T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/449KARAR NO : 2025/741KARAR TR : 22/12/2025 ÖZET: Karayolunda meydana gelen sel nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemiyle açılan davanın, 2918 sayılı Kanun'un 110. maddesi kapsamında ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.K A R A R Davacı : M. P.
Vekili: Av. B. K.
, Av. E. K.
Davalılar : 1- Şanlıurfa Büyükşehir Belediye BaşkanlığıVekili: Av. A. A.
, Av. Z. İ. A.
,
Av. Z. K.
, Av. Ö. Ş.
2- Şanlıurfa Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel MüdürlüğüVekili: Av. M. T.
I. DAVA KONUSU OLAY
1.Davacı vekili, 15/03/2023 tarihinde Şanlıurfa ilinde meydana gelen sel felaketi nedeniyle, müvekkilinin
ndeki evinin önünde park edilmiş halde bulunan
plakalı aracının sel ve su baskını nedeniyle zarar gördüğünü ve kullanılamaz hale geldiğini, piyasa rayiç değeri 705.000 TL olan aracın sel hasarı sonrasında 55.000 TL hurda değerine indiğini, bu nedenle zararın 605.000 TL olduğunu, kent merkezinden geçen Cavsak Deresi, Karakoyun Deresi, Mance Deresi ve Karaköprü- Sırrın Deresinde meydana gelen taşkınlar sonucu oluşan sel ve su baskınlarının tüm mahalleyi su altında bıraktığını, su seviyelerinin binaların birinci katına kadar yükseldiğini, sel ve su baskınları ile bilinen şehirde bunları önlemek amacıyla Karakoyun Deresinin etrafına yüksek bentler inşa edildiğini, fakat son yıllarda bu dere yatağının Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi tarafından daraltılarak üzerinin kapatıldığını ve yapılaşmaya açıldığını, dere güzergahı üzerinde bulunan
yerleşime izin verildiğini, şehirde su tahliye sistemi ile yüzey suyunu aktaracak kanallar bulunmadığını, menfez ve tahliye kanallarının tıkanmaması için gerekli tedbirlerin alınmadığını, yağmur ve kanalizasyon sistemlerinin geliştirilmediğini, derelerin düzenli olarak temizlenmediğini, dere yatağında doğal akışa uygun ıslah çalışması yapılmadığını, dere yataklarına bina yapılmak üzere imar izni verildiğini, yaşanan olaylarda davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğunu, zararın tazmini için davalı Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanlığına yapılan başvurunun zımnen reddedildiğini belirterek talebin zımnen reddine ilişkin işlemin iptali ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik müvekkilinin uğramış olduğu 20.000 TL maddi zararın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesi istemiyle idari yargı yerinde dava açmıştır.II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİN BAŞVURU SÜRECİA. İdari Yargıda2. Şanlıurfa 2. İdare Mahkemesi 03/08/2023 tarih ve E.2023/1192, K.2023/1232 sayılı kararı ile, uyuşmazlığın adli yargının görevine girdiğinden bahisle 2577 sayılı
Esas No : 2025/449 Karar No: 2025/741
Kanun'un 15/1-a maddesi uyarınca davanın görev yönünden reddine kesin olarak karar vermiş, bu karar kesinleşmiştir. Görevsizlik kararının ilgili kısmı şöyledir:"...Dava dosyasının incelenmesinden; davacı tarafından, 15/03/2023 tarihinde meydana gelen sel felaketi nedeniyle
nde yer alan konutunun önünde park edilmiş halde bulunan
plakalı aracının sel ve su baskını nedeniyle zarar gördüğü ve olayda idarelerin hizmet kusurunun bulunduğundan bahisle, zararın ödenmesi istemiyle yaptığı başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali ile aracın rayiç değeri için şimdilik 20.000,00-TL maddi zararının olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Uyuşmazlıkta, 2918 sayılı Kanun'un 110. maddesi ile Anayasa Mahkemesi ve Uyuşmazlık Mahkemesinin yukarıda özetine yer verilen kararları birlikte değerlendirildiğinde; 2918 sayılı Kanun'un 110. maddesinin karayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafik düzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı ve Kanunun, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumlulukları ile çalışma usullerini kapsadığı, dolayısıyla evin önünde park halinde bulunan araçta oluşan zararın giderilmesi istemli açılacak sorumluluk davalarının görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu, meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan işbu davanın da adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.Nitekim, benzer uyuşmazlıkta verilen Uyuşmazlık Mahkemesi'nin 17/04/2023 tarih ve E:2023/219, K: 2023/312 sayılı kararı ve Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 26/02/2020 tarih ve E:2019/3395, K:2020/468 sayılı kararı da bu yöndedir ..."3. Davacı vekili, bu kez aynı hukuki gerekçeye dayanarak, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik müvekkilin mahrum kaldığı 1.000 TL maddi zararın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesi istemiyle adli yargı yerinde dava açmıştır.B. Adli Yargıda4. Şanlıurfa 6. Asliye Hukuk Mahkemesi 07/07/2025 tarih ve E.2023/997 sayılı kararı ile, HMK'nın 114/1-b ve 115/2. maddeleri gereğince davanın yargı yolunun caiz olmaması nedeni ile usulden reddine, yargı yolu uyuşmazlığının çözümlenmesi amacıyla dosyaların Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir: "... Somut olayda; davacıya ait
plaka sayılı aracın Şanlıurfa İli, Haliliye ilçesi,
park halinde iken meydana gelen sel felaketi ile kent merkezinde bulunan Cavsak, Karakoyun, Mance, Karaköprü-Sırrın derelerinin taşması sonucu aracın sel suları altında kalmasından kaynaklı açılmış tazminat istemine ilişkindir.İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2/I-b maddesine göre, İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davası açabilirler. Yukarıda belirtilen düzenlemeler uyarınca davalılar aleyhine açılan bu tam yargı davasında idari yargının görevli olduğu tartışmasızdır. Davalıların kamu tüzel kişiliğini haiz olup kural olarak, işlem ve eylemlerinin kamusal nitelik taşıdığı; aracın sel suları içerisinde kalmasında ve zarar görmesinde davalıların kusurunun olduğu ileri sürülerek dava açıldığına göre, davada hizmet kusuruna dayanıldığı tartışmasızdır. İdarenin yürütmekle yükümlü bulunduğu kamu hizmetine ilişkin olarak uygulamaya koyduğu plan ve projenin hukuka aykırı olduğu nedeniyle iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacak davalar ile idarenin aynı plan ve projeye göre meydana getirdiği yol, kanal, baraj, su yollan, su şebekesi gibi tesislerin kurulması, işletilmesi ve
Esas No : 2025/449 Karar No: 2025/741
bakımı sırasında kişilere verdiği zararların tazmini istemiyle idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları muhtel olanlar tarafından açılacak davaların görüm ve çözümünün, iptal ve tam yargı davaları kapsamında yargısal denetim yapan idari yargı yerine aittir. Eldeki dava idari bir eyleme karşı açılmıştır. Yani idarenin hizmet kusurunun bulunduğu gerekçesiyle açıldığı, hizmet kusurunun ise hizmetin kötü işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleştiği ve idarenin tanzim yükümlülüğünün doğmasına yol açan hizmet kusurunun idari bir eylem olduğu, İdari eylemlere karşı, idari işlemden doğan ve kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davasına konu davaya bakmanın idari yargının görev alanına girdiği başka bir anlatımla davacının talebin idari eylem niteliğinde olduğu, idari eylemlerden doğan davaya bakmanın idari yargının görev alınana girdiği böyle olunca ilgili eylemin yerindeliğinin İYUK’nın 2/1 -b maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, bu değerlendirmeyi yapma görevinin de idari yargı yerlerine ait olduğu sonucuna varılmıştır. Hizmet kusurundan kaynaklanan ve idare aleyhine açılar davalar İYUK’nun 2. maddesi gereğince idari yargı yerinde görülür. 2577 sayılı İYUK. gereğince “idari eylem ve işlemlerden dolayı hakları zarar görenler tarafından açılacak tam yargı davaları” idari dava olarak belirlenmiştir. Dava, 2577 sayılı yasanın 2. maddesi uyarınca adli yargının görevi dışında kaldığından yargı yolu bakımından dilekçenin reddi gerekmekte olduğundan davacının davasının yargı yolunun caiz olmaması nedeni ile H.M.K'nun 114/b ve 115/2 maddesi gereğince usulden reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmış olup aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir, (emsal Uyuşmazlık Mahkemesi'nitı 07/10/2024 tarih 2024/395 Esas 2024/409 Karar, 05/05/2025 tarih 2025/162 Esas 2025/307Karar sayılı ilamları) ..."5. Şanlıurfa 6. Asliye Hukuk Mahkemesince, 2247 sayılı Kanun’un 19. maddesi uyarınca görevli yargı yerinin belirlenmesi için dava dosyaları Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmiştir.III. İLGİLİ HUKUKA. Mevzuat6. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun "Amaç" başlıklı 1. maddesi şöyledir:"Bu Kanunun amacı, karayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafik düzenini sağlamak ve trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri belirlemektir."7. 2918 sayılı Kanun'un "Kapsam" başlıklı 2. maddesi şöyledir:"Bu Kanun, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk, çalışma usulleri ile diğer hükümleri kapsar.Bu Kanun, karayollarında uygulanır. Ancak aksine bir hüküm yoksa;a) Karayolu dışındaki alanlardan kamuya açık olanlar ile park, bahçe, park yeri, garaj, yolcu ve eşya terminali, servis ve akaryakıt istasyonlarında karayolu taşıt trafiği için faydalanılan yerler ile,b) Erişme kontrollü karayolunda ve para ödenerek yararlanılan karayollarının kamuya açık kesimlerinde ve belirli bir karayolunun bağlantısını sağlayan deniz, göl ve akarsular üzerinde kamu hizmeti gören araçların, karayolu araçlarına ayrılan kısımlarında da,Bu Kanun hükümleri uygulanır."8. 2918 sayılı Kanun'un "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
Esas No : 2025/449 Karar No: 2025/741
"Bu Kanunda kullanılan terimlerin tanımları aşağıda gösterilmiştir.Trafik: Yayaların, hayvanların ve araçların karayolları üzerindeki hal ve hareketleridir.Karayolu: Trafik için, kamunun yararlanmasına açık olan arazi şeridi, köprüler ve alanlardır.Karayolu yapısı: Karayolunun kendisi ile karayolunun üstünde, yanında, altında veya yukarısındaki; ada, ayırıcı, otokorkuluk, istinat duvarı, köprü, tünel, menfez ve benzeri yapılardır....Taşıt yolu: (Kaplama): Karayolunun genel olarak taşıt trafiğince kullanılan kısmıdır...."9. 2918 sayılı Kanun'un "Görevli ve yetkili Mahkeme" başlıklı 110. maddesi şöyledir:"Değişik: 11/1/2011-6099/14 md.)İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır.Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir”; Geçici 21. maddesinde de, “Bu Kanun'un 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının göreve ilişkin hükmü, yürürlüğe girdiği tarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde açılmış bulunan davalara uygulanmaz”10. 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun "Büyükşehir ve ilçe belediyelerinin görev ve sorumlulukları" başlıklı 7. maddesinin ilgili kısımları şöyledir: "Büyükşehir belediyesinin görev, yetki ve sorumlulukları şunlardır:(...)r) Su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütmek, bunun için gerekli baraj ve diğer tesisleri kurmak, kurdurmak ve işletmek; derelerin ıslahını yapmak; kaynak suyu veya arıtma sonunda üretilen suları pazarlamak...."B. Yargı Kararı11. 2918 sayılı Kanun'un 110. maddesinin birinci fıkrasının iptali istemiyle Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi ve Batman 2.Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itiraz başvuruları üzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesi, 26/12/2013 tarih ve E.2013/68, K.2013/165 sayılı kararında şu gerekçe ile anılan kuralı Anayasaya aykırı görmemiş ve iptal istemini oy birliğiyle reddetmiştir: "… Anayasa Mahkemesi’nin daha önceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere, tarihsel gelişime paralel olarak Anayasa’da adli ve idari yargı ayırımına gidilmemiş ve idari uyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergi mahkemeleriyle Danıştay yetkili kılınmıştır. Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idari yargı, özel hukuk alanına giren konularda adli yargı görevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görev alanına giren bir uyuşmazlığın çözümünde adli yargının görevlendirilmesi konusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunu söylemek olanaklı değildir. Ancak, idari yargının denetimine bağlı olması gereken idari bir uyuşmazlığın çözümü, haklı neden ve kamu
Esas No : 2025/449 Karar No: 2025/741
yararının bulunması halinde kanun koyucu tarafından adli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusu kural, trafik kazasında zarar görenin asker kişi ya da memur olmasına, aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veya olayın hemzemin geçitte meydana gelmesi durumlarına göre farklı yargı kollarında görülmekte olan 2918 sayılı Kanun’dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adli yargıda görüleceğini öngörmektedir. İtiraz konusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idari yargı, idari yargı veya adli yargı kolları arasında uygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilerek söz konusu davalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynı tür davaların aynı yargı yolunda çözümlenmesi sağlanarak davaların görülmesi ve çözümlenmesinin hızlandırıldığı, bu suretle kısa sürede sonuç alınmasının olanaklı kılındığı ve bunun söz konusu davaların adli yargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamu yararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayolu şeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanan sorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda bir tartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamu gücünden kaynaklanan bir yetkinin kullanılması söz konusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynı seyir çizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risk üreten araçlar arasında özel-kamu ayırımı yapılmasını gerektiren bir neden de yoktur. Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın 2.,125. ve 155. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir…”IV. İNCELEME VE GEREKÇE A. İlk İnceleme 12. Uyuşmazlık Mahkemesinin Rıdvan GÜLEÇ'in Başkanlığında, Üyeler Eyüp SARICALAR, Bayram ŞEN, Döndü Deniz BİLİR, Ahmet ARSLAN, Mahmut BALLI ve Bilal ÇALIŞKAN’ın katılımlarıyla yapılan 22/12/2025 tarihli toplantısında; 2247 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre, asliye hukuk mahkemesince, anılan Kanun'un 19. maddesine göre başvuruda bulunulmuş olduğu, adli yargı dosyasının ekinde idari yargı dosyası ile birlikte Uyuşmazlık Mahkemesine gönderildiği ve usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından, görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.B. Esasın İncelenmesi13. Raportör-Savcı Dr. Berrak YILMAZ'ın davanın çözümünde adli yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan, ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ’nin davada adli yargının, Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın ise davada idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:14. Dava, karayolunda park halinde bulunan davacıya ait aracın, sel sularına kapılmasından dolayı araçta meydana gelen hasar nedeniyle maddi tazminatın yasal faizi ile birlikte davalılardan tazmini istemiyle açılmıştır.15. Dava dosyasının incelenmesinden; davacıya ait aracın, ikamet ettiği evin önünde park halinde iken sel sularına kapılarak hurdaya döndüğü, zararın giderilmesi amacıyla davalı Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanlığına yapılan başvuruların zımnen reddedildiği ileri sürülerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile, araçta meydana gelen hasar nedeniyle maddi tazminatın yasal faizi ile birlikte davalılardan tazmini istemiyle dava açıldığı anlaşılmıştır. 16. Dava dosyasında, aracın sel sularına kapıldığı anda bulunduğu yerin karayolu
Esas No : 2025/449 Karar No: 2025/741
olup olmadığına ilişkin bir açıklamaya rastlanmadığından, Mahkememizce görevsizlik kararı veren mahkemelere hasar gören aracın sel anında bulunduğu yerin karayolu olup olmadığı hakkında herhangi bir resmi yazının (Valilik makamı, bilirkişi raporu gibi) bulunup bulunmadığı hususunun araştırılarak temini hakkında yazılan yazıya, Şanlıurfa 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 11/11/2025 tarihli cevabi yazısında "... Yapılan incelemede; hasar gören aracın sel anında bulunduğu yerin karayolu olup olmadığına ilişkin herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı ancak; dava dilekçesinde söz konusu hasar gören aracın evinin önünde park halinde olduğu belirttiğinden ve adresinin de 'Süleymaniye Mah. 1789. Sokak No:28/1 Haliliye' olduğu anlaşıldığından söz konusu yerin Karayolu değil Sokak olduğu hususu bilgilerinize sunulur." şeklinde; Şanlıurfa 2. İdare Mahkemesinin 14/11/20205 tarihli cevabi yazısında "... yapılan tetkikte, Mahkememiz dosyasında ilk inceleme tutanağı ile görev ret kararı verildiği, dosyamızda taraflardan veya resmi kurumlardan herhangi bir bilgi/belge talep edilmediği dolayısıyla ilgi sayılı yazınızla sorduğunuz hususla ilgili olarak dosyamızda resmi bir kaydın bulunmadığı anlaşılmış olup..." şeklinde cevap verildiği görülmektedir.17. Konuya ilişkin mevzuat hükümleri ile somut olay birlikte değerlendirildiğinde, davacının
, 1789. Sokak, No:28/1 adresinde yer alan evinin önündeki sokakta park halindeki aracanın sel sularına kapılması nedeniyle söz konusu zararın meydana geldiği, ayrıca davacı tarafından, evinin site içerisinde bulunduğuna ve aracın sitenin otoparkında bulunduğuna dair bir iddianın ileri sürülmediği anlaşılmaktadır. Bu itibarla 2918 sayılı Kanunu'nun tanımlar maddesine göre karayolu; trafik için, kamunun yararlanmasına açık olan arazi şeridini ve alanları ifade ettiği, trafik için kamuya açık alanlar olan sokakların da karayolu tanımına girdiği ve 2918 sayılı Kanun kapsamında olduğunda tereddüt bulunmamaktadır.18. Kamu hizmeti yürüten idarenin bu hizmeti yürüttüğü sırada verdiği zararın tazmini istemiyle açılan davada, kamu hizmetinin yöntemine ve hukuka uygun olarak yürütülüp yürütülmediğinin, bu hizmetin yürütülmesinde hizmet kusuru veya başka nedenle idarenin sorumluluğu bulunup bulunmadığının saptanmasının gerektiği, bu hususların saptanmasının ise idare hukuku ilkelerine göre yapılabileceği kuşkusuzdur. 19. Bununla birlikte, Anayasa Mahkemesinin yukarıda gerekçesine yer verilen kararı, kanun koyucunun idari yargının görevine giren bir konuyu adli yargının görevine verebileceğine, dolayısıyla 2918 sayılı Kanun'un 110. maddesinin birinci fıkrası ile öngörülen, bu Kanun’dan doğan tüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesi düzenlemesinin Anayasa’ya aykırı bulunmadığına dair olup, esas itibariyle görev konusunda verilmiş bir karardır ve Anayasa’nın 158. maddesi uyarınca, başta Uyuşmazlık Mahkemesi olmak üzere diğer yargı organları bakımından da uyulması zorunlu bir karar mesabesindedir. 20. 2918 sayılı Kanun'un 19/01/2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi ile Anayasa Mahkemesinin işaret edilen kararı ve tazminat istemine ilişkin davanın maddenin yürürlük tarihinden sonra açıldığı hususu gözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesinin karayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafik düzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı ve Kanun'un, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumlulukları ile çalışma usullerini kapsadığı, dolayısıyla oluşan trafik hasarı nedeniyle açılacak sorumluluk davalarının görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu, meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan bu davanın da adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.21. Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak, Şanlıurfa 6. Asliye
Esas No : 2025/449 Karar No: 2025/741
Hukuk Mahkemesinin 07/07/2025 tarih ve E.2023/997 sayılı başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.V. HÜKÜMAçıklanan gerekçelerle; A. Davanın çözümünde ADLİ YARGININ GÖREVLİ OLDUĞUNA, B. Şanlıurfa 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 07/07/2025 tarih ve E.2023/997 sayılı BAŞVURUSUNUN REDDİNE, 22/12/2025 tarihinde Üyeler Ahmet ARSLAN ve Bilal ÇALIŞKAN’ın KARŞI OYLARI ve OY ÇOKLUĞU ile KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Üye
Rıdvan
Eyüp
Bayram
Döndü Deniz
GÜLEÇ
SARICALAR
ŞEN
BİLİR
Üye
Üye
Üye
Ahmet
Mahmut
Bilal
ARSLAN
BALLI
ÇALIŞKAN
Esas No : 2025/449 Karar No: 2025/741
KARŞI OYİdarenin kendi kuruluş Kanunu'nda belirlenen ve 2918 sayılı Kanun'da tekrarlanan görevlerinden, yani; yol yapım, bakım, işletme, trafik güvenliğini sağlama şeklinde yürütülen kamu hizmetlerinden kaynaklanan hukuki sorumluluğunun idare hukuku ilke ve kurallarına göre belirlenmesi; uyuşmazlığın, özel hukuktaki araç işletenin hukuki sorumluluğundan değil, davalı idare tarafından görevlerinin tam ve eksiksiz yerine getirilmediği, dolayısıyla yürütülen hizmetlerin kusurlu işletildiği, meydana gelen zararda hizmet kusuru bulunduğu iddiasından kaynaklanması karşısında uyuşmazlığın çözümünün idari yargının görevinde bulunduğu sonucuna ulaşıldığından, uyuşmazlığın çözümünde adli yargıyı görevli kabul eden çoğunluğun kararına katılmıyoruz.
Üye
Üye
Ahmet ARSLAN
Bilal ÇALIŞKAN