T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/464KARAR NO: 2025/640
KARAR TR: 13/10/2025 ÖZET: Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun 6758 sayılı Kanun'un 19. ve 20. maddeleri kapsamında, davacının hissedarı ve Yönetim Kurulu Başkanı olduğu şirkete ait varlıkların satılmasına ve bu kapsamda muhammen bedelin 48.200.000 TL olarak belirlenmesine ilişkin Fon Kurulu kararlarının iptali istemiyle açılan davanın, İDARİ YARGI YERİNDE görülmesi gerektiği hk.K A R A R Davacı
: N. G. Ö.Vekili
: Av. T. S. G. Davalı
: Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF)Vekili
: Av. A. K. B. I. DAVA KONUSU OLAY1. Davacı vekili, müvekkilinin Yönetim Kurulu Başkanı ve hissedarı olduğu, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Başkanlığının kayyumluğunda bulunan S. A. S. A. Ş.'nin ticari ve iktisadi bütünlük oluşturularak satılmasına ve bu kapsamda muhammen bedelin 48.200.000 TL olarak belirlenmesine ilişkin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Başkanlığı kararlarının yerinde olmadığı, tespit edilen muhammen bedelin düşük olduğu iddiasıyla söz konusu kararların iptali istemiyle idari yargı yerinde dava açmıştır. II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİN BAŞVURU SÜRECİA. İdari Yargıda2. İstanbul 10. İdare Mahkemesi 14/07/2021 tarih ve E.2020/2049, K.2021/1050 sayılı kararı ile, uyuşmazlığın esasını inceleyerek, davaya konu işlemde hukuka aykırılık olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiş, bu karar istinaf edilmiştir.3. İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesi 15/03/2023 tarih ve E.2023/369 K.2023/428 sayılı kararı ile, uyuşmazlığın görüm ve çözümünde adli yargı görevli olduğundan davanın görev yönünden reddi gerekirken, esastan reddinde hukuka aykırı olsa da sonuç itibariyle red kararı yerinde olduğundan, istinaf başvurusunun reddine karar vermiş, bu karar temyiz edilmiştir. Mahkeme kararının ilgili kısmı şöyledir: "... Konya 3. Sulh Ceza Hakimliği'nin 07/09/2016 tarih ve 2016/3506 D.İş sayılı kararıyla davacının hissedarı ve yönetim kurulu başkanı olduğu Sembol'e 6758 sayılı Kanun'un 19. maddesi uyarınca Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun kayyım olarak atandığı, Fon Kurulu Başkanlığı'nın 22/11/2016 tarih ve E.747 sayılı oluru ile 674 sayılı KHK kapsamında iktisadî ve ticarî bütünlük oluşturulmasına karar verildiği, yine Fon'un 16/12/2016 tarih ve 819 sayılı oluru ile Sembol'ün gayrımenkulü, sözleşmesi, markası, menkul malları, internet alan adı, çalışan banka nezdindeki mevduatları ile bu varlıkların feri ve mütemmim cüzü niteliğindeki
Esas No : 2025/464 Karar No: 2025/640
taraf oldukları sözleşmeleri ile bu sözleşmeden doğan ancak başlı başına iktisadî değeri olmayanlar da dahil olmak üzere tüm mal ve hakları biraraya getirilerek "Sembol Ambalaj Ticari ve İktisadi Bütünlüğü" oluşturulmasına ve satışına karar verildiği, 2 yıllık iktisadî ve ticarî bütünlük süresinin dolması üzerine 13/12/2018 tarih, 2018/666 sayılı ve 10/12/2020 tarih, 2020/417 sayılı kararlar ile iktisadi ve ticari bütünlük kararının yenilendiği, şirket yönetiminin 26/06/2020 tarihli yazısı ile şirket mal ve haklarının satışının talep edilmesi üzerine Fon Kurulu'nun 17/07/2020 tarih ve 2020/217 sayılı kararı ile anılan iktisadî ve ticarî bütünlüğün satışına karar verildiği, muhammen bedelin 48.200.000,00-TL olarak belirlendiği, şirkete ilişkin mal, hak ve alacakların iktisadî ve ticarî bütünlük oluşturularak satılmasına ve muhammen bedelin 48.200.000,00-TL olarak belirlenmesine ilişkin Fon Kurulu kararlarının iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun 403. maddesinin ikinci fıkrasında kayyımın belirli işleri görmek veya malvarlığını yönetmek için atanacağı kurala bağlanmıştır. Bir tüzel kişinin gerekli organlardan yoksun kalmış olması ve yönetiminin başka yoldan sağlanamaması halinde vesayet makamı tarafından yönetim kayyımı atanacağı aynı Kanun'un 427. maddesinde belirtilmiştir. Kanun'un 'Malvarlığının yönetimi' başlıklı 460. maddesinde ise 'Kayyım bir malvarlığının yönetimi ve gözetimi ile görevlendirilmiş ise, yalnız o malvarlığının yönetim ve korunması için gerekli olan işleri yapabilir. Kayyımın, bunun dışındaki işleri yapabilmesi, temsil olunanın vereceği özel yetkiye, temsil olunan bu yetkiyi verecek durumda değilse vesayet makamının iznine bağlıdır.' hükmü yer almıştır.Yönetim kayyımının olağan yönetim işlerini yapabilmesi, temsil olunanın vereceği özel bir yetkiye bağlı olmadığı gibi vesayet makamının da iznine bağlı değildir. Olağan yönetim işlerine; alacakların tahsil edilmesini, borçların ödenmesini, vergi beyanlarında bulunulmasını, bozulacak malların satılmasını, mevcudun korunması için önlem alınmasını örnek olarak göstermek mümkündür. Türk Medeni Kanunu'nun 462 ve 463. hükmü kapsamındaki işlerde ise yetkili vesayet dairelerinden izin alınması zorunludur.(Gençcan Ömer Uğur: Vesayet Hukuku, Ankara-2009, s.818)Kayyım, vesayet işleriyle görevlendirilmiş olan diğer kişiler gibi bu görevini yerine getirirken iyi bir yönetimin gerektirdiği özeni göstermekle yükümlüdür. Malvarlığını yönetme yükümlülüğü kapsamında yönetim kayyımının da kayyımlığına verilen kişinin malvarlığını iyi bir yönetici gibi özenle yönetme ve yönetimle ilgili hesap tutma zorunluluğu vardır. (Gençcan Ömer Uğur: Vesayet Hukuku, Ankara-2009, s.821)Kayyımın görevini yerine getirirken kusurlu davranışıyla sebep olduğu zararlardan sorumlu olacağı Medeni Kanun'un 467. maddesinde belirtilmiş ve açılacak olan tazminat davalarında asliye hukuk mahkemelerinin görevli olacağı Kanun'un 469. maddesinde kurala bağlanmıştır.5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun şirket yönetimi için kayyım tayini başlıklı 133. maddesinde, " (1) Suçun bir şirketin faaliyeti çerçevesinde işlenmekte olduğu hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve maddî gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi için gerekli olması halinde; soruşturma ve kovuşturma sürecinde, hâkim veya mahkeme, şirket işlerinin yürütülmesiyle ilgili olarak kayyım atayabilir. Atama kararında, yönetim organının karar ve işlemlerinin geçerliliğinin kayyımın onayına bağlı kılındığı veya yönetim organının yetkilerinin ya da yönetim organının yetkileri ile birlikte ortaklık payları veya menkul kıymetler idare yetkilerinin tümüyle kayyıma verildiği açıkça belirtilir. Kayyım tayinine ilişkin karar, ticaret sicili gazetesinde ve diğer uygun vasıtalarla ilan olunur.(2) Hâkim veya mahkemenin kayyım hakkında takdir etmiş bulunduğu ücret, şirket bütçesinden karşılanır. Ancak, soruşturma veya kovuşturma konusu suçtan dolayı kovuşturmaya yer olmadığı veya beraat kararının verilmesi halinde; ücret olarak şirket bütçesinden ödenen paranın tamamı, kanunî faiziyle birlikte Devlet Hazinesinden karşılanır.(3) İlgililer, atanan kayyımın işlemlerine karşı, görevli mahkemeye 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ve 29/06/1956 tarihli ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre başvurabilirler." ... hükmü yer almıştır.Dava konusu işlemlerin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan hâliyle 6758 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 19. maddesinde, (1) Bu
Esas No : 2025/464 Karar No: 2025/640
maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle 04/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca kayyım atanmasına karar verilen şirketlerde görev yapan kayyımların yetkileri, hâkim veya mahkeme tarafından Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilir ve devirle birlikte kayyımların görevleri sona erer. (2) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra ve olağanüstü halin devamı süresince terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca şirketlere ve bu Kanun Hükmünde Kararnamenin 13 üncü maddesi uyarınca varlıklara kayyım atanmasına karar verildiği takdirde, kayyım olarak Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu atanır.(3) 20/07/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan ve Vakıflar Genel Müdürlüğüne veya Hazineye devredilen şirketler hariç olmak üzere; birinci ve ikinci fıkra kapsamındaki şirketlerin mali durumu, ortaklık yapısı, diğer sorunları veya piyasa koşulları nedeniyle mevcut halin sürdürülebilir olmadığının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından tespit edilmesi durumunda, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu şirketin yahut varlıklarının veya bu Kanun Hükmünde Kararnamenin 13. maddesinde belirtilen varlıkların satılmasına veya feshi ile tasfiyesine karar verebilir. Satış ve tasfiye işlemleri Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından yerine getirilir. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun ilişkili olduğu Bakan onayıyla belirlenir.(4) Üçüncü fıkra kapsamında gerçekleştirilen varlık ve mal varlığı değeri satışlarına bağlı olarak elde edilen gelirden borçlar ödendikten sonra kalan tutar, şirket işlerinde kullanılabilir. Üçüncü fıkra kapsamında gerçekleştirilen fesih ve tasfiye işlemleri sonunda borçlar ödendikten sonra kalan tutar, yargılamanın kesin hükümle sonuçlandırılmasına kadar bir kamu bankasında açılan hesapta nemalandırılır.(...)" hükmü yer almıştır.Aynı Kanun'un 20. maddesinde ise, "(1)19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından devralınan şirketler ve bunların varlıkları ile ilgili olarak Fona verilen yetkiler, bu Kanun Hükmünde Kararname ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna verilen kayyımlık görevi ile satış veya tasfiye işlemlerinde, bu şirketlerin yahut bunların sahiplerinin Fona borçlu olup olmadığına ve varlıkları üzerinde Fon haczi bulunup bulunmadığına bakılmaksızın kıyasen uygulanır. (...) Şirketlerin tasfiye işlemlerini yürütmek üzere Fon Kurulu tarafından görevlendirilen tasfiye komisyonu, adlî işlemler veya davalar bakımından taraf ehliyetine sahiptir. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun kayyım olarak atandığı şirketlerin ya da bunların varlıklarının bu madde kapsamında satışından elde edilecek tutarlar yargılamanın kesin hükümle sonuçlandırılmasına kadar bir hesapta nemalandırılır.(2) Şirket varlıklarının ticârî iktisâdî bütünlük yoluyla satışına karar verilmesi halinde Fon Kurulu, geçmiş dönem borçlarını, bu borçların FETÖ/PDY terör örgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olmayan kişilerle gerçek mal veya hizmet ilişkisine dayanması şartıyla ihale bedelinden ödemeye veya ihale alıcısına ödettirmeye yetkilidir.(3) Bu madde hükümleri, kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanallarının veya bunların bağlı olduğu şirketlerin Hazine tarafından devralınan varlıklarının satış ve tasfiyesini teminen Maliye Bakanlığınca Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilmesi durumunda da uygulanır. Devredilen varlıkların satışından elde edilen tutarlar Maliye Bakanlığına aktarılır." kuralına yer verilmiştir. 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 134. maddesinin beşinci fıkrasında, Fon alacaklarının tahsilini teminen, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uyarınca haczedilen aktif değerler ile lisans, ruhsat ve imtiyaz sözleşmelerinden doğan haklar ve bu varlıkların feri veya mütemmim cüzü niteliğindeki sözleşmelerden doğan, ancak başlı başına iktisadî değeri olmayanlar da dahil olmak üzere diğer tüm hak ve varlıkları bir araya getirerek, ticarî ve iktisadî bütünlük oluşturarak alıcısına geçişini sağlayacak şekilde satışına, hacizli malların birden fazla borçluya ait olması ve/veya birden fazla alacaklının haczi olması hâlinde de satışı yaptırmaya, ihale bedelinin ödenme şeklini, para birimini, alıcıların sahip olması gereken şartları, ödeme tarihini ve ihalenin sair usûl ve esasları ile satış şartlarını 6183 sayılı Kanun hükümlerine bağlı olmaksızın belirlemeye, satışa konu ticarî ve iktisadî bütünlüğü
Esas No : 2025/464 Karar No: 2025/640
alacağına mahsuben satın almaya, satışa konu varlıkların ait olduğu şirketlerin teknik bilgi, yazılım, donanım, ekipman, mal ve hizmet alımından doğan geçmiş dönem borçlarını ihale bedelinden ödemeye veya ihale alıcısına ödetmeye Fon Kurulu'nun yetkili olduğu ifade edilmiştir. Aktarılan mevzuatın değerlendirilmesinden; Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 133. maddesi uyarınca suçun bir şirketin faaliyeti çerçevesinde işlenmekte olduğu hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve maddî gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi için gerekli olması halinde; soruşturma ve kovuşturma sürecinde, hâkim veya mahkemenin şirket işlerinin yürütülmesiyle ilgili olarak kayyım atayabileceği, 6758 sayılı Kanun'un 19. maddesi gereğince Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 133. maddesi uyarınca şirketlere kayyım atanmasına karar verildiği takdirde, kayyım olarak Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun atanacağı, Fon'un kayyımlık görevi ile satış veya tasfiye işlemlerinde 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ile ilgili yetkilerini kıyasen uygulayabileceği, kayyımın işlemlerine karşı ilgililer tarafından görevli mahkemeye Türk Medeni Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre başvurulabileceği anlaşılmaktadır.Davacının hissedarı ve yönetim kurulu başkanı olduğu şirkete Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 133. maddesi ile 6758 sayılı Kanun'un 19. maddesi gereğince Konya 3. Sulh Ceza Hakimliği'nin 07/09/2016 tarih ve 2016/3506 D.İş sayılı kararıyla Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun kayyım olarak atandığı, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 134. maddesi uyarınca şirketin tüm mal, hak ve alacaklarının birleştirilerek Sembol Ambalaj Ticarî ve İktisadî Bütünlüğünün oluşturulduğu, Fon Kurulu'nun ticarî ve iktisadî bütünlüğün satışına ilişkin 07/07/2020 tarih ve 2020/217 sayılı kararında şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 376/3. maddesine göre sermayesinin tamamını kaybettiği, şirketin borçlarını ödeyebilmek için varlık satışı veya malvarlığı değerlerinin satılması gerektiği belirtilerek 6758 sayılı Kanun'un 19. maddesi uyarınca şirketin mali durumunun sürdürülebilir olmadığı gerekçesiyle oluşturulan bütünlüğün ihaleyle satışına karar verildiği görülmektedir. Davalının kayyım sıfatıyla yönettiği şirketler hak ve taraf ehliyetlerini koruduğundan anılan şirketlere ilişkin olarak kayyımın ticârî gerekliliklere göre gerçekleştirdiği iş ve işlemler idarî işlem ve eylem nitelinde değildir. Kayyım sıfatıyla ticârî kural ve teamüllere dayanılarak tesis edilen işlemlerde kamu yararının değil ticârî faaliyet gereklerinin esas alındığı ve kayyım işlemlerinin idare hukuku ilkelerine göre değil ticaret hukuku ilkelerine göre tesis edildiği dikkate alındığında, uyuşmazlığın esas itibarıyla Türk Medenî Kanununda düzenlenen kayyımlık görevinin nasıl îfâ edileceğine dair ilke ve kurallar ile Türk Ticaret Kanunu hükümleri dikkate alınmak suretiyle adlî yargı yerlerince çözümlenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.Öte yandan, davalının kayyımı olduğu şirketlere ilişkin olarak 6758 sayılı Kanun'un 20. maddesi uyarınca 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'ndan kaynaklanan yetkilerini kayyımlık görevi ile satış veya tasfiye işlemlerinde kıyasen uygulayabilmesinin kayyımlık sıfatını ve uyuşmazlığın özel hukuka ilişkin olma niteliğini etkilemeyeceği açıktır.Bu itibarla uyuşmazlığın görüm ve çözümünde adli yargı görevli olduğundan davanın görev yönünden (adli yargı) reddi gerekmektedir. Belirtilen nedenlerle davanın görev yönünden (adli yargı) reddi gerekirken, davanın esastan reddinde hukuka uyarlık bulunmamakla birlikte, karar sonucu itibarıyla (ret) yerindedir.Açıklanan nedenlerle; dilekçede ileri sürülen iddialar söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediğinden, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçeyle reddine..."4. Danıştay 13. Dairesi 03/06/2024 tarih ve E.2023/2086, K.2024/2517 sayılı kararı ile, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesinin 15/03/2023 tarih ve E.2023/369, K.2023/428 sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın onanmasına karar vermiş, karar kesinleşmiştir5. Davacı vekili bu kez, aynı istemle adli yargı yerinde dava açmıştır.
Esas No : 2025/464 Karar No: 2025/640
B. Adli Yargıda6. Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 10/09/2024 tarih ve E.2024/577, K.2024/530 sayılı kararı ile, davacı tarafça süresi içerisinde harç, yargılama gideri, gider avansı ve delil avansının yatırılmadığı gerekçesiyle "davanın HMK'nın 114/g ve 115/2. maddesi gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine" karar vermiş; bu karar istinaf edilmiş; Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi 19/11/2024 tarih E.2024/1629, K.2024/1866 sayılı kararı ile, yargılamanın her aşamasında re'sen nazara alınması gereken yargı yolunun caiz olup olmadığı hususunda herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmamasının yerinde olmadığı gerekçesiyle "davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile yanılgılı değerlendirme ve eksik incelemeye dayalı ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a maddesi gereğince dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine," karar vermiştir. 7. Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 13/05/2025 tarih ve E.2025/40, K.2025/290 sayılı kararı ile, davanın görüm ve çözümünün idari yargının görev alanında olduğu, yargı yolunun 6100 sayılı HMK'nun 114/1-b maddesi gereğince dava şartlarından olduğu, HMK'nun 115. maddesi gereğince dava şartlarının olup olmadığının davanın her aşamasında talep üzerine veya re'sen mahkemece dikkate alınması gerektiği gerekçesiyle, davanın yargı yolu sebebine bağlı olarak HMK'nun 114/1-b maddesinin yollaması ile HMK.'nun 115/2 maddesi uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermiş, bu karar kesinleşmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir: "...Tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde; Davacının, el konulmadan önce hissedarı ve Yönetim Kurulu Başkanı olduğu S. A. S. A. Ş.'nin ticari ve iktisadi bütünlük oluşturarak satılmasına ve bu kapsamda muhammen bedelin 48.200.000 TL olarak belirlenmesine ilişkin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu kararlarının iptali ile bu aşamada dava sonuçlanıncaya kadar ihtiyati tedbir kararı verilmesini ve adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesini 6758 sayılı Kanun'un 19/3. ve 20/1 bentlerinde yer alan kuralların, Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti ilkesine, masumiyet karinesine, mülkiyet hakkına açıkça aykırı olup ölçülü ve orantılı olmayan bu yasal düzenlemenin iptali istemiyle itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verilmesini talep ve dava ettiği, davalının davanın reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. Mahkememizce verilen 10.09.2024 tarih ve 2024/577 Esas 2024/530 Karar sayılı kararı Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın 19.11.2024 tarih ve 2024/1629 Esas 2024/1866 Karar sayılı kararı ile kaldırılarak dosya mahkememize iade edildiği, dosyanın Mahkememizin 2025/40 Esas sırasına kaydı yapılarak, taraflara BAM kararı ekli duruşma gün ve saatini bildirir tensip tutanağının tebliğ edilerek, yargılamaya devam edilmiştir.Uyuşmazlık Mahkemesi'nin 04/11/2024 tarih ve 2024/301 Es. 2024/498 Kar. Sayılı kararında; " .... 16. Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri incelendiğinde: 6758 sayılı Kanun'un 19. maddesinde maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra ve olağanüstü halin devamı süresince terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133. maddesi uyarınca şirketlere kayyım atanmasına karar verildiği takdirde, kayyım olarak TMSF'nin atanacağı, Kanun'un 19. maddesinin birinci ve ikinci fıkrası kapsamındaki şirketlerin, soruşturma ve kovuşturma sonuna kadar, TMSF gözetiminde, TMSF'nun atadığı yöneticiler tarafından ticari teamüllere uygun olarak ve basiretli tüccar gibi yönetileceği, bu şirketlerin mali durumu, ortaklık yapısı, piyasa koşulları veya diğer sorunları nedeniyle şirketin yahut varlıklarının veya 5271 sayılı Kanun'un 128. maddesinin onuncu fıkrasında belirtilen malvarlığı değerlerinin veya hakkında şahıs kayyımlık kararı bulunmasa dahi anılan şirket ve/veya malvarlığı değerlerinde payları bulunup aleyhlerinde mahkemece kaçak kararı verilen kişilerin bu paylarının kısmen veya tamamen satılmasına veya feshi ile tasfiyesine TMSF tarafından karar verilebileceği, satış ve tasfiye işlemlerinin ilgili şirketin yönetim/müdürler kurulu veya TMSF tarafından yerine getirileceği, satılan şirketlerin kayyımlık
Esas No : 2025/464 Karar No: 2025/640
kararının, hisselerinin devrini müteakip Fonun talebi üzerine ilgili mahkeme veya hakimliklerce kaldırılacağı, bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların Fon Kurulu tarafından belirleneceğinin hüküm altına alındığı; 30/06/2022 tarihli ve 2022/301 sayılı Fon Kurulu kararı ile yürürlüğe giren "10/11/2016 tarihli ve 6758 sayılı Kanunun 19 uncu ve 20 nci Maddelerinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar"ın 7. maddesinde şirketlerin mali durum, ortaklık yapısı, piyasa koşulları veya diğer sorunlar nedeniyle şirketin veya şirket varlıklarının satılmasına veya fesih ve tasfiyesine Fon Kurulu tarafından karar verilebileceği, Fon Kurulu kararında şirketin veya şirket varlıklarının satışının yönetim organı veya Fon tarafından yerine getirileceğinin belirtileceği düzenlenmiştir.17. Dosyanın ve ilgili mevzuatın bir bütün olarak incelenip değerlendirilmesinden, FETÖ/PDY terör örgütü üyeliği suçundan yargılanan davacıların sahibi olduğu söz konusu Şirket yönetimine Denizli Sulh 2. Ceza Hakimliğinin 05/10/2016 tarih ve 2016/3103 sayılı kararı ile TMSF'nin kayyım olarak atandığı, TMSF Kurulu tarafından şirket faaliyetinin sürdürülmesinin mali mevzuat ve diğer yükümlülükler ile ekonomik ve teknik icaplara uygun olmadığı gibi, bu şartlarda faaliyete devam edilmesi halinde zararın artabileceği ve şirketin öz varlığını bütünüyle yitirebileceği yönündeki tespit ve değerlendirmelere yer verilen Mali Durum Tespit Raporu dikkate alınarak, söz konusu Şirket'e ait Bereket Çiftliği'ne özgülenmiş varlıkların ticari ve iktisadi bütünlük satışına karar verildiği ve bu kararın 26/11/2022 tarih ve 32025 sayılı Resmi Gazete'de yayımlandığı anlaşılmaktadır. 18. 5411 sayılı Kanun'un 111. maddesine göre kamu tüzel kişiliğini haiz, idari ve mali özerkliğe sahip TMSF Kurulu tarafından, 6758 sayılı Kanun'un 19. ve 20. maddeleri ile kendisine verilen görevlerin ifası kapsamında kamu gücü kullanılmak suretiyle tek taraflı irade beyanıyla Bereket Çiftliği'ne özgülenmiş varlıkların satışına ilişkin dava konusu kararın idari nitelik taşıdığında kuşku yoktur. Ayrıca davacılar vekilinin dosyada mevcut hem adli hem de idari yargıda açtığı davadilekçelerinde TMSF Kurulu tarafından alınan söz konusu kararının iptalini davaya konu ettiği görülmüştür. Tüm bu sebeplerle TMSF'nin idari yetki kullanarak tesisi ettiği 26/11/2022 tarih ve 32025 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan kararının iptaline ilişkin davanın görüm ve çözümünde idari yargının görevli olduğu sonucuna ulaşılmıştır." şeklinde kabul edilmiştir.Davacı tarafça İstanbul 10.İdare Mahkemesi'nin 14/07/2021 tarih ve 2020/2049 Es.2021/1050 Kar. Sayılı dosyasından aynı davayı açtığı, verilen kararın istinafı üzerine İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 10.İdari Dava Dairesi'nin 07/06/2022 tarih ve 2021/2085 Es.2022/1259 Kar. Sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, davacı tarafın temyizi üzerine Danıştay 13.Dairesi'nin 02/11/2022 tarih ve 2022/3423 Es.2022/3969 Kar. Sayılı ilamı ile kararın bozulması nedeniyle İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 10.İdari Dava Dairesi'nin 15/03/2023 tarih ve 2023/369 Es.2023/428 Kar. Sayılı kararı ile davanın adli yargının görev alanına girdiği gerekçesiyle görev yönünden reddine karar verildiği, davalının temyizi üzerine Danıştay 13.Hukuk Dairesi'nin 03/06/2024 tarih ve 2023/2086 Es.2024/2517 Kar. Sayılı ilamı ile kararın onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır.2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesi'nin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun'un 14.maddesinde; "Olumsuz görev uyuşmazlığının bulunduğunun ileri sürülebilmesi için adli ve idari yargı mercilerinin tarafları, konusu ve sebebi aynı olan davada kendilerini görevsiz görmeleri ve bu yolda verdikleri kararların kesin veya kesinleşmiş olması gerekir. Bu uyuşmazlığın giderilmesi istemi, ancak davanın taraflarınca (…)11 ileri sürülebilir." şeklinde, 2247 sayılı Kanun'un 15. maddesinde;" Olumsuz görev uyuşmazlıklarında dava dosyaları, son görevsizlik kararını veren yargı merciince, bu kararın kesinleşmesinden sonra (…) taraflardan birinin istemi üzerine, ilk görevsizlik kararını veren yargı merciine ait dava dosyası da temin edilerek Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilir ve görevli yargı merciinin belirlenmesi istenir." şeklinde düzenleme yapıldığı anlaşılmıştır.Davacının, el konulmadan önce hissedarı ve Yönetim Kurulu Başkanı olduğu S. A. S. A. Ş.'nin ticari ve iktisadi bütünlük oluşturarak satılmasına ve bu kapsamda muhammen bedelin 48.200.000 TL olarak belirlenmesine ilişkin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu kararlarının iptali talep etmiş ise de; yukarıda anılan uyuşmazlık mahkemesi kararı ve mahkeme kararında belirtilen yasal düzenlemeler çerçevesinde davanın adli yargının görev alanında olmadığı, davanın görüm ve çözümünün idari yargının görev alanında olduğu, yargı yolunun 6100 sayılı HMK'nun 114/1-b maddesi gereğince dava şartlarından olduğu..."
Esas No : 2025/464 Karar No: 2025/640
8. Davacı vekilinin talebi üzerine İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesince, 2247 sayılı Kanun’un 14. maddesi uyarınca görevli yargı yerinin belirlenmesi için adli yargı dava dosyası ve idari yargı dosyasına esas UYAP çıktıları Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmiştir.III. İLGİLİ HUKUK9. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2. maddesi şöyledir:"1. (Değişik: 10/6/1994-4001/1 md.) İdari dava türleri şunlardır:a) (İptal: Anayasa Mahkemesinin 21/9/1995 tarihli ve E:1995/27, K:1995/47 sayılı kararı ile; Yeniden Düzenleme: 8/6/2000-4577/5 md.) İdarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları,b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları,c) (Değişik: 18/12/1999-4492/6 md.) Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar.2. İdari yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. İdari mahkemeler; yerindelik denetimi yapamazlar, yürütme görevinin kanunlarda ve Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinde gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremezler."3. (Mülga: 2/7/2018 - KHK-703/185 md.)"10. 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun "Şirket yönetimi için kayyım tayini" başlıklı 133. maddesi şöyledir:"(1) Suçun bir şirketin faaliyeti çerçevesinde işlenmekte olduğu hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi için gerekli olması halinde; soruşturma ve kovuşturma sürecinde, hâkim veya mahkeme, şirket işlerinin yürütülmesiyle ilgili olarak kayyım atayabilir. Atama kararında, yönetim organının karar ve işlemlerinin geçerliliğinin kayyımın onayına bağlı kılındığı veya yönetim organının yetkilerinin ya da yönetim organının yetkileri ile birlikte ortaklık payları veya menkul kıymetler idare yetkilerinin tümüyle kayyıma verildiği açıkça belirtilir. Kayyım tayinine ilişkin karar, ticaret sicili gazetesinde ve diğer uygun vasıtalarla ilan olunur.(2) Hâkim veya mahkemenin kayyım hakkında takdir etmiş bulunduğu ücret, şirket bütçesinden karşılanır. Ancak, soruşturma veya kovuşturma konusu suçtan dolayı kovuşturmaya yer olmadığı veya beraat kararının verilmesi halinde; ücret olarak şirket bütçesinden ödenen paranın tamamı, kanunî faiziyle birlikte Devlet Hazinesinden karşılanır.(3) İlgililer, atanan kayyımın işlemlerine karşı, görevli mahkemeye 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ve 29.6.1956 tarihli ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre başvurabilirler.(4) Bu madde hükümleri ancak aşağıda sayılan suçlarla ilgili olarak uygulanabilir.a) Türk Ceza Kanununda yer alan,1. Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (madde 79, 80),2. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188)3. Parada sahtecilik (madde 197)4. Fuhuş (madde 227)5. Kumar oynanması için yer ve imkân sağlama (madde 228),6. Zimmet (madde 247)7. Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama (madde 282)
Esas No : 2025/464 Karar No: 2025/640
8. Silahlı örgüt (madde 314) veya bu örgütlere silah sağlama (madde 315)9. Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk (madde 328, 329, 330, 331, 333, 334, 335, 336, 337)Suçları,b) Ateşli Silahlar ve Bıçaklar İle Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları,c) Bankalar Kanununun 22 nci maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkralarında tanımlanan zimmet suçu,d) Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar,e) Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü maddelerinde tanımlanan suçlar.(5) (Ek: 1/7/2016-6723/32 md.) Bu madde uyarınca atanan kayyımların görevleriyle ilgili iş ve işlemlerinden dolayı tazminat davaları, 142 ila 144 üncü maddeler uyarınca Devlet aleyhine açılır. Devlet, ödediği tazminattan dolayı görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanan kayyımlara bir yıl içinde rücu eder."11. 5411 sayılı Bankalar Kanunu'nun, "Fonun kuruluş ve bağımsızlığı" başlıklı 111. maddesi şöyledir: "Bu Kanun ve ilgili diğer mevzuat ile verilen yetkiler çerçevesinde tasarruf sahiplerinin hak ve menfaatlerinin korunması amacıyla, mevduatın ve katılım fonlarının sigorta edilmesi, Fon bankalarının yönetilmesi, mali bünyelerinin güçlendirilmesi, yeniden yapılandırılması, devri, birleştirilmesi, satışı, tasfiyesi, Fon alacaklarının takip ve tahsili işlemlerinin yürütülmesi ve sonuçlandırılması, Fon varlık ve kaynaklarının idare edilmesi ve Kanunla verilen diğer görevlerin ifası için kamu tüzel kişiliğini haiz, idarî ve mali özerkliğe sahip Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu kurulmuştur.Fon görevini yaparken bağımsızdır. Fonun kararları yerindelik denetimine tâbi tutulamaz. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, Fon Kurulunun kararlarını etkilemek amacıyla emir ve talimat veremez.Fon, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Kurulu ile Başkanlıktan oluşur.Fonun merkezi İstanbul'dadır. Fon, görevli ve yetkili olduğu alanın yoğun olduğu illerde olmak ve sayısı üçü geçmemek kaydıyla Cumhurbaşkanı kararıyla yurt içi temsilcilik ve tahsilat birimleri açabilir.Fon, 3346 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri ile Fonların Türkiye Büyük Millet Meclisince Denetlenmesinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu ile 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu hükümlerine tâbi değildir.Fon, görev ve yetkilerini etkin şekilde yerine getirmek amacıyla, yeterli sayı ve nitelikte personeli istihdam eder.Fonun malları Devlet malı hükmündedir. Fonun mal, hak ve alacakları haczedilemez ve rehnedilemez. " 12. 6758 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un, "Kayyımlık yetkisinin devri ve tasfiye" başlıklı 19. maddesi şöyledir: "(1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca kayyım atanmasına karar verilen şirketlerde görev yapan kayyımların yetkileri, hakim veya mahkeme tarafından Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilir ve devirle birlikte kayyımların görevleri sona erer.(2) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra ve olağanüstü halin devamı süresince terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca şirketlere ve bu Kanunun 13 üncü maddesi uyarınca varlıklara kayyım atanmasına karar verildiği takdirde, kayyım olarak Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu atanır.
Esas No : 2025/464 Karar No: 2025/640
(3) (Değişik:26/5/2022-7407/16 md.) 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan ve Vakıflar Genel Müdürlüğüne veya Hazineye devredilen şirketler hariç olmak üzere; birinci ve ikinci fıkra kapsamındaki şirketler, soruşturma ve kovuşturma sonuna kadar, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun gözetiminde, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun atadığı yöneticiler tarafından ticari teamüllere uygun olarak ve basiretli tüccar gibi yönetilir. Bu şirketlerin yöneticileri Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından atanır ve görevden alınır. Bu şirketlerin mali durumu, ortaklık yapısı, piyasa koşulları veya diğer sorunları nedeniyle şirketin yahut varlıklarının veya 5271 sayılı Kanunun 128 inci maddesinin onuncu fıkrasında belirtilen malvarlığı değerlerinin veya hakkında şahıs kayyımlık kararı bulunmasa dahi anılan şirket ve/veya malvarlığı değerlerinde payları bulunup aleyhlerinde mahkemece kaçak kararı verilen kişilerin bu paylarının kısmen veya tamamen satılmasına veya feshi ile tasfiyesine Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından karar verilebilir. Satış ve tasfiye işlemleri ilgili şirketin yönetim/müdürler kurulu veya Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından yerine getirilir. Satılan şirketlerin kayyımlık kararı, hisselerinin devrini müteakip Fonun talebi üzerine ilgili mahkeme veya hakimliklerce kaldırılır. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Fon Kurulu tarafından belirlenir.(4) (Ek: 17/4/2017-KHK-690/73 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7077/63 md.) Üçüncü fıkra kapsamında gerçekleştirilen varlık ve malvarlığı değeri satışlarına bağlı olarak elde edilen gelirden borçlar ödendikten sonra kalan tutar, şirket işlerinde kullanılabilir. Üçüncü fıkra kapsamında gerçekleştirilen fesih ve tasfiye işlemleri sonunda borçlar ödendikten sonra kalan tutar, yargılamanın kesin hükümle sonuçlandırılmasına kadar bir kamu bankasında açılan hesapta nemalandırılır.(5) (Ek: 17/4/2017-KHK-690/73 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7077/63 md.) Üçüncü fıkra kapsamında gerçekleştirilen satış ve tasfiye işlemlerinde azınlık hisselerinin sahiplerinin rızası aranmaz.(6) (Ek: 17/4/2017-KHK-690/73 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7077/63 md.) Kayyımlık görevi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından yürütülen şirketler, açtıkları davalarda harçtan muaftır.(7) Birinci ve ikinci fıkralar uyarınca Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun kayyım olarak atanmasına karar verilen şirket, taşınmaz, hak, varlık ve alacaklar hakkında Ceza Muhakemesi Kanununun 128 inci maddesi uyarınca verilen el koyma ve tedbir kararları, kayyım yetkisinin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devriyle birlikte kendiliğinden kalkar.(8) (Ek: 15/8/2017-KHK-694/180 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/174 md.) (Değişik:26/5/2022-7407/16 md.) Kayyımlarının yetkileri Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen veya Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun kayyım olarak atandığı şirketlerde, şirketin ortaklarının şirkette sahip olduğu pay oranında yeni kurulacak şirketlerde pay sahibi olmaları koşuluyla şirket yönetim organının önerisi ve Fon Kurulu kararıyla yeni şirket kurulmasına karar verilebilir. Bu halde şirket ortaklarının yeni şirket kurulmasına ilişkin izin ve muvafakati aranmaz. Kurulacak şirketin sermayesi kayyımlarının yetkileri Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen veya Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun kayyım olarak atandığı şirket tarafından ayni veya nakdi olarak karşılanır. Yeni şirket kuruluşuna ilişkin hususlar şirketlerin yönetim organlarınca hazırlanır ve Fon Kurulunun onayına sunulur. Fon Kurulu kararıyla kuruluş gerçekleşir ve tescile tabi tüm hususlar her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olmak üzere ilgili ticaret sicilinde resen tescil ve ilan olunur. Bu fıkra uyarınca gerçekleştirilecek kuruluş işlemleri ilgili mevzuata tabi olmaksızın uygulanır. Yeni kurulan şirkette kayyımlık yetkisi bir mahkeme veya hakim kararına gerek olmaksızın Fona devredilmiş sayılır.(9) (Ek: 15/8/2017-KHK-694/180 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/174 md.) (Değişik:26/5/2022-7407/16 md.) Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun kayyımlık görevini yürüttüğü şirketlerin genel kurullarının yetkileri, 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine tabi olunmaksızın Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından kullanılabilir. Bu kapsamda bir şirketin bölünmesine karar verilmesi halinde Fon, bölünme yolu ile kurulan bu şirkete kayyım atanır.(10) (Ek: 15/8/2017-KHK-694/180 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/174 md.)
Esas No : 2025/464 Karar No: 2025/640
(Mülga:26/5/2022-7407/16 md.)(11) (Ek:26/5/2022-7407/16 md.) Fonun, yönetim organı yetkilerini ya da yönetim organı yetkileri ile birlikte ortaklık payları veya menkul kıymetler idare yetkilerini haiz kayyım olarak görevlendirildiği şirketlerde ana sözleşmelerine bağlı olmaksızın, kayyım atanmasından önceki dönem bilanço ve kâr/zarar hesaplarını tasdik ile bu dönemlerde görev yapan yönetim/müdürler kurullarını ibra etmek anlamına gelmemek kaydıyla, bu maddenin dokuzuncu fıkrası çerçevesinde, şirketlere kayyım atanan faaliyet dönemini izleyen dönemden başlamak üzere kısmen ya da tamamen kâr dağıtımına karar verilebilir. Dağıtımına karar verilen kâr; milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği veya iltisakı ya da bunlarla irtibatı nedeniyle haklarında mahkûmiyet kararı bulunmayan hissedarlara payları oranında ödenir. Soruşturma veya kovuşturması devam edenlerin hissesine isabet edecek kâr payı; kovuşturmaya yer olmadığına, beraate, ceza verilmesine yer olmadığına, davanın reddine veya düşmesine ilişkin kararın kesinleşmesine kadar ödenmeyerek Fon hesaplarında tutulur. Hakkında soruşturma, kovuşturma bulunmama veya müsadere kararı verilmemiş olma koşulu, borsada işlem gören hisseler bakımından aranmaz. Kâr dağıtımı kararı ilişkili olduğu faaliyet dönemi mali verilerinin ve tablolarının tasdiki anlamına gelmez. Dağıtıma ilişkin hususlar Fon Kurulu tarafından belirlenir.13. 6758 sayılı Kanun'un, "Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun satış ve tasfiyeye ilişkin yetkileri" başlıklı 20. maddesi şöyledir : "(1) (Değişik:26/5/2022-7407/17 md.) 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından devralınan banka/şirketler ve bunların varlıkları ile ilgili olarak Fona verilen yetkiler, bu Kanun ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna verilen kayyımlık görevi ile satış veya tasfiye işlemlerinde, bu şirketlerin yahut bunların sahiplerinin Fona borçlu olup olmadığına ve varlıkları üzerinde Fon haczi bulunup bulunmadığına bakılmaksızın kıyasen uygulanır. Yönetim ve denetimi veya kayyımlık yetkisi Fona devredilen veya Fonun kayyım olarak atandığı banka/şirketleri ve ortaklık paylarını soruşturma, kovuşturma veya iflas ve tasfiye süresince yönetmek ve temsil etmek üzere atananlar, görevlendirilenler veya atananlar tarafından temsil yetkisini haiz olmak üzere görevlendirilenler ile 5271 sayılı Kanunun 128 inci maddesinin onuncu fıkrasına göre malvarlığı değerlerinin yönetimi amacıyla atananlar, görevlendirilenler veya atananlar tarafından temsil yetkisini haiz olmak üzere görevlendirilenler ve bu kapsamda icra edilen iş ve işlemler hakkında 8/11/2016 tarihli ve 6755 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler ile Bazı Kurum ve Kuruluşlara Dair Düzenleme Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanunun 37 nci maddesi uygulanır. Şirketlerin tasfiye işlemlerini yürütmek üzere Fon Kurulu tarafından görevlendirilen tasfiye komisyonu, adli işlemler veya davalar bakımından taraf ehliyetine sahiptir. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun kayyım olarak atandığı şirketlerin ya da ortaklık paylarının bu madde kapsamında satışından elde edilecek tutardan, Fonun satış, dava veya avukatlık masrafları düşüldükten sonra kalan tutar yargılamanın kesin hükümle sonuçlandırılmasına kadar bir hesapta nemalandırılır. Şirket varlıklarının veya malvarlığı değerlerinin bu madde kapsamında satışından elde edilecek tutarlar ise, 5411 sayılı Kanunun 134 üncü maddesi uyarınca oluşturulan sıra cetveline göre dağıtılır. Sıra cetveline göre dağıtım yapıldıktan sonraki bakiye, bu Kanunun 19 uncu maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan işlemlerin tesisi için şirket hesaplarına aktarılır. Ortaklık paylarının satışında, satışa ilişkin masraflar ile dava veya avukatlık masrafları, milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği veya iltisakı ya da bunlarla irtibatı bulunmayan hissedarların payından düşülmez.(2) (Değişik:26/5/2022-7407/17 md.) Şirket varlıklarının ticari ve iktisadi bütünlük yoluyla satışına karar verilmesi halinde Fon Kurulu, geçmiş dönem borçlarını, bu borçların FETÖ/PDY terör örgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olmayan kişilerle gerçek mal veya hizmet ilişkisine dayanması ve 5411 sayılı Kanunun 134 üncü maddesinde belirtilen koşulları karşılaması şartıyla ihale bedelinden ödemeye veya ihale alıcısına ödettirmeye yetkilidir.
Esas No : 2025/464 Karar No: 2025/640
(3) Bu madde hükümleri, kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanallarının veya bunların bağlı olduğu şirketlerin Hazine tarafından devralınan varlıklarının satış ve tasfiyesini teminen Maliye Bakanlığınca Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilmesi durumunda da uygulanır. Devredilen varlıkların satışından elde edilen tutarlar Maliye Bakanlığına aktarılır.(4) (Ek: 2/1/2017-KHK-687/11 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7076/11 md.) 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan özel radyo ve televizyonların; 15/7/2016 tarihi itibarıyla sahip oldukları yayın lisansları, 15/2/2011 tarihli ve 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanunun geçici 4 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamındaki yayın hakları, frekans ve kanal kullanımı ile Radyo ve Televizyon Üst Kurulu nezdindeki benzeri izinleri Maliye Bakanlığının bu yöndeki talebi üzerine Radyo ve Televizyon Üst Kurulu tarafından ihya edilir. İhya edilen bu lisans ve haklar ile frekans, kanal kullanımı ve Radyo ve Televizyon Üst Kurulu nezdindeki benzeri izinlerin Maliye Bakanlığınca veya üçüncü fıkra kapsamında Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunca, kapatılan özel radyo ve televizyonlara ait diğer varlıklarla birlikte ya da ayrı ayrı satılması durumunda bunların yeni alıcıları adına devri ve tescili işlemleri Fonun bildirimi üzerine, gerekli bilgi ve belgelerin tamamlanmasını müteakip başkaca bir işleme gerek kalmaksızın en fazla bir ay içinde tamamlanır."14. 4.2.2025 tarih ve 32803 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve aynı tarihte yürürlüğe giren 7539 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 7. maddesi şöyledir: "25/7/2018 tarihli ve 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.GEÇİCİ MADDE 2- (1) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 282 nci, 314 üncü ve 315 inci maddelerinde veya 7/2/2013 tarihli ve 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanunun 4 üncü maddesinde düzenlenen suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi gereğince şirketlere veya 128 inci maddesinin onuncu fıkrası gereğince malvarlığı değerlerine kayyım atanmasına karar verildiği takdirde, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren beş yıl süreyle Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu kayyım olarak atanabilir. Bu halde kayyımlık hak ve yetkileri bakımından 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununda Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna verilen hak ve yetkiler kıyasen uygulanır. Şirketlerin genel kurul yetkileri, 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine tabi olmaksızın Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından kullanılır. Bu şirketler veya malvarlığı değerleri Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun gözetiminde, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun atadığı yöneticiler tarafından ticari teamüllere uygun olarak ve basiretli bir tacir gibi yönetilir. Bu şirketlerin veya malvarlığı değerlerinin mali durumu, ortaklık yapısı, piyasa koşulları veya diğer sorunları nedeniyle şirketin veya varlıklarının ya da malvarlığı değerlerinin kısmen veya tamamen satılmasına veya feshi ile tasfiyesine Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından karar verilebilir. Satış ve tasfiye işlemleri, ilgili şirketin yönetim/müdürler kurulu veya malvarlığı değerleri kayyım temsilcileri ya da Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından yerine getirilir. Satış ve tasfiye işlemlerinde azınlık hisselerinin sahiplerinin rızası aranmaz. Satıştan elde edilen gelirden şirket veya malvarlığı değerlerinin borçları ödendikten sonra kalan tutar, şirket veya malvarlığı değerlerinin işlerinde kullanılabilir. Fesih ve tasfiye işlemleri sonunda borçlar ödendikten sonra kalan tutar, yargılamanın kesin hükümle sonuçlandırılmasına kadar açılan bir hesapta nemalandırılır. Şirketlerin tasfiye işlemlerini yürütmek üzere Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Kurulu tarafından görevlendirilen tasfiye komisyonu, adli işlemler veya davalar bakımından taraf ehliyetine sahiptir. Kayyımlık görevi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından yürütülen şirketler, açtıkları davalarda harçtan muaftır. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun kayyım olarak atanmasına karar verilen şirket, taşınmaz, hak, varlık ve alacaklar hakkında Ceza
Esas No : 2025/464 Karar No: 2025/640
Muhakemesi Kanununun 128 inci maddesi uyarınca verilen el koyma ve tedbir kararları, kayyım yetkisinin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devriyle birlikte kendiliğinden kalkar. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun kayyım olarak atandığı şirketleri veya malvarlığı değerlerini yönetmek ve temsil etmek üzere atananlar veya görevlendirilenler ya da atananlar tarafından temsil yetkisini haiz olmak üzere görevlendirilenler ile bu kapsamda yapılan işlemler hakkında 5411 sayılı Kanunun 127 nci maddesi uygulanır.(2) Bu şirketlerin veya malvarlığı değerlerinin müsaderesine karar verilmesi halinde müsadere kararı; şirketlerin veya malvarlığı değerlerinin, bunların yönetim/müdürler kurulları veya kayyım temsilcilikleri ya da Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından satışı veya tasfiye edilmesi suretiyle yerine getirilir. Bu süreçte şirket ya da malvarlığı değerlerinin yönetimine birinci fıkra kapsamında devam edilir. Şirket veya malvarlığı değerlerinin satış veya tasfiyeleri veya ticari ve iktisadi bütünlük satışları 5411 sayılı Kanun ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna verilen yetkiler çerçevesinde yapılır. Satıştan elde edilen gelirden şirket veya malvarlığı değerlerinin borçları ödendikten sonra kalan tutar şirket veya malvarlığı değerlerinin işlerinde kullanılabilir. Tasfiyeye karar verilmesi halinde işlemler tasfiye komisyonlarınca yerine getirilir. Tasfiye sonunda bakiye kalması halinde Hazineye irat kaydedilir.(3) Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun kayyımlık görevi kapsamındaki karar ve işlemlerine karşı açılan davalar, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun merkezinin bulunduğu yer idare mahkemelerinde görülür.”IV. İNCELEME VE GEREKÇE A. İlk İnceleme 15. Uyuşmazlık Mahkemesinin Rıdvan GÜLEÇ'in Başkanlığında, Üyeler Nilgün TAŞ, Doğan AĞIRMAN, Eyüp SARICALAR, Ahmet ARSLAN, Mahmut BALLI ve Bilal ÇALIŞKAN’ın katılımlarıyla yapılan 13/10/2025 tarihli toplantısında; 2247 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre, adli ve idari yargı yerleri arasında anılan Kanun'un 14. maddesinde öngörülen biçimde olumsuz görev uyuşmazlığı doğduğu, adli yargı dosyası ile idari yargı dosya suretinin 15. maddede belirtilen yönteme uygun olarak davacı vekilinin istemi üzerine mahkemece Uyuşmazlık Mahkemesine gönderildiği görülmekte ise de, dava konusuna ilişkin bilgi ve belgeler ile kararın kesinleşme durumunu gösteren bir örneğinin dosyada bulunduğu, bu nedenle idari yargı dosyası aslının istenilmediği ve sonuçta usule ilişkin başka bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından, görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.B. Esasın İncelenmesi16. Raportör-Hakim Şerife ÖZDOĞAN IŞIK'ın, davanın çözümünde idari yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ'nin davada idari yargının, Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın ise davada idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları dinlendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:17. Dava, davacının yönetim kurulu başkanı ve hissedarı olduğu ve TMSF'nin kayyım olarak atandığı, Sembol Ambalaj Sanayi ve Tic. A.Ş.'nin ticari ve iktisadi bütünlük oluşturularak satılmasına ve bu kapsamda muhammen bedelin 48.200.000 TL olarak belirlenmesine ilişkin Fon Kurulu kararının iptali istenilmiştir.18. Dava dosyasının incelenmesinden, Konya Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/36761 sayılı soruşturma nolu dosyasında; "terör örgütüne finansman sağlamak amacıyla, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, Fetö/Pdy yapılanmasının Konya ili Yöneticiliğini
Esas No : 2025/464 Karar No: 2025/640
yapmak, terör örgütlerine üye olmak suçlarından yürütülmekte olan soruşturma kapsamında; diğer şirketlerin yanı sıra Sembol Ambalaj Sanayi A.Ş. hakkında 674 sayılı KHK'nın 19 ve devamı maddeleri gereğince TMSF'nin kayyım olarak atanması talep edildiği, Konya 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 07/09/2016 tarih ve D. İş No: 2016/3506 sayılı kararı ile TMSF'nin kayyım olarak atandığı, şirketin Yönetim Kurulu oluşturulduğu, Fon Kurulu Başkanlığı'nın 22/11/2016 tarih ve E.747 sayılı oluru ile 674 sayılı KHK kapsamında İktisadi ve Ticari Bütünlük oluşturulmasına karar verildiği, yine Fonun 16/12/2016 tarih ve 819 sayılı oluru ile Sembol Ambalaj Sanayi A.Ş.'nin gayrımenkulü, sözleşmesi, markası, menkul malları, internet alan adı, çalışan banka nezdindeki mevduatları ile bu varlıkların feri ve mütemmim cüzü niteliğindeki taraf oldukları sözleşmeleri ile bu sözleşmeden doğan ancak başlı başına iktisadi değeri olmayanlar da dahil olmak üzere tüm mal ve hakları bir araya getirilerek "Sembol Ambalaj Ticari ve İktisadi Bütünlüğü" oluşturulmasına ve satışına karar verildiği, 2 yıllık iktisadi ve ticari bütünlük süresinin dolması üzerine 13/12/2018 tarih ve 2018/666 sayılı Kurul kararı ve 10/12/2020 tarih ve 2020/417 sayılı kararları ile iktisadi ve ticari bütünlük kararının yenilendiği, şirket yönetiminin 26/06/2020 tarihli yazısı ile şirket mal ve haklarının satışının talep edilmesi üzerine Fon Kurulunun 17/07/2020 tarih ve K.2020/217 sayılı kararı ile Fon tarafından satışına karar verildiği, 19/01/2021 tarihinde yapılacak satışa ilişkin ilanının 24/11/2020 tarihli ve 31314 sayılı Resmi Gazetede yayınlandığı, muhammen bedelin 48.200.000 TL olarak belirlendiği, iktisadi ve ticari bütünlük oluşturularak satılmasına ve muhammen bedelin 48.200.000 TL olarak belirlenmesine ilişkin işlemlerin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
19. Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri incelendiğinde: 6758 sayılı Kanun'un 19. maddesinde, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra ve olağanüstü halin devamı süresince terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 133. maddesi uyarınca şirketlere kayyım atanmasına karar verildiği takdirde, kayyım olarak TMSF'nin atanacağı, Kanun'un 19. maddesinin birinci ve ikinci fıkrası kapsamındaki şirketlerin, soruşturma ve kovuşturma sonuna kadar, TMSF gözetiminde, TMSF'nın atadığı yöneticiler tarafından ticari teamüllere uygun olarak ve basiretli tüccar gibi yönetileceği, bu şirketlerin mali durumu, ortaklık yapısı, piyasa koşulları veya diğer sorunları nedeniyle şirketin yahut varlıklarının veya 5271 sayılı Kanun'un 128. maddesinin onuncu fıkrasında belirtilen malvarlığı değerlerinin veya hakkında şahıs kayyımlık kararı bulunmasa dahi anılan şirket ve/veya malvarlığı değerlerinde payları bulunup aleyhlerinde mahkemece kaçak kararı verilen kişilerin bu paylarının kısmen veya tamamen satılmasına veya feshi ile tasfiyesine TMSF tarafından karar verilebileceği, satış ve tasfiye işlemlerinin ilgili şirketin yönetim/müdürler kurulu veya TMSF tarafından yerine getirileceği, satılan şirketlerin kayyımlık kararının, hisselerinin devrini müteakip Fonun talebi üzerine ilgili mahkeme veya hakimliklerce kaldırılacağı, bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların Fon Kurulu tarafından belirleneceğinin hüküm altına alındığı; 30/06/2022 tarih ve 2022/301 sayılı Fon Kurulu kararı ile yürürlüğe giren "10/11/2016 tarihli ve 6758 sayılı Kanunun 19 uncu ve 20 nci maddelerinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar"ın 7. maddesinde şirketlerin mali durumu, ortaklık yapısı, piyasa koşulları veya diğer sorunlar nedeniyle şirketin veya şirket varlıklarının satılmasına veya fesih ve tasfiyesine Fon Kurulu tarafından karar verilebileceği, Fon Kurulu kararında şirketin veya şirket varlıklarının satışının yönetim organı veya Fon tarafından yerine getirileceği düzenlenmiştir.20. Buna göre; 5411 sayılı Kanun'un 111. maddesine göre kamu tüzel kişiliğini haiz, idari ve mali özerkliğe sahip TMSF Kurulu tarafından, 6758 sayılı Kanun'un 19. ve 20. maddeleri ile kendisine verilen görevlerin ifası kapsamında kamu gücü kullanılmak suretiyle tek taraflı irade beyanıyla İktisadi Bütünlüğe özgülenmiş varlıkların satışına ilişkin dava konusu kararın idari nitelik taşıdığında kuşku yoktur. Ayrıca davacı vekilinin dosyada mevcut hem adli
Esas No : 2025/464 Karar No: 2025/640
hem de idari yargıda açtığı dava dilekçelerinde, TMSF Kurulu tarafından alınan söz konusu kararın iptalini davaya konu ettiği görülmüştür. 21. Diğer taraftan davacı vekilinin dosyada mevcut hem adli hem de idari yargıda açtığı dava dilekçelerinde TMSF Kurulu tarafından alınan söz konusu kararının iptalini davaya konu etmesi ve 7145 sayılı Kanun'a eklenen geçici madde ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun kayyımlık görevi kapsamındaki karar ve işlemlerine karşı açılan davaların Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun merkezinin bulunduğu yer idare mahkemesinde görüleceğine ilişkin düzenleme karşısında TMSF'nin idari yetki kullanarak tesis ettiği kararın iptaline ilişkin davanın görüm ve çözümünde idari yargı yerinin görevli olduğu sonucuna ulaşılmıştır.22. Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesinin 15/03/2023 tarih ve E.2023/369, K.2023/428 sayılı görevsizlik kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir. V. HÜKÜMAçıklanan gerekçelerle;A. Davanın çözümünde İDARİ YARGININ GÖREVLİ OLDUĞUNA,B. İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesinin 15/03/2023 tarih ve E.2023/369, K.2023/428 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA,13/10/2025 tarihinde OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Üye
Rıdvan
Nilgün
Doğan
Eyüp
GÜLEÇ
TAŞ
AĞIRMAN
SARICALAR
Üye
Üye
Üye
Ahmet
Mahmut
Bilal
ARSLAN
BALLI
ÇALIŞKAN