T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/130 KARAR NO : 2026/190KARAR TR : 13/04/2026
ÖZET: 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun'un 3. ve 13. maddeleri ile 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 17. ve 22. maddelerine istinaden idari para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin, Hazine ve Maliye Bakanlığı Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı işleminin iptali istemiyle açılan davanın 5549 sayılı Kanun'un 3. maddesinin 7. fıkrası uyarınca, İDARİ YARGI YERİNDE görülmesi gerektiği hk.K A R A R Davacı
: E. D. Y. M. A. Ş.
Vekilleri
: Av. R. Ç.
, Av. E. Ç.
, Av. M. Ç.
Av. Ş. A.
Davalı
: Hazine Ve Maliye Bakanlığı Mali Suçlar Araştırma Kurulu
Başkanlığı I. DAVA KONUSU OLAY 1. Davacı vekili, müvekkili şirketin, 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun'un 3. ve 13. maddeleri ile 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 17. ve 22. maddelerine istinaden, toplam 1.922.684 TL idari para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin, Hazine ve Maliye Bakanlığı Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığının 06/06/2024 tarih ve 1986 sayılı işleminin; hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek, iptali istemiyle idari yargı yerinde dava açmıştır.II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİN BAŞVURU SÜRECİA. İdari Yargıda2. Eskişehir 2. İdare Mahkemesi 03/07/2024 tarih ve E.2024/638, K.2024/626 sayılı kararı ile, Uyuşmazlıkta; davaya konu idari para cezasına ilişkin işlem Hazine ve Maliye Bakanlığı Mali Suçları Araştırma Başkanlığı tarafından tesis edildiğinden, 2577 sayılı Kanun'un 32/1. maddesinde düzenlenen genel yetki kuralı uyarınca davayı görmeye, işlemi tesis eden merciin bulunduğu yerdeki Ankara İdare Mahkemesinin yetkili olduğu gerekçesiyle, 2577 sayılı Kanunun 15. maddesinin 1/a bendi uyarınca "davanın yetki yönünden reddine, işbu karara karşı istinaf/temyiz kanun yolu kapalı olduğundan dava dosyasının yetkili Ankara İdare Mahkemesine gönderilmesine," karar vermiştir .3. Ankara 23. İdare Mahkemesi 18/07/2024 tarih ve E.2024/1092 K.2024/1018 sayılı kararı ile, somut uyuşmazlıkta, özel kanun olan 5549 sayılı Kanun'da görevli yargı yolunun belirlenmesine ilişkin özel hükümler bulunmaması nedeniyle, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu uyarınca başvurulması gereken yargı merciinin sulh ceza mahkemeleri (hakimliklerinin) olduğu, dava konusu işlem içerisinde de idari para cezasına konu teşkil eden fiilin işlendiği yerin sulh ceza hakimliğine on beş gün içerisinde başvurulabileceğinin belirtildiği anlaşıldığından, uyuşmazlığın çözümünün adli yargı yerlerince karara bağlanması gerektiğinden bahisle, 2577 sayılı İdari
Esas No : 2026/130 Karar No: 2026/190
Yargılama Usulü Kanunu'nun 15/1-a maddesi hükmü uyarınca davanın görev yönünden reddine, karar vermiş, söz konusu karar kesinleşmiştir . Kararın ilgili kısmı şöyledir:"...Dava dosyasının incelenmesinden; davacı şirket tarafından, 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun'un 3. ve 13. maddeleri ile 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 17. ve 22. maddelerine istinaden toplam 1.922.684,00-TL idari para cezası ile tecziye edilmesine ilişkin Hazine ve Maliye Bakanlığı Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı'nın 06/06/2024 tarih ve 1986 sayılı işleminin iptaline karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.5326 sayılı Kanun'un anılan hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; idari yaptırım kararlarına karşı başvurulacak yargı mercii olarak sulh ceza mahkemelerinin (hakimliklerinin) genel görevli yargı mercii olarak belirlendiği, ancak özel kanunlarda görevli yargı yolunun belirlenmesine ilişkin özel hükümler bulunması halinde anılan Kanun'un başvuru yoluna ilişkin hükümlerinin uygulanmayacağı anlaşılmaktadır.Bu durumda; davacı hakkında tesis edilen işlemin, 5326 sayılı Kanun’un 16. maddesinde belirtilen idari yaptırım türlerinden biri olduğu, 5549 sayılı Kanun'da idari yaptırıma karşı başvurulacak kanun yoluna ilişkin herhangi bir düzenlemeye yer verilmediği, özel kanun olan 5549 sayılı Kanun'da görevli yargı yolunun belirlenmesine ilişkin özel hükümler bulunmaması nedeniyle 5326 sayılı Kabahatler Kanunu uyarınca başvurulması gereken yargı merciinin sulh ceza mahkemeleri (hakimliklerinin) olduğu dava konusu işlem içerisinde de idari para cezasına konu teşkil eden fiilin işlendiği yerin sulh ceza hakimliğine on beş gün içerisinde başvurulabileceğinin belirtildiği anlaşıldığından, uyuşmazlığın çözümünün adli yargı yerlerince karara bağlanması gerekmektedir."4. Davacı vekili, aynı istemle bu kez adli yargı yerinde dava açmıştır. B. Adli Yargıda5. Ankara 11. Sulh Ceza Hakimliği 11/07/2025 tarih ve D.İş No: 2025/1720 sayılı kararı ile, idari yaptırım kararına konu eylemin
adresinde yerleşik ve Eskişehir Vergi Dairesi Başkanlığının 3800033883 numaralı mükellefi Eskişehir Döviz Yetkili Müessese A.Ş tarafından gerçekleştirildiği, bu hususun Yükümlülük îhlali İnceleme Raporu'ndan ve İdari Para Cezası Kararı tutanak içeriğinden anlaşıldığı, Eskişehir İli yargı sınırları içerisinde gerçekleştiği, delillerin değerlendirilmesi ve gerektiği takdirde keşif, bilirkişi incelemesi vs işlemleri bu meyanda usul ekonomisi açısından ayrıca 5326 sayılı Kanun'un 4 ve 6. maddeleri, 5237 sayılı Kanun'un 85271 sayılı Kanun'un 12 ve 16. maddeleri hükmü ile Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2010/6107 - 7975 E-K sayılı ilamında da belirtildiği üzere, eylem yeri Hâkimliğinin yetkili olduğunun kabul edilmesi karşısında, Eskişehir Sulh Ceza Hâkimliğinin yetkili olduğu cihetle, "yetkisizlik kararı" vermiş, bu karar kesinleşmiştir.6. Eskişehir 1. Sulh Ceza Hakimliği 07/11/2025 tarih ve D.iş no : 2025/5857 sayılı kararı ile, 5549 sayılı Kanun'un 13. maddesinin 7. fıkrasında; bu kanun uyarınca verilen idari para cezası kararlarına karşı idari yargı yoluna başvurulabileceği hükmünün düzenlenmiş olduğu, dolayısıyla başvuru konusu idari para cezası kararını inceleme görevinin idare mahkemesine ait olduğu, başvuru konusu idari para cezası kararının, sulh ceza hakimliğince incelenebilecek kararlardan olmadığı gerekçesiyle, 5326 sayılı Kanun'un 28/1-b maddesi uyarınca başvurunun görev yönünden reddine karar vermiş, karara yapılan itiraz Eskişehir 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 02/12/2025 tarih ve D.İş No:2025/6411 sayılı kararıyla kesin olarak reddedilmiş, karar kesinleşmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"...Başvuru dilekçesi ve ekleri, idari para cezası karar tutanağı, cevap dilekçesi ve ekleri incelendiğinde; Hazine ve Maliye Bakanlığı Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı tarafından 06/06/2025 tarihli ve 1986 karar numaralı idari para cezası karar tutanağı incelendiğinde;
Esas No : 2026/130 Karar No: 2026/190
başvuran hakkında 5549 sayılı Yasanın 3. ve 13. Maddeleri gereğince idari para cezası uygulandığı anlaşılmış olup, 5549 sayılı Yasanın 13. Maddesinin 7. Fıkrasında; Bu Kanun uyarınca verilen idari para cezası kararlarına karşı idari yargı yoluna başvurulabileceği hükmünün düzenlenmiş olduğu, dolayısıyla başvuru konusu idari para cezası kararını inceleme görevinin idare mahkemesine ait olduğu, başvuru konusu idari para cezası kararının, sulh ceza hakimliğince incelenebilecek kararlardan olmadığı anlaşılmakla 5326 sayılı yasanın 28/1-b maddesi uyarınca başvurunun görev yönünden reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.KARAR:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Başvuru konusu idari yaptırım kararının, sulh ceza hakimliğince incelenebilecek kararlardan olmadığı anlaşılmakla 5326 sayılı yasanın 28/1-b maddesi uyarınca BAŞVURUNUN GÖREV YÖNÜNDEN REDDİNE,..."7. Davacı vekilinin dilekçesi ile; 2247 sayılı Kanun’un 14. maddesine göre doğduğunu öne sürdüğü olumsuz görev uyuşmazlığının giderilmesi istemiyle başvurması üzerine, Eskişehir 1. Sulh Ceza Hakimliğince adli ve idari yargı dava dosyaları Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmiştir.III. İLGİLİ HUKUK8. Anayasa'nın "Yargı yolu" başlıklı 125. maddesinin son fıkrası şöyledir:"İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür."9. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2. maddesi şöyledir: "1. (Değişik: 10/6/1994 - 4001/1 md.) İdari dava türleri şunlardır:a) (İptal: Anayasa Mahkemesinin 21/9/1995 tarihli ve E:1995/27, K:1995/47 sayılı kararı ile; Yeniden Düzenleme: 8/6/2000-4577/5 md.) İdarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları,b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davalarıc) (Değişik: 18/12/1999-4492/6 md.) Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar.2. İdari yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. İdari mahkemeler; yerindelik denetimi yapamazlar, yürütme görevinin kanunlarda ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinde gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremezler.3. (Mülga: 2/7/2018 - KHK-703/185 md.)"10. 5549 Sayılı Suç Gelirlerinin Önlenmesi Hakkında Kanun'un "Amaç " başlıklı 1. maddesi şöyledir : " Bu Kanunun amacı, suç gelirlerinin aklanmasının önlenmesine ilişkin usûl ve esasları belirlemektir."11. 5549 sayılı Kanun'un "Müşterinin tanınması ” başlıklı 3.maddesi şöyledir: "(1) Yükümlüler, müşterinin tanınmasına ilişkin esaslar kapsamında; kendileri nezdinde yapılan veya aracılık ettikleri işlemlerde işlem yapılmadan önce, işlem yapanlar ile nam veya hesaplarına işlem yapılanların kimliklerini tespit etmek ve gerekli diğer tedbirleri almak
Esas No : 2026/130 Karar No: 2026/190
zorundadır.(2) Kimlik tespitine esas belge nevilerini belirlemeye Bakanlık yetkili olup, kimlik tespitini gerektiren işlem türleri, bunların parasal sınırları ile müşterinin tanınmasına ilişkin ve konuyla ilgili diğer usûl ve esaslar yönetmelikle belirlenir."12.5549 sayılı Kanun'un "Yükümlülük ihlâlinde idarî ceza” başlıklı 13. maddesinin
ilgili kısımları şöyledir: "(Değişik:27/12/2020-7262/23 md.)(1) Başkanlıkça bu Kanunun; 3 ve 6 ncı maddeleri kapsamındaki yükümlülüklerden herhangi birini ihlâl eden yükümlülere otuz bin Türk lirası, 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan yükümlülüklerini ihlâl eden yükümlülere elli bin Türk lirası idari para cezası verilir. Yükümlünün banka, finansman şirketi, faktoring şirketi, ikrazatçı, finansal kiralama şirketi, sigorta ve reasürans şirketi, emeklilik şirketi, sermaye piyasası kurumu, yetkili müessese, ödeme ve elektronik para kuruluşu ile yönetmelikle belirlenecek diğer finansal kuruluşlar olması hâlinde, idari para cezası işlem tutarının yüzde beşinden az olmamak üzere iki kat olarak uygulanır....(5) Maddenin birinci ve ikinci fıkrası kapsamında uygulanacak idari para cezasının toplam tutarı; her bir yükümlülük için, ihlalin yapıldığı yıl itibarıyla, birinci fıkra kapsamında iki kat olarak uygulanacak yükümlüler için kırk milyon Türk lirasını, bunlar dışında kalan yükümlüler için dört milyon Türk lirasını aşamaz. Üst tutardan ceza uygulanan yükümlüler nezdinde takip eden yılda aynı neviden bir yükümlülük ihlali olması durumunda bu hadler iki kat olarak uygulanır....(7) (Ek:18/7/2024-7521/21 md.) Bu Kanun uyarınca verilen idari para cezası kararlarına karşı idari yargı yoluna başvurulabilir. "13. 5326 Sayılı Kabahatler Kanununun "idari para cezası " başlıklı 17. maddesi şöyledir: (1) İdarî para cezası, maktu veya nispi olabilir.(2) İdarî para cezası, kanunda alt ve üst sınırı gösterilmek suretiyle de belirlenebilir. Bu durumda, idarî para cezasının miktarı belirlenirken işlenen kabahatin haksızlık içeriği ile failin kusuru ve ekonomik durumu birlikte göz önünde bulundurulur.(3) (Değişik: 6/12/2006-5560/32 md.) 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli (I), (II) ve (III) sayılı cetvellerde yer alan kamu idareleri tarafından verilen idarî para cezalarının ilgili kanunlarında 1/6/2005 tarihinden sonra belirlenen oranın dışındaki kısmı ile Cumhuriyet başsavcılıkları ve mahkemeler tarafından verilen idarî para cezaları Genel Bütçeye gelir kaydedilir. Sosyal güvenlik kurumları ile mahalli idareler tarafından verilen idarî para cezaları kendi bütçelerine gelir kaydedilir. Diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından verilen idarî para cezaları ise, ilgili kanunlarındaki hükümler saklı kalmak kaydıyla, Genel Bütçeye gelir kaydedilir. Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının verdiği para cezaları, kendi kanunlarındaki hükümlere tâbidir. Kişinin ekonomik durumunun müsait olmaması halinde, idarî para cezasının, ilk taksitinin peşin ödenmesi koşuluyla, bir yıl içinde ve dört eşit taksit halinde ödenmesine karar verilebilir. Taksitlerin zamanında ve tam olarak ödenmemesi halinde, idarî para cezasının kalan kısmının tamamı tahsil edilir.(4) (Değişik: 6/12/2006-5560/32 md.) Genel Bütçeye gelir kaydedilmesi gereken idarî para cezalarına ilişkin kesinleşen kararlar, 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil edilmek üzere Maliye Bakanlığınca belirlenecek tahsil dairelerine gönderilir. Sosyal güvenlik kurumları ve mahalli idareler tarafından verilen idarî para cezaları, ilgili kanunlarında aksine hüküm bulunmadığı takdirde, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre kendileri tarafından tahsil olunur. Diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından verilen ve Genel Bütçeye gelir kaydedilmesi gerekmeyen idarî para cezaları, ilgili kanunlarında özel hüküm bulunmadığı takdirde genel hükümlere göre tahsil olunur.(5) İdarî para cezası tamamen tahsil edildikten itibaren en geç bir ay içinde durum, ilgili
Esas No : 2026/130 Karar No: 2026/190
kamu kurum ve kuruluşuna bildirilir.(6) Kabahat dolayısıyla idarî para cezası veren kamu görevlisi, ilgilinin rıza göstermesi halinde bunun tahsilatını derhal kendisi gerçekleştirir. (Değişik cümleler: 1/7/2022-7417/46 md.) Kanunlarında ödeme süresi düzenlenmemiş olan idari para cezaları, tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir. İdari para cezasının ödeme süresi içinde ödenmesi halinde, cezadan %25 oranında indirim yapılır. (Ek cümle: 1/7/2022-7417/46 md.) Ödeme yapılması, kişinin bu karara karşı kanun yoluna başvurma hakkını etkilemez.(7) İdarî para cezaları her takvim yılı başından geçerli olmak üzere o yıl için 4.1.1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilân edilen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanır. Bu suretle idarî para cezasının hesabında bir Türk Lirasının küsuru dikkate alınmaz. Bu fıkra hükmü, nispi nitelikteki idarî para cezaları açısından uygulanmaz.14. 5326 Sayılı Kabahatler Kanununun "İdarî yaptırım kararı verme yetkisi " başlıklı 22. maddesi şöyledir:"(1) Kabahat dolayısıyla idarî yaptırım kararı vermeye ilgili kanunda açıkça gösterilen idarî kurul, makam veya kamu görevlileri yetkilidir.(2) Kanunda açık hüküm bulunmayan hallerde ilgili kamu kurum ve kuruluşunun en üst amiri bu konuda yetkilidir.(3) İdarî kurul, makam veya kamu görevlileri, ancak ilgili kamu kurum ve kuruluşunun görev alanına giren yerlerde işlenen kabahatler dolayısıyla idarî yaptırım kararı vermeye yetkilidir.(4) 4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun yer bakımından yetki kuralları kabahatler açısından da geçerlidir."IV. İNCELEME VE GEREKÇEA. İlk İnceleme 15. Uyuşmazlık Mahkemesinin Rıdvan GÜLEÇ'in Başkanlığında, Üyeler Eyüp SARICALAR, Bayram ŞEN, Döndü Deniz BİLİR, Mahmut BALLI, Bilal ÇALIŞKAN, Yüksel NAVDAR'ın katılımlarıyla yapılan 13/04/2026 tarihli toplantısında; 2247 sayılı Kanun'un 27. maddesi gereğince yapılan incelemeye göre, adli ve idari yargı yerleri arasında anılan Kanun'un 14. maddesinde öngörülen biçimde olumsuz görev uyuşmazlığı doğduğu, idari yargı ve adli yargı dosyalarının 15. maddede belirtilen yönteme uygun olarak davacı vekilinin istemi üzerine son görevsizlik kararını veren mahkemece Uyuşmazlık Mahkemesine gönderildiği ve usule ilişkin işlemlerde herhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından, görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.B. Esasın İncelenmesi 16. Raportör-Hâkim Şerife ÖZDOĞAN'ın davanın çözümünde idari yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan, ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ ile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın davada idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:17. Dava, davacı şirketin 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun'un 3. ve 13. maddeleri ile 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 17. ve 22. maddelerine istinaden toplam 1.922.684 TL idari para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hazine ve Maliye Bakanlığı Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı'nın 06/06/2024 tarih ve 1986 sayılı işleminin iptali istemine ilişkindir.
Esas No : 2026/130 Karar No: 2026/190
18. Uygulama ve öğretide, kamu idarelerinin, kamu hizmetinin yürütümü sırasında, kamu gücü kullanarak tek yanlı irade açıklamalarıyla yapmış oldukları kesin ve yürütülmesi gerekli işlemler idari işlem, herhangi bir işlem ya da karara dayanmaksızın gerçekleştirdikleri maddi faaliyetleriyle, görevleriyle ilgili hareketsizlikleri de idari eylem olarak tanımlanmaktadır. Buna göre, bir işlemin idari işlem olarak kabul edilebilmesi için bu işlemi kamu idaresinin yapması, kamu hizmetinin yürütülmesi amacıyla tesis edilmiş bulunması, kamu idaresinin tek taraflı irade açıklamasının ürünü olması ve kesin ve icraî nitelikte olması gerekmektedir.19. Yukarıda açıklanan mevzuat hükümleri dikkate alınarak somut uyuşmazlık irdelendiğinde; Hazine ve Maliye Bakanlığı Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı tarafından 06/06/2025 tarihli ve 1986 karar numaralı idari para cezasının 5549 sayılı Kanun'un 3. ve 13. maddeleri gereğince uygulandığı anlaşılmış olup, 5549 sayılı Kanun'un 13. maddesinin 7. fıkrasında; bu kanun uyarınca verilen idari para cezası kararlarına karşı idari yargı yoluna başvurulabileceği hükmünün düzenlenmiş olduğu anlaşılmaktadır.20. Bu durumda uyuşmazlığın çözümünün, 5549 sayılı Kanun'un 13. maddesinin 7. fıkrasında yer alan " (Ek:18/7/2024-7521/21 md.) Bu Kanun uyarınca verilen idari para cezası kararlarına karşı idari yargı yoluna başvurulabilir.." şeklindeki yasal düzenleme doğrultusunda idari yargının görev alanına girdiği sonucuna varılmıştır. 21. Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak, Ankara 23. İdare Mahkemesinin 18/07/2024 tarih ve E.2024/1092, K.2024/1018 sayılı
görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir.VI. HÜKÜMAçıklanan gerekçelerle; A. Davanın çözümünde İDARİ
YARGININ GÖREVLİ OLDUĞUNA, B.Ankara 23. İdare Mahkemesinin 18/07/2024 tarih ve E.2024/1092, K.2024/1018 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 13/04/2026 tarihinde, OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Üye
Rıdvan
Eyüp
Bayram
Döndü Deniz
GÜLEÇ
SARICALAR
ŞEN
BİLİR
Üye
Üye
Üye
Mahmut
Bilal
Yüksel
BALLI
ÇALIŞKAN
NAVDAR