T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/487KARAR NO: 2025/624
KARAR TR: 13/10/2025 ÖZET: Davalı Belediyenin hizmet kusurundan kaynaklı hasarın rücuan tazmini isteminin ilamsız icra takibine konu edilemeyeceği ve idari yargı yerindeki talebin hizmet kusuruna dayalı tazminat istemine ilişkin olduğu anlaşılan davanın, İDARİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.
K A R A R Davacı: R. S. A. Ş.Vekili: Av. F. R. T.Davalı: Aksaray Belediye BaşkanlığıVekili: Av. C. A.I. DAVA KONUSU OLAY
1. Davacı vekili, müvekkili R. S. A. Ş.. tarafından 34681824 poliçe numaralı İ. R. Kobi Sigorta Poliçesi ile sigortalı bulunan üçüncü kişiye ait "Çarık Kundura ve Çanta'' isimli iş yerinde 22/10/2022 tarihinde, içme suyu hattında meydana gelen arızaya bağlı olarak sızan suların sigortalı dükkan içerisine dolması sonucu, dükkanda yer alan ayakkabıların zarar gördüğünü ve maddi zarar meydana geldiğini, dükkan içerisine dolan suyun belediye ekiplerince vidanjör yardımı ile tahliye edildiği olaya ilişkin, Aksaray Belediye Başkanlığı Zabıta Müdürlüğü tarafından tanzim edilen Belediye Durum Tespit Tutanağının mevcut olduğunu, belediye ekiplerince arızanın yaşandığı bölgede hasar tespit ve onarım çalışmalarının yapıldığı ve tutanak tanzim edildiğini, tespit edilen hasar tutarının 27.720 TL olduğunu ve hasarın meydana gelmesinde Aksaray Belediyesi Su ve Kanalizasyon Müdürlüğünün sorumlu olduğunun anlaşıldığını, müvekkilli şirket tarafından sigortalısına iş bu ekspertiz sonucunda 25/01/2023 tarihinde 27.720 TL hasar tazminatı ödendiğini, hasar bedelini sigortalısına ödeyen müvekkili şirketin sigorta rizikosunun gerçekleşmesine sebep olanlardan hasar bedelini rücuen tahsil edebileceğini, meydana gelen hasardan Aksaray Belediye Başkanlığının sorumluluğu bulunduğunu, ödenen bedelin tahsili hususunda; hasar bedeli olan 27.720 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsili için davalı taraf aleyhine Aksaray İcra Dairesinin E.2023/9566 sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine icra takibinin haksız ve hukuka aykırı olarak durdurulmasına karar verildiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptali ile takibin devamına ve takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesi istemiyle adli yargı yerinde dava açmıştır.II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİN BAŞVURU SÜRECİA. Adli Yargıda2. Aksaray 5. Asliye Hukuk Mahkemesi 07/03/2024 tarih ve E.2024/16, K.2024/124 sayılı kararı ile, uyuşmazlığın belediyenin hizmet kusurundan kaynaklandığı ve idari yargının görevli olduğu gerekçesiyle, davanın usulden reddine karar vermiş, davacı
Esas No : 2025/487 Karar No: 2025/624
tarafından istinaf yoluna başvurulmuş, Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi 11/04/2025 tarih ve E.2025/573, K.2025/573 sayılı kararı ile, istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar vermiş ve görevsizlik kararı kesinleşmiştir. Görevsizlik kararının ilgili kısmı şöyledir; ''Eldeki davada, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 1472. maddesi uyarınca, sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödenen tazminatın, kusurlu olduğu iddia edilen davalı belediyeden rücuan tahsili talep edilmektedir.TTK'nın 1472. maddesinde düzenlenen halefiyet, yasal, sınırlı ve cüz’î halefiyet niteliğindedir. Bu maddeden doğan halefiyet hakkına istinaden açılan veya açılacak olan dava, esas itibariyle sigortalının, kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. TTK'nın 1472. maddesi uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nispetinde sigortacıya intikal eder. Bu şekilde sigortalısının haklarına halef olan sigorta şirketinin, ödediği tazminat miktarınca hukuken sigortalı yerine geçerek açtığı rücû davası, aslında bir tazminat davası olup, bu niteliği itibariyle aynı zamanda şahsî nitelikte bir eda davasıdır. Burada sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için şahsî ve rücûu ödediği bedelle sınırlı olduğundan dolayı da cüz'î haleftir. 11/2/1959 günlü ve 17/15 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının I. bendinde açıkça belirtildiği gibi, bir kamu kurumu tarafından verilen kararlar üzerine plan ve projesine göre bir yol yapılması dolayısıyla evinin duvarı yıkılan veya bodrum katını sel basan, bir su tesisi yapılması neticesinde tarlasındaki sular çekilip ağaçları ve mahsulleri kuruyan veya tarlası ekilemez hale gelen yahut tarlasının kenarından geçen derenin kuruması yüzünden tarlası susuz kalan veya su tesisinin bozukluğu yahut bakımındaki ihmal yüzünden tarlasını sular basıp bu suların getirdiği kumlardan dolayı tarlası artık ekilemeyecek duruma düşen kimsenin uğradığı zararlar gibi zararlar idari kararın ve fiilin neticesinde meydana gelen zararlardır. Zira bir kamu kurumunun görevlerinden olan bir işi yapmayı kararlaştırması idari bir karar olduğu gibi, bu kararı yerine getirmek üzere plan ve projeler yapıp o plan ve projeler gereğince işi görmesi de verilen kararın neticesi olan birer idari eylemdir. O halde sözü edilen kararda örnek olarak belirtilen bu eylemlerden doğan zararların ödettirilmesi istekleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesi hükmünce bir tam yargı davasıdır ve bu davalara bakma görevi idari yargı yerine aittir. Şu halde; davalı belediye bakımından davanın idari yargı görev alanına girmesi sebebiyle usulden reddine karar verilmesi yerindedir. (Bkz. aynı yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2016/15724 ESAS, 2019/92 KARAR; Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2020/2131 Esas, 2020/2588 Karar; YARGITAY 4. Hukuk Dairesi 2018/1885 Esas, 2020/1658 Karar, 2014/9635 Esas, 2014/13479 Karar sayılı ilamları )Dosya kapsamından davalı belediye başkanlığının su ve kanalizasyon faaliyeti kapsamında verilen zararın tahsili talep edilmektedir. Dava konusu çalışmalar davalı belediyenin hazırladığı plan ve proje kapsamında yürütülmektedir. Aksaray ilinin Büyükşehir statüsünde olmaması nedeni ile Aksaray Su ve Kanalizasyon Müdürlüğü'nün tüzel kişilik kazanmamış olması, Aksaray Belediyesi bünyesinde faaliyet göstermesi, davalı belediye başkanlığının kamu kurumu niteliğinde olup; dava konusu zarar kamusal görevin yerine getirilmesi sırasında meydana gelmiş bulunması nedeniyle, idarenin hizmet kusuru niteliğindeki eylemi sonucu meydana gelen zararlardan dolayı; İdari Yargılama Usulü Yasası’nın 2/1-b maddesi gereğince İdareye karşı, idari yargı yerinde tam yargı davası açılması gerekmekte olup, adli yargı yolunun görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (aynı yönde Konya BAM. 3.HD. 2022/835E-2022/972K sayılı ilamı)HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-Belediyenin hizmet kusuru nedeniyle idari yargı yolu görevli olduğundan, adli yargı
Esas No : 2025/487 Karar No: 2025/624
yolunun GÖREVSİZLİĞİ nedeniyle DAVANIN USULDEN REDDİNE, İdari yargı yolunun görevli olduğuna,"4. Davacı vekili, aynı hukuki gerekçelerle maddi zararın, ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle bu kez, idari yargı yerinde dava açmıştır.B. İdari Yargıda5. Aksaray İdare Mahkemesinin 30/06/2025 tarih ve E.2025/1163 sayılı kararı ile, İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesine göre açılan itirazın iptali davasının görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu gerekçesiyle, görevli yargı yerinin belirlenmesi için 2247 sayılı Kanun'un 19. maddesi gereğince dava dosyalarının Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"...Olayda, adli yargı yerinde aynı somut olay nedeniyle borçlunun itirazının iptali ile takibin devamına karar verilmesi istemiyle; buna karşılık Mahkememizde ise davacının, 27.720,00 TL hasar bedelini sigortalısına ödemesi nedeniyle tarafında oluşan 27.720,00 TL maddi zararın tarafına ödenmesine karar verilmesi istemiyle tam yargı davası açıldığı, Mahkememizde görülen iş bu davanın, ilk davada verilen karar doğrultusunda açıldığı ve “itirazın iptali ile takibin devamı” istemi yönünden görev uyuşmazlığının doğduğu kanaatine varılmıştır.Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca, itiraz nedeniyle takibin durması üzerine alacaklıya, itirazın iptali için 2004 sayılı Kanun'da iki yola başvurma olanağı tanınmış olup, bunlardan birincisi, 67. maddeye göre mahkemeye başvurmak, ikincisi ise 68, ek 68/a ve ek 68/b maddelerine göre tetkik merciinden itirazın kaldırılmasını istemektir. Olayda, alacaklı konumundaki davacı tarafından, 67. maddeye göre mahkemeye başvurmak suretiyle itirazın iptali davası açıldığı görülmüş olup 2004 sayılı Kanun'un 67. maddesinde sözü edilen mahkemeden, icra dairesinin bulunduğu yargı çevresi bakımından bağlı olduğu asliye mahkemesinin anlaşılması ve takip hukukuna özgü bulunan itirazın iptali davasının adli yargı yerinde görülmesi gerektiği açıktır.Bu durumda, İcra ve İflas Kanunu’nun değişik 67. maddesine göre açılan itirazın iptali davasının görüm ve çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır.Nitekim benzer bir uyuşmazlıkta verilen, Uyuşmazlık Mahkemesi'nin 08/04/2025 tarih ve E:2025/124, K: 2025/250 sayılı kararı da bu yöndedir..."6. Aksaray İdare Mahkemesince 2247 sayılı Kanun’un 19. maddesi uyarınca görevli yargı yerinin belirlenmesi için dava dosyası ekinde, adli yargı dosyası ile birlikte Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmiştir.III. İLGİLİ HUKUKA. Mevzuat7. 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun "Tanımlar" başlıklı 3. maddesi şöyledir: ''Bir il dâhilindeki beldeler veya köyler arasında sınır uyuşmazlığı çıkması hâlinde ilgili belediye meclisi ve köy ihtiyar meclisi ile kaymakamın görüşleri otuz gün süre verilerek istenir. Vali, bu görüşleri değerlendirerek sınır uyuşmazlığını karara bağlar. Büyükşehir belediyesi sınırları içinde kalan ilçe ve ilk kademe belediyelerinin sınır değişikliklerinde büyükşehir belediye meclisinin de görüşü alınır.İl ve ilçe sınırlarının değiştirilmesini gerektirecek sınır uyuşmazlıklarında 5442 sayılı İl
Esas No : 2025/487 Karar No: 2025/624
İdaresi Kanunu hükümleri uygulanır."8. 5393 sayılı Kanun'un "Belediyenin görev ve sorumlulukları" başlıklı 14. maddesi şöyledir:"Belediye, mahallî müşterek nitelikte olmak şartıyla;a) İmar, su ve kanalizasyon, ulaşım gibi kentsel alt yapı; coğrafî ve kent bilgi sistemleri; çevre ve çevre sağlığı, temizlik ve katı atık; zabıta, itfaiye, acil yardım, kurtarma ve ambulans; şehir içi trafik; defin ve mezarlıklar; ağaçlandırma, park ve yeşil alanlar; konut; kültür ve sanat, turizm ve tanıtım, gençlik ve spor orta ve yüksek öğrenim öğrenci yurtları (Bu Kanunun 75 inci maddesinin son fıkrası, belediyeler, il özel idareleri, bağlı kuruluşları ve bunların üyesi oldukları birlikler ile ortağı oldukları Sayıştay denetimine tabi şirketler tarafından, orta ve yüksek öğrenim öğrenci yurtları ile Devlete ait her derecedeki okul binalarının yapım, bakım ve onarımı ile tefrişinde uygulanmaz.); sosyal hizmet ve yardım, nikâh, meslek ve beceri kazandırma; ekonomi ve ticaretin geliştirilmesi hizmetlerini yapar veya yaptırır. (Mülga son cümle: 12/11/2012-6360/17 md.) (…) (Ek cümleler: 12/11/2012-6360/17 md.) Büyükşehir belediyeleri ile nüfusu 100.000’in üzerindeki belediyeler, kadınlar ve çocuklar için konukevleri açmak zorundadır. Diğer belediyeler de mali durumları ve hizmet önceliklerini değerlendirerek kadınlar ve çocuklar için konukevleri açabilirler.b) (…) Devlete ait her derecedeki okul binalarının inşaatı ile bakım ve onarımını yapabilir veya yaptırabilir, her türlü araç, gereç ve malzeme ihtiyaçlarını karşılayabilir; sağlıkla ilgili her türlü tesisi açabilir ve işletebilir; mabetlerin yapımı, bakımı, onarımını yapabilir; kültür ve tabiat varlıkları ile tarihî dokunun ve kent tarihi bakımından önem taşıyan mekânların ve işlevlerinin korunmasını sağlayabilir; bu amaçla bakım ve onarımını yapabilir, korunması mümkün olmayanları aslına uygun olarak yeniden inşa edebilir. (Değişik ikinci cümle: 12/11/2012-6360/17 md.) Gerektiğinde, sporu teşvik etmek amacıyla gençlere spor malzemesi verir, amatör spor kulüplerine ayni ve nakdî yardım yapar ve gerekli desteği sağlar, her türlü amatör spor karşılaşmaları düzenler, yurt içi ve yurt dışı müsabakalarda üstün başarı gösteren veya derece alan öğrencilere, sporculara, teknik yöneticilere ve antrenörlere belediye meclisi kararıyla ödül verebilir. Gıda bankacılığı yapabilir.(Ek fıkra: 12/11/2012-6360/17 md.; Değişik: 12/7/2013-6495/100 md.) Belediyelerin birinci fıkranın (b) bendi uyarınca, sporu teşvik etmek amacıyla yapacakları nakdi yardım, bir önceki yıl genel bütçe vergi gelirlerinden belediyeleri için tahakkuk eden miktarın; büyükşehir belediyeleri için binde yedisini, diğer belediyeler için binde on ikisini geçemez.(İptal fıkra: Anayasa Mahkemesinin 24/1/2007 tarihli ve E. 2005/95, K. 2007/5 sayılı Kararı ile. ) Hizmetlerin yerine getirilmesinde öncelik sırası, belediyenin malî durumu ve hizmetin ivediliği dikkate alınarak belirlenir. Belediye hizmetleri, vatandaşlara en yakın yerlerde ve en uygun yöntemlerle sunulur. Hizmet sunumunda engelli, yaşlı, düşkün ve dar gelirlilerin durumuna uygun yöntemler uygulanır. Belediyenin görev, sorumluluk ve yetki alanı belediye sınırlarını kapsar. Belediye meclisinin kararı ile mücavir alanlara da belediye hizmetleri götürülebilir. 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu hükümleri saklıdır.(Ek fıkra: 1/7/2006-5538/29 md.) Sivil hava ulaşımına açık havaalanları ile bu havaalanları bünyesinde yer alan tüm tesisler bu Kanunun kapsamı dışındadır."9. 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun "Para borcu ve teminat için takip" başlıklı 42. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:"(Ek fıkra: 15/8/2017-KHK-694/8 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/8 md.) İdari
Esas No : 2025/487 Karar No: 2025/624
yargının görev alanına giren konularda ilamsız takip yoluna başvurulamaz."10. 2004 sayılı Kanun'un Geçici 13. maddesi şöyledir:"(Ek: 15/8/2017-KHK-694/9 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/9 md.)İdari yargının görev alanına giren konularda, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce başlatılmış ilamsız icra takipleri hakkında, talep üzerine icra müdürünce 42 nci maddenin üçüncü fıkrası uyarınca dosya üzerinden düşme kararı verilir ve karar alacaklıya resen tebliğ edilir. Alacaklı, düşme kararının tebliğinden itibaren yedi gün içinde şikayet yoluna başvurabilir. Düşme kararının kesinleşmesinden itibaren otuz gün içinde idari yargı merciinde dava açılabilir. Düşme talebinin reddine veya düşme kararı hakkındaki şikayetin kabulüne ilişkin karar kesinleşmeden takibe devam edilemez.Birinci fıkra kapsamındaki ilamsız icra takipleri hakkında açılmış itirazın iptali veya itirazın kaldırılması davalarında talep üzerine, karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Tarafların yaptığı takip ve yargılama giderleri ile vekalet ücreti üzerlerinde bırakılır. Bu kararın kesinleşmesi üzerine takip dosyası icra müdürlüğüne iade edilir ve takip hakkında birinci fıkra uyarınca işlem yapılır."11. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:" (Değişik: 10/6/1994-4001/1 md.) İdari dava türleri şunlardır:a) (İptal: Anayasa Mahkemesinin 21/9/1995 tarihli ve E:1995/27, K:1995/47 sayılı kararı ile; Yeniden Düzenleme: 8/6/2000-4577/5 md.) İdarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları,b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları,c) (Değişik: 18/12/1999-4492/6 md.) Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar. "B. Yargı Kararı12. Muğla 1. Asliye Hukuk Mahkemesince Anayasa Mahkemesine yapılan itiraz başvurusunda Anayasa Mahkemesinin 22/10/2020 tarihli ve E.2020/78, K.2020/59 sayılı kararının gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"... 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 42. maddesinin üçüncü fıkrasında 'İdari yargının görev alanına giren konularda ilamsız takip yoluna başvurulamaz. Geçici 13. maddesinde ise 'îdari yargının görev alanına giren konularda, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce başlatılmış ilamsız icra takipleri hakkında, talep üzerine icra müdürünce 42 nci maddenin üçüncü fıkrası uyarınca dosya üzerinden düşme kararı verilir ve karar alacaklıya resen tebliğ edilir. Alacaklı, düşme kararının tebliğinden itibaren yedi gün içinde şikayet yoluna başvurabilir. Düşme kararının kesinleşmesinden itibaren otuz gün içinde idari yargı merciinde dava açılabilir. Düşme talebinin reddine veya düşme kararı hakkındaki şikayetin kabulüne ilişkin karar kesinleşmeden takibe devam edilemez./ Birinci fıkra kapsamındaki ilamsız icra takipleri hakkında açılmış itirazın iptali veya itirazın kaldırılması davalarında talep üzerine, karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Tarafların yaptığı takip ve yargılama giderleri ile vekalet ücreti üzerlerinde bırakılır. Bu kararın kesinleşmesi üzerine takip dosyası icra müdürlüğüne iade edilir ve takip hakkında
Esas No : 2025/487 Karar No: 2025/624
birinci fıkra uyarınca işlem yapılır. ' hükümlerine yer verilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da 16/10/2018 tarihli ve E.2017/4-1458, K.2018/1437 sayılı kararında idari yargının görev alanına giren konulara ilişkin uyuşmazlıkların itirazın iptali davası yoluyla görülmesinin mümkün olmadığına ve bu uyuşmazlıkların idari yargı yerlerince görülmesi gerektiğine karar vermiştir. Açıklanan nedenlerle bakılmakta olan uyuşmazlık idari yargı mercileri tarafından çözülmesi gereken bir uyuşmazlık olup itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bu uyuşmazlığa bakma görevi bulunmamaktadır. ..."IV. İNCELEME VE GEREKÇE A. İlk İnceleme13. Uyuşmazlık Mahkemesinin Rıdvan GÜLEÇ'in Başkanlığında, Üyeler Nilgün TAŞ, Doğan AĞIRMAN, Eyüp SARICALAR, Ahmet ARSLAN, Mahmut BALLI ve Bilal ÇALIŞKAN’ın katılımlarıyla yapılan 13/10/2025 tarihli toplantısında; 2247 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre, aynı Kanun'un 19. maddesine göre olumsuz görev uyuşmazlığı bulunduğunun ileri sürülebilmesi için davanın “tarafları, konusu ve sebebinin aynı” olması koşulunun öngörüldüğü, buna göre; adli yargı yerinde borçlunun itirazının iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesi istemiyle, idari yargı yerinde ise; aynı somut olay nedeniyle meydana gelen maddi zararın rücuan tazmini istemiyle dava açıldığı; ikinci davanın ilk davada verilen karar doğrultusunda oluşturulduğu ve “tazminat” istemi yönünden olumsuz görev uyuşmazlığının doğduğu kanaatine varıldığı, İdare Mahkemesince de anılan Kanun'un 19. maddesine göre başvuruda bulunulmuş olduğu, Mahkemece idari yargı dosyasının ekinde adli yargı dosyası ile birlikte Uyuşmazlık Mahkemesine gönderildiği ve usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından, görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.B. Esasın İncelenmesi14. Raportör-Hakim Gülay DOĞAN'ın davanın çözümünde idari yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan, ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ ile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın davada idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü: 15. Dava; davalı belediyenin sorumluluğunda olan su şebeke hattında meydana gelen arıza sonucu, davacı sigorta şirketinin sigortalısı olan dava dışı üçüncü kişinin işyerini su basması nedeniyle, poliçe kapsamında sigortalıya ödenen hasar bedelinin adli yargı yerinde itirazın iptali yoluyla, idari yargı yerinde ise rücuan tahsili talebiyle açılmışsa da; davanın hizmet kusuruna dayalı tazminat istemi niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.16. Kamu hizmeti yürüten Belediyenin bu hizmeti yürüttüğü sırada verdiği zararın tazmini istemiyle açılan davada, kamu hizmetinin yöntemine ve hukuka uygun olarak yürütülüp yürütülmediğinin, bu hizmetin yürütülmesinde hizmet kusuru veya başka nedenle idarenin sorumluluğu bulunup bulunmadığının saptanması gerekmektedir. Bu hususların saptanması ise idare hukuku ilkelerine göre yapılabileceğinden, 2577 sayılı Kanun'un ilgili maddesi kapsamında bulunan tam yargı davasının görüm ve çözümünde idari yargı yeri görevli bulunmaktadır.
Esas No : 2025/487 Karar No: 2025/624
17. Uyuşmazlık Mahkemesince 2004 sayılı Kanun'un değişik 67. maddesine göre açılan itirazın iptali davasının görüm ve çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu yönünde kararlar verilmiş ise de, 2004 sayılı Kanun'un 42. maddesinin üçüncü fıkrasında yapılan değişiklik ve Anayasa Mahkemesinin 22/10/2020 tarihli ve E.2020/78, K.2020/59 sayılı kararı doğrultusunda, idari yargının görev alanına giren konulara ilişkin uyuşmazlıkların, itirazın iptali davası yoluyla görülmesi mümkün olmadığından içtihat değişikliğine gidilmiştir.18. Bu kapsamda; davalı belediyenin faaliyet alanı içerisine giren kamu hizmetini yerine getirirken sebebiyet verdiği zararın tazmini için açılan davada, hizmet kusuruna dayanılması nedeniyle, davanın idari yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.19. Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak; Aksaray İdare Mahkemesinin 30/06/2025 tarih ve E.2025/1163 sayılı başvurusunun reddi gerekmiştir.V. HÜKÜMAçıklanan gerekçelerle;A. Davanın çözümünde İDARİ YARGININ GÖREVLİ OLDUĞUNA,B. Aksaray İdare Mahkemesinin 30/06/2025 tarih ve E.2025/1163 sayılı BAŞVURUSUNUN REDDİNE,13/10/2025 tarihinde, OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Üye
Rıdvan
Nilgün
Doğan
Eyüp
GÜLEÇ
TAŞ
AĞIRMAN
SARICALAR
Üye
Üye
Üye
Ahmet
Mahmut
Bilal
ARSLAN
BALLI
ÇALIŞKAN