T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/460KARAR NO : 2025/630KARAR TR : 13/10/2025 ÖZET: Davacıların murisine ait otomobilin sokakta park halinde iken, davalı idare tarafından etrafında gerekli önlemler alınmayan çöp konteynerinin yokuşta kayarak araca çarpması sonucu, araçta oluşan değer kaybı ve araç mahrumiyet bedelinin tazmini için açılan davanın, 2918 sayılı Kanun'un 110. maddesi kapsamında, ADLİ YARGI YERİNDE görülmesi gerektiği hk.K A R A RDavacılar : 1-E. B.2-F. B.3-F. Ç.4-İ. B.5-S. B.Vekili: Av. A. C. Y.Davalı
: Sancaktepe Belediye Başkanlığı Vekili: Av. G. Ş. I. DAVA KONUSU OLAY1. Davacılar vekili, müvekkillerinin murisi İ. B.'ın ruhsat sahibi olduğu
plakalı otomobilin 15/03/2024 tarihinde
apartmanı önünde park halinde iken, davalı idare tarafından etrafında gerekli önlemler alınmayan çöp konteynerinin yokuşta kayarak murisin aracına çarparak araca ağır hasar verdiğini, çöp konteynerinin etrafında gerekli önlemlerin alınmaması nedeniyle davalı belediyenin asli ve tek kusurlu olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, araçta meydana gelen 100 TL değer kaybı bedelinin ve 100 TL araç mahrumiyet bedeli olmak üzere toplam 200 TL tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili istemiyle adli yargı yerinde dava açmıştır.II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİN BAŞVURU SÜRECİA. Adli Yargıda2. İstanbul Anadolu 21. Asliye Hukuk Mahkemesi 06/05/2025 tarih ve E.2024/769, K.2025/230 sayılı kararı ile, davanın idari yargı yerinde görülmesi gerektiğinden, HMK'nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca görev yönünden usulden reddine karar vermiş, bu karar kesinleşmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"...KTK’da yalnızca Karayolları Genel Müdürlüğünün değil, Kanun’un 2. kısmının 4 ila 12. maddelerinde karayollarında can ve mal güvenliği yönünden trafik düzen ve güvenliğini sağlamak, trafik güvenliğini ilgilendiren gerekli önlemleri belirlemek ve motorlu
Esas No : 2025/460 Karar No: 2025/630
araçlar ile ilgili idari işlemleri düzenlemek amacı ile başka kurumların da görev ve yetkileri sayılmıştır. Bununla birlikte 2918 sayılı KTK’da diğer kamu idareleri ve Karayolları Genel Müdürlüğünün trafik düzeni ve trafik güvenliği ile ilgili üstlendikleri kamu hizmetlerinden dolayı hukukî sorumluluğu düzenlenmiş değildir. Yani Karayolları Genel Müdürlüğünün karayolu yapım, bakım ve işletilmesi şeklindeki kamu hizmetleri gibi diğer kamu kuruluşlarının kendi görev alanlarındaki kamu hizmetlerinin, idare hukuku ilke ve kurallarına göre yürütülmesi, anılan kuruluşların idari işlem ve eylemlerinden doğan uyuşmazlıkların da Anayasa’nın 125. maddesi ve İYUK’un 2. maddesine göre idari yargı yerinde çözümlenmesi gerekmektedir.Somut uyuşmazlıkta, davalının çöp konteynerlerini belirlenen alanlara yerleştirmesi, takibini yapması veya yapmamasına ilişkin hizmetinin ve temelinde ifade olunan zararın, hizmet kusuru teşkil eden eyleme dayandığı hususu ise kuşkusuzdur. Hizmet kusuruna dayalı olarak açılan bu davanın tam yargı davası ile idari yargı yerinde çözümlenmesi gerekmektedir.(T.C. YARGITAY Hukuk Genel Kurulu ESAS NO: 2018/(17)4-99 KARAR NO: 2021/1421) Yukarıdaki açıklamalara göre yapılan incelemede mahkememizin görevsiz olduğu, davanın idari yargı yerinde görülmesi gerektiği anlaşıldığından HMK.nun 114/1-b ve 115/2 maddeleri gereğince davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..."3. Davacı bu kez, aynı istemle idari yargı yerinde dava açmıştır. B. İdari Yargıda4. İstanbul 2. İdare Mahkemesi 04/07/2025 tarih ve E.2025/1295 sayılı kararı ile, mahkemelerinin görevsizliğine dava konusu uyuşmazlıkta adli yargı yerinin görevli olduğu gerekçesiyle, 2247 sayılı Kanun'un 19. maddesi uyarınca görevli merciin belirlenmesi için dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir: ''...Dosyanın incelenmesinden, davacılar tarafından murisleri İ. B.'a ait
plakalı Hyundai marka otomobilinin 15/03/2024 tarihinde
apartmanı önünde park halinde iken, davalı idare tarafından frenleri kapatılmayan çöp konteynerinin sürüklenerek hızlı bir biçimde murisin aracına çarparak aracına ağır hasar verdiğini, davalı belediye tarafından çöp konteynerinin frenlerinin kapatılmaması nedeniyle davalı belediyenin %100 oranında tam kusurlu olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 100 TL değer kaybı bedelinin ve 100 TL araç mahrumiyet bedeli olmak üzere toplam 200 TL tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacılara ödenmesine karar verilmesi istemli olarak İstanbul Anadolu 21. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2024/769 esasına kayden açılan davada verilen 06.05.2025 tarihli, 2025/230 sayılı kararıyla uyuşmazlıkta idari yargının görevli olduğundan bahisle davanın usulden reddi kararı (kesinleşen) üzerine aynı istemle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.Tüm bu açıklamalar ışığında, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 110. maddesi kapsamında Sancaktepe Belediyesine ait çöp konteynerinin yokuştan kayması neticesinde davacılara ait araca zarar verdiğinden bahisle açılan tazminata ilişkin Mahkememiz önüne gelen uyuşmazlıkta ihtilafın özel hukuk alanına girdiği kanaatine varıldığından, uyuşmazlığın adli yargı yerinde görülmesi gerektiği sonucunu varılmıştır.Nitekim benzer bir uyuşmazlıkta Uyuşmazlık Mahkemesinin 03.02.2025 tarih ve E:2024/118, K:2025/129 sayılı kararı da bu yönde verilmiştir...''
Esas No : 2025/460 Karar No: 2025/630
5. İstanbul 2. İdare Mahkemesince, 2247 sayılı Kanun'un 19. maddesi uyarınca görevli yargı yerinin belirlenmesi için dava dosyaları Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmiştir.III. İLGİLİ HUKUKA. Mevzuat 6. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun "Amaç" başlıklı 1. maddesi şöyledir: "Bu Kanunun amacı, karayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafik düzenini sağlamak ve trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri belirlemektir."7. 2918 sayılı Kanun'un "Kapsam" başlıklı 2. maddesi şöyledir:"Bu Kanun, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk, çalışma usulleri ile diğer hükümleri kapsar.Bu Kanun, karayollarında uygulanır. Ancak aksine bir hüküm yoksa;a) Karayolu dışındaki alanlardan kamuya açık olanlar ile park, bahçe, park yeri, garaj, yolcu ve eşya terminali, servis ve akaryakıt istasyonlarında karayolu taşıt trafiği için faydalanılan yerler ile,b) Erişme kontrollü karayolunda ve para ödenerek yararlanılan karayollarının kamuya açık kesimlerinde ve belirli bir karayolunun bağlantısını sağlayan deniz, göl ve akarsular üzerinde kamu hizmeti gören araçların, karayolu araçlarına ayrılan kısımlarında da,Bu Kanun hükümleri uygulanır."8. 2918 sayılı Kanun'un "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "...Park yeri: Araçların park etmesi için kullanılan açık veya kapalı alandır.Karayolu üzeri park yeri: Taşıt yolundaki veya buna bitişik alanlardaki park yeridir.Karayolu dışı park yeri: Karayolu sınır çizgisi dışında olan ve bir geçiş yolu veya servis yolu ile taşıt yoluna bağlanan park yeridir.Otomobil: (Değişik: 12/7/2013-6495/13 md.) Yapısı itibarıyla, sürücüsü dahil en fazla dokuz oturma yeri olan ve insan taşımak için imal edilmiş bulunan motorlu taşıttır.Park etme: Araçların, durma ve duraklaması gereken haller dışında bırakılmasıdır...."9. 2918 sayılı Kanun'un "Belediye trafik birimleri, görev ve yetkileri" başlıklı 10. maddesi şöyledir: "(Değişik: 18/1/1985 - KHK 245/3 md.; Aynen kabul: 28/3/1985 - 3176/3 md.) Bu Kanunla belediyelere verilen görevler il ve ilçe trafik komisyonları ve mahalli trafik birimleri ile işbirliği yapılarak yürütülür.a) Kuruluş Her belediye başkanlığı bünyesinde, hizmet kapasitesi gözönünde tutularak İçişleri Bakanlığınca tespit edilecek ölçülere ve genel hükümlere göre, belediye trafik şube müdürlüğü, şefliği veya memurluğu kurulur.b) Görev ve yetkiler1.Yapım ve bakımından sorumlu olduğu yolları trafik düzeni ve güvenliğini sağlayacak durumda bulundurmak,2. Gerekli görülen kavşaklara ve yerlere trafik ışıklı işaretleri, işaret levhaları koymak
Esas No : 2025/460 Karar No: 2025/630
ve yer işaretlemeleri yapmak,3. Karayolu yapısında ve üzerinde yapılacak çalışmalarda gerekli tedbirleri almak, aldırmak ve denetlemek,4. Karayolunda trafik için tehlike teşkil eden engelleri gece veya gündüze göre kolayca görülebilecek şekilde işaretlemek veya ortadan kaldırmak,5. Yol yapısı veya işaretleme yetersizliği yüzünden trafik kazalarının vukubulduğu yerlerde, yetkililerce teklif edilen tedbirleri almak,6. Çocuklar için trafik eğitim tesisleri yapmak veya yapılmasını sağlamak,7. Bu Kanun ve bu Kanuna göre çıkarılan yönetmeliklerle verilen diğer görevleri yapmak.(Ek fıkra: 25/6/1988 - KHK 330/2 md.)"10. 2918 sayılı Kanun'un “Karayolu trafik güvenliği” başlıklı 13. maddesi şöyledir:"(Değişik birinci fıkra: 25/6/2010-6001/34 md.) Karayolunun yapımı, bakımı, işletilmesi ile görevli ve sorumlu bütün kuruluşlar, karayolu yapısını, trafik güvenliğini sağlayacak durumda bulundurmakla yükümlüdür.Çeşitli kişi, kurum ve kuruluşlar, karayolu yapısında yapacakları ve esasları yönetmelikte belirtilen çalışmalarda;a) Yolun yapım ve bakımı ile görevli kuruluştan izin almak,b) Çalışmaları, gerekli önlemleri alarak, aldırarak ve devamlılığını sağlayarak, trafik akımını ve güvenliğini bozmayacak tarzda yapmak,c) Zorunlu nedenlerle meydana gelen arıza, engel ve benzerlerini en kısa zamanda ortadan kaldırarak karayolunu kullananlara ve araçlara zarar vermeyecek duruma getirmek,d) Şehiriçi karayolu kenarında çeşitli tesislerin yapımı süresince; kaldırımlarda, tünel, tünel aydınlatılması ve benzerlerini yaparak güvenli geçiş sağlamak ve yaya yollarını trafiğe açık bulundurmak,Zorundadırlar.Bu çalışmalar sırasında meydana getirilen tehlikeli durum ve engeller bütün sorumluluk, bunları yaratan kişilere ait olmak üzere zabıtaca kaldırılır, yapılan masraflar sorumlulara ödetilir.(Dördüncü fıkra mülga: 18/1/1985 - KHK 245/16 md.)(Değişik: 21/5/1997-4262/4 md.) Bu madde hükümlerine uymayanlar fiil başka bir suç oluştursa bile ayrıca 7 200 000 lira para cezası ile cezalandırırlar."11. 2918 sayılı Kanun'un "Görevli ve yetkili mahkeme" başlıklı 110. maddesi şöyledir: “(Değişik: 11/1/2011-6099/14 md.)İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dahil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır.Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir” 12. 2918 sayılı Kanun'un geçici 21. maddesi şöyledir:
Esas No : 2025/460 Karar No: 2025/630
"(Ek: 11/1/2011-6099/15 md.)Bu Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının göreve ilişkin hükmü, yürürlüğe girdiği tarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde açılmış bulunan davalara uygulanmaz” B. Yargı Kararı13. Anayasa Mahkemesinin 26/12/2013 tarih ve E.2013/68, K.2013/165 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"…Anayasa Mahkemesinin daha önceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere, tarihsel gelişime paralel olarak Anayasa’da adli ve idari yargı ayırımına gidilmemiş ve idari uyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergi mahkemeleriyle Danıştay yetkili kılınmıştır. Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idari yargı, özel hukuk alanına giren konularda adli yargı görevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görev alanına giren bir uyuşmazlığın çözümünde adli yargının görevlendirilmesi konusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunu söylemek olanaklı değildir. Ancak, idari yargının denetimine bağlı olması gereken idari bir uyuşmazlığın çözümü, haklı neden ve kamu yararının bulunması halinde kanun koyucu tarafından adli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusu kural, trafik kazasında zarar görenin asker kişi ya da memur olmasına, aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veya olayın hemzemin geçitte meydana gelmesi durumlarına göre farklı yargı kollarında görülmekte olan 2918 sayılı Kanun’dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adli yargıda görüleceğini öngörmektedir. İtiraz konusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idari yargı, idari yargı veya adli yargı kolları arasında uygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilerek söz konusu davalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynı tür davaların aynı yargı yolunda çözümlenmesi sağlanarak davaların görülmesi ve çözümlenmesinin hızlandırıldığı, bu suretle kısa sürede sonuç alınmasının olanaklı kılındığı ve bunun söz konusu davaların adli yargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamu yararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayolu şeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanan sorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda bir tartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamu gücünden kaynaklanan bir yetkinin kullanılması söz konusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynı seyir çizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risk üreten araçlar arasında özel-kamu ayırımı yapılmasını gerektiren bir neden de yoktur. Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın 2.,125. ve 155. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir…”V. İNCELEME VE GEREKÇE A. İlk İnceleme 14. Uyuşmazlık Mahkemesinin Rıdvan GÜLEÇ'in Başkanlığında, Üyeler Nilgün TAŞ, Doğan AĞIRMAN, Eyüp SARICALAR, Ahmet ARSLAN, Mahmut BALLI ve Bilal ÇALIŞKAN’ın katılımlarıyla yapılan 13/10/2025 tarihli toplantısında; 2247 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre, idare mahkemesince, anılan Kanun'un 19. maddesine göre başvuruda bulunulmuş olduğu, mahkemece idari yargı dosyasının ekinde adli yargı dosyası ile birlikte Uyuşmazlık Mahkemesine gönderildiği ve usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından, görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.
Esas No : 2025/460 Karar No: 2025/630
B. Esasın İncelenmesi15. Raportör-Hakim Arzu ÇETİNDERE ŞAŞI'nın, davanın çözümünde adli yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ'nin davada adli yargının, Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın ise davada idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:16. Dava, davacıların murisinin otomobili sokakta park halinde iken, davalı idare tarafından etrafında gerekli güvenlik önlemleri alınmayan çöp konteynerinin yokuştan kayarak araca çarpması sonucu oluştuğu ileri sürülen maddi zararın, faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılmıştır.17. Dosyanın incelenmesinden; davacıların murisine ait otomobilin 15/03/2024 tarihinde İstanbul İli, Sancaktepe İlçesi, Emek Mahallesi, Pınar Caddesi, Tevazu Sokak No:3 adresinde, Devecioğlu apartmanı önünde park halinde iken, davalı idare tarafından etrafında gerekli güvenlik önlemleri alınmayan çöp konteynerinin yokuştan kayarak murisin aracına çarpması neticesinde zararın oluştuğu ileri sürüldüğünden, 2918 sayılı Kanun'da tanımı yapılan karayolunda gerçekleşen kaza nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararın tazmininin talep edildiği anlaşılmaktadır. 18. Anayasa Mahkemesinin yukarıda gerekçesine yer verilen kararı, kanun koyucunun idari yargının görevine giren bir konuyu adli yargının görevine verebileceğine, dolayısıyla 2918 sayılı Kanun'un 110. maddesinin birinci fıkrası ile öngörülen, bu Kanun’dan doğan tüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesi düzenlemesinin Anayasa’ya aykırı bulunmadığına dair olup, esas itibariyle görev konusunda verilmiş bir karardır ve Anayasa’nın 158. maddesi uyarınca, başta Uyuşmazlık Mahkemesi olmak üzere diğer yargı organları bakımından da uyulması zorunlu bir karar mahiyetindedir. 19. 2918 sayılı Kanun'un 19/01/2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi ile Anayasa Mahkemesinin işaret edilen kararı ve tazminat istemine ilişkin davanın maddenin yürürlük tarihinden sonra açıldığı hususu gözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesinin karayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafik düzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı ve Kanun'un, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumlulukları ile çalışma usullerini kapsadığı, dolayısıyla oluşan kaza nedeniyle açılacak sorumluluk davalarının görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu, meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan bu davanın da adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.20. Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak, İstanbul 2. İdare Mahkemesinin başvurusunun kabulü ile, İstanbul Anadolu 21. Asliye Hukuk Mahkemesinin 06/05/2025 tarih ve E.2024/769, K.2025/230 sayılı görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir. V. HÜKÜM
Esas No : 2025/460 Karar No: 2025/630
Açıklanan gerekçelerle;A. Davanın çözümünde ADLİ YARGININ GÖREVLİ OLDUĞUNA,B. İstanbul 2. İdare Mahkemesinin BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile İstanbul Anadolu 21. Asliye Hukuk Mahkemesinin 06/05/2025 tarih ve E.2024/769, K.2025/230 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA,13/10/2025 tarihinde, Üyeler Ahmet ARSLAN ve Bilal ÇALIŞKAN'ın KARŞI OYLARI ve OY ÇOKLUĞU İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Üye
Rıdvan
Nilgün
Doğan
Eyüp
GÜLEÇ
TAŞ
AĞIRMAN
SARICALAR
Üye
Üye
Üye
Ahmet
Mahmut
Bilal
ARSLAN
BALLI
ÇALIŞKAN
Esas No : 2025/460 Karar No: 2025/630
KARŞI OY İdarenin kendi kuruluş kanununda belirlenen ve 2918 sayılı Kanun'da tekrarlanan görevlerinden yani; yol yapım, bakım, işletme, trafik güvenliğini sağlama şeklinde yürütülen kamu hizmetlerinden kaynaklanan hukuki sorumluluğunun idare hukuku ilke ve kurallarına göre belirlenmesi; uyuşmazlığın, özel hukuktaki araç işletenin hukuki sorumluluğundan değil, davalı idare tarafından görevlerinin tam ve eksiksiz yerine getirilmediği, dolayısıyla yürütülen hizmetlerin kusurlu işletildiği, meydana gelen zararda hizmet kusuru bulunduğu iddiasından kaynaklanması karşısında uyuşmazlığın çözümünün idari yargının görevinde bulunduğu sonucuna ulaşıldığından, uyuşmazlığın çözümünde adli yargıyı görevli kabul eden çoğunluğun kararına katılmıyoruz. Üye Ahmet ARSLAN Üye Bilal ÇALIŞKAN