T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/532KARAR NO: 2025/685
KARAR TR: 24/11/2025 ÖZET: İdari yargı yerinde açılan davanın öncesinde adli yargı yerinde aynı konuda verilmiş kesin veya kesinleşmiş bir görevsizlik kararının bulunmadığı anlaşıldığından, 2247 sayılı Kanun'un 19. maddesinde belirtilen koşulların oluşmaması nedeniyle aynı Kanun'un 27. maddesi uyarınca, BAŞVURUNUN REDDİ gerektiği hk.K A R A R Davacı
: E. D. G. T. İ. İ. S. v. T. L. Ş.Vekili
: Av. O. A.
Davalı
: Çankaya Belediye Başkanlığı Vekili
: Av. M. G.
I. DAVA KONUSU OLAY
1.Davacı vekili, müvekkiline ait ait
plakalı aracın üzerine, 02/08/2024 günü saat 17:20'de Ankara ili, Çankaya ilçesi,
ta bulunan A.
ismi ile faaliyet gösteren otoparkta ağaç parçalarının düşmesi sebebiyle aracın maddi zarara uğradığını, olay nedeniyle aracın tramer kayıtlarında hasar kaydı oluştuğunu, araçta değer kaybı meydana geldiğini, ayrıca davacının aracından mahrum kaldığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50 TL hasar bedeli, 50 TL değer kaybı, 50 TL araç mahrumiyet bedeli olmak üzere toplam 150 TL tazminatın kaza tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili istemiyle adli yargı yerinde dava açmıştır.II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİN BAŞVURU SÜRECİA. Adli Yargıda2. Ankara 44. Asliye Hukuk Mahkemesi 20/02/2025 tarih ve E.2024/386, K.2025/63 sayılı kararı ile, davanın niteliğine ve dosya kapsamına göre 2577 sayılı Kanunun 2. maddesi gereğince idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davalarının idare mahkemelerinin görev alanında kaldığı gerekçesiyle, HMK'nın 114/1-b ve 115/2. maddeleri gereğince usulden reddine karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"...Dava konusu olayın oluş şekli ve davacının iddiaları zararın, belediyenin Belediye Kanunu kapsamındaki otopark işlerinin sunumuna ilişkin hizmetinden kaynaklandığına ilişkindir. Bu açıklamalar karşısında, davalı idarenin Belediye Kanunundan kaynaklanan görev ve sorumlulukları kapsamında yürütülen hizmetin kusurlu işletildiği, meydana gelen zararda hizmet kusuru bulunduğu iddiasına dayanan söz konusu uyuşmazlığın görüm ve çözümü görevi idari yargıya ait bulunmaktadır.Davanın niteliğine ve dosya kapsamına göre 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. Maddesi gereğince idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel haklara doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davalarının idare mahkemelerinin görev alanında kaldığının belirtildiği, dolayısıyla uyuşmazlığın çözümünde mahkememizin görevli
Esas No : 2025/532 Karar No: 2025/685
olmayacağı...''3. Davacı vekili, bu kez aynı istemle idari yargı yerinde dava açmıştır.B. İdari Yargıda4. Ankara 25. İdare Mahkemesi 11/09/2025 tarih ve E.2025/432 sayılı kararı ile, davanın görüm ve çözümünün adli yargı yerine ait olduğu gerekçesiyle, 2247 sayılı Kanun’un 19. maddesi uyarınca görevli yargı yerinin belirlenmesi için Uyuşmazlık Mahkemesine başvurulmasına ve davanın incelenmesinin Uyuşmazlık Mahkemesince karar verilinceye kadar ertelenmesine karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir : "... 2918 sayılı Yasanın 19/01/2011 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 14. maddesiyle değişik 110. maddesinde “İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dahil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır.Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir”; Geçici 21. maddesinde de “Bu Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının göreve ilişkin hükmü, yürürlüğe girdiği tarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde açılmış bulunan davalara uygulanmaz” denilmiştir.2918 sayılı Kanunun 110. maddesinin 1. fıkrasının iptali istemiyle yapılan itiraz başvurularını inceleyen Anayasa Mahkemesi, 26/12/2013 tarih ve E:2013/68, K:2013/165 sayılı kararı ile; "… Anayasa Mahkemesi’nin daha önceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere, tarihsel gelişime paralel olarak Anayasa’da adli ve idari yargı ayırımına gidilmemiş ve idari uyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergi mahkemeleriyle Danıştay yetkili kılınmıştır. Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idari yargı, özel hukuk alanına giren konularda adli yargı görevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görev alanına giren bir uyuşmazlığın çözümünde adli yargının görevlendirilmesi konusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunu söylemek olanaklı değildir. Ancak, idari yargının denetimine bağlı olması gereken idari bir uyuşmazlığın çözümü, haklı neden ve kamu yararının bulunması halinde kanun koyucu tarafından adli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusu kural, trafik kazasında zarar görenin asker kişi ya da memur olmasına, aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veya olayın hemzemin geçitte meydana gelmesi durumlarına göre farklı yargı kollarında görülmekte olan 2918 sayılı Kanun’dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adli yargıda görüleceğini öngörmektedir. İtiraz konusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idari yargı, idari yargı veya adli yargı kolları arasında uygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilerek söz konusu davalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynı tür davaların aynı yargı yolunda çözümlenmesi sağlanarak davaların görülmesi ve çözümlenmesinin hızlandırıldığı, bu suretle kısa sürede sonuç alınmasının olanaklı kılındığı ve bunun söz konusu davaların adli yargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamu yararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır.Diğer taraftan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayolu şeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanan sorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda bir tartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamu gücünden kaynaklanan bir yetkinin kullanılması söz konusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynı seyir çizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risk üreten araçlar arasında özel-kamu ayırımı yapılmasını gerektiren bir neden de yoktur. Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın 2.,125. ve 155. maddelerine aykırı değildir…" gerekçesi ile anılan kuralı Anayasaya aykırı görmemiş ve iptal istemini oybirliğiyle reddetmiştir.Anayasanın 158. maddesinin son fıkrasında; "Diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesi
Esas No : 2025/532 Karar No: 2025/685
arasındaki görev uyuşmazlıklarında, Anayasa Mahkemesi’nin kararı esas alınır." denilmektedir. Anayasa Mahkemesinin yukarıda gerekçesine yer verilen kararı, yasa koyucunun idari yargının görevine giren bir konuyu adli yargının görevine verebileceğine, dolayısıyla 2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrası ile öngörülen, bu Kanun’dan doğan tüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesi düzenlemesinin Anayasa’ya aykırı bulunmadığına dair olup, esas itibariyle görev konusunda verilmiş bir karardır ve Anayasanın 158. maddesi uyarınca tüm yargı organları bakımından da uyulması zorunludur.Bu durumda, 2918 sayılı Yasanın 19/01/2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi ile Anayasa Mahkemesi’nin işaret edilen kararı gözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesinin karayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafik düzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı ve Kanunun, trafiğin işlediği karayolunun bakım ve onarımı ile denetimi hizmetlerinin yürütülmesinden kaynaklanan zararlar nedeniyle açılacak sorumluluk davalarının görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu, dolasıyla davalı idarelerin bakım, onarımın ve denetiminden sorumlu olduğu karayolunda/park yerinde meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan bu davanın adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.Nitekim, benzer bir uyuşmazlıkta, Uyuşmazlık Mahkemesi'nin (Hukuk Bölümü) 24/02/2020 günlü, E:2020/129, K:2020/181 sayılı ve 29/04/2019 günlü, E:2019/260, K:2019/343 sayılı kararı da bu yöndedir. ..."5. Ankara 25. İdare Mahkemesince, 2247 sayılı Kanun’un 19. maddesi uyarınca görevli yargı yerinin belirlenmesi için idari yargı dava dosyası ve adli yargı dava dosyasına esas Uyap çıktıları Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmiştir.III. İLGİLİ HUKUK6. Anayasa'nın "F. Uyuşmazlık Mahkemesi" başlıklı 158. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:"Uyuşmazlık Mahkemesi adli ve idari yargı mercileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözümlemeye yetkilidir..." 7. 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun’un "Mahkemenin görevi" başlıklı 1. maddesi şöyledir:“Uyuşmazlık Mahkemesi; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile görevlendirilmiş, adli ve idari yargı mercileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözmeye yetkili ve bu kanunla kurulup görev yapan bağımsız bir yüksek mahkemedir.
Özel kanun uyarınca hakeme başvurulmasının zorunlu olduğu hallerde, eğer hakemlik görevi hakim tarafından yerine getirilmiş ise bu merci, davanın konusuna göre, yukarıdaki fıkrada yazılı adli veya idari yargı mercilerinden sayılır."8. 2247 sayılı Kanun’un "Yargı merciilerinin uyuşmazlık mahkemesine başvurmaları" başlıklı 19. maddesi şöyledir:“Adli ve idari yargı mercilerinden birisinin kesin veya kesinleşmiş görevsizlik kararı üzerine kendisine gelen bir davayı incelemeye başlayan veya incelemekte olan bir yargı mercii davada görevsizlik kararı veren merciin görevli olduğu kanısına varırsa, gerekçeli bir karar ile görevli merciin belirtilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesine başvurur ve elindeki işin incelenmesini Uyuşmazlık Mahkemesinin karar vermesine değin erteler.(Değişik ikinci fıkra: 23/7/2008 – 5791/9 md.) Yargı merciince, önceki görevsizlik kararına ilişkin dava dosyası da temin edilerek, gerekçeli başvuru kararı ile birlikte dava
Esas No : 2025/532 Karar No: 2025/685
dosyaları Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilir.”9. 2247 sayılı Kanun'un "İncelemede izlenecek sıra" başlıklı 27. maddesi şöyledir : "Uyuşmazlık Mahkemesinin, uyuşmazlık çıkarmaya veya görev uyuşmazlıklarına ilişkin istemleri önce şekil ve süre açısından inceleyeceği; yöntemine uymayan veya süresi içinde ileri sürülmemiş istemleri reddeder."IV. İNCELEME VE GEREKÇE A. İlk İnceleme10. Uyuşmazlık Mahkemesinin Kenan YAŞAR'ın Başkanlığında, Üyeler Eyüp SARICALAR, Bayram ŞEN, Döndü Deniz BİLİR, Ahmet ARSLAN, Mahmut BALLI ve Recep KILIÇ'ın katılımlarıyla yapılan 24/11/2025 tarihli toplantısında; 2247 sayılı Kanun’da öngörülen koşulları taşımayan başvurunun reddi gerektiği yolundaki raporu ve dosyadaki belgeler okunduktan, ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ ile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın davada başvurunun reddi gerektiği yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:11. İdare Mahkemesince yapılan başvurunun incelenebilmesi için, 2247 sayılı Kanun'un 19. maddesinde öngörülen koşulların bulunması gerektiği tartışmasızdır.12. Dava dosyasının incelenmesinden, davacı şirket vekili tarafından, 02/08/2024 tarihinde, müvekkiline ait
plakalı aracın üzerine
'ta bulunan A.
'a ait otoparkta park halindeyken ağaçtan dallar/parçalar düşmesi sonucunda araçta oluşan hasar bedeli için şimdilik 50 TL, değer kaybı için şimdilik 50 TL, araç mahrumiyet bedeli olarak şimdilik 50 TL tazminatın kaza tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle Ankara 44. Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde dava açıldığı, Ankara 44. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından 20/02/2025 tarih ve E.2024/386, K. 2025/63 sayılı karar ile "davaya bakma görevinin İdari Yargının görev alanında kalması sebebiyle Mahkemenin görevsizliğine davanın görev yönünden usulden reddine" karar verildiği, bu karar kesinleşmeksizin davacı tarafından aynı istemlerle idari yargı yerinde dava açıldığı ve ardından idari yargı yerince dava dosyasının 2247 sayılı Kanun'un 19. maddesi kapsamında Uyuşmazlık Mahkemesine gönderildiği anlaşılmıştır.13. Ankara 25. İdare Mahkemesince, 2247 sayılı Kanun’un 19. maddesi uyarınca Uyuşmazlık Mahkemesine başvurulabilmesi için, adli yargı yerince aynı konuda verilmiş kesin veya kesinleşmiş bir görevsizlik kararı bulunması gerekmektedir. Oysa olayda, adli yargı yerince davacı hakkında aynı konuya ilişkin olarak verilmiş bir görevsizlik kararı bulunduğu halde bu kararın kesinleşmediği, böylece ortada Kanun'da öngörülen biçimde, idari yargı yerinde açılan davanın öncesinde, adli yargı yerince aynı konuda verilmiş kesin veya kesinleşmiş bir görevsizlik kararının bulunmadığı görülmektedir.14. Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak, Ankara 25. İdare Mahkemesince yapılan başvurunun öncesinde adli yargı yerince davacı yönünden aynı konuda verilmiş ancak, kesinleşmiş bir görevsizlik kararı bulunmadığı anlaşıldığından, 2247 sayılı Kanun’un 19. maddesinde belirtilen koşulları taşımayan Ankara 25. İdare Mahkemesinin 11/09/2025 tarih ve E.2025/432 sayılı başvurusunun reddi gerekmiştir.V. HÜKÜM
Esas No : 2025/532 Karar No: 2025/685
Açıklanan gerekçelerle; 2247 sayılı Kanun’un 19. maddesinde belirtilen koşulları taşımayan Ankara 25. İdare Mahkemesinin 11/09/2025 tarih ve E.2025/432 sayılı BAŞVURUSUNUN REDDİNE, 24/11/2025 tarihinde OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan Vekili
Üye
Üye
Üye
Kenan
Eyüp
Bayram
Döndü Deniz
YAŞAR
SARICALAR
ŞEN
BİLİR
Üye
Üye
Üye
Ahmet
Mahmut
Recep
ARSLAN
BALLI
KILIÇ