T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/708KARAR NO: 2026/137
KARAR TR: 09/03/2026
ÖZET: Davalı idare bünyesinde sözleşmeli personel olarak görev yapan davacı tarafından, mevcut sigortalılığının 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına alınmasına yönelik talebinin zımnen reddine ilişkin işlemin iptali ile söz konusu işlem nedeniyle yoksun kalınan mali ve özlük haklarının faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılan davanın, İDARİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.K A R A R
Davacı: D. O. T.
Vekili: Av. H. K.
Davalı: Devlet Arşivleri BaşkanlığıVekili: Av. S. Ç.
I. DAVA KONUSU OLAY1. Davacı vekili, müvekkilinin 12/01/2015 tarihinden itibaren Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğünde 5510 sayılı Kanun'un 4/1-c maddesi kapsamında sözleşmeli personel olarak çalışmaya başladığını, 09/07/2018 tarih ve 703 sayılı KHK ile Başbakanlık ve Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğünün ilga edilmesine binaen, 15/08/2018 tarihinde Devlet Arşivleri Başkanlığı bünyesine sözleşmeli personel olarak nakledildiğini ve halen 27/06/2019 tarih ve 30814 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Devlet Arşivleri Başkanlığına Devredilen Sözleşmeli Personelin 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Ek 26ncı Maddesi Kapsaminda İstihdamına İlişkin Yönetmelik" esaslarına göre davalı idare bünyesinde sözleşmeli personel olarak çalışmakta olduğunu, 28/12/2023 tarih ve 32413 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7491 sayılı Kanunun 81. maddesi ile 375 sayılı KHK'ye eklenen geçici 44. madde hükmü uyarınca müvekkilinin talebine bakılmaksızın 5510 sayılı Kanun'un 4/1-c maddesi kapsamından, 4/1-a maddesi kapsamına alındığını belirterek, mevcut sigorta kolunun 5510 sayılı Kanun'un 4/1-c maddesi kapsamına alınması istemiyle yaptığı 19/06/2025 tarih ve 128304 sayılı başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali ile mali ve özlük haklarının ödenmesi talebiyle idari yargı yerinde dava açmıştır. 2. Davalı vekili, süresinde sunduğu cevap dilekçesinde, davanın görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğunu ileri sürerek, yargı yolu itirazında bulunmuştur.II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİN BAŞVURU SÜRECİA. İdari Yargıda3. İstanbul 13. İdare Mahkemesi 22/09/2025 tarih ve E.2025/1413 sayılı kararı ile, davada idare mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesiyle, davalının yargı yoluna ilişkin itirazının reddine karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir :''...Uyuşmazlıkta; davacının, davalı idare bünyesinde görev yapan davacının 5510 sayılı Kanunun 4/c bendi kapsamına alınması yönündeki 19/06/2025 tarihli talebinin zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle davanın açıldığı, dolayısıyla, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-a maddesinde belirtilen idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler
Esas No : 2025/708 Karar No: 2026/137
tarafından açılan iptal davaları kapsamında kalacağından, davacı tarafından açılan iş bu davanın, görüm ve çözümünün idari yargının görevinde bulunduğu sonucuna varılmakla, davalı idarenin adli yargı yerinde görülmesi gerektiğine ilişkin görev itirazı yerinde görülmemiştirAçıklanan nedenlerle, davalı idarenin görev itirazının reddine...'' 4. Davalı vekili tarafından, süresi içinde verilen dilekçe ile olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılması talebiyle başvurulması üzerine dilekçe, dava dosyası ile birlikte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir.B. Olumlu Görev Uyuşmazlığı Çıkarılmasına İlişkin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Talebi5. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, sigorta kolunun düzeltilmesi istemiyle açılan davada, yargısal denetimin adli yargı yerince yapılması gerektiği görüşüyle, 2247 sayılı Kanun'un 10. ve 13. maddeleri uyarınca olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılmasına karar vererek, dosyayı Uyuşmazlık Mahkemesine göndermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"...Yukarıda sözü edilen mevzuat hükümlerinin ve Anayasa Mahkemesi kararının birlikte değerlendirilmesinden, 5510 sayılı Kanun'u değiştiren 5754 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce memur ve diğer kamu görevlisi olarak çalışmakta olanlar, daha önce olduğu üzere 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olacakları gibi bunların emeklilikleri bakımından da aynı Kanun hükümlerinin uygulanmaya devam edileceği; ancak, bu Kanun'un yürürlüğe girmesinden sonra memur ve diğer kamu görevlisi olarak çalışmaya başlayanların ise 5510 sayılı Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca, bu Kanun hükümlerine tabi sigortalı sayılacağı ve haklarında 5434 sayılı Kanun'un değil 5510 sayılı Kanun'un öngördüğü kural ve esasların uygulanacağı dolayısıyla ihtilafların da adli yargı yerinde çözümleneceği açıktır.Uyuşmazlık Mahkemesinin 20.06.2022 tarihli ve 2022/97 E., 2022/357 K. sayılı kararında da aynı hususların vurgulandığı görülmektedir.Bu durumda, 5510 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce iştirakçi sıfatıyla çalışmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile emekli sıfatıyla 5434 sayılı Kanun'a göre emekli, dul ve yetim aylığı almakta olanlar ve ayrıca memurlar ve diğer kamu görevlilerinden ileride emekliliğe hak kazanacaklar yönünden Sosyal Güvenlik Kurumunca tesis edilen işlem ve yapacağı muamelelerin ‘'idari işlemi''’ ve “idari eylem" niteliğini korumaya devam edeceği, bunun dışında kalan kişiler yönünden çıkan uyuşmazlıkların çözümünün ise adli yargı yerinde olacağı sonucuna varılmıştır.Somut olayda uyuşmazlığın çözümü için görevli yargı yerinin belirlenmesinde davacının tabi olduğu statünün belirlenmesi gerekmektedir. Davacının, 12.01.2015 tarihinde davalı idare bünyesinde 5510 sayılı Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında Emekli Sandığına tabi olarak çalışırken 2023 yılının Aralık ayından itibaren (a) bendi kapsamına alındığı anlaşıldığından, 01.10.2008 tarihinden önce (c) bendi kapsamında çalışması bulunmayan davacının, sigortalılığının (c) bendi kapsamına alınmasına yönelik talebinin zımnen reddine ilişkin işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kalınan mali ve özlük haklarının faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle açılan davanın adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. ..."6. Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığınca, 2247 sayılı Kanun'un 13. maddesi uyarınca Danıştay Başsavcılığının yazılı düşüncesi istenilmiştir. III. BAŞSAVCILIK DÜŞÜNCESİ7. Danıştay Başsavcısı, uyuşmazlıkta idari yargının görevli olduğunu belirterek, olumlu görev uyuşmazlığı başvurusunun reddi gerektiği yolunda yazılı düşünce vermiştir. Yazılı düşüncenin ilgili kısmı şöyledir:"...2577 sayılı İdarî Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesinde: idarî işlemler hakkında
Esas No : 2025/708 Karar No: 2026/137
yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları idarî dava türleri arasında sayılmıştır.İdare tarafından, bir kamu hizmetinin yürütülmesi dolayısıyla kamu gücü kullanılarak tek taraflı iradeyle tesis edilen icrai işlemler veya eylemlerden doğan uyuşmazlıkların idari yargı merciinde çözümlenmesi gerekmektedir. İçtihat ve öğretide, kamu idarelerinin, kamu hizmetinin yürütülmesi sırasında, kamu gücü kullanarak tek yanlı irade açıklamalarıyla yapmış oldukları işlemler, "idari işlem"; herhangi bir idari işleme dayalı olmaksızın gerçekleştirdikleri maddî faaliyetleri ve görevleriyle ilgili hareketsizlikleri "idari eylem" olarak tanımlanmaktadır. Bir uyuşmazlığın çözümünde idari yargı yerlerinin görevli olabilmesi için, öncelikle ortada bir idari uyuşmazlığın bulunması gerekmektedir. Bir uyuşmazlığın idari sayılabilmesi için ise, tesis eden makamın idari makam olması ve uyuşmazlığın idari nitelikteki faaliyetten doğmuş bulunması gerekmektedir. İdarenin bir faaliyetinin idari faaliyet sayılabilmesi için de faaliyetin kamu hukuku kurallarına göre kamu hizmetinin yürütülmesine ilişkin olması gerekmektedir.
Öte yandan, idari yargının görev alanının belirlenmesinde kullanılan ölçütlerden birisi de "Kamu Kanunu" ölçütüdür. "Adlî-idarî yargı görev ayrımının kıstaslarının neler olduğu mer'i mevzuatımızda düzenlenmemiştir. Ancak, doktrinde kabul edilen bazı kıstaslar mevcuttur. Bu kıstaslardan biri de, maddî olaya uygulanacak kanunun niteliğidir. Eğer uyuşmazlık konusu olaya uygulanması gereken kanun, kamu hizmetlerinin ihdas ve yürütülmesi ile ilgiliyse bu
davanın idarî yargıda görülmesi gerekir." (A. H. T.
, O. Ö.
, R. B.
, Yüzyıl Boyunca Danıştay, 1968, s. 652)Dosyanın incelenmesinden; davacının 3056 Sayılı Başbakanlık Teşkilatı Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunun 35. maddesinde öngörülen şartları sağlayarak ve gerçekleştirilen sınavlarda başarılı olarak Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü'nde 09/01/2015 tarihinde 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4. maddesinin (B) fıkrasına göre sözleşmeli personel olarak atandığı ve Sosyal Güvenlik Kurumu ilişiği bakımından 5510 sayılı Kanunun 4. maddesinin birinci fıkrasının (C) bendi kapsamına alındığı, 9 Temmuz 2018 tarih ve 703 Sayılı KHK ile Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü kapatılarak, 16 Temmuz 2018 tarih ve 11 numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Devlet Arşivleri Başkanlığının kurulduğu ve davacının 15/08/2018 tarihinde özlük ve parasal hakları korunarak Devlet Arşivleri Başkanlığı'na sözleşmeli personel olarak nakledildiği, 27.06.2019 tarih ve 30814 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Devlet Arşivleri Başkanlığına Devredilen Sözleşmeli Personelin 375 sayılı Kanun Hükmünde Karamamenin Ek 26 ncı Maddesi Kapsamında İstihdamına İlişkin Yönetmelik” esaslarına göre halen Devlet Arşivleri Başkanlığı'nda sözleşmeli personel olarak çalıştığı, Sosyal Güvenlik Kurumu ilişiğinin anılan Yönetmeliğin 3. maddesinin 2. fıkrası uyarınca aynen devam ettirildiği, ancak 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 26 ve ek 27. maddeleri kapsamında istihdam edilen personelin Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinde öngörülmesi halinde 5510 sayılı Kanunun 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine tabi olacağına ilişkin hükmün Anayasa Mahkemesinin 13/10/2022 tarihli ve E.2020/5, K.2022/115 sayılı kararı ile iptal edildiği, Anayasa Mahkemesinin söz konusu iptal kararı nedeniyle kamu kurum ve kuruluşlarında 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 26 ve ek 27. maddelerine göre çalışan ve Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri uyarınca 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalı sayılmış olanlar hakkında yeni bir kanuni düzenleme yapılmasına ihtiyaç duyulması üzerine, 28/12/2023 tarihli ve 32413 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7491 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 81 inci maddesiyle 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen geçici 44. maddesi kapsamında davacının 4/A statüsüne geçirildiği anlaşılmaktadır.Bu durumda, uyuşmazlık 5510 sayılı Kanunun uygulanmasından kaynaklanmayıp, davacının sosyal güvenlik yönünden tabi olacağı durumun yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri kapsamında belirlenmesine ilişkin olup, bu haliyle yapılan başvurunun cevap verilmemek suretiyle zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davanın görüm ve çözümü idari yargı yerine ait bulunmaktadır. ..."
Esas No : 2025/708 Karar No: 2026/137
IV. İLGİLİ HUKUK8. 09/07/2018 tarih ve 30473 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 179. maddesiyle 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen geçici 28. madde şöyledir :"(Ek: 2/7/2018 – KHK-703/179 md.)Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte, 10/5/2018 tarihli ve 7142 sayılı 6771 sayılı Kanunla Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Yapılan Değişikliklere Uyum Sağlanması Amacıyla Çeşitli Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Konusunda Yetki Kanununa göre çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerle yürürlükten kaldırılan hükümlerine dayanılarak kamu kurum veya kuruluşlarında idari hizmet sözleşmesiyle istihdam edilmekte olanlar hakkında, mevcut sözleşme sürelerinin sonuna kadar yürürlükten kaldırılan ilgili mevzuat hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.” 9. 28/12/2023 tarihli ve 32413 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7491 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 81 inci maddesiyle 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen geçici 44. madde şöyledir:(Ek: 28/12/2023 – 7491/81 md.)“Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte ek 26 ncı ve ek 27 nci maddeler kapsamında istihdam edilenlerden 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi uyarınca haklarında 5434 sayılı Kanun hükümleri uygulananların, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden bir ay içinde kurumlarına başvuruda bulunmaları halinde, 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamındaki sigortalılıkları devam ettirilir ve bunlar emeklilik hakları bakımından emsali olarak belirlenen personel ile denk kabul edilir. Bu şekilde geçen süreler ilgililerin kıdem aylıkları ile 5434 sayılı Kanunun mülga ek 68 inci ve mülga ek 73 üncü maddelerinde belirtilen sürelerin hesabında dikkate alınır ve bunların emeklilik keseneğine esas aylık derece ve kademeleri genel hükümler çerçevesinde yükseltilmeye ve ilerletilmeye devam olunur. Bunlardan bir ay içinde kurumlarına başvuruda bulunmayanlar söz konusu bir aylık sürenin sona erdiği tarihi takip eden ay başından itibaren 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılır.Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte ek 26 ncı ve ek 27 nci maddeler kapsamında istihdam edilenlerden 5510 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra ilk defa aynı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi hükümleri uygulananlar ise, taleplerine bakılmaksızın, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden ay başından itibaren, 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılır.Bu madde uyarınca 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılanlara ilgili mevzuatı uyarınca ödenecek iş sonu tazminatına veya bu mahiyette olmakla birlikte başka bir adla ödenecek tazminata hak kazanmada ve bunların hesabında, emekli ikramiyesine esas hizmet süreleri de dikkate alınır." hükümlerine yer verilmiştir.V. İNCELEME VE GEREKÇEA. İlk İnceleme10. Uyuşmazlık Mahkemesinin Kenan YAŞAR'ın Başkanlığında, Üyeler Eyüp SARICALAR, Bayram ŞEN, Döndü Deniz BİLİR, Ahmet ARSLAN, Mahmut BALLI ve Bilal ÇALIŞKAN'ın katılımlarıyla yapılan 09/03/2026 tarihli toplantısında; 2247 sayılı Kanun'un 27. maddesi gereğince yapılan incelemeye göre, davalı vekilinin anılan Kanun'un 10/2. maddesinde öngörülen yönteme uygun olarak yaptığı görev itirazının reddedilmesi ve 12/1. maddede belirtilen süre içinde başvuruda bulunması üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısınca 10. maddede öngörülen biçimde olumlu görev uyuşmazlığı çıkarıldığı ve usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından, görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliğiyle karar
Esas No : 2025/708 Karar No: 2026/137
verildi.B. Esasın İncelenmesi 11. Raportör-Hâkim Murat UÇUR'un davanın çözümünde adli yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan, ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ'nin davada adli yargının, Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın ise davada idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:12. Dava, davalı idare bünyesinde sözleşmeli personel olarak görev yapan davacı tarafından, 5510 sayılı Kanun'un 4.maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki mevcut sigortalılığının aynı fıkranın (c) bendi kapsamına alınması istemiyle yapmış olduğu başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kalınan mali ve özlük haklarının faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle açılmıştır.13. Dava dosyasının incelenmesinden; davacının 3056 Sayılı Başbakanlık Teşkilatı Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun'un 35. maddesinde öngörülen şartları sağlayarak ve gerçekleştirilen sınavlarda başarılı olarak Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğünde 12/01/2015 tarihinde 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 4. maddesinin (B) fıkrasına göre sözleşmeli personel olarak atandığı ve Sosyal Güvenlik Kurumu ilişiği bakımından 5510 sayılı Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına alındığı, 9 Temmuz 2018 tarih ve 703 Sayılı KHK ile Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü kapatılarak, 16 Temmuz 2018 tarih ve 11 numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Devlet Arşivleri Başkanlığının kurulduğu ve davacının 15/08/2018 tarihinde özlük ve parasal hakları korunarak Devlet Arşivleri Başkanlığına sözleşmeli personel olarak nakledildiği, 27/06/2019 tarih ve 30814 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Devlet Arşivleri Başkanlığına Devredilen Sözleşmeli Personelin 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Ek 26 ncı maddesi Kapsamında İstihdamına İlişkin Yönetmelik esaslarına göre halen Devlet Arşivleri Başkanlığı'nda sözleşmeli personel olarak çalıştığı, Sosyal Güvenlik Kurumu ilişiğinin anılan Yönetmeliğin 3. maddesinin 2. fıkrası uyarınca aynen devam ettirildiği, ancak 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 26 ve ek 27. maddeleri kapsamında istihdam edilen personelin Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinde öngörülmesi halinde 5510 sayılı Kanun'un 4. maddesinin
birinci fıkrasının (c) bendine tabi olacağına ilişkin hükmün Anayasa Mahkemesinin 13/10/2022 tarihli ve E.2020/5, K.2022/115 sayılı kararı ile iptal edildiği, Anayasa Mahkemesinin söz konusu iptal kararı nedeniyle kamu kurum ve kuruluşlarında 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 26 ve ek 27. maddelerine göre çalışan ve Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri uyarınca 5510 sayılı Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalı sayılmış olanlar hakkında yeni bir yasal düzenleme yapılmasına ihtiyaç duyulması üzerine, 28/12/2023 tarihli ve 32413 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7491 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 81. maddesiyle 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen geçici 44. maddesi kapsamında davacının 4/a statüsüne geçirildiği anlaşılmaktadır. 14. 2577 sayılı İdarî Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesinde: idarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları idarî dava türleri arasında sayılmıştır. İdare tarafından, bir kamu hizmetinin yürütülmesi dolayısıyla kamu gücü kullanılarak tek taraflı iradeyle tesis edilen icrai işlemler veya eylemlerden doğan uyuşmazlıkların idari yargı merciinde çözümlenmesi gerekmektedir. İçtihat ve öğretide, kamu idarelerinin, kamu hizmetinin yürütülmesi sırasında, kamu gücü kullanarak tek yanlı irade açıklamalarıyla yapmış oldukları işlemler, "idari işlem"; herhangi bir idari işleme dayalı olmaksızın gerçekleştirdikleri maddî faaliyetleri ve görevleriyle ilgili hareketsizlikleri "idari eylem" olarak tanımlanmaktadır.
Esas No : 2025/708 Karar No: 2026/137
15. Bir uyuşmazlığın çözümünde idari yargı yerlerinin görevli olabilmesi için, öncelikle ortada bir idari uyuşmazlığın bulunması gerekmektedir. Bir uyuşmazlığın idari sayılabilmesi için ise, tesis eden makamın idari makam olması ve uyuşmazlığın idari nitelikteki faaliyetten doğmuş bulunması gerekmektedir. İdarenin bir faaliyetinin idari faaliyet sayılabilmesi için de faaliyetin kamu hukuku kurallarına göre kamu hizmetinin yürütülmesine ilişkin olması gerekmektedir.
16. Öte yandan, idari yargının görev alanının belirlenmesinde, maddî olaya uygulanacak kanunun niteliği, temel kıstas kabul edilmelidir. Eğer uyuşmazlık konusu olaya uygulanması gereken kanun, kamu hizmetlerinin ihdas ve yürütülmesi ile ilgiliyse, bu
davanın idarî yargıda görülmesi gerekir.17. Somut uyuşmazlık 5510 sayılı Kanun'un uygulanmasından kaynaklanmayıp, davacının sosyal güvenlik yönünden tabi olacağı durumun yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri kapsamında belirlenmesine ilişkin olup, bu haliyle yapılan başvurunun cevap verilmemek suretiyle zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davanın idari yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.18. Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının başvurusunun reddi gerekmiştir. VI. HÜKÜM Açıklanan gerekçelerle;A. Davanın çözümünde İDARİ YARGININ GÖREVLİ OLDUĞUNA, B. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının BAŞVURUSUNUN REDDİNE,09/03/2026 tarihinde, OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan Vekili
Üye
Üye
Üye
Kenan
Eyüp
Bayram
Döndü Deniz
YAŞAR
SARICALAR
ŞEN
BİLİR
Üye
Üye
Üye
Ahmet
Mahmut
Bilal
ARSLAN
BALLIÇALIŞKAN