T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/733KARAR NO : 2026/83KARAR TR : 16/02/2026 ÖZET: Davacının mülkiyetinde olan aracın, trafik tescil kaydının iptaline ve sicilden terkinine karar verilmesi istemine ilişkin olarak açılan davanın, İDARİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk. K A R A RDavacı : R. O.
Davalılar : 1-Türkiye Noterler Birliği (Adli Yargıda) 2-Karaman Valiliği (İdari Yargıda)I. DAVA KONUSU OLAY1. Davacı, davaya konu
plakalı araç hukuken kendi adına tescilli ise de, aracın evlilik birliği içerisinde eski eşinin fiili kullanımına özgülenmiş olduğunu ve zilyetliğin o tarihten bu yana kesintisiz olarak eski eşinde kaldığını, boşanma sürecinde ve sonrasında tüm çabalarına rağmen aracın iadesinin sağlanamadığını, eski eşinin aracı kendi bilgisi ve rızası dışında üçüncü bir kişiye devrettiğini ve aracın nerede olduğunu bilmediğini, iade yükümlülüğünü imkansız kılmış olduğunu, eski eşinin güvenini kötüye kullandığını, dolayısıyla Karaman Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunduğunu ileri sürerek, adına tescilli aracın trafik kaydının hukuki dayanağının kalmadığının tespiti ile sicilden terkinine, bu işlemin nihai ve geri dönülmez nitelikte olduğunun, aracın gelecekte bulunması halinde dahi üzerinde hiçbir ayni veya şahsi hak iddiasında bulunulmayacağının ve mülkiyet hakkından gayrikabili rücu feragat edildiğinin tespiti ile birlikte karar verilmesini talep ederek, adli yargı yerinde araç mülkiyetinin tespiti ve tescili istemiyle dava açmıştır.II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİN BAŞVURU SÜRECİA. Adli Yargıda2. Karaman 3. Asliye Hukuk Mahkemesi 11/09/2025 tarih ve E.2025/367, K.2025/341 sayılı kararı ile, uyuşmazlığın çözümünde idari yargı yerinin görevli olduğu gerekçesiyle, davanın 6100 sayılı HMK'nin 114/1-b bendi gereğince yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle 115/2 maddesi gereği usulden reddine karar vermiş, bu karar kesinleşmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"...Davaya konu edilen husus, davacıya ait aracın trafik tescil kaydının terkin edilmesi istemine ilişkindir. Araç tescil ve terkinine ilişkin olarak yapılan işlemler “idari işlem” niteliğindedir. Bu işlem idarenin görevi kapsamında olup, hiç yapılmaması, geç yapılması ya da gereği gibi yapılıp yapılmadığı hususu idari yargı yerinin denetimine tabidir. Görevin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesi hizmet kusuru niteliğinde olup idarenin işleminden doğan talepler; İdari Yargılama Usulü Yasası’nın 2/1-b maddesi gereğince idareye karşı, idari yargı yerinde açılması gerekir.(HMK 114) Görev sorunu, açıkça veya hiç ileri sürülmese de kendiliğinden dikkate alınır. (HMK 115)Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 08/11/2016 gün ve 2015/9657 Esas-2016/10945 Karar sayılı kararında özetle; "....tescil, idari bir işlem olup trafik kaydındaki tescilin iptali ile yeni kayıt ve tescile karar verilmesi, idareyi işlem yapmaya zorlayıcı bir karardır. Oysa adli yargı yerinde, idareyi işlem yapmaya zorlayıcı türden bir karar verilemez. Mahkemece, yalnızca mülkiyetin tespiti hususunda hüküm kurmakla yetinilmelidir, trafik tescil kaydının iptali ile yeni kayıt ve tescile karar verilmiş olması da doğru değildir...."
Esas No : 2025/733 Karar No: 2026/83
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 10/11/2016 gün ve 2016/7718 Esas-2016/11036 Karar sayılı kararında özetle; "Davaya konu edilen husus, trafik tescil kaydının terkin edilmesi ve aracın davalı adına tescili istemine ilişkindir. Trafik Tescil ve Şube Müdürlüğü tarafından araç tescil ve terkinine ilişkin olarak yapılan işlemler “idari işlem” niteliğindedir.Tüm dosya kapsamı incelenmekle; Tescil ve terkin işlemlerinin idari bir işlem olması trafik kaydındaki tescilin iptali ile tescile karar verilmesi, idareyi işlem yapmaya zorlayıcı bir karar olması nedeni ile adli yargı yerinde, idareyi işlem yapmaya zorlayıcı türden bir karar verilemeyeceğinden eldeki davanın yargı yolu bakımından usulden reddine..."3. Davacı, bu kez yine fiilen mevcut olmayan, zayi olmuş ve mülkiyeti kendinde görülmesine rağmen tasarruf imkanı bulunmayan
plakalı aracın, trafik tescil kaydının idari yoldan terkinine (silinmesine) karar verilmesi istemiyle idari yargı yerinde dava açmıştır. B. İdari Yargıda4. Konya 3. İdare Mahkemesi 05/12/2025 tarih ve E.2025/1774 sayılı kararı ile, mahkemelerinin görevsizliğine, 2247 sayılı Kanun'un 19'uncu maddesi uyarınca, görevli yargı yerinin belirlenmesi için, iş bu dava dosyası ile adli yargı yerince verilen önceki görevsizlik kararına ilişkin, UYAP sisteminde temin edilen Karaman 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 11/09/2025 tarih ve E.2025/367, K.2025/341 sayılı dava dosyasının görevli yargı yerinin belirlenmesi için Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilerek başvuru yapılmasına, Uyuşmazlık Mahkemesi kararı gelinceye kadar iş bu dava hakkında karar verilmesinin ertelenmesine karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"...Bu açıklamalar ışığında, davacının mülkiyetinde olan
sayılı plakalı aracın trafik tescil kaydının iptaline ve sicilden terkinine karar verilmesi istemi ile açılan davada, 2918 sayılı Kanun'un göreve ilişkin düzenlemesinin dikkate alınması ve görevli yargı yerinin bu kapsamda belirlenmesi gerekmektedir.Nitekim 2918 sayılı Kanun'un 19.1.2011 günlü Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanun'un 14. maddesiyle değişik 110. maddesinde "…bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür" Geçici 21. maddesinde de "Bu Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının göreve ilişkin hükmü, yürürlüğe girdiği tarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde açılmış bulunan davalara uygulanmaz" denilmek sureti ile 2918 sayılı Kanun'un uygulanmasından kaynaklanan zararların tazmini istemi ile açılacak sorumluluk davalarında adli yargı yerlerinin görevli olacağı ayrıca ve açıkça belirtildiğinden uyuşmazlığın çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır..."5. Konya 3. İdare Mahkemesince, 2247 sayılı Kanun’un 19. maddesi uyarınca görevli yargı yerinin belirlenmesi için idari yargı dosyası Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmiş, adli yargı dosyası UYAP üzerinden temin edilmiştir.III. İLGİLİ HUKUK6. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun "Amaç" başlıklı 1. maddesi şöyledir:"Bu Kanunun amacı, karayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafik düzenini sağlamak ve trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri belirlemektir."7. 2918 sayılı Kanun’un "Kapsam" başlıklı 2. maddesi şöyledir:"Bu Kanun, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk, çalışma usulleri ile
Esas No : 2025/733 Karar No: 2026/83
diğer hükümleri kapsar.Bu Kanun, karayollarında uygulanır. Ancak aksine bir hüküm yoksa;a) Karayolu dışındaki alanlardan kamuya açık olanlar ile park, bahçe, park yeri, garaj, yolcu ve eşya terminali, servis ve akaryakıt istasyonlarında karayolu taşıt trafiği için faydalanılan yerler ile,b) Erişme kontrollü karayolunda ve para ödenerek yararlanılan karayollarının kamuya açık kesimlerinde ve belirli bir karayolunun bağlantısını sağlayan deniz, göl ve akarsular üzerinde kamu hizmeti gören araçların, karayolu araçlarına ayrılan kısımlarında da,Bu Kanun hükümleri uygulanır."8. 2918 sayılı Kanun’un "İçişleri Bakanlığının görev ve yetkileri" başlıklı 5. maddesi şöyledir:" (Başlığı ile Birlikte Değişik: 6/12/2019-7196/39 md.)İçişleri Bakanlığının görev ve yetkileri şunlardır:a) Araçları, bu Kanuna göre araçlarda bulundurulması gerekli belge ve gereçleri, sürücüleri ve bunlara ait belgeleri, sürücülerin ve karayolunu kullanan diğer kişilerin kurallara uyup uymadığını, trafik düzenlemelerinin ve çeşitli tesislerin bu Kanun hükümlerine uygun olup olmadığını denetlemek.b) Duran ve akan trafiği düzenlemek ve yönetmek.c) El koyduğu trafik kazalarında trafik kaza tespit tutanağı düzenlemek.d) Trafik suçu işleyenler hakkında tutanak düzenlemek, gerekli işlemleri yapmak ve takip etmek.e) Trafik kazası neticesinde hastalanan veya yaralananların bakımlarını sağlayacak tedbirlerin süratle alınmasına yardımcı olmak ve yakınlarına haber vermek.f) Araçların tescil işlemlerini yaparak belge ve plakalarını vermek.g) Sürücülerin belgelerini vermek.h) Ülke çapında taşıtların ve sürücülerin sicillerini tutmak, bunlara ilişkin teknik ve hukuki değişiklikleri işlemek, işlettirmek, istatistiksel bilgileri toplamak ve değerlendirmek.i) Trafik kazalarının oluş nedenleri ile ilgili tüm unsurları kapsayan istatistik verileri ve bilgilerini toplamak, değerlendirmek, sonuçlarına göre gereken önlemlerin alınmasını sağlamak ve ilgili kuruluşlara teklifte bulunmak.j) Hasar tazminatı ödemelerini hızlandırmak amacıyla sigorta şirketlerince istenecek gerekli bilgi ve belgeleri vermek.k) Ayrıca bu Kanunla ve bu Kanuna göre çıkarılmış olan yönetmeliklerle verilen diğer görevleri yapmak.Sürücülere ait bilgilerde meydana gelebilecek değişiklikler ve araçlar üzerinde meydana gelebilecek teknik veya hukuki değişiklikler ile haciz, rehin, ihtiyati tedbir ve belge iptali gibi kısıtlayıcı şerhlerin; elektronik ortamda tutulan siciller üzerine işlenmesi ve kaldırılması işlemleri, bu değişiklik veya şerhlere karar veren yargı ve icra birimleri ile kamu kurum veya kuruluşları tarafından elektronik sistemle yapılabilir. Sürücü belgesi ve tescil işlemlerine esas teşkil edecek bilgiler, İçişleri Bakanlığı tarafından ilgili kamu kurum veya kuruluşlarından elektronik sistemle temin edilebilir veya kanunlardaki istisnalar hariç olmak üzere bu amaçla sınırlı olarak paylaşılabilir. Bu fıkraya ilişkin usul ve esaslar yönetmelikte belirlenir.Bu maddedeki görev, yetki ve sorumluluklara ait diğer esaslar ile trafik kuruluşlarının, çalışma şekil ve şartları, görevlendirilecek personelin nitelikleri, seçimi, çalışma usulleri, görev, yetki ve sorumluluklarına ait esaslar İçişleri Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikte belirtilir."9. 2918 sayılı Kanun'un "Araçların satış, devir ve tescili ile bu işlemlerle ilgili yetki ve sorumluluk" başlıklı 20. maddesinin ilgili kısımları şöyledir: "(Değişik: 18/1/1985 - KHK 245/7 md.; Değiştirilerek kabul: 28/3/1985-3176/7 md.)Tescil süreleri, satış ve devirler, noterlerin sorumluluğu ile ilgili esaslar şunlardır:a) Araç sahipleri,
Esas No : 2025/733 Karar No: 2026/83
1. (Değişik: 13/2/2011-6111/55 md.) Tescili zorunlu ve ilk tescili yapılacak olan araçların satın alma veya gümrükten çekme tarihinden itibaren üç ay içinde tescili için; bunların hurda durumuna gelmesi hâlinde ise bir ay içinde tescilin silinmesi için ilgili trafik tescil kuruluşuna veya Emniyet Genel Müdürlüğünün belirleyeceği kamu kurum veya kuruluşları ile gerçek veya özel hukuk tüzel kişilerine başvurmak,2. (Değişik: 2/4/1998 - 4358/3 md.) Tescilin yapılması veya silinmesi için vergi kimlik numarası ile yönetmelikte belirtilen bilgi ve belgeleri sağlamak,Zorundadırlar.b) Araçların giriş işlemlerini yapan gümrük idareleri bu durumu 15 gün içinde araç sahiplerinin beyan ettikleri tescil kuruluşuna bildirmekle yükümlüdürler.c) Tescil belgesi, aracın başkasına satış veya devrine, hurdaya çıkarılmasına veya araçta, yönetmelikte belirtilen niteliklerin değişmesine kadar geçerli sayılır.d) (Değişik: 24/12/2009-5942/1 md.) Tescil edilmiş araçların her çeşit satış ve devirleri, satış ve devri yapılacak araçtan dolayı motorlu taşıtlar vergisi, gecikme faizi, gecikme zammı, vergi cezası ve trafik idari para cezası borcu bulunmadığının tespit edilmesi ve taşıt üzerinde satış ve/veya devri kısıtlayıcı herhangi bir tedbir veya kayıt bulunmaması halinde, araç sahibi adına düzenlenmiş tescil belgesi veya trafik tescil kayıtları esas alınarak noterler tarafından yapılır. Noterler tarafından yapılmayan her çeşit satış ve devirler geçersizdir. Satış ve devir işlemi, siciline işlenmek üzere üç işgünü içerisinde ilgili trafik tescil kuruluşu ile vergi dairesine bildirilir. Bu bildirimle birlikte alıcı adına trafik tescil işlemi gerçekleşmiş sayılır. Satış ve devir tarihi itibariyle, 197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu hükümleri uyarınca eski malikin vergi mükellefiyeti sona erer, yeni malikin vergi mükellefiyeti başlar.Yapılan satış ve devir işlemi üzerine noterler tarafından yeni malik adına bir ay süreyle geçerli tescile ilişkin geçici belge düzenlenir.197 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinde yer alan sorumluluk hükümleri saklı kalmak kaydıyla, anılan maddede ve bu bentte yer alan isteme ve bildirmeleri elektronik ortamda yaptırmaya ve bu konuda yükümlülük getirmeye, elektronik bildirmelere ilişkin usul ve esasları belirlemeye Gelir İdaresi Başkanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü yetkili olup, bu kurumlar satış, devir ve tescile ilişkin işlemlerin gerçekleştirilmesi için gerekli elektronik veri akışını sağlarlar. Satış ve devir işlemlerini yapanlar, bu işlemler sırasında edindikleri bilgileri ifşa ettikleri takdirde Türk Ceza Kanununun 239 uncu maddesi uyarınca cezalandırılırlar.Satış ve devir işlemlerinin bildiriminden itibaren bir aylık süre içerisinde ilgili trafik tescil kuruluşu veya Emniyet Genel Müdürlüğünün uygun gördüğü kamu kurum veya kuruluşları tarafından yeni malik adına tescil belgesi düzenlenerek elden veya posta aracılığıyla teslim edilir. Tescil belgesinin bir ay içerisinde teslim edilememesi halinde yeni malike sorumluluk yüklenemez....Haciz, müsadere, zapt, buluntu, trafikten men gibi nedenlerle; icra müdürlükleri, vergi dairesi müdürlükleri, milli emlak müdürlükleri ile diğer yetkili kamu kurum ve kuruluşları tarafından satışı yapılan araçların satış tutanağının bir örneği aracın kayıtlı olduğu trafik tescil kuruluşlarına üç işgünü içerisinde gönderilir. Aracı satın alanlar gerekli bilgi ve belgeleri sağlayarak ilgili trafik tescil kuruluşundan bir ay içerisinde adlarına tescil belgesi almak zorundadırlar. Alıcıların tescil belgesi almak için süresinde başvurmamaları halinde bu araçları alıcıları adına re’sen kayıt ve tescil ettirmeye Emniyet Genel Müdürlüğü yetkilidir.Bu bendin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye İçişleri ve Maliye Bakanlıkları yetkilidir...."10. 2918 sayılı Kanun'un "Belge ve plaka vermeye yetkili kuruluşlar" başlıklı 22. maddesinde; Yönetmelikte gösterilen esaslara göre, birinci fıkrada bentler halinde sayılan istisnalar haricinde kalan araçlara ilişkin tescile yönelik işlemlerin Emniyet Genel Müdürlüğü veya bağlı trafik tescil kuruluşlarınca yapılacağı, Emniyet Genel Müdürlüğünün ilk tescili yapılacak araçların tesciline esas teşkil edecek işlemleri elektronik ortamda bilgi paylaşımı yoluyla yapacağı düzenlenmiştir.
Esas No : 2025/733 Karar No: 2026/83
11. 2918 sayılı Kanun'un "Görevli ve Yetkili Mahkeme" başlıklı 110. maddesinin birinci fıkrası şöyledir: "(Değişik: 11/1/2011-6099/14 md.)İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır.Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir.” 12. 2918 sayılı Kanun'a dayanılarak 18/07/1997 tarih ve 23053 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin, davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan ancak 04/11/2025 tarih ve 33067 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Karayolları Trafik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 4. maddesi ile yürürlükten kaldırılan 28. maddesinde “Araçların Tescil Mecburiyeti”; 29. maddesinde “Tescile Yetkili Kuruluşlar, Tescil İçin Müracaat Etme ve Bildirme Mecburiyeti ile Süreleri”; 31. maddesinde “Yeni Kayıt”; 32. maddesinde “Tescil Belgesi ve Geçerliliği”; 33. maddesinde “Motorlu araç trafik belgesi ve geçerliliği”; “Tescile Dair Diğer İşlemler” üst başlığı altındaki 36. maddesinde “Satış ve Devirler”; 37. maddesinde “Satış veya devir işlemi yapılan araçların tescil işlemleri”; 43. maddesinde “Çalınan araçlar hakkında yapılacak işlemler”; 44. maddesinde “Çalınan, kaybedilen, kullanılamaz hale gelen, bilgileri değişen belge ve plakalar” ile, başlığı ile birlikte değiştirilen "Araç ve Sürücülere İlişkin Verilerin Paylaşımı" başlıklı 30. maddesinde ilgili hususlar ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.13. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2. maddesi şöyledir:" (Değişik: 10/6/1994-4001/1 md.) İdari dava türleri şunlardır:a) (İptal: Anayasa Mahkemesinin 21/9/1995 tarihli ve E:1995/27, K:1995/47 sayılı kararı ile; Yeniden Düzenleme: 8/6/2000-4577/5 md.) İdarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları,b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları,c) (Değişik: 18/12/1999-4492/6 md.) Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar.2. İdari yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. İdari mahkemeler; yerindelik denetimi yapamazlar, yürütme görevinin kanunlarda ve Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinde gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremezler.3. (Mülga: 2/7/2018 - KHK-703/185 md.)"14. 2577 sayılı Kanun'un ''İdari makamların sükutu'' başlıklı 10. maddesi şöyledir:''1. İlgililer, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler.2. (Değişik: 10/6/1994-4001/5 md.) Otuz gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş
Esas No : 2025/733 Karar No: 2026/83
sayılır. İlgililer otuz günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilirler. Otuz günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgili bu cevabı, isteminin reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebilir. Bu takdirde dava açma süresi işlemez. Ancak, bekleme süresi başvuru tarihinden itibaren dört ayı geçemez. Dava açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde, otuz günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açabilirler.3. (Mülga: 10/6/1994-4001/5 md.)''15. 2577 sayılı Kanun'un ''Üst makamlara başvurma'' başlıklı 11. maddesi şöyledir:''1.İlgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebilir. Bu başvurma, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durdurur.2. Otuz gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır.3. İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine kadar geçmiş süre de hesaba katılır.4. (Mülga: 10/6/1994-4001/6 md.)''
IV. İNCELEME VE GEREKÇEA. İlk İnceleme16. Uyuşmazlık Mahkemesinin Kenan YAŞAR'ın Başkanlığında, Üyeler Bayram ŞEN, Döndü Deniz BİLİR, Mustafa EROL, Ahmet ARSLAN, Mahmut BALLI ve Bilal ÇALIŞKAN’ın katılımlarıyla yapılan 16/02/2026 tarihli toplantısında; 2247 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre, İdare Mahkemesince, anılan Kanun'un 19. maddesine göre başvuruda bulunulmuş olduğu, Mahkemece idari yargı dosyasının Uyuşmazlık Mahkemesine gönderildiği, adli yargı dosyasının UYAP üzerinden temin edildiği ve usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından, görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.B. Esasın İncelenmesi17. Raportör-Hâkim Gülşen AKAR PEHLİVAN’ın, davanın çözümünde idari yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan, ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ ile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın davada idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:18. Dava, davacının mülkiyetinde olan
plakalı aracın trafik tescil kaydının iptaline ve sicilden terkinine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. 19. Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerine göre, araçların trafiğe tescil edilmesi ve sicillerinin tutulması, Emniyet Genel Müdürlüğüne bağlı olarak kurulan Trafik Hizmetleri Başkanlığı bünyesindeki Trafik Tescil Şube veya Bürolarının görevi ve yetkisinde olup, bu şube ve büroların, kanunla kendilerine verilen görevleri yerine getirirken yaptıkları işlemlerin ''idari işlem'' niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.20. Tescil işlemleri, yetki ve usulde paralellik ilkesi gereği de terkin işlemlerini tesis etme ve düzenleme yetki ve görevi, 2918 sayılı Kanun'un 20 ve devamı maddelerinde Emniyet
Esas No : 2025/733 Karar No: 2026/83
Genel Müdürlüğüne verilmiştir. Bu duruma göre, aracın davacı adına görülen kaydının trafik sicilinden terkini istemi ile açılan davanın temelinde, davalı idarenin terkin isteminin reddine ilişkin kararının bulunması gerektiği, davacının amacının davalı idarece aracın tescilden terkini yönünde işlem tesis edilmesini sağlamak olduğu dikkate alındığında, uyuşmazlığın çözümünde 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi kapsamında idari yargının görevli olduğu sonucuna varılmıştır.21. Somut olayda; davacı, boşanma davası sonrasında, üzerine kayıtlı aracın kendisine iade edilmeyip üçüncü kişiye devredildiğini öğrenmesi nedeniyle trafik sicilinden silinmesini talep etmiştir. Uyuşmazlığın konusu, davacının üzerine kayıtlı aracın tescil kaydının düzeltilmesi olup, söz konusu işlem Motorlu Taşıtlar Siciline ilişkin tescil yetkisi kapsamında idarenin görev alanına girdiğinden, uyuşmazlığın görüm ve çözümünde idari yargı yerinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır.22. Her ne kadar Uyuşmazlık Mahkemesinin önüne gelen ve trafik tescil işlemlerine dayalı olarak açılan tazminat/sorumluluk davalarında Mahkememizce 2918 sayılı Kanun’un 5, 20, 22. maddeleri ve 2918 sayılı Kanun’un uygulanmasına yönelik Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 29, 30 ve 31. maddeleri gereğince inceleme ve değerlendirme yapılması gereken uyuşmazlıkların; 2918 sayılı Kanun'un 19/01/2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi gereğince adli yargı yerinde görülmesi yönünde kararlar verildiği, söz konusu kararlara konu olaylarda davacıların davalı idarenin sorumluluğundan kaynaklanan zararlarının tazminini talep ettikleri ve bu nedenle olayların 2918 sayılı Kanun’un 110. maddesinde belirtildiği şekilde Kanun'un uygulanmasından doğan sorumluluk davası kapsamında değerlendirildiği açık ise de ; eldeki davada davacının davalı idareden belirli bir işlemin yapılması istemiyle 2577 sayılı Kanun kapsamında bir talepte bulunduğu görüldüğünden, Mahkememizin diğer kararları ile iş bu dava dosyasının aynı mahiyette olmadığı ve kararlar arasında bir çelişki bulunmadığının belirtilmesinde fayda görülmektedir.23. Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak, Konya 3. İdare Mahkemesinin 05/12/2025 tarih ve E.2025/1774 sayılı başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. V. HÜKÜMAçıklanan gerekçelerle; A. Davanın çözümünde İDARİ YARGININ GÖREVLİ OLDUĞUNA, B. Konya 3. İdare Mahkemesinin 05/12/2025 tarih ve E.2025/1774 sayılı BAŞVURUSUNUN REDDİNE,16/02/2026 tarihinde OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan Vekili
Üye
Üye
Üye
Kenan
Bayram
Döndü Deniz
Mustafa
YAŞAR
ŞEN
BİLİR
EROL
Üye
Üye
Üye
Ahmet
Mahmut
Bilal
ARSLAN
BALLIÇALIŞKAN