T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/67KARAR NO: 2025/188
KARAR TR: 03/03/2025 ÖZET: Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun 6758 sayılı Kanun'un 19. ve 20. maddeleri kapsamında, davacıların hissedarı oldukları şirketlere ait varlıkların satışına ilişkin kararının iptali istemiyle açılan davanın, İDARİ YARGI YERİNDE görülmesi gerektiği hk.K A R A R Davacılar : 1- O. N.,
2- M. H. N.Vekili
: Av. İ. D.Davalı
: Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF)Vekili
: Av. M. G. A., Av. E. K.I. DAVA KONUSU OLAY
1. Davacılar vekili, müvekkillerinin hissedarı olduğu Adularya Enerji Elektrik Üretimi ve Madencilik Anonim Şirketi ve Tümsan İnşaat Madencilik Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi bünyesindeki hissesinin Fon Kurulunun 27/10/2016 tarih ve 2016/287 sayılı kararları doğrultusunda oluşturulan Adularya Enerji Üretimi Ticari ve İktisadi Bütünlüğü kapsamında, 6758 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun’un 19 ve 20. maddeleri ile 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 134. maddesi ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Tarafından Ticari ve İktisadi Bütünlük Oluşturan Mahcuzların Satışına İlişkin Yönetmelik kapsamında, kapalı zarf ve açık artırma usullerinin birlikte uygulanması suretiyle cebri icra yoluyla haciz, rehin gibi yasal takyidatlardan ari olarak ihale şartnamesinde belirtilen kayıt ve şartlarla 1.715.500.000 TL muhammen bedelle satışının gerçekleştirilebilmesi için ihaleye çıkartılmasına (İhale Satış İlanı) ilişkin 03/06/2022 tarih ve 31855 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan kararının istemiyle idari yargı yerinde dava açmıştır. II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİN BAŞVURU SÜRECİ A. İdari Yargıda2. İstanbul 9. İdare Mahkemesi 12/10/2022 tarih ve E.2022/1574, K.2022/1767 sayılı kararı ile, davanın esastan reddine karar vermiş; bu karara karşı yapılan temyiz başvurusu, Danıştay Onüçüncü Dairesinin 15/12/2022 tarih ve E.2022/4697, K.2022/4805 sayılı kararı ile "uyuşmazlığın çözümünde adli yargının görevli olduğu" gerekçesiyle kabul edilerek karar bozulmuştur. Bozma kararının ilgili kısmı şöyledir:"... Dairemizin tüm üyelerinin katılımıyla 02/11/2022 tarihinde yapılan toplantıda alınan karar ile, davalının kayyım sıfatıyla yönettiği şirketlerin hak ve taraf ehliyetlerini koruduğu, anılan şirketlere ilişkin olarak kayyımın ticârî gerekliliklere göre gerçekleştirdiği
Esas No : 2025/67 Karar No: 2025/188
iş ve işlemlerin idarî işlem ve eylem niteliğinde olmadığı, kayyım sıfatıyla ticârî kural ve teamüllere dayanılarak tesis edilen işlemlerde kamu yararının değil ticârî faaliyet gereklerinin esas alındığı ve kayyım işlemlerinin idare hukuku ilkelerine göre değil ticaret hukuku ilkelerine göre tesis edildiği dikkate alınarak uyuşmazlığın esas itibarıyla Türk Medenî Kanunu'nda düzenlenen kayyımlık görevinin nasıl îfâ edileceğine dair ilke ve kurallar ile Türk Ticaret Kanunu hükümleri dikkate alınmak suretiyle adlî yargı yerlerince çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.Bu itibarla, davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, davanın esası incelenerek verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararında usûl hükümlerine uygunluk bulunmamaktadır. ..."3. İstanbul 9. İdare Mahkemesi 15/06/2023 tarih ve E.2023/1301, K.2023/1611 sayılı kararı ile, davanın 2577 sayılı Kanun'un 15/1-a maddesi uyarınca görev yönünden reddine karar vermiş; bu karara karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesi 24/10/2023 tarih ve E.2023/1727, K.2023/1653 sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiş; kararın temyiz edilmesi üzerine Danıştay Onüçüncü Dairesi 29/04/2024 tarih ve 2023/3728, K.2024/1839 sayılı kararı ile temyiz talebinin reddine ve kararın onanmasına kesin olarak karar vermiştir. Mahkeme kararının ilgili kısımları şöyledir:"... Aktarılan mevzuatın değerlendirilmesinden, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 133. maddesi uyarınca suçun bir şirketin faaliyeti çerçevesinde işlenmekte olduğu hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve maddî gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi için gerekli olması halinde; soruşturma ve kovuşturma sürecinde, hâkim veya mahkemenin şirket işlerinin yürütülmesiyle ilgili olarak kayyım atayabileceği, 6758 sayılı Kanun'un 19. maddesi gereğince Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 133. maddesi uyarınca şirketlere kayyım atanmasına karar verildiği takdirde, kayyım olarak Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun atanacağı, Fon'un kayyımlık görevi ile satış veya tasfiye işlemlerinde 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ile ilgili yetkilerini kıyasen uygulayabileceği, kayyımın işlemlerine karşı ilgililer tarafından görevli mahkemeye Türk Medeni Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre başvurulabileceği anlaşılmaktadır.Dava dosyasının incelenmesinden, aralarında davacıların da bulunduğu sanıkların FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile bağlantıları olduğundan bahisle Naksan Holding ve bağlı 51 şirkete kayyım atanmasına karar verildiği, Gaziantep 3. Sulh Ceza Hakimliği'nin 02/09/2016 tarih ve 2016/555 Değişik İş sayılı kararıyla kayyımın yetkilerinin 674 sayılı KHK'nın 19. maddesi uyarınca Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na devredildiği, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 134. maddesi uyarınca davacıların hissedarı oldukları Adularya Enerji Elektrik Üretimi ve Madencilik Anonim Şirketi ile Tümsan İnşaat Madencilik Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin tüm mal, hak ve varlıklarının bir araya getirilmesi ile Adularya Enerji Üretimi Ticari ve İktisadi Bütünlüğü'nün oluşturulduğu, KPMG Bağımsız Denetim ve SMMM A.Ş. tarafından hazırlanan mali durum tespit raporunda yer alan tespit ve kanaatler dikkate alınarak 6758 sayılı Kanun'un 19. maddesi uyarınca şirketin mali durumunun sürdürülebilir olmadığı gerekçesiyle oluşturulan ticari ve iktisadi bütünlüğün ihaleyle satışına karar verilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.Uyuşmazlıkta, davalının kayyım sıfatıyla yönettiği şirketlerin hak ve taraf ehliyetlerini koruduğu, anılan şirketlere ilişkin olarak kayyımın ticârî gerekliliklere göre gerçekleştirdiği iş ve işlemlerin idarî işlem ve eylem niteliğinde olmadığı, kayyım sıfatıyla ticârî kural ve teamüllere dayanılarak tesis edilen işlemlerde kamu yararının değil ticârî faaliyet gereklerinin esas alındığı ve kayyım işlemlerinin idare hukuku ilkelerine göre değil ticaret hukuku ilkelerine göre tesis edildiği dikkate alınarak uyuşmazlığın esas itibarıyla Türk Medenî Kanunu'nda düzenlenen kayyımlık görevinin nasıl îfâ edileceğine dair ilke ve kurallar ile Türk Ticaret Kanunu hükümleri dikkate alınmak suretiyle adlî yargı yerlerince çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. ..."
Esas No : 2025/67 Karar No: 2025/188
4. Davacılar vekili bu kez, aynı istemle adli yargı yerinde dava açmıştır.B. Adli Yargıda5. İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 18/10/2024 tarih ve E.2024/449, K.2024/625 sayılı kararı ile, dava konusu uyuşmazlığın idari yargıda görülmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar vermiş, bu karar kesinleşmiştir. Kararın ilgili kısımları şöyledir:"...Dava konusu Adularya Enerji Elektrik Üretimi ve Madencilik A.Ş. (Adularya Enerji Üretimi Ticari ve İktisadi Bütünlüğüne)'ne Sulh Ceza Hakimliğince TMSF'nin kayyım tayin edildiği anlaşılmıştır.5271 sayılı CMK'nın Şirket yönetimi için kayyım tayini başlıklı 133.maddesinde; "(1) Suçun bir şirketin faaliyeti çerçevesinde işlenmekte olduğu hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi için gerekli olması halinde; soruşturma ve kovuşturma sürecinde, hâkim veya mahkeme, şirket işlerinin yürütülmesiyle ilgili olarak kayyım atayabilir. Atama kararında, yönetim organının karar ve işlemlerinin geçerliliğinin kayyımın onayına bağlı kılındığı veya yönetim organının yetkilerinin ya da yönetim organının yetkileri ile birlikte ortaklık payları veya menkul kıymetler idare yetkilerinin tümüyle kayyıma verildiği açıkça belirtilir. Kayyım tayinine ilişkin karar, ticaret sicili gazetesinde ve diğer uygun vasıtalarla ilan olunur. (2) Hâkim veya mahkemenin kayyım hakkında takdir etmiş bulunduğu ücret, şirket bütçesinden karşılanır. Ancak, soruşturma veya kovuşturma konusu suçtan dolayı kovuşturmaya yer olmadığı veya beraat kararının verilmesi halinde; ücret olarak şirket bütçesinden ödenen paranın tamamı, kanunî faiziyle birlikte Devlet Hazinesinden karşılanır. (3) İlgililer, atanan kayyımın işlemlerine karşı, görevli mahkemeye 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ve 29.6.1956 tarihli ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre başvurabilirler..." hükmü bulunmaktadır. CMK'nın 133/3.maddesinde ilgililer atanan kayyım işlemlerine karşı görevli Mahkemeye TMK ve TTK hükümlerine göre başvurulabileceği düzenlenmiş olup, görevli Mahkemenin hangi Mahkeme olduğuna dair açık ve kesin bir hüküm bulunmamaktadır. Kanun maddesinde TMK ve TTK hükümlerine göre başvuru yapılacağının düzenlenmiş olması işlemin Ticaret Hukukundan kaynaklandığı ve bu nedenle Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğu anlamına gelmemektedir. 6758 sayılı Kanunun 20.maddesinde; "5411 sayılı kanun ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi TMSF ne verilen kayyımlık görevi ile satış veya tasfiye işlemlerinde, bu şirketlerin veya bunların sahiplerinin Fona borçlu olup olmadığına bakılmaksızın kıyasen uygulanır. "6758 sayılı kanunun 19.maddesinin uygulanmasına ilişkin esaslara ilişkin yönetmeliğin 7. (1)maddesinde; ... Mali durum, ortaklık yapısı, piyasa koşulları veya diğer sebepler nedeniyle şirketin mevcut halinin sürdürülebilir olmaması halinde şirketin, şirket varlıklarının veya malvarlığı değerlerinin satılmasına veya feshi ile tasfiyesine Bakan tarafından karar verilebilir.Yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere göre ; TTK hükümleri ile bağlı olmaksızın genel kurulun yetkilerinin Fon Kurulu tarafından kullanılabileceği, kaynağı suç soruşturması olan ve ceza yargılamasının konusunu teşkil eden nedenler ile uyuşmazlığın TTK hükümlerine dayalı olarak çözümünün mümkün olmadığı, davacının alacaklı olduğunu iddia ettiği şirketlere kayyım atanma sebebinin 6102 sayılı TTK da düzenlenen hususlardan kaynaklanmadığı, kayyımların yaptığı işlemlerin TTK kapsamında denetlenemeyeceği, Fonun TTK hükümlerine bağlı olmaksızın şirketin genel kurulunun yetkilerine haiz olduğu, buna göre davalı TMSF tarafından alınan satış kararı ve yapılan işlemlerin davalı TMSF'nin idari bir kurum olması nedeniyle idari işlem ve karar niteliğinde bulunduğu, idari yargılama usulü kanunu hükümleri çerçevesinde idari işlem ve karar niteliğindeki dava
Esas No : 2025/67 Karar No: 2025/188
konusu karar ve işlemlerinin iptaline yönelik davanın çözüm yerinin İdari Yargı Mahkemeleri olduğu ve dolayısıyla Mahkememizin Yargı yolu yönünden görevsiz olduğu anlaşılmıştır.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. HD'nin 2021/1624 Esas - 2022/410 Karar sayılı ilamı, İstanbul BAM 13. HD'nin 2021/553 Esas - 2021/681 Karar sayılı ilamı, İzmir BAM 20. HD'nin 2021/226 Esas - 2021/198 Karar sayılı ilamı ve Yargıtay 11. HD'nin 2021/5141 Esas - 2022/9293 Karar sayılı ilamı da bu yöndedir. İzmir Bölge İdari Mahkemesi 6. İdare Dava Dairesinin 2019/1913 Esas - 2019/1606 Karar sayılı ilamında; "...Yasayla kurulan ve kamu tüzel kişiliğine sahip TMSF 'nca tek taraflı kamu gücü kullanılarak tesis edilen idari işlem niteliğinde olduğu ve dolayısıyla bu işlemin iptali istemiyle açılan davanın görüm ve çözümünde idare mahkemesinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır..." gerekçesi ile görevli Mahkemenin İdare Mahkemeleri olduğu belirtilmiştir. Sonuç itibariyle; davalı TMSF'nin kamu kurumu olduğu, dava konusu şirketlere ait hisselerin satılmasına ilişkin kararın idari işlem niteliğinde olduğu, yasayla kurulan ve kamu tüzel kişiliğine sahip TMSF'nin tek taraflı kamu gücü kullanılarak tesis edilen satış işleminin ve diğer işlemlerin idari işlem niteliğinde olması nedeniyle bu işlemlerin iptaline yönelik incelemenin idari mahkemelerince yapılması gerektiği ve dolayısıyla bu işlemin iptali istemiyle açılan davada idare mahkemelerinin görevli olduğu, mahkememizin bu davada görevli olmadığı sonuç ve kanaatine varılarak HMK'nın 114/1-b maddesi gereğince yargı yolu caiz olmamasından dolayı dava şartı yokluğundan davalı TMSF hakkında açılan davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş ve ... hüküm kurulmuştur. ..."6. Davacılar vekilinin dilekçesi ile 2247 sayılı Kanun’un 14. maddesine göre doğduğunu öne sürdüğü olumsuz görev uyuşmazlığının giderilmesi istemiyle başvurması üzerine, İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesince dava dosyaları Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmiştir.III. İLGİLİ HUKUK7. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı:" başlıklı 2. maddesi şöyledir:"1. (Değişik: 10/6/1994-4001/1 md.) İdari dava türleri şunlardır:a) (İptal: Anayasa Mahkemesinin 21/9/1995 tarihli ve E:1995/27, K:1995/47 sayılı kararı ile; Yeniden Düzenleme: 8/6/2000-4577/5 md.) İdarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları,b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları,c) (Değişik: 18/12/1999-4492/6 md.) Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar.2. İdari yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. İdari mahkemeler; yerindelik denetimi yapamazlar, yürütme görevinin kanunlarda ve Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinde gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremezler."3. (Mülga: 2/7/2018 - KHK-703/185 md.)"
Esas No : 2025/67 Karar No: 2025/188
8. 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun "Şirket yönetimi için kayyım tayini" başlıklı 133. maddesi şöyledir:"(1) Suçun bir şirketin faaliyeti çerçevesinde işlenmekte olduğu hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi için gerekli olması halinde; soruşturma ve kovuşturma sürecinde, hâkim veya mahkeme, şirket işlerinin yürütülmesiyle ilgili olarak kayyım atayabilir. Atama kararında, yönetim organının karar ve işlemlerinin geçerliliğinin kayyımın onayına bağlı kılındığı veya yönetim organının yetkilerinin ya da yönetim organının yetkileri ile birlikte ortaklık payları veya menkul kıymetler idare yetkilerinin tümüyle kayyıma verildiği açıkça belirtilir. Kayyım tayinine ilişkin karar, ticaret sicili gazetesinde ve diğer uygun vasıtalarla ilan olunur.[28](2) Hâkim veya mahkemenin kayyım hakkında takdir etmiş bulunduğu ücret, şirket bütçesinden karşılanır. Ancak, soruşturma veya kovuşturma konusu suçtan dolayı kovuşturmaya yer olmadığı veya beraat kararının verilmesi halinde; ücret olarak şirket bütçesinden ödenen paranın tamamı, kanunî faiziyle birlikte Devlet Hazinesinden karşılanır.(3) İlgililer, atanan kayyımın işlemlerine karşı, görevli mahkemeye 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ve 29.6.1956 tarihli ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre başvurabilirler.(4) Bu madde hükümleri ancak aşağıda sayılan suçlarla ilgili olarak uygulanabilir.a) Türk Ceza Kanununda yer alan,1. Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (madde 79, 80),2. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),3. Parada sahtecilik (madde 197),4. Fuhuş (madde 227),5. Kumar oynanması için yer ve imkân sağlama (madde 228),6. Zimmet (madde 247),7. Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama (madde 282),8. Silahlı örgüt (madde 314) veya bu örgütlere silah sağlama (madde 315),9. Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk (madde 328, 329, 330, 331, 333, 334, 335, 336, 337),Suçları,b) Ateşli Silahlar ve Bıçaklar İle Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları,c) Bankalar Kanununun 22 nci maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkralarında tanımlanan zimmet suçu,d) Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar,e) Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü maddelerinde tanımlanan suçlar.(5) (Ek: 1/7/2016-6723/32 md.) Bu madde uyarınca atanan kayyımların görevleriyle ilgili iş ve işlemlerinden dolayı tazminat davaları, 142 ila 144 üncü maddeler uyarınca Devlet aleyhine açılır. Devlet, ödediği tazminattan dolayı görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanan kayyımlara bir yıl içinde rücu eder."9. 5411 sayılı Bankalar Kanunu'nun, "Fonun kuruluş ve bağımsızlığı" başlıklı 111. maddesi şöyledir: "Bu Kanun ve ilgili diğer mevzuat ile verilen yetkiler çerçevesinde tasarruf sahiplerinin hak ve menfaatlerinin korunması amacıyla, mevduatın ve katılım fonlarının sigorta edilmesi, Fon bankalarının yönetilmesi, mali bünyelerinin güçlendirilmesi, yeniden yapılandırılması, devri, birleştirilmesi, satışı, tasfiyesi, Fon alacaklarının takip ve tahsili işlemlerinin yürütülmesi ve sonuçlandırılması, Fon varlık ve kaynaklarının idare edilmesi ve Kanunla verilen diğer görevlerin ifası için kamu tüzel kişiliğini haiz, idarî ve mali özerkliğe
Esas No : 2025/67 Karar No: 2025/188
sahip Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu kurulmuştur.Fon görevini yaparken bağımsızdır. Fonun kararları yerindelik denetimine tâbi tutulamaz. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, Fon Kurulunun kararlarını etkilemek amacıyla emir ve talimat veremez.Fon, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Kurulu ile Başkanlıktan oluşur.Fonun merkezi İstanbul'dadır. Fon, görevli ve yetkili olduğu alanın yoğun olduğu illerde olmak ve sayısı üçü geçmemek kaydıyla Cumhurbaşkanı kararıyla yurt içi temsilcilik ve tahsilat birimleri açabilir.Fon, 3346 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri ile Fonların Türkiye Büyük Millet Meclisince Denetlenmesinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu ile 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu hükümlerine tâbi değildir.Fon, görev ve yetkilerini etkin şekilde yerine getirmek amacıyla, yeterli sayı ve nitelikte personeli istihdam eder.Fonun malları Devlet malı hükmündedir. Fonun mal, hak ve alacakları haczedilemez ve rehnedilemez. " 10. 6758 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un, "Kayyımlık yetkisinin devri ve tasfiye" başlıklı 19. maddesi şöyledir: "(1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca kayyım atanmasına karar verilen şirketlerde görev yapan kayyımların yetkileri, hakim veya mahkeme tarafından Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilir ve devirle birlikte kayyımların görevleri sona erer.(2) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra ve olağanüstü halin devamı süresince terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca şirketlere ve bu Kanunun 13 üncü maddesi uyarınca varlıklara kayyım atanmasına karar verildiği takdirde, kayyım olarak Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu atanır.(3) (Değişik:26/5/2022-7407/16 md.) 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan ve Vakıflar Genel Müdürlüğüne veya Hazineye devredilen şirketler hariç olmak üzere; birinci ve ikinci fıkra kapsamındaki şirketler, soruşturma ve kovuşturma sonuna kadar, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun gözetiminde, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun atadığı yöneticiler tarafından ticari teamüllere uygun olarak ve basiretli tüccar gibi yönetilir. Bu şirketlerin yöneticileri Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından atanır ve görevden alınır. Bu şirketlerin mali durumu, ortaklık yapısı, piyasa koşulları veya diğer sorunları nedeniyle şirketin yahut varlıklarının veya 5271 sayılı Kanunun 128 inci maddesinin onuncu fıkrasında belirtilen malvarlığı değerlerinin veya hakkında şahıs kayyımlık kararı bulunmasa dahi anılan şirket ve/veya malvarlığı değerlerinde payları bulunup aleyhlerinde mahkemece kaçak kararı verilen kişilerin bu paylarının kısmen veya tamamen satılmasına veya feshi ile tasfiyesine Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından karar verilebilir. Satış ve tasfiye işlemleri ilgili şirketin yönetim/müdürler kurulu veya Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından yerine getirilir. Satılan şirketlerin kayyımlık kararı, hisselerinin devrini müteakip Fonun talebi üzerine ilgili mahkeme veya hakimliklerce kaldırılır. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Fon Kurulu tarafından belirlenir.(4) (Ek: 17/4/2017-KHK-690/73 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7077/63 md.) Üçüncü fıkra kapsamında gerçekleştirilen varlık ve malvarlığı değeri satışlarına bağlı olarak elde edilen gelirden borçlar ödendikten sonra kalan tutar, şirket işlerinde kullanılabilir. Üçüncü fıkra kapsamında gerçekleştirilen fesih ve tasfiye işlemleri sonunda borçlar ödendikten sonra kalan tutar, yargılamanın kesin hükümle sonuçlandırılmasına kadar bir kamu
Esas No : 2025/67 Karar No: 2025/188
bankasında açılan hesapta nemalandırılır.2(5) (Ek: 17/4/2017-KHK-690/73 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7077/63 md.) Üçüncü fıkra kapsamında gerçekleştirilen satış ve tasfiye işlemlerinde azınlık hisselerinin sahiplerinin rızası aranmaz.2(6) (Ek: 17/4/2017-KHK-690/73 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7077/63 md.) Kayyımlık görevi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından yürütülen şirketler, açtıkları davalarda harçtan muaftır.(7) Birinci ve ikinci fıkralar uyarınca Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun kayyım olarak atanmasına karar verilen şirket, taşınmaz, hak, varlık ve alacaklar hakkında Ceza Muhakemesi Kanununun 128 inci maddesi uyarınca verilen el koyma ve tedbir kararları, kayyım yetkisinin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devriyle birlikte kendiliğinden kalkar.2(8) (Ek: 15/8/2017-KHK-694/180 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/174 md.) (Değişik:26/5/2022-7407/16 md.) Kayyımlarının yetkileri Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen veya Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun kayyım olarak atandığı şirketlerde, şirketin ortaklarının şirkette sahip olduğu pay oranında yeni kurulacak şirketlerde pay sahibi olmaları koşuluyla şirket yönetim organının önerisi ve Fon Kurulu kararıyla yeni şirket kurulmasına karar verilebilir. Bu halde şirket ortaklarının yeni şirket kurulmasına ilişkin izin ve muvafakati aranmaz. Kurulacak şirketin sermayesi kayyımlarının yetkileri Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen veya Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun kayyım olarak atandığı şirket tarafından ayni veya nakdi olarak karşılanır. Yeni şirket kuruluşuna ilişkin hususlar şirketlerin yönetim organlarınca hazırlanır ve Fon Kurulunun onayına sunulur. Fon Kurulu kararıyla kuruluş gerçekleşir ve tescile tabi tüm hususlar her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olmak üzere ilgili ticaret sicilinde resen tescil ve ilan olunur. Bu fıkra uyarınca gerçekleştirilecek kuruluş işlemleri ilgili mevzuata tabi olmaksızın uygulanır. Yeni kurulan şirkette kayyımlık yetkisi bir mahkeme veya hakim kararına gerek olmaksızın Fona devredilmiş sayılır.(9) (Ek: 15/8/2017-KHK-694/180 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/174 md.) (Değişik:26/5/2022-7407/16 md.) Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun kayyımlık görevini yürüttüğü şirketlerin genel kurullarının yetkileri, 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine tabi olunmaksızın Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından kullanılabilir. Bu kapsamda bir şirketin bölünmesine karar verilmesi halinde Fon, bölünme yolu ile kurulan bu şirkete kayyım atanır.(10) (Ek: 15/8/2017-KHK-694/180 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/174 md.) (Mülga:26/5/2022-7407/16 md.)(11) (Ek:26/5/2022-7407/16 md.) Fonun, yönetim organı yetkilerini ya da yönetim organı yetkileri ile birlikte ortaklık payları veya menkul kıymetler idare yetkilerini haiz kayyım olarak görevlendirildiği şirketlerde ana sözleşmelerine bağlı olmaksızın, kayyım atanmasından önceki dönem bilanço ve kâr/zarar hesaplarını tasdik ile bu dönemlerde görev yapan yönetim/müdürler kurullarını ibra etmek anlamına gelmemek kaydıyla, bu maddenin dokuzuncu fıkrası çerçevesinde, şirketlere kayyım atanan faaliyet dönemini izleyen dönemden başlamak üzere kısmen ya da tamamen kâr dağıtımına karar verilebilir. Dağıtımına karar verilen kâr; milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği veya iltisakı ya da bunlarla irtibatı nedeniyle haklarında mahkûmiyet kararı bulunmayan hissedarlara payları oranında ödenir. Soruşturma veya kovuşturması devam edenlerin hissesine isabet edecek kâr payı; kovuşturmaya yer olmadığına, beraate, ceza verilmesine yer olmadığına, davanın reddine veya düşmesine ilişkin kararın kesinleşmesine kadar ödenmeyerek Fon hesaplarında tutulur. Hakkında soruşturma, kovuşturma bulunmama veya müsadere kararı verilmemiş olma koşulu, borsada işlem gören hisseler bakımından aranmaz. Kâr dağıtımı kararı ilişkili olduğu faaliyet dönemi mali verilerinin ve tablolarının tasdiki anlamına gelmez. Dağıtıma ilişkin hususlar Fon Kurulu tarafından belirlenir.
Esas No : 2025/67 Karar No: 2025/188
11. 6758 sayılı Kanun'un, "Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun satış ve tasfiyeye ilişkin yetkileri" başlıklı 20. maddesi şöyledir: "(1) (Değişik:26/5/2022-7407/17 md.) 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından devralınan banka/şirketler ve bunların varlıkları ile ilgili olarak Fona verilen yetkiler, bu Kanun ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna verilen kayyımlık görevi ile satış veya tasfiye işlemlerinde, bu şirketlerin yahut bunların sahiplerinin Fona borçlu olup olmadığına ve varlıkları üzerinde Fon haczi bulunup bulunmadığına bakılmaksızın kıyasen uygulanır. Yönetim ve denetimi veya kayyımlık yetkisi Fona devredilen veya Fonun kayyım olarak atandığı banka/şirketleri ve ortaklık paylarını soruşturma, kovuşturma veya iflas ve tasfiye süresince yönetmek ve temsil etmek üzere atananlar, görevlendirilenler veya atananlar tarafından temsil yetkisini haiz olmak üzere görevlendirilenler ile 5271 sayılı Kanunun 128 inci maddesinin onuncu fıkrasına göre malvarlığı değerlerinin yönetimi amacıyla atananlar, görevlendirilenler veya atananlar tarafından temsil yetkisini haiz olmak üzere görevlendirilenler ve bu kapsamda icra edilen iş ve işlemler hakkında 8/11/2016 tarihli ve 6755 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler ile Bazı Kurum ve Kuruluşlara Dair Düzenleme Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanunun 37 nci maddesi uygulanır. Şirketlerin tasfiye işlemlerini yürütmek üzere Fon Kurulu tarafından görevlendirilen tasfiye komisyonu, adli işlemler veya davalar bakımından taraf ehliyetine sahiptir. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun kayyım olarak atandığı şirketlerin ya da ortaklık paylarının bu madde kapsamında satışından elde edilecek tutardan, Fonun satış, dava veya avukatlık masrafları düşüldükten sonra kalan tutar yargılamanın kesin hükümle sonuçlandırılmasına kadar bir hesapta nemalandırılır. Şirket varlıklarının veya malvarlığı değerlerinin bu madde kapsamında satışından elde edilecek tutarlar ise, 5411 sayılı Kanunun 134 üncü maddesi uyarınca oluşturulan sıra cetveline göre dağıtılır. Sıra cetveline göre dağıtım yapıldıktan sonraki bakiye, bu Kanunun 19 uncu maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan işlemlerin tesisi için şirket hesaplarına aktarılır. Ortaklık paylarının satışında, satışa ilişkin masraflar ile dava veya avukatlık masrafları, milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği veya iltisakı ya da bunlarla irtibatı bulunmayan hissedarların payından düşülmez.(2) (Değişik:26/5/2022-7407/17 md.) Şirket varlıklarının ticari ve iktisadi bütünlük yoluyla satışına karar verilmesi halinde Fon Kurulu, geçmiş dönem borçlarını, bu borçların FETÖ/PDY terör örgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olmayan kişilerle gerçek mal veya hizmet ilişkisine dayanması ve 5411 sayılı Kanunun 134 üncü maddesinde belirtilen koşulları karşılaması şartıyla ihale bedelinden ödemeye veya ihale alıcısına ödettirmeye yetkilidir.(3) Bu madde hükümleri, kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanallarının veya bunların bağlı olduğu şirketlerin Hazine tarafından devralınan varlıklarının satış ve tasfiyesini teminen Maliye Bakanlığınca Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilmesi durumunda da uygulanır. Devredilen varlıkların satışından elde edilen tutarlar Maliye Bakanlığına aktarılır.(4) (Ek: 2/1/2017-KHK-687/11 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7076/11 md.) 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan özel radyo ve televizyonların; 15/7/2016 tarihi itibarıyla sahip oldukları yayın lisansları, 15/2/2011 tarihli ve 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanunun geçici 4 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamındaki yayın hakları, frekans ve kanal kullanımı ile Radyo ve Televizyon Üst Kurulu nezdindeki benzeri izinleri Maliye Bakanlığının bu yöndeki talebi üzerine Radyo ve Televizyon Üst Kurulu tarafından ihya edilir. İhya edilen bu lisans ve haklar ile frekans, kanal kullanımı ve Radyo ve Televizyon Üst Kurulu nezdindeki benzeri izinlerin Maliye Bakanlığınca veya üçüncü fıkra
Esas No : 2025/67 Karar No: 2025/188
kapsamında Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunca, kapatılan özel radyo ve televizyonlara ait diğer varlıklarla birlikte ya da ayrı ayrı satılması durumunda bunların yeni alıcıları adına devri ve tescili işlemleri Fonun bildirimi üzerine, gerekli bilgi ve belgelerin tamamlanmasını müteakip başkaca bir işleme gerek kalmaksızın en fazla bir ay içinde tamamlanır."IV. İNCELEME VE GEREKÇE A. İlk İnceleme 12. Uyuşmazlık Mahkemesinin Kenan YAŞAR'ın Başkanlığında, Üyeler Nilgün TAŞ, Doğan AĞIRMAN, Eyüp SARICALAR, Ahmet ARSLAN, Mahmut BALLI ve Bilal ÇALIŞKAN’ın katılımlarıyla yapılan 03/03/2025 tarihli toplantısında; 2247 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre, adli ve idari yargı yerleri arasında anılan Kanun’un 14. maddesinde öngörülen biçimde olumsuz görev uyuşmazlığı doğduğu, adli ve idari yargı dosyalarının 15. maddede belirtilen yönteme uygun olarak davacılar vekilinin istemi üzerine, son görevsizlik kararını veren mahkemece Uyuşmazlık Mahkemesine gönderildiği ve usule ilişkin işlemlerde herhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından, görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.B. Esasın İncelenmesi13. Raportör-Hâkim Murat UÇUR'un, davanın çözümünde idari yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ’nin davada idari yargının Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın ise davada adli yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:14. Dava, davacıların hissedarı oldukları ve TMSF'nin kayyım olarak atandığı Adularya Enerji Elektrik Üretimi ve Madencilik Anonim Şirketi ile Tümsan İnşaat Madencilik Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin tüm mal, hak ve varlıklarının bir araya getirilmesi ile oluşturulan Adularya Enerji Üretimi Ticari ve İktisadi Bütünlüğünün belirlenen muhammen bedelle ihaleyle satışa çıkartılmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır.15. Dava dosyanın incelenmesinden; Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Fon Kurulunun 27/10/2016 tarih ve 2019/287 sayılı kararıyla; Adularya Enerji Elektrik Üretimi ve Madencilik Anonim Şirketi, Adularya Doğalgaz İthalat İhracat Toptan Satış Anonim Şirketi ve Tümsan İnşaat Madencilik Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin gayrimenkulleri, taşıtları, menkul malları ve Türk Patent Enstitüsü nezdindeki hakları ile bu varlıkların fer'i ve mütemmim cüzü niteliğindeki tarafı oldukları sözleşmeler ve bu sözleşmelerden doğan başlı başına iktisadi değeri olmayanlar da dahil tüm hak, mal ve varlıkları bir araya getirilerek Adularya Enerji Üretimi Ticari ve İktisadi Bütünlük oluşturulmasına dair karar verildiği, devamındaki idari işlem ve uygulama sürecinin sonunda, Fon Kurulunun 02/06/2022 tarih ve 2022/248 sayılı kararıyla, Adularya Enerji Üretimi Ticari ve İktisadi Bütünlük kapsamında satışına karar verildiği, anılan karar uyarınca 03/06/2022 tarih ve 31855 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan satış ilanı ile Adularya Enerji Üretimi Ticari ve İktisadi Bütünlüğünün kapalı zarf ve açık artırma usullerinin birlikte uygulanması, 1.715.500.000 TL muhammen bedel ile 05/07/2022 tarihinde satışının yapılacağının ilan edilmesi üzerine, davacılar tarafından söz konusu işlemin iptali istemiyle idari yargı yerinde dava açıldığı, İdare
Esas No : 2025/67 Karar No: 2025/188
Mahkemesince davalı TMSF'nin kayyım sıfatıyla yönettiği şirketlerin hak ve taraf ehliyetlerini koruduğu, anılan şirketlere ilişkin olarak kayyımın ticârî gerekliliklere göre gerçekleştirdiği iş ve işlemlerin idarî işlem ve eylem nitelinde olmadığı, kayyım sıfatıyla ticârî kural ve teamüllere dayanılarak tesis edilen işlemlerde kamu yararının değil ticârî faaliyet gereklerinin esas alındığı ve kayyım işlemlerinin idare hukuku ilkelerine göre değil ticaret hukuku ilkelerine göre tesis edildiği gerekçeleriyle uyuşmazlığın görüm ve çözüm yerinin adli yargı mercileri yeri olduğu sonucuna varılarak, yargı yolu dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verildiği; Asliye Ticaret Mahkemesince ise adı geçen şirkete sulh ceza hakimliğince FETÖ/PDY terör örgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle TMSF'nin kayyım olarak atandığı ve TMSF Fon Kurulu tarafından önce 674 sayılı KHK, ardından 6758 sayılı Kanunla kendisine verilen görevlerin ifası çerçevesinde, kamu gücü kullanılmak suretiyle dava konusu işlemin tesis edildiği, bu itibarla, Fon Kurulunun olağanüstü hal kapsamında tanınan görev ve yetki çerçevesinde, kamu gücü kullanmak suretiyle ve tek yanlı irade beyanıyla tesis etttiği dava konusu işlemin iptali istemine ilişkin davanın görüm ve çözümünün idari yargı yerine ait olduğu sonucuna vardığı ve yargı yolu dava şartı yokluğu nedeni ile davanın usulden reddine karar verdiği anlaşılmaktadır. 16. Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri incelendiğinde: 6758 sayılı Kanun'un 19. maddesinde maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra ve olağanüstü halin devamı süresince terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 133. maddesi uyarınca şirketlere kayyım atanmasına karar verildiği takdirde, kayyım olarak TMSF'nin atanacağı, Kanun'un 19. maddesinin birinci ve ikinci fıkrası kapsamındaki şirketlerin, soruşturma ve kovuşturma sonuna kadar, TMSF gözetiminde, TMSF'nun atadığı yöneticiler tarafından ticari teamüllere uygun olarak ve basiretli tüccar gibi yönetileceği, bu şirketlerin mali durumu, ortaklık yapısı, piyasa koşulları veya diğer sorunları nedeniyle şirketin yahut varlıklarının veya 5271 sayılı Kanun'un 128. maddesinin onuncu fıkrasında belirtilen malvarlığı değerlerinin veya hakkında şahıs kayyımlık kararı bulunmasa dahi anılan şirket ve/veya malvarlığı değerlerinde payları bulunup aleyhlerinde mahkemece kaçak kararı verilen kişilerin bu paylarının kısmen veya tamamen satılmasına veya feshi ile tasfiyesine TMSF tarafından karar verilebileceği, satış ve tasfiye işlemlerinin ilgili şirketin yönetim/müdürler kurulu veya TMSF tarafından yerine getirileceği, satılan şirketlerin kayyımlık kararının, hisselerinin devrini müteakip Fonun talebi üzerine ilgili mahkeme veya hakimliklerce kaldırılacağı, bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların Fon Kurulu tarafından belirleneceğinin hüküm altına alındığı; 30/06/2022 tarihli ve 2022/301 sayılı Fon Kurulu kararı ile yürürlüğe giren "10/11/2016 tarihli ve 6758 sayılı Kanunun 19 uncu ve 20 nci Maddelerinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar"ın 7. maddesinde şirketlerin mali durum, ortaklık yapısı, piyasa koşulları veya diğer sorunlar nedeniyle şirketin veya şirket varlıklarının satılmasına veya fesih ve tasfiyesine Fon Kurulu tarafından karar verilebileceği, Fon Kurulu kararında şirketin veya şirket varlıklarının satışının yönetim organı veya Fon tarafından yerine getirileceğinin belirtileceği düzenlenmiştir.17. Dosyanın ve ilgili mevzuatın bir bütün olarak incelenip değerlendirilmesinden, FETÖ/PDY terör örgütü üyeliği suçundan yargılanan davacıların sahibi olduğu söz konusu Şirket yönetimine Gaziantep 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 02/09/2016 tarih ve D.İş No.2016/5555 sayılı kararı ile TMSF'nin kayyım olarak atandığı, TMSF Kurulu tarafından şirketlerin faaliyetinin sürdürülmesinin mali mevzuat ve diğer yükümlülükler ile ekonomik ve teknik icaplara uygun olmadığı gibi, bu şartlarda faaliyete devam edilmesi halinde zararın artabileceği ve şirketlerin öz varlığını bütünüyle yitirebileceği yönündeki tespit ve değerlendirmelere yer verilen Mali Durum Tespit Raporu dikkate alınarak, söz konusu
Esas No : 2025/67 Karar No: 2025/188
Şirketlerin oluşturduğu İktisadi Bütünlüğe özgülenmiş varlıkların ticari ve iktisadi bütünlük kapsamında satışına karar verildiği ve bu kararın 03/06/2022 tarih ve 31855 sayılı sayılı Resmi Gazete'de yayımlandığı anlaşılmaktadır. 18. 5411 sayılı Kanun'un 111. maddesine göre kamu tüzel kişiliğini haiz, idari ve mali özerkliğe sahip TMSF Kurulu tarafından, 6758 sayılı Kanun'un 19. ve 20. maddeleri ile kendisine verilen görevlerin ifası kapsamında kamu gücü kullanılmak suretiyle tek taraflı irade beyanıyla İktisadi Bütünlüğe özgülenmiş varlıkların satışına ilişkin dava konusu kararın idari nitelik taşıdığında kuşku yoktur. Ayrıca davacılar vekilinin dosyada mevcut hem adli hem de idari yargıda açtığı dava dilekçelerinde TMSF Kurulu tarafından alınan söz konusu kararının iptalini davaya konu ettiği görülmüştür. Tüm bu sebeplerle TMSF'nin idari yetki kullanarak tesisi ettiği 03/06/2022 tarih ve 31855 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan kararının iptaline ilişkin davanın görüm ve çözümünde idari yargının görevli olduğu sonucuna ulaşılmıştır.19. Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak, İstanbul 9. İdare Mahkemesinin 15/06/2023 tarih ve E.2023/1301, K.2023/1611 sayılı görevsizlik kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir. V. HÜKÜMAçıklanan nedenlerle;A. Davanın çözümünde İDARİ YARGI YERİNİN GÖREVLİ OLDUĞUNA, B.
İstanbul 9. İdare Mahkemesinin 15/06/2023 tarih ve E.2023/1301, K.2023/1611 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA,03/03/2025 tarihinde, Üye Ahmet ARSLAN'ın KARŞI OYU ve OY ÇOKLUĞU İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan Vekili
Üye
Üye
Üye
Kenan
Nilgün
Doğan
Eyüp
YAŞAR
TAŞ
AĞIRMAN
SARICALAR
Üye
Üye
Üye
Ahmet
Mahmut
Bilal
ARSLAN
BALLI
ÇALIŞKAN
Esas No : 2025/67 Karar No: 2025/188
K A R Ş I O YDava, davacıların hissedarı oldukları ve TMSF'nin kayyım olarak atandığı Şirkete ait mal, hak ve varlıkların bir araya getirilmesi suretiyle oluşturulan Adularya Enerji Üretimi Ticari ve İktisadi Bütünlüğünün satışına ilişkin 03/06/2022 tarih ve 31855 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan işlemin iptali istemiyle açılmıştır.İdarî yargı mercilerinde yargısal denetimi yapılarak çözümlenecek uyuşmazlıklarda, öncelikle davaya konu işlemin İdarî bir işlem olup olmadığı hususunun, başka bir anlatımla idare hukuku kurallarına göre tesis edilen, kamu gücüne dayanılarak diğer tarafın rızasını aramaya gerek olmaksızın hukukî durumda tek yanlı irade açıklamasıyla değişiklik meydana getiren bir işlem olup olmadığının ortaya konulması gerekmektedir. İdari makamlar tarafından tesis edilmiş olsa bile, özel hukuk hükümlerine tâbi olan işlem ve sözleşmelerden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümünde adlî yargı mercileri görevlidir.4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun 403. maddesinin ikinci fıkrasında kayyımın belirli işleri görmek veya malvarlığını yönetmek için atanacağı kurala bağlanmıştır. Bir tüzel kişinin gerekli organlardan yoksun kalmış olması ve yönetiminin başka yoldan sağlanamaması halinde vesayet makamı tarafından yönetim kayyımı atanacağı aynı Kanun'un 427. maddesinde belirtilmiştir. Kanun'un "Malvarlığının yönetimi" başlıklı 460. maddesinde ise "Kayyım bir malvarlığının yönetimi ve gözetimi ile görevlendirilmiş ise, yalnız o malvarlığının yönetim ve korunması için gerekli olan işleri yapabilir. Kayyımın, bunun dışındaki işleri yapabilmesi, temsil olunanın vereceği özel yetkiye, temsil olunan bu yetkiyi verecek durumda değilse vesayet makamının iznine bağlıdır." hükmü yer almıştır.Yönetim kayyımının olağan yönetim işlerini yapabilmesi, temsil olunanın vereceği özel bir yetkiye bağlı olmadığı gibi vesayet makamının da iznine bağlı değildir. Olağan yönetim işlerine; alacakların tahsil edilmesini, borçların ödenmesini, vergi beyanlarında bulunulmasını, bozulacak malların satılmasını, mevcudun korunması için önlem alınmasını örnek olarak göstermek mümkündür. Türk Medeni Kanunu'nun 462 ve 463. hükmü kapsamındaki işlerde ise yetkili vesayet dairelerinden izin alınması zorunludur.(Gençcan Ömer Uğur: Vesayet Hukuku, Ankara-2009, s.818)Kayyım, vesayet işleriyle görevlendirilmiş olan diğer kişiler gibi bu görevini yerine getirirken iyi bir yönetimin gerektirdiği özeni göstermekle yükümlüdür. Malvarlığını yönetme yükümlülüğü kapsamında yönetim kayyımının da kayyımlığına verilen kişinin malvarlığını iyi bir yönetici gibi özenle yönetme ve yönetimle ilgili hesap tutma zorunluluğu vardır. (Gençcan Ömer Uğur: Vesayet Hukuku, Ankara-2009, s.821)Kayyımın görevini yerine getirirken kusurlu davranışıyla sebep olduğu zararlardan sorumlu olacağı Medeni Kanun'un 467. maddesinde belirtilmiş ve açılacak olan tazminat davalarında asliye hukuk mahkemelerinin görevli olacağı Kanun'un 469. maddesinde kurala bağlanmıştır. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun şirket yönetimi için kayyım tayini başlıklı 133. maddesinde," (1) Suçun bir şirketin faaliyeti çerçevesinde işlenmekte olduğu hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve maddî gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi için gerekli olması halinde; soruşturma ve kovuşturma sürecinde, hâkim veya mahkeme, şirket işlerinin yürütülmesiyle ilgili olarak kayyım atayabilir. Atama kararında, yönetim organının karar ve işlemlerinin geçerliliğinin kayyımın onayına bağlı kılındığı veya yönetim organının yetkilerinin ya da yönetim organının yetkileri ile birlikte ortaklık paylan veya menkul kıymetler idare yetkilerinin tümüyle kayyıma verildiği açıkça belirtilir. Kayyım tayinine ilişkin karar, ticaret sicili gazetesinde ve diğer uygun vasıtalarla ilan olunur.(2)Hâkim veya mahkemenin kayyım hakkında takdir etmiş bulunduğu ücret, şirket bütçesinden karşılanır. Ancak, soruşturma veya kovuşturma konusu suçtan dolayı kovuşturmaya yer olmadığı veya beraat kararının verilmesi halinde; ücret olarak şirket
Esas No : 2025/67 Karar No: 2025/188
bütçesinden ödenen paranın tamamı, kanunî faiziyle birlikte Devlet Hâzinesinden karşılanır.(3)İlgililer, atanan kayyımın işlemlerine karşı, görevli mahkemeye 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ve 29/06/1956 tarihli ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre başvurabilirler."... hükmü yer almıştır.Dava konusu işlemlerin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan hâliyle 6758 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 19. maddesinde, (1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle 04/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca kayyım atanmasına karar verilen şirketlerde görev yapan kayyımların yetkileri, hâkim veya mahkeme tarafından Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilir ve devirle birlikte kayyımların görevleri sona erer.(2)Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra ve olağanüstü halin devamı süresince terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca şirketlere ve bu Kanun Hükmünde Kararnamenin 13 üncü maddesi uyarınca varlıklara kayyım atanmasına karar verildiği takdirde, kayyım olarak Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu atanır.(3)20/07/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan ve Vakıflar Genel Müdürlüğüne veya Hâzineye devredilen şirketler hariç olmak üzere; birinci ve ikinci fıkra kapsamındaki şirketlerin mali durumu, ortaklık yapısı, diğer sorunları veya piyasa koşulları nedeniyle mevcut halin sürdürülebilir olmadığının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından tespit edilmesi durumunda, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu şirketin yahut varlıklarının veya bu Kanun Hükmünde Kararnamenin 13. maddesinde belirtilen varlıkların satılmasına veya feshi ile tasfiyesine karar verebilir. Satış ve tasfiye işlemleri Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından yerine getirilir. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun ilişkili olduğu Bakan onayıyla belirlenir.(4)Üçüncü fıkra kapsamında gerçekleştirilen varlık ve mal varlığı değeri satışlarına bağlı olarak elde edilen gelirden borçlar ödendikten sonra kalan tutar, şirket işlerinde kullanılabilir. Üçüncü fıkra kapsamında gerçekleştirilen fesih ve tasfiye işlemleri sonunda borçlar ödendikten sonra kalan tutar, yargılamanın kesin hükümle sonuçlandırılmasına kadar bir kamu bankasında açılan hesapta nemalandırılır.(...)" hükmü yer almıştır.Aynı Kanun'un 20. maddesinde ise, "(1)19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından devralınan şirketler ve bunların varlıkları ile ilgili olarak Fona verilen yetkiler, bu Kanun Hükmünde Kararname ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna verilen kayyımlık görevi ile satış veya tasfiye işlemlerinde, bu şirketlerin yahut bunların sahiplerinin Fona borçlu olup olmadığına ve varlıkları üzerinde Fon haczi bulunup bulunmadığına bakılmaksızın kıyasen uygulanır. (...) Şirketlerin tasfiye işlemlerini yürütmek üzere Fon Kurulu tarafından görevlendirilen tasfiye komisyonu, adlî işlemler veya davalar bakımından taraf ehliyetine sahiptir. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun kayyım olarak atandığı şirketlerin ya da bunların varlıklarının bu madde kapsamında satışından elde edilecek tutarlar yargılamanın kesin hükümle sonuçlandırılmasına kadar bir hesapta nemalandırılır.(2)Şirket varlıklarının ticârî iktisâdı bütünlük yoluyla satışına karar verilmesi halinde Fon Kurulu, geçmiş dönem borçlarını, bu borçların FETÖ/PDY terör örgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olmayan kişilerle gerçek mal veya hizmet ilişkisine dayanması şartıyla ihale bedelinden ödemeye veya ihale alıcısına ödettirmeye yetkilidir.(3)Bu madde hükümleri, kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanallarının veya bunların bağlı olduğu şirketlerin Hazine
Esas No : 2025/67 Karar No: 2025/188
tarafından devralınan varlıklarının satış ve tasfiyesini teminen Maliye Bakanlığınca Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilmesi durumunda da uygulanır. Devredilen varlıkların satışından elde edilen tutarlar Maliye Bakanlığına aktarılır." kuralına yer verilmiştir.5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 134. maddesinin beşinci fıkrasında, Fon alacaklarının tahsilini teminen, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uyarınca haczedilen aktif değerler ile lisans, ruhsat ve imtiyaz sözleşmelerinden doğan haklar ve bu varlıkların feri veya mütemmim cüzü niteliğindeki sözleşmelerden doğan, ancak başlı başına İktisadî değeri olmayanlar da dahil olmak üzere diğer tüm hak ve varlıkları bir araya getirerek, ticarî ve İktisadî bütünlük oluşturarak alıcısına geçişini sağlayacak şekilde satışına, hacizli malların birden fazla borçluya ait olması ve/veya birden fazla alacaklının haczi olması hâlinde de satışı yaptırmaya, ihale bedelinin ödenme şeklini, para birimini, alıcıların sahip olması gereken şartları, ödeme tarihini ve ihalenin sair usûl ve esasları ile satış şartlarını 6183 sayılı Kanun hükümlerine bağlı olmaksızın belirlemeye, satışa konu ticarî ve İktisadî bütünlüğü alacağına mahsuben satın almaya, satışa konu varlıkların ait olduğu şirketlerin teknik bilgi, yazılım, donanım, ekipman, mal ve hizmet ahırımdan doğan geçmiş dönem borçlarını ihale bedelinden ödemeye veya ihale alıcısına ödetmeye Fon Kurulu'nun yetkili olduğu ifade edilmiştir.Aktarılan mevzuatın değerlendirilmesinden; Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 133. maddesi uyarınca suçun bir şirketin faaliyeti çerçevesinde işlenmekte olduğu hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve maddî gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi için gerekli olması halinde; soruşturma ve kovuşturma sürecinde, hâkim veya mahkemenin şirket işlerinin yürütülmesiyle ilgili olarak kayyım atayabileceği, 6758 sayılı Kanun'un 19. maddesi gereğince Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 133. maddesi uyarınca şirketlere kayyım atanmasına karar verildiği takdirde, kayyım olarak Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun atanacağı, Fon'un kayyımlık görevi ile satış veya tasfiye işlemlerinde 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ile ilgili yetkilerini kıyasen uygulayabileceği, kayyımın işlemlerine karşı ilgililer tarafından görevli mahkemeye Türk Medeni Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre başvurulabileceği anlaşılmaktadır.Dosyanın ve ilgili mevzuatın bir bütün olarak incelenip değerlendirilmesinden, FETÖ/PDY terör örgütü üyeliği suçundan yargılanan davacıların sahibi olduğu söz konusu Şirket yönetimine Sulh Ceza Hakimliği kararı ile el konulduğu, Şirket'in TMSF'ye devredildiği, TMSF Kurulu tarafından şirket faaliyetinin sürdürülmesinin mali mevzuat ve diğer yükümlülükler ile ekonomik ve teknik icaplara uygun olmadığı gibi, bu şartlarda faaliyete devam edilmesi halinde zararın artabileceği ve şirketin öz varlığını bütünüyle yitirebileceği yönündeki tespit ve değerlendirmelere yer verilen Mali Durum Tespit Raporu dikkate alınarak, söz konusu Şirket'e ait Bereket Çiftliği'ne özgülenmiş varlıkların ticari ve iktisadi bütünlük kapsamında Fon tarafından satışına karar verildiği ve bu kararın yukarıda anılan Resmi Gazete'de yayımlandığı anlaşılmaktadır.5411 sayılı Kanun'un 111. maddesine göre kamu tüzel kişiliğini haiz, idari ve mali özerkliğe sahip TMSF Kurulu tarafından, 6758 sayılı Kanun'un 19. ve 20. maddeleri ile kendisine verilen görevlerin ifası kapsamında; davalı idarenin kayyım sıfatıyla yönettiği şirketlerin hak ve taraf ehliyetlerini koruduğu, anılan şirketlere ilişkin olarak kayyımın ticârî gerekliliklere göre gerçekleştirdiği iş ve işlemlerin İdarî işlem veya eylem nitelinde olmadığı, kayyım sıfatıyla ticârî kural ve teamüllere dayanılarak tesis edilen işlemlerde kamu yararının değil ticârî faaliyet gereklerinin esas alındığı ve kayyım işlemlerinin idare hukuku ilkelerine göre değil ticaret hukuku ilkelerine göre tesis edildiği ve davalı idarenin kayyımı olduğu şirketlere ilişkin olarak 6758 sayılı Kanun'un 20. maddesi uyarınca 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'ndan kaynaklanan yetkilerini kayyımlık görevi ile satış veya tasfiye işlemlerinde kıyasen uygulayabilmesinin kayyımlık sıfatını ve uyuşmazlığın özel hukuka ilişkin olma niteliğini etkilemediği anlaşıldığından, uyuşmazlığın esas itibarıyla Türk Medeni Kanununda
Esas No : 2025/67 Karar No: 2025/188
düzenlenen kayyımlık görevinin nasıl ifâ edileceğine dair ilke ve kurallar ile Türk Ticaret Kanunu hükümleri dikkate alınmak suretiyle adlî yargı yerlerince çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.Bu itibarla, uyuşmazlığın çözümünde adli yargı yerlerinin görevli bulunduğundan uyuşmazlığın çözümünde idari yargı yerlerini görevli kabul eden aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.Üye
Ahmet ARSLAN