T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/438KARAR NO: 2025/737
KARAR TR: 22/12/2025 ÖZET: İdari yargı yerinde açılan davanın öncesinde adli yargı yerince aynı konuda verilmiş kesin veya kesinleşmiş bir görevsizlik kararının bulunmadığı anlaşıldığından, 2247 sayılı Kanun’un 19. maddesinde belirtilen koşulların oluşmaması nedeniyle, aynı Kanun’un 27. maddesi uyarınca yöntemine uygun bulunmayan BAŞVURUNUN REDDİ gerektiği hk.K A R A R Davacı
: G. A.
Vekilleri
: Av. K. A.
Davalı
: Sosyal Güvenlik Kurumu BaşkanlığıVekili
: Av. K. Y.
I. DAVA KONUSU OLAY1. Davacı vekili, "Meme Malign Neapolazmı" teşhisi konulan müvekkilinin, ilgili uzman doktor tarafından kullanılması gerekli olduğu belirtilerek reçete edilen ve kanser tedavisinde kullanılan "atezolizumab" etken maddeli "E.
" isimli ilacın ücretsiz olarak Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından karşılanması talebiyle yaptığı başvurunun reddine yönelik olarak tesis edilen Bursa Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezinin 23/02/2025 tarih ve E 49784982-118.05.01-112564327 sayılı işleminin, hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek iptali ile vekil edenin tedavisinin devamı boyunca "E. " isimli ilacın davalı kurumca ücretsiz karşılanması istemiyle 27/02/2025 tarihinde adli yargı yerinde dava açmıştır. II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİN BAŞVURU SÜRECİA. Adli Yargıda2. Bursa 18. İş Mahkemesi 25/06/2025 tarih ve E.2025/35, K.2025/197 sayılı kararı ile, yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle HMK'nın 114/1-b maddesi uyarınca davanın usulden reddine karar vermiş, davacı vekili karara karşı istinaf isteminde bulunmuştur.3. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi 17/09/2025 tarih ve E.2025/1599, K.2025/1841 sayılı kararı ile "Uyuşmazlık Mahkemesi'nin yukarıda anılan 07/07/2025 tarih ve 2025/339 E., 2025/469 K. sayılı kararında uyuşmazlığın çözümünde adli yargının görevli olduğunun belirtilmesi karşısında işin esasına girilerek elde edilecek sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken uyuşmazlığın idari yargının görev alanına girdiği gerekçesiyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi yerinde görülmediğinden" Bursa 18. İş Mahkemesinin 25/06/2025 tarih ve 2025/35 E. 2025/197 K. sayılı kararının HMK'nın 353.
Esas No : 2025/438 Karar No: 2025/737
maddesi uyarınca kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine iadesine karar vermiş; Mahkememizce UYAP üzerinden yapılan araştırmada dosyanın kaldırma kararı üzerine, Bursa 18. İş Mahkemesinin 2052/157 Esası üzerinde halen derdest olduğu, yargılamanın devam ettiği ve 14/01/2026 tarihine duruşma günü verildiği anlaşılmıştır. Bölge Adliye Mahkemesi kararının ilgili kısmı şöyledir:"...Uyuşmazlık Mahkemesi'nin görevli yargı yerinin belirlenmesine ilişkin 2025/339 E. 2025/469 K. sayılı kararında özetle; "... 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kanunu'yla, 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu'nun bazı maddeleri yürürlükten kaldırılmış, kamu tüzel kişiliğine sahip Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı, hiç bir işleme gerek kalmaksızın, bu Kanunun yürürlük tarihi itibarıyla, görevleri ile birlikte, 1. maddeye dayanılarak kurulan kamu tüzel kişiliğine sahip Sosyal Güvenlik Kurumuna devredilmiştir. 15. 5510 sayılı Kanun'la 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu, 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu, 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanunu, 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu kapsamında bulunanlar, geçici maddelerle korunan haklar dışında, sosyal güvenlik ve sağlık hizmetleri yönünden yeni bir sisteme bağlı tutulmuş ve 5510 sayılı Kanun'un yürürlüğünden sonra göreve başlayanlar yönünden, prim esasına dayalı sigorta sistemine geçilmiştir. Bu sistemle, devlet memurları ve diğer kamu görevlileri, hizmet akdine göre ücretle çalışanlar, tarım işlerinde ücretle çalışanlar, kendi hesabına çalışanlar ve tarımda kendi hesabına çalışanları kapsayan beş farklı emeklilik rejimi, aktüeryal olarak hak ve yükümlülükler yönünden tek bir sosyal güvenlik sistemi altında toplanmıştır.16. Somut olayda; davacının 5510 sayılı Kanun'un 60/c-3 maddesi kapsamında "2022 sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümlerine göre aylık alan kişiler" kapsamında genel sağlık sigortalısı sayıldığı, sosyal güvenliğe (genel sağlık sigortası) ilişkin somut uyuşmazlıkta 2022 sayılı Kanun hükümlerinin uygulama alanının bulunmadığı, öte yandan davacının 5434 sayılı mülga Kanun'a tabi hizmetlerinin ve 5510 sayılı Kanun'un Geçici 4/2. maddesindeki hükmün uygulama alanının olmadığı gözetildiğinde, 5510 sayılı Kanun'un 101. maddesindeki düzenleme karşısında bu Kanun'un uygulanmasından kaynaklanan uyuşmazlığın görüm ve çözümünde adli yargının görevli bulunduğu sonucuna varılmıştır." denilmiştir.Somut olayda, her ne kadar daha önce ihtiyati tedbir talebine ilişkin olarak Mahkemece verilen kararın istinaf incelemesini yapan Dairemizin 14/05/2025 tarih ve 2025/861-1128 E.K. sayılı ilamında; "2022 sayılı Kanun kapsamında aylık alması nedeniyle sağlık yardımından yararlanan davacının, kanser hastalığının tedavisinde kullanılan ilaç bedelinin davalı Kurumca karşılanması yönündeki uyuşmazlığın ve bu kapsamda ihtiyati tedbirin çözümünün idari yargının görev alanına girdiği, HMK'nın 114/1-b maddesi uyarınca dava şartı olan "yargı yolunun caiz olmaması" nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği" belirtilmiş ve ilk derece mahkemesi tarafından da bu karar doğrultusunda davanın usulden reddine karar verilmiş ise de; Uyuşmazlık Mahkemesi'nin yukarıda anılan 07/07/2025 tarih ve 2025/339 E., 2025/469 K. sayılı kararında uyuşmazlığın çözümünde adli yargının görevli olduğunun belirtilmesi karşısında işin esasına girilerek elde edilecek sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken uyuşmazlığın idari yargının görev alanına girdiği gerekçesiyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi yerinde görülmediğinden ve bu husus kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gerektiğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-4 maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın iadesine karar verilmesi gerekmiştir."4. Davacı vekili, "Meme Malign Neapolazmı" teşhisi konulan müvekkilinin, ilgili uzman doktor tarafından kullanılması gerekli olduğu belirtilerek reçete edilen ve kanser tedavisinde kullanılan "atezolizumab" etken maddeli "E.
" isimli ilacın ücretsiz olarak
Esas No : 2025/438 Karar No: 2025/737
Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından karşılanması talebiyle yaptığı başvurunun reddine yönelik olarak tesis edilen Bursa Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezinin 10/06/2025 tarih ve E 49784982-118.05.01-120055539 sayılı işleminin, hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek iptali ile vekil edenin tedavisinin devamı boyunca "E. " isimli ilacın davalı kurumca ücretsiz karşılanması istemiyle 10/06/2025 tarihinde idari yargı yerinde dava açmıştır. B. İdari Yargıda5. Bursa 3. İdare Mahkemesi 19/06/2025 tarih ve E.2025/815 sayılı kararı ile, davanın görüm ve çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu gerekçesiyle, 2247 sayılı Kanun'un 19. maddesi uyarınca görevli yargı yerinin belirlenmesi için dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine ve dosya incelemesinin bu konuda Uyuşmazlık Mahkemesince karar verilinceye kadar ertelenmesine karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"...Davacı G. A.
vekili AV. K. A.
tarafından; kanser hastalığının tedavisi için önerilen "enhertu" adlı ilaç bedelinin tedavi süresince karşılanması talebiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin Bursa Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün 10.06.2025 tarih ve 120055539 sayılı işleminin iptali istemiyle SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI'na karşı açılan davada, dava dosyası 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 14. maddesi ile 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesi’nin kuruluş ve işleyişi Hakkında Kanun’un 19. maddesi uyarınca incelenerek işin gereği görüşüldü.2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesi’nin kuruluş ve işleyişi Hakkında Kanun’un Yargı mercilerinin “Uyuşmazlık Mahkemesine Başvurmaları” başlıklı 19. maddesinde "Adli, idari, askeri yargı mercilerinden birisinin kesin veya kesinleşmiş görevsizlik kararı üzerine kendisine gelen bir davayı incelemeye başlayan veya incelemekte olan bir yargı mercii davada görevsizlik kararı veren merciin görevli olduğu kanısına varırsa, gerekçeli bir karar ile görevli merciin belirtilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesine başvurur ve elindeki işin incelenmesini, Uyuşmazlık Mahkemesinin karar vermesine değin erteler.Yargı merciince, önceki görevsizlik kararına ilişkin dava dosyası da temin edilerek, gerekçeli başvuru kararı ile birlikte dava dosyaları Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilir" hükmüne yer verilmiştir.5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununa 08.05.2008 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5754 sayılı Kanunun 68. maddesiyle eklenen "5434 sayılı Kanuna İlişkin Geçiş Hükümleri" başlıklı Geçici 4. maddesinin 1. fıkrasında, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla 08.06.1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanun'a göre aylık, tazminat, harp malullüğü zammı, diğer ödemeler ve yardımlar ile 8.2.2006 tarihli ve 5434 sayılı Kanun'un 1. maddesine göre ek ödeme verilmekte olanlara, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanunda kendileri için belirtilmiş olan şartlara haiz oldukları müddetçe bunların ödenmesine devam olunacağı; 5. fıkrasında, bu madde kapsamına girenlerin aylıkların bağlanması, artırılması, azaltılması, kesilmesi, yeniden bağlanması, toptan ödemeleri, ilgi devamı, ihya ve borçlanmaları, diğer ödemeler ve yardımlar ile emeklilik ikramiyeleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılacağı hükmü yer almış, "Uyuşmazlıkların çözüm yeri" başlıklı 101. maddesinde de, "Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıklar iş mahkemelerinde görülür." hükmüne yer verilmiştir. 5510 sayılı Kanunun yukarıda metnine yer verilen 101. maddesinin iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine yapılan başvuru sonucunda, Anayasa Mahkemesince verilen 22.12.2011 tarih ve E:2010/65, K:2011/1169 sayılı kararda; "5510 sayılı Kanun ile birlikte sosyal güvenlik tek çatı altında toplanmış, özel hukuk niteliği ağır basan sosyal güvenlik hukuku alanı oluşmuştur. İtiraz konusu kuralda, ayrım yapılmaksızın 5510 sayılı Kanundaki
Esas No : 2025/438 Karar No: 2025/737
iş ve işlemler hakkında genel bir düzenleme yapılmış ve aksine hüküm bulunmayan hallerde, Kanun kapsamındaki uyuşmazlıkların çözüm yeri olarak iş mahkemeleri gösterilmiştir. İş Mahkemeleri, iş hukuku alanındaki uyuşmazlıkları çözmekle görevli, ihtisaslaşmış adli yargı mahkemeleridir. Yasa koyucu 5510 sayılı Kanun kapsamındaki iş ve işlemleri, prim esasına dayalı yeni sistemin niteliğine bağlı olarak iş mahkemelerinin görev alanı kapsamına alabilir. Sosyal güvenlik hukuku kapsamında aynı konuya ilişkin tüm uyuşmazlıkların, bu alanda görevli uzman mahkeme olan iş mahkemelerinde görülmesinin, hak arama özgürlüğünü kolaylaştırıcı nitelikte olduğu, bu suretle daha kısa sürede sonuç alınmasını olanaklı kıldığı da açıktır.Bu bakımdan; 5510 sayılı Kanunun yürürlüğünden sonra, prim esasına dayalı yeni sistemin içeriği ve Kanun kapsamındaki iş ve işlemlerin niteliği göz önünde bulundurulduğunda, itiraz konusu kuralla, yargılamanın bütünlüğü ve uzman mahkeme olması nedeniyle Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıkların çözümünde iş mahkemelerinin görevlendirilmesinde Anayasa'ya aykırılık görülmemiştir.Ancak, yukarıda açıklandığı üzere 5754 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden önce statüde bulunan memurlar ve diğer kamu görevlileriyle ilgili sosyal güvenlik mevzuatının uygulanmasından doğan idari işlem ve eylem niteliğindeki uyuşmazlıklarda idari yargının görevinin devam edeceği açıktır..." gerekçesiyle, 5510 sayılı Kanunun 101. maddesinde yer alan "bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıklar iş mahkemelerinde görülür." tümcesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın reddine karar verilmiştir.Anayasa Mahkemesi kararının gerekçesinden de görüleceği üzere, 5754 sayılı Kanunun yürürlüğünden önce memur ve diğer kamu görevlileri ile bunların hak sahiplerine ilişkin olarak tesis edilen işlemlerden kaynaklanan uyuşmazlıkların idari yargı yerinde, bunlar dışında kalan sigortalılar ve bunların hak sahipleri hakkında tesis edilen işlemlerden kaynaklanan uyuşmazlıkların ise adli yargı yerinde bulunan yetkili iş mahkemelerinde çözümleneceği anlaşılmaktadır.Dolayısıyla, davanın idari yargı yerinde görülebilmesi için, davacının 5510 sayılı Kanuna 5754 sayılı Kanun ile eklenen Geçici 4. maddenin yürürlüğe girmesinden önce, 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu kapsamında memur, diğer kamu görevlisi veya bunların hak sahibi kapsamında olması gerekmektedir.Olayda ise, davacının 5434 sayılı Kanun kapsamında iştirakçiliğinin bulunmadığı, 01.07.1976 tarihli ve 2022 sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümlerine göre aylık aldığı ve genel sağlık sigortalısı sayıldığından, tedavisinde kullanılan ilacın bedelinin karşılanması talebinin reddinden doğan ve 5510 sayılı Kanun kapsamında bulunan dava konusu uyuşmazlığın görüm ve çözümünün anılan Kanunun 101. maddesi uyarınca İş Mahkemelerinin görev alanına girdiği sonucuna ulaşılmıştır.Açıklanan nedenlerle; adli yargının görev alanına giren davada Mahkememizin görevli olmadığına, 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanunun 19. maddesi uyarınca görevli yargı yerinin belirlenmesi için dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine ve dosya incelemesinin bu konuda Uyuşmazlık Mahkemesince karar verilinceye kadar ertelenmesine, 19/06/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi."III. İLGİLİ HUKUK6. Uyuşmazlık Mahkemesinin görev ve yetkileri, Anayasa’nın 158. maddesi ile 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun’un 1. maddesinde açıkça gösterilmiş, Mahkeme adli ve idari yargı mercileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözmeye yetkili kılınmıştır.7. 2247 sayılı Kanun’un "Mahkemenin görevi" başlıklı 1. maddesinin birinci fıkrası
Esas No : 2025/438 Karar No: 2025/737
şöyledir:“Uyuşmazlık Mahkemesi; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile görevlendirilmiş, adli ve idari yargı mercileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözmeye yetkili ve bu kanunla kurulup görev yapan bağımsız bir yüksek mahkemedir."8. 2247 sayılı Kanun’un "Yargı merciilerinin uyuşmazlık mahkemesine başvurmaları" başlıklı 19. maddesi şöyledir:“Adli ve idari yargı mercilerinden birisinin kesin veya kesinleşmiş görevsizlik kararı üzerine kendisine gelen bir davayı incelemeye başlayan veya incelemekte olan bir yargı mercii davada görevsizlik kararı veren merciin görevli olduğu kanısına varırsa, gerekçeli bir karar ile görevli merciin belirtilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesine başvurur ve elindeki işin incelenmesini Uyuşmazlık Mahkemesinin karar vermesine değin erteler.(Değişik ikinci fıkra: 23/7/2008 – 5791/9 md.) Yargı merciince, önceki görevsizlik kararına ilişkin dava dosyası da temin edilerek, gerekçeli başvuru kararı ile birlikte dava dosyaları Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilir.”9. 2247 sayılı Kanun'un "İncelemede izlenecek sıra" başlıklı 27. maddesi şöyledir:"Uyuşmazlık Mahkemesi, uyuşmazlık çıkarmaya veya görev uyuşmazlıklarına ilişkin istemleri önce şekil ve süre açısından inceler; yöntemine uymayan veya süresi içinde ileri sürülmemiş istemleri reddeder."IV. İNCELEME VE GEREKÇE10. Uyuşmazlık Mahkemesinin Rıdvan GÜLEÇ'in Başkanlığında, Üyeler Eyüp SARICALAR, Bayram ŞEN, Döndü Deniz BİLİR, Ahmet ARSLAN, Mahmut BALLI ve Bilal ÇALIŞKANın katılımlarıyla yapılan 22/12/2025 tarihli toplantısında; Raportör-Hâkim Süleyman ARIDURU'nun, 2247 sayılı Kanun’da öngörülen koşulları taşımayan başvurunun reddi gerektiği yolundaki raporu ve dosyadaki belgeler okunduktan, ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ ile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın davada başvurunun reddi gerektiği yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:11. Dosyanın incelenmesinden, "Meme Malign Neapolazmı" teşhisi konulan davacının kanser tedavisinde kullanılan ilaçların temini ile bedelinin davalı Kurum tarafından karşılanması istemiyle adli yargı yerinde açılan davada, Bursa 18. İş Mahkemesince görevsizlik kararı verildiği, kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin 17/09/2025 tarih ve E.2025/1599, K.2025/1841 sayılı kararı ile Bursa 18. İş Mahkemesi'nin 25/06/2025 tarih ve 2025/35 E. 2025/197 K. sayılı kararının HMK'nın 353. maddesi uyarınca kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine iadesine Karar verdiği, Mahkememizce UYAP üzerinden yapılan araştırmada dosyanın Bursa 18. İş Mahkemesinin 2052/157 Esası üzerinden halen derdest olduğu, yargılamanın devam ettiği ve 14/01/2026 tarihine duruşma günü verildiğinin anlaşıldığı, davacı vekilinin, adli yargıda verilen görevsizlik kararı kesinleşmeden aynı istemle idari yargı yerinde dava açtığı ve ardından idari yargı yerince dava dosyalarının 2247 sayılı Kanun'un 19. maddesi kapsamında Uyuşmazlık Mahkemesine gönderildiği anlaşılmıştır.12. Bursa 3. İdare Mahkemesince 2247 sayılı Kanun’un 19. maddesi uyarınca
Esas No : 2025/438 Karar No: 2025/737
Uyuşmazlık Mahkemesine başvurabilmesi için, adli yargı yerince aynı konuda verilmiş kesin veya kesinleşmiş bir görevsizlik kararı bulunması gerektiği açıktır. Oysa olayda, adli yargı yerince davacı hakkında aynı konuya ilişkin olarak verilmiş bir görevsizlik kararı bulunduğu halde bu karara karşı istinaf isteminde bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine iadesine karar verildiği, bu nedenle adli yargı kararının kesinleşmediği, böylece ortada Kanunda öngörülen biçimde, idari yargı yerinde açılan davanın öncesinde, adli yargı yerince aynı konuda verilmiş kesin veya kesinleşmiş bir görevsizlik kararının bulunmadığı görülmektedir.13. Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurulduğunda, Bursa 3. İdare Mahkemesince yapılan başvurunun öncesinde adli yargı yerince aynı konuda verilmiş ve kesinleşmiş bir görevsizlik kararı bulunmadığı anlaşıldığından, 2247 sayılı Kanun’un 19. maddesinde belirtilen koşulları taşımayan Bursa 3. İdare Mahkemesinin 19/06/2025 tarih ve E.2025/815 sayılı başvurusunun reddi gerekmiştir.V. HÜKÜMAçıklanan gerekçelerle;2247 sayılı Kanun’un 19. maddesinde belirtilen koşulları taşımayan Bursa 3. İdare Mahkemesinin 19/06/2025 tarih ve E.2025/815 sayılı BAŞVURUSUNUN REDDİNE,22/12/2025 tarihinde OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Üye
Rıdvan
Eyüp
Bayram
Döndü Deniz
GÜLEÇ
SARICALAR
ŞEN
BİLİR
Üye
Üye
Üye
Ahmet
Mahmut
Bilal
ARSLAN
BALLIÇALIŞKAN