk, düzensizlik, eksiklik, sakatlık veya ihmalin ortaya çıkması, şeklinde tanımlanmaktadır. Hukuk devleti ilkesi gereği faaliyetlerini hukuka uygun biçimde yürütmek zorunda olan idarenin, hukuka aykırı eylem yapması veya işlem tesis etmesi, kural olarak hizmet kusurudur. Anayasa'nın 125. maddesinde idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık
Esas No : 2025/41 Karar No: 2025/304
olduğu düzenlenmiştir ve idare kendi eylem ve işlemlerinden bir zarar meydana gelmişse bu zararı gidermekle yükümlüdür. Vergi mahkemeleri, idarenin vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarına ilişkin iptal ve tam yargı davalarına bakmakla görevli idari mahkemesidir. Vergi mahkemeleri idari yargı kolu içerisinde yer aldıklarından İdari Yargılama Usul Kanununda belirtilen esaslara göre yargılama yapar.Dosya kapsamında; Davacı yan fazla ödediğini iddia ettiği verginin iadesini istediğinden, öncelikle fazla ödediğini iddia ettiği vergiye ilişkin olarak tahsilatın dayanağı olan idari işlemin iptal edilerek terkini, sonrasında iadesi gerekmektedir. Bu nedenle huzurda görülen davayı görmede görevli mahkeme Vergi Mahkemeleri olduğu, buna göre davaya bakma görevinin idari yargıda olduğu anlaşıldığından davacının davasının yargı yolu nedeni ile HMK 114/1-b maddesi gereğince yargı yolundan reddine, mahkememizin görevsizliğine, İdari Yargının görevli olduğuna ...''4. Davacı vekili bu kez, aynı istemle idari yargı yerinde dava açmıştır.B. İdari Yargıda 5. İstanbul 13. Vergi Mahkemesi 14/11/2024 tarih ve E.2024/1948 sayılı kararı ile, uyuşmazlığın adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiğinden bahisle, 2247 sayılı Kanun'un 19. maddesi uyarınca görevli yargı yerinin belirlenmesi için Uyuşmazlık Mahkemesine başvurulmasına ve davanın incelenmesinin Uyuşmazlık Mahkemesince karar verilinceye kadar ertelenmesine karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"...Dava dosyasının incelenmesinden; sağlık kurumlarının tükettiği elektrik faturalarına yansıtılmış olan 17.414,30-TL belediye tüketim vergisinin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile iadesi istemiyle davacı (Sağlık Bakanlığı) tarafından İstanbul Anadolu 17. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2024/154 sayılı esasına kayden açılan davada, anılan Mahkemece 20/05/2024 tarih, E.2024/154, K.2024/140 sayılı karar ile uyuşmazlığın çözümünde idari yargının görevli olduğu gerekçesiyle, davanın, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddi üzerine yapılan istinaf başvurusunun İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nin 12/09/2024 tarih, E.2024/2373, K.2024/2187 sayılı kararı ile istinaf dilekçesinin (kesinlik sınırı altında kaldığından) reddine karar verildiği, sonrasında davacı tarafından (Sağlık Bakanlığı) aynı taleplerle bakılan iş bu davanın açıldığı anlaşılmıştır.İdari davalardan olan iptal ve tam yargı davalarında davalı daima idaredir. Bir başka deyişle, idari yargı yerinde açılan bir iptal ya da tam yargı davasına bakılabilmesi için, diğer dava koşullarının yanı sıra, davanın idare aleyhine açılmış olması gerekmekte; idari yargı yerinde gerçek kişiler aleyhine dava açılabilmesine hukuken olanak bulunmamaktadır.Bu durumda, davanın, ortada idarece kamu gücüne dayalı olarak ve idari usul ve esaslara göre re'sen ve tek yanlı biçimde tesis edilmiş bir işlem veya eyleminden dolayı hak ve menfaati ihlâl edilenler tarafından idare aleyhine açılmış 2577 sayılı Yasa'nın 2. maddesinde belirtilen davalardan biri olmayıp; davacı idare tarafından, davalı tarafa fazla ve yersiz olarak yapıldığı ileri sürülen ödemelerin davacı idareye iadesi istemiyle, gerçek kişi aleyhine açılan dava olması karşısında, idari yargının görevine giren bir dava bulunduğundan söz edilemeyeceğinden, idarenin, alacak istemiyle gerçek kişi aleyhine açtığı davanın, özel hukuk hükümleri çerçevesinde görüm ve çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu sonucuna ulaşılmıştır..."6. İstanbul 13. Vergi Mahkemesince 2247 sayılı Kanun’un 19. maddesi uyarınca görevli yargı yerinin belirlenmesi için dava dosyaları Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmiştir.
Esas No : 2025/41 Karar No: 2025/304
III. İLGİLİ HUKUK7. 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu'nun ''2. Elektrik ve havagazı tüketim vergisi'' üst başlığı altındaki ''Konu'' alt başlıklı 34. maddesi şöyledir:''Belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde elektrik ve havagazı tüketimi, Elektrik ve Havagazı Tüketim Vergisine tabidir.''8. 2464 sayılı Kanun'un ''istisnalar'' başlıklı 36. maddesi şöyledir:''Aşağıdaki yazılı yerlerde ve şekillerde tüketilen elektrik ve havagazı vergiden müstesnadır.1. Kazanç amacı gütmemek şartıyla işletilen; hastane, dispanser, klinik, sağlık ocağı ve merkezleri, rehabilitasyon, teşhis ve tedavi merkez ve kurumları, doğum ve çocuk bakımevleri, kreşler, sanatoryum, Prevantoryum gibi sağlık kuruluşları ile düşkünler evi, yetimhaneler, Çocuk Esirgeme Kurumu ve korunmaya muhtaç çocukları koruma birliklerine ait çocuk yurtları ve bunlara bağlı işyerleri gibi sosyal yardım kuruluşlarında,2. Dini hizmetlerin ifasına mahsus ve umuma açık bulunan cami, mescit, kilise ve havra gibi ibadethanelerde,3. Milletlerarası panayır, sergi ve fuarlarda, bunların giriş yerlerinde, mal teşhir edilen ve satılan pavyonlarda,4. Doğrudan doğruya elektrik ve havagazı üreten dağıtım ve istihsal müesseselerinde.''IV. İNCELEME VE GEREKÇEA. İlk İnceleme9. Uyuşmazlık Mahkemesinin Kenan YAŞAR'ın Başkanlığında, Üyeler Doğan AĞIRMAN, Eyüp SARICALAR, Muharrem ÜRGÜP, Ahmet ARSLAN, Mahmut BALLI ve Bilal ÇALIŞKAN’ın katılımlarıyla yapılan 05/05/2025 tarihli toplantısında; 2247 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre, Vergi Mahkemesince, anılan Kanun'un 19. maddesine göre başvuruda bulunulmuş olduğu, Mahkemece idari yargı dosyasının, ekinde adli yargı dosyası örneği ile birlikte Uyuşmazlık Mahkemesine gönderildiği ve usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından, görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.B. Esasın İncelenmesi 10. Raportör-Hakim Gülay DOĞAN'ın davanın çözümünde adli yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan, ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ'nin davada adli yargının, Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın ise davada idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:11. Dava; davalı şirket tarafından tahsil edilen belediye tüketim vergisinin, 2464 sayılı Kanun'un 36. maddesinde düzenlenen istisnalar içinde hastanelerin de bulunduğundan bahisle, davacı kurumun bu vergiden muaf tutulması gerektiği gerekçesiyle; Belediye Tüketim Vergisi yansıtılmış olan faturalara liste hazırlanarak sehven kesilen 17.414,30 TL vergi tutarının iade edilmesi istemiyle açılmıştır. 12. Enerjisa 1996 yılında kurulmuş olup; 2008 yılında Başkent EDAŞ'ın yüzde 100 hisselerinin blok satışı yöntemiyle gerçekleşen özelleştirme ihalesini kazanmış; 2009 yılında Başkent EDAŞ hisselerinin Enerjisa Elektrik Dağıtım A.Ş.'ye devrini gerçekleştirmiş; 2011 yılında Başkent Elektrik Dağıtım A.Ş.'nin marka dönüşümünü tamamlayarak faaliyetlerini Enerjisa
Esas No : 2025/41 Karar No: 2025/304
Başkent Elektrik Dağıtım A.Ş. adıyla sürdürmeye başlamış ve Enerjisa Enerji A.Ş.'nin kurulduğu çatı şirketi olan Enerjisa Enerji A.Ş. Bünyesindeki faaliyetlerini Enerjisa Başkent Elektrik Dağıtım A.Ş. adıyla sürdürmeye başlamış ve Enerjisa Enerji A.Ş.'nin kurulduğu; çatı şirketi olan Enerjisa Enerji A.Ş. bünyesindeki, Başkent Elektrik Dağıtım A.Ş., İstanbul Anadolu Yakası Elektrik Dağıtım A.Ş., Toroslar Elektrik Dağıtım A.Ş., Enerjisa Başkent Elektrik Perakende Satış A.Ş., E. İ. A. Y. E. P. S. A.
, Enerjisa Toroslar Elektrik Perakende Satış A.Ş. ile elektrik dağıtımını gerçekleştirmiştir. 13. Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olduğundan, görev konusunda taraflar için bir müktesep hak doğmayacağı; bu nedenle, yeni bir kanunla kabul edilen görev kurallarının, geçmişe de etkili olacağı, bilinen bir genel hukuk ilkesidir. 14. İdari yargıda husumet kamu düzenindendir ve kendisine karşı dava açılan davalı taraf, mutlaka idare olmalıdır. Yani idari davalarda, davalı her zaman idaredir. 15. Bu durumda davanın açıldığı tarihte davalı konumunda kamu kuruluşu niteliği taşımayan Enerjisa İstanbul Anadolu Yakası Elektrik Perakende Satış A.Ş.'nin olması karşısında; idari yargı yetkisi kapsamında açılmış bir idari dava bulunduğundan söz etmek olanaksız olduğundan uyuşmazlığın özel hukuk hükümlerine göre görüm ve çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır. 16. Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak, İstanbul 13. Vergi Mahkemesinin başvurusunun kabulü ile, İstanbul Anadolu 17. Asliye Hukuk Mahkemesinin 20/05/2024 tarih ve E.2024/154, K.2024/140 sayılı görevsizlik kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.V. HÜKÜMAçıklanan gerekçelerle;A. Davanın çözümünde ADLİ YARGININ GÖREVLİ OLDUĞUNA, B. İstanbul 13. Vergi Mahkemesinin BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile, İstanbul Anadolu 17. Asliye Hukuk Mahkemesinin 20/05/2024 tarih ve E.2024/154, K.2024/140 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 05/05/2025 tarihinde, Üye Ahmet ARSLAN'ın KARŞI OYU ve OY ÇOKLUĞU İLE KESİN OLARAK karar verildi.Başkan Vekili
Üye
Üye
Üye
Kenan
Doğan
Eyüp Muharrem
YAŞAR
AĞIRMAN
SARICALAR
ÜRGÜP
Üye
Üye
Üye
Ahmet
Mahmut
Bilal
ARSLAN
BALLIÇALIŞKAN
Esas No : 2025/41 Karar No: 2025/304
KARŞI OYDava, davacı tarafından E. İ. A. Y. E. P. S. A. Ş.
tarafından kesilen Elektrik Faturalarında Belediye Tüketim Vergisi yansıtıldığını, 2464 Sayılı Belediye Kanunu 36. maddesi gereğince vergiden müstesna olduğunu, davalı tarafa bu kapsamda 26/02/2024 tarih ve 237706251 barkod sayılı yazı ile kurumun muaf olduğu Belediye Tüketim Vergisi yansıtılmış olan faturalara liste hazırlanarak sehven kesilen 17.414,30 TL vergi tutarının iade edilmesi istemiyle açılmıştır.2577 sayılı Kanun'un 2.1.a maddesinde; İdarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları İdarî dava türleri arasında sayılmış olup, idare tarafından, bir kamu hizmetinin yürütülmesi dolayısıyla kamu gücü kullanılarak tek taraflı iradeyle tesis edilen kesin ve yürütülmesi zorunlu İdarî işlemlere karşı açılacak davalarda İdarî yargı yeri görevli bulunmaktadır.Elektrik enerjisine ilişkin faaliyetleri, temel olarak "üretim", "iletim", "dağıtım" ve "ticaret" başlıkları altında toplamak mümkündür. Hizmetin kesintiye uğramasının alternatif maliyetleri çok yüksek olduğu için bütün bu faaliyetlerin bir koordinasyon içinde yürütülmesi şarttır. Bu amaçla, 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ile, 2001 yılında kamu tüzel kişiliğini haiz, İdarî ve mali özerkliğe sahip ve bu Kanun ile kendisine verilen görevleri yerine getirmek, enerji piyasasını düzenlemek ve denetlemek üzere Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) kurulmuştur.Elektrik piyasası faaliyetleri, 4628 sayılı Kanun ve ilgili mevzuatında detaylı olarak düzenlenmiş, 4628 sayılı Kanun'un mülga 2. maddesi, elektrik piyasası faaliyetlerini: "piyasada faaliyet gösterecek tüzel kişilerin üretim, iletim, dağıtım, toptan satış, perakende satış, perakende satış hizmeti, ticaret, ithalat ve ihracat faaliyetleri" olarak sıralamıştır. Kanun'da elektrik enerjisi "iletim" faaliyetinin ancak tekel niteliğinde ve Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi tarafından yürütülebileceği düzenlenmiştir. Diğer faaliyetlerde ise, kamu tüzel kişilerinin yanında, özel hukuk tüzel kişilerinin de hizmetlerin yürütülmesine katılabileceği öngörülmüştür. Elektrik piyasası faaliyetlerinin yürütülmesinde kamu- özel ayrımı yapılmaksızın, kural olarak, lisans alınması zorunluluğu getirilmiştir. Belirtilen yaklaşım, 30/03/2013 tarih ve 28603 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ile de sürdürülmüştür.Bu itibarla, elektrik piyasası faaliyetlerinin, arz güvenliğini ve kamu hizmeti gerekliliklerini sağlayacak bir uyum içinde yürütülmesi için düzenleme, denetleme ve kolluk faaliyetlerinde bulunma işlevlerinin kamu gücüyle yerine getirildiği bir kamu hizmeti faaliyeti olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.Öte yandan, elektriğin kamu hizmeti özelliği, "dağıtım" faaliyeti açısından ele alındığında, 6446 sayılı Kanun'un "Dağıtım Faaliyeti" başlıklı 9. maddesi, dağıtım şirketlerinin lisanslarında belirtilen bölgelerdeki tesislerde yenileme, ikame ve kapasite artırım yatırımlarını yapma, dağıtım sistemine bağlı ve/veya bağlanacak olan tüm sistem kullanıcılarına, eşit taraflar arasında ayrım gözetmeksizin elektrik enerjisi dağıtımı ve bağlantı hizmeti sunma yükümlüğü getirmiştir. Kanun'da ve ilgili yönetmeliklerde "dağıtım" faaliyetini yerine getirecek işletmelerin uyması gereken yükümlülükler açıkça düzenlenmiştir.Elektrik dağıtım piyasasının en temel aktörü Türkiye Elektrik Dağıtım AŞ (TEDAŞ); tüzel kişiliğe sahip, özel hukuk hükümlerine tabi, faaliyetlerinde özerk ve sorumluluğu sermayesi ile sınırlı, elektrik dağıtımıyla, elektriğin tüketicilere perakende satışı ve tüketicilere perakende hizmeti verilmesiyle iştigal eden bir iktisadi devlet teşekkülüdür. Doğal tekel niteliğindeki elektrik dağıtım faaliyeti 4628 sayılı Kanun öncesinde TEDAŞ tarafından gerçekleştirilmekte iken, 4628 sayılı Kanun uyarınca, dağıtım sektörünün, EPDK tarafından verilen dağıtım lisanslarıyla bölgesel tekeller olarak işletilmesi öngörülmüştür. 17/03/2004 tarihinde Yüksek Planlama Kurulu'nun 2004/3 sayılı kararıyla onaylanarak yürürlüğe giren "Elektrik Enerjisi Sektörü Reformu ve Özelleştirme Stratejisi Belgesi" (Strateji Belgesi) ile elektrik dağıtım ve üretim alanları için
Esas No : 2025/41 Karar No: 2025/304
özelleştirme girişimi başlatılarak özelleştirme uygulamalarına dağıtım sektöründen başlanacağı belirtilmiş; Strateji Belgesi'ndeki eylem planına uygun olarak Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun 02/04/2004 tarihli ve 2004/22 sayılı kararıyla TEDAŞ özelleştirme programına alınmıştır. Bu kapsamda, söz konusu Yüksek Planlama Kurulu kararı ekinde yer alan dağıtım bölgelerinin şirketleştirilmesinin tamamlanarak TEDAŞ'ın hissedarı olduğu ve dağıtım ve perakende satış hizmeti yürüten 20 dağıtım şirketi oluşturulmuştur. 4628 sayılı Kanun'un 14.2. maddesinde yer verilen, "TEDAŞ'ın faaliyet alanında yer alan ve dağıtım faaliyeti için gerekli olan işletme ve varlıklar üzerinde, mülkiyeti saklı kalmak kaydı ile TEDAŞ ile belirlenen dağıtım bölgelerinde faaliyet göstermek üzere kurulan elektrik dağıtım şirketleri arasında işletme hakkı devir sözleşmesi düzenlenebilir." kuralı uyarınca, TEDAŞ ile % 100 hisselerine sahip olduğu 20 elektrik dağıtım şirketi arasında dağıtım varlıklarının işletilmesine yönelik İdarî sözleşme niteliğine sahip "İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi" imzalanmış ve Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun 07/11/2005 tarihli ve 2005/125 sayılı kararıyla da; sermayesinin % 100'ü TEDAŞ'a ait olan ve elektrik dağıtım bölgelerinde dağıtım lisansı ile TEDAŞ'ın uhdesinde bulunan dağıtım sisteminin işletme hakkına sahip olan veya ileride sahip olacak dağıtım şirketlerinin hisselerinin blok olarak satış yöntemi ile özelleştirilmesine karar verilmiştir.Öte yandan, 14/02/2018 günlü, 30332 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. Ana Statüsünün 5. maddesinde, TEDAŞ'ın tüzel kişiliğe sahip faaliyetlerinde özerk ve sorumluluğu sermayesiyle sınırlı bir iktisadi devlet teşekkülü olduğu hükmüne yer verilmiştir.Dağıtım bölgelerinin özelleştirilmesinde "İşletme Hakkı Devri"ne dayalı olarak uygulanan "Hisse Satış Modeli"ne göre yatırımcı, özelleştirilen dağıtım şirketinin bulunduğu bölgedeki elektrik dağıtım lisansına sahip tek şirket olmaktadır. Yatırımcı ayrıca, işletme hakkı çerçevesinde vereceği hizmeti ve üstlendiği yükümlülükleri, 4628 sayılı Kanun ve ilgili alt düzenlemeler uyarınca ve EPDK'nın denetimi altında gerçekleştirmektedir.Her ne kadar davalı şirketin özel hukuk tüzel kişisi ve dava konusu işlemlerin de özel hukuk işlemi olduğu ifade edilmişse de, özel faaliyetler için söz konusu olamayacak üstün ayrıcalıklara sahip olan, yükümlülükler rejimine tabi tutulan ve sorumluluğu ile denetimi son tahlilde bir kamu otoritesi tarafından üstlenilen kamu hizmeti niteliğindeki elektrik dağıtım faaliyetini yürüten davalı şirket ile davacı arasındaki ilişkinin ticari bir ilişki olarak değerlendirilemeyeceği, bu kapsamda kamu gücü kullanılarak tek yanlı irade açıklamasıyla tesis edilen dava konusu işlemlerin yargısal denetimini yapma görevinin idari yargı merciine ait olduğu açıktır.Bu itibarla, davacı tarafından fazla ödediğini iddia ettiği verginin iadesini istediği başvurunun reddine ilişkin işlemden doğan uyuşmazlığın çözümünün idari yargının görevinde bulunduğu sonucuna ulaşıldığından, uyuşmazlığın çözümünde adli yargıyı görevli kabul eden çoğunluğun kararına katılmıyorum.Üye
Ahmet ARSLAN