T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/729KARAR NO: 2026/89
KARAR TR: 16/02/2026
ÖZET: Kamu tüzelkişiliği niteliğini taşımayan özel hukuk tüzel kişisi DEDAŞ aleyhine açılan davada, uyuşmazlığın özel hukuk hükümlerine göre ADLİ YARGI yerinde görülmesi gerektiği hk.K A R A R
Davacı : M. S. E. Ü. S. V. T. L. Ş.
Vekili : Av. R. M. K.
Davalılar : 1-) T. E. İ. A. Ş.
Vekili
: Av. D. G.
2-) Dicle Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi
Vekili : Av. M. E.
I. DAVA KONUSU OLAY 1. Davacı vekili,
sayılı taşınmaz üzerinde "1MW gücünde lisanssız güneş enerjisi santrali (GES)" kurulmasına ilişkin projelerin onaylanması ve enerji santrallerinin elektrik dağıtım bağlantısının yapılmasına izin verilmesi istemiyle D. E. D. A. Ş.
ne yapılan başvuruların zımnen reddine ilişkin işlemlerin Diyarbakır 3. İdare Mahkemesi tarafından iptal edildiği belirtilerek, söz konusu kararın uygulanması istemiyle T. E. İ. A. Ş.
ne (TEİAŞ) yapılan 09/08/2019 tarihli başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle idari yargı yerinde dava açmıştır.2. Davalı DEDAŞ vekili süresinde sunduğu cevap dilekçesi ile, davanın görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğunu ileri sürerek, yargı yolu itirazında bulunmuştur.II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİN BAŞVURU SÜRECİA. İdari Yargıda3. Ankara 5. İdare Mahkemesi 26/11/2020 tarih ve E.2019/2253, K.2020/1811 sayılı kararı ile, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle, "dava konusu işlemin iptaline" karar vermiş, bu karara karşı istinaf isteminde bulunulmuş; Ankara Bölge İdare Mahkemesi 8. İdari Dava Dairesinin 10/03/2021 tarih ve E.2021/246, K.2021/558 sayılı kararı ile, usul ve hukuka uygun olup istinaf başvurusunun kabulünü gerektiren bir neden bulunmadığından, "davalı tarafın istinaf başvurularının reddine" karar vermiş; bu karara karşı temyiz talebinde bulunulmuş; Danıştay 13. Dairesinin 29/01/2025 tarih, E.2021/1788 K.2025/392 sayılı kararı ile, davalı Dicle EDAŞ tarafından verilen savunma dilekçesinde görev itirazında bulunulduğu görüldüğünden, görev itirazı üzerine 2247 sayılı Kanun'da öngörülen süreç işletilmeden verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında usul hükümlerine uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle, "davalıların temyiz istemlerinin kabulüne;
Esas No : 2025/729 Karar No: 2026/89
dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu Ankara Bölge İdare Mahkemesi 8. İdari Dava Dairesinin 10/03/2021 tarih ve E.2021/246, K.2021/558 sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca bozulmasına,yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Ankara Bölge İdare Mahkemesi 8. İdari Dava Dairesine gönderilmesine" karar verilmiş; Ankara Bölge İdare Mahkemesi 8. İdare Dava Dairesi 02/10/2025 tarih E.2025/915 K.2025/1165 sayılı kararı ile; davalı Dicle EDAŞ tarafından verilen savunma dilekçesinde, görev itirazında bulunulduğu görüldüğünden, görev itirazı üzerine 2247 sayılı Kanun'da öngörülen süreç işletilmeden dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle, "davalı tarafların istinaf başvurularının kabulü ile; Ankara 5. İdare Mahkemesi'nce verilen 26/11/2020 tarih ve E.2019/2253, K.2020/1811 sayılı kararın kaldırılmasına; 2577 sayılı Yasanın değişik 45. maddesinin 5. fıkrası uyarınca davanın esası hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine iadesine" karar verilmiştir.4. Ankara 5. İdare Mahkemesi 23/10/2025 tarih ve E.2025/1522 sayılı kararı ile, uyuşmazlığın görüm ve çözümünün idari yargının görev alanına girdiği gerekçesiyle, davalı DEDAŞ vekilinin görev itirazının reddine karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:“...Dosyanın incelenmesinden; davacı M. S. E. Ü. S. v. T. L. Ş.
tarafından,
de kurulması planlanan 1 MW gücündeki lisanssız güneş enerjisi santraline ilişkin projelerin onaylanması ve enerji dağıtım bağlantısı izni verilmesi amacıyla 30.11.2015 tarihli dilekçelerle D. E. D. A. Ş.
ne yapılan başvuruların süresinde sonuçlandırılmaması üzerine, Diyarbakır 3. İdare Mahkemesi'nde açılan davada, 16.11.2017 tarihli kararla 7717-7722 arası başvurulara ilişkin zımnen ret işleminin iptaline, 7712-7716 arası başvurular yönünden ise karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmiş; bu kararın kesinleşmesi sonrasında, davacı tarafından söz konusu mahkeme kararının uygulanması amacıyla T. E. İ. A. Ş. ne yapılan 09.08.2019 tarihli başvurunun da süresinde cevaplanmaması üzerine, bu kez zımnen ret işleminin iptali için Mahkememiz nezdinde dava açıldığı; Mahkememizce verilen 26.11.2020 tarih ve E.2019/2253, K.2020/1811 sayılı kararla, dava konusu zımnen ret işleminin iptaline karar verilmiş olup, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun Ankara Bölge İdare Mahkemesi 8. İdari Dava Dairesi'nin 10.03.2021 tarih ve E.2021/246, K.2021/558 sayılı kararı ile reddedildiği; davalılar tarafından temyiz yoluna başvurulması üzerine Danıştay Onüçüncü Dairesi'nin 29.01.2025 tarihli kararı ile, davalı D. E. D. A. Ş.
'nin 08.06.2020 tarihinde verdiği savunma dilekçesinde ileri sürülen görev itirazının, 2247 sayılı Kanun'un 10. ve 12. maddeleri uyarınca öncelikle karara bağlanması ve gerekirse görev uyuşmazlığı sürecinin işletilmesi gerekirken, bu usul işlemlerinin yerine getirilmeksizin esas hakkında hüküm kurulmasının usul hukukuna aykırı olduğu gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.Davacı D. E. D. A. Ş.
'nin 08.06.2020 tarihinde verdiği savunma dilekçesinde ileri sürülen görev itirazı incelenmiştir:2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinde idari yargının görev alanı; idari eylem ve işlemler ile kamu hizmetleriyle ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar olarak belirlenmiş olup, davacı şirketin lisanssız elektrik üretimine ilişkin başvurusunun sonuçlandırılmaması ve ardından mahkeme kararının uygulanması talebinin cevapsız bırakılması şeklindeki işlemlerin idari işlem niteliğinde olduğu ve elektrik dağıtım ve iletim faaliyetlerinin kamu hizmeti kapsamında yürütüldüğü göz önüne alındığında, uyuşmazlığın idari yargı görev alanına girdiği; ayrıca 6099 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ve bağlı yönetmelikler uyarınca lisanssız üretim başvurularının idari usullere tabi olduğu ve bu süreçte yapılan işlemlerin idari yargı denetimine tabi tutulduğu; davalı idarelerin elektrik dağıtım ve iletim faaliyetlerini kamu
Esas No : 2025/729 Karar No: 2026/89
hizmeti çerçevesinde ve kanuni düzenlemelerle kendisine verilen yetkiye dayanarak yürüttüğü; bu nedenle, davalı D. E. D. A. Ş.
’nin görev itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davalı D. E. D. A. Ş.
'nin görev itirazının reddine...”5. Davalı DEDAŞ vekili tarafından, süresi içinde verilen dilekçe ile olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılması talebiyle başvurulması üzerine dilekçe, dava dosyası ile birlikte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir.B. Olumlu Görev Uyuşmazlığı Çıkarılmasına İlişkin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Talebi6. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, davanın açıldığı tarihte davalı mevkiinde bulunan Dicle Elektrik Dağıtım A.Ş'nin kamu kuruluşu niteliği taşımayan özel hukuk tüzel kişisi niteliğinde olması karşısında, bu şirket bakımından idari yargı yetkisi kapsamında açılmış bir idari dava bulunduğundan söz etmek olanaksız olduğundan, uyuşmazlığın, davalı Dicle Elektrik Dağıtım A.Ş ile ilgili kısmının özel hukuk hükümlerine göre adli yargı yerinde görülmesi gerektiği görüşüyle, 2247 sayılı Kanun'un 10. ve 13. maddeleri uyarınca olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılmasına karar vererek, dosyayı Uyuşmazlık Mahkemesine göndermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"...Davacı tarafından. Şanlıurfa ili. Viranşehir ilçesi Alacakonak Köyü. 102 Ada. 3 Parsel sayılı taşınmaz üzerine toplam I M W gücünde lisanssız Güneş Enerjisi Santrali (GİS.) kurulmasına ilişkin projelerin onaylanması ve enerji santrallerinin elektrik dağıtım bağlantısının yapılmasına izin verilmesi istemiyle D. E. D. A. Ş.
ye yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemlerin Diyarbakır 3. İdare Mahkemesi tarafından iptal edildiği belirtilerek söz konusu kararın uygulanması istemiyle Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi ye (TEİAŞ) yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle D. E. D. A. Ş.
ile TEİAŞ Genel Müdürlüğü aleyhine açılan davada, davalı Dicle Elektrik Anonim Şirketi tarafından görev itirazında bulunulmuş, itirazın reddi üzerine davalı vekili tarafından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından adli yargı lehine olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılması talebinde bulunulduğu anlaşılmıştır.Türkiye Elektrik Kurumu (TEK), elektrik sektöründeki yapının yeniden düzenlenmesi amacıyla 1970 yılında çıkarılan 1312 sayılı Kanun ile kurulmuş: özelleştirme politikaları çerçevesinde Bakanlar Kurulunun 12.08.1993 tarihli ve 93/4789 sayılı kararı ile Türkiye Elektrik Üretim-İletim Anonim Şirketi (TEİAŞ) ve Türkiye Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi (TEDAŞ) adı altında iki ayrı İktisadi Devlet Teşekkülü olarak yeniden yapılandırılmış ve 1994 yılında tüzel kişiliklerine kavuşmuşlardır. Bu şirketler daha sonra 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye (KHK) ekli listede Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile ilgilendirilen "Teşekkül’ olarak gösterilmişlerdir. Daha sonra, elektrik dağıtım ve perakende satış sektöründe rekabete dayalı bir ortamın oluşturulması ve gerekli reformların yapılabilmesi amacıyla dağıtım bölgeleri baz alınarak kamu mülkiyetindeki elektrik işletmelerinin yeniden yapılandırılması suretiyle elektrik enerjisi dağıtım hizmetlerinin özelleştirilmesine karar verilmiş ve TEDAŞ 02.04.2004 tarihli ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile özelleştirme kapsam ve programına alınmıştır. Türkiye, dağıtım bölgeleri yeniden belirlenerek 21 dağıtım bölgesine ayrılmış, şirketlerle TEDAŞ arasındaki hisse devri sözleşmeleri 31.08.2013 tarihi itibariyle tamamlanmıştır.TEDAŞ'ın özelleştirme kapsamı ve programına alınması neticesinde: Özelleştirme İdaresi Başkanlığının 31.01.2005 tarihli ve B.02.1.ÖİB.0.10.07/00-991 sayılı yazısı ile Diyarbakır. Şanlıurfa, Batman, Mardin, Siirt ve Şırnak illerinden oluşan D. E. D. A. Ş.
nin kurulmasına karar verilmiş, 01.03.2005 tarihinde merkezi Diyarbakır'da olmak
Esas No : 2025/729 Karar No: 2026/89
üzere; D. E. D. A. Ş.
hizmete başlamıştır. D. E. D. A. Ş.
nin Özelleştirme Yüksek Kurulunun 11.04.2011 tarihli ve 2011/27 sayılı kararı uyarınca %I00 oranındaki hissenin satışın ilişkin Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ile K. D. T. M. İ. v. T. L. Ş.
- C. İ. T. A. Ş.
Ortak Girişim Grubu arasında 28.06.2013 tarihinde imzalanan Hisse Satış Sözleşmesi ile Şirket özelleştirilerek D. E. Y. S. v. T. A. Ş.
ne devrolmuştur. Bu itibarla davalı Şirketin kamu kurumu yani idare vasfı ortadan kalkmıştır.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde; İdari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler taralından açılan iptal davaları, (b) bendinde: İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları idari dava türleri arasında sayılmış olup: kural olarak, idari yargıda ancak Devlete ve kamu tüzel kişilerine karşı açılan davalara bakılabilir.Buna göre, davanın açıldığı tarihte davalı mevkiinde bulunan Dicle Elektrik Dağıtım A.Ş’nin kamu kuruluşu niteliği taşımayan özel hukuk tüzel kişisi niteliğinde olması karşısında; bu şirket bakımından idari yargı yetkisi kapsamında açılmış bir idari dava bulunduğundan söz etmek olanaksız olduğundan, uyuşmazlığın, davalı D. E. D. A. Ş.
ile ilgili kısmının özel hukuk hükümlerine göre adli yargı yerinde görülmesi gerektiği düşünülmekledir..."7. Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığınca, 2247 sayılı Kanun'un 10 ve 13. maddesine göre Danıştay Başsavcılığının da yazılı düşüncesi istenilmiştir. III. BAŞSAVCILIK DÜŞÜNCESİ8. Danıştay Başsavcısı, 2247 sayılı Kanun'un 13. maddesi uyarınca yapılan başvurunun reddi gerektiği yolunda yazılı düşünce vermiştir. Yazılı düşüncenin ilgili kısmı şöyledir:"...İdari yargının görev alanını belirleyen temel kanun olan İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde "idari işlemler", "idari eylemler" ve "idari sözleşmeler"den dolayı açılacak iptal ve tam yargı davaları idari dava türleri arasında sayılmak suretiyle bu davaların idari yargının görev alanında bulunduğuna işaret edilmekle birlikte "idari işlem", "idari eylem" ve "idari sözleşme" tanımına yer verilmediğinden, bu kavramların içeriğine hangi işlem, eylem ve sözleşmelerin girdiğinin içtihaden belirlenmesi zorunludur. Bu itibarla, kamu hizmeti gören özel hukuk tüzel kişilerinin kamu hizmetleriyle ilgili işlemlerinin idari işlem sayılıp sayılmayacağının bilimsel ve yargısal içtihatlar nazara alınarak belirlenmesi gerekmektedir.
İdare hukuku öğretisinde ve Danıştay kararlarında "idarenin işlemi" ve "idari işlem" ayrımı yapılmakta olup idarenin herhangi bir özel hukuk kişisi gibi hareket etmek suretiyle egemenlik yetkisi (kamu gücü) kullanmadan özel hukuk alanında tesis ettiği işlemlerinden doğan uyuşmazlıkların adlî yargı mercilerince çözümleneceği açıktır. Başka bir anlatımla, bu tür işlemler idarenin işlemi olmasına karşın "idari işlem" olmadıkları için idari yargının görev alanının dışında kalırlar. Aynı şekilde özel hukuk tüzel kişilerinin işlemlerinin tamamının özel hukuk işlemi olduğu yönündeki genellemeler de doğru değildir. İdarenin her işlemi idari işlem olmadığı gibi bütün idari işlemlerin kamu tüzel kişileri tarafından tesis edilmesi de zorunlu olmadığından, özel hukuk tüzel kişisi olup da kamu hizmeti yapanlar, bu hizmetleri yerine getirirken kamu tüzel kişisi gibi hareket ederek kamu gücü kullanmak suretiyle karşı tarafın rızasını aramaya gerek olmadan hukuk aleminde yenilik doğuran irade açıklamasında bulunmaları durumunda idare hukuku kurallarına tâbi olurlar. İdari işlem tesis etme yetkisi tanınan özel hukuk tüzel kişilerince tesis edilen idari işlemlerin yargısal denetiminin idari yargı mercilerince yapılacağı
Esas No : 2025/729 Karar No: 2026/89
Danıştay ve Uyuşmazlık Mahkemesi kararlarıyla kabul edildiği gibi Fransız Danıştayı da bir kamu gücü ayrıcalığının uygulanmasına dayalı işlemlerin özel hukuk tüzel kişileri tarafından tesis edilmiş olsa bile idari işlem niteliğinde olduğuna ve bunlardan kaynaklanan uyuşmazlıkların idari yargı mercilerince çözümleneceğine karar vermiştir. (31/07/1942 tarihli Monpeurt, 13/01/1961 tarihli Magnier, 08/06/1988 tarihli Gradone kararları)"Kamu hizmetlerine şu ya da bu ölçüde doğrudan doğruya katılan bütün özel örgütler, tamamen özel hukuk rejimine tâbî olmakla birlikte, kamusal yetkiler kullanarak yaptıkları işlem ve eylemler konusunda, kamu hukuku ilke ve kurallarına ve idare yargısına tâbi tutulurlar." (Lütfi DURAN, İdare Hukuku Ders Notları, 1982, s.344-345). "Türksat Anonim Şirketi 'nin şirket statüsünde kurulmuş olması ve 406 sayılı Kanun'da özel hukuk kurallarına tâbi olduğunun belirtilmesi, kamusal yetki kullandığı ölçüde idare hukuku kurallarının uygulanmasından bağışıklık kazandırmayacaktır. Bu durum, Türksat Anonim Şirketi 'nin rutin faaliyetlerinin yürütülmesinde, personel istihdam rejiminde ve benzeri hususlarda özel hukuk kurallarının uygulanmasına engel değildir." (Ali D. ULUSOY, Yeni Türk İdare Hukuku, 2019, s. 211)"Adlî-idari yargı görev ayrımının kıstaslarının neler olduğu mer'i mevzuatımızda düzenlenmemiştir. Ancak, doktrinde kabul edilen bazı kıstaslar mevcuttur. Bu kıstaslardan biri de, maddî olaya uygulanacak kanunun niteliğidir. Eğer uyuşmazlık konusu olaya uygulanması gereken kanun, kamu hizmetlerinin ihdas ve yürütülmesi ile ilgiliyse bu davanın idari yargıda görülmesi gerekir." (Aydın H. TUNCAY, Orhan ÖZDEŞ, Recep BAŞPINAR, Yüzyıl Boyunca Danıştay, 1968, s. 652)Bilimsel görüşler ile adlî yargı-idari yargı ayrımına ilişkin yüksek mahkeme kararları birlikte değerlendirildiğinde, kamu hizmeti yapmakla görevlendirilen özel hukuk tüzel kişilerinin bu hizmetleri yerine getirirken tesis ettikleri işlemler hakkında uygulanacak hukukî rejimin tespiti açısından idare işlevinin belirleyici olduğu, idare işlevine ilişkin ayırıcı kıstasların; kamu gücü ve kamu hizmeti olduğu, idari karar alma yetkisiyle donatılmış olmalarına karşılık, gerek statüleri ve gerekse teşkilatlanmaları ve yönetimleri bakımından özel hukuk tüzel kişisi olup da, kamu hizmeti görenlerin, bu hizmetleri yerine getirirken kamu gücü kullanmaları veya olaya ilişkin mevzuatın, kamu hizmetlerinin ihdas ve yürütülmesi ile ilgili olması hâlinde bu işlemlerinin idare hukuku kurallarına tâbi olduğu ve idari yargının görev alanı içinde yer aldığı sonucuna varılmaktadır.Bu itibarla, özel hukuk tüzel kişisi tarafından tesis edilmiş olsa da bir hukukî işlemin idari işlem olup olmadığının belirlenebilmesi için işlemin tesisi sırasında özel hukuk tüzel kişisi tarafından uygulanan mevzuatın kamu hizmetinin yürütülmesine ilişkin olup olmadığının, kamu gücü ayrıcalığından yararlanılıp yararlanılmadığının tespiti gerekir. Bir başka ifadeyle işlemi tesis edenin özel hukuk tüzel kişisi olması, sadece bu sebeple işlemi özel hukuk işlemi haline getirmeyeceğinden, işlemin hukuki mahiyeti değerlendirilmelidir.Kamu hizmetlerinin tamamının Devlet ve diğer kamu tüzel kişilerince yerine getirildiği dönemlerde özel hukuk tüzel kişilerinin idari işlem tesis etmesi ve idari davalarda davalı mevkiine alınması söz konusu olamazdı. Bu nedenle idari işlem tanımı yapılırken organik kıstas esas alınmak suretiyle işlemin Devlet ve diğer kamu tüzel kişilerinden biri tarafından tesis edilmiş bulunması idari işlemin zorunlu unsuru olarak kabul edilirdi. İmtiyaz sözleşmeleri ve özelleştirmeye ilişkin Anayasal ve kanunî düzenlemeler uyarınca tekel niteliğindeki bazı kamu hizmetlerinin sunumunun işletme hakkının belirli bir süreyle özel hukuk tüzel kişilerine devredilmesi, yap-işlet-devret modeli çerçevesinde bazı yatırım ve hizmetlerin kamunun gözetim ve denetimi altında özel hukuk tüzel kişilerince yerine getirilmesinin benimsenmesi ve ekonomik kolluk işlemlerinin bir kısmının mevzuatla özel hukuk tüzel kişilerine bırakılması üzerine kamu hizmetlerini bu usullerle yerine getiren özel hukuk tüzel kişilerine kamu gücü kullanarak idari işlem tesis etme yetkisi verilmesi nedeniyle idari işlemin tanımında organik kıstas zorunlu unsur olmaktan çıkmıştır.Ekonomik gelişmelere bağlı olarak yaşanan bu hukukî değişimler sonucunda özel hukuk tüzel kişilerinin hiç bir suretle idari işlem tesis edemeyeceğine ilişkin kabûlün artık geçerliliğinin kalmadığı bilimsel ve yargısal içtihatlarla ortaya konulduğundan, özel hukuk
Esas No : 2025/729 Karar No: 2026/89
alanına ilişkin işlemlerinin adlî yargıda dava edilebileceği konusunda tereddüt bulunmayan elektrik dağıtım şirketleri ile görevli tedarik şirketlerinin, idarenin gözetim ve denetiminde, kamu gücü kullanarak tesis ettiği işlemlerin fonksiyonel anlamda idari işlem olması nedeniyle bu işlemlerin hukukî denetiminin idari yargı mercilerince yapılması gerekmektedir.Nitekim, 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nda, piyasada faaliyet gösterecek tüzel kişilerin faaliyetlerinde uymaları gereken usul ve esasların yönetmelikle düzenleneceği kurala bağlanmış, bu kurala dayanılarak hazırlanan Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmeliğinde, elektrik enerjisi üretebilecek, gerçek veya tüzel kişilere uygulanacak usul ve esaslar belirlenmiştir.Yukarıda metnine yer verilen mevzuat hükümleri de dikkate alındığında, Uyuşmazlık Mahkemesinin E:1999/1, K:1999/11 sayılı kararında belirtilen gerekçelere benzer şekilde, görülmekte olan davada da, idare hukuku alanına ilişkin bulunan "Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmeliği" ile önceden düzenlenmiş objektif kurallara göre yapılan değerlendirme sonucunda re'sen ve tek yanlı biçimde tesis edilen işlemin tüm unsurları bakımından idari işlem niteliği taşıdığı, görevli elektrik dağıtım şirketleri ile görevli tedarik şirketlerinin özel hukuk tüzel kişisi olmasının, bu şirketlerin, sınırları ve çerçevesi kamu hukuku alanındaki mevzuat ile belirlenmiş olan, idari usul ve esaslara göre tesis edilen işlemlerinin idari niteliğini ortadan kaldırmayacağı açıktır.Bu kapsamda, yargı yolu itirazında, davalılardan D. E. D. A. Ş. tarafından, kendilerinin özel hukuk tüzel kişisi olduğu ve dava konusu işlemin de özel hukuk işlemi olduğu ileri sürülmüş ise de, lisanssız elektrik üretimi faaliyetlerinde Yönetmelik ile özel faaliyetler için söz konusu olamayacak üstün ayrıcalıklara sahip olan ve yükümlülükler rejimine tabi tutulan ve bu konuda iş ve işlemlerinin denetimi son tahlilde bir kamu otoritesi tarafından üstlenilen anılan davalı ile davacı şirket arasındaki ilişkinin ticari bir ilişki olarak değerlendirilemeyeceği, bu kapsamda, sayılı taşınmaz üzerinde "1MW gücünde lisanssız güneş enerjisi santrali (GES)" kurulmasına ilişkin projelerin onaylanması ve enerji santrallerinin elektrik dağıtım bağlantısının yapılmasına izin verilmesi istemiyle Dicle EDAŞ'a yapılan başvuruların zımnen reddine ilişkin işlemlerin Diyarbakır 3. İdare Mahkemesi tarafından iptal edildiği belirtilerek söz konusu kararın uygulanması istemiyle T. E. İ. A. Ş.
ne (TEİAŞ) yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin özel hukuk hükümlerine göre değil, Kanun ve Yönetmelikle belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde ve Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun gözetim ve denetiminde kendilerine tanınan kamu gücü kullanılarak, karşı tarafın rızası aranmadan tesis edildiğinden, fonksiyonel anlamda "idari işlem" niteliğinde olduğu, iptali istemiyle açılan davanın görüm ve çözümünün idari yargının görev alanına girdiği sonucuna varılmıştır..."IV. İLGİLİ HUKUK9. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2. maddesi şöyledir : "1. (Değişik: 10/6/1994 - 4001/1 md.) İdari dava türleri şunlardır:a) (İptal: Anayasa Mahkemesinin 21/9/1995 tarihli ve E:1995/27, K:1995/47 sayılı kararı ile; Yeniden Düzenleme: 8/6/2000-4577/5 md.) İdarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları,b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davalarıc) (Değişik: 18/12/1999-4492/6 md.) Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin
Esas No : 2025/729 Karar No: 2026/89
davalar.2. İdari yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. İdari mahkemeler; yerindelik denetimi yapamazlar, yürütme görevinin kanunlarda ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinde gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremezler.3. (Mülga: 2/7/2018 - KHK-703/185 md.)"10. 6446 sayılı "Elektrik Piyasası Kanunu"nun "Amaç" başlıklı 1. maddesi şöyledir : "Bu Kanunun amacı; elektriğin yeterli, kaliteli, sürekli, düşük maliyetli ve çevreyle uyumlu bir şekilde tüketicilerin kullanımına sunulması için, rekabet ortamında özel hukuk hükümlerine göre faaliyet gösteren, mali açıdan güçlü, istikrarlı ve şeffaf bir elektrik enerjisi piyasasının oluşturulması ve bu piyasada bağımsız bir düzenleme ve denetimin yapılmasının sağlanmasıdır.";11. 6446 Sayılı Kanun'un "Kapsam " başlıklı 2. maddesi şöyledir:" (1) Bu Kanun; elektrik üretimi, iletimi, dağıtımı, toptan veya perakende satışı, ithalatve ihracatı, piyasa işletimi ile bu faaliyetlerle ilişkili tüm gerçek ve tüzel kişilerin hak ve yükümlülüklerini kapsar."12.6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun "Üretim faaliyeti" başlıklı 7/4. maddesi şöyledir: "(4) Rüzgâr veya güneş enerjisine dayalı elektrik üretim tesisi kurulması için yapılan önlisans başvurularının değerlendirilmesi aşağıda belirtilen esaslara göre yapılır:a) Üretim tesisinin kurulacağı sahanın maliki tarafından başvuru yapılması durumunda, aynı saha için yapılan diğer başvurular dikkate alınmaz.b) (Değişik: 4/6/2016-6719/18 md.) Başvurularda kaynak bazında tesisin kurulacağı saha üzerinde ve/veya sahayı temsil edecek son sekiz yıl içinde elde edilmiş standardına uygun belirli süreli ölçüm verisi bulunması istenir. Sahanın belirlenmesi, ölçümler ve değerlendirilmesi, verilerin elde edilmesi ve güvenliği ile bunların belgelendirilmesi Bakanlık tarafından teklif edilen ve Kurum tarafından çıkarılan yönetmelikle düzenlenir. 5346 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi kapsamında belirlenen yenilenebilir enerji kaynak alanlarında kurulacak üretim tesisleri açısından ölçüm verisi aranmaz.c) TEİAŞ veya ilgili dağıtım şirketi tarafından, kullanılacak teknolojilerin şebeke bakımından etkileri de dikkate alınarak uygun bağlantı görüşü verilen başvurular değerlendirmeye alınır.ç) (Değişik: 4/6/2016-6719/18 md.) Değerlendirmede aynı bağlantı noktasına ve/veya aynı bağlantı bölgesine bağlanmak için birden fazla başvurunun bulunması hâlinde başvurular arasından ilan edilen kapasite kadar sisteme bağlanacak olanları belirlemek için TEİAŞ tarafından, 5346 sayılı Kanun kapsamında YEK Destekleme Mekanizmasından yararlanabileceği sürelerde geçerli olmak ve aynı Kanuna ekli (II) sayılı cetvelde belirtilen hakları da saklı olmak üzere 5346 sayılı Kanuna ekli (I) sayılı cetvelde yer alan fiyatlar üzerinden en düşük fiyatın teklif edilmesi esasına dayanan yarışma yapılır. Eşitlik hâlinde uygulanacak hususlar ile yarışmaya ilişkin usul ve esaslar TEİAŞ tarafından teklif edilen ve Kurum tarafından çıkarılan yönetmelikle düzenlenir. Rüzgâr ve güneş enerjisi lisans başvurularının teknik değerlendirmesine ilişkin usul ve esaslar Bakanlık tarafından çıkarılan yönetmelikle düzenlenir."13. 6446 sayılı Kanun'un "Üretim faaliyeti" başlıklı 7. maddesinin 10. ve 11. fıkrası
Esas No : 2025/729 Karar No: 2026/89
şöyledir:"(10)(Ek: 1/7/2022-7417/56 md.) Elektrik depolama tesisi kurmayı taahhüt eden tüzel kişilere, kurmayı taahhüt ettikleri elektrik depolama tesisinin kurulu gücüne kadar Kurum tarafından rüzgâr ve/veya güneş enerjisine dayalı elektrik üretim tesisi kurulmasına ilişkin önlisans verilir. Bu kapsamdaki üretim tesisleri için Kanunun 7 nci maddesinin dördüncü fıkrası hükümleri uygulanmaz. Bu fıkra kapsamında kurulacak tesisler için, önlisans ve lisans verme koşulları ile tadili ve iptali, yükümlülüklerin yerine getirilmemesi hâlinde teminatın irat kaydedilmesi hususları ve bu kapsamda üretilen elektrik enerjisinin depolama tesisi üzerinden sisteme verilmesi dahil, uygulamaya ilişkin usul ve esaslar Kurum tarafından yönetmelikle düzenlenir. Bu fıkra kapsamında kurulacak tesisler 5346 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi ile 6/B maddesi hükümlerinden yararlandırılabilir.(11) (Ek: 1/7/2022-7417/56 md.) Kısmen veya tamamen işletmede bulunan üretim tesislerinden elektrik depolama tesisi kurmayı taahhüt eden rüzgâr ve/veya güneş enerjisine dayalı elektrik üretim lisansı sahibi tüzel kişilere, kurmayı taahhüt ettikleri elektrik depolama tesisinin kurulu gücüne kadar, lisanslarında belirlenen sahaların dışına çıkılmaması, işletme anında sisteme verilen gücün lisanslarında belirtilen kurulu gücü aşmaması ve TEİAŞ ve/veya ilgili dağıtım şirketinden alınan tadil kapsamındaki bağlantı görüşünün olumlu olması hâlinde kapasite artışına izin verilir. Bu çerçevedeki kapasite artışları için 5346 sayılı Kanunun 6/C maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesi hükmü uygulanmaz. Bu kapsamda üretilen elektrik enerjisinin depolama tesisi üzerinden sisteme verilmesi dahil, uygulamaya ilişkin usul ve esaslar Kurum tarafından yönetmelikle düzenlenir."V. İNCELEME VE GEREKÇEA. İlk İnceleme14. Uyuşmazlık Mahkemesinin Kenan YAŞAR'ın Başkanlığında, Üyeler Bayram ŞEN, Döndü DENİZ BİLİR, Mustafa EROL, Ahmet ARSLAN, Mahmut BALLI ve Bilal ÇALIŞKAN'ın katılımlarıyla yapılan 16/02/2026 tarihli toplantısında; 2247 sayılı Kanun'un 27. maddesi gereğince yapılan incelemeye göre, davalı DEDAŞ vekilinin anılan Kanun'un 10/2. maddesinde öngörülen yönteme uygun olarak yaptığı görev itirazının reddedilmesi ve 12/1. maddede belirtilen süre içinde başvuruda bulunması üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısınca 10. maddede öngörülen biçimde olumlu görev uyuşmazlığı çıkarıldığı ve usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından, görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliğiyle karar verildi.B. Esasın İncelenmesi 15. Raportör-Hâkim Şerife ÖZDOĞAN IŞIK'ın davanın çözümünde adli yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan, ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ'nin davada adli yargının Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın ise davada idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:16. Dava,
sayılı taşınmaz üzerinde "1MW gücünde lisanssız güneş enerjisi santrali (GES)" kurulmasına ilişkin projelerin onaylanması ve enerji santrallerinin elektrik dağıtım bağlantısının yapılmasına izin verilmesi istemiyle Dicle EDAŞ'a yapılan başvuruların zımnen reddine ilişkin işlemlerin Diyarbakır 3. İdare Mahkemesi tarafından iptal edildiği belirtilerek söz konusu kararın uygulanması istemiyle T.
Esas No : 2025/729 Karar No: 2026/89
E. İ. A. Ş.
ne (TEİAŞ) yapılan 09/08/2019 tarihli başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istemine ilişkindir.17. Dava dosyasının incelenmesinden; davacı M. S. E. Ü. S. v. T. L. Ş.
tarafından, Şanlıurfa ili, Viranşehir ilçesi, Alakonak Köyü, 102 ada, 3 nolu parselde kurulması planlanan 1 MW gücündeki lisanssız güneş enerjisi santraline ilişkin projelerin onaylanması ve enerji dağıtım bağlantısı izni verilmesi amacıyla 30/11/2015 tarihli dilekçelerle D. E. D. A. Ş.
ne yapılan başvuruların süresinde sonuçlandırılmaması üzerine, Diyarbakır 3. İdare Mahkemesinde açılan davada, 16/11/2017 tarihli kararla 7717-7722 arası başvurulara ilişkin zımnen ret işleminin iptaline, 7712-7716 arası başvurular yönünden ise karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmiş; bu kararın kesinleşmesi sonrasında, davacı tarafından söz konusu mahkeme kararının uygulanması amacıyla T. E. İ. A. Ş.
ne yapılan 09/08/2019 tarihli başvurunun da süresinde cevaplanmaması üzerine, bu kez zımnen ret işleminin iptali için iş bu dava açılmıştır. 18.Türkiye Elektrik Kurumu (TEK), elektrik sektöründeki yapının yeniden düzenlenmesi amacıyla 1970 yılında çıkarılan 1312 sayılı Kanun ile kurulmuş: özelleştirme politikaları çerçevesinde Bakanlar Kurulunun 12/08/1993 tarihli ve 93/4789 sayılı kararı ile. Türkiye Elektrik Üretim-İletim Anonim Şirketi (TEİAŞ) ve Türkiye Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi (TEDAŞ) adı altında iki ayrı İktisadi Devlet Teşekkülü olarak yeniden yapılandırılmış ve 1994 yılında tüzel kişiliklerine kavuşmuşlardır. Bu şirketler daha sonra 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye (KHK) ekli listede Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile ilgilendirilen "Teşekkül’ olarak gösterilmişlerdir. Daha sonra, elektrik dağıtım ve perakende satış sektöründe rekabete dayalı bir ortamın oluşturulması ve gerekli reformların yapılabilmesi amacıyla dağıtım bölgeleri baz alınarak kamu mülkiyetindeki elektrik işletmelerinin yeniden yapılandırılması suretiyle elektrik enerjisi dağıtım hizmetlerinin özelleştirilmesine karar verilmiş ve TEDAŞ 02/04/2004 tarihli ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile özelleştirme kapsam ve programına alınmıştır. Türkiye, dağıtım bölgeleri yeniden belirlenerek 21 dağıtım bölgesine ayrılmış, şirketlerle TEDAŞ arasındaki hisse devri sözleşmeleri 31/08/2013 tarihi itibariyle tamamlanmıştır.19. TEDAŞ'ın özelleştirme kapsamı ve programına alınması neticesinde: Özelleştirme İdaresi Başkanlığının 31/01/2005 tarihli ve B.02.1.ÖİB.0.10.07/00-991 sayılı yazısı ile Diyarbakır, Şanlıurfa, Batman, Mardin, Siirt ve Şırnak illerinden oluşan Dicle Elektrik Dağıtım Anonim Şinin kurulmasına karar verilmiş, 01/03/2005 tarihinde merkezi Diyarbakır'da olmak üzere; D. E. D. A. Ş.
hizmete başlamıştır. D. E. D. A. Ş.
nin Özelleştirme Yüksek Kurulunun 11/04/2011 tarihli ve 2011/27 sayılı kararı uyarınca %I00 oranındaki hissenin satışın ilişkin Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ile K. D. T. M. İ. v. T. L. Ş.
- C. İ. T. A. Ş.
Ortak Girişim Grubu arasında 28/06/2013 tarihinde imzalanan Hisse Satış Sözleşmesi ile Şirket özelleştirilerek D. E. Y. S. v. T. A. Ş.
ne devrolmuştur. Bu itibarla davalı Şirketin kamu kurumu yani idare vasfı ortadan kalknıştır.20. İdari yargıda görev kamu düzenindendir ve kendisine karşı dava açılan taraf (davalı) mutlaka idare olmalıdır. Yani idari davalarda, davalı her zaman idaredir. 21. Buna göre, davanın açıldığı tarihte davalı mevkiinde kamu tüzelkişiliği niteliğini haiz olmayan D. E. D. A. Ş.
nin olması karşısında, bu davalı bakımından idari yargı yetkisi kapsamında açılmış bir idari dava bulunduğundan söz etmek imkânsız
Esas No : 2025/729 Karar No: 2026/89
olduğundan, davanın özel hukuk hükümlerine göre uyuşmazlığın adli yargı yerinde görülmesi ve çözümlenmesi gereklidir.22. Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak,Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının başvurusunun kabulü ile davalı vekilinin görev itirazının reddine ilişkin Ankara 5. İdare Mahkemesinin 23/10/2025 tarih ve E.2025/1522 sayılı görevlilik kararının kaldırılması gerekmiştir.
VI. HÜKÜM Açıklanan gerekçelerle;A. Davanın çözümünde ADLİ YARGININ GÖREVLİ OLDUĞUNA, B. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile davalı vekilinin görev itirazının reddine ilişkin Ankara 5. İdare Mahkemesinin 23/10/2025 tarih ve E.2025/1522 sayılı GÖREVLİLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 16/02/2026 tarihinde, Üye Ahmet ARSLAN'ın KARŞI OYU ve OY ÇOKLUĞU ile KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan Vekili
Üye
Üye
Üye
Kenan
Bayram
Döndü Deniz
Mustafa
YAŞAR
ŞEN
BİLİR
EROL
Üye
Üye
Üye
Ahmet
Mahmut
Bilal
ARSLAN
BALLIÇALIŞKAN KARŞI OY
Esas No : 2025/729 Karar No: 2026/89
Dava,
sayılı taşınmaz üzerinde "1MW gücünde lisanssız güneş enerjisi santrali (GES)" kurulmasına ilişkin projelerin onaylanması ve enerji santrallerinin elektrik dağıtım bağlantısının yapılmasına izin verilmesi istemiyle Dicle EDAŞ'a yapılan başvuruların zımnen reddine ilişkin işlemlerin Diyarbakır 3. İdare Mahkemesi tarafından iptal edildiği belirtilerek söz konusu kararın uygulanması istemiyle T. E. İ. A. Ş.
ne (TEİAŞ) yapılan 09/08/2019 tarihli başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istemine ilişkindir.2577 sayılı Kanun'un 2.1.a maddesinde;İdarî işlemler hakkında yetki,şekil,sebep, konuve maksat yönlerinden biri ile hukukaaykırı olduklarından dolayıiptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları İdarî dava türleri arasında sayılmış olup, idare tarafından, bir kamu hizmetinin yürütülmesi dolayısıyla kamu gücü kullanılarak tek taraflı iradeyle tesis edilen kesin ve yürütülmesi zorunlu İdarî işlemlere karşı açılacak davalarda İdarî yargı yeri görevli bulunmaktadır.Elektrik enerjisine ilişkin faaliyetleri, temel olarak “üretim”, “iletim”, “dağıtım” ve “ticaret” başlıkları altında toplamak mümkündür. Hizmetin kesintiye uğramasının alternatif maliyetleri çok yüksek olduğu için bütün bu faaliyetlerin bir koordinasyon içinde yürütülmesi şarttır. Bu amaçla, 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ile, 2001 yılında kamu tüzel kişiliğini haiz, İdarî ve mali özerkliğe sahip ve bu Kanun ile kendisine verilen görevleri yerine getirmek, enerji piyasasını düzenlemek ve denetlemek üzere Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) kurulmuştur.Elektrik piyasası faaliyetleri, 4628 sayılı Kanun ve ilgili mevzuatında detaylı olarak düzenlenmiş, 4628 sayılı Kanun'un mülga 2. maddesi, elektrik piyasası faaliyetlerini: “piyasada faaliyet gösterecek tüzel kişilerin üretim, iletim, dağıtım, toptan satış, perakende satış, perakende satış hizmeti, ticaret, ithalat ve ihracat faaliyetleri” olarak sıralamıştır. Kanun'da elektrik enerjisi “iletim” faaliyetinin ancak tekel niteliğinde ve T. E. İ. A. Ş.
tarafından yürütülebileceği düzenlenmiştir. Diğer faaliyetlerde ise, kamu tüzel kişilerinin yanında, özel hukuk tüzel kişilerinin de hizmetlerin yürütülmesine katılabileceği öngörülmüştür. Elektrik piyasası faaliyetlerinin yürütülmesinde kamu-özel ayrımı yapılmaksızın, kural olarak, lisans alınması zorunluluğu getirilmiştir. Belirtilen yaklaşım, 30.3.2013 tarih ve 28603 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ile de sürdürülmüştür.Bu itibarla, elektrik piyasası faaliyetlerinin, arz güvenliğini ve kamu hizmeti gerekliliklerini sağlayacak bir uyum içinde yürütülmesi için düzenleme, denetleme ve kolluk faaliyetlerinde bulunma işlevlerinin kamu gücüyle yerine getirildiği bir kamu hizmeti faaliyeti olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanununun "Lisanssız yürütülebilecek faaliyetler" başlıklı 14. maddesinde, lisans alma ve şirket kurma yükümlülüğünden muaf kişilerin sisteme bağlanmasına ilişkin teknik usul ve esaslar ile satışa, başvuru yapılmasına ve denetim yapılmasına ilişkin usul ve esasların yönetmelikle düzenleneceği hüküm altına alınmıştır.3154 sayılı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanununun 2. maddesine 6719 sayılı Kanunla eklenen (j) bendinde;"Elektrik üretim, iletim, dağıtım ve tüketim tesislerinin milli menfaatlere ve modern teknolojiye uygun şekilde kurulması ve işletilmesi için gerekli yükümlülükleri ile ilgili olarak inceleme, tespit, raporlama, proje onay ve kabul işlemleri yapmak üzere; ihtisas sahibi kamu kurum ve kuruluşlarını, 14/3/2013 tarihli ve 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu kapsamında dağıtım lisansı sahibi tüzel kişileri veya özel hukuk tüzel kişilerini görevlendirmek, yetkilendirmek veya bu tüzel kişilerden hizmet satın almak ve bu tüzel kişilerin nitelikleri, yetkilendirilmesi, hak ve yükümlülükleri ile bu tüzel kişilere uygulanacak yaptırımları ve diğer hususları yönetmelikle düzenlemek." Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının görevleri arasında sayılmıştır.
Esas No : 2025/729 Karar No: 2026/89
Bu bağlamda yürürlüğe konulan Elektrik Tesisleri Proje Yönetmeliğinin 4. maddesinin (ıı) bendinde; proje onay biriminin (POB); elektrik tesislerinin, hesap ve raporlarını inceleyerek proje paftalarını onaylamak üzere görevlendirilmiş Bakanlık birimini veya bu amaçla Bakanlık tarafından yetkilendirilen DSİ, TEİAŞ, TEDAŞ, EDAŞ, EÜAŞ, OSB ve benzeri ihtisas sahibi kurum ve kuruluşlarını ifade ettiği belirtilmiş,Aynı Yönetmeliğin "Yetki devri" başlıklı 8. maddesinde;"Bu Yönetmelik kapsamındaki elektrik tesislerinin proje onay ve onaylı projelerine göre yapılan tesislerin kabul işlemleri ve tutanak onay işlemleri yetkisi Bakanlığa aittir Bakanlık bu yetkisini doğrudan kullanabileceği gibi bu işlemleri ihtisas sahibi kurum, kuruluş veya tüzel kişilerle birlikte yapabilir ya da kurum, kuruluş veya tüzel kişilerden hizmet alarak ya da bu kurum, kuruluş veya tüzel kişilere yetki devretmek suretiyle yaptırabilir.." düzenlemelerine yer verilmiştir.3154 sayılı Kanun ve Elektrik Tesisleri Proje Yönetmeliğinin verdiği yetki uyarınca tesis edilen 26/07/2016 tarih ve 19973 sayılı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı işlemi ile; elektrik tesislerinin proje onay, kabul ve tutanak onay işlemleri hususunda kurum ve kuruluşların yetkilendirilmesine ilişkin "Yetkilendirilme Tablosu" yürürlüğe konulmuş, bu tabloya göre lisanssız üretim tesisi olan GES'ler için Türkiye Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi yetkilendirilmiştir.Öte yandan, 14/02/2018 günlü, 30332 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Türkiye Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi Ana Statüsünün 5. maddesinde, TEDAŞ’ın tüzel kişiliğe sahip faaliyetlerinde özerk ve sorumluluğu sermayesiyle sınırlı bir iktisadi devlet teşekkülü olduğu hükmüne yer verilmiştir.Doğal tekel niteliğindeki elektrik dağıtım faaliyeti 4628 sayılı Kanun öncesinde TEDAŞ tarafından gerçekleştirilmekte iken, 4628 sayılı Kanun uyarınca, dağıtım sektörünün, EPDK tarafından verilen dağıtım lisanslarıyla bölgesel tekeller olarak işletilmesi öngörülmüştür. 17/03/2004 tarihinde Yüksek Planlama Kurulu'nun 2004/3 sayılı kararı ile onaylanarak yürürlüğe giren "Elektrik Enerjisi Sektörü Reformu ve Özelleştirme Stratejisi Belgesi" (Strateji Belgesi) ile elektrik dağıtım ve üretim alanları için özelleştirme girişimi başlatılarak özelleştirme uygulamalarına dağıtım sektöründen başlanacağı belirtilmiş; Strateji Belgesi'ndeki eylem planına uygun olarak Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun 02.04.2004 tarihli ve 2004/22 sayılı kararı ile TEDAŞ özelleştirme programına alınmıştır. Bu kapsamda, söz konusu Yüksek Planlama Kurulu kararı ekinde yer alan dağıtım bölgelerinin şirketleştirilmesinin tamamlanarak TEDAŞ'ın hissedarı olduğu ve dağıtım ve perakende satış hizmeti yürüten 20 dağıtım şirketi oluşturulmuştur. 4628 sayılı Kanun'un 14.2. maddesinde yer verilen, "TEDAŞ'ın faaliyet alanında yer alan ve dağıtım faaliyeti için gerekli olan işletme ve varlıklar üzerinde, mülkiyeti saklı kalmak kaydı ile TEDAŞ ile belirlenen dağıtım bölgelerinde faaliyet göstermek üzere kurulan elektrik dağıtım şirketleri arasında işletme hakkı devir sözleşmesi düzenlenebilir." kuralı uyarınca, TEDAŞ ile % 100 hisselerine sahip olduğu 20 elektrik dağıtım şirketi arasında dağıtım varlıklarının işletilmesine yönelik İdarî sözleşme niteliğine sahip "İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi" imzalanmış ve Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun 7/11/2005 tarihli ve 2005/125 sayılı kararı ile da; sermayesinin % 100'ü TEDAŞ'a ait olan ve elektrik dağıtım bölgelerinde dağıtım lisansı ile TEDAŞ'ın uhdesinde bulunan dağıtım sisteminin işletme hakkına sahip olan veya ileride sahip olacak dağıtım şirketlerinin hisselerinin blok olarak satış yöntemi ile özelleştirilmesine karar verilmiştir.Dava konusu "1MW gücünde lisanssız güneş enerjisi santrali (GES)" kurulmasına ilişkin projelerin onaylanması ve enerji santrallerinin elektrik dağıtım bağlantısının yapılmasına izin verilmesi istemiyle Dicle EDAŞ'a yapılan başvuruların zımnen reddine ilişkin işlemlerin Diyarbakır 3. İdare Mahkemesi tarafından iptal edildiği belirtilerek söz konusu kararın uygulanması istemiyle T. E. İ. A. Ş.
ne (TEİAŞ) yapılan 09/08/2019 tarihli başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istemine olduğundan,
Esas No : 2025/729 Karar No: 2026/89
dava konusu işlemin idare hukuku alanında kamu gücüne dayalı olarak re'sen ve tek yanlı irade açıklaması sonucu tesis edilen bir işlem olduğu dikkate alındığında, bakılan davanın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 2-1 a maddesinde düzenlenen iptal davası niteliğinde olduğu açıktır.Bu durumda, dava konusu işlemin iptali istemiyle açılan davanın çözümünün idari yargının görevinde bulunduğu sonucuna ulaşıldığından, uyuşmazlığın çözümünde adli yargıyı görevli kabul eden çoğunluğun kararına katılmıyorum.
Üye
Ahmet ARSLAN