T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİESAS NO : 2025/434KARAR NO: 2026/25
KARAR TR: 12/01/2026 ÖZET: OHAL KHK kapsamında kapatılan özel hastane bünyesinde hemşire olarak görev yapan davacıya kıdem tazminatı ve mahrum kaldığı ücret alacaklarının ödenmesi için yapılan başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davanın 675 sayılı KHK'nın 16. maddesinin 4. fıkrası kapsamında İDARİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.
K A R A RDavacı
: A. T.
Vekili
: Av. M. A. S.
Davalı
: Hazine ve Maliye BakanlığıVekili
: Av. C. D.
I. DAVA KONUSU OLAY1. Davacı vekili, müvekkilinin 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler Hakkında Kanun Hükmünde Kararname kapsamında kapatılan ve taşınır-taşınmazları ile her türlü mal varlığı ve yükümlülükleri Hazine ve Maliye Bakanlığına devredilen Turgut Özal Üniversitesi SUAM Hastanesi bünyesinde 09/04/2008 – 23/07/2016 tarihleri arasında hemşire olarak çalışmakta iken, iş akdinin kurumun kapatılmasıyla 23/07/2016 tarihinde sona erdiğini, iş akdinin sonlanması üzerine işçilik alacaklarının ödenmesi için yaptığı başvurunun Ankara Valiliği Defterdarlık KHK İşlemleri İl Bürosunun 12/06/2021 tarihli cevabı ile sonuçsuz bırakıldığını ileri sürerek, anılan dönemdeki çalışmasından kaynaklı şimdilik 200 TL kıdem tazminatı, 100 TL ihbar tazminatı, 50 TL maaş alacağı ve 50 TL yıllık izin ücreti alacağının fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, kıdem ve maaş alacağı yönünden iş akdinin fesih tarihinden, ihbar ve yıllık izin alacağı yönünden ise temerrüt tarihinden itibaren uygulanacak faizleri ile birlikte tahsiline karar verilmesi istemiyle 03/11/2021 tarihinde adli yargı yerinde dava açmıştır.II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİN BAŞVURU SÜRECİA. Adli Yargıda2. Ankara 30. İş Mahkemesi 27/09/2022 tarih ve E.2021/736, K.2022/590 sayılı kararı ile, davanın kısmen kabulü ve kısmen reddine karar vermiş, bu karara karşı istinaf isteminde bulunulmuştur.3. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi 10/10/2024 tarih ve E.2022/4574, K.2024/2422 sayılı kararı ile, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine kesin olarak karar vermiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının ilgili kısımları şöyledir :"...Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; idari yargının görevli olduğunu, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde Turgut Özal Üniversitesi'nin 667 Sayılı KHK ile kapatılmış olması ve 675 Sayılı KHK md. 16/3 gereğince 17.08.2016 tarihi dahil bu tarihten sonra açılan davalarda 670 Sayılı KHK'nın 5. Maddesi gereğince dava şartı yokluğundan davanın reddi yönünde karar verilmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Esas No : 2025/434 Karar No: 2026/25
...GEREKÇE :6100 sayılı HMK'nın 353.maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;675 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin, dava ve takip usulü başlıklı 16. maddesinde:“(1) 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanalları ile bunların sahibi gerçek veya tüzel kişiler aleyhine 17/8/2016 tarihinden önce açılan davalar ile bu kapsamda Hazine ile Vakıflar Genel Müdürlüğüne husumet yöneltilen davalarda mahkemelerce, 15/8/2016 tarihli ve 670 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 5. maddesi uyarınca dava şartı yokluğu sebebiyle red kararı verilir. Bu kararlar duruşma günü beklenmeksizin dosya üzerinden kesin olarak verilir ve davacılara resen tebliğ edilir. Tarafların yaptığı yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır.(2) 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanalları ile bunların sahibi gerçek veya tüzel kişiler aleyhine 17/8/2016 tarihinden önce başlatılan icra ve iflas takipleri ile bu kapsamda Hazine ile Vakıflar Genel Müdürlüğüne husumet yöneltilen takipler hakkında icra müdürlüklerince, 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5. maddesi uyarınca düşme kararı verilir. Bu kararlar dosya üzerinden kesin olarak verilir ve takip alacaklısına resen tebliğ edilir. Tarafların yaptığı takip giderleri kendi üzerlerinde bırakılır.(3) 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanalları ile bunların sahibi gerçek veya tüzel kişiler veya kapatılma ya da resen terkin üzerine Maliye Bakanlığı ile Vakıflar Genel Müdürlüğü aleyhine 17/8/2016 tarihi dahil bu tarihten sonra açılan davalar ile icra ve iflas takipleri hakkında 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5 inci maddesi gereğince dava veya takip şartının bulunmaması sebebiyle davanın reddine veya takibin düşmesine karar verilir.(4) Birinci ve ikinci fıkralar uyarınca verilen kararlarda davacı veya alacaklının 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5. maddesinde belirtilen usule uygun olarak ilgili idari makama, tebliğ tarihinden itibaren otuz günlük hak düşürücü süre içinde başvurabileceği belirtilir. İdari başvuru üzerine idari merci tarafından verilecek karar aleyhine idari yargıda dava açılabilir. İdari yargının verdiği karar kesin olup, uyuşmazlık adli yargıda hiçbir şekilde dava konusu yapılamaz.” hükmü düzenlenmiştir.Aynı Hüküm 08.03.2018 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7082 sayılı OHAL Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında KHK'nin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 16. maddesi ile aynen kabul edilerek Kanun hükmü haline getirilmiştir.Davacının çalıştığı Turgut Özal Üniversitesi hastanesi işyerinin 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kapatıldığı, 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 5. maddesi uyarınca işlem tesis edildiği anlaşılmaktadır. Belirtilen nedenlerle, mahkemece 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 16. maddesi uyarınca 17.08.2016 tarihinden sonra açılan davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur(Emsal nitelikli kararlar ; Yargıtay (kapatılan) 22. Hukuk Dairesi’nin 16.06.2020 tarih ve 2017/30232 Esas, 2020/6770 Karar sayılı; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.09.2021 tarih ve 2017/4-1342 Esas, 2021/1027 Karar sayılı; Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 23.01.2024 tarih ve 2023/17045 Esas, 2024/834 Karar sayılı; Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 10.01.2024 tarih ve 2023/19022 Esas 2024/164 Karar sayılı kararları).Davalı tarafın arabuluculuk ilk toplantısına katılmamasına dair mazereti kapsamındavekalet ücreti ve diğer yargılama giderlerine hükmedilmiştir.Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile kamu düzenine aykırılık hususları dikkate alındığında, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile davanın dava
Esas No : 2025/434 Karar No: 2026/25
şartı yokluğundan usulden reddi bakımından 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının aşağıdaki şekilde kaldırılmasına ve yeniden hüküm kurulması gerektiği kanaat ve sonucuna varılmıştır.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;A)Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nun 353-(1) b) 2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,Davanın dava şartı yokluğu nedeni ile USULDEN REDDİNE, ..."4. Davacı vekili bu kez, Ankara Valiliği Defterdarlık KHK işlemleri İl Bürosunun verdiği 12/06/2021 tarih ve E-21310999-010.99(010.99)-362601 nolu idari işlemin iptali istemiyle 18/12/2024 tarihinde idari yargı yerinde dava açmıştır.B. İdari Yargıda5. Ankara 17. İdare Mahkemesi 23/01/2025 tarih ve E.2024/2115 sayılı kararı ile, uyuşmazlığın çözüm yerinin adli yargı olduğu gerekçesiyle, 2247 sayılı Kanun'un 19. maddesi uyarınca görevli yargı yerinin belirlenmesi için dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine ve dosya incelemesinin bu konuda Uyuşmazlık Mahkemesince karar verilinceye kadar ertelenmesine karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"...506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 2. maddesinde; "Bir hizmet akdine dayanarak bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılanlar bu kanuna göre sigortalı sayılırlar …" kuralı; 134. maddesinde de; "Bu kanunun uygulanmasından doğan uyuşmazlıklar, yetkili iş mahkemelerinde veya bu davalara bakmakla görevli mahkemelerde görülür" kuralı yer almış olup, 506 sayılı Kanun hükümleri 01/10/2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 106. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.5510 sayılı Kanun'un 3. maddesinde ise; kısa ve/veya uzun vadeli sigorta kolları bakımından adına prim ödenmesi gereken veya kendi adına prim ödemesi gereken kişi sigortalı olarak tanımlanmış, 79. madde ile başlayan Dördüncü Kısmında, primlere ilişkin hükümlere yer verilmiş, 101. maddesinde de, "Bu kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, bu kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıklar İş Mahkemelerinde görülür" düzenlemesine yer verilmiştir. Öte yandan, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 1. maddesinde; Kanun'un amacının, işverenler ile bir iş sözleşmesine dayanarak çalıştırılan işçilerin çalışma şartları ve çalışma ortamına ilişkin hak ve sorumluluklarını düzenlemek olduğu belirtilmiş; bakılan davanın da konusunu oluşturan "İş Sözleşmesi, Türleri ve Feshi" hususuna Kanun'un 8. maddesi ve devamında, kıdem tazminatı, ücretli izin, bildirim süresinden kaynaklanan yükümlülük ve haklara ilişkin hususlara ise Kanun'un değişik maddelerinde yer verilmiştir.5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 1. maddesinde ise; "İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle (o kanunun değiştirilen ikinci maddesinin Ç, D ve E fıkralarında istisna edilen işlerde çalışanlar hariç) işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya iş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesi ile görevli olarak lüzum görülen yerlerde iş mahkemeleri kurulur. Bu mahkemeler: B) İşçi Sigortaları Kurumu ile sigortalılar veya yerine kaim olan hak sahipleri arasındaki uyuşmazlıklardan doğan itiraz ve davalara da bakarlar. ..." hükmüne yer verilmiştir.Dava dosyasının incelenmesinden, davacının Turgut Özal Üniversitesi SUAM Hastanesinde hemşire olarak çalışmakta iken söz konusu hastanenin 667 sayılı KHK ile kapatıldığı, iş yerinin kapatılması nedeniyle 23.07.20216 tarihinde hiçbir işçilik alacağı ve özlük haklarını alamadan işten çıkarıldığı, işçilik alacaklarının iadesi istemiyle Ankara 30. İş Mahkemesinin 2021/736 Esas sayılı dosyasında dava açıldığı, ve davanın kabulüne karar verildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesinin 2022/4574 esas sayılı kararı ile ''dava şartı'' bulunmaması nedeniyle kararın kaldırılarak davanın usulden reddine kesin olarak karar verilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Esas No : 2025/434 Karar No: 2026/25
Olayda, iş akdi nedeniyle işçilik alacaklarının ödenmesinin istendiği, davacının çalışma sürelerine ilişkin kıdem ihbar tazminatı ödenmesi isteminden doğan uyuşmazlıklara ilişkin davalarda çıkarılan yargı yolu (görev) uyuşmazlıkları üzerine Uyuşmazlık Mahkemesi tarafından, davacı ile idare arasında bir hizmet ilişkisi kurulduğu, talep edilen ihbar tazminatının İş Kanunu'ndan kaynaklanan haklardan olduğu dikkate alındığında, uyuşmazlığın özel hukuk hükümlerine göre görüm ve çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu yönünde verilmiş olan kesin nitelikte çok sayıda kararın bulunduğu, 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun'un 1, 16, 21 ve 25. maddeleri gereği adli ve idari yargı mercileri arasında görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözmeye yetkili olan Uyuşmazlık Mahkemesi'nin süreklilik (yargısal içtihat) arz eden bu kararlarının bakılan davada da dikkate alınması gerektiği anlaşılmaktadır. Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ile dava dosyası bir bütün halinde değerlendirildiğinde; davacı ile davalı idare arasında geçici bir hizmet ilişkisi kurulduğu, talep edilen ihbar tazminatı, yıllık izin alacağı, maaş, kıdem tazminatının İş Kanunu'ndan kaynaklanan haklardan olduğu dikkate alındığında, uyuşmazlığın özel hukuk hükümlerine göre görüm ve çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu sonucuna varılmaktadır.Bu durumda, HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI aleyhine açılan bu davanın adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna ulaşıldığından, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesinin 2022/4574 sayılı dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine ilişkin kararının kaldırılması için dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesi'ne gönderilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.Öte yandan, benzer bir uyuşmazlıkta çıkarılan görev uyuşmazlığı üzerine, davanın adli yargı merciinin görevinde olduğuna dair Uyuşmazlık Mahkemesinin 25/03/2019 günlü ve E:2019/107, K:2019/193 sayılı kararı da bu yöndedir..."6. Ankara 17. İdare Mahkemesince, 2247 sayılı Kanun'un 19. maddesi uyarınca görevli yargı yerinin belirlenmesi için adli yargı dava dosyasının sureti ve idari yargı dava dosyasının aslı Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmiştir.III. İLGİLİ HUKUK7. 7091 sayılı Kanun ile Kanunlaşan, 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin "Devir işlemlerine ilişkin tedbirler" başlıklı 5. maddesi şöyledir: "(1) 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan Kanun Hükmünde Kararnameler gereğince kapatılan ve Vakıflar Genel Müdürlüğüne veya Hazineye devredilen kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanallarının her türlütaşınır, taşınmaz, malvarlığı, alacak ve hakları ile belge ve evraklarının (devralınan varlık); her türlü tespit işlemini yapmaya, kapsamını belirlemeye, idare etmeye, avans dahil her türlü alacak, senet, çek ve diğer kıymetli evraka ilişkin olarak dava ve icra takibi ile diğer her türlü işlemi yapmaya, devralınan varlıklarla ilgili olup kanaat getirici defter, kayıt ve belgelerle tevsik edilen borç ve yükümlülükleri tespite ve hiçbir şekilde devralınan varlıkların değerini geçmemesi, ek mali külfet getirmemesi, kefaletten doğmaması ve Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ/PDY)’ne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olmayan kişilerle gerçek mal veya hizmet ilişkisine dayanması şartıyla bu varlıkların değerlendirilmesi suretiyle bunları uygun bir takvim dahilinde ödemeye, kapatılan kurum ve kuruluşların taahhüt ve garanti ettiği ancak vermediği mal ve hizmet bedellerinin ödemesini durdurmaya veya ödemeye, tahsili mümkün olmadığı anlaşılan veya tahsilinde ve takibinde yarar bulunmayan hak ve alacaklar ile taahhüt ve garantilerin tahsilinden vazgeçmeye, her türlü sulh işlemini yapmaya, devralınan varlıklarla ilişkili kredi veya gerçek bir mal veya hizmet ilişkisine dayanan borçlar nedeniyle konulmuş ve daha önce kaldırılmış takyidatları kredinin veya borcun ödenebilmesini sağlamak amacıyla kaldırıldığı andaki koşullarla tekrar koydurmaya ve ihyaya, menkul rehinleri dikkate almaya, devralınan varlıklara konulan takyidatların sınırlarını belirlemeye ve kaldırmaya, finansal
Esas No : 2025/434 Karar No: 2026/25
kiralama dahil sözleşmelerin feshine veya devamına karar vermeye, devralınan varlıkların idaresi, değerlendirilmesi, elden çıkarılması için gerekli her türlü tedbiri almaya, gerektiğinde devralınan varlıkların tasfiyesi veya satışı amacıyla uygun görülen kamu kurum ve kuruluşlarına devretmeye, devir kapsamında olmadığı belirlenen varlıkları iadeye, kapatılanların gerçek kişiye ait olması halinde devralınacak varlıkların kapsamını belirlemeye, tereddütleri gidermeye, uygulamaları yönlendirmeye, bütün bu işlemleri yapmak amacıyla usul ve esasları belirlemeye, vakıflar yönünden Vakıflar Genel Müdürlüğü, diğerleri yönünden Maliye Bakanlığı yetkilidir.(2) Bu madde kapsamında devralınan varlıklardan nakit ve diğer hazır değerler emanet, diğer varlıklar ise nazım hesaplarda izlenir. Nazım hesaplarda izlenen varlıklardan elden çıkarılanların tutarı emanet hesaplarına alınır. Ödenmesine karar verilen borçlar bu emanetlerden ödenerek kalan tutar bütçeye gelir kaydedilir.(3) Kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanallarının bağlı oldukları şirketlerin faaliyetleri sonlandırılarak ticari sicil kayıtları resen terkin edilir. Bunların devralınan varlıkları dışındaki varlıkları da Hazineye bedelsiz devredilmiş sayılır. Bu durumda şirketlere daha önce atanmış kayyımlar tasfiye memuru olarak görevlendirilebilir veya bu şirketlere tasfiye memuru atanabilir. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye ve birinci fıkrada yer alan hususları bu şekilde devralınan varlıklar için de uygulamaya Maliye Bakanlığı yetkilidir.(4) Birinci fıkra kapsamında tespite konu edilebilecek borç ve yükümlülüklere ilişkin olarak hak iddiasında bulunanlarca bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altmış günlük hak düşürücü süre içerisinde ilgili idaresine kanaat getirici defter, kayıt ve belgelerle müracaat edilir. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra yapılacak kapatma işlemlerinde ise altmış günlük süre kapatma tarihinden itibaren başlar.(5) Borçların ödenmesinde; malvarlığının aynından doğan vergi borçları, rehinli alacaklar, çalışanların sigorta primleri, kamu idarelerine ödenmesi gereken vergi, resim, harç, fon kesintisi, pay gibi borçlar, enerji, iletişim ve su kullanım borçları, çeşidine bakılmaksızın beşyüz Türk Lirasını geçmeyen borçlar ve diğerleri şeklinde sıralama esas alınır.(6) 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümleri gereğince kapatılan vakıflara ait olup mülkiyetleri Vakıflar Genel Müdürlüğüne intikal eden taşınmazlar üzerinde bulunan eğitim tesisleri kamu kurum ve kuruluşlarına bedelsiz, özel hukuk tüzel kişilerine ise bedeli karşılığında tahsis edilebilir.(7) Kamu kurum ve kuruluşları, gerçek ve tüzel kişiler ile tüzel kişiliği olmayan kuruluşlar bu madde kapsamında istenilecek bilgi ve belgeleri onbeş gün içerisinde vermek zorundadır. Bu çerçevede talepte bulunulanlar özel kanunlarda yazılı hükümleri ileri sürerek bilgi ve belge vermekten kaçınamazlar."8. 7082 sayılı Kanun ile Kanunlaşan, 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin "Dava ve takip usulü" başlıklı 16. maddesi şöyledir: "(1) 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanalları ile bunların sahibi gerçek veya tüzel kişiler aleyhine 17/8/2016 tarihinden önce açılan davalar ile bu kapsamda Hazine ile Vakıflar Genel Müdürlüğüne husumet yöneltilen davalarda mahkemelerce, 15/8/2016 tarihli ve 670 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 5 inci maddesi uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle red kararı verilir. Bu kararlar duruşma günü beklenmeksizin dosya üzerinden kesin olarak verilir ve davacılara resen tebliğ edilir. Tarafların yaptığı yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır.(2) 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanalları ile bunların sahibi gerçek veya tüzel kişiler aleyhine 17/8/2016 tarihinden önce
Esas No : 2025/434 Karar No: 2026/25
başlatılan icra ve iflas takipleri ile bu kapsamda Hazine ile Vakıflar Genel Müdürlüğüne husumet yöneltilen takipler hakkında icra müdürlüklerince, 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5 inci maddesi uyarınca düşme kararı verilir. Bu kararlar dosya üzerinden kesin olarak verilir ve takip alacaklısına resen tebliğ edilir. Tarafların yaptığı takip giderleri kendi üzerlerinde bırakılır.(3) 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanalları ile bunların sahibi gerçek veya tüzel kişiler veya kapatılma ya da resen terkin üzerine Maliye Bakanlığı ile Vakıflar Genel Müdürlüğü aleyhine 17/8/2016 tarihi dahil bu tarihten sonra açılan davalar ile icra ve iflas takipleri hakkında 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5 inci maddesi gereğince dava veya takip şartının bulunmaması nedeniyle davanın reddine veya takibin düşmesine karar verilir.(4) Birinci ve ikinci fıkralar uyarınca verilen kararlarda davacı veya alacaklının 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5 inci maddesinde belirtilen usule uygun olarak ilgili idari makama, tebliğ tarihinden itibaren otuz günlük hak düşürücü süre içinde başvurabileceği belirtilir. İdari başvuru üzerine idari merci tarafından verilecek karar aleyhine idari yargıda dava açılabilir. İdari yargının verdiği karar kesin olup, uyuşmazlık adli yargıda hiçbir şekilde dava konusu yapılamaz."IV. İNCELEME VE GEREKÇEA. İlk İnceleme9. Uyuşmazlık Mahkemesinin Rıdvan GÜLEÇ'in Başkanlığında, Üyeler Eyüp SARICALAR, Bayram ŞEN, Döndü Deniz BİLİR, Ahmet ARSLAN, Mahmut BALLI ve Bilal ÇALIŞKAN'ın katılımlarıyla yapılan 12/01/2026 tarihli toplantısında; 2247 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre, İdare Mahkemesince, anılan Kanun'un 19. maddesine göre başvuruda bulunulmuş olduğu, Mahkemece idari yargı dosyasının ekinde adli yargı dosya sureti ile birlikte Uyuşmazlık Mahkemesine gönderildiği ve usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından, görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliğiyle karar verildi.B. Esasın İncelenmesi10. Raportör-Hâkim Süleyman ARIDURU'nun davanın çözümünde idari yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan, ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ ile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın davada idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü: 11. Dava, 667 Sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler İle Bazı Kurum ve Kuruluşlara Dair Düzenleme Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname kapsamında kapatılan Turgut Özal Üniversitesi SUAM Hastanesinde hemşire olarak görev yapmakta iken, iş akdi feshedilen davacının, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve mahrum kaldığı ücret alacaklarının ödenmesi istemiyle yapıtığı başvurunun reddine ilişkin, Ankara Valiliği, Defterdarlık KHK işlemleri İl Bürosunun verdiği 12/06/2021 tarih ve E-21310999-010.99(010.99)-362601 sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
Esas No : 2025/434 Karar No: 2026/25
12. Dava dosyalarının incelenmesinden; davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler İle Bazı Kurum ve Kuruluşlara Dair Düzenleme Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname kapsamında kapatılan ve Maliye Bakanlığına devredilen Turgut Özal Üniversitesi SUAM Hastanesinde hemşire olarak çalıştığı, anılan işyerinin 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca davalı Hazine ve Maliye Bakanlığına devredilmesi ile 23/07/2016 tarihinde iş akdinin sonlandığı, "eksik ödenen maaş alacağı, kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı alacağının" ödenmesi istemiyle davalı idareye yapmış olduğu başvurunun reddedildiğinden bahisle, idari yargı ve adli yargı yerlerinde dava açtığı anlaşılmıştır. 13. Yukarıda yer verilen 670 ve 675 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnameler ile getirilen hükümler irdelendiğinde; düzenlemelerin, darbe teşebbüsünde bulunan Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ/PDY)'nün mal varlığına, diğer bir ifadeyle suç eşyasına el konulması, bunların olağanüstü hal kapsamında ve kamu gücüyle tasfiye edilip, mülkiyetin suçtan zarar gören kamuya geçirilmesine ilişkin olduğu, tasfiye için maliye idaresinin görevli ve yetkili kılındığı ve tasfiye sonunda kalan mal varlığı değerinin genel bütçeye gelir olarak kaydedilmesi öngörülmüştür. Bu haliyle idarenin KHK ile tanınan görev ve yetkiler çerçevesinde tasfiyeye ait işlemlerinin idari nitelikte olduğunun ve bu işlemlerin hukuka uygunluğunun denetiminde idari yargı yerinin görevli ve yetkili olduğunun kabulü gerekir. Nitekim bu nedenle, el konulup tasfiye edilen özel hukuk tüzel kişisine karşı açılmış veya açılacak davalarda ve icra takiplerinde bu davaların reddi, icra takiplerinin düşürülmesi ile bu davaya icra takibine konu hakkın ilgili idareye başvurularak yerine getirilmesinin istenilmesi yöntemi benimsenmiş, bu başvuru üzerine idare tarafından verilen kararlara karşı idari yargı yerinde dava açılması yolunda özel bir görev kuralı getirilmiş ve bu uyuşmazlıkların adli yargıda hiç bir şekilde dava konusu edilemeyeceği için idari yargı yerinin verdiği kararın kesin olduğu belirtilmiştir.14. 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca, kapatılan kurum ve kuruluşlar hakkında 17/08/2016 tarihinden önce açılmış olan davalarda verilen dava şartı yokluğu nedeniyle red kararı üzerine, davacının belirli bir süre içerisinde idareye başvuracağı ve bu başvuru sonucu tesis edilen işlemin iptali için idari yargı yerinde dava açacağı açıkça belirtilmiş olmasına karşın; aynı Kanun Hükmünde Kararname'nin 16. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, 17/08/2016 tarihinden sonra açılmış olan davalarda ise dava şartının bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verileceği ve bu davanın özellikle idari yargı yerinde açılacağının belirtilmemiş olduğu anlaşılmaktadır.15. Somut olayda, davacının görev yaptığı hastanenin 667 sayılı KHK ile kapatıldığı, davacının ücret alacaklarının ödenmesi istemiyle ilgili KHK'lar kapsamında 23/08/2016 tarihinde idareye başvuru yaptığı ve talebinin 12/06/2021 tarihinde idarece reddedildiği, talebin reddi üzerine davacının ilk olarak 03/11/2021 tarihinde adli yargı yerinde dava açtığı anlaşılmış olup; uyuşmazlığın çözümünde görevli yargı yerinin tespiti açısından 675 sayılı KHK'nın 16. maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında değerlendirme yapıldığında, davaya bakmanın idari yargının görevinde olduğu sonucuna varılmıştır. 16. Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak; Ankara 17. İdare Mahkemesinin 23/01/2025 tarih ve E.2024/2115 sayılı başvurusunun reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Esas No : 2025/434 Karar No: 2026/25
V. HÜKÜM Açıklanan gerekçelerle;A. Davanın çözümünde İDARİ YARGI YERİNİN GÖREVLİ OLDUĞUNA, B. Ankara 17. İdare Mahkemesinin 23/01/2025 tarih ve E.2024/2115 sayılı BAŞVURUSUNUN REDDİNE12/01/2026 tarihinde, OY BİRLİĞİYLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Üye
Rıdvan
Eyüp
Bayram
Döndü Deniz
GÜLEÇ
SARICALAR
ŞEN
BİLİR
Üye
Üye
Üye
Ahmet
Mahmut
Bilal
ARSLAN
BALLIÇALIŞKAN