T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/648KARAR NO: 2026/255
KARAR TR: 04/05/2026ÖZET: Karayolunda meydana gelen maddi hasar nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemiyle açılan davanın, 2918 sayılı Kanun'un 19/01/2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi kapsamında ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.K A R A R Davacı
: Y. R.
Vekili
: Av. O. C. E.
Davalılar: 1- Mersin Büyükşehir Belediye BaşkanlığıVekili
: Av. A. A.
2- Toroslar Belediye BaşkanlığıVekili
: Av. A. T.
3- Mersin Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel MüdürlüğüVekili
: Av. B. A.
4- Devlet Su İşleri Genel MüdürlüğüVekili
: Av. P. K.
I. DAVA KONUSU OLAY
1. Davacı vekili, 25/03/2023 tarihinde Mersin ili, Toroslar ilçesinde meydana gelen aşırı yağışlar sırasında, davalı idarenin dere ıslahına yönelik kamulaştırma ve altyapı yükümlülüklerini yerine getirmemesi şeklindeki ağır hizmet kusuru sebebiyle Yalınayak Deresi'nin taşması sonucu müvekkiline ait
Adresinde sokak üzerinde park halindeki aracın sular altında kalarak elektronik ve motor aksamlarında ciddi hasar görmesi nedeniyle, ekspertiz ve mahkeme delil tespitiyle belirlenen zararlara istinaden, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 20.000 TL onarım bedeli, 5.000 TL değer kaybı ve 1.000 TL hak mahrumiyeti olmak üzere toplam 26.000 TL maddi tazminatın, idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ve yapılan delil tespiti masraflarıyla birlikte tahsili talebiyle idari yargı yerinde dava açmıştır.2. Davalılardan Toroslar Belediye Başkanlığı vekili, yasal cevap süresi içinde, Mersin Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü vekili ise dilekçe ve savunma evresi tamamlandıktan sonraki süreçte sunulan 25/04/2025 tarihli dilekçeyle yargı yolu bakımından görev itirazında bulunmuştur. II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİN BAŞVURU SÜRECİA. İdari Yargıda3. Mersin 2. İdare Mahkemesi 02/05/2025 tarih ve E.2024/635 sayılı kararı ile, davada idari yargının görevli olduğu gerekçesiyle, davalının yargı yoluna ilişkin itirazının reddine karar vermiştir. Görevlilik kararının ilgili kısmı şöyledir:"Dosyanın incelenmesinden, 23.05.2023 tarihinde meydana gelen sel felaketi sonucu park halindeki aracının bulunduğu "
" adresinde oluşan sel taşkını nedeniyle sahibi olduğu
lı araçta meydana gelen hasar ve yüksek onarım
Esas No : 2025/648 Karar No: 2026/255
maliyeti için (fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile) şimdilik 20.000,00-TL'nin, değer kaybı için şimdilik 5.000,00-TL'nin, aracın onarımda kaldığı süreye tekabul eden hak mahrumiyeti bedeli olarak şimdilik 1.000,00-TL olmak üzere toplamda şimdilik 26.000,00-TL maddi tazminatın davalı idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte tarafına ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.Davalı Toroslar Belediyesi Başkanlığınca Yapılan Görev İtirazı Yönünden Yapılan Değerlendirme:Bakılan davada, davacı tarafından, davalı idarelerin üzerlerine düşen sorumlulukları yerine getirmediklerinden dolayı idari hizmet kusurunun bulunduğu ve buna bağlı olarak zarara uğranıldığı ileri sürülmektedir.Bu durumda, davalı idarelerin kamu hizmetini yürüttüğü kamu hizmetinde hizmet kusuru bulunduğu iddiasıyla uğranıldığı ileri sürülen zararların tazmini istemiyle açılan bu davada, kamu hizmetinin yöntemine ve hukuka uygun olarak yürütülüp yürütülmediğinin, hizmet kusuru veya başka nedenle idarelerin sorumluluğu bulunup bulunmadığının saptanması gerektiği, bu hususların saptanması ise idare hukuku ilkelerine göre yapılabileceğinden, 2577 sayılı Yasa’nın 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi kapsamında bulunan tam yargı davasının görüm ve çözümünün idari yargının görev alanına girdiği sonucuna varılmıştır.Davalı Mersin Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünce Yapılan Görev İtirazı Yönünden Yapılan Değerlendirme:2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun’un 10. maddesinde; "Görev uyuşmazlığı çıkarma; adli ve idari bir yargı merciinde açılmış olan davada ileri sürülen görev itirazının reddi üzerine ilgili Başsavcı veya Başkanunsözcüsü tarafından görev konusunun incelenmesinin Uyuşmazlık Mahkemesinden istenmesidir. Yetkili Başsavcı veya Başkanunsözcüsünün Uyuşmazlık Mahkemesinden istekte bulunabilmesi için, görev itirazının, hukuk mahkemelerinde en geç birinci oturumda, idari yargı yerlerinde de dilekçe ve savunma evresi tamamlanmadan yapılmış olması ve yargı yerlerinin de kendilerinin görevli olduklarına karar vermiş bulunmaları şarttır..." hükmü yer almaktadır.Davalı Mersin Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünce dilekçe ve savunma evresi tamamlanana değin görev itirazında bulunulmadığı, anılan idarece dosyanın tekemmülünden sonraki süreçte sunulan 25.04.2025 tarihli dilekçeyle görev itirazında bulunulduğu, dolayısıyla süresinde yapılmayan görev itirazının reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.Açıklanan nedenlerle; davalı Toroslar Belediyesi Başkanlığı ile davalı Mersin Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünün görev itirazlarının yukarıda yer verilen gerekçelerle reddine, Mahkememizin görevliliğine, kararın taraflara tebliğine, 2547 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesi'nin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun'un 12. maddesi hükmü uyarınca görev uyuşmazlığı çıkarılmak istendiği takdirde, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na sunulmak üzere düzenleyeceği iki örnek dilekçeyle bu kararın tebliği tarihinden itibaren 15 gün içinde Mahkememize başvurabileceği hususunun görev itirazını süresinde yapan Toroslar Belediyesi Başkanlığına bildirilmesine, Toroslar Belediyesi Başkanlığınca görevlilik kararına itiraz edilmesi halinde, Uyuşmazlık Mahkemesine başvurulması istemli dilekçesinin davacıya tebliğ edileceği tarihi izleyen günden itibaren 7 günlük cevap süresinin bulunduğu, bu süre içinde cevap verilmez ise cevap vermekten vazgeçilmiş sayılacağı hususunun da davacıya bildirilmesine, 02/05/2025 tarihinde karar verildi."4. Davalılardan Toroslar Belediye Başkanlığı vekili tarafından, süresi içinde verilen dilekçe ile olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılması talebiyle başvurulması üzerine dilekçe, dava dosyası ile birlikte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir.
Esas No : 2025/648 Karar No: 2026/255
B. Olumlu Görev Uyuşmazlığı Çıkarılmasına İlişkin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Talebi5. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, oluşan trafik hasarı nedeniyle açılacak sorumluluk davalarının çözümünde adli yargının görevli olduğu görüşüyle, 2247 sayılı Kanun'un 10. maddesi uyarınca olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılmasına karar vererek, dosyayı Uyuşmazlık Mahkemesine göndermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"İNCELEME : Davacı tarafindan davalı idare aleyhine açılan tam yargı davasında, davalı idare görev itirazında bulunmuş, bu itirazın reddedilmesi üzerine davalı idare tarafindan olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılması talebinde bulunulması nedeniyle dosyanın Başsavcılığımıza gönderildiği anlaşılmıştır.Davacı tarafından,
üzerinde park halinde bulunan
lı aracının, 23.05.2023 tarihinde meydana gelen selde zarar gördüğünden bahisle, şimdilik 26.000,001) maddi tazminatın ödenmesi istemiyle DSİ Genel Müdürlüğü, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanlığı, Mersin Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü ve Toroslar Belediye Başkanlığına karşı açılan davada, davalı Toroslar Belediye Başkanlığı tarafindan görev itirazında bulunulmuş, itirazın reddi üzerine davalı vekili tarafindan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından adli yargı lehine olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılması talebinde bulunulduğu anlaşılmıştır.Bilindiği gibi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 1. maddesinde, Kanun'un amacının karayollarında can ve mal güvenliği yönünden trafik düzenini sağlayacak ve trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri belirlemek olduğu; "Kapsam" başlıklı 2. maddesinde, bu Kanun'un trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri bunların uygulamasını ve denetlenmesini ilgili kuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk, çalışma usulleri ile diğer hükümleri kapsadığı ve bu Kanun'un karayollarında uygulanacağı belirtilmiş, "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinde trafik; yayaların, hayvanların ve araçların karayolları üzerindeki hal ve hareketleri olarak, karayolu; trafik için kamunun yararlanmasına açık olan arazi şeridi, köprüler ve alanlar olarak tanımlanmıştır. Kanun'un 10. maddesinde, yapım ve bakımından sorumlu olduğu yolları trafik düzeni ve güvenliğini sağlayacak durumda bulundurmanın, gerekli görülen kavşaklara ve yerlere trafik ışıklı işaretleri, işaret levhalar' koymak ve yer işaretlemeleri yapmanın, karayolu yapısında ve üzerinde yapılacak çalışmalarda gerekli tedbirleri almak, aldırmak ve denetlemenin, karayolunda trafik için tehlike teşkil eden engelleri gece veya gündüze göre kolayca görülebilecek şekilde işaretlemek veya ortadan kaldırmanın, yol yapısı veya işaretleme yetersizliği yüzünden trafik kazalarının vukubulduğu yerlerde, yetkililerce teklif edilen tedbirleri almanın Belediye Trafik birimlerinin görev ve yetkileri arasında olduğu belirtilmiştir.Ayrıca, 2918 sayılı Kanun'un 85. maddesinin birinci fıkrasında; "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafindan kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar." hükmüne, beşinci fikrasında; "Işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur." hükmüne; 106. maddesinde ise "Genel bütçeye dahil dairelerle katma bütçeli idarelere, il özel idarelerine ve belediyelere, kamu iktisadi teşebbüslerine ve kamu kuruluşlarına ait motorlu araçların sebep oldukları zararlardan dolayı, bu Kanunun işletenin hukuki sorumluluğuna ilişkin hükümleri uygulanır." hükmüne yer verilmiştir.Öte yandan, 2918 sayılı Kanun'un 6099 sayılı Kanun'un 14. maddesiyle değişik 110. maddesinde; "İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet
Esas No : 2025/648 Karar No: 2026/255
verdiği zararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır. / Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir." hükmü bulunmaktadır.Dava, davacının sokak üzerinde park hâlindeki aracın, 23.05.2023 tarihinde meydana gelen selde hasar görmesi nedeniyle oluşan zararın tazmini talebiyle açılmıştır.Somut olayda araçtaki maddi hasar, sel sonucu meydana gelmiştir. Karayolunda meydana gelen bu hasarın, aracın karayolu niteliğindeki sokak üzerinde park hâlindeyken gerçekleştiği, aracın karayolu üzerinde kısa veya uzun süreli park edilmesi eyleminin Kanun'un 3. maddesinde belirtilen; "Karayolu üzerindeki hal ve hareketleri," kapsamına girdiği, yani trafikten kaynaklandığı açık olduğundan, davalı idarenin sorumluluğunun 2918 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.Kamu hizmeti yürüten idarenin bu hizmeti yürüttüğü sırada verdiği zararın tazmini istemiyle açılan davada, kamu hizmetinin yöntemine ve hukuka uygun olarak yürütülüp yürütülmediğinin, bu hizmetin yürütülmesinde hizmet kusuru veya başka nedenle idarenin sorumluluğu bulunup bulunmadığının saptanmasının gerektiği, bu hususların saptanmasının ise idare hukuku ilkelerine göre yapılabileceği kuşkusuzdur.Bununla birlikte, kanun koyucunun idari yargının görevine giren bir konuyu adli yargının görevine verebileceği, dolayısıyla 2918 sayılı Kanun'un 110. maddesinin birinci filcrasının karayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafik düzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı ve Kanun'un, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumlulukları ile çalışma usullerini kapsadığı, dolayısıyla oluşan trafik hasarı nedeniyle açılacak sorumluluk davalarının çözümünde adli yargının görevli olduğu, meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan bu davanın da adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.Uyuşmazlık Mahkemesinin 23.01.2023 tarihli ve 2022/588 Esas, 2023/84 Karar sayılı kararında da bu tür davalarm çözümünde adli yargının görevli olduğu vurgulanmıştır.Yukarıdaki açıklamalara göre, somut olaya ilişkin davanın da, olumlu görev uyuşmazlığı çıkartılmasım talep eden davalı Toroslar Belediye Başkanlığı yönünden adli yargı yerinde görülmesi gerektiği düşünülmektedir.KARAR : Yukarıda açıklanan nedenlerle 2247 sayılı Kanun'un 10. ve 13. maddeleri gereğince, olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılmasına, dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığına gönderilmesine karar verildi."III. BAŞSAVCILIK DÜŞÜNCESİ6. Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığınca, 2247 sayılı Kanun'un 13.maddesi gereğince Danıştay Başsavcılığının da yazılı düşüncesi istenilmiştir. 7. Danıştay Başsavcısı, idarî eylemden doğan zararın tazmini talebiyle açılan bu davanın görüm ve çözümünde idari yargının görevli olduğu düşüncesiyle, 2247 sayılı Kanunun 13. maddesi uyarınca yapılan başvurunun reddi gerektiği yönünde yazılı düşünce bildirmiştir. Yazılı düşüncenin ilgili kısmı şöyledir:"İNCELEME: Davacı tarafından, 23/05/2023 tarihinde Mersin İlinde meydana gelen şiddetli yağış neticesinde, Toroslar İlçesi, Yalınayak Mahallesi, 102043 sayılı sokakta park halinde bulunan
sayılı araçta meydana gelen hasar karşılığı olarak 26.000,00 TL zararın yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle Mersin 2. İdare Mahkemesinin 2024/635 esas sayısına kayden açılan davada; davalı idarelerden Toroslar Belediye Başkanlığının
Esas No : 2025/648 Karar No: 2026/255
görev itirazının 02/05/2025 tarihli karar ile reddedilmesi ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca "olumlu görev uyuşmazlığı" çıkarılması üzerine Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığınca gönderilen dosya incelendi:İLGİLİ MEVZUAT :Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu ve idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kurala bağlanmış; 2577 sayılı İdarî Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idarî eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları idarî dava türleri arasında sayılmıştır.5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 14. maddesinde, belediye, mahallî müşterek nitelikte olmak şartıyla; İmar, su ve kanalizasyon, ulaşım gibi kentsel alt yapı; coğrafî ve kent bilgi sistemleri; çevre ve çevre sağlığı, temizlik ve katı atık; zabıta, itfaiye, acil yardım, kurtarma ve ambulans; şehir içi trafik; defin ve mezarlıklar; ağaçlandırma, park ve yeşil alanlar; konut; kültür ve sanat, turizm ve tanıtım ... hizmetlerini yapacağı veya yaptıracağı belirtilmiş, aynı Kanunun 15. maddesinin e) bendinde ise, müktesep haklar saklı kalmak üzere; içme, kullanma ve endüstri suyu sağlamak; atık su ve yağmur suyunun uzaklaştırılmasını sağlamak; bunlar için gerekli tesisleri kurmak, kurdurmak, işletmek ve işlettirmek; kaynak sularını işletmek veya işlettirmek, belediyenin yetkileri ve imtiyazları arasında sayılmıştır. 2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun'un 1. maddesinde; İstanbul Büyükşehir Belediyesinin su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütmek ve bu amaçla gereken her türlü tesisi kurmak, kurulu olanları devralmak ve bir elden işletmek üzere kurulmuş olan İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünün, (İSKİ) İstanbul Büyükşehir Belediyesine bağlı müstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğini haiz bir kuruluş olduğu, Ek-5. maddesinde, bu Kanunun diğer büyükşehir belediyelerinde de uygulanacağı belirtilmiş 2. maddesinin (b) bendinde; "Kullanılmış sular ile yağış sularının toplanması, yerleşim yerlerinden uzaklaştırılması ve zararsız bir biçimde boşaltma yerine ulaştırılması veya bu sulardan yeniden yararlanılması için abonelerden başlanarak bu suların toplanacakları veya bırakılacakları noktaya kadar her türlü tesisin etüt ve projesini yapmak veya yaptırmak; gerektiğinde bu projelere göre tesisleri kurmak ya da kurdurmak; kurulu olanları devralıp işletmek ve bunların bakım ve onarımını yapmak, yaptırmak ve gerekli yenilemelere girişmek", (d) bendinde; "Su ve kanalizasyon hizmetleri konusunda hizmet alanı içindeki
belediyelere verilen görevleri yürütmek ve bu konulardaki yetkileri kullanmak" İSKİ'nin görev ve yetkileri arasında sayılmış, 25. maddesinde ise; "Yağmur sularının uzaklaştırılması ile ilgili tesislerin yapılması veya bu tip tesislerin işletilmesi, gerekli harcamalar ilgili belediyelerce karşılanmak şartıyla İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi tarafından yerine getirilir... " hükmüne yer verilmiştir.HUKUKÎ DEĞERLENDİRME :İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.Öte yandan, kamu hizmetinin, yöntemine ve hukuka uygun olarak yürütülüp yürütülmediğinin, kamu yararına uygun şekilde işletilip işletilmediğinin, hizmet kusuru ya da başka bir nedenle idarenin sorumluluğu bulunup bulunmadığının yargısal denetiminin, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinde “idari dava türleri” arasında sayılan “idari işlem ve eylemlerden dolayı zarara uğrayanlar tarafından açılacak tam yargı davası” kapsamında, idari yargı yerlerince yapılacağı açıktır.Kamu tüzel kişisi olarak belediyelerin yapmakla yükümlü bulundukları alt yapı hizmetlerinin kamu hizmeti niteliği taşıdığı şüphesizdir. Belediyeler atık su ve yağmur sularının güvenli bir şekilde yerleşim yerlerinden uzaklaştırılmasına ilişkin kanal, menfez su
Esas No : 2025/648 Karar No: 2026/255
yolu gibi alt yapı hizmetlerini idare hukuku ilke ve kurallarına göre kamusal yetki kullanarak inşa edilmesini sağlamak ve bunun finansmanı gibi gerekli harcamaları yapmak ve sürdürmekle görevlidirler.5393 sayılı Belediye Kanunu, 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ve 2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun'un yukarıda yer verilen kurallarında da açıkça belirtildiği üzere atık su ve yağmur suyunun uzaklaştırılmasını sağlamak belediyelerin görevleri arasında sayılmış, bu tesislerin yapılması veya işletilmesi için, gerekli harcamaların da ilgili belediyelerce karşılanması kurala bağlanmıştır. Bu bağlamda, belediyelerce yerine getirilmesi gereken bu kamu hizmetinden kaynaklanan hukukî sorumluluğun idare hukuku ilke ve kurallarına göre belirlenmesi ve bu sebeple açılacak tam yargı davalarının da idarî yargı merciince çözümlenmesi gerekmektedir.Olayda, yağmur sularının uzaklaştırılması ile ilgili tesislerin yapılması, işletilmesi ve bakımına ilişkin hizmetin gereği gibi yerine getirilmemesi sonucu sokakta park halinde bulunan aracın su birikintisinde mahsur kalması nedeniyle meydana geldiği belirtilen zararın tazmini istemiyle dava açıldığı anlaşılmaktadır.Dava konusu olayda, aşırı yağış nedeniyle oluşan sel sularına maruz kalması sonucunda davacıya ait aracın hasar gördüğünden bahisle uğranıldığı ileri sürülen maddî zarara ilişkin tazmin sorumluluğu, özel hukuktan kaynaklanan bir sorumluluk olmayıp davalı idarenin alt yapı hizmetini kusurlu yürütmesinden kaynaklandığı iddiasına dayandığından, idare hukuku kurallarına göre değerlendirilmesi gereken bir sorumluluktur.Bu itibarla; uğranıldığı ileri sürülen zararın atık su ve yağmur sularının uzaklaştırılmasına ilişkin kanal ve tesislerin yapılması, kullanıma uygun bulundurulması görevi kapsamında sunulan kamu hizmetinin kötü işlemesi, hiç işlememesi ya da eksik işlemesi biçiminde ortaya çıkan hizmet kusurunun mevcut olup olmadığının veya idarenin kusursuz sorumluluğu bulunup bulunmadığının tespitini gerektirdiğinden ve bu hususların belirlenmesi idare hukuku esaslarına göre yapılabileceğinden, idarî eylemden doğan zararın tazmini talebiyle açılan bu davanın görüm ve çözümünde 2577 sayılı İdarî Yargılama Usûlü Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca idarî yargı mercii görevli bulunmaktadır.Nitekim, Uyuşmazlık Mahkemesinin 08/07/2024 tarihli ve E:2024/51, K:2024/295 sayılı kararı da bu yöndedir. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, 2247 sayılı Kanunun 13. maddesi uyarınca yapılan başvurunun reddi gerektiği düşünülmektedir."IV. İLGİLİ HUKUK A. Mevzuat 8. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun "Amaç" başlıklı 1. maddesi şöyledir: "Bu Kanunun amacı, karayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafik düzenini sağlamak ve trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri belirlemektir." 9. 2918 sayılı Kanun'un“Kapsam” başlıklı 2. maddesi şöyledir: "Bu Kanun, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk, çalışma usulleri ile diğer hükümleri kapsar.Bu Kanun, karayollarında uygulanır. Ancak aksine bir hüküm yoksa;a) Karayolu dışındaki alanlardan kamuya açık olanlar ile park, bahçe, park yeri, garaj, yolcu ve eşya terminali, servis ve akaryakıt istasyonlarında karayolu taşıt trafiği için faydalanılan yerler ile,b) Erişme kontrollü karayolunda ve para ödenerek yararlanılan karayollarının kamuya
Esas No : 2025/648 Karar No: 2026/255
açık kesimlerinde ve belirli bir karayolunun bağlantısını sağlayan deniz, göl ve akarsular üzerinde kamu hizmeti gören araçların, karayolu araçlarına ayrılan kısımlarında da,Bu Kanun hükümleri uygulanır."10. 2918 sayılı Kanun'un "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinin ilgili kısımları şöyledir: "Bu Kanunda kullanılan terimlerin tanımları aşağıda gösterilmiştir.Trafik: Yayaların, hayvanların ve araçların karayolları üzerindeki hal ve hareketleridir.Karayolu: Trafik için, kamunun yararlanmasına açık olan arazi şeridi, köprüler ve alanlardır....Taşıt yolu: (Kaplama): Karayolunun genel olarak taşıt trafiğince kullanılan kısmıdır....Park yeri: Araçların park etmesi için kullanılan açık veya kapalı alandır.Karayolu üzeri park yeri: Taşıt yolundaki veya buna bitişik alanlardaki park yeridir....Otomobil: (Değişik: 12/7/2013-6495/13 md.) Yapısı itibarıyla, sürücüsü dahil en fazla dokuz oturma yeri olan ve insan taşımak için imal edilmiş bulunan motorlu taşıttır....Araç: Karayolunda kullanılabilen motorlu, motorsuz ve özel amaçlı taşıtlar ile iş makineleri ve lastik tekerlekli traktörlerin genel adıdır.Taşıt: Karayolunda insan, hayvan ve yük taşımaya yarayan araçlardır. Bunlardan makine gücü ile yürütülenlere "motorlu taşıt" insan ve hayvan gücü ile yürütülenlere "motorsuz taşıt" denir....Park etme: Araçların, durma ve duraklaması gereken haller dışında bırakılmasıdır....Bu Kanunun uygulaması ile ilgili diğer tanım ve terimler yönetmelikte gösterilir. (Ek cümle: 12/7/2013-6495/13 md.) Bu maddedeki tanım ve terimlerle ilgili olarak vergi kanunları hükümleri saklıdır."11. 2918 sayılı Kanun'un, "Belediye trafik birimleri, görev ve yetkileri" başlıklı 10. maddesi şöyledir:" (Değişik: 18/1/1985 - KHK 245/3 md.; Aynen kabul: 28/3/1985 -3176/3 md.)Bu Kanunla belediyelere verilen görevler il ve ilçe trafik komisyonları ve mahalli trafik birimleri ile işbirliği yapılarak yürütülür.(Değişik: 18/1/1985 - KHK 245/3 md.; Aynen kabul: 28/3/1985 -Bu Kanunla belediyelere verilen görevler il ve ilçe trafik komisyonları ve mahalli trafik birimleri ile işbirliği yapılarak yürütülür.a) KuruluşHer belediye başkanlığı bünyesinde, hizmet kapasitesi gözönünde tutularak İçişleri Bakanlığınca tespit edilecek ölçülere ve genel hükümlere göre, belediye trafik şube müdürlüğü, şefliği veya memurluğu kurulur.b) Görev ve yetkiler1. Yapım ve bakımından sorumlu olduğu yolları trafik düzeni ve güvenliğini sağlayacak durumda bulundurmak,2. Gerekli görülen kavşaklara ve yerlere trafik ışıklı işaretleri, işaret levhaları koymak ve yer işaretlemeleri yapmak,3. Karayolu yapısında ve üzerinde yapılacak çalışmalarda gerekli tedbirleri almak, aldırmak ve denetlemek,4. Karayolunda trafik için tehlike teşkil eden engelleri gece veya gündüze göre kolayca görülebilecek şekilde işaretlemek veya ortadan kaldırmak,
Esas No : 2025/648 Karar No: 2026/255
5. Yol yapısı veya işaretleme yetersizliği yüzünden trafik kazalarının vukubulduğu yerlerde, yetkililerce teklif edilen tedbirleri almak,6. Çocuklar için trafik eğitim tesisleri yapmak veya yapılmasını sağlamak,7. Bu Kanun ve bu Kanuna göre çıkarılan yönetmeliklerle verilen diğer görevleri yapmak." 12. Öte yandan, 2918 sayılı Kanun'un 19/01/2011 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanun'un 14. maddesiyle değişik 110. maddesi şöyledir:“ (Değişik: 11/1/2011-6099/14 md.)İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır.Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir”; Geçici 21. maddesinde de, “Bu Kanun'un 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının göreve ilişkin hükmü, yürürlüğe girdiği tarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde açılmış bulunan davalara uygulanmaz”B. Yargı Kararı13. 2918 sayılı Kanun'un 110. maddesinin birinci fıkrasının iptali istemiyle Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi ve Batman 2. Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itiraz başvuruları üzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesi, 26/12/2013 tarih ve E.2013/68, K.2013/165 sayılı kararında şu gerekçe ile anılan kuralı Anayasaya aykırı görmemiş ve iptal istemini oy birliğiyle reddetmiştir: “… Anayasa Mahkemesi’nin daha önceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere, tarihsel gelişime paralel olarak Anayasa’da adli ve idari yargı ayırımına gidilmemiş ve idari uyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergi mahkemeleriyle Danıştay yetkili kılınmıştır. Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idari yargı, özel hukuk alanına giren konularda adli yargı görevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görev alanına giren bir uyuşmazlığın çözümünde adli yargının görevlendirilmesi konusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunu söylemek olanaklı değildir. Ancak, idari yargının denetimine bağlı olması gereken idari bir uyuşmazlığın çözümü, haklı neden ve kamu yararının bulunması halinde kanun koyucu tarafından adli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusu kural, trafik kazasında zarar görenin asker kişi ya da memur olmasına, aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veya olayın hemzemin geçitte meydana gelmesi durumlarına göre farklı yargı kollarında görülmekte olan 2918 sayılı Kanun’dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adli yargıda görüleceğini öngörmektedir. İtiraz konusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idari yargı, idari yargı veya adli yargı kolları arasında uygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilerek söz konusu davalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynı tür davaların aynı yargı yolunda çözümlenmesi sağlanarak davaların görülmesi ve çözümlenmesinin hızlandırıldığı, bu suretle kısa sürede sonuç alınmasının olanaklı kılındığı ve bunun söz konusu davaların adli yargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamu yararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayolu şeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanan sorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda bir tartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamu gücünden kaynaklanan bir yetkinin
Esas No : 2025/648 Karar No: 2026/255
kullanılması söz konusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynı seyir çizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risk üreten araçlar arasında özel-kamu ayırımı yapılmasını gerektiren bir neden de yoktur. Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın 2.,125. ve 155. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir…”V. İNCELEME VE GEREKÇEA. İlk İnceleme14. Uyuşmazlık Mahkemesinin Kenan YAŞAR'ın Başkanlığında, Üyeler Eyüp SARICALAR, Bayram ŞEN, Döndü Deniz BİLİR, Ahmet ARSLAN, Mahmut BALLI ve Bilal ÇALIŞKAN'ın katılımlarıyla yapılan 04/05/2026 tarihli toplantısında; 2247 sayılı Kanun'un 27. maddesi gereğince yapılan incelemeye göre, davalılardan Toroslar Belediye Başkanlığı vekilinin, anılan Kanun'un 10/2. maddesinde öngörülen yönteme uygun olarak yaptığı görev itirazının reddedilmesi ve 12/1. maddede belirtilen süre içinde başvuruda bulunması üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısınca, 10. maddede öngörülen biçimde anılan idare yönünden olumlu görev uyuşmazlığı çıkarıldığı ve usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından, görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliğiyle karar verildi.B. Esasın İncelenmesi 15. Raportör-Hakim Süleyman ARIDURU'nun davanın çözümünde adli yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan, ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ'nin davada adli yargının, Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın ise davada idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:16. Dava, davacının sokak üzerinde park halindeki aracının aşırı yağış ve idarenin hizmet kusuru neticesinde derenin taşması sonucu hasar görmesi nedeniyle, araçta oluşan onarım maliyeti, değer kaybı ve hak mahrumiyetinden doğan maddi zararın tazmini talebiyle açılmıştır.17. Somut olayda davacıya ait araçta meydana gelen maddi hasar, davacının misafirliğe gittiği Mersin ili Toroslar ilçesi Yalınayak Mah. 102043 Sk. adresinde, sokak üzerinde park halindeyken, aşırı yağışlar ve davalı idarenin ıslah çalışması yapmaması sonucu Yalınayak Deresi'nin taşması neticesinde meydana gelmiştir. Karayolunda meydana gelen bu hasarın, aracın karayolu niteliğindeki sokak üzerinde park halindeyken gerçekleştiği, aracın karayolu üzerinde kısa veya uzun süreli park edilmesi eyleminin yasal tanımıyla "karayolu üzerindeki hal ve hareketleri" kapsamına girdiği, yani trafikten kaynaklandığı açık olmakla, davalı idarenin sorumluluğu 2918 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmelidir.18. Kamu hizmeti yürüten idarenin bu hizmeti yürüttüğü sırada verdiği zararın tazmini istemiyle açılan davada, kamu hizmetinin yöntemine ve hukuka uygun olarak yürütülüp yürütülmediğinin, bu hizmetin yürütülmesinde hizmet kusuru veya başka nedenle idarenin sorumluluğu bulunup bulunmadığının saptanmasının gerektiği, bu hususların saptanmasının ise idare hukuku ilkelerine göre yapılabileceği kuşkusuzdur.
Esas No : 2025/648 Karar No: 2026/255
19. Bununla birlikte, Anayasa Mahkemesinin yukarıda gerekçesine yer verilen kararı, kanun koyucunun idari yargının görevine giren bir konuyu adli yargının görevine verebileceğine, dolayısıyla 2918 sayılı Kanun'un 110. maddesinin birinci fıkrası ile öngörülen, bu Kanun’dan doğan tüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesi düzenlemesinin Anayasa’ya aykırı bulunmadığına dair olup, esas itibariyle görev konusunda verilmiş bir karardır ve Anayasa’nın 158. maddesi uyarınca, başta Uyuşmazlık Mahkemesi olmak üzere diğer yargı organları bakımından da uyulması zorunlu bir karar mesabesindedir. 20. 2918 sayılı Kanun'un 19/01/2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi ile Anayasa Mahkemesinin işaret edilen kararı ve tazminat istemine ilişkin davanın maddenin yürürlük tarihinden sonra açıldığı hususu gözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesinin karayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafik düzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı ve Kanun'un, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumlulukları ile çalışma usullerini kapsadığı, dolayısıyla oluşan trafik hasarı nedeniyle açılacak sorumluluk davalarının görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu, meydana gelen zararın rücuan tazmini istemiyle açılan bu davanın da adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.21. Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının başvurusunun kabulü ile Mersin 2. İdare Mahkemesinin 02/05/2025 tarih ve E.2024/635 sayılı görevlilik kararının davalılardan Toroslar Belediye Başkanlığı vekilinin görev itirazının reddine ilişkin kısmının kaldırılması gerekmiştir.
VI. HÜKÜM Açıklanan gerekçelerle;A. Davanın çözümünde ADLİ YARGININ GÖREVLİ OLDUĞUNA, B. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile, Mersin 2. İdare Mahkemesinin 02/05/2025 tarih ve E.2024/635 sayılı GÖREVLİLİK KARARININ davalılardan Toroslar Belediye Başkanlığı vekilinin görev itirazının reddine ilişkin kısmının KALDIRILMASINA,04/05/2026 tarihinde, Üyeler Ahmet ARSLAN ve Bilal ÇALIŞKAN'ın KARŞI OYLARI ve OY ÇOKLUĞU İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan Vekili
Üye
Üye
Üye
Kenan
Eyüp
Bayram
Döndü Deniz
YAŞAR
SARICALAR
ŞEN
BİLİR
Üye
Üye
Üye
Ahmet
Mahmut
Bilal
ARSLAN
BALLIÇALIŞKAN
Esas No : 2025/648 Karar No: 2026/255
KARŞI OYİdarenin kendi kuruluş kanununda belirlenen ve 2918 sayılı Kanun'da tekrarlanan görevlerinden, yani; yol yapım, bakım, işletme, trafik güvenliğini sağlama şeklinde yürütülen kamu hizmetlerinden kaynaklanan hukuki sorumluluğunun idare hukuku ilke ve kurallarına göre belirlenmesi; uyuşmazlığın, özel hukuktaki araç işletenin hukuki sorumluluğundan değil, davalı idare tarafından görevlerinin tam ve eksiksiz yerine getirilmediği, dolayısıyla yürütülen hizmetlerin kusurlu işletildiği, meydana gelen zararda hizmet kusuru bulunduğu iddiasından kaynaklanması karşısında uyuşmazlığın çözümünün idari yargının görevinde bulunduğu sonucuna ulaşıldığından, uyuşmazlığın çözümünde adli yargıyı görevli kabul eden çoğunluğun kararına katılmıyoruz.
Üye
Üye
Ahmet ARSLAN
Bilal ÇALIŞKAN