T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/644KARAR NO: 2025/801 KARAR TR : 22/12/2025
ÖZET:Davacının Vakıf Üniversitesi bünyesinde öğretim görevlisi olarak çalıştığı döneme ait eksik ödenen maaş farkı ile kıdem tazminatı ve yıllık ücretli izin alacağının faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılan davanın, davalı üniversiteyle yapılan sözleşmenin idari sözleşme niteliğinde olduğu gözetilerek, 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında İDARİ YARGI YERİNDE görülmesi gerektiği hk.
K A R A R Davacı: A. V. D.
Vekilleri: Av. C. A.
Davalı: Çağ Üniversitesi RektörlüğüVekili: Av. F. Ö.
I. DAVA KONUSU OLAY1. Davacı vekili, 31/10/2024 havale tarihli dilekçesinde, müvekkilinin 01/12/2020 tarihinden itibaren Çağ Üniversitesi bünyesinde öğretim görevlisi olarak görev yapmakta iken iş akdinin 30/06/2024 tarihinde sona erdiğinden bahisle, 01/07/2024 tarihinde geçerli olan kıdem tazminatı tavan ücretine göre hesaplanacak kıdem tazminat alacağının sözleşmesinin fesih tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte, yıllık izin ücret alacağının aynı dönemde Devlet Üniversitesince ödenen maaşlara göre hesaplanarak idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi konulu talebin zımnen reddine dair işlemin iptali ve müvekkilinin asıl alacak miktarı belirlendiğinde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşuluyla şimdilik 100 TL bakiye kıdem tazminatı ve 100 TL yıllık izin ücretlerinin ödenmesi istemiyle idari yargı yerinde dava açmış, bu dava Mersin 2. İdare Mahkemesinin 2024/1620 sayılı esasına kaydedilmiştir.2. Davacı vekili, 31/10/2024 havale tarihli dilekçesinde, müvekkilinin 01/12/2020 tarihinden itibaren Çağ Üniversitesi bünyesinde öğretim görevlisi olarak görev yapmakta iken iş akdinin 30/06/2024 tarihinde sona ermesi üzerine, sözleşme döneminde almış olduğu ücretin 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun ek 8'inci maddesine 17/04/2020 tarih ve 31102 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7243 sayılı Kanun'un 11'inci maddesi ile eklenen ikinci fıkrada yer alan yasal düzenleme uyarınca Devlet üniversitelerinde çalışan öğretim elemanları ile aynı seviyede belirlenmesi gerekirken daha düşük belirlendiğinden bahisle, 17/04/2020- 30/06/2024 tarihleri arasındaki döneme ilişkin maaş farklarının her bir aya ilişkin maaş farkının faiziyle ödenmesi talebiyle yapılan 05/09/2024 tarihli başvurunun cevap verilmeyerek zımnen reddine ilişkin işlemin; hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek iptali ile bakiye maaş farkı alacağının her bir aya ilişkin maaş farkının tahakkuk ettiği aydan itibaren mevduata uygulanan en yüksek faiz oranıyla birlikte ödenmesi istemiyle idari yargı yerinde dava açmış, bu dava Mersin 2. İdare Mahkemesinin 2024/1622 sayılı esasına kaydedilmiştir.
Esas No : 2025/644 Karar No: 2025/801
II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİN BAŞVURU SÜRECİA. İdari Yargıda3. Mersin 2. İdare Mahkemesi 07/11/2024 Tarih E.2024/1620 K.2024/1655 sayılı kararı ile, davacıya eksik ödenen kıdem tazminatı ve yıllık izin ücretine ilişkin açılan davanın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanun'unun 15/1-a maddesi hükmü uyarınca görev yönünden reddine karar vermiş, söz konusu kararın istinaf edilmesi üzerine Adana Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesi 04/03/2025 Tarih E.2025/391 K. 2025/441 sayılı kararı ile, istinaf başvurusunun reddine karar vermiş, söz konusu karar kesinleşmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:''...Anayasamızın 'Yükseköğretim kurumlan' başlıklı 130. maddesinde; "(Çağdaş eğitiın-öğretim esaslarına dayanan bir düzen içinde milletin ve ülkenin ihtiyaçlarına uygun insan gücü yetiştirmek amacı ile; ortaöğretime dayalı çeşitli düzeylerde eğitim öğretim, bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlık yapmak, ülkeye ve insanlığa hizmet etmek üzere çeşitli birimlerden oluşan kamu tüzelkişiliğine ve bilimsel özerkliğe sahip üniversiteler Devlet tarafından kanunla kurulur. Kanunda gösterilen usul ve esaslara göre, kazanç amacına yönelik olmamak şartı ile vakıflar tarafından. Devletin gözetim ve denetimine tabi yükseköğretim kurumları kurulabilir...Vakıflar tarafından kurulan yükseköğretim kurumlan, mali ve idari konuları dışındaki akademik çalışmaları, öğretim elemanlarının sağlanması ve güvenlik yönlerinden. Devlet eliyle kurulan yükseköğretim kurumlan için Anayasada belirtilen hükümlere tabidir." hükmüne yer verilmiştir.2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun ek 2.maddesinde; "Vakıllar; kazanç amacına yönelik olmamak şartıyla ve ıııali ve idari hususlar dışında, akademik çalışmalar, öğretim elemanlarının sağlanması ve güvenlik yönlerinden bu Kanunda gösterilen esas ve usullere uymak kaydıyla. Yükseköğretim kurumlan veya bunlara bağlı birimlerden birini veya birden fazlasını ya da bir üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsüne bağlı olmaksızın, ekonominin ihtiyaç duyduğu alanlarda yüksek nitelikli işgücü yetiştirmek amacıyla, bu Kanun hükümleri çerçevesinde kalmak şartıyla meslek yüksekokulu kurabilir. Bu meslek yüksekokulu, kamu tüzel kişiliğini haiz olup. Cumhurbaşkanı kararı ile kurulur. Kurulacak meslek yüksekokullarına, meslek ve teknik eğitim bölgesinde gereksinim duyulması esastır." hükmüne, ek 8. maddesinde; "Vakıfça kurulacak yükseköğretim kumullarındaki akademik organlar. Devlet yükseköğretim kurumlarındaki akademik organlar gibi düzenlenir ve onların görevlerini yerine getirir. Öğretim elemanlarının nitelikleri Devlet yükseköğretim kurumlarındaki öğretim elemanlarının niteliklerinin aynıdır. Devlet yükseköğretim kumullarında çalışmaları yasaklanmış veya disiplin yoluyla bu kurumlardan çıkarılmış kişiler, vakıf yükseköğretim kumrularında görev alamazlar.(Ek fıkra: 15/4/2020-7243/11 md.) Vakıf yükseköğretim kumullarında çalışan öğretim elemanlarına, unvanlarına göre Devlet yükseköğretim kumullarında ödenen ücret tutarından az ücret verilemez. Bu fıkra kapsamında Devlet yükseköğretim kurumlarında ödenen emsal ücretin hesaplanmasında ilgili mevzuat uyarınca aylıklara ilişkin hükümlerin uygulandığı kadroya bağlı ödemeler dikkate alınır." hükmü yer almış, aynı Kanun'un ek 11. maddesine 6745 sayılı Kanun ile 20.08.2016 tarihinde eklenen 10. fıkrada ise; “Kurucu vakıflarına kayyım tayin edilen veya faaliyet izni kaldırılan vakıf yükseköğretim kurumu mütevelli heyet başkanı ve üyeleri ile tüm yöneticilerinin görevleri kendiliğinden sona erer. Bu vakıf yükseköğretim kurumunda çalışmakta olan akademik ve diğer personelin hizmet sözleşmeleri hakkında 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu hükümleri uygulanır.” hükmü yer almaktadır.4857 sayılı İş Kanunu nun "Yürürlükten kaldırılan hükümler" başlıklı 120. maddesinde; "25.8.1971 tarihli ve 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesi hariç diğer maddeleri yürürlükten kaldırılmıştır" hükmüne yer verilmiş, bu düzenleme uyarınca yürürlükte olan 1475 sayılı İş Kanunu'nun "Kıdem tazminatı" başlıklı 14. maddesinde: "Bu Kanuna tabi işçilerin hizmet akitlerinin: I. İşveren tarafından bu Kanunun 17 nci maddesinin II numaralı bendinde gösterilen sebepler dışında. 2. İşçi tarafından bu Kanunun 16 ncı maddesi uyarınca...Feshedilmesi...hallerinde işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet aktinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir. Bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme yapılır." düzenlemesi yer
Esas No : 2025/644 Karar No: 2025/801
almıştır.4857 sayılı İş Kanunu'nun "İşçinin haklı nedenle derhal fesih hakkı" başlıklı 24.maddesinde; "Süresi belirli olsun veya olmasın işçi, aşağıda yazılı hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin IcshedebiIir.II.Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerlerie) İşveren tarafından işçinin iiereti kanuıı hükümleri veya sözleşme şartlarına ııyguıı olarak hesap edilmez veya ödenmezse,t) Ücretin parça başına veya iş tutarı üzerinden ödenmesi kararlaştırılıp da işveren tarafından işçiye yapabileceği sayı ve tutardan az iş verildiği hallerde, aradaki ücret farkı zaman esasına göre ödenerek işçinin eksik aldığı ücret karşılanmazsa, yahut çalışma şartları uygulanmazsa." hükmüne yer verilmiştir.31/12/2005 tarih ve 26040 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Vakıf Yükseköğretim Kurumlan Yönetmeliği'nin 'Öğretim elemanları' başlıklı 23. maddesinde; "Öğretim elemanlarının seçimi, değerlendirilmesi, seçilenlerin uygun görülen akademik unvanlarla görevlendirilmeleri ve yükseltilmeleri yürürlükteki kanun ve yönetmelik hükümlerine uyularak vakıf yükseköğretim kuruınunun yetkili akademik organlarınca yapılır. Öğretim elemanlarının atamalarında, devlet yükseköğretim kurumlarındaki atamalarda aranan şartlara ilaveten vakıf yükseköğretim kuruınunun akademik yönden gerekli gördüğü şartlar da aranabilir. Vakıf meslek yüksekokullarında özellikle uygulamalı derslerde görevlendirilecek öğretim elemanlarının atanmasında çalışma deneyimine sahip olması gözetilir. Vakıl yükseköğretim kurumlannda görev alacak olan akademik ve idari personelin çalışına esasları 2547 sayılı Kanunda devlet üniversiteleri için öngörülen hükümlere tabidir. Bu personelin aylık ve diğer özlük hakları bakımından ise 4857 sayılı İş Kanunu hükümleri uygulanır." düzenlemesine yer verilmiştir.Söz konusu Yönetmelik maddesinde yer alan "diğer özlük hakları" ibaresi Danıştay Seki/iııci Dairesinin 29/04/2011 tarihli ve E:2008/8234, K:2011/2452 sayılı kararı ile;''...Yönetmelik kuralındaki "diğer özlük hakları" ibaresinin kapsamında akademik personelin hangi haklarının yer aldığı konusundaki belirsizliğin uygulamada hukuki sorunlara yol açtığı, esasen dava konusu uyuşmazlığın da bu belirsizlikten kaynaklandığı anlaşılmaktadır. "Özlük hakları" kavramı tek başına kullanıldığında personelin bütiin haklarını içerecek genişlikte bir kavram olduğundan ve dava konusu düzenlemede bu kavramın personelin hangi haklarını içerdiği yönünde bir açıklık bulunmadığından. ayrıca davalı Atılım Üniversitesi Rektörlüğünün de düzenlemedeki "özlük hakları" kavramına dayanarak davacıyı iş sözleşmesine tabi olarak istihdam ettiği ve göreve son verme işlemini İş Kanunu hükümleri uyarınca gerçekleştirdiği anlaşıldığından. Yönetmelik kuralındaki "özlük hakları" kavramında, yukarıda ayrıntılı olarak açıklanan vakıf yükseköğretim kurulularında istihdam edilen akademik personelin mesleki güvencelerine ilişkin Anayasa'nın 130. maddesi ve 254~ sayılı )asa hükümlerine uygunluk görülmemiştir. Diğer yandan, vakıf yükseköğretim kurumlan, mali konular yönünden, devlet yükseköğretim kurumlanılın tabi olduğu hükümlere bağlı olmadıklarından, akademik personelin aylık ve diğer parasal hakları bakımından İş Kanunu hükümlerinin uygulanabileceği açıktır. Dolayısıyla, vakıf yükseköğretim kıırıımlarında istihdam edilecek akademik personelin mesleki güvencelerine ilişkin çalışına esaslarının (akademik personelin atanması, görevleri, unvanları, emeklilikleri, terfileri ve görevlerine son verilmesi gibi) idari sözleşmeyle belirlenmesi: akademik personelin yukarıda belirtilenler dışında kalan özlük haklarının ise (ücret, prim, çalışma saatleri, tatil günleri ve sosyal güvenlik gibi) Iş Kanunu hükümlerine göre belirlenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır." gerekçesine yer verilerek iptal edilmiştir.Dava dosyasının incelenmesinden; vakıf yükseköğretim statüsü ile faaliyet gösteren davalı üniversite bünyesinde 01.12.2020 tarihinden itibaren öğretim üyesi olarak görev yapan davacının, hizmet sözleşmesinin 30.06.2024 tarihinde sona erdiği, davacı tarafından 05.09.2024 tarihinde yapılan başvuru ile 01.07.2024 tarihinde geçerli olan kıdem tazminatı tavan ücretine göre hesaplanacak kıdem tazminatını alacağının sözleşmenin fesih tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte; yıllık izin ücret alacağının aynı dönemde Devlet üniversitesince ödenen maaşlara göre hesaplanarak idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi talep edildiği, anılan başvurunun cevap verilmeyerek zımnen reddi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.İdari rejime dayalı olarak düzenlenmiş bulunan Türkiye'nin idari yapısında, kamu tüzel kişiliği idari yargının görev alanının belirlenmesinde kullanılan ölçütlerden birisidir. Kamu tüzel
Esas No : 2025/644 Karar No: 2025/801
kişilerinin kuruluş amacı kamu yararı, faaliyet konuları ise kamu hizmetidir. Bu bağlamda, kamu tüzel kişileri, özel hukuk tüzel kişilerine nazaran üstün ve ayrıcalıklı kamu gücüne sahiptirler ve tek taraflı işlemlerle yeni hukuki durum oluşturabilirler. Bu nedenle de personeli kamu hukukuna tabidir.Kanunla kurulma ve kamu tüzel kişiliğine sahip olmanın yanı sıra. Devlet üniversitelerinde olduğu gibi vakıf üniversitelerinin de Anayasal güvence altına alınmış olan bilimsel özerkliğe sahip olmaları bu kurumların bir diğer ayrıcalığıdır. Üniversitelerde bilimsel özerklik ilkesi benimsenirken güdülen amaç, yükseköğretim kurumlanın çeşitli siyasal çevre ve baskı grupları ile düşünce kümelerinin etkisi dışında tutarak, bilimsel amaçlar, hedefler ve ihtiyaçlara bağlı kalarak faaliyet gösterebilmelerini sağlamaktır.Bu nedenle de, bilimsel faaliyetin asli unsurları olan yükseköğretim elemanlarının atanmaları, görevleri, unvanları, yükselmeleri, emeklilikleri, disiplin ve görevlerine son verilmesi işlemleri gibi özlük hakları hakkında çıkan uyuşmazlıkların idari yargının görev alanına girdiği hususunda bir ihtilaf bulunmamaktadır.Bununla birlikte yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri gereğince, vakıf yükseköğretim kurumlan, mali konular yönünden, devlet yükseköğretim kurumlarının tabi olduğu hükümlere bağlı olmadıklarından, akademik personelin aylık ve ücretleri ile kıdem tazminatı gibi iş hukukundan kaynaklı alacakların İş Kanunu hükümlerine göre belirlenmesi ve bu hususta çıkan uyuşmazlıkların İş Mahkemelerinde çözüme kavuşturulması gerekmektedir.Bu konudaki istisnaise, Uyuşmazlık Mahkemesi kararları ile getirilen ve giderek istikrar kazanan bir ölçüt olarak, uyuşmazlık konusu edilen parasal hakkın, idari yargının görev alanına giren bir idari işlemden (örneğin hizmet sözleşmesinin idarece feshi işleminden) kaynaklanmasıdır. Bu durumda, yani uyuşmazlık konusu edilen parasal hak İş Kanunu hükümlerine göre belirlense dahi, idari yargının görev alanına giren bir idari işlemin sonucu olarak ortaya çıkmış ise görevli ve yetkili mahkeme söz konusu idari işlemi inceleyip çözüme kavuşturmakla görevli ve yetkili olan İdare Mahkemesi olacaktır. Bu kapsamda taraflar arasındaki hizmet sözleşmenin idarece tek taraflı olarak feshedilmesi halinde, fesih işleminin sonucu olarak ortaya çıkan iş sonu tazminatı (kıdem tazminatı) alacağından kaynaklı davalar İdari Yargıda çözüme kavuşturulacaktır.Bakılan davada ise uyuşmazlık, davacının davalı üniversite bünyesinde görev yapmakta iken iş akdinin süresi sona erdiğinden bahisle 4857 sayılı İş Kanunu'nun 24. maddesi gereğince kıdem tazminatı ve yıllık izin ücretlerinin ödenmesi talebinden kaynaklanmış olup, iş akdinin sona ermesi nedeniyle kıdem tazminatı ve yıllık izin ücretleri ödenmesi talebine dayanan ve idari yargının görev alanına giren bir idari işlemin sonucu da olmayan, bu niteliği ile tamamen iş mevzuatından kaynaklandığı anlaşılan uyuşmazlığın görüm ve çözümü bu amaçla kurulmuş İş Mahkemesinin görev alanına girmektedir.Bu itibarla; 2577 sayılı Kanun'un 15. maddesinin I. fıkrasının (a) bendi gereğince davanın görev yönünden reddi gerektiği sonucuna varılmaktadır...'''4. Mersin 2. İdare Mahkemesi 07/11/2024 Tarih E.2024/1622 K.2024/1654 sayılı kararı ile, eksik ödenen maaşlara ilişkin tamamen iş mevzuatından kaynaklandığı anlaşılan uyuşmazlığın görüm ve çözümünün bu amaçla kurulmuş İş Mahkemesinin görev alanına girdiği gerekçesiyle; 2577 sayılı Kanun'un 15/1-a maddesi uyarınca davanın görev yönünden reddine, karar vermiş; kararın istinaf edilmesi üzerine Adana Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesi 20/02/2025 Tarih E.2025/198 K. 2025/326 sayılı kararı ile istinaf başvurusunun reddine karar kesinleşmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:''...Dava dosyasının incelenmesinden; davacının vakıf yükseköğretim statüsü ile faaliyet gösteren davalı üniversite bünyesinde 01.12.2020-30.06.2024 tarihleri arasında her yıl yenilenen sözleşmelerle Dr. Öğt. Üyesi unvanı ile öğretim elemanı olarak çalıştığı, iş akdinin sona ermesi neticesinde görevinden ayrılan davacının sözleşme döneminde almış olduğu ücretin 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun ek 8'inci maddesine 17.04.2020 tarih ve 31102 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7243 sayılı Kanun'un 11'inci maddesi ile eklenen ikinci fıkrada yer alan "Vakıf yükseköğretim kurumlarında çalışan öğretim elemanlarına, unvanlarına göre Devlet yükseköğretim kurumlarında ödenen ücret tutarından az ücret verilemez. Bu fıkra
Esas No : 2025/644 Karar No: 2025/801
kapsamında Devlet yükseköğretim kurumlarında ödenen emsal ücretin hesaplanmasında ilgili mevzuat uyarınca aylıklara ilişkin hükümlerin uygulandığı kadroya bağlı ödemeler dikkate alınır." hükmü gereği Devlet üniversitelerinde çalışan öğretim elemanları ile aynı seviyede belirlenmesi gerekirken daha düşük belirlendiğinden bahisle 17.04.2020- 30.06.2024 tarihleri arasındaki döneme ilişkin maaş farklarının her bir aya ilişkin maaş farkının faiziyle ödenmesi talebiyle 05.09.2024 tarihinde davalı Kuruma başvuruda bulunduğu, davacının başvurusunun cevap verilmeyerek zımnen reddi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İdari rejime dayalı olarak düzenlenmiş bulunan Türkiye'nin idari yapısında, kamu tüzel kişiliği idari yargının görev alanının belirlenmesinde kullanılan ölçütlerden birisidir. Kamu tüzel kişilerinin kuruluş amacı kamu yararı, faaliyet konuları ise kamu hizmetidir. Bu bağlamda, kamu tüzel kişileri, özel hukuk tüzel kişilerine nazaran üstün ve ayrıcalıklı kamu gücüne sahiptirler ve tek taraflı işlemlerle yeni hukuki durum oluşturabilirler. Bu nedenle de personeli kamu hukukuna tabidir.Kanunla kurulma ve kamu tüzel kişiliğine sahip olmanın yanı sıra, Devlet üniversitelerinde olduğu gibi vakıf üniversitelerinin de Anayasal güvence altına alınmış olan bilimsel özerkliğe sahip olmaları bu kurumların bir diğer ayrıcalığıdır. Üniversitelerde bilimsel özerklik ilkesi benimsenirken güdülen amaç, yükseköğretim kurumlarını çeşitli siyasal çevre ve baskı grupları ile düşünce kümelerinin etkisi dışında tutarak, bilimsel amaçlar, hedefler ve ihtiyaçlara bağlı kalarak faaliyet gösterebilmelerini sağlamaktır. Bu nedenle de, bilimsel faaliyetin asli unsurları olan yükseköğretim elemanlarının atanmaları, görevleri, unvanları, yükselmeleri, emeklilikleri, disiplin ve görevlerine son verilmesi işlemleri gibi özlük hakları hakkında çıkan uyuşmazlıkların idari yargının görev alanına girdiği hususunda bir ihtilaf bulunmamaktadır.Bununla birlikte yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri gereğince, vakıf yükseköğretim kurumları, mali konular yönünden, devlet yükseköğretim kurumlarının tabi olduğu hükümlere bağlı olmadıklarından, akademik personelin aylık ve ücretleri ile kıdem tazminatı gibi iş hukukundan kaynaklı alacakların İş Kanunu hükümlerine göre belirlenmesi ve bu hususta çıkan uyuşmazlıkların İş Mahkemelerinde çözüme kavuşturulması gerekmektedir. Bu konudaki istisna ise, Uyuşmazlık Mahkemesi kararları ile getirilen ve giderek istikrar kazanan bir ölçüt olarak, uyuşmazlık konusu edilen parasal hakkın, idari yargının görev alanına giren bir idari işlemden (örneğin hizmet sözleşmesinin idarece feshi işleminden) kaynaklanmasıdır. Bu durumda, yani uyuşmazlık konusu edilen parasal hak, İş Kanunu hükümlerine göre belirlense dahi, idari yargının görev alanına giren bir idari işlemin sonucu olarak ortaya çıkmış ise görevli ve yetkili mahkeme söz konusu idari işlemi inceleyip çözüme kavuşturmakla görevli ve yetkili olan İdare Mahkemesi olacaktır. Bu kapsamda taraflar arasındaki hizmet sözleşmenin idarece tek taraflı olarak feshedilmesi halinde, fesih işleminin sonucu olarak ortaya çıkan iş sonu tazminatı (kıdem tazminatı) alacağından kaynaklı davalar İdari Yargıda çözüme kavuşturulacaktır. Bakılan davada uyuşmazlık, davalı üniversite bünyesinde öğretim elemanı olarak görev yapmakta iken iş akdi son bulan davacının görev yaptığı süre içinde tarafına eksik ödendiği belirtilen maaşlarına karşılık tazminat ödenmesi talebinden kaynaklanmış olup, bütünüyle geçmişe ait ücretlerin eksik ödendiği iddiasına dayanan ve idari yargının görev alanına giren bir idari işlemin sonucu da olmayan, bu niteliği ile tamamen iş mevzuatından kaynaklandığı anlaşılan uyuşmazlığın görüm ve çözümünün bu amaçla kurulmuş İş Mahkemesinin görev alanına girdiği sonucuna varılmıştır.Nitekim, aynı nitelikteki bir uyuşmazlığa ilişkin Adana Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesinin 21/03/2024 tarih ve E:2024/135, K:2024/626 sayılı kararı bu yöndedir...''5. Davacı vekili bu kez, 28/03/2025 tarihli dilekçesinde ıslah, ek dava ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşuluyla şimdilik 100 TL bakiye maaş farkı alacağı, 100 TL bakiye kıdem tazminatı ve 100 TL yıllık izin ücreti olmak üzere toplam 300 TL alacağın faiziyle birlikte tazmini istemiyle adli yargı yerinde tek bir dava açmıştır.
Esas No : 2025/644 Karar No: 2025/801
B. Adli Yargıda6. Tarsus 1. İş Mahkemesi 19/06/2025 tarih ve E.2025/92, K.2025/189 sayılı kararı ile, 6100 sayılı Kanun'un 114/1-b ve 115/2. maddeleri gereğince davanın, yargı yolunun caiz olmaması sebebiyle usulden reddine karar vermiş, bu karar kesinleşmiştir. Kararının ilgili kısmı şöyledir:"...Dava işçilik alacaklarının tahsili talebine ilişkindir.Taraflar arasındaki uyuşmazlığın özetle; " Davacının talep ettiği alacak kalemlerinin davalı üniversiteden tahsil edilip edilemeyeceği" hususlarında toplandığı anlaşıldı.Dosya içeriğinden ve mahkememizde görülmekte olan benzer dosyalarda davanın adli yargı da mı çözümleneceği yoksa idari yargıda mı çözümlenmesi gerektiği hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunduğu anlaşılmıştır. Tarafların gösterdikleri deliller toplanmış, tanıklar dinlenmiş, ilgili birimlere müzekkereler yazılmış, gönderilen belgeler dosyamız arasına alınarak incelenmiştir.Uyuşmazlık Mahkemesi'nin "Vakıf Üniversitesinde akademik personel olarak görev yaparken iş akdi sonlanan davacının, kıdem tazminatı ve diğer alacaklarının tahsili istemiyle açtığı davanın, İDARİ YARGI YERİNDE görülmesi gerektiği" noktasında verdiği 2024/155 Esas- 2024/413 K ve 07/10/2024 tarihli emsal kararında özetle; "22. Davalı Üniversite, yukarıda anılan mevzuat hükümleri çerçevesinde 2809 sayılı Kanun'un Ek 40. maddesi ile vakıf yükseköğretim kurumlarına ilişkin hükümlere tabi olmak üzere, kamu tüzel kişiliğine sahip olarak kurulmuştur.23. İdari rejime dayalı olarak düzenlenen Türkiye'nin idari yapısında, kamu tüzel kişiliği idari yargının görev alanının belirlenmesinde kullanılan ölçütlerden birisidir. Kamu tüzel kişilerinin kuruluş amacı kamu yararı, faaliyet konuları ise kamu hizmetidir. Bu bağlamda, Kamu Tüzel Kişileri, özel hukuk tüzel kişilerine nazaran üstün ve ayrıcalıklı kamu gücüne sahiptirler ve tek taraflı işlemlerle yeni hukuki durum yaratabilirler. Bu nedenle de personeli kamu hukukuna tabidir.24. Kanunla kurulma ve kamu tüzel kişiliğine sahip olmanın yanı sıra, Devlet Üniversitelerinde olduğu gibi Vakıf Üniversitelerinin de Anayasal güvence altına alınmış olan "Bilimsel Özerkliğe sahip olmaları” bir diğer ayrıcalığıdır. Üniversitelerde bilimsel özerklik ilkesi benimsenirken güdülen amaç, yükseköğretimin çeşitli siyasal çevre ve baskı grupları ile düşünce kümelerinin etkisinin dışında tutarak, bilimsel amaç, hedefler ve gereksinimlerine bağlı olmalarını sağlamaktır. Bu nedenle de, bilimsel faaliyetin asli unsurları olan yükseköğretim elemanlarının, görevleri, unvanları, atama, yükselme ve emeklilikleri gibi özlük haklarının kanunla düzenleneceği konusu, Anayasal teminat altına alınmıştır.25. Somut olay ve mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, davalı Üniversitenin, sürekli ve düzenli nitelikteki kamu hizmetinde çalıştırdığı davacının, statüsü, göreve alınması, hak ve yetkileri gözetildiğinde, İdare Hukuku kapsamında bir kamu personeli olduğu, aralarında düzenledikleri sözleşmenin de idari sözleşme niteliği taşıdığı açıktır.26. Buna göre, davacının sözleşmesinin sona ermesinden dolayı talep ettiği tazminat ve alacaklarının asıl işleme bağlı bir nitelik taşıdığı, dolayısıyla bu işlemden kaynaklanan tazmin isteminin de 2577 sayılı Kanun'un yukarıda yer verilen 2. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında idari yargı yerinde görülmesi gerekmektedir." denilmiştir. Eldeki dava da davacının davalı Çağ Üniversitesi bünyesinde iş akdinin feshedildiği tarih itibari ile öğretim görevlisi olarak görev yaptığı hususunda tartışma bulunmamaktadır. 2809 sayılı Kanun'un Çağ Üniversitesi başlığını taşıyan Ek 46. Maddesi; (Ek: 9/7/1997-4282/1 md.) Tarsus’ta Bayboğan Eğitim Vakfı tarafından, 2547 sayılı Kanunun Vakıf Yükseköğretim Kurumlarına ilişkin hükümlerine tabi olmak üzere, kamu tüzelkişiliğini haiz “Çağ Üniversitesi” adıyla yeni bir vakıf üniversitesi kurulmuştur.Bu Üniversite, Rektörlüğe bağlı olarak;a) Fen-Edebiyat Fakültesi,b) İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi,c) Mühendislik-Mimarlık Fakültesi,d) Meslek Yüksekokulu,e) Sosyal Bilimler Enstitüsü,
Esas No : 2025/644 Karar No: 2025/801
f) Fen Bilimleri Enstitüsünden,Oluşur." hükmünü içermekte olup anılan madde gereğince davalı Çağ Üniversitesinin
vakıf yükseköğretim kurumlarına ilişkin hükümlere tabi olmak üzere, kamu tüzel kişiliğine sahip olarak kurulduğu sabittir. Dosyanın tetkikinde davacı tarafça mahkememizce dava açılmadan önce davaya konu taleplerle ilgili olarak idari yargı yolunda davanın ikame edildiği, Mersin 1. İdare Mahkemesi'nin 2024/1620 E. 2024/1655 K sayılı ilamı uyuşmazlığın iş mevzuatından kaynaklanması nedeni ile İş Mahkemesinin görev alanına girdiği değerlendirilerek davanın görev yönünden reddine karar verildiği görülmüştür. Uyuşmazlık Mahkemesi'nin 2024/155 Esas- 2024/413 K ve 07/10/2024 tarihli kararı, 2809 sayılı Kanun'un Ek 46. Maddesi, 2547 sayılı Kanunun Vakıf Yükseköğretim Kurumlarına ilişkin hükümleri, dosyaya celp edilen evraklar çerçevesinde davanın yanlış yargı yolunda ikame edildiği kanaatine varılmıştır.Mahkememizce davaya bakmaya görevli olmadığınız ve yargılamanın idare mahkemesinde çözüme kavuşturulması gerektiği kanaati oluştuğundan, aynı yönde Mersin 1. İdare Mahkemesi'nin
2024/1620 E. 2024/1655 K sayılı ilamı da bulunduğundan "Olumsuz görev uyuşmazlığı" meydana gelmiştir. 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş Ve İşleyişi Hakkında Kanun'un "Yargı merciince yapılacak işlemler" başlığını taşıyan 15. Maddesi (Değişik: 23/7/2008 – 5791/6 md.) Olumsuz görev uyuşmazlıklarında dava dosyaları, son görevsizlik kararını veren yargı merciince, bu kararın kesinleşmesinden sonra (…) taraflardan birinin istemi üzerine, ilk görevsizlik kararını veren yargı merciine ait dava dosyası da temin edilerek Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilir ve görevli yargı merciinin belirlenmesi istenir. "hükmünü içermektedir. Yapılan açıklamalar çerçevesinde "dava yolunun caiz olmaması nedeniyle davanın usulden reddine" dair karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Dava şartları" başlığını taşıyan 114./1-b maddesinde "Yargı yolunun caiz olmaması dava şartı olarak düzenlenmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 115/2. Maddesinde ise dava şartı noksanlığının tespit edilmesi halinde davanın usulden reddine karar verileceği düzenlenmiştir. ..."7. Davacı vekilinin 2247 sayılı Kanun’un 14. maddesine göre doğduğunu öne sürdüğü olumsuz görev uyuşmazlığının giderilmesi istemiyle başvurması üzerine, Tarsus 1. İş Mahkemesince dava dosyaları Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmiştir.III. İLGİLİ HUKUK8. Anayasa'nın “Yükseköğretim Kurumları” başlıklı 130. maddesinin birinci, ikinci ve onuncu fıkraları şöyledir:“Çağdaş eğitim-öğretim esaslarına dayanan bir düzen içinde milletin ve ülkenin ihtiyaçlarına uygun insan gücü yetiştirmek amacı ile; ortaöğretime dayalı çeşitli düzeylerde eğitim-öğretim, bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlık yapmak, ülkeye ve insanlığa hizmet etmek üzere çeşitli birimlerden oluşan kamu tüzelkişiliğine ve bilimsel özerkliğe sahip üniversiteler Devlet tarafından kanunla kurulur.Kanunda gösterilen usul ve esaslara göre, kazanç amacına yönelik olmamak şartı ile vakıflar tarafından, Devletin gözetim ve denetimine tabi yükseköğretim kurumları kurulabilir. ... Vakıflar tarafından kurulan yükseköğretim kurumları, mali ve idari konuları dışındaki akademik çalışmaları, öğretim elemanlarının sağlanması ve güvenlik yönlerinden, Devlet eliyle kurulan yükseköğretim kurumları için Anayasada belirtilen hükümlere tabidir."
Esas No : 2025/644 Karar No: 2025/801
9. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun Ek 2. maddesi şöyledir:“(Ek: 17/8/1983 - 2880/32 md.; Değişik : 18/6/2008-5772/7 md.)Vakıflar; kazanç amacına yönelik olmamak şartıyla ve mali ve idari hususlar dışında, akademik çalışmalar, öğretim elemanlarının sağlanması ve güvenlik yönlerinden bu Kanunda gösterilen esas ve usullere uymak kaydıyla, Yükseköğretim kurumları veya bunlara bağlı birimlerden birini veya birden fazlasını ya da bir üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsüne bağlı olmaksızın, ekonominin ihtiyaç duyduğu alanlarda yüksek nitelikli işgücü yetiştirmek amacıyla, bu Kanun hükümleri çerçevesinde kalmak şartıyla meslek yüksekokulu kurabilir. Bu meslek yüksekokulu, kamu tüzel kişiliğini haiz olup, Cumhurbaşkanı kararı ile kurulur. Kurulacak meslek yüksekokullarına, meslek ve teknik eğitim bölgesinde gereksinim duyulması esastır." 10. 2547 sayılı Kanun'un Ek 5. maddesi şöyledir: “(Ek :17/8/1983 -2880/32 md.)(Değişik: 28/12/1999 - 4498/1 md.) Vakıflarca kurulacak yükseköğretim kurumlarının, vakıf yönetim organı dışında en az yedi kişiden oluşan bir mütevelli heyeti bulunur. Mütevelli heyet üyeleri, vakıf yönetim organı tarafından dört yıl için seçilir, süresi biten üyeler yeniden seçilebilir. Mütevelli heyet üyelerinin yaş sınırlaması hariç Devlet memuru olma niteliklerine sahip bulunmaları ve en az üçte ikisinin lisans düzeyinde yükseköğrenim görmüş olması gerekir. Mütevelli heyet üyeleri kendi aralarından bir başkan seçer.
Mütevelli heyet vakıf yükseköğretim kurumunun tüzelkişiliğini temsil eder. Vakıf yükseköğretim kurumlarının yöneticileri Yükseköğretim Kurulunun olumlu görüşü alınarak mütevelli heyet tarafından atanır. Mütevelli heyet; vakıf yüksek öğretim kurumu yöneticilerine uygun gördüğü ölçüde yetkilerini devredebilir. Yükseköğretim kurumunda görevlendirilecek yöneticiler ve öğretim elemanları ile diğer personelin sözleşmelerini yapar, atamalarını ve görevden alınmalarını onaylar, yükseköğretim kurumunun bütçesini onaylar ve uygulamaları izler, ayrıca vakıfça hazırlanan yönetmelik hükümlerine göre diğer görevleri yürütür.
Mütevelli heyetin toplantı nisabı ve karar alınması ile ilgili hususlarda bu Kanunun 61 inci maddesi hükmü uygulanır.”11. 2547 sayılı Kanun'un Ek 8. maddesi şöyledir: "(Ek: 17/8/1983 - 2880/32 md.)Vakıfca kurulacak yüksekögretim kurumlarındaki akademik organlar, Devlet yükseköğretim kurumlarındaki akademik organlar gibi düzenlenir ve onların görevlerini yerine getirir. Öğretim elemanlarının nitelikleri Devlet yükseköğretim kurumlarındaki öğretim elemanlarının niteliklerinin aynıdır. Devlet yükseköğretim kurumlarında çalışmaları yasaklanmış veya disiplin yoluyla bu kurumlardan çıkarılmış kişiler, vakıf yükseköğretim kurumlarında görev alamazlar.(Ek fıkra: 15/4/2020-7243/11 md.) Vakıf yükseköğretim kurumlarında çalışan öğretim elemanlarına, unvanlarına göre Devlet yükseköğretim kurumlarında ödenen ücret tutarından az ücret verilemez. Bu fıkra kapsamında Devlet yükseköğretim kurumlarında ödenen emsal ücretin hesaplanmasında ilgili mevzuat uyarınca aylıklara ilişkin hükümlerin uygulandığı kadroya bağlı ödemeler dikkate alınır.12. 2809 sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu'nun "Çağ Üniversitesi" başlıklı Ek 46. maddesi şöyledir:"(Ek: 9/7/1997-4282/1 md.)Tarsus’ta Bayboğan Eğitim Vakfı tarafından, 2547 sayılı Kanunun vakıf yükseköğretim kurumlarına ilişkin hükümlerine tabi olmak üzere, kamu tüzelkişiliğini haiz “Çağ Üniversitesi” adıyla yeni bir vakıf üniversitesi kurulmuştur.Bu Üniversite, Rektörlüğe bağlı olarak;a) Fen-Edebiyat Fakültesi,b) İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi,
Esas No : 2025/644 Karar No: 2025/801
c) Mühendislik-Mimarlık Fakültesi,d) Meslek Yüksekokulu,e) Sosyal Bilimler Enstitüsü,f) Fen Bilimleri Enstitüsünden,Oluşur."13. Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliğinin "Öğretim elemanları" başlıklı 23. maddesi şöyledir:"Öğretim elemanlarının seçimi, değerlendirilmesi, seçilenlerin uygun görülen akademik unvanlarla görevlendirilmeleri ve yükseltilmeleri yürürlükteki kanun ve yönetmelik hükümlerine uyularak vakıf yükseköğretim kurumunun yetkili akademik organlarınca yapılır. Öğretim elemanlarının atamalarında, devlet yükseköğretim kurumlarındaki atamalarda aranan şartlara ilaveten vakıf yükseköğretim kurumunun akademik yönden gerekli gördüğü şartlar da aranabilir. Vakıf meslek yüksekokullarında özellikle uygulamalı derslerde görevlendirilecek öğretim elemanlarının atanmasında çalışma deneyimine sahip olması gözetilir.Vakıf yükseköğretim kurumlarında görev alacak olan akademik ve idari personelin çalışma esasları 2547 sayılı Kanunda devlet üniversiteleri için öngörülen hükümlere tabidir. Bu personelin aylık ve diğer özlük hakları bakımından ise 4857 sayılı İş Kanunu hükümleri uygulanır."(Danıştay Sekizinci Dairesinin 29/4/2011 tarihli ve E.: 2008/8234, K.: 2011/2452 sayılı Kararı ile bu maddenin son cümlesinde yer alan “özlük hakları” ibaresinin iptaline karar verilmiştir.")14. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2. maddesi şöyledir: "1. (Değişik: 10/6/1994 - 4001/1 md.) İdari dava türleri şunlardır:a) (İptal: Anayasa Mahkemesinin 21/9/1995 tarihli ve E:1995/27, K:1995/47 sayılı kararı ile; Yeniden Düzenleme: 8/6/2000-4577/5 md.) İdarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları,b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davalarıc) (Değişik: 18/12/1999-4492/6 md.) Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar.2. İdari yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. İdari mahkemeler; yerindelik denetimi yapamazlar, yürütme görevinin kanunlarda ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinde gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremezler.3. (Mülga: 02/07/2018-KHK-703/185 md.)" IV. İNCELEME VE GEREKÇEA. İlk İnceleme15. Uyuşmazlık Mahkemesinin Rıdvan GÜLEÇ'in Başkanlığında, Üyeler Eyüp SARICALAR, Bayram ŞEN, Döndü Deniz BİLİR, Ahmet ARSLAN, Mahmut BALLI ve Bilal ÇALIŞKAN’ın katılımlarıyla yapılan 22/12/2025 tarihli toplantısında; 2247 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre, adli ve idari yargı yerleri arasında anılan Kanun’un 14. maddesinde öngörülen biçimde bakiye kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti ve eksik ödenen maaş farkı alacağına ilişkin olumsuz görev uyuşmazlığı doğduğu, idari yargı dava dosyası Uyap çıktıları ve adli yargı dava dosyasının 15. maddede belirtilen yönteme uygun olarak davacı vekilinin istemi
Esas No : 2025/644 Karar No: 2025/801
üzerine son görevsizlik kararını veren mahkemece Uyuşmazlık Mahkemesine gönderildiği ve usule ilişkin işlemlerde herhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından, görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.B. Esasın İncelenmesi16. Raportör-Hakim Şerife ÖZDOĞAN IŞIK'ın davanın çözümünde idari yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan, ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ ile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın davada idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:17. Dava, davacının Çağ Üniversitesinde doktor unvanı ile öğretim üyesi olarak görev yapmakta iken, iş akdinin feshi nedeniyle ödenmediği ileri sürülen parasal haklarının yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılmıştır.18.Yukarıda izah kılındığı üzere ;davacı idari yargıda; Mersin 2. İdare Mahkemesinin 2024/1620 Esas sayılı yargılama dosyasında; yıllık izin ücreti ve bakiye kıdem tazminatına ilişkin istemde bulunmuş; Mersin 2. İdare Mahkemesinin 2024/1622 Esas sayılı yargılama dosyasında ise eksik ödenen maaş farkına ilişkin istemde bulunmak suretiyle idari yargıda iki ayrı dava açmış; adli yargıda ise ; bakiye kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti ve eksik ödenen maaş farklarına ilişkin tüm istemlerini tek bir yargılama dosyası üzerinden dava konusu yapmıştır. 19. Davalı Üniversite, yukarıda anılan mevzuat hükümleri çerçevesinde 2809 sayılı Kanun'un Ek 46. maddesi ile vakıf yükseköğretim kurumlarına ilişkin hükümlere tabi olmak üzere, kamu tüzel kişiliğine sahip olarak kurulmuştur.20. İdari rejime dayalı olarak düzenlenen Türkiye'nin idari yapısında, kamu tüzel kişiliği idari yargının görev alanının belirlenmesinde kullanılan ölçütlerden birisidir. Kamu tüzel kişilerinin kuruluş amacı kamu yararı, faaliyet konuları ise kamu hizmetidir. Bu bağlamda, Kamu Tüzel Kişileri, özel hukuk tüzel kişilerine nazaran üstün ve ayrıcalıklı kamu gücüne sahiptirler ve tek taraflı işlemlerle yeni hukuki durum yaratabilirler. Bu nedenle de personeli kamu hukukuna tabidir.21. Kanunla kurulma ve kamu tüzel kişiliğine sahip olmanın yanı sıra, Devlet Üniversitelerinde olduğu gibi Vakıf Üniversitelerinin de Anayasal güvence altına alınmış olan "Bilimsel Özerkliğe sahip olmaları” bir diğer ayrıcalığıdır. Üniversitelerde bilimsel özerklik ilkesi benimsenirken güdülen amaç, yükseköğretimin çeşitli siyasal çevre ve baskı grupları ile düşünce kümelerinin etkisinin dışında tutarak, bilimsel amaç, hedefler ve gereksinimlerine bağlı olmalarını sağlamaktır. Bu nedenle de, bilimsel faaliyetin asli unsurları olan yükseköğretim elemanlarının, görevleri, unvanları, atama, yükselme ve emeklilikleri gibi özlük haklarının kanunla düzenleneceği konusu, Anayasal teminat altına alınmıştır.22. Somut olay ve mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, davalı Üniversitenin, sürekli ve düzenli nitelikteki kamu hizmetinde çalıştırdığı davacının, statüsü, göreve alınması, hak ve yetkileri gözetildiğinde, İdare Hukuku kapsamında bir kamu personeli olduğu, aralarında düzenledikleri sözleşmenin de idari sözleşme niteliği taşıdığı açıktır.23. Buna göre, davacının sözleşmesinin sona ermesinden dolayı talep ettiği alacaklarının asıl işleme bağlı bir nitelik taşıdığı, dolayısıyla bu işlemden kaynaklanan tazmin isteminin de 2577 sayılı Kanun'un yukarıda yer verilen 2. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında idari yargı yerinde görülmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Esas No : 2025/644 Karar No: 2025/801
24.Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak; Mersin 2. İdare Mahkemesinin 07/11/2024 tarih ve E.2024/1620, K.2024/1653 sayılı görevsizlik kararı ile Mersin 2. İdare Mahkemesinin 07/11/2024 tarih ve E.2024/1622, K.2024/1654 sayılı görevsizlik kararlarının kaldırılması gerekmiştir. V. HÜKÜMAçıklanan gerekçelerle; A. Davanın çözümünde İDARİ YARGININ GÖREVLİ OLDUĞUNA,B. Mersin 2. İdare Mahkemesinin 07/11/2024 tarih ve E.2024/1620, K.2024/1653 sayılı GÖREVSİZLİK KARARI İLE; Mersin 2. İdare Mahkemesinin 07/11/2024 tarih ve E.2024/1622, K.2024/1654 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 22/12/2025 tarihinde, Üyeler Eyüp SARICALAR, Bayram ŞEN ve Döndü Deniz BİLİR'in
KARŞI OYLARI ve OY ÇOKLUĞU İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Üye
Rıdvan
Eyüp
Bayram
Döndü Deniz
GÜLEÇ
SARICALAR
ŞEN
BİLİR
Üye
Üye
Üye
Ahmet
Mahmut
Bilal
ARSLAN
BALLI
ÇALIŞKAN
Esas No : 2025/644 Karar No: 2025/801
KARŞI OYDava, davacının Çağ Üniversitesinde doktor unvanı ile öğretim elemanı olarak görev yapmakta iken, iş akdinin feshi nedeniyle ödenmediği ileri sürülen parasal alacakların yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılmıştır.Davalı Üniversite, yukarıda anılan mevzuat hükümleri çerçevesinde 2809 sayılı Yükseköğretim Kurumlan Teşkilatı Kanunu'nun Ek 46. maddesi ile vakıf yükseköğretim kurumlarına ilişkin hükümlere tabi olmak üzere kamu tüzel kişiliğine sahip olarak kurulmuştur.Somut olay ve mevzuat hükümleri birlikte irdelendiğinde; davacı ile davalı Vakıf Üniversitesi arasında imzalanan iş sözleşmesi, davacının bu iş sözleşmesine aykırılıktan bahisle 4857 sayılı Kanun hükümleri gereğince sözleşmeyi haklı nedenle feshetmiş olması, uyuşmazlığın üniversitedeki çalışma esaslarına ilişkin olmayıp aylık ve diğer özlük haklarına ilişkin olması hususları dikkate alınarak, davacının kıdem tazminatı ile diğer işçilik alacaklarının tahsiline ilişkin uyuşmazlığın adli yargının görev alanında bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır.Yukarıda ve Yargıtay içtihadında da belirtildiği üzere, 2547 sayılı Kanun kapsamındaki kamu hizmetini yürüten davacı öğretim görevlisinin ders yükü, disiplin gibi çalışma esasları yönünden aynı Kanun'a tabi olduğu tartışmasız ise de, kendisinin iş sözleşmesi ile çalıştığı ve uyuşmazlık konusunun işçilik alacakları olduğu gözetildiğinde kamu hizmeti niteliğindeki görevin özel hukuk ilişkisini ortadan kaldırmayacağı, ilgili Yönetmelik'te düzenlendiği gibi aylık ve diğer özlük hakları bakımından 4857 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağı, 7036 sayılı kanun'un 5/a maddesi uyarınca da iş mahkemelerinin görevli olduğu anlaşılmıştır.Yukarıda belirtilen hususlar göz ününde bulundurularak, davada adli yargının görevli olduğunu düşündüğümüzden sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz.
Üye
Üye
Üye Eyüp SARICALAR
Bayram ŞENDöndü Deniz BİLİR