T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/721KARAR NO: 2026/34
KARAR TR: 12/01/2026 ÖZET: Adli yargı kararının 2247 sayılı Kanun'un 19. maddesinde öngörülen "kararın gerekçeli olması" koşulunu taşımaması ve idari yargı kararının 2247 sayılı Kanun'un 19. maddesinde öngörülen "görevsizlik kararı" niteliğinde olmaması nedeniyle BAŞVURUNUN, aynı Kanun'un 27. maddesi uyarınca REDDİ gerektiği hk. K A R A R Davacı
: D. A.
Vekili
: Av. O. A.
Davalı
: Devlet Su İşleri Genel MüdürlüğüVekili
: Av. B. T.
I. DAVA KONUSU OLAY1. Davacı vekili müvekkilinin, kendisine ait
da ahır ve çobanevi inşaatı yapmak için Ardahan İl Özel İdaresi İmar ve Kentsel İyileştirme Müdürlüğüne başvurduğunu, kurumun verdiği cevapta belirttiği şartlar çerçevesinde inşaata başladığını, akabinde davalı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün, 03/01/2025 tarihli ve E-25505351-751-5422434 sayılı kararı ile haksız ve kötüniyetli olarak taşınmazın toplulaştırma işlemi içinde kaldığını ileri sürerek inşaatı durdurduğunu belirterek, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün 03/01/2025 tarihli ve E-25505351-751-5422434 sayılı işlemin iptali ve inşaatın yapılmasının devamına yönelik karar verilmesi istemiyle idari yargı yerinde dava açmıştır. II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİN BAŞVURU SÜRECİA. İdari Yargıda2. Kars İdare Mahkemesi 18/03/2025 tarih ve E.2025/256, K.2025/299 sayılı kararı ile, dava konusu işlemin davacının hukuki durumunda kamu gücüne dayalı olarak tek taraflı değişiklik yaratan bir işlem olmadığı, iptali istenilen işlemin idari davaya konu edilebilecek kesin ve icrai niteliğinin bulunmadığı gerekçesiyle, 2577 sayılı Kanun'un 14/3-d ve 15/1-b maddeleri uyarınca davanın esasının incelenmeksizin reddine karar vermiş, bu karar kesinleşmiştir. Kararın ilgili kısımları şöyledir:"...Dava dosyasının incelenmesinden; davacı, kendisine ait Ardahan İli Merkez İlçesi Açıkyazı Köyü, 125 ada 2 parsel sayılı taşınmazda ahır ve çobanevi inşaatı yapmak için Ardahan İl Özel İdaresi İmar ve Kentsel İyileştirme Müdürlüğü'ne başvuruda bulunduğu, ilgili kurumca verilen cevap yazısında, "Köy ve mezraların yerleşik alanlarında Çevre Düzeni Planının Kırsal Yerleşim Alanları içinde kalan parsellerde sıhhi ve estetik mahsur bulunmadığı takdirde taban alanı kat sayısı (müştemilat dahil) %40 den fazla yer işgal etmemek saçak
Esas No : 2025/721 Karar No: 2026/34
seviyelerinin tabi zeminden yüksekliği h=7.50m (2 kat) aşmamak, komşu mesafelerinin İdaremizce tespit edilen hali ile izin verilecektir. Yapılacak yapının, İmar Kanunu 30. Madde, Plansız Alanlar İmar Yönetmeliği 57. Madde ve mer'i mevzuat çerçevesi içinde fenni mesullerce denetimi yapılması gerekmektedir. Söz konusu parselde yukarıda açıklanan şartlara ve onaylanan projelere göre fenni mesullerin nezaretinde inşaat yapılması Valiliğimizce (İl Özel İdaresi) uygun görülmektedir" denilerek belirtilen şartlarda inşaat yapılmasına izin verildiği, diğer yandan, davalı kuruma da söz konusu inşaata başlamadan önce başvuruda bulunulduğu, davalı idarenin 03.01.2025 tarihli cevap yazısının sonuç kısmında "Konu Şube Müdürlüğümüzce incelenmiş ve Bölge Müdürlüğümüzden görüş talep edilmiştir. Bölge Müdürlüğümüz ilgi (b) yazısında yer teslim çalışmalarının tamamlanmış olması ve kadastro kontrol aşamasına gelinmiş olması nedeniyle Açıkyazı köyünde yer alan taşınmazların tapu tescil işlemleri tamamlanıncaya kadar 125 ada 2 parsel sayılı taşınmazda ahır ve çobanevi inşaatının yapılmasının toplulaştırma iş ve işlemleri açısından uygun bulunmadığı belirtilmiştir." denilerek söz konusu inşaatın yapılmasının toplulaştırma iş ve işlemleri açısından uygun bulunmadığı bilgisinin verildiği, bunun üzerine, söz konusu işlemin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.Bu durumda; her ne kadar, dava dilekçesinde, davacının adına kayıtlı olan Ardahan İli Merkez İlçesi Açıkyazı Köyü, 125 ada 2 parsel sayılı kayıtlı taşınmazı kapsayan alanda, ahır ve çobanevi inşaatının yapılmasının toplulaştırma iş ve işlemleri açısından uygun bulunmamasına ilişkin Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'nün 03.01.2025 tarih ve E-25505351 - 751-5422434 sayılı işleminin iptali istenilmiş ise de, inşaat faaliyeti yapılması konusunda davalı idarenin izin vermek, ruhsat vermek vb. gibi gibi bir yetkisinin bulunmadığı, dava konusu işlemle davacıya görüş sunulduğu, bu görüşün de idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi gerekli işlem niteliğinde olmadığı, bir başka anlatımla, söz konusu işlemin, davacının hukuki durumunda kamu gücüne dayalı olarak tek taraflı değişiklik yaratan nitelikte bir işlem olmadığı anlaşıldığından iptali istenilen işlemin idari davaya konu edilebilecek kesin ve icrai bir niteliğinin bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.Açıklanan nedenlerle, 1-2577 sayılı Kanun'un 14/3-d ve 15/1-b maddeleri uyarınca davanın esasının incelenmeksizin reddine, ..."3. Davacı vekili bu kez, aynı istemle adli yargı yerinde dava açmıştır.B. Adli Yargıda4. Ardahan Asliye Hukuk Mahkemesi E.2025/213 esasına kayıtlı dosyada 09/12/2025 tarihli duruşma tutağında, "...1-Kars İdare Mahkemesi'nde (2025/256 E.)dava açılmış, olup mahkemece "söz konusu olayın idari davaya konu olamayacağından bahisle davanın esası incelenmeksizin reddine" karar verilmiş olup, dosyanın kesinleştiği anlaşılmakla, bu aşamada Mahkememiz dosyası ile Kars İdari Mahkemesinin 2025/256 esas sayılı dosyasına ilişkin görev ulaşmazlığının çözümü için dosyanın resen görev uluşmazlığının çözümü için Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığı'na gönderilmesine, 2-Uyuşmazlık Mahkemesinin 10. ve 14. Maddeleri uyarınca, Görev uyuşmazlığı nedeniyle Uyuşmazlık Mahkemesi'nin bu konuda vereceği karara kadar davanın geri bırakılmasına, 3-Dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesi ve söz konusu başvurunun Uyuşmazlık Mahkemesi'ne gelişinden itibaren 5 ay içerisinde değerlendirilmesi hususları göz önünde bulundurularak, 4-Bu hususun bekletici mesele yapılmasına,... " şeklinde karar vermiştir.5. Ardahan Asliye Hukuk Mahkemesince 2247 sayılı Kanun’un 19. maddesi uyarınca görevli yargı yerinin belirlenmesi için adli yargı dava dosyası ve idari yargı dava dosyasına esas UYAP çıktıları Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmiştir.III. İLGİLİ HUKUK
Esas No : 2025/721 Karar No: 2026/34
A. Mevzuat6. Anayasa'nın "D. Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması" başlıklı 141. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir: “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır."7. 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun’un "Yargı merciilerinin uyuşmazlık mahkemesine başvurmaları" başlıklı 19. maddesi şöyledir:"Adli ve idari yargı mercilerinden birisinin kesin veya kesinleşmiş görevsizlik kararı üzerine kendisine gelen bir davayı incelemeye başlayan veya incelemekte olan bir yargı mercii davada görevsizlik kararı veren merciin görevli olduğu kanısına varırsa, gerekçeli bir karar ile görevli merciin belirtilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesine başvurur ve elindeki işin incelenmesini Uyuşmazlık Mahkemesinin karar vermesine değin erteler.
(Değişik ikinci fıkra: 23/7/2008-5791/9 md.) Yargı merciince, önceki görevsizlik kararına ilişkin dava dosyası da temin edilerek, gerekçeli başvuru kararı ile birlikte dava dosyaları Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilir."8. 2247 sayılı Kanun'un "İncelemede izlenecek sıra" başlıklı 27. maddesi şöyledir: "Uyuşmazlık Mahkemesi, uyuşmazlık çıkarmaya veya görev uyuşmazlıklarına ilişkin istemleri önce şekil ve süre açısından inceler; yöntemine uymayan veya süresi içinde ileri sürülmemiş istemleri reddeder." 9. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Hükmün kapsamı" başlıklı 297. maddesi şöyledir: "(1) Hüküm “Türk Milleti Adına” verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar:a) Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini.b) Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini.c) Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri.ç) Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini.d) Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını.e) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi.(2) Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir."10. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Dilekçeler üzerine ilk inceleme:" başlıklı 14. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:"...3. (Değişik: 5/4/1990-3622/5 md.) Dilekçeler, Danıştayda daire başkanının görevlendireceği bir tetkik hakimi, idare ve vergi mahkemelerinde ise mahkeme başkanı veya görevlendireceği bir üye tarafından:...
Esas No : 2025/721 Karar No: 2026/34
d) İdari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı,...Yönlerinden sırasıyla incelenir...." 11. 2577 sayılı Kanun'un "İlk inceleme üzerine verilecek karar:" başlıklı 15. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:"1. (Değişik: 5/4/1990-3622/6 md.) Danıştay veya idare ve vergi mahkemelerince yukarıdaki maddenin 3 üncü fıkrasında yazılı hususlarda kanuna aykırılık görülürse, 14 üncü maddenin;...b) 3/c, 3/d ve 3/e bentlerinde yazılı hallerde davanın reddine,...Karar verilir...." B. Yargı Kararları12. Danıştay 8. Dairesinin 19/10/2021 tarihli ve E.2019/1164, K.2021/4647 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:"Öte yandan, Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru kararlarında da değinildiği üzere; Anayasa'nın 36. maddesinin 1. fıkrasında herkesin adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak bu maddede gerekçeli karar hakkından açıkça söz edilmemiştir.
Anayasa'nın 36. maddesine "adil yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerle de güvence altına alınan adil yargılama hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinin 1. fıkrasındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının kapsamına gerekçeli karar hakkının da dâhil olduğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)'nin birçok kararında vurgulanmıştır. Dolayısıyla Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının gerekçeli karar hakkı güvencesini de kapsadığının kabul edilmesi gerekir. (Anayasa Mahkemesi, Abdullah Topçu, B. No:2014/8868, 19/4/2017, p.75)Bu bağlamda, AİHM içtihatlarına göre, genel olarak her bir karar açık, konuyla ilgili herkesin, mahkemenin neden belirli bir kararı verdiğini anlamasına imkan verecek şekilde olmalıdır. (AİHM, Seryavin ve Diğerleri/Ukrayna, p.57-61).Mahkeme kararlarının, hüküm fıkrası ve hükmün dayandığı gerekçe ile bir bütün olduğu, gerekçesiz karar verilmesinin mümkün olmadığı açık olduğuna göre, gerekçenin hem temyiz incelemesini yapacak merci açısından hem de kararı uygulayacak olan idare açısından yeterli açıklıkta olması gerekmektedir.Yargılama hukukunda, yargı (hüküm), uyuşmazlığı çözmekle görevli ve yetkili yargı yerinin yargılama sürecinin sonunda ulaştığı 'sonuç'tur. Gerekçe, yargıcın çözümlemek durumunda olduğu uyuşmazlığa uygulanması gereken soyut hukuk kuralının saptanmasında, yorumlanmasında ve tüm ayrıntılarıyla ortaya konulup nitelendirilen maddi olaya uygulanmasında izlemiş olduğu yöntemi gösteren ve bu özelliği sebebiyle, yargılamanın nesnelliği ile varılan yargının doğruluğu konusunda davanın taraflarına güven, üst yargı yerine de denetleme olanağı veren açıklamadır."13. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 21/12/2021 tarihli ve E.2021/14691, K.2021/12738 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:"Belirtmek gerekir ki; T.C. Anayasa'sının 138 ve 141/3 maddeleri gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerekir. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 388/1-3. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
Esas No : 2025/721 Karar No: 2026/34
Kanunu'nun 297/1-c. maddesi, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiğini açıklamıştır. Bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe, hakimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hakim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini kendiliğinden (re’sen) araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar.Hakim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetler. Üst mahkeme de, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları tatmin edemez. (Kuru, Baki/ Arslan, Ramazan/ Yılmaz, Ejder; Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı 6100 sayılı HMK’ye göre Yeniden Yazılmış, 22 Baskı, Ankara 2011, s.472). Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup, gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır."IV. İNCELEME VE GEREKÇE14. Uyuşmazlık Mahkemesinin Rıdvan GÜLEÇ'in Başkanlığında, Üyeler Eyüp SARICALAR, Bayram ŞEN, Döndü Deniz BİLİR, Ahmet ARSLAN, Mahmut BALLI ve Bilal ÇALIŞKAN'ın katılımlarıyla yapılan 12/01/2026 tarihli toplantısında; Raportör Savcı-Dr. B. Y.
'ın, 2247 sayılı Kanun’da öngörülen koşulları taşımayan başvurunun reddi gerektiği yolundaki raporu ve dosyadaki belgeler okunduktan, ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ ile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın davada başvurunun reddi gerektiği yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:15. Yukarıda mevzuat kısmında belirtildiği üzere, yargı yerlerince 2247 sayılı Kanun'un 19. maddesi kapsamında Uyuşmazlık Mahkemesine yapılacak başvurularda, davayı incelemeye başlayan veya incelemekte olan bir yargı merciinin, davada görevsizlik kararı veren merciin görevli olduğu kanısına varması halinde, gerekçeli bir karar ile başvurusunu yapması ve kararında elindeki işin incelenmesini Uyuşmazlık Mahkemesinin karar vermesine değin ertelemesi gerektiği açıkça düzenlenmiştir.16. Dava dosyalarının incelenmesinden, Asliye Hukuk Mahkemesince, davada görevsizlik kararı veren merciin görevli olduğuna yönelik gerekçeli bir karar verilmediği, duruşma zaptı ile dosyaların Uyuşmazlık Mahkemesine gönderildiği görülmüştür. Bu durumda, Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan başvurunun yukarıda açıklanan kararların gerekçeli olması gerektiğine ilişkin Anayasa ve Kanun hükümlerine, yüksek mahkeme içtihatlarına, somut uyuşmazlık kapsamında ise, 2247 sayılı Kanun'un 19. maddesine aykırı olduğu sonucuna varılmıştır. 17. Öte yandan, İdare Mahkemesince, dava konusu işlemin, davacının hukuki durumunda kamu gücüne dayalı olarak tek taraflı değişiklik yaratan bir işlem olmadığından iptali istenilen işlemin idari davaya konu edilebilecek kesin ve icrai niteliğinin bulunmadığı gerekçesiyle, "2577 sayılı Kanun'un 14/3-d ve 15/1-b maddeleri uyarınca davanın esasının incelenmeksizin reddine" karar verildiği, ancak bu kararın uyuşmazlığın çözümünde adli yargının görevli olduğuna yönelik bulunmadığı, diğer bir anlatımla yargı yolu bakımından bir "görevsizlik kararı" niteliğinde olmadığı anlaşılmıştır.18. Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak, adli yargı kararının 2247
Esas No : 2025/721 Karar No: 2026/34
sayılı Kanun'un 19. maddesinde öngörülen "kararın gerekçeli olması" koşulunu taşımaması ve idari yargı kararının 2247 sayılı Kanun'un 19. maddesinde öngörülen "görevsizlik kararı" niteliğinde olmaması nedeniyle, Ardahan Asliye Hukuk Mahkemesinin 09/12/2025 tarih ve E.2025/213 sayılı başvurusunun, aynı Kanun'un 27. maddesi uyarınca reddi gerekmiştir.V. HÜKÜMAçıklanan gerekçelerle;2247 sayılı Kanun'un 19. maddesinde öngörülen koşulları taşımayan Ardahan Asliye Hukuk Mahkemesinin 09/12/2025 tarih ve E.2025/213 BAŞVURUSUNUN, aynı Kanun'un 27. maddesi uyarınca REDDİNE, 12/01/2026 tarihinde, OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Üye
Rıdvan
Eyüp
Bayram
Döndü Deniz
GÜLEÇ
SARICALAR
ŞEN
BİLİR
Üye
Üye
Üye
Ahmet
Mahmut
Bilal
ARSLAN
BALLIÇALIŞKAN