T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/672KARAR NO: 2026/29
KARAR TR: 12/01/2026 ÖZET: 672 sayılı KHK ile görevinden ihraç sonrası Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu kararıyla görevine iade edilen davacının, 7075 sayılı Kanun'un 10. maddesi uyarınca OHAL komisyon kararının mali sonuçlarına ilişkin açmış olduğu davanın, 2577 sayılı Kanun'un 2/1-b. maddesi kapsamında, İDARİ YARGI YERİNDE görülmesi gerektiği hk.K A R A R Davacı
: Ö. Ş.
Vekilleri : Av. K. E.
Davalı
: T. U. H. K. T. v. İ. A.
(T.
)Vekili
: Av. M. Ç.
, Av. A. Ş.
I. DAVA KONUSU OLAY
1. Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirket bünyesinde iş akdiyle çalışmakta iken, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında önce şirket yönetim kurulunun 21/07/2016 tarihli kararı ile, ardından 01/09/2016 tarihinde Resmi Gazete'de yayınlanan 672 sayılı KHK ile görevden çıkarıldığını, OHAL Komisyonu tarafından 7075 sayılı Kanun'un 9. maddesi uyarınca göreve iadesine karar verildiğini, bu doğrultuda şirket yönetim kurulu kararı ile işine iadesi sonrası çalışmadığı döneme ilişkin mali ve sosyal haklarının ödenmesi istemiyle adli yargı yerinde dava açmıştır.II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİN BAŞVURU SÜRECİA. Adli Yargıda2. Ankara 24. İş Mahkemesi 23/02/2023 tarih ve E.2022/576, K.2023/55 sayılı kararı ile, "Davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine" karar vermiş; bu karara karşı davacı ve davalı vekillerince yapılan istinaf başvurusu Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 04/04/2024 tarih ve E.2023/1380, K.2024/1065 sayılı kararı ile esastan reddedilmiş; yine taraf vekillerince yapılan temyiz başvurusu Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 21/11/2024 tarih ve E.2024/9152, K.2024/15026 sayılı kesin kararı ile kabul edilerek istinaf mercii kararının ortadan kaldırılmasına ve ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Temyiz mercii kararının ilgili kısmı şöyledir: "...1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve davacının iş sözleşmesinin feshedildiği ve yeniden işe başlatıldığı tarihler arasındaki sürenin çalışılmış sayılarak hesaplanacak yıllık ücretli izin hakkının tespitine ilişkin talebi hakkında verilen kararda bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı ve davalı vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.2. Somut olayda davacı vekili dava dilekçesinde iş sözleşmesinin feshedildiği ve yeniden işe başlatıldığı tarihler arasındaki ücret, ikramiye, ilave tediye, asgari geçim indirimi, kira, öğrenim, ölüm ve engelli yardımı alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep
Esas No : 2025/672 Karar No: 2026/29
etmiştir.Öncelikle alacaklar yönünden çözümlenmesi gereken husus, uyuşmazlığın çözüm yerinin adli yargı mı yoksa idari yargı mı olduğudur. Hukukumuzda yargı yolu için de görev tâbiri kullanılmaktadır. Görev gibi, yargı yolu da kamu düzenine ilişkindir. Bu sebeple, yargılamanın her aşamasında mahkemenin davada yargı yolunun caiz olup olmadığını kendiliğinden gözetmesi gerekir.Somut uyuşmazlıkta kamu görevinden çıkarılan davacı, kamu görevine iade talebiyle Olağanüstü Hâl Komisyonuna başvurmuş, yapılan değerlendirme sonucunda Komisyon kararı ile kamu görevine iade talebi yerinde görülerek başvurusu kabul edilmiştir. Davacı dava dilekçesinde işten çıkarıldığı ve Komisyon kararıyla yeniden işe başlatıldığı tarihler arasında ödenmeyen ücret, ikramiye, ilave tediye, asgari geçim indirimi, kira, öğrenim, ölüm ve engelli yardımı alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş ise de davacının Komisyon kararıyla kamu görevine iade edilmesi işlemi idari bir işlemdir. Davacı idari işlemle işe başlatıldığına göre idari işlemin mali sonuçlarına ilişkin uyuşmazlığın da idari yargıda çözüme kavuşturulması gerekir.Uyuşmazlığın sözü edilen alacaklar yönünden çözüm yeri idari yargı olup Mahkemece bu hususa ilişkin davanın, 6100 sayılı Kanun'un 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ile 115 inci maddeleri uyarınca yargı yolunun caiz olmaması sebebiyle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde esasa yönelik karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. 3. Bununla birlikte somut olayda davacı vekili dava dilekçesinde, iş sözleşmesinin feshedildiği ve yeniden işe başlatıldığı tarihleri arasındaki ücret alacağına ilişkin ödenmemiş SGK primlerinin SGK'ya geçmişe dönük olarak ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini de talep etmiştir. Davacının SGK primlerine yönelik tespit talebi, sosyal güvenlik hakkı ve kamu düzeni ile ilgili olup bu davalarda kişi iradesi belirleyici etkiye sahip değildir. Kişinin içerisinde bulunduğu yasal statünün belirlediği durum doğrudan dikkate alınır. Bu nedenle hâkim, kendiliğinden araştırma yapma yetkisine sahiptir. Bu yetki kapsamında, gerektiğinde tanık ve diğer deliller yoluyla doğrudan gerçeği bulma yükümü bulunmaktadır.Davacının iş sözleşmesinin feshedildiği ve yeniden işe başlatıldığı tarihler arasındaki sürenin çalışılmış sayılarak hesaplanacak yıllık ücretli izin hakkının tespitine ilişkin talebi ise işçilik haklarına ilişkin olup bu dava, 4857 sayılı Kanun'dan kaynaklanmaktadır. Sosyal güvenlik hukukundan kaynaklanan davaların aksine bu davada kişi iradesi önemli olduğundan hâkim, kendiliğinden araştırma yapmaz. Tarafların bildirdiği deliller dışında delil toplanması da olanaklı değildir. Kaldı ki, SGK'nın bu talebe yönelik davada taraf sıfatı bulunmamaktadır.Yukarıda yapılan açıklamalar dikkate alındığında; her iki dava türünün taraflarının statüsü, hâkimin delil araştırma bakımından kendiliğinden hareket etmesi, taraf iradelerine atfedilen rol, dava konusu edilen haktan vazgeçilip vazgeçilememesi gibi yönlerden yasal konumları birbirinden tamamen farklıdır. Her iki dava türünün birlikte görülmesi durumunda; davanın birinde bir kısım delillerin kendiliğinden dikkate alınması, diğerinde alınmaması gerekecektir ki bu durumda aynı dava dosyasında birbiri ile çelişkili kararlar oluşabilecektir. Kaldı ki, SGK ile ilgili tespit davaları Dairemizin görevi kapsamında değildir. Temyiz aşamasında inceleme mercileri farklı olan bu davaların birbirinden bağımsız sonuçlandırılmalarında hukuki istikrar ve kararlara olan güven bakımından da yarar bulunmaktadır.Mahkemenin bu maddi ve hukuksal olguları gözetmeksizin, birbirinden tamamen farklı iki davayı bir arada görmesi usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir. Yapılacak iş; her iki davayı ayırmak ve yargılamayı birbirinden bağımsız olarak sonuçlandırmaktan ibarettir. Kararın bu sebeple de bozulması gerekmiştir. ..."3. Ankara 24. İş Mahkemesi 04/02/2025 tarih ve E.2025/15, K.2025/16 sayılı kararı ile, bozma ilamına uyarak, dosyanın sosyal güvenlik prim tespitine ve yıllık ücretli izin kalemine ilişkin kısımları yönünden tefrikine ve davacının ücret, ilave tediye, asgari geçim indirimi, kira yardımı, öğrenim yardımı, ölüm yardımı, engelli yardım alacaklarına yönelik talepler için, yargı
Esas No : 2025/672 Karar No: 2026/29
yolunun caiz olmaması nedeniyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermiş; bu karara karşı yapılan temyiz başvurusu da Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 21/04/2025 tarih ve E.2025/3349, K.2025/3650 sayılı kesin kararı ile onanarak kesinleşmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir: "...YARGILAMA VE GEREKÇE:Taraflar arasındaki davacının OHAL komisyonu kararı ile 21/10/2019 tarihi itibariyle işine iadesine karar verilmesi sebebiyle çalışmadığı süreden mahrum kaldığı alacakların 7075 sayılı kanun ile yapılan değişiklik kapsamında KHK 10/1 Maddesi uyarınca davacıya ödenip ödenmeyeceği noktasında toplanmaktadır.Dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılacağı üzere davalı iş yerinde 01/10/2013 tarihinde işe başlayan davacının iş akdi 21/07/2016 tarihinde davalı Yönetim Kurulu Kararı ile feshedilmiştir. Davacının Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonuna başvurmuş ve Komisyon Kararı ile görevine iade edilmiştir. Karar üzerine davacı 21/10/2019 tarihinde tekrar işe başlatılmıştır. Mahkememizce verilen karar Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 21/11/2024 tarih 2024/9152 Esas 2024/15026 karar sayılı ilamıyla bozularak mahkememize iade edilmiştir. Mahkememizce Yargıtay bozma ilamına uyulmuştur. Yargıtay kararında da belirtildiği üzere davacının iş sözleşmesinin feshedildiği ve yeniden işe başlatıldığı tarihler arasındaki ücret alacağına ilişkin ödenmemiş SGK primlerinin SGK ya geçmişe dönük olarak ödenmesi gerektiğinin tespitine yönelik talebinin sosyal güvenlik hakkı ve kamu düzeni ile ilgili olduğu ve bu tür davalarda kişi iradesinin belirleyici etkiye sahip olmadığı ve resen araştırma ilkesinin uygulandığı dikkate alınarak bu talebin alacak talebinden tefrik edilmesi gerektiği belirtildiğinden mahkememizce tespite ilişkin talebin tefrikine karar verilmiştir. Davacı tespitle birlikte söz konusu sürelerin yıllık ücretli izin hakkının da tespitini talep ettiğinden bu talebin de 4857 sayılı yasadan kaynaklandığı açıktır. Dolayısıyla bu talebin de dosyadan tefrikine karar verilmiştir. Davacı yukarıda belirtilen tespitlerle birlikte ücret, ikramiye, ilave tediye, agi, kira yardımı, öğrenim yardımı alacakları talebinde de bulunmuştur. Kamu görevinden çıkarılan davacı kamu görevine iade talebiyle Olağanüstü Hal Komisyonuna başvurmuş, yapılan değerlendirme sonucunda komisyon kararıyla kamu görevine iade talebi yerinde görülerek başvurusu kabul edilmiştir. Davacı işten çıkartıldığı ve komisyon kararıyla yeniden işe başlatıldığı tarihler arasında ödenmeyen ücret, ikramiye, ilave tediye, asgari geçim indirimi, kira yardımı, öğrenim yardımı alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı komisyon kararıyla görevine iade edildiğinden dolayı yapılan işlem idari bir işlemdir. Davacı idari bir işlemle göreve başlatıldığından idari işlemin mali sonuçlarına ilişkin uyuşmazlığın da idari yargıda çözüme kavuşturulması gerektiği açıktır. Yargıtay bozma ilamı da bu yöndedir. Dolayısıyla bu alacaklar yönünde çözüm yeri idari yargı olması nedeniyle 6100 sayılı kanunun 114. Maddesinin b bendi ve 15. Maddesi uyarınca yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Her ne kadar davacı tarafından sunulan emsal mahkeme ve BAM kararları ve bozma ilamına karşı dilekçe ekinde sunmuş olduğu B. kararlarında söz konusu uyuşmazlığın adli yargının görev alanına girdiği belirtilmiş ve bu yönde karar verilmiş ise de, bu kararlara itibar edilmemiş ve Yargıtay bozma ilamı kapsamında karar verilmiştir. HÜKÜM:1-SGK PRİM TESPİTİNE YÖNELİK TALEBİN BU DOSYADAN TEFRİKİNE VE AYRI BİR ESASA KAYDEDİLMESİNE, 2-YILLIK ÜCRETLİ İZİN HAKKINDAKİ TALEBİN BU DOSYADAN TEFRİKİ İLE AYRI BİR ESASA KAYDEDİLMESİNE, 3-DAVACININ ÜCRET, İKRAMİYE, İLAVE TEDİYE, AGİ, KİRA YARDIMI, ÖĞRENİM YARDIMI ALACAKLARINA YÖNELİK TALEPLERİN 6100 SAYILI KANUNUN 114/1-b İLE 115. MADDESİ UYARINCA YARGI YOLUNUN CAİZ OLMAMASI NEDENİYLE DAVA ŞARTI YOKLUĞU NEDENİYLE USULDEN REDDİNE, ..."
Esas No : 2025/672 Karar No: 2026/29
4. Davacı vekili, bunun üzerine, müvekkilinin görevinden ihracı sonrasında görevine iade edildiği zamana kadarki çalışmadığı sürelere ilişkin ücret, ilave tediye, asgari geçim indirimi, kira yardımı, öğrenim yardımı, ölüm yardımı, engelli yardım alacaklarının toplamı 333.275,19 TL tutarındaki mali ve sosyal haklarının en yüksek mevduat faiziyle ödenmesi istemiyle idare yargı yerinde dava açmıştır.B. İdari Yargıda5. Ankara 6. İdare Mahkemesi 06/11/2025 tarih ve E.2025/913 sayılı kararı ile, uyuşmazlığın özel hukuk hükümlerine göre görüm ve çözümünde, adli yargı yerinin görevli olduğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle, 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun'un 19. maddesi uyarınca görevli yargı yerinin belirlenmesi için dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine ve dosya incelemesinin bu konuda Uyuşmazlık Mahkemesince karar verilinceye kadar ertelenmesine karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir: "...Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesinin 06/11/2018 tarih ve E:2018/1126, K:2018/1286 sayılı kararında da belirtildiği üzere, T. A.
, 5189 sayılı Kanun uyarınca ticari faaliyette bulunmak üzere bir ticari işletmeyi işletmek için kurulmuş olup, kamusal faaliyet yürütmemekte ve idare olarak değerlendirilmemektedir. Buna göre uyuşmazlığın, 4857 sayılı İş Kanunu'na göre davalı şirket bünyesinde iş akdiyle çalışan davacı ile işveren davalı şirket arasındaki iş sözleşmesine ilişkin olduğu anlaşıldığından, uyuşmazlığın görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu sonucuna varılmıştır. ..."6. Ankara 6. İdare Mahkemesi tarafından 2247 sayılı Kanun’un 19. maddesi uyarınca görevli yargı yerinin belirlenmesi için idari ve adli yargı dava dosyaları Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmiştir.III. İLGİLİ HUKUK7. Anayasa'nın "B. Yargı yolu" başlıklı 125. maddesinin son fıkrası şöyledir:"İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür."8. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrası şöyledir: "1. (Değişik: 10/6/1994 - 4001/1 md.) İdari dava türleri şunlardır:a) (İptal: Anayasa Mahkemesinin 21/9/1995 tarihli ve E:1995/27, K:1995/47 sayılı kararı ile; Yeniden Düzenleme: 8/6/2000-4577/5 md.) İdarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları,b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davalarıc) (Değişik: 18/12/1999-4492/6 md.) Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar."
Esas No : 2025/672 Karar No: 2026/29
9. Olağanüstü Hal kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (KHK) "Amaç ve Kapsam" başlıklı 1. maddesi şöyledir :"Bu Kanun Hükmünde Kararname ile 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında, kamu personeline ilişkin bazı tedbirlerin alınması amaçlanmaktadır."10. 672 sayılı KHK'nın "Kamu personeline ilişkin tedbirler" başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi şöyledir : " (1) Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan;a) Ekli (1) sayılı listede yer alan kişiler kamu görevinden,...başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır. Bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz. Haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edilir."11. 7075 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un "Kararların uygulanması" başlıklı 10. maddesinin ilgili 1. ve 3. fıkraları şöyledir :(1) (Değişik: 25/7/2018-7145/22 md.) Kamu görevinden, meslekten veya görev yapılan teşkilattan çıkarılan ya da ilişiği kesilenlere ilişkin başvurunun kabulü hâlinde karar, kadro veya pozisyonunun bulunduğu kuruma, yükseköğretim kurumlarında kamu görevinden çıkarılan öğretim elemanları için Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına bildirilir. Kamu görevine iade edilmesine karar verilenlerin eski kadro veya pozisyonuna atanması esastır. (İptal üçüncü cümle: Anayasa Mahkemesi’nin 24/12/2019 tarihli ve E.: 2018/159, K.: 2019/93 sayılı Kararı ile.) Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına bildirilenlerin atama teklifleri; (…) önceki kadro unvanlarına uygun olarak on beş gün içinde yapılır. Kurumlar, bildirim veya atama teklif tarihini takip eden otuz gün içerisinde atama işlemlerini tamamlar. Bu kapsamda yer alan personele ilişkin kadro ve pozisyonlar, ilgililere ilişkin atama onaylarının alındığı tarih itibarıyla diğer kanunlardaki hükümlere bakılmaksızın ve başka bir işleme gerek kalmaksızın ilgili mevzuatı uyarınca ihdas, tahsis ve vize edilmiş sayılır. Söz konusu kadro ve pozisyonlar, herhangi bir şekilde boşalmaları hâlinde başka bir işleme gerek kalmaksızın iptal edilmiş sayılır. Atama emri, ilgili kamu kurum ve kuruluşu tarafından 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre ilgililere tebliğ edilir. Tebliğ tarihini takip eden on gün içerisinde göreve başlamayanların bu maddeden doğan atanma hakkı (…) düşer. Kamu kurum ve kuruluşları atama ve göreve başlatma işlemlerinin sonucunu, işlemlerin tamamlanmasını takip eden on beş gün içinde Devlet Personel Başkanlığına bildirirler. İlgililerin kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin kanun hükmünde kararname hükümleri, bu fıkrada belirtilen kişiler bakımından tüm hüküm ve sonuçlarıyla birlikte ortadan kalkmış sayılır. Bu kapsamda göreve başlayanlara, kamu görevinden çıkarılma tarihlerini takip eden aybaşından göreve başladıkları tarihe kadar geçen süreye tekabül eden mali ve sosyal hakları ödenir. (İptal cümle: Anayasa Mahkemesi’nin 30/6/2022 tarihli ve E.: 2018/137, K.: 2022/86 sayılı Kararı ile.)...(3) Komisyonun karara bağladığı dosyaya ilişkin olarak Komisyonda bulunan tüm evrak, birinci fıkra kapsamına giren dosyalarda ilgilinin son görev yaptığı kurum veya kuruluşa, ikinci fıkra kapsamına giren dosyalarda ilgili kurum veya kuruluşa, diğer dosyalarda ise ek 1 inci maddeye göre husumetin yöneltileceği kurum veya kuruluşa devredilir."
Esas No : 2025/672 Karar No: 2026/29
V. İNCELEME VE GEREKÇEA. İlk İnceleme12. Uyuşmazlık Mahkemesinin Rıdvan GÜLEÇ'in Başkanlığında, Üyeler Eyüp SARICALAR, Bayram ŞEN, Döndü Deniz BİLİR, Ahmet ARSLAN, Mahmut BALLI ve Bilal ÇALIŞKAN'ın katılımlarıyla yapılan 12/01/2026 tarihli toplantısında; 2247 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre, İdare Mahkemesince, anılan Kanun'un 19. maddesine göre başvuruda bulunulmuş olduğu, Mahkemece idari yargı dosyasının, adli yargı dosyası ile birlikte Uyuşmazlık Mahkemesine gönderildiği ve usule ilişkin başka bir noksanlık da bulunmadığı anlaşıldığından, görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliğiyle karar verildi..B. Esasın İncelenmesi13. Raportör-Hâkim Murat UÇUR'un davanın çözümünde idari yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan, ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ'nin ve Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın davada idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:14. Dava, 672 sayılı OHAL KHK'sı ile kamu görevinden çıkarılmasına karar verilen davacının, hakkında yapılan OHAL Komisyonu incelemesi sonucu görevine iadesine karar verilmesi üzerine, iade sürecinde kendisine yapılan mali ve sosyal haklarına ilişkin eksik ödemelerin tahsili istemiyle açılmıştır.15. Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü bulunduğu kurala bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi gereğince idari eylem ve işlemlerden dolayı zarara uğrayanlar tarafından açılan tam yargı davaları idari dava türleri arasında sayılmıştır.16. Kamu hizmetinin, yöntemine ve hukuka uygun olarak yürütülüp yürütülmediğinin, kamu yararına uygun şekilde işletilip işletilmediğinin, hizmet kusuru ya da başka bir nedenle idarenin sorumluluğu bulunup bulunmadığının yargısal denetiminin, 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesinde “İdari dava türleri” arasında sayılan “İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel kakları doğrudan muhtel olanlar" tarafından açılan tam yargı davaları kapsamında, idari yargı yerlerince yapılacağı açıktır.17. Dava dosyasının incelenmesinden; T.
'ta iş akdiyle çalışmakta iken, önce şirket yönetim kurulu kararı ile, daha sonra da 672 sayılı KHK ile görevine son verilen davacının OHAL Komisyon kararıyla görevine iade edildiği, 21/07/2016 ile 21/10/2019 tarihleri arasındaki süreye ilişkin ödenmeyen sosyal güvenlik primlerinin ödenmesi, çalışılmayan dönemin çalışılmış olarak hesaplanıp yıllık ücretli izin hakkının tespiti, toplu iş sözleşmesine dayalı ücret, ikramiye, ilave tediye, asgari geçim indirimi, kira yardımı, öğrenim yardımı, ölüm yardımı ile engelli yardımı alacaklarından oluşan sosyal ve mali haklarının ödenmesi istemiyle davanın açıldığı, yargılama sürecinde sosyal güvenlik haklarına ilişkin prim ve yıllık izin tespiti kalemlerinin tefrik edildiği, diğer sosyal ve mali hakları yönünden olumsuz görev uyuşmazlığı çıkarıldığı anlaşılmıştır.
Esas No : 2025/672 Karar No: 2026/29
18.Somut uyuşmazlıkta, davalı şirketin özel hukuk tüzel kişisi olduğu ve davacının davalı şirkette iş akdiyle çalıştığı, 672 sayılı OHAL KHK'sı ile görevinden çıkarılmasına karar verildikten sonra, davacı hakkında yapılan adli soruşturma ve OHAL Komisyonu incelemesi sonucu görevine iadesine karar verildiği ve bu karar uyarınca da yine yönetim kurulu kararı ile işe iade edildiği görülmektedir. Eldeki davada, dava konusu edilen mali ve sosyal hakların, toplu iş sözleşmesi ve iş akdi çerçevesinde değerlendirilmesinin gerektiği düşünülse de, uyuşmazlığın esasının iş akdinden kaynaklanmadığı, OHAL Komisyonu kararı nedeniyle işe iade sürecinde davacı tarafa ödenmesi gereken mali ve sosyal hakların 7075 sayılı Kanun 10. maddesine ve diğer mevzuata uygun olarak işlem tesis edilip edilmediğinin belirlenmesinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. 19. Bu duruma göre, idarenin işleminden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olduğu ileri sürülen davacı tarafından açılan davanın çözümünde, 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi gereğince idari yargı yerlerinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır.20. Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak, Ankara 6. İdare Mahkemesinin 06/11/2025 tarih ve E.2025/913 sayılı başvurusunun reddi gerekmiştir. VI. HÜKÜM Açıklanan gerekçelerle;A. Davanın çözümünde İDARİ YARGININ GÖREVLİ OLDUĞUNA,B. Ankara 6. İdare Mahkemesinin 06/11/2025 tarih ve E.2025/913 sayılı BAŞVURUSUNUN REDDİNE, 12/01/2026 tarihinde, OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Üye
Rıdvan
Eyüp
Bayram
Döndü Deniz
GÜLEÇ
SARICALAR
ŞEN
BİLİR
Üye
Üye
Üye
Ahmet
Mahmut
Bilal
ARSLAN
BALLIÇALIŞKAN