T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/690KARAR NO: 2026/8
KARAR TR: 12/01/2026 ÖZET: Davalı idare tarafından verilen izinle davacı şirket tarafından yapılan çalışma sırasında, ağır tonajlı kamyonlardan kaynaklı cadde üzerinde granit kaplamalarda kırılmalar ve yeşil alanda oluşan bozulmalar nedeniyle oluşan hasar bedelinin, 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu uyarınca tahsiline ilişkin tahakkuk işleminin iptali istemiyle açılan
davanın,
anılan kanunda idari paracezalarına itiraz konusunda görevli mahkemeye iliskin yasal bir düzenleme olmadığından, 5326 Sayılı Kabahatler Kanunu'nun 3 ve 27/1 maddeleri uyarınca ADLİ YARGI YERINDE görülmesi gerektigi hk.K A R A R Davacı: G. A. Y. S. S. V. T. L. Ş.Vekili: A. B.
Davalı: İstanbul Büyükşehir Belediye BaşkanlığıVekili: Av. T. E. S.
I. DAVA KONUSU OLAY
1. Davacı vekili, müvekkili şirket tarafından
üzerinde yapılan çalışma nedeniyle yeşil alan ve kaldırımlara zarar verildiğinden bahisle oluşan tahrip bedelinin tahsiline ilişkin, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Mali Hizmetler Daire Başkanlığı Gelirler Şube Müdürlüğünün 10/04/2025 tarihli, 708967 numaralı ve HS240314 konulu 122.675 TL tahakkuk işleminin iptali istemi ile idari yargı yerinde dava açmıştır. 2. Davalı vekili, süresinde sunduğu cevap dilekçesinde, davanın görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğunu ileri sürerek, yargı yolu itirazında bulunmuştur.II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİN BAŞVURU SÜRECİA. İdari Yargıda3 . İstanbul 12. İdare Mahkemesi 25/09/2025 tarih ve E.2025/850 sayılı kararı ile, idare tarafından kamu gücüne dayalı, re’sen ve tek yanlı irade açıklaması sonucu tesis edilen bu işleme karşı açılan ve 2577 sayılı Kanun'da belirtilen iptal davası niteliğinde olan davada, dava konusu uyuşmazlığın görüm ve çözümünün idari yargıya ait olduğu gerekçesiyle, davalının görev itirazının reddine ve mahkemelerinin görevliliğine karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir.
Esas No : 2025/690 Karar No: 2026/8
"...5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun 23. maddesinde; büyükşehir belediyesinin gelirleri sayılmış, 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun "Meclisin görev ve yetkileri" başlıklı 18. maddesinin (f) bendinde, "Kanunlarda vergi, resim, harç ve katılma payı konusu yapılmayan ve ilgililerin isteğine bağlı hizmetler için uygulanacak ücret tarifesini belirlemek" belediye meclislerinin görevleri arasında yer almış, 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu'nun 82. maddesinde; mevzuat gereğince alınması zorunlu veya isteğe bağlı görülen ve belediyeler veya onlara bağlı kuruluşlar tarafından düzenlenerek ilgilisine verilecek; muayene ve sağlıkla veya fenni konularla ilgili tahlillere ilişkin olup bu kanunda ayrıca harca tabi tutulmamış olan ruhsatlar, rapor ve belgelerin "Muayene, Ruhsat ve Rapor Harcına" tabi olduğu, 97. maddesinde ise; Belediyelerin bu kanunda harç veya katılma payı konusu yapılmayan ve ilgililerin isteğine bağlı olarak ifa edecekleri her türlü hizmet için belediye meclislerince düzenlenecek tarifelere göre ücret almaya yetkili oldukları, belediyeye tekel olarak verilmiş işlerin kendi özel hükümlerine tabi olduğu hükme bağlanmıştır.Dava dosyasının incelenmesinden, davacı şirket tarafından,
üzerinde yapılan çalışma sonucunda yeşil alanda ve kaldırımda oluşan hasar bedelinin tahsiline yönelik tesis edilen 10.04.2025 tarihli 708967 numaralı ve HS240314 konulu tahakkuk işleminin iptaline ilişkin uyuşmazlığın çözümünde adli yargının görevli olduğu, idari yargının görevli olmadığı yönünde görev itirazında bulunulduğu görülmüş ise de, dava konusu tahakkuka ilişkin işlemin Belediye Meclisi'nin 2025 yılı Ücret Tarifesine göre alındığı göz önünde bulundurulduğunda, idare tarafından kamu gücüne dayalı, re’sen ve tek yanlı irade açıklaması sonucu tesis edilen bu işleme karşı açılan ve 2577 sayılı Yasa'da belirtilen iptal davası niteliğinde olan davada, dava konusu uyuşmazlığın görüm ve çözümünün idari yargıya ait olduğu sonucuna varılmıştır.Açıklanan nedenlerle davalı idarenin görev itirazının reddine...''4. Davalı vekili tarafından, süresi içinde verilen dilekçe ile olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılması talebiyle başvurulması üzerine dilekçe, dava dosyası ile birlikte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir.B. Olumlu Görev Uyuşmazlığı Çıkarılmasına İlişkin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Talebi5.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, somut uyuşmazlıkta yargısal denetimin, adli yargı yerince yapılması gerektiği görüşüyle, 2247 sayılı Kanun'un 10. maddesi uyarınca olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılmasına karar vererek, dosyayı Uyuşmazlık Mahkemesine göndermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"...Davacı tarafından,
üzerinde yapılan çalışma sırasında, verilen ruhsatta belirtilen alanın dışına çıkılarak yeşil alana ve kaldırımlara zarar verdiğinden bahisle, oluşan hasar bedelinin 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu uyarınca ödenmesine ilişkin 10.04.2025 tarihli ve 708967 sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davada, davalı idare tarafından yapılan görev itirazının mahkemece reddi üzerine, olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılması istemi ile davalı idarece Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına başvurulmuştur.Bilindiği gibi, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun “İdari Dava Türleri ve İdari Yargı Yetkisinin Sınırı" kenar başlıklı 2. maddesinde, idari dava türleri: a) İdari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları, b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, c) Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar olarak sayılmıştır.
Esas No : 2025/690 Karar No: 2026/8
Öte yandan, 2464 sayılı Kanun'un mükerrer 79. maddesinde, “Belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde umumi hizmet alanlarında yapılacak kazı işlemleri için belediyece verilecek altyapı kazı izni, altyapı kazı izni harcına tabidir. Bu harcın mükellefi altyapı kazı izni talebinde bulunanlardır. Bu madde kapsamında verilecek altyapı kazı izinleri için ilgili belediyeden altyapı kazı izni belgesi alınır. Altyapı kazı izni başvuruları on beş gün içerisinde sonuçlandırılır. Altyapı kazı alanı ile kazı sırasında diğer altyapı tesislerine zarar verilmesi halinde bu tesisler kazıyı yapan tarafından eski haline getirilir. Altyapı kazı alanı, alan tahrip tutarının peşin yatırılması veya alan tahrip tutan kadar teminat verilmesi halinde belediyece de kapatılabilir. İzinsiz altyapı kazısı yapanlara veya altyapı kazı alanını usulüne uygun kapatmayanlara belediye encümenince alan tahrip tutarının beş katına kadar idari para cezası verilir. İdari para cezası, ilgilisine tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde ödenir. Bu yerlerin alan tahrip tutarı, varsa teminatı düşülerek ayrıca tahsil edilir.'''’ hükmüne yer verilmiş, Kanun'da idari para cezalarına karşı kanun yoluna ilişkin bir düzenlemeye yer verilmemiştir.Diğer taraftan; 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 06.12.2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanun'un 31. maddesiyle değiştirilen 3. maddesinde, “Bu Kanunun; a) İdarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümleri, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde,h) Diğer genel hükümleri, idari para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında, / uygulanır. '' hükmü; 16. maddesinde, "(1) Kabahatler karşılığında uygulanacak olan idari yaptırımlar, idari para cezası ve idari tedbirlerden ibarettir. İdarî tedbirler, mülkiyetin kamuya geçirilmesi ve ilgili kanunlarda yer atan diğer tedbirlerdir.'' hükmü; 27. maddesinde ise, “İdari para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin idari yaptırım kararına karşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde, sulh ceza mahkemesine başvurulabilir. Bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması halinde idari yaptırım kararı kesinleşir.” hükmü yer almıştır.Somut olayda dava, davalı idare tarafından verilen izinle davacı tarafından yapılan çalışma sırasında, proje dışına çıkılarak usulsüz yapı inşa edilmesi ve bu sırada yeşil alana ve kaldırımlara zarar verilmesi sebebiyle, oluşan 122.675,00 TL hasar bedelinin 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu uyarınca ödenmesine ilişkin 10.04.2025 tarihli ve 708967 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.Yukarıda açıklanan düzenlemelere göre, 5326 sayılı Kanun'un idari yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması hâlinde uygulanacağı, diğer kanunlarda görevli mahkemenin gösterilmesi durumunda ise uygulanmayacağı anlaşılmaktadır.İncelenen uyuşmazlıkta, uygulanan idari para cezası niteliğindeki tahrip bedelinin 5326 sayılı Kanun'un 16. maddesinde belirtilen idari yaptırım türlerinden biri olduğu, 2464 sayılı Kanun'dada idari para cezasına itiraz konusunda görevli mahkemenin gösterilmediği anlaşılmıştır. Bu durumda 5326 sayılı Kanun'un 3. maddesi gereğince, idari yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümleri, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması hâlinde uygulanacağından ve görevli mahkemenin belirlenmesinde 5326 sayılı Kanun hükümleri dikkate alınacağından, idari para cezası uygulanmasına ilişkin karara karşı açılan davanın çözümünde de, anılan Kanun'un 27. maddesinin birinci fıkrası uyarınca adli yargı yerinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır..."6. Emsal dosyalardaki uyuşmazlıklarda adli yargının görevli olduğu yönündeki görüşü bilinmekle, 2247 sayılı Kanun'un 13/3. maddesi çerçevesinde Danıştay Başsavcısının görüşünün alınmasına gerek görülmemiştir.III. İLGİLİ HUKUK7. 5393 Sayılı Kanun'un "Meclisin görev ve yetkileri" başlıklı 18. maddesinin 1.fıkrasının f bendi şöyledir :
Esas No : 2025/690 Karar No: 2026/8
" Belediye meclisinin görev ve yetkileri şunlardır:... f) Kanunlarda vergi, resim, harç ve katılma payı konusu yapılmayan ve ilgililerin isteğine bağlı hizmetler için uygulanacak ücret tarifesini belirlemek. "8. 1608 Sayılı " Umuru Belediyeye Müteallik Ahkâmı Cezaiye Hakkında 16 Nisan 1340 Tarih ve 486 Numaralı Kanunun Bazı Maddelerini Muaddil Kanunun 1. maddesi şöyledir :''Değişik madde: 23/01/2008 t. 5728 s. K. M.66 Belediye meclis ve encümenlerinin kendilerine kanun, nizam ve talimatnamelerin verdiği vazife ve salahiyet dairesinde ittihaz ettikleri kararlara muhalif hareket edenlerle belediye kanun ve nizam ve talimatnamelerinin men veya emrettiği fiilleri işleyenlere veya yapmayanlara belediye encümenince Kabahatler Kanununun 32 nci maddesi hükmüne göre idarî para cezası ve yasaklanan faaliyetin menine karar verilir. Bu kararda ilgili kişiye bir süre de verilebilir.Belediye encümeni kararında belli bir fiilin muayyen bir süre zarfında yapılmasını da emredebilir. Emredilen fiilin ilgili kişi tarafından yapılmaması hâlinde, masrafları yüzde yirmi zammı ile birlikte tahsil edilmek üzere belediye tarafından yerine getirilir.
Bu madde hükümleri ilgili kanunda ayrıca hüküm bulunmayan hâllerde uygulanır."9.2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu'nun "Altyapı kazı izni harcı" başlıklı mükerrer 79. maddesi şöyledir:''(Ek: 15/2/2018-7099/10 md.) Belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde umumi hizmet alanlarında yapılacak kazı işlemleri için belediyece verilecek altyapı kazı izni, altyapı kazı izni harcına tabidir. Bu harcın mükellefi altyapı kazı izni talebinde bulunanlardır. Altyapı kazı izni harcının matrahı, öncelikle Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca yayımlanan birim fiyatlar olmak üzere Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı veya bunların ilgili birimlerince yayımlanan birim fiyatlarının, bu idarelerde kazı alanı türü itibarıyla birim fiyatının olmaması halinde diğer kamu kurum ve kuruluşlarınca yayımlanan birim fiyatlarının, kazı alanıyla çarpılması sonucu bulunan ve alan tahrip tutarı olarak tanımlanan tutardır. Altyapı kazı izni harcı, alan tahrip tutarı üzerinden binde 2 oranında alınır. Cumhurbaşkanı belediye grupları itibarıyla bu oranı yarısına kadar indirmeye, on katına kadar artırmaya yetkilidir.Bu madde kapsamında verilecek altyapı kazı izinleri için ilgili belediyeden altyapı kazı izni belgesi alınır. Altyapı kazı izni başvuruları on beş gün içerisinde sonuçlandırılır. Altyapı kazı alanı ile kazı sırasında diğer altyapı tesislerine zarar verilmesi halinde bu tesisler kazıyı yapan tarafından eski haline getirilir. Altyapı kazı alanı, alan tahrip tutarının peşin yatırılması veya alan tahrip tutarı kadar teminat verilmesi halinde belediyece de kapatılabilir. İzinsiz altyapı kazısı yapanlara veya altyapı kazı alanını usulüne uygun kapatmayanlara belediye encümenince alan tahrip tutarının beş katına kadar idari para cezası verilir. İdari para cezası, ilgilisine tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde ödenir. Bu yerlerin alan tahrip tutarı, varsa teminatı düşülerek ayrıca tahsil edilir."10. 2464 sayılı Kanun´un "Ücrete tabi işler" başlıklı 97. maddesi şöyledir: (Değişik: 4/12/1985 – 3239/125 md.) Belediyeler bu Kanunda harç veya katılma payı konusu yapılmayan ve ilgililerin isteğine bağlı olarak ifa edecekleri her türlü hizmet (…) için belediye meclislerince düzenlenecek tarifelere göre ücret almaya yetkilidir. Belediye’ye tekel olarak verilmiş işler kendi özel hükümlerine tabidir.(İkinci fıkra iptal: Anayasa Mahkemesinin 31/3/1987 tarihli ve E: 86/20, K.: 87/9 sayılı kararı ile)”
Esas No : 2025/690 Karar No: 2026/8
11. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun "Tanım" başlıklı 2. maddesi şöyledir: “Kabahat deyiminden; kanunun, karşılığında idari yaptırım uygulanmasını öngördüğü haksızlık anlaşılır.” 12. 5326 sayılı Kanun’un "Genel kanun niteliği" başlıklı 3. maddesi şöyledir: ''(Değişik: 6/12/2006-5560/31 md.) (1) Bu Kanunun;a) İdarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümleri, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde, b) Diğer genel hükümleri, idarî para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında,uygulanır.” 13. 5326 sayılı Kanun’un “Kanunilik İlkesi” başlıklı 4. maddesi şöyledir:1) Hangi fiillerin kabahat oluşturduğu, kanunda açıkça tanımlanabileceği gibi; kanunun kapsam ve koşulları bakımından belirlediği çerçeve hükmün içeriği, idarenin genel ve düzenleyici işlemleriyle de doldurulabilir.2) Kabahat karşılığı olan yaptırımların türü, süresi ve miktarı, ancak kanunla belirlenebilir."14. 5326 sayılı Kanun’un "Yaptırım türleri" başlıklı 16. maddesi şöyledir:(1) Kabahatler karşılığında uygulanacak olan idarî yaptırımlar, idarî para cezası ve idarî tedbirlerden ibarettir.2) İdarî tedbirler, mülkiyetin kamuya geçirilmesi ve ilgili kanunlarda yer alan diğer tedbirlerdir”15. 5326 sayılı Kanun’un “Başvuru yolu” başlıklı 27. maddesinin 1. ve 8. fıkraları şöyledir:(1) İdarî para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin idarî yaptırım kararına karşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde, sulh ceza mahkemesine başvurulabilir. Bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması halinde idarî yaptırım kararı kesinleşir....8) (Ek: 6/12/2006-5560/34 md.) İdarî yaptırım kararının verildiği işlem kapsamında aynı kişi ile ilgili olarak idarî yargının görev alanına giren kararların da verilmiş olması halinde; idarî yaptırım kararına ilişkin hukuka aykırılık iddiaları bu işlemin iptali talebiyle birlikte idarî yargı merciinde görülür.” IV. İNCELEME VE GEREKÇEA. İlk İnceleme16. Uyuşmazlık Mahkemesinin Rıdvan GÜLEÇ'in Başkanlığında, Üyeler Eyüp SARICALAR, Bayram ŞEN, Döndü Deniz BİLİR, Ahmet ARSLAN, Mahmut BALLI ve Bilal ÇALIŞKAN’ın katılımlarıyla yapılan 12/01/2026 tarihli toplantısında; 2247 sayılı Kanun'un 27. maddesi gereğince yapılan incelemeye göre, davalı vekilinin anılan Kanun'un 10/2. maddesinde öngörülen yönteme uygun olarak yaptığı görev itirazının reddedilmesi ve 12/1. maddede belirtilen süre içinde başvuruda bulunması üzerine Yargıtay Cumhuriyet
Esas No : 2025/690 Karar No: 2026/8
Başsavcısınca 10. maddede öngörülen biçimde olumlu görev uyuşmazlığı çıkarıldığı ve usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından, görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliğiyle karar verildi.B. Esasın İncelenmesi17. Raportör-Hâkim Şerife ÖZDOĞAN IŞIK'ın, davanın çözümünde adli yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan, ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ ile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın davada adli yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:18. Dava, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Mali Hizmetler Daire Başkanlığı Gelirler Şube Müdürlüğü'nün 10.04.2025 tarihli 708967 numaralı ve HS240314 konulu 122.675.00 TL tahrip bedeline ilişkin tahakkuk işleminin iptali istemi istemiyle açılmıştır. 19.Dava dosyasının incelenmesinde; İstanbul İli, Sarıyer İlçesi, Emirgan Mahallesi, Doğru Muvakkithane Caddesi üzerinde Boğaziçi İmar Şube Müdürlüğü izni ile davacı şirketin insaat faaliyetlerine başladıktan sonra proje dısına çıkarak usulsüz yapı inşa ettiği ve bildirimde bulunmadığı, sözkonusu gerekçeyle İBB Koruma Uygulama ve Denetleme Şube Müdürlüğü tarafından yapılan tespit üzerine davacı sirketin inşaat faaliyetlerinin durdurulduğu, davacı şirketin anılan insaat faaliyetleri esnasında ağır tonajlı kamyonlar ile Emirgan Muvakkithanesi bölgesini kullanarak malzeme sevkiyatları ve yapı faaliyetleri esnasında yesil alanı tahrip ederek, cadde üzerinde granit kaplamalarda kırılmalar ve yeşil alanda oluşan bozulmalar nedeniyle oluştuğu bildirilen 122.675,00 TL hasar bedelinin, 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu uyarınca tahsiline iliskin İstanbul Büyüksehir Belediyesi Mali Hizmetler Daire Başkanlığı Gelirler Şube Müdürlügü'nün 10.04.2025 tarihli 708967 numaralı ve HS240314 konulu tahakkuk islemi üzerine, sözkonusu işlemin iptali istemiyle dava açıldığı görülmüştür.20. Kabahatler Kanunu’nun 27. maddesinin sekizinci fıkrasında; idari yaptırım kararının verildiği işlem kapsamında aynı kişi ile ilgili olarak idari yargının görev alanına giren kararların da verilmiş olması halinde, idari yaptırım kararına ilişkin hukuka aykırılık iddialarının, bu işlemin iptali talebiyle birlikte idari yargı merciinde görüleceği kurala bağlanmış, bu maddenin gerekçesinde de, Kabahatler Kanunu'ndaki düzenlemelerin ortaya çıkardığı bağlantı sorununa çözüm getirilmesinin amaçlandığı ifade edilmiştir.21. 19/12/2006 tarihinde yürürlüğe giren bu düzenlemeye göre, Kabahatler Kanunu’nun idari yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde uygulanacağı; diğer kanunlarda görevli mahkemenin gösterilmesi durumunda ise uygulanmayacağı ancak idari yaptırım kararının verildiği işlem kapsamında aynı kişi ile ilgili olarak idari yargının görev alanına giren kararların da verilmiş olması halinde idari yaptırım kararına ilişkin hukuka aykırılık iddialarının bu işlemin iptali talebiyle birlikte idari yargı merciinde görüleceği anlaşılmaktadır. Bir başka deyişle, idari yargının görev alanına giren bir yaptırım kararının verilmiş ve bunun dava konusu edilmiş olması halinde idari yargının bu davaya ve aynı maddi olaya ilişkin idari para cezası kararına karşı açılan veya açılacak davaya da bakacağı kuşkusuzdur.22. Diğer yandan, uygulanan idari para cezası niteliğindeki tahrip bedelinin 5326 sayılı Kanun'un 16. maddesinde belirtilen idari yaptırım türlerinden biri olduğu, 2464 sayılı
Esas No : 2025/690 Karar No: 2026/8
Kanun ve yukarıda sözü edilen mevzuat hükümleri uyarınca verilecek para cezalarına karşı yapılacak itiraz konusunda görevli mahkemenin gösterilmediği de anlaşılmıştır.23. Bu durumda, davacı hakkında tesis edilen idari para cezası niteliğindeki tahrip bedelinin, idari yaptırım türlerinden olduğu ve 5326 sayılı Kanun’un idarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde uygulanacağı belirtildiğinden, açılan davanın görüm ve çözümünde, anılan Kanun'un 27. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca adli yargı yerinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır.24. Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının başvurusunun kabulü ile, davalı vekilinin görev itirazının reddine ilişkin İstanbul 12. İdare Mahkemesinin 25/09/2025 tarih ve E.2025/850 sayılı görevlilik kararının kaldırılması gerekmiştir.VI. HÜKÜM Açıklanan gerekçelerle;A. Davanın çözümünde ADLİ YARGININ GÖREVLİ OLDUĞUNA, B.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile davalı vekilinin görev itirazının reddine ilişkin İstanbul 12. İdare Mahkemesinin 25/09/2025 tarih ve E.2025/850 sayılı GÖREVLİLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 12/01/2026 tarihinde, OYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Üye
Rıdvan
Eyüp
Bayram
Döndü Deniz
GÜLEÇ
SARICALAR
ŞEN
BİLİR
Üye
Üye
Üye
Ahmet
Mahmut
Bilal
ARSLAN
BALLIÇALIŞKAN