T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/502KARAR NO : 2025/755KARAR TR : 22/12/2025
ÖZET: 2247 sayılı Kanun'un 24. maddesindeki hüküm uyuşmazlığı bulunduğunun kabulü için gerekli olan "aynı konuya ilişkin olması" ve "görevle ilgili olmaksızın davanın esasının hükme bağlanması" koşullarını taşımayan BAŞVURUNUN REDDİ gerektiği hk. K A R A R
Hüküm UyuşmazlığınınGiderilmesini İsteyen
Davacı
: Y. G.
Vekili
: Av. S. B.
, Av. B. Ç.
Davalı
: Mezitli Belediye BaşkanlığıVekili
: Av. S. A. Y.
I. İDARİ YARGIDA DAVA SÜRECİA. Dava Konusu Olay1. Davacı vekili,
,
kayıtlı taşınmaz için yapı ruhsatı verilmesi istemiyle yapılan başvuru sonrasında yapı ruhsatının düzenlenmesi amacıyla "Belediye Hizmetlerine Katılım Payı" adı altında tahsil edilen toplam 63.440 TL'nin, 58.220 TL kısmının fazladan tahsil edildiğinden bahisle söz konusu tutarın ödeme tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte geri verilmesi istemiyle yapılan düzeltme-şikayet başvurusunun reddine dair 09/01/2020 tarih ve E.400 sayılı işlemin iptali istemiyle idari yargı yerinde dava açmıştır. B. Yargılama Aşamaları2. Mersin 2. Vergi Mahkemesinin 17/02/2020 tarih ve E.2020/287, K.2020/206 sayılı "İncelenmeksizin Ret (Derdestlik)" kararı üzerine, istinaf incelemesinde Adana Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesinin 07/10/2020 tarih ve E.2020/778, K.2020/173 sayılı kararı ile, istinaf başvurusunun esastan kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın mahkemesine gönderilmesine kesin olarak karar verilmiştir. 3. Mersin 2. Vergi Mahkemesi 08/04/2021 tarih ve E.2020/1548, K.2021/716 sayılı karar ile, davanın kabulü ile dava konusu işlemin iptaline karar vermiş; bu karara karşı yapılan istinaf başvurusu Adana Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesinin 13/10/2021 tarih ve E.2021/2071, K.2021/2380 sayılı kesin kararı ile esastan reddedilmiş ve ilk derece mahkemesi kararı kesinleşmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"...Dava dosyasının incelenmesinden; Mahkememizin 18.02.2021 tarihli ara kararıyla,
,
kayıtlı taşınmaz için davacıdan tahsil edilen dava konusu 58.220,00-TL tutara ilişkin olarak, taşınmazın bulunduğu alan ve çevresinde yol, park, bahçe ve benzeri hizmetlerin yapılıp yapılmadığı, yapıldı ise bu hizmetlerin hangi tarihlerde gerçekleştirildiği, davacının bu hizmetlerin ücret karşılığında yapılması için başvuruda bulunup bulunmadığı, belediyece söz konusu hizmetlere yönelik olarak ne kadar gider yapıldığı
Esas No : 2025/502 Karar No: 2025/755
hususlarının açıklanarak, konuya ilişkin ihale dökümanları, harcama ve projeleri gösterir bilgi ve belgelerin gönderilmesinin istenildiği, davalı idarece ibraz edilen yanıt dilekçesi ve eki belgeler incelendiğinde; 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu'nun 97'nci maddesi hükmü uyarınca belediye meclisi tarafından belirlenen tarife üzerinden davacıdan inşaat yaptığı taşınmazın bulunduğu alanda; 1/1.000 ölçekli uygulama imar planı kapsamında inşaat ruhsatı alınarak yapımına başlanan, yapımı devam eden ve tamamlanmış yapıların çoğunluğunda yol, kaldırım ve asfaltlama hizmetlerinin verildiği, 2013 ilâ 2018 yılları arasında 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamında ilçe sınırları içerisinde birçok kamusal hizmetin verildiği, hizmet binalarının faaliyete geçirildiği ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'na istinaden belediye tarafından ödemesi yapılan kamulaştırma bedellerini gösterir eklerin dosyaya ibraz edildiği görülmüş olup, ibraz edilen bu ekli belgelere göre ise; davalı belediyece ilçe sınırları içerisinde 2013 ilâ 2018 yıllarına ilişkin olarak, yol ve kaldırım çalışması, asfaltlama hizmetleri, hizmet binaları için trafo ve jeneratör alımı, hırdavat, sulama malzemeleri, genel temizlik malzemeleri ve benzeri malzeme alımlarının olduğu, sosyal konulara ilişkin bina, park, bahçe ve belediye hizmet binaları gibi yapıların yapıldığı anlaşılmıştır.Bu durumda,
,
kayıtlı taşınmaz için yapı ruhsatı (inşaat izni) verilmesi istemiyle yapılan başvuruda yapı ruhsatının düzenlenmesi amacıyla yukarıda sayılan ve davalı belediyece ilgili yıllarda inşaa edilen ve tamamlanan yapılar, malzeme ve teçhizat alımları ile yol, kaldırım ve asfaltlama gibi hizmetler karşılığında "Belediye Hizmetlerine Katılım Payı" adı altında toplam 63.440,00-TL tutarında para tahsil edilmiş olup, yukarıda değinilen Anayasa ve Yasa hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, davacıdan tahsil edilen tutarın 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu'nun 97'nci maddesi kapsamında ücret olarak nitelendirilebilmesi için öncelikle bir hizmet başvurusunun bulunması ardından bu hizmet başvurusuna ilişkin idarece verilmiş bir hizmetin bulunması gerekmekte iken, söz konusu olayda ise, davacının herhangi bir hizmet talebinin olmadığı gibi belediyece ücret karşılığında verilmiş bir hizmetin de bulunmadığı ve ayrıca harç ve yol harcamalarına katılma payına konu edilebilecek nitelikte bulunan yol, kaldırım ve asfaltlama çalışmaları ile Kanunda belediyelerin asli görevleri olarak belirtilen sosyal tesisler ve kültür binası gibi yapıların inşaası ile belediyece yapılan malzeme alımları için 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu'nun kapsamında "Belediye Hizmetlerine Katılım Payı" adı altında davacıdan para tahsil edilmiş ise de, söz konusu belediye hizmetlerine katılım payına ilişkin olarak 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu'nda herhangi bir düzenlenmenin de bulunmadığı saptandığından, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının "Vergi Ödevi" başlıklı 73'üncü maddesinin 3'üncü fıkrasında, vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin ancak kanunla konulabileceği, değiştirilebileceği ve kaldırılabileceği hükmü uyarınca kanuni dayanağı bulunmayan belediye hizmetlerine katılım payının davacıdan tahsil edilmesi 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 118'inci maddesinde belirtilen "mükellefiyete hata" kapsamında açık bir vergilendirme hatası olduğu sonucuna varıldığından, davacı tarafından
,
kayıtlı taşınmaz için ödenen 58.220,00-TL "Belediye Hizmetlerine Katılım Payı"nın geri verilmesi istemiyle yapılan düzeltme-şikayet başvurusunun reddine dair 09.01.2020 tarih ve E.400 sayılı işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır..."II. ADLİ YARGIDA DAVA SÜRECİA. Dava Konusu Olay4. Davacı vekili,
,
kayıtlı taşınmaz için yapı ruhsatı verilmesi istemiyle yapılan başvuru sonrasında yapı ruhsatının düzenlenmesi amacıyla "Belediye Hizmetlerine Katılım Payı" adı altında tahsil edilen toplam 63.440 TL'nin, 58.220 TL kısmının fazladan tahsil edildiğinden bahisle söz konusu tutarın ödeme tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte geri verilmesi istemiyle yapılan düzeltme-şikayet başvurusunun reddine dair 09/01/2020 tarih ve E.400 sayılı işlemin iptali istemiyle açtıkları davanın Mersin 2. Vergi Mahkemesinin 08/04/2021 tarih ve E.2020/1548, K.2021/716 sayılı kararı ile kabul edildiğini, bu karar uyarınca haksız ve fazla tahsil edilen bedellerin iadesi için Mersin 8. İcra
Esas No : 2025/502 Karar No: 2025/755
Dairesinin 2021/5094 esas sayılı dosyasında ilamsız icra takibi dosyası açıldığını, davalı belediye tarafından ödeme emrine haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek, Mersin 8. İcra Dairesinin 2021/5094 esas sayılı dosyasındaki takibe ve ferilerine yapılan itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi istemiyle adli yargı yerinde dava açmıştır.B. Yargılama Aşamaları5. Mersin 9. Asliye Hukuk Mahkemesi 25/05/2022 tarih ve E.2021/262, K.2022/168 sayılı kararı ile davanın kabulüne ve itirazın iptaline karar vermiş; bu karara karşı yapılan istinaf başvurusu Adana Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 21/04/2025 tarih ve E.2022/1839, K.2025/630 sayılı kesin kararı ile, esastan kabul edilerek ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmış ve davanın usulden reddine karar verilmiş ve bu karar kesinleşmiştir. İstinaf mercii kararının ilgili kısmı şöyledir:"...İtirazın iptali davalarında HMK'nın 114.maddesinde yazılı dava şartlarının yanı sıra usulüne uygun olarak yetkili icra dairesinde bir icra takibinin bulunması, takibe yasal süresi içerisinde borçlu tarafından itiraz edilmesi, giderek takibin durdurulması ve bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde davanın açılması gibi özel dava şartları bulunmaktadır.Öte yandan, 25.07.2017 gün ve 30165 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 694 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 8. maddesi ile 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 42. maddesine eklenen 3. fıkrada; "İdari yargının görev alanına giren konularda ilamsız takip yoluna başvurulamaz." düzenlemesi getirilmiş olup davaya konu icra takibi anılan yasal düzenlemenin yürürlük tarihinden sonra başlatılmıştır. Bu durumda, Dairemizce öncelikle çözümlenmesi gereken mesele, eldeki davadaki uyuşmazlığın idari yargının görev alanına giren bir konu olup olmadığıdır.Mezitli Belediye Başkanlığına karşı, eldeki davaya benzer şekilde Belediye Hizmetlerine Katılım Payına ilişkin olarak açılan Mersin 2. Vergi Mahkemesi'nin 25/11/2020 tarih ve 2020/916 E. 2020/1304 K., Mersin 1. Vergi Mahkemesi'nin 27/11/2020 tarih ve 2019/1242 E. 2020/1125 K. ve Mersin 1. Vergi Mahkemesinin 31/12/2019 gün ve 2019/501 E. 2019/1356 K. sayılı ilamlarının Danıştay 9. Dairesi tarafından yapılan temyiz incelemesinde;Davacıdan "belediye hizmetlerine katılım bedeli" adı altında tahsil edilen 220.706,00-TL'nin iadesi istemiyle yapılan düzeltme-şikayet başvurusunun reddine yönelik 15/05/2019 tarih ve 4463 sayılı sayılı işlemin iptali ile ödenen tutarın faiziyle iadesi istemiyle işbu davanın açıldığı ve tahsil edilen tutarın, 2464 sayılı Kanun'un 97. maddesine istinaden Mezitli Belediye Meclisince çıkarılan tarife uyarınca alınan ücrete ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.Bu durumda; daha önceki Dairemiz kararlarında, vergi mahkemelerinde açılan davalarda, ücretin vergi mahkemelerinin görev alanına girdiği kabul edilerek esasa ilişkin temyiz incelemesi yapılmak suretiyle kararlar verilmiş ise de, Dairemizin tüm üyelerinin katılımıyla yapılan 02/12/2021 tarihli toplantıda yukarıda yer alan açıklamaların bir arada değerlendirilmesi sonucunda bu konuda içtihat değişikliğine gidilmiş olup, özel görevli olan vergi mahkemelerinin sadece Kanun'da sayılan uyuşmazlık türlerini çözmekle görevli olduğu göz önüne alındığında, 2464 sayılı Kanun'un 97. maddesine dayanılarak davalı belediye meclis kararı ile belirlenen tarife uyarınca talep edilen ücretin, vergi mahkemelerinin görev alanına giren vergi, resim ve harç ile benzeri mali bir yükümlülük olmadığı, bu sebeple de genel görevli yargı merci olan idare mahkemesinin görev alanına girdiği sonucuna ulaşıldığından, davanın görev yönünden reddi gerekirken, uyuşmazlığın esası incelenerek verilen Bölge İdare Mahkemesi kararında isabet görülmemiştir.' şeklindeki gerekçe ile, eldeki uyuşmazlığa konu bedelin iadesi talebinin de idari yargının görev alanına girdiği kabul edilmiştir. (Danıştay 9. Daire, 2021/2715 E. 2023/1184 K, 2021/3707 E. 2023/130 K., 2020/4996 E. 2022/5198 K. sayılı ilamları)O halde, yukarıda anılan İİK 42/3. maddesine göre idari yargının görev alanına giren konularda ilamsız takip yoluna başvurulamayacağı hükmüne aykırı olarak idari yargının görev
Esas No : 2025/502 Karar No: 2025/755
alanına giren bir konuda ilamsız icra takibi başlatılmış olmakla; usulüne uygun olarakbaşlatılan geçerli bir icra takibi bulunmadığından mahkemece davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi usul ve esas bakımından hukuka aykırıdır.Yukarıda açıklanan gerekçeler doğrultusunda HMK nın 353/1-b-3 fıkrasına göre "Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı taktirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise, düzelterek yeniden esas hakkında", 3. fıkrada ise;" yargılamada bulunan eksiklikler duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunların tamamlanmasından sonra başvurunun esastan reddine veya yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilir, düzenlemesine göre, hükmün kaldırılarak hüküm kurulması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmış, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. ... "III. UYUŞMAZLIK MAHKEMESİNDEN İSTEK6. Davacı vekilince, Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilen 18/07/2025 tarihli dilekçe ile, Mersin 2. Vergi Mahkemesinin 08/04/2021 tarih ve E.2020/1548, K.2021/716 sayılı kararı ile Adana Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 21/04/2025 tarih ve E.2022/1839, K.2025/630 sayılı kararından hangisinin uygulanacağı konusunda tereddüt doğduğundan ve hakkın yerine getirilmesinin olanaksız hale geldiğinden bahisle, hüküm uyuşmazlığının Adana Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi tarafından verilen kararın kaldırılması suretiyle giderilmesi talebinde bulunulmuştur.7. Davacı vekili tarafından hüküm uyuşmazlığının giderilmesi talebine ilişkin dilekçeye ilgili mahkeme kararları eklenmiştir.IV. BAŞSAVCILIK DÜŞÜNCESİ 8. Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığınca 2247 sayılı Kanun'un 24. ve 16. maddelerine göre ilgili Başsavcıların yazılı düşünceleri istenilmiştir.A. Danıştay Başsavcılığının Yazılı Düşüncesi9. Danıştay Başsavcısı, adli ve idari yargıda açılan davalar ile elde edilmek istenen sonucun aynı olmaması bakımından konuları farklı olan bu davalarda hüküm uyuşmazlığı bulunmadığından başvurunun reddi gerektiği önünde yazılı düşünce vermiştir. Yazılı düşüncenin ilgili kısmı şöyledir:"....İdarî yargı yerinde görülen davanın konusu; Mezitli Belediye Başkanlığınca belediye hizmetlerine katılım bedelinin fazladan tahsil edildiği ve iadesi gerektiği yolundaki başvurunun reddine ilişkin işlemin iptaline karar verilmesi istemine ilişkindir.Adlî yargı yerinde görülen davanın konusu ise; haksız ve fazla tahsil edilen katılım payı bedelinin iadesi için başlatılan icra takibinin durdurulmasının iptali istemine ilişkindir.Adlî ve idarî yargıda açılan davalar ile elde edilmek istenen sonucun aynı olmaması bakımından konuları farklı olan ve kararlar arasındaki çelişki nedeniyle hakkın yerine getirilmesinin olanaksız bulunması söz konusu olmayan kararlar arasında hüküm uyuşmazlığı bulunduğundan söz edilmesi mümkün değildir. ..."B. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Yazılı Düşüncesi10. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, adli ve idari yargı mercileri tarafından verilen ve
Esas No : 2025/502 Karar No: 2025/755
mahkeme kararlarından birinde davanın esasının hükme bağlanmamış olması sebebiyle, 2247 sayılı Kanun'un 24. maddesinde belirtilen koşulların birlikte gerçekleşmediği düşüncesiyle söz konusu başvurunun reddi gerektiği yönünde yazılı düşünce vermiştir. Yazılı düşüncenin ilgili kısmı şöyledir:"...Hüküm uyuşmazlığı bulunduğu ileri sürülen kararların incelenmesinde; ortada, taraflardan en az birinin aynı olduğu, adli ve idari yargı yerlerince verilmiş ve kanun yollarına başvurularak şeklen kesinleşmiş kararların bulunduğu ve kanun yollarının tüketildiği anlaşılmıştır.Ancak, anılan Mahkemelerce verilen kararlarda davaların esasının hükme bağlanıp bağlanmadığı konusunun ayrıca incelenmesinde fayda bulunmaktadır.Mersin 2. Vergi Mahkemesindeki davada; işin esasına girilerek, idarenin işleminin iptaline karar verilmiştir.Adana Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesindeki davada ise; idari yargının görev alanına giren konularda ilamsız takip yoluna başvurulamayacağından. usulüne uygun olarak başlatılan geçerli bir icra takibi bulunmadığından bahisle davanın usulden reddedildiği anlaşılmıştır.Bu duruma göre, Bölge Adliye Mahkemesindeki davanın usulden reddine karar verilmesi karşısında. Vergi Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararları arasında hüküm uyuşmazlığı bulunduğunun kabulü için gerekli olan koşullardan,"kararlarda davanın esasının hükme bağlanması" koşulunun gerçekleşmediği sonucuna varılmıştır. ..."V. İLGİLİ HUKUK
11. 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun’un "Mahkemenin görevi" başlığını taşıyan 1. maddesinin birinci fıkrası şöyledir: "Uyuşmazlık Mahkemesi; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile görevlendirilmiş, adli, idari ve askeri yargı mercileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözmeye yetkili ve bu kanunla kurulup görev yapan bağımsız bir yüksek mahkemedir." 12. 2247 sayılı Kanun’un "Yargı merciince yapılacak işlemler" başlıklı 15. maddesi şöyledir: " (Değişik: 23/7/2008 – 5791/6 md.)Olumsuz görev uyuşmazlıklarında dava dosyaları, son görevsizlik kararını veren yargı merciince, bu kararın kesinleşmesinden sonra (…) taraflardan birinin istemi üzerine, ilk görevsizlik kararını veren yargı merciine ait dava dosyası da temin edilerek Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilir ve görevli yargı merciinin belirlenmesi istenir." 13. 2247 sayılı Kanun’un "Uyuşmazlık Mahkemesince yapılacak işlemler" başlıklı 16. maddesi şöyledir: " (Değişik: 21/1/1982 - 2592/5 md.)Uyuşmazlık Mahkemesi, olumsuz görev uyuşmazlığı ile ilgili dosyaların ilk incelemesi sırasında ve gerekli gördüğü hallerde ilgili Başsavcıların görüşünü de alarak, görevli yargı merciini belirten kararını verir." 14. 2247 sayılı Kanun'un 3. Bölümünde, "Hüküm Uyuşmazlığı" üst başlıklı 24. maddesi şöyledir:"(Değişik birinci fıkra: 21/1/1982 - 2592/7 md.) 1 nci maddede gösterilen yargı mercileri
Esas No : 2025/502 Karar No: 2025/755
tarafından, görevle ilgili olmaksızın kesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş, aynı konuya ve sebebe ilişkin, taraflarından en az biri aynı olan ve kararlar arasındaki çelişki yüzünden hakkın yerine getirilmesi olanaksız bulunan hallerde hüküm uyuşmazlığının varlığı kabul edilir.(Mülga ikinci fıkra: 2/7/2018 – KHK-703/183 md.)İlgili kişi veya makam Uyuşmazlık Mahkemesine başvurarak hüküm uyuşmazlığının giderilmesini istiyebilir. Bu halde olumsuz görev uyuşmazlığının çıkarılması ile ilgili 15 ve 16 ncı maddelerdeki usul kuralları uygulanır."15. 2247 sayılı Kanun’un "Hüküm uyuşmazlıklarında uygulanacak inceleme kuralları" başlıklı 25. maddesi şöyledir: "Hüküm uyuşmazlıklarında Uyuşmazlık Mahkemesi, Danıştay Yargılama usulünün bu kanuna aykırı olmayan hükümlerini uygulamak suretiyle anlaşmazlığın esasını da karara bağlar.(Mülga ikinci fıkra: 2/7/2018 – KHK-703/183 md.)Uyuşmazlık Mahkemesi hüküm uyuşmazlıklarını dosya üzerinde inceleyerek karara bağlar. Gerekli gördüğü hallerde veya istek üzerine tarafları dinleyebilir." VI. İNCELEME VE GEREKÇE16. Uyuşmazlık Mahkemesinin Rıdvan GÜLEÇ'in Başkanlığında, Üyeler Eyüp SARICALAR, Bayram ŞEN, Döndü Deniz BİLİR, Ahmet ARSLAN, Mahmut BALLI ve Bilal ÇALIŞKAN’ın katılımlarıyla yapılan 22/12/2025 tarihli toplantısında; Raportör-Hâkim Murat UÇUR'un 2247 sayılı Kanun’da öngörülen koşulları taşımayan başvurunun reddi gerektiği yolundaki raporu ve dosyadaki belgeler okunduktan, ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ ile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın başvurunun reddi gerektiği yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:17. 2247 sayılı Kanun'un 24. maddesinde anılan hükme göre, hüküm uyuşmazlığının ortaya çıkabilmesi için:a) Uyuşmazlık doğuran hükümlerin, adli ve idari yargı mercileri tarafından verilmesi,b) Konu, dava sebebi ve taraflardan en az birinin aynı olması,c) Her iki kararın da kesinleşmiş olması,d) Kararlarda davanın esasının hükme bağlanması,e) Kararlarda arasındaki çelişki nedeniyle hakkın yerine getirilmesinin olanaksız olması koşullarının birlikte gerçekleşmesi aranmaktadır.18. Hüküm uyuşmazlığı bulunduğu ileri sürülen adli yargı ve idari adli yargı kararlarının incelenmesinden; ortada adli ve idari yargı yerlerince verilmiş ve kesinleşmiş kararlar bulunduğu, taraflardan en az birinin aynı olduğu, salt idari yargı yerinde açılan davanın esasının hükme bağlandığı ve kararların kesinleştiği anlaşılmaktadır.19. İdarî yargı yerinde görülen davanın konusu; davalı Mezitli Belediye Başkanlığınca belediye hizmetlerine katılım bedelinin fazladan tahsil edildiği ve iadesi gerektiği yolundaki düzeltme-şikayet başvurusunun reddine ilişkin işlemin iptaline karar verilmesi istemine ilişkindir.20. Adlî yargı yerinde görülen davanın konusu ise; haksız ve fazla tahsil edilen katılım payı bedelinin iadesi için başlatılan ilamsız icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
Esas No : 2025/502 Karar No: 2025/755
21.Mersin 2. Vergi Mahkemesinin 08/04/2021 tarih ve E.2020/1548 sayılı davanın konusu, yersiz tahsil edilen katılım bedelinin iadesine ilişkin düzeltme ve şikayet başvurusunun reddi işleminin iptali olup; K.2021/716 sayılı kararla davanın kabulüne ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. 22. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 21/04/2025 tarih ve E.2022/1839, K.2025/630 sayılı kararında; ilk derece mahkemesince verilen itirazın iptali ile takibin devamına ilişkin kararın kaldırılarak, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 42/3. maddesi uyarınca "idari yargının görev alanına giren konularda ilamsız takip yoluna başvurulamayacağı" ve idari yargının görevli olduğu gerekçesiyle, davanın usulden reddine karar verilmiştir.23. Buna göre; uyuşmazlık oluştuğu iddia olunan hükümlerin konusunun aynı olmadığı, yine adli yargı yeri kararının göreve ilişkin olup dava esasının hükme bağlanmadığı anlaşıldığından, adli ve idari yargı kararları arasında bir çelişkiden veya hakkın yerine getirilmesinin olanaksız hale geldiğinden bahsetmek de mümkün görülmemektedir.24. Bu durumda, adli ve idari yargı yerlerince farklı konulara ilişkin olarak verilen kararlar arasında hüküm uyuşmazlığı bulunduğundan söz edilemeyeceği, idari ve adli yargı yeri kararları arasında hüküm uyuşmazlığı bulunduğunun kabulü için gerekli olan, "aynı konuya ilişkin olması" ve "görevle ilgili olmaksızın davanın esasının hükme bağlanması" koşullarının gerçekleşmediği sonucuna varılmıştır. 25. Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak, 2247 sayılı Kanun’un 24. maddesinde öngörülen koşulları taşımayan başvurunun reddi gerekmiştir.VII. HÜKÜM Açıklanan gerekçelerle;2247 sayılı Kanun'un 24. maddesinde öngörülen "aynı konuya ilişkin olması" ve "görevle ilgili olmaksızın davanın esasının hükme bağlanması" koşullarını taşımayan BAŞVURUNUN REDDİNE,22/12/2025 tarihinde, OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Üye
Rıdvan
Eyüp
Bayram
Döndü Deniz
GÜLEÇ
SARICALAR
ŞEN
BİLİR
Üye
Üye
Üye
Ahmet
Mahmut
Bilal
ARSLAN
BALLI
ÇALIŞKAN