T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/53KARAR NO: 2025/211
KARAR TR: 03/03/2025 ÖZET: Karayolunda bulunan kaldırımın bakım ve temizliği ile kaldırımda yer alan bitkilerin sulanması sırasında kullanılan tazyikli suyun, park halindeki aracın içine dolması nedeniyle oluşan maddî zararın tazmini için açılan davanın, 2918 sayılı Kanun'un 110. maddesi kapsamında, ADLİ YARGI YERİNDE görülmesi gerektiği hk.K A R A R
Davacı
: F.AVekili: Av. M. BDavalı
: Merzifon Belediye Başkanlığı Vekili: Av. K. G I. DAVA KONUSU OLAY1. Davacı vekili, müvekkilinin Amasya ili, Merzifon ilçesi, Taştan Sönmez Caddesi üzerinde, yol kenarında park halinde bulunan 05 ... 812 plakalı aracına, 15/09/2023 tarih saat 01.30 sıralarında davalı Merzifon Belediyesi görevli ekipleri tarafından, cadde üzerinde bulunan karayolu ve kaldırımın bakım ve temizliği ile kaldırımda yer alan bitkilerin sulanması çalışmaları sırasında tazyikli suyun aracın içine dolması nedeniyle zarar verildiğini, olayda idarenin hizmet kusuru bulunduğunu ileri sürülerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili istemiyle idari yargı yerinde dava açmıştır.II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİN BAŞVURU SÜRECİ A. İdari Yargıda2. Samsun 1. İdare Mahkemesi 29/12/2023 tarih ve E.2023/1464, K.2023/1852 sayılı kararı ile, davanın görev yönünden reddine karar vermiş ve bu karar kesinleşmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"...2918 sayılı Kanun'un 19/01/2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi ile Anayasa Mahkemesinin işaret edilen kararı gözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesinin karayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafik düzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı ve Kanun'un, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumlulukları ile, çalışma usullerini kapsadığı, dolayısıyla uyuşmazlık konusu olayda, davacının tazminat istemine dayanak, Amasya ili, Merzifon ilçesi, Taştan Sönmez Caddesi üzerinde park halinde bulunan aracın cadde, yol ve kaldırım bakım ve temizliğin sağlanması, 2918 sayılı Kanun kapsamında bulunduğundan, idarenin cadde/kaldırım/yol üzerinde yürüttüğü bakım-faaliyetindeki eksiklik ve kusurundan dolayı cadde-yol ve kaldırımın emniyetle kullanımını sağlama sorumluluğunu yerine getirmediği iddiasıyla meydana geldiği öne sürülen, davacıya ait araçta oluştuğu belirtilen
Esas No : 2025/53 Karar No: 2025/211
zararların tazmini istemiyle açılan iş bu davanın görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu sonucuna varılmış olup, bu durumda davanın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15/1-a maddesi hükmü uyarınca görev yönünden reddi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır..." 3. Davacı vekili bu kez, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 500 TL maddi tazminat, 250 TL araç mahrumiyet tazminatı, 250 TL değer kaybı olmak üzere toplamda 1.000 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili istemiyle adli yargı yerinde dava açmıştır.B. Adli Yargıda4. Merzifon 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 04/07/2024 tarih ve E.2024/33, K.2024/324 sayılı kararı ile, yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle, HMK'nun 114/1-b maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar vermiş, bu karar kesinleşmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"...Bununla birlikte 2918 sayılı KTK’da diğer kamu idareleri ve Belediyelerin trafik düzeni ve trafik güvenliği ile ilgili üstlendikleri kamu hizmetlerinden dolayı hukuki sorumluluğu düzenlenmiş değildir.Yani Büyükşehir Belediyeleri ve Belediyelerin karayolu yapım, bakım ve işletilmesi şeklindeki kamu hizmetleri gibi diğer kamu kuruluşlarının kendi görev alanlarındaki kamu hizmetlerinin, idare hukuku ilke ve kurallarına göre yürütüleceği, anılan kuruluşların idari işlem ve eylemlerinden doğan uyuşmazlıkların da Anayasa’nın 125. maddesi ve 2577 sayılı İYUK’nın 2. maddesine göre idari yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği noktasında duraksama bulunmamaktadır. Yukarıdan beri yapılan açıklamalar değerlendirildiğinde, KTK’dan doğan sorumluluk davaları 85 ve devamı maddelerinde düzenlenen “motorlu aracın işletilmesinin” sonucu doğan zararlar nedeni ile “motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibinin” sorumlu olduğu davalardır. Yani KTK 106 gereğince Devlet ve diğer kamu kuruluşlarına ait motorlu araçların işletilmesi nedeniyle araç işleticisi sıfatıyla (KTK 85 gereğince) kamu idareleri ve kuruluşlarına karşı açılacaklar da dahil bütün araç sahibi ve işleticilerine karşı açılan davalar adli yargı kolunun görev alınana girmektedir. Buna karşın kamu idareleri ve kuruluşlarının trafik güvenliği ve düzenini sağlamak amacıyla gerek kendi kuruluş yasaları gerekse 2918 sayılı KTK’ya göre yürüttükleri hizmetlerin, kamu hizmeti niteliğini taşıması ve yukarıda sözü edilen KTK’da görevlendirilen kamu idare ve kuruluşlarının sorumluluklarına ilişkin her hangi bir düzenlemenin ayrıca KTK’da yer almaması dikkate alındığında, trafik düzeni ve güvenliği hizmetlerinden kaynaklandığı iddia edilen zararların tazmini istemiyle ilgili idarelere karşı açılan davalar idari yargı kolunun görev alanına girmektedir. Benzer bir uyuşmazlıkta aynı ilkeler Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 26.02.2015 tarih, 2015/493 Esas, 2015/557 Karar sayılı ilamında da benimsenmiş ve idari yargı kolunun görevli olduğu değerlendirilmiştir.Yukarıdaki açıklamalardan sonra somut olaya gelince; davacının dava dilekçesinde talebi olan, davalı Belediye tarafından yapılan temizlik ve yol sulama çalışması neticesinde, personellerinin gerekli dikkat ve özeni göstermemesi nedeniyle aracında meydana gelen zararın tazmini istemiyle eldeki dava açılmış ise de; davalı kamu kurumu niteliğinde bulunan Belediyenin asli görevlerinden olan ve kamu gücünü kullanma yetkisinden kaynaklanmış bulunan temizlik ve yol sulama işlemi nedeniyle davacının aracında varsa meydana gelen zarara ilişkin olan olayın hizmetin görülmesinden kaynaklı hizmet kusuru niteliğinde olup, hizmet kusurundan kaynaklı iş ve işlemlerden dolayı zarar gören gerçek kişilerin ancak idari yargı yerinde tam yargı davası açabileceği, bu kapsamda eldeki davaya konu olayın da davalı belediyenin kamu hizmeti olarak kendisine tanınmış kamu gücünü kullanırken temizlik işleminden ve yol suluma işleminden dolayı davacının zararının
Esas No : 2025/53 Karar No: 2025/211
meydana geldiği, bu hususun kamu hizmetinin görülmesinden kaynaklı olup, 2918 sayılı kanun kapsamına giren herhangi bir işlem veyahut eyleminde olmadığı anlaşılmakla, davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle usulden reddine..."5. Davacı vekilinin, 2247 sayılı Kanun’un 14. maddesine göre doğduğunu öne sürdüğü olumsuz görev uyuşmazlığının giderilmesi istemiyle başvurması üzerine, Merzifon 1. Asliye Hukuk Mahkemesince dava dosyası ve idari yargı dosyanına ilişkin bir kısım bilgi belgeler ile kesinleşme şerhi Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmiştir.III. İLGİLİ HUKUKA. Mevzuat 6. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun "Amaç" başlıklı 1. maddesi şöyledir: "Bu Kanunun amacı, karayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafik düzenini sağlamak ve trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri belirlemektir."7. 2918 sayılı Kanun'un "Kapsam" başlıklı 2. maddesi şöyledir:"Bu Kanun, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk, çalışma usulleri ile diğer hükümleri kapsar.Bu Kanun, karayollarında uygulanır. Ancak aksine bir hüküm yoksa;a) Karayolu dışındaki alanlardan kamuya açık olanlar ile park, bahçe, park yeri, garaj, yolcu ve eşya terminali, servis ve akaryakıt istasyonlarında karayolu taşıt trafiği için faydalanılan yerler ile,b) Erişme kontrollü karayolunda ve para ödenerek yararlanılan karayollarının kamuya açık kesimlerinde ve belirli bir karayolunun bağlantısını sağlayan deniz, göl ve akarsular üzerinde kamu hizmeti gören araçların, karayolu araçlarına ayrılan kısımlarında da,Bu Kanun hükümleri uygulanır."8. 2918 sayılı Kanun'un "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "Bu Kanunda kullanılan terimlerin tanımları aşağıda gösterilmiştir.Trafik: Yayaların, hayvanların ve araçların karayolları üzerindeki hal ve hareketleridir.Karayolu: Trafik için, kamunun yararlanmasına açık olan arazi şeridi, köprüler vealanlardır....Yaya yolu (Yaya kaldırımı): Karayolunun, taşıt yolu kenarı ile gerçek veya tüzelkişilere ait mülkler arasında kalan ve yalnız yayaların kullanımına ayrılmış olan kısmıdır....Ayırıcı: Taşıt yollarını veya yol bölümlerini birbirinden ayıran bir taraftaki taşıtların diğer tarafa geçmesini engelleyen veya zorlaştıran karayolu yapısı, trafik tertibatı veya gereçtir.Park yeri: Araçların park etmesi için kullanılan açık veya kapalı alandır.Karayolu üzeri park yeri: Taşıt yolundaki veya buna bitişik alanlardaki park yeridir.Otomobil: (Değişik: 12/7/2013-6495/13 md.) Yapısı itibarıyla, sürücüsü dahil en fazla dokuz oturma yeri olan ve insan taşımak için imal edilmiş bulunan motorlu taşıttır.Kamu hizmeti taşıtı: Kamu hizmeti için yük veya yolcu taşıması yapan bütün taşıtlardır....Park etme: Araçların, durma ve duraklaması gereken haller dışında bırakılmasıdır..."
Esas No : 2025/53 Karar No: 2025/211
9. 2918 sayılı Kanun'un "Belediye trafik birimleri, görev ve yetkileri" başlıklı 10. maddesi şöyledir: "(Değişik: 18/1/1985 - KHK 245/3 md.; Aynen kabul: 28/3/1985 - 3176/3 md.) Bu Kanunla belediyelere verilen görevler il ve ilçe trafik komisyonları ve mahalli trafik birimleri ile işbirliği yapılarak yürütülür.a) Kuruluş Her belediye başkanlığı bünyesinde, hizmet kapasitesi gözönünde tutularak İçişleri Bakanlığınca tespit edilecek ölçülere ve genel hükümlere göre, belediye trafik şube müdürlüğü, şefliği veya memurluğu kurulur.b) Görev ve yetkiler1.Yapım ve bakımından sorumlu olduğu yolları trafik düzeni ve güvenliğini sağlayacak durumda bulundurmak,2. Gerekli görülen kavşaklara ve yerlere trafik ışıklı işaretleri, işaret levhaları koymak ve yer işaretlemeleri yapmak,3. Karayolu yapısında ve üzerinde yapılacak çalışmalarda gerekli tedbirleri almak, aldırmak ve denetlemek,4. Karayolunda trafik için tehlike teşkil eden engelleri gece veya gündüze göre kolayca görülebilecek şekilde işaretlemek veya ortadan kaldırmak,5. Yol yapısı veya işaretleme yetersizliği yüzünden trafik kazalarının vukubulduğu yerlerde, yetkililerce teklif edilen tedbirleri almak,6. Çocuklar için trafik eğitim tesisleri yapmak veya yapılmasını sağlamak,7. Bu Kanun ve bu Kanuna göre çıkarılan yönetmeliklerle verilen diğer görevleri yapmak.(Ek fıkra: 25/6/1988 - KHK 330/2 md.)"10. 2918 sayılı Kanun'un “Karayolu trafik güvenliği” başlıklı 13. maddesi şöyledir:"(Değişik birinci fıkra: 25/6/2010-6001/34 md.) Karayolunun yapımı, bakımı, işletilmesi ile görevli ve sorumlu bütün kuruluşlar, karayolu yapısını, trafik güvenliğini sağlayacak durumda bulundurmakla yükümlüdür.Çeşitli kişi, kurum ve kuruluşlar, karayolu yapısında yapacakları ve esasları yönetmelikte belirtilen çalışmalarda;a) Yolun yapım ve bakımı ile görevli kuruluştan izin almak,b) Çalışmaları, gerekli önlemleri alarak, aldırarak ve devamlılığını sağlayarak, trafik akımını ve güvenliğini bozmayacak tarzda yapmak,c) Zorunlu nedenlerle meydana gelen arıza, engel ve benzerlerini en kısa zamanda ortadan kaldırarak karayolunu kullananlara ve araçlara zarar vermeyecek duruma getirmek,d) Şehiriçi karayolu kenarında çeşitli tesislerin yapımı süresince; kaldırımlarda, tünel, tünel aydınlatılması ve benzerlerini yaparak güvenli geçiş sağlamak ve yaya yollarını trafiğe açık bulundurmak, zorundadırlar.Bu çalışmalar sırasında meydana getirilen tehlikeli durum ve engeller bütün sorumluluk, bunları yaratan kişilere ait olmak üzere zabıtaca kaldırılır, yapılan masraflar sorumlulara ödetilir.(Dördüncü fıkra mülga: 18/1/1985 - KHK 245/16 md.)(Değişik: 21/5/1997-4262/4 md.) Bu madde hükümlerine uymayanlar fiil başka bir suç oluştursa bile ayrıca 7 200 000 lira para cezası ile cezalandırırlar."11. 2918 sayılı Kanun'un "Görevli ve yetkili mahkeme" başlıklı 110. maddesi şöyledir: "(Değişik: 11/1/2011-6099/14 md.)
Esas No : 2025/53 Karar No: 2025/211
İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dahil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır.Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir” B. Yargı Kararı12. Anayasa Mahkemesinin 26/12/2013 tarih ve E.2013/68, K.2013/165 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"…Anayasa Mahkemesinin daha önceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere, tarihsel gelişime paralel olarak Anayasa’da adli ve idari yargı ayırımına gidilmemiş ve idari uyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergi mahkemeleriyle Danıştay yetkili kılınmıştır. Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idari yargı, özel hukuk alanına giren konularda adli yargı görevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görev alanına giren bir uyuşmazlığın çözümünde adli yargının görevlendirilmesi konusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunu söylemek olanaklı değildir. Ancak, idari yargının denetimine bağlı olması gereken idari bir uyuşmazlığın çözümü, haklı neden ve kamu yararının bulunması halinde kanun koyucu tarafından adli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusu kural, trafik kazasında zarar görenin asker kişi ya da memur olmasına, aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veya olayın hemzemin geçitte meydana gelmesi durumlarına göre farklı yargı kollarında görülmekte olan 2918 sayılı Kanun’dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adli yargıda görüleceğini öngörmektedir. İtiraz konusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idari yargı, idari yargı veya adli yargı kolları arasında uygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilerek söz konusu davalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynı tür davaların aynı yargı yolunda çözümlenmesi sağlanarak davaların görülmesi ve çözümlenmesinin hızlandırıldığı, bu suretle kısa sürede sonuç alınmasının olanaklı kılındığı ve bunun söz konusu davaların adli yargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamu yararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayolu şeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanan sorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda bir tartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamu gücünden kaynaklanan bir yetkinin kullanılması söz konusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynı seyir çizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risk üreten araçlar arasında özel-kamu ayırımı yapılmasını gerektiren bir neden de yoktur. Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın 2.,125. ve 155. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir…”IV. İNCELEME VE GEREKÇE A. İlk İnceleme 13. Uyuşmazlık Mahkemesinin Kenan YAŞAR'ın Başkanlığında, Üyeler Nilgün TAŞ, Doğan AĞIRMAN, Eyüp SARICALAR, Ahmet ARSLAN, Mahmut BALLI ve Bilal ÇALIŞKAN’ın katılımlarıyla yapılan 03/03/2025 tarihli toplantısında; 2247 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre, adli ve idari yargı yerleri arasında anılan Kanun’un 14. maddesinde öngörülen biçimde olumsuz görev uyuşmazlığı doğduğu, 15. maddede belirtilen yöntemin aksine, davacı vekilinin istemi üzerine son görevsizlik kararını veren adli yargı yerince, önceki görevsizlik kararına ilişkin dava dosyası temin edilmeden Uyuşmazlık Mahkemesine gönderildiği görülmekte ise de; dava konusuna ilişkin bilgi ve
Esas No : 2025/53 Karar No: 2025/211
belgeler ile idari yargı kararının kesinleşme durumunu gösteren bir örneğinin dosyada bulunduğu, bu nedenle idari yargı dosyasının istenilmediği ve sonuçta usule ilişkin başka bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından, görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.B. Esasın İncelenmesi14. Raportör-Hakim Arzu ÇETİNDERE ŞAŞI'nın, davanın çözümünde adli yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ’nin davada adli yargının, Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın ise davada idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:15. Dava, belediyede görevli ekipler tarafından, karayolunda bulunan kaldırımın bakım ve temizliği ile kaldırımda yer alan bitkilerin sulanması çalışmaları sırasında kullanılan tazyikli suyun, davacının park halindeki aracının içine dolması nedeniyle oluşan maddî zararın faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılmıştır.16. Dosyanın incelenmesinden; Amasya ili, Merzifon ilçesi, Taştan Sönmez Caddesi üzerinde, yol kenarında park halinde bulunan davacıya ait 05 ... 812 plakalı aracın, 15/09/2023 tarih saat 01.30 sıralarında davalı Merzifon Belediyesi görevli ekipleri tarafından, cadde üzerinde bulunan kaldırımın bakım ve temizliği ile kaldırımda yer alan bitkilerin sulanması çalışmaları sırasında kullanılan tazyikli suyun içine dolması nedeniyle zarar verildiği, olayda davalının kusurlu olduğu ileri sürülerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, uğranılan maddi zararın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tazmininin talep edildiği anlaşılmaktadır. 17. Anayasa Mahkemesinin yukarıda gerekçesine yer verilen kararı, kanun koyucunun idari yargının görevine giren bir konuyu adli yargının görevine verebileceğine, dolayısıyla 2918 sayılı Kanun'un 110. maddesinin birinci fıkrası ile öngörülen, bu Kanun’dan doğan tüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesi düzenlemesinin Anayasa’ya aykırı bulunmadığına dair olup, esas itibariyle görev konusunda verilmiş bir karardır ve Anayasa’nın 158. maddesi uyarınca, başta Uyuşmazlık Mahkemesi olmak üzere diğer yargı organları bakımından da uyulması zorunlu bir karar mesabesindedir. 18. 2918 sayılı Kanun'un 19/01/2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi ile Anayasa Mahkemesinin işaret edilen kararı ve tazminat istemine ilişkin davanın maddenin yürürlük tarihinden sonra açıldığı hususu gözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesinin karayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafik düzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı ve Kanun'un, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumlulukları ile çalışma usullerini kapsadığı, dolayısıyla oluşacak kaza veya hasarlar nedeniyle açılacak sorumluluk davalarının görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu, karayolunun bakımı ve temizliği kapsamında meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan bu davanın da adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.19. Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak, Merzifon 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 04/07/2024 tarih ve E.2024/33, K.2024/324 sayılı görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir.
Esas No : 2025/53 Karar No: 2025/211
V. HÜKÜM Açıklanan gerekçelerle;A. Davanın çözümünde ADLİ YARGININ GÖREVLİ OLDUĞUNA,B. Merzifon 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 04/07/2024 tarih ve E.2024/33, K.2024/324 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA,03/03/2025 tarihinde, Üyeler Ahmet ARSLAN ve Bilal ÇALIŞKAN'ın KARŞI OYLARI ve OY ÇOKLUĞU İLE KESİN OLARAK karar verildi. Başkan VekiliKenanYAŞAR ÜyeNilgünTAŞÜyeDoğanAĞIRMANÜyeEyüpSARICALAR ÜyeAhmetARSLANÜyeMahmutBALLI ÜyeBilalÇALIŞKAN
Esas No : 2025/53 Karar No: 2025/211
KARŞI OY İdarenin kendi kuruluş kanununda belirlenen ve 2918 sayılı Kanun'da tekrarlanan görevlerinden yani; yol yapım, bakım, işletme, trafik güvenliğini sağlama şeklinde yürütülen kamu hizmetlerinden kaynaklanan hukuki sorumluluğunun idare hukuku ilke ve kurallarına göre belirlenmesi; uyuşmazlığın, özel hukuktaki araç işletenin hukuki sorumluluğundan değil, davalı idare tarafından görevlerinin tam ve eksiksiz yerine getirilmediği, dolayısıyla yürütülen hizmetlerin kusurlu işletildiği, meydana gelen zararda hizmet kusuru bulunduğu iddiasından kaynaklanması karşısında uyuşmazlığın çözümünün idari yargının görevinde bulunduğu sonucuna ulaşıldığından, uyuşmazlığın çözümünde adli yargıyı görevli kabul eden çoğunluğun kararına katılmıyoruz. ÜyeÜyeAhmet ARSLANBilal ÇALIŞKAN