T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/535KARAR NO: 2026/115
KARAR TR: 09/03/2026 ÖZET: Özel hukuk tüzel kişiliğini haiz anonim şirket statüsündeki davalının, şirket bünyesindeki eğitim topluluğunda teslim ettiği projede, intihal yapıldığı gerekçesiyle davacı hakkında şirketin disiplin kurulu tarafından tesis edilen disiplin cezasının iptali istemiyle açılan davada, davalı şirket yönünden özel hukuk hükümlerine göre ADLİ YARGI YERİNİN görevli olduğu hk.K A R A R Davacı
: M. T. Y.
Davalılar : 1- B. V. T. Y. A.
Vekili
: Av. A. F. D.
2- Sanayi ve Teknoloji BakanlığıVekili: Av. O. O.
I. DAVA KONUSU OLAY1. Davacı, davalılardan şirket bünyesindeki eğitim topluluğunda "4. K.
" öğrencisi (stajyer) olarak, "ft_transcendence projesi" kapsamında teslim ettiği kodun bir başka öğrenci projesinden intihal olduğu gerekçesiyle, 42 Türkiye İç Yönergesi hükümleri uyarınca kalıcı olarak uzaklaştırılmaya ve öğrenciliğinin sonlandırılmasına ilişkin 07/02/2025 tarihli Disiplin Kurulu kararının iptali istemiyle idari yargı yerinde dava açmıştır.2. Davalılardan şirket vekili, yasal süresinde sunduğu cevap dilekçesinde davanın adli yargı yerinde çözülmesi gerektiğinden bahisle, görev itirazında bulunmuştur.II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİN BAŞVURU SÜRECİA. İdari Yargıda3. Kocaeli 1. İdare Mahkemesi 25/06/2025 tarih ve E.2025/546 sayılı kararı ile, davanın görülmesinde idari yargının görevli olduğuna ve davalı idarenin görev itirazının reddine karar vermiştir. Görevlilik kararının ilgili kısmı şöyledir:"...Davacının kalıcı olarak uzaklaştırılmasına ilişkin işlemin iptaline dair işlemin idarenin kamu gücüne dayalı olarak re'sen ve tek yanlı irade açıklaması sonucu tesis etmiş olduğu işlem olduğu anlaşıldığından bakılmakta olan davanın görüm ve çözümünde mahkememizin görevli olduğu sonucuna varılmıştır..."4. Davalı vekili tarafından, süresi içinde verilen dilekçe ile olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılması istemiyle başvuruda bulunulması üzerine dilekçe, dava dosyasının aslı ile birlikte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir.B. Olumlu Görev Uyuşmazlığı Çıkarılmasına İlişkin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Talebi5. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, davanın, adli yargı yerinde görülmesi gerektiğinden bahisle, 2247 sayılı Kanun'un 10. ve 13. maddeleri gereğince olumlu görev uyuşmazlığı
Esas No : 2025/535 Karar No: 2026/115
çıkarılmasına karar vererek, dosyayı Uyuşmazlık Mahkemesine göndermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir: "Davacı tarafından davalı aleyhine açılan iptal davasında, davalı görev itirazında bulunmuş, bu itirazın reddedilmesi üzerine davalı tarafından olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılması talebinde bulunulması nedeniyle dosyanın Başsavcılığımıza gönderildiği anlaşılmıştır.Davacı tarafından, ”4. K.
" öğrencisi olarak ftjranscendence projesi kapsamında teslim ettiği kodun bir başka öğrenci projesinden intihal olduğu gerekçesiyle, hakkında kalıcı olarak uzaklaştırılarak öğrenciliğinin sonlandırılmasına ilişkin tesis edilen 07.02.2025 tarihli işlemin iptali istemiyle Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile B. V. T. Y. A.
ye aleyhine idare mahkemesinde dava açıldığı, davalılardan B. V. T. Y. A.
nin özel hukuk hükümlerine tabi oldukları ve yargı yerinin de adli yargı olduğuna dair görev itirazının idare mehkemesince reddedilmesi üzerine, olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılması istemi ile davalı vekili tarafından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına başvurulduğu anlaşılmaktadır.Bilindiği gibi, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun “İdari Dava Türleri ve İdari Yargı Yetkisinin Sınırı” kenar başlıklı 2. maddesinde, idari dava türleri: a) İdari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları, b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, c) Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar olarak sayılmıştır. Kamu kurumlarınca alınan idari kararların yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile kanuna aykırı olduğu ileri sürülerek açılan ve 2577 sayılı Kanun’un 2. maddesinde tanımlanan iptal davalarının amacı, idari işlemlerin idari yargı organlarınca denetlenerek, idarenin hukuka uygunluğunun sağlanmasıdır.Öte yandan, 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu'nun 3. maddesinin birinci fıkrasının (5) bendine göre Yönetici Şirket; "... Bu Kanuna uygun ve anonim şirket olarak kurulan, Bölgenin yönetimi ve işletmesinden sorumlu şirketi," ifade etmektedir. Aynı Kanun'un 5. maddesinde; bu Kanun'a göre oluşturulan teknoloji geliştirme bölgesinin yönetimi ve işletmesinden sorumlu yönetici şirketin kurucuları arasında, bölgenin içinde veya bulunduğu ilde yer alan en az bir üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü ya da kamu AR-GE merkez veya enstitüsünün bulunacağı, yönetici şirkete ayrıca, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğine bağlı odalar ve borsalar, Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonuna bağlı odalar, birlikler ve federasyonlar, yerel yönetimler, bankalar ve finansman kurumları, yerli ve yabancı özel hukuk tüzel kişileri, AR-GE ve teknoloji geliştirme ile ilgili vakıf, kooperatif ve demekler, ilgili kamu kuruluşları ve ihracatçı birliklerinin kurucu ya da sonradan ortak olabileceği, yerel yönetimlerin de başkaca bir işleme gerek kalmaksızın kendi meclis kararına binaen yönetici şirkete ortak olabileceği, yabancı özel hukuk tüzel kişilerinin de ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde yönetici şirkete iştirak edebileceği belirtilmiştir. Bu Kanun'a dayanılarak çıkartılan Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Uygulama Yönetmeliği'nde de yönetici şirketin kuruluşu ve faaliyetleri ile ilgili düzenlemeler yapılmıştır. Gerek Kanun, gerekse Yönetmelikte yönetici şirketin yapısı ve faaliyetleri dikkate alındığında, yönetici şirketin bir kamu kurum veya kuruluşu olduğuna ilişkin bir hüküm bulunmadığı anlaşılmaktadır. Aksine, yukarıda belirtilen tanıma göre yönetici şirketin bir anonim şirket olarak kurulması gerektiği ve Kanun ile Yönetmelik hükümleriyle verilen görevlerin yerine getirilmesinde, iş ve işlemlerinin ancak Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ve ilgili kamu kurumunun onayıyla yürürlüğe girdiği anlaşılmaktadır. Bu duruma göre 4691 sayılı Kanun'da belirtilen yönetici şirketlerin özel hukuk tüzel kişiliği olduğu sonucuna varılmıştır.Yukarıdaki açıklamalara göre, B. V. T. Y. A.
nin özel hukuk tüzel kişiliğine sahip olduğu ve özel hukuk tüzel kişilerince tesis edilen işlemlerin yargısal denetiminin adli yargı yerlerince yapılacağının açık olduğu gözetildiğinde, davalı B. V. T. Y. A.
4. K.
okulunun öğrencisi olarak ftjranscendence projesi kapsamında teslim ettiği kodun bir başka öğrenci projesinden intihal olduğu gerekçesiyle, hakkında kalıcı olarak uzaklaştırılarak öğrenciliğinin sonlandırılmasına ilişkin tesis edilen 07.02.2025 tarihli işlemin iptali istemiyle ilgili davanın, davalı B. V. T. Y. A.
yönünden özel hukuk hükümlerine göre adli yargı yerinde görülmesi gerektiği düşünülmektedir..."
Esas No : 2025/535 Karar No: 2026/115
6. Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığınca, 2247 sayılı Kanun'un 13. maddesine göre Danıştay Başsavcısının da yazılı düşüncesi istenilmiştir. C. BAŞSAVCILIK DÜŞÜNCESİ7. Danıştay Başsavcısı, dava konusu uyuşmazlığın görüm ve çözümünde idari yargının görevli olduğu kanaatiyle, 2247 sayılı Kanun'un 13. maddesi uyarınca yapılan başvurunun reddi gerektiği yolunda yazılı düşünce vermiştir. Yazılı düşüncenin ilgili kısmı şöyledir:"...İdarî yargının görev alanını belirleyen temel kanun olan İdarî Yargılama Usûlü Kanunu'nun 2.maddesinde "idarî işlemler", idarî eylemler" ve "idarî sözleşmeler"den dolayı açılacak iptal ve tam yargı davaları idarî dava türleri arasında sayılmak suretiyle bu davaların idarî yargının görev alanında bulunduğuna işaret edilmekle birlikte "idarî işlem", idarî eylem" ve "idarî sözleşme" tanımına yer verilmediğinden, bu kavramların içeriğine hangi işlem, eylem ve sözleşmelerin girdiğinin içtihaden belirlenmesi zorunludur. Başka bir anlatımla, idarî işlem, idarî eylem ve idarî sözleşmelerin içerik ve kapsamları ile diğer hukukî işlem, eylem ve sözleşmelerden ayrılan yönleri ve bu ayrımların kıstaslarının içtihadî olarak tespiti hukukî bir zorunluluktur. Adlî yargı-idarî yargı ayrılığı esası Anayasada yer aldığı halde bu ayrımın kıstaslarına ilişkin kanunî bir düzenleme mevcut olmadığından, içtihaden bu ayrımı belirlemenin dışında bir seçenek bulunmamaktadır. Bu itibarla, kamu hizmeti gören özel hukuk tüzel kişilerinin kamu hizmetleriyle ilgili işlemlerinin idarî işlem sayılıp sayılmayacağının bilimsel ve yargısal içtihatlar nazara alınarak belirlenmesi gerekmektedir.İdare hukuku öğretisinde ve Danıştay kararlarında "idarenin işlemi" ve "idarî işlem" ayrımı yapılmakta olup idarenin herhangi bir özel hukuk kişisi gibi hareket etmek suretiyle egemenlik yetkisi (kamu gücü) kullanmadan özel hukuk alanında tesis ettiği işlemlerinden doğan uyuşmazlıkların adlî yargı mercilerince çözümleneceği açıktır. Başka bir anlatımla, bu tür işlemler idarenin işlemi olmasına karşın "idarî işlem" olmadıkları için idarî yargının görev alanının dışında kalırlar. Aynı şekilde özel hukuk tüzel kişilerinin işlemlerinin tamamının özel hukuk işlemi olduğu yönündeki genellemeler de doğru değildir. İdarenin her işlemi idarî işlem olmadığı gibi bütün idarî işlemlerin kamu tüzel kişileri tarafından tesis edilmesi de zorunlu olmadığından, özel hukuk tüzel kişisi olup da kamu hizmeti yapanlar, bu hizmetleri yerine getirirken kamu tüzel kişisi gibi hareket ederek kamu gücü kullanmak suretiyle karşı tarafın rızasını aramaya gerek olmadan hukuk aleminde yenilik doğuran irade açıklamasında bulunmaları durumunda idare hukuku kurallarına tâbi olurlar.İdarî işlem tesis etme yetkisi tanınan özel hukuk tüzel kişilerince tesis edilen idarî işlemlerin yargısal denetiminin idarî yargı mercilerince yapılacağı Danıştay ve Uyuşmazlık Mahkemesi kararlarıyla kabul edildiği gibi Fransız Danıştayı da bir kamu gücü ayrıcalığının uygulanmasına dayalı işlemlerin özel hukuk tüzel kişileri tarafından tesis edilmiş olsa bile idarî işlem niteliğinde olduğuna ve bunlardan kaynaklanan uyuşmazlıkların idarî yargı mercilerince çözümleneceğine karar vermiştir. (31/07/1942 tarihli Monpeurt, 13/01/1961 tarihli Magnier, 08/06/1988 tarihli Gradone kararları) "Çoğunlukla kamu tüzel kişileri tarafından tesis edilse de, kimi durumlarda özel hukuk tüzel kişileri de kendilerine tanınan kamu gücü ayrıcalıkları ve yükümlülükleri
uyarınca idarî işlem tesis edebilirler." (GÖZLER Kemal, İdare Hukuku, Cilt I, 2019, s. 761-763). "Kamu hizmetlerine şu ya da bu ölçüde doğrudan doğruya katılan bütün özel örgütler, tamamen özel hukuk rejimine
tâbî
olmakla birlikte, kamusal
yetkiler kullanarak yaptıkları işlem ve eylemler konusunda, kamu hukuku ilke ve kurallarına ve idare yargısına tâbi tutulurlar." ( Lütfi DURAN, İdare Hukuku Ders Notları, 1982, s.344-345). "Özel hukuk tüzel kişilerinin bazı işlemleri de tamamen idare işlevine ilişkin olup, bunların yargısal denetimi de idarî yargının görev alanı içindedir." (Celal ERKUT, İptal Davasının Konusunu Oluşturması Bakımından İdarî İşlemin Kimliği, s.75-82, dpn.10-İd.s.129)."Bazı kuruluşların özel hukuk hükümlerine
tâbi tutulması onların mutlaka özel hukuk tüzel kişisi olduğu anlamına gelmez. Özel hukuk hükümlerine tâbi olma kuruluşun türünü kendiliğinden değiştirip idarenin dışına çıkarmaz." (İlhan ÖZAY, Futbolda Özelleştirme, İdare
Esas No : 2025/535 Karar No: 2026/115
Hukuku ve İlimleri Dergisi (İHİD), Sayı:1-3,1990, s.33)."Kanunda Türkiye Futbol Federasyonu (TFF)'nin özel hukuk hükümlerine tâbi olduğunun belirtilmesi onu özel hukuk tüzel kişisi hâline getirmez. Kanunla bir kamu kurumunun bazı faaliyetleri özel hukuka tâbi kılınabilir. Ancak bir kurumun bazı faaliyetlerinin özel hukuka tâbi kılınması o kurumu kamu kurumu olmaktan çıkarmaz. TFF bir kamu tüzel kişisidir ve yürüttüğü faaliyet itibarıyla da hizmet yerinden yönetim kuruluşu, yani bir kamu kurumudur." (Kemal GÖZLER, İdare Hukuku, Cilt I, 2019, s.213-214) "Türksat A.Ş.'nin şirket statüsünde kurulmuş olması ve 406 sayılı Kanun'da özel hukuk kurallarına tâbi olduğunun belirtilmesi, kamusal yetki kullandığı ölçüde idare hukuku kurallarının uygulanmasından bağışıklık kazandırmayacaktır. Bu durum, Türksat A.Ş.'nin rutin faaliyetlerinin yürütülmesinde, personel istihdam rejiminde ve benzeri hususlarda özel hukuk kurallarının uygulanmasına engel değildir." (Ali D. ULUSOY, Yeni Türk İdare Hukuku, 2019, s. 211)"Adlî-idarî yargı görev ayrımının kıstaslarının neler olduğu mer'i mevzuatımızda düzenlenmemiştir. Ancak, doktrinde kabul edilen bazı kıstaslar mevcuttur. Bu kıstaslardan biri de, maddî olaya uygulanacak kanunun niteliğidir. Eğer uyuşmazlık konusu olaya uygulanması gereken kanun, kamu hizmetlerinin ihdas ve yürütülmesi ile ilgiliyse bu
davanın idarî yargıda görülmesi gerekir." (Aydın H. TUNCAY, Orhan ÖZDEŞ, Recep BAŞPINAR, Yüzyıl Boyunca Danıştay, 1968, s. 652)"Organize sanayi bölgeleri kamusal yetkiler kullanabilen özel hukuk tüzel kişisi olarak nitelenmiş birimler arasındadır. Bu itibarla 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunundaki özel hukuk tüzel kişisi nitelemesinin kolluk işlemleri bakımından geçersiz olduğu kabul edilmelidir. Organize sanayi bölgelerinin kolluk yetkisi kullandıkları işlemlerinin yargısal denetiminde, Kanundaki özel hukuk tüzel kişisi nitelemesi anlamını kaybetmektedir.Yapı ruhsatı, bina kullanım ruhsatı ve işyeri açma ve çalışma ruhsatı, kamu gücü kullanılarak tesis edilen ve özel hukuk tüzel kişilerinin kullanamayacağı yetkilerdendir. Organize sanayi bölgelerinin kuruluş ve işleyişine idarenin katkısı ve Bakanlık denetimine tâbi olma niteliklerine bakıldığında bu kurumların "kamuyla bağlantılı tüzel kişilik" kapsamında olduğu görülmektedir.Bu sebeple, Uyuşmazlık Mahkemesi ve Danıştay 4562 sayılı Kanunun uygulanmasından kaynaklanan davalarda, Kanundaki nitelemeye göre değil, kullanılan yetkiye göre karar vermelidirler. Yapı, işyeri açma ve çalışma ruhsatı gibi idârî yargı denetimine tâbi kolluk işlemlerinde uzmanlaşmış yargı mercileri uyuşmazlıkları çözmelidirler." (Turan YILDIRIM, Kamuyla Bağlantılı Tüzelkişilik-Organize Sanayi Bölgeleri, İdare Hukuku ve İlimleri Dergisi, 2022, sayı 21, s.12-14)Bilimsel görüşler ile adlî yargı-idarî yargı ayrımına ilişkin yüksek mahkeme kararları birlikte değerlendirildiğinde, kamu hizmeti yapmakla görevlendirilen özel hukuk tüzel kişilerinin bu hizmetleri yerine getirirken tesis ettikleri işlemler hakkında uygulanacak hukukî rejimin tespiti açısından idare işlevinin belirleyici olduğu, idare işlevine ilişkin ayırıcı kıstasların; kamu gücü ve kamu hizmeti olduğu, idarî karar alma yetkisiyle donatılmış olmalarına karşılık,
gerek statüleri ve gerekse teşkilatlanmaları ve
yönetimleri bakımından özel hukuk tüzel kişisi olup da, kamu hizmeti görenlerin, bu hizmetleri yerine getirirken kamu gücü kullanmaları hâlinde bu işlemlerinin idare hukuku kurallarına tâbi olduğu ve idarî yargının görev alanı içinde yer aldığısonucuna varılmaktadır.Bu itibarla, özel hukuk tüzel kişisi tarafından tesis edilmiş olsa da bir hukukî işlemin idarî işlem olup olmadığının belirlenebilmesi için işlemin tesisi sırasında özel hukuk tüzel kişisi tarafından kamu
gücü ayrıcalığından yararlanılıp yararlanılmadığının tespiti gerekir. Bir başka ifadeyle işlemi tesis edenin özel hukuk tüzel kişisi olması, sadece bu sebeple işlemi özel hukuk işlemi haline getirmeyeceğinden, işlemin hukukî mahiyeti değerlendirilmelidir.Kamu hizmetlerinin tamamının Devlet ve diğer kamu tüzel kişilerince yerine getirildiği dönemlerde özel hukuk tüzel kişilerinin idarî işlem tesis etmesi ve idarî davalarda davalı mevkiine alınması söz konusu olamazdı. Bu nedenle idarî işlem tanımı yapılırken organik kıstas esas alınmak suretiyle işlemin Devlet ve diğer kamu tüzel kişilerinden biri tarafından tesis edilmiş bulunması idarî işlemin zorunlu unsuru olarak kabul edilirdi. İmtiyaz sözleşmeleri ve özelleştirmeye ilişkin Anayasal ve kanunî düzenlemeler uyarınca tekel niteliğindeki bazı kamu hizmetlerinin sunumunun işletme hakkının belirli bir süreyle özel hukuk tüzel kişilerine devredilmesi, yap-işlet-devret modeli çerçevesinde bazı yatırım
ve
hizmetlerin
kamunun
gözetim ve denetimi altında özel hukuk tüzel kişilerince yerine getirilmesinin benimsenmesi ve ekonomik kolluk işlemlerinin bir kısmının mevzuatla özel hukuk
Esas No : 2025/535 Karar No: 2026/115
tüzel kişilerine bırakılması üzerine kamu hizmetlerini bu usûllerle yerine getiren özel hukuk tüzel kişilerine kamu gücü kullanarak idarî işlem tesis etme yetkisi verilmesi nedeniyle idarî işlemin tanımında organik kıstas zorunlu unsur olmaktan çıkmıştır. Danıştayca da özel hukuk tüzel kişilerinin tesis ettiği işlemlerin, kamu hizmetlerinin yürütülmesine ilişkin olması ve kamu gücü kullanılmak suretiyle tesis edilmesi halinde davanın idarî yargı merciince çözümlenmesi gerektiğine istikrarlı bir şekilde karar verilmekte olup, inceleme konusu olayda teknopark yönetim organları tarafından yürütülen hizmetin kamu hizmeti niteliğinde olup olmadığı ve işlem tesis edilirken kamu gücü kullanılıp kullanılmadığı gözetilmek suretiyle görevli yargı merciinin belirlenmesi gerekir. 4691 sayılı Kanunun 3/k ve 5. maddeleri gereği teknoloji bölgesinin yönetimi ve işletilmesinden sorumlu olan Bilişim Vadisi Teknopark Yönetici Şirketinin, bir anonim şirket olarak kurulduğu ve bu bağlamda özel hukuk tüzel kişisi olduğu konusunda herhangi bir duraksama bulunmamaktadır. Buna karşılık yönetici şirketin, 4691 sayılı Kanuna uygun olarak bu kanunla kurulmasının öngörüldüğü, özel hukuk tüzel kişisi olmasına karşın, kurucularının çoğunluğunun kanun ve ilgili uygulama yönetmeliğinde sıralandığı üzere bölgenin bulunduğu ilde yer alan en az bir üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü ya da kamu Ar-Ge merkez veya enstitüsü, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğine bağlı odalar ve borsalar, Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonuna bağlı odalar, birlikler ve federasyonlar, yerel yönetimler, ilgili kamu kuruluşları ve ihracatçı birliklerinden oluştuğu, yönetici şirket ortaklarından; üniversiteler, yüksek teknoloji enstitüleri ya da kamu Ar-Ge merkez veya enstitülerinin, yönetici şirkete taahhüt ettikleri sermaye payını döner sermaye gelirlerinden de ödeyebileceklerinin kurala bağlandığı görülmektedir. Bununla birlikte, Kanunun 5. maddesinin 5. fpıkrasında, yönetici şirketin esas sözleşmesi ile esas sözleşme değişiklikleri için Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının izin şartı aranılacağı, 6. maddesinde de bölgedeki yönetici şirket ve girişimcilerin faaliyet ve uygulamalarının Bakanlık tarafından denetleneceği kurala bağlandığından yönetici şirketin kamu ile bağlantılı olduğu, onun denetimi ve gözetimi altında faaliyet yürüttüğünün kabulü gerekmektedir. Olumlu görev uyuşmazlığının konusu ve yönetici şirketin faaliyet alanı irdelendiğinde: 4691 sayılı Kanun ve uygulama yönetmeliğinde, yönetici şirketçe diğer görevlerin yanında, bölge ihtiyaçları doğrultusunda girişimcilere eğitim verilmesi, mesleki bilgi, beceri, tutum ve davranışların geliştirilmesi, sektörün tanınması, iş hayatına uyum, gerçek üretim ve hizmet ortamında yetişmek amacıyla işletmelerde mesleki çalışma yapmaları için öğrenci kabul edilmesi, kuluçka merkezi ve programları kapsamında eğitim ve seminer programlarının düzenlenmesi gibi faaliyetlerin de yerine getirildiği anlaşılmaktadır. Yönetici şirketin görev ve sorumluluğunda yürütülen eğitim faaliyeti kapsamında, 4. T. E. K.
nun idari olarak yönetici şirkete bağlı olduğu, Fransa merkezli 42 Network ağına bağlı olan 42 Türkiye Eğitim kurumunun, 42 İstanbul ve 4. K.
olmak üzere iki kampüsü bulunduğu, Bilişim Vadisi içerisinde yer alan 4. K.
'nin yazılımcı potansiyelini geliştirme amacı taşıyan yeni nesil kodlama kursu olduğu, 7 gün 24 saat açık kampüste eğitmensiz, harçsız, proje temelli, akran öğrenme yöntemine dayalı eğitim modeli hizmeti sunduğu görülmektedir. 42 Türkiye kampüslerinde standartları 42 The Network tarafından çizilen B. V. T. Y. A.
'nin 42 Türkiye İç Yönergesi uygulanmaktadır. Yönergede; sunulan eğitimin amacı, süreci, organizasyonu, kampüslerin kullanımı, erişimi, öğrenci sorumlulukları, müfredat, sertifika ve diploma alma süreci, sınav kuralları, kılık kıyafet, davranış ve disiplin yaptırımları ile disiplin yetkili kurullarına ilişkin düzenlemeler yer almaktadır.18 yaşını ikmal etmiş herkesi diploma aramaksızın eğitim sürecine kabul eden, Bilişim Vadisi Teknopark Yönetici Anonim Şirketi tarafından verilen eğitim hizmetinin, herhangi bir ücrete tabi olmaması, sunulan hizmetin bir kamu hizmeti niteliğinde olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.Buna göre kurucularının çoğunluğunun kamu kurumu veya kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşlarının yönetici ya da temsilcilerinden oluşan yönetici şirkete bağlı 4. K.
eğitim kurumunca karşı tarafın rızasını alınmadan, tek yanlı irade açıklaması ile ilgilisi hakkında tesis edilen disiplin işleminin tüm unsurları bakımından idari işlem niteliğini taşıdığı görülmektedir.Özel hukuk tüzel kişilerinin hiç bir suretle idarî işlem tesis edemeyeceğine ilişkin kabûlün artık geçerliliğinin kalmadığı bilimsel ve yargısal içtihatlarla ortaya konulduğundan, Teknoloji Geliştirme Bölgelerinin yönetimi ve işletmesinden sorumlu olan teknopark yönetim organlarının ve idari olarak yönetici şirkete karşı sorumlu olan 4. T. E. K.
Disiplin kurulunun kamu gücü
Esas No : 2025/535 Karar No: 2026/115
kullanarak tesis ettiği eğitim kurumundan kalıcı olarak uzaklaştırma ve öğrenciliğin sonlandırılmasına ilişkin işlemin fonksiyonel anlamda idarî işlem olması nedeniyle bu işlemin hukukî denetiminin disiplin hukuku ilke ve kuralları çerçevesinde idarî yargı mercilerince yapılması gerekmektedir..."III. İLGİLİ HUKUK8. 4691 sayılı Teknoloji Bölgeleri Geliştirme Kanunu'nun "Amaç" başlıklı 1. maddesi şöyledir : "Bu Kanunun amacı, üniversiteler, araştırma kurum ve kuruluşları ile üretim sektörlerinin işbirliği sağlanarak, ülke sanayiinin uluslararası rekabet edebilir ve ihracata yönelik bir yapıya kavuşturulması maksadıyla teknolojik bilgi üretmek, üründe ve üretim yöntemlerinde yenilik geliştirmek, ürün kalitesini veya standardını yükseltmek, verimliliği artırmak, üretim maliyetlerini düşürmek, teknolojik bilgiyi ticarileştirmek, teknoloji yoğun üretim ve girişimciliği desteklemek, küçük ve orta ölçekli işletmelerin yeni ve ileri teknolojilere uyumunu sağlamak, (…) teknoloji yoğun alanlarda yatırım olanakları yaratmak, araştırmacı ve vasıflı kişilere iş imkânı yaratmak, teknoloji transferine yardımcı olmak ve yüksek/ileri teknoloji sağlayacak yabancı sermayenin ülkeye girişini hızlandıracak teknolojik alt yapıyı sağlamaktır."9. 4691 sayılı Kanun'un "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinin ilgili kısımları şöyledir: "Bu Kanunun uygulanmasında;a) (Değişik:28/1/2021-7263/2 md.) Bakanlık: Sanayi ve Teknoloji Bakanlığını,b) Teknoloji Geliştirme Bölgesi (Bölge): Yüksek/ileri teknoloji kullanan ya da yeni teknolojilere yönelik firmaların, belirli bir üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü ya da AR-GE merkez veya enstitüsünün olanaklarından yararlanarak teknoloji veya yazılım ürettikleri/geliştirdikleri, teknolojik bir buluşu ticari bir ürün, yöntem veya hizmet haline dönüştürmek için faaliyet gösterdikleri ve bu yolla bölgenin kalkınmasına katkıda bulundukları, aynı üniversite, yüksek teknoloji enstitüsü ya da AR-GE merkez veya enstitüsü alanı içinde veya yakınında; akademik, ekonomik ve sosyal yapının bütünleştiği siteyi veya bu özelliklere sahip teknoparkı,...k) Yönetici Şirket: Bu Kanuna uygun ve anonim şirket olarak kurulan, Bölgenin yönetimi ve işletmesinden sorumlu şirketi, ...ıı) (Ek:28/1/2021-7263/2 md.) Stajyer: Yükseköğretim Kurulunca yükseköğretim kurumlarında veya Milli Eğitim Bakanlığınca mesleki ve teknik eğitim okul ve kurumlarında verilmesi uygun görülen her düzeydeki alana özgü olarak belirlenen teorik ve uygulamalı dersler dışında, öğretim programlarıyla kazandırılması öngörülen mesleki bilgi, beceri, tutum ve davranışların geliştirilmesi, sektörün tanınması, iş hayatına uyum, gerçek üretim ve hizmet ortamında yetişmek amacıyla işletmelerde mesleki çalışma yapan öğrencileri,ifade eder."10. 4691 sayılı Kanun'un "Yönetici Şirket" başlıklı 5. maddesi şöyledir:"...(Değişik: 2/3/2011-6170/3 md.)Bölgenin yönetimi ve işletmesinden sorumlu yönetici şirketin kurucuları arasında, Bölgenin içinde veya bulunduğu ilde yer alan en az bir üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü ya da kamu AR-GE merkez veya enstitüsü bulunur.Yönetici şirkete ayrıca, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğine bağlı odalar ve borsalar, Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonuna bağlı odalar, birlikler ve federasyonlar, yerel yönetimler, bankalar ve finansman kurumları, yerli ve yabancı özel hukuk tüzel kişileri, AR-GE ve teknoloji geliştirme ile ilgili vakıf, kooperatif ve dernekler, ilgili kamu kuruluşları ve ihracatçı birlikleri kurucu ya da sonradan ortak olabilir.
Esas No : 2025/535 Karar No: 2026/115
Yerel yönetimler, başkaca bir işleme gerek kalmaksızın kendi meclis kararına binaen yönetici şirkete ortak olabilir.Yabancı özel hukuk tüzel kişileri 5/6/2003 tarihli ve 4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu ve ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde yönetici şirkete iştirak edebilir.(Ek fıkra:28/1/2021-7263/4 md.) Yönetici şirket esas sözleşmesi ile esas sözleşme değişiklikleri için Bakanlık izni şartı aranır.Yönetim Kurulu tarafından yönetici şirket genel müdürlüğü üst yönetimine atanacaklarda aranacak nitelikler yönetmelikle belirlenir.Yönetici şirket; Bölgeye ait planlama ve projelendirmenin yapılması, gerekli alt yapı ve üst yapı hizmetleri ile Bölge için gerekli her türlü hizmetlerin yürütülmesi, kuluçka merkezi ve teknoloji transfer ofislerinin kurulması, AR-GE veya tasarım projelerinin değerlendirilmesi ve projesi uygun görülen girişimcilere yönetmelikle belirlenecek usul ve esaslara göre Bölge içerisinde yer tahsis edilmesi, Bölgenin bu Kanun ve ilgili yönetmeliklerde gösterilen amaca uygun olarak yönetilmesi, girişimcilerin ve üçüncü şahısların buna aykırı davranışlarının önlenmesi ve gerekli önlemlerin alınması ile yükümlüdür.Kamu yararı kararı, yönetici şirketin başvurusu üzerine Bakanlıkça verilir.(Ek fıkra:28/1/2021-7263/4 md.) Teknoloji Geliştirme Bölgesi yönetici şirketi tarafından bölge alanları dışında Değerlendirme Kurulunun kararı üzerine Bakanlıkça izin verilmesi halinde kuluçka merkezi açılabilir. Bu kuluçka merkezlerinde sadece kuluçka girişimcileri yer alabilir. Bu kapsamda açılacak merkezler ve buralarda yer alacak girişimcilerde aranacak şartlar Bakanlıkça belirlenir. Bu Kanun kapsamında sağlanan destek, teşvik, muafiyet ve istisnalar, bu merkezlerde de aynen uygulanır. Yönetici şirketin görev ve sorumlulukları dahil olmak üzere, bu merkezlere dair diğer tüm iş ve işlemlerde bu Kanun ve ilgili yönetmelik hükümleri uygulanır.(Ek fıkra:28/1/2021-7263/4 md.) Teknoloji Geliştirme Bölgesi yönetici şirketi ile bölgede yer alan AR-GE ve tasarım faaliyetinde bulunan firmalar için iş yeri açma ve çalışma ruhsatı ilgili mevzuat çerçevesinde Bakanlık il müdürlükleri tarafından düzenlenir ve bu kapsamda denetlenir.Bakanlık, Bölgede bu Kanunda belirtilen amacın dışında faaliyet gösteren yönetici şirketi uyarır ve belirli bir süre vererek, amacına uygun faaliyette bulunulmasını ister. Bu sürenin sonunda, yönetici şirketin, amacı doğrultusunda faaliyet göstermediğinin tespit edilmesi durumunda, Bakanlık görevli mahkemeye başvurarak mevcut yönetici şirketin yönetim kurulu üyelerinin görevlerinin sona erdirilmesini, şirketin yönetimi için kayyum tayin edilmesini ve yönetici şirketin tasfiyesini ister. Yönetici şirketin tasfiyesine mahkemece karar verilmesi halinde, şirket ve yöneticilerin hak ve yükümlülükleri ile sorumlulukları saklı kalmak kaydıyla, Bakanlık, yönetici şirketin mülkiyetinde olan Bölgeye ait araziyi ve üzerindeki taşınmazları kamulaştırır ve Bölgenin yönetimini başka bir yönetici şirkete verebilir.(Değişik fıkra: 16/2/2016-6676/10 md.) Bölge kuruluş kararının Resmî Gazete’de yayımı tarihinden itibaren; yönetici şirket kuruluşu bir yıl içerisinde sonuçlandırılır ve Bölge en fazla üç yıl içerisinde faaliyete geçirilir. Mücbir sebepler dışında, belirtilen süreler içerisinde; yönetici şirket kuruluşunun tamamlanamaması, Bölgenin faaliyete geçirilememesi hallerinde, Kurucu Heyet ya da Bölge yönetici şirketi süre uzatımı için Bakanlığa müracaat eder. Bakanlıkça uygun görülmesi halinde bir defaya mahsus olmak üzere yönetici şirket kuruluşu için en fazla altı ay, Bölgenin faaliyete geçirilmesi için en fazla bir yıl ek süre verilebilir. Bu ek süreler içerisinde; Bölge yönetici şirketinin kurulamaması durumunda Cumhurbaşkanının Bölgenin ilanına ilişkin kararı, Bölge alanında faaliyete geçilememesi durumunda ise Cumhurbaşkanının Bölge alanının ilanına ilişkin kararı hüküm ve sonuçları ile birlikte ortadan kalkar. (Ek cümleler:28/1/2021-7263/4 md.) Ayrıca Bölge alanında mücbir sebep halleri dışında faaliyetlerin bir yıl durması halinde Cumhurbaşkanının söz konusu alanın ilanına ilişkin kararı, hüküm ve sonuçları ile birlikte ortadan kalkar. Bu durum, Bakanlık tarafından ilgili diğer kurum ve kuruluşlara bildirilir.Yönetici şirket ortaklarından; üniversiteler, yüksek teknoloji enstitüleri ya da kamu AR-GE merkez veya enstitüleri, yönetici şirkete taahhüt ettikleri sermaye payını döner sermaye gelirlerinden ödeyebilir.(Değişik fıkra: 16/2/2016-6676/10 md.) Yönetici şirket, kendisine ve Bölgede bulunan girişimcilerin faaliyetlerine ilişkin verileri Bakanlığa bildirmekle yükümlüdür. Bu bildirime ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.(Ek fıkra:28/1/2021-7263/4 md.) Bölgede faaliyet gösteren girişimcilerin projelerinin
Esas No : 2025/535 Karar No: 2026/115
tamamlanma tarihinden itibaren yönetmelikle belirlenen şartlar dahilinde yeni bir proje sunmamaları ve ilgili mevzuat çerçevesinde yönetici şirkete iletmekle yükümlü oldukları bilgi ve belgeleri süresinde iletmemeleri halinde, sözleşme fesholunmuş sayılır. Fesih tahliye nedenidir.Yönetici şirket, her türlü hesap ve işlemlerini yıllık olarak 1/6/1989 tarihli ve 3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanununa göre yetkilendirilmiş yeminli mali müşavire inceletir. Yeminli mali müşavir, düzenlediği denetim raporunun birer örneğini aynı süre içinde yönetici şirkete ve Bakanlığa gönderir.Yönetici şirket, her yılın sonunda kendisine ve Bölgede yer alan AR-GE veya tasarım faaliyetinde bulunan işletmelere sağlanan destek ve muafiyetlerin etki değerlendirmesini yapar ve bu konuda düzenlenen raporun bir örneğini Bakanlığa gönderir."IV. İNCELEME VE GEREKÇEA. İlk İnceleme11. Uyuşmazlık Mahkemesinin Kenan YAŞAR'ın Başkanlığında, Üyeler Eyüp SARICALAR, Bayram ŞEN, Döndü Deniz BİLİR, Ahmet ARSLAN, Mahmut BALLI ve Bilal ÇALIŞKAN’ın katılımlarıyla yapılan 09/03/2026 tarihli toplantısında; 2247 sayılı Kanun'un 27. maddesi gereğince yapılan incelemeye göre, davalı B. V. T. Y. A.
vekilinin, anılan Kanun'un 10/2. maddesinde öngörülen yönteme uygun olarak yaptığı görev itirazının reddedilmesi ve 12/1. maddede belirtilen süre içinde başvuruda bulunması üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısınca 10. maddede öngörülen biçimde olumlu görev uyuşmazlığı çıkarıldığı ve usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından, görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliğiyle karar verildi.B. Esasın İncelenmesi 12. Raportör-Hâkim Süleyman ARIDURU'nun, davanın çözümünde adli yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan, ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ'nin davada adli yargının, Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın ise davada idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:13. Dava, davalılardan şirket bünyesindeki eğitim topluluğunda stajyer öğrenci olarak, bir yazılım projesi kapsamında teslim ettiği kodun bir başka öğrenci projesinden intihal olduğu gerekçesiyle, davacı hakkında İç Yönerge hükümleri uyarınca kalıcı olarak uzaklaştırılmaya ve öğrenciliğinin sonlandırılmasına ilişkin, Disiplin Kurulu kararının iptali istemiyle açılmıştır. 14. Dava dosyasının incelenmesinden; davacının İstanbul Üniversitesi Açık ve Uzaktan Eğitim Fakültesi Bilgisayar Programcılığı (Açıköğretim) öğrencisi olduğu, davacının stajyer öğrenci olarak dahil olduğu "42 Türkiye"'nin Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı öncülüğünde İstanbul Kalkınma Ajansı ve Doğu Marmara Kalkınma Ajansı desteğiyle nitelikli yazılımcılar yetiştirmek için kurulduğu ve bir kodlama eğitim topluluğu olduğu, Gebze Muallimköy Teknoloji Geliştirme Bölgesinin yönetimi ile işletmesinden sorumlu ve bu eğitimi kendi bünyesinde gerçekleştiren davalılardan B. V. T. Y. A.
'nin Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre kurulan bir ticari şirket olduğu, davacının bir projesinde intihal olduğu gerekçesiyle şirket disiplin kurulunun iç yönerge hükümleri uyarınca kalıcı olarak uzaklaştırma ve (stajyer) öğrenciliğinin sonlandırılmasına ilişkin kararın iptali istemiyle uyuşmazlığa konu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.15. Buna göre, özel hukuk tüzel kişiliğini haiz şirket tarafından tesis edilen hukuki işlemlerin yargısal denetiminin adli yargı yerlerince yapılması gerektiği ve adı geçen şirkete karşı idari yargı yetkisi kapsamında idari dava açılmasının imkânsız olduğu, yine şirketin kendi
Esas No : 2025/535 Karar No: 2026/115
bünyesindeki disiplin işlemlerinin ve sonuçlarının kamu gücü kullanılması anlamına gelmeyeceği, uyuşmazlığın özel hukuk hükümlerine göre görüm ve çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır.16. Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının başvurusunun kabulü ile, davalılardan B. V. T. Y. A.
vekilinin görev itirazının reddine ilişkin Kocaeli 1. İdare Mahkemesinin 25/06/2025 tarih ve E.2025/546 sayılı görevlilik kararının kaldırılması gerekmiştir. V. HÜKÜMAçıklanan gerekçelerle;A. Davanın çözümünde ADLİ YARGININ GÖREVLİ OLDUĞUNA,B. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile, davalı B. V. T. Y. A.
vekilinin görev itirazının reddine ilişkin, Kocaeli 1. İdare Mahkemesinin 25/06/2025 tarih ve E.2025/546 sayılı GÖREVLİLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 09/03/2026 tarihinde, Üyeler Ahmet ARSLAN ve Bilal ÇALIŞKAN'ın KARŞI OYLARI ve OY ÇOKLUĞU İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan Vekili
Üye
Üye
Üye
Kenan
Eyüp
Bayram
Döndü Deniz
YAŞAR
SARICALAR
ŞEN
BİLİR
Üye
Üye
Üye
Ahmet
Mahmut
Bilal
ARSLAN
BALLIÇALIŞKAN