T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/141KARAR NO: 2026/281
KARAR TR: 04/05/2026 ÖZET: Davacının Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğünde usta öğretici olarak çalışırken, iş akdinin feshi nedeniyle, İş Kanunu’ndan kaynaklanan kıdem tazminatı ve diğer parasal alacaklarının ödenmesi istemiyle açılan davanın, ADLİ YARGI YERİNDE görülmesi gerektiği hk. K A R A R Davacı
: F. B.
Vekili
: Av. S. D.
Davalı
: Milli Eğitim BakanlığıVekili
: Av. M. Y.
I. DAVA KONUSU OLAY
1. Davacı vekili, müvekkilinin 12/07/2004 - 13/04/2020 tarihleri arasında Hilvan Halk Eğitim Merkezinde usta öğretici olarak çalışmakta iken, iş akdinin haksız feshedildiğini ve işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100 TL kıdem tazminatı, 100 TL ihbar tazminatı, 100 TL yıllık izin ücreti, 100 TL fazla çalışma ücreti, 100 TL hafta tatili ücreti, 100 TL UGBT ücretinin işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesi istemiyle adli yargı yerinde dava açmıştır.II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİN BAŞVURU SÜRECİA. Adli Yargıda2. Şanlıurfa 3. İş Mahkemesi 12/10/2022 tarih ve E.2021/195, K.2022/257 sayılı kararı ile, mahkemelerinin yetkisizliğine, dava dosyasının Hilvan Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar vermiş, bu karar kesinleşmiştir.3. Davacı vekilinin, ıslah dilekçesi ile 38.763,04 TL kıdem tazminatı, 4.823,64 TL ihbar tazminatı, 15.350,90 TL yıllık izin ücreti alacağı olmak üzere toplam 58.937,58 TL'nin yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.4. Hilvan Asliye Hukuk Mahkemesi (İş Mahkemesi sıfatıyla) 08/01/2025 tarih ve E.2022/783, K.2025/16 sayılı kararı ile, davanın kısmen kabulüne karar vermiş, bu karara karşı istinaf isteminde bulunulmuştur.3. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi 03/07/2025 tarih ve E.2025/817, K.2025/1079 sayılı kararı ile, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/2 maddesi uyarınca yeniden esas hakkında hüküm kurulmak üzere ortadan kaldırılmasına ve davanın HMK 114/1-b,115/2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine kesin olarak karar vermiş, bu karar kesinleşmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"... Somut olayda, çıraklık ve halk eğitim merkezlerinde herhangi bir kadroya bağlı
Esas No : 2026/141 Karar No: 2026/281
olmaksızın çalışan usta öğreticiler, 657 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesi uyarınca ders ücreti karşılığında çalıştırılmaktadırlar. Başka bir anlatımla; özel hukuk niteliğindeki iş sözleşmelerinde sözleşme koşullarının taraflarca serbestçe müzakere edilmesi niteliği, anılan sözleşmelerde bulunmamaktadır. Davacı ile Bakanlığa bağlı Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü arasındaki ilişki İdarece yapılan görevlendirmeye dayalı olup göreve alınma ve çalışma koşulları ile ödenecek ücretin statü hukuku içinde düzenlenmesi karşısında taraflar arasında bir iş sözleşmesinin varlığından söz edilemez. Usta öğretici, 4857 sayılı Kanun kapsamında işçi sayılmadığından taraflar arasındaki ilişkinin statü hukuku kapsamında bulunması sebebiyle ihtilafın idari yargıda çözümlenmesi gerektiği anlaşılmakla; yargı yolu caiz olmadığından dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. (Yargıtay 9. HD.'nin 24.01.2024 tarih, 2023/17447 Esas, 2024/1146 Karar sayılı ilamı)Yine aynı şekilde taraflar arasında bir iş sözleşmesinin bulunmadığı, davacı ile Bakanlığa bağlı Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü arasındaki ilişkinin 657 sayılı yasanın 89. maddesine göre idarece yapılan görevlendirmeye dayanarak Valilik onayı ile olduğu, göreve alınma, çalışma koşulları ile ödenecek ücretin statü hukuku içinde düzenlendiği, davacının yaptığı işin özel hukuk ilişkisi kapsamındaki iş sözleşmesinden ziyade statü hukukundan kaynaklanan istihdama ilişkin olduğu anlaşıldığından uyuşmazlığın çözümünde idari yargının görevli olduğu belirtilerek davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur. Güncel Yargıtay İçtihadı da bu yöndedir. (Yargıtay 9. HD nin 17.04.2024 tarih 2024/1686 Esas, 2024/7041 Karar ve Yargıtay 9. HD nin 21.11.2024 tarih 2024/11425 Esas, 2024/15021 Karar, Yargıtay 9. HD nin 21.01.2025 tarih 2024/13220 Esas, 2025/723 Karar sayılı, Yargıtay 9. HD nin 28.05.2025 tarih 2025/2547 Esas, 2025/4929 Karar sayılı ilamları da bu yöndedir.) Davalı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile, mahkeme kararının HMK'nun 353/1.b-2 hükmü gereğince düzelterek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak üzere ortadan kaldırılmasına karar verilmiştir. ... " 4. Davacı vekili bu kez, 100 TL kıdem tazminatı, 100 TL yıllık izin ücreti, 100 TL ihbar tazminatı olmak üzere toplam 300 TL'nin iş akdinin feshedildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsili istemiyle idari yargı yerinde dava açmıştır.B. İdari Yargıda5. Şanlıurfa 2. İdare Mahkemesi 06/01/2026 tarih ve E.2025/1813 sayılı kararı ile, dava konusu uyuşmazlığın görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu gerekçesiyle, 2247 sayılı Kanun'un 19. maddesi uyarınca görevli yargı yerinin belirlenmesi için dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine ve dosya incelemesinin bu konuda Uyuşmazlık Mahkemesince karar verilinceye kadar ertelenmesine karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"...Dava dosyasının incelenmesinden, davacı tarafından; Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde bulunan Hilvan Halk Eğitim Merkezinde iş sözleşmesi ile "Usta öğretici" olarak görev yapmakta iken 13.04.2020 tarihinde iş sözleşmesinin feshi üzerine fesihten kaynaklanan birtakım haklarının davalı idarece kendisine ödenmediği gerekçesiyle Hilvan Asliye Hukuk Mahkemesi (İş Mahkemesi Sıfatıyla) bir eda davası açtığı, bu davada esastan karar verilmesi üzerine yapılan istinaf başvurusunu karara bağlayan Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin E:2025/817, K:2025/1079 sayılı kararında yer bulan, çıraklık ve halk eğitim merkezinde herhangi bir kadroya bağlı olmaksızın çalışan usta öğreticilerin 657 sayılı Kanun'un 89. maddesi uyarınca ders ücreti karşılığında çalışan kişiler olduğu, bu kişiler ile idareler arasındaki sözleşmelerin idari hizmet sözleşmesi olduğu, bu kişilerin idare hukukunun genel prensiplerine bağlı olarak 4857 sayılı Kanun'dan farklı olduğu ve serbestiyet unsurusunun bu sözleşmelerde ön plana çıkmadığı gerekçesiyle kesin nitelikte görevsizlik kararı
Esas No : 2026/141 Karar No: 2026/281
verilmesi üzerine, bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.Bilindiği üzere, Anayasamızın 128'inci maddesinin ikinci fıkrasında; "Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir." hükmüne yer verilmiştir. Bu hüküm ile bir kişinin kamu görevlisi sayılabilmesi ve bu kamu görevlisinin atanması, özlük hakları, görev ve yetkileri ile hakları ve yükümlülüklerinin kanun ile düzenlenmesi gerektiği kural altına alınmıştır. Kamu görevlilerinin belirli bir statüye bağlı olarak çalıştığı için usta öğreticik statüsüne sahip olan kişiler ile devlet arasındaki ilişkinin Kamu hukuku statüsü olması ve bu ilişkiye ilişkin olarak açılan davaların idare mahkemelerinde görülebilmesi için açık Kanun hükmünün bulunması gerekmektedir. Bakılmakta olan uyuşmazlıkta, usta öğreticilerin kamu görevlisi olduklarına ilişkin olarak hukuk mevzuatımızda bir hüküm yer almadığından ve 657 sayılı Kanun'un 89'uncu maddesine bağlı olarak çalışan kişilerin, oldukça güvencesiz bir şekilde görev yapmakta olduklarının kabul edildiği göz önünde bulundurulduğunda (=örneğin işçilik alacaklarında faiz hakkı daha yüksektir ve ek ders karşılığı sosyal çalışmacılar birçok haktan mahrum olarak çalışmaktadır); usta öğreticilerin açtıkları alacak davalarının 4857 sayılı Kanun ve diğer özel hukuk mevzuatı uyarınca çözülmesi gerektiğinden, bakılmakta olan uyuşmazlıkta idari yargının görevli olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.Nitekim; Uyuşmazlık Mahkemesinin 08.04.2025 tarihli ve E:2025/169, K:2025/245 sayılı kararı da bu yöndedir. ..."6. Şanlıurfa 2. İdare Mahkemesince 2247 sayılı Kanun’un 19. maddesi uyarınca görevli yargı yerinin belirlenmesi için idari yargı dava dosyası, ekinde adli yargı dosyası ile birlikte Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmiştir.III. İLGİLİ HUKUK7. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun, 01/10/2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 106. maddesi ile yürürlükten kaldırılan 2. maddesinin birinci fıkrası şöyledir: "Bir hizmet akdine dayanarak bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılanlar bu Kanun'a göre sigortalı sayılırlar." 8. 506 sayılı Kanun'un "Uyuşmazlıkların Çözüm Yeri" başlıklı mülga 134. maddesi şöyledir: "Bu Kanun'un uygulanmasından doğan uyuşmazlıklar, yetkili iş mahkemelerinde veya bu davalara bakmakla görevli mahkemelerde görülür."9. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"Bu Kanunun uygulanmasında;...6) Sigortalı: Kısa ve/veya uzun vadeli sigorta kolları bakımından adına prim ödenmesi gereken veya kendi adına prim ödemesi gereken kişiyi,...ifade eder...."
Esas No : 2026/141 Karar No: 2026/281
10. 5510 sayılı Kanun'un 79. madde ile başlayan 4. kısmında, primlere ilişkin hükümlere yer verilmiştir.11. 5510 sayılı Kanun'un "Uyuşmazlıkların çözüm yeri" başlıklı 101. maddesi şöyledir: "Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıklar iş mahkemelerinde görülür."12. 4857 sayılı İş Kanunu’nun "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesi şöyledir:"Bu Kanunun amacı işverenler ile bir iş sözleşmesine dayanarak çalıştırılan işçilerin çalışma şartları ve çalışma ortamına ilişkin hak ve sorumluluklarını düzenlemektir.Bu Kanun, 4 üncü Maddedeki istisnalar dışında kalan bütün işyerlerine, bu işyerlerinin işverenleri ile işveren vekillerine ve işçilerine faaliyet konularına bakılmaksızın uygulanır.İşyerleri, işverenler, işveren vekilleri ve işçiler, 3 üncü maddedeki bildirim gününe bakılmaksızın bu Kanun hükümleri ile bağlı olurlar."13. 4857 sayılı Kanun'un 8. maddeyle başlayan "İş Sözleşmesi, Türleri ve Feshi" başlıklı İkinci Bölümünde kıdem tazminatı, ücretli izin, bildirim süresinden kaynaklanan yükümlülük ve haklara ilişkin hususlara yer verilmiştir.14. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun "İş mahkemelerinin kuruluşu" başlıklı 2. maddesi şöyledir:"(1) İş mahkemeleri, Hâkimler ve Savcılar Kurulunun olumlu görüşü alınarak, tek hâkimli ve asliye mahkemesi derecesinde Adalet Bakanlığınca lüzum görülen yerlerde kurulur. Bu mahkemelerin yargı çevresi, 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun hükümlerine göre belirlenir.(2) İş durumunun gerekli kıldığı yerlerde iş mahkemelerinin birden fazla dairesi oluşturulabilir. Bu daireler numaralandırılır. İhtisaslaşmanın sağlanması amacıyla, gelen işlerin yoğunluğu ve niteliği dikkate alınarak, daireler arasındaki iş dağılımı Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından belirlenebilir. Bu kararlar Resmî Gazete’de yayımlanır. Daireler, tevzi edilen davalara bakmak zorundadır.(3) İş mahkemesi kurulmamış olan yerlerde bu mahkemenin görev alanına giren dava ve işlere, o yerdeki asliye hukuk mahkemesince, bu Kanundaki usul ve esaslara göre bakılır."15. 7036 sayılı Kanun'un "Dava şartı olarak arabuluculuk" başlıklı 3. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"(1) Kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda, arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır."16. 7036 sayılı Kanun'un "Görev" başlıklı 5. maddesi şöyledir:"(1) İş mahkemeleri;a) 5953 sayılı Kanuna tabi gazeteciler, 854 sayılı Kanuna tabi gemiadamları, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa veya 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan
Esas No : 2026/141 Karar No: 2026/281
her türlü hukuk uyuşmazlıklarına,b) İdari para cezalarına itirazlar ile 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamındaki uyuşmazlıklar hariç olmak üzere Sosyal Güvenlik Kurumu veya Türkiye İş Kurumunun taraf olduğu iş ve sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklara,c) Diğer kanunlarda iş mahkemelerinin görevli olduğu belirtilen uyuşmazlıklara, ilişkin dava ve işlere bakar." 17. 7036 sayılı Kanun'un "Geçiş Hükümleri" başlıklı geçici 1. maddesi şöyledir:"(1) Mülga 5521 sayılı Kanun gereğince kurulan iş mahkemeleri, bu Kanun uyarınca kurulmuş iş mahkemeleri olarak kabul edilir. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış olan davalar, açıldıkları mahkemelerde görülmeye devam olunur.(2) Bu Kanunun dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümleri, bu hükümlerin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla ilk derece mahkemeleri ve bölge adliye mahkemeleri ile Yargıtayda görülmekte olan davalar hakkında uygulanmaz.(3) Başka mahkemelerin görev alanına girerken bu Kanunla iş mahkemelerinin görev alanına dâhil edilen dava ve işler, iş mahkemelerine devredilmez; kesinleşinceye kadar ilgili mahkemeler tarafından görülmeye devam olunur.(4) İlk derece mahkemeleri tarafından bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce verilen kararlar, karar tarihindeki kanun yoluna ilişkin hükümlere tabidir." IV. İNCELEME VE GEREKÇEA. İlk İnceleme18. Uyuşmazlık Mahkemesinin Kenan YAŞAR'ın Başkanlığında, Üyeler Eyüp SARICALAR, Bayram ŞEN, Döndü Deniz BİLİR, Ahmet ARSLAN, Mahmut BALLI ve Bilal ÇALIŞKAN'ın katılımlarıyla yapılan 04/05/2026 tarihli toplantısında; 2247 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre, idare mahkemesince, anılan Kanun'un 19. maddesine göre başvuruda bulunulmuş olduğu, idari yargı dosyasının ekinde adli yargı dosyası ile birlikte Uyuşmazlık Mahkemesine gönderildiği ve usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından, görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.B. Esasın İncelenmesi19. Raportör-Savcı Dr. Berrak YILMAZ'ın, davanın çözümünde adli yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan, ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı H. İ.
ÇİFTÇİ'nin davada adli yargının, Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın ise davada idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:20. Dava, davacının 12/07/2004 - 13/04/2020 tarihleri arasında Hilvan Halk Eğitim Merkezinde usta öğretici olarak çalışmakta iken, iş akdinin haksız olarak feshedildiğinden bahisle, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla kıdem tazminatı ve diğer parasal alacaklarının yasal faiziyle birlikte tahsili istemiyle açılmıştır.21. Davacının, idareyle arasında bir hizmet ilişkisi kurulduğu, talep edilen tazminat ve alacaklarının İş Kanunu’ndan kaynaklanan haklardan olduğu dikkate alındığında, uyuşmazlığın özel hukuk hükümlerine göre görüm ve çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır.
Esas No : 2026/141 Karar No: 2026/281
22. Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak; Şanlıurfa 2. İdare Mahkemesinin başvurusunun kabulü ile, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 03/07/2025 tarih ve E.2025/817, K.2025/1079 sayılı görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir. V. HÜKÜM Açıklanan gerekçelerle;A. Davanın çözümünde ADLİ YARGININ GÖREVLİ OLDUĞUNA,B. Şanlıurfa 2. İdare Mahkemesinin BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 03/07/2025 tarih ve E.2025/817, K.2025/1079 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA,04/05/2026 tarihinde OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan Vekili
Üye
Üye
Üye
Kenan
Eyüp
Bayram
Döndü Deniz
YAŞAR
SARICALAR
ŞEN
BİLİR
Üye
Üye
Üye
Ahmet
M.
Bilal
ARSLAN
BALLIÇALIŞKAN