T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/153KARAR NO: 2026/161
KARAR TR: 13/04/2026 ÖZET: Davacılara ait taşınmaza, uygulama imar planında "semt pazarı" olarak belirlendikten sonra, 10 yıllık süre geçmesine rağmen plan değişikliğinin gereğinin yapılmamasından dolayı, uğranılan kazanç kaybı zararının tazmini ve geçmişe yönelik ecrimisil bedelinin tazmini istemiyle açılan davanın, açıldığı tarih itibariyle yürürlükte bulunan ve bu tür davaların adli yargıda görüleceğine ilişkin 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun Ek 1. maddesi, Anayasa Mahkemesinin 16/01/2025 tarih ve E.2024/135, K.2025/20 sayılı kararı ile iptal edilmişse de, taşınmaz maliklerinin adli yargıda dava açabileceğine ilişkin bölümün Anayasa'ya aykırılığı yönünde herhangi bir belirleme yapılmadığı ve kararın yargı yolunun değişmesini gerektirecek bir durum yaratmadığı gözetilerek ADLİ YARGI YERİNDE görülmesi gerektiği hk.K A R A R
Davacılar
: 1- A. Y.
2- A. R. Y.
Vekili
: Av. E. M.
Davalılar
: 1- Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanlığı Vekili
: Av. A. D.
2- Gebze Belediye BaşkanlığıVekili
: Av. S. E. P.
I. DAVA KONUSU OLAY1. Davacılar vekili, müvekkillerine ait
, parsellerin 1/1000 ölçekli uygulama imar planıyla Gebze Belediyesinin 24/06/1997 tarih ve 1997/51-86 sayılı kararı ile "konut ve ticaret alanından" çıkarıldığını ve "semt pazarı" olarak ayrıldığını; Belediyenin bu işlemine karşı açılan dava neticesinde Sakarya 2. İdare Mahkemesi’nin E.1997/1393, K.1998/1128 sayılı ilâmı ile söz konusu kararın iptal edildiğini, iptal kararının Danıştay 6. Dairesinin E.1999/1753, K.2000/2640 sayılı kararı ile onanarak kesinleştiğini; mahkeme kararı olmasına rağmen bu defa Gebze Belediyesinin 05/07/2005 tarih ve 2005/155 sayılı Meclis Kararı ile 2469, 2738, 2747 ile 2749 adaların yeniden semt pazar alanına dönüştürülmesi ile ilgili 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğine karar verildiğini, ancak aradan geçen yaklaşık 10 yıllık süreye rağmen plan değişikliğinin gereğinin yapılmadığını, hukuki el atma yoluyla mülkiyet hakkının ihlal edildiğini, plan değişikliğinin gereğinin yapılmamasından dolayı, uğranılan kazanç kaybı ve geçmişe yönelik ecrimisil bedeli olan, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100.000 TL tazminatın tahsili istemiyle idari yargı yerinde dava açmıştır.II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİN BAŞVURU SÜRECİ
Esas No : 2026/153 Karar No: 2026/161
A. İdari Yargıda2. Kocaeli 2. İdare Mahkemesi 23/10/2015 tarih ve E.2014/1365, K.2015/1118 sayılı kararı ile davanın reddine karar vermiş, bu kararın temyiz edilmesi üzerine, Danıştay Altıncı Dairesi 16/12/2020 tarih ve E.2016/2846, K.2020/12906 sayılı kararı ile, temyiz isteminin reddine, mahkeme kararının onanmasına karar vermiş, bu karara karşı karar düzeltme isteminde bulunulmuştur. 3. Danıştay Altıncı Dairesi 29/09/2021 tarih ve E.2021/3118, K.2021/10330 sayılı kararı ile, karar düzeltme isteminin kabulüne, Kocaeli 2. İdare Mahkemesinin 23/10/2015 tarih ve E.2014/1365, K.2015/1118 sayılı kararının 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesi uyarınca bozulmasına, yeniden karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir. Danıştay kararının ilgili kısmı şöyledir: "...Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden, dava konusu taşınmazların 05/07/2005 tarihli, 155 sayılı Gebze Belediye Meclisince hazırlanan ve Kocaeli Büyükşehir Belediye Meclisinin 15/09/2005 tarihli, 1126 sayılı kararıyla onanarak yürürlüğe giren 1/1000 ölçekli uygulama imar planında "Semt Pazarı" alanına ayrılarak mülkiyet hakkının kısıtlanmış olduğu, bu tarihten sonraki planlarda da semt pazarı fonksiyonunun devam ettiği, 15/09/2005 onay tarihli uygulama imar planının uygulanması için geçmesi gereken 5 yıllık sürenin dolmuş olmasına rağmen davalı idare tarafından taşınmazdaki kısıtlılığın giderilmediği ve davacıların plan tadilat istemlerinin idarece karşılıksız bırakılması karşısında; davacılar için mülkiyet hakkının kısıtlandığı sabit olup, davacıların mülkiyet haklarını kullanamamaları nedeniyle uğradıkları zararın tazmini gerekmektedir. Bu tazminat belirlenirken, öncelikle sorumlu idare/idareler belirlenerek, taşınmazın uygulama imar planındaki güncel fonksiyonuna göre; aralarında gayrimenkul değerleme uzmanının da bulunduğu bir bilirkişi kurulunca, taşınmazın mevkii ve şartlarına göre ve olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net geliri, taşınmazın özgün nitelik ve kullanım şekli, kullanımının getirdiği hak ve yükümlülükleri vb. tazminatın belirlenmesinde etkili olacak diğer objektif ölçülerin belirlenmesi suretiyle hesaplanarak uyuşmazlığın esası hakkında yeniden karar verilmesi gerekmektedir."
4. Kocaeli 2. İdare Mahkemesi 31/01/2023 tarih ve E.2021/1658, K.2023/117 sayılı kararı ile, davanın 2577 sayılı Kanun'un 15/1-(a) maddesi uyarınca görev yönünden reddine karar vermiş, bu karara karşı temyiz isteminde bulunulması üzerine, Danıştay Altıncı Dairesi 29/11/2023 tarih ve E.2023/4267, K.2023/8731 sayılı kararı ile, temyiz isteminin reddi ile mahkeme kararının onanmasına karar vermiş ve karar kesinleşmiştir. Mahkeme kararının ilgili kısmı şöyledir: "...Bu durumda; Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmi kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlandığı ileri sürülen taşınmaz hakkında, uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imar uygulamalarının yapılmadığı, taşınmazın kamulaştırılmadığı ve her halde mülkiyet hakkının kullanılmasına engel teşkil edecek kısıtlılığın kaldırılması şeklinde imar planı değişikliği yapılmadığı iddialarıyla uğranılan kazanç kaybı zararının tazmini ve geçmişe yönelik ecrimisil bedeli verilmesi gerektiğinden bahisle mülkiyet hakkından kaynaklı tazminata ilişkin olarak açılan davanın görüm ve çözümünde yukarıda yer verilen kanun hükümleri ile yapılan açıklamalar çerçevesinde adli yargı görevli bulunmaktadır..."
Esas No : 2026/153 Karar No: 2026/161
5. Davacılar vekili bu kez, yine müvekkillerine ait parsellerin 2005 tarihli 1/1000 ölçekli uygulama imar planında Gebze Belediyesinin 24/06/1997 tarih ve 1997/51-86 sayılı kararı ile "konut ve ticaret alanından" çıkarıldığını ve "semt pazarı" olarak ayrıldığını ancak aradan geçen yaklaşık 10 yıllık süreye rağmen plan değişikliğinin gereğinin yapılmadığını, hukuki el atma yoluyla mülkiyet hakkının ihlal edildiğini, Belediyenin bu işlemine karşı açılan dava neticesinde Sakarya 2. İdare Mahkemesinin E.1997/1393-K.1998/1128 sayılı ilâmı ile söz konusu kararın iptal edildiğini, iptal kararının Danıştay 6. Dairesinin E.1999/1753, K.2000/2640 sayılı kararı ile onanarak kesinleştiğini; mahkeme kararı olmasına rağmen bu defa Gebze Belediyesinin 05/07/2005 tarih ve 2005/155 sayılı Meclis Kararı ile 2469, 2738, 2747 ile 2749 adaların yeniden semt pazar alanına dönüştürülmesi ile ilgili 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğine karar verildiğini, müvekkilleri tarafından Danıştay 6. Dairesinin ilâmı doğrultusunda dava konusu yerlerin pazar yeri fonksiyonundan çıkarılmasının talep edildiğini ancak Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Meclisinin 11/12/2014 tarih ve 718 sayılı Kararı gerekçe gösterilerek istemin reddedildiğini, bu ret kararına karşın dava açıldığını, Kocaeli 1. İdare Mahkemesinin E.2015/1357, K.2016/829 sayılı kararı ile Kocaeli Belediyesinin 11/12/2014 tarih ve 718 sayılı kararının iptaline karar verildiğini, bu kararın da Danıştay 6. Dairesi tarafından onanarak kesinleştiğini, karar sonrası taşınmazların son olarak konut ve ticaret alanlı olarak dönüştürüldüğünü, müvekkillerinin taşınmazlardan istifadesinin haksız biçimde engellenmesi (şehir ortasındaki AVM'den) nedeniyle elde edecekleri gelirden mahrum bırakıldığını yine gelir elde edecekleri yatırımın maliyetinin her geçen gün artan fiyatlar nedeniyle yükselmesine neden olunduğunu, davalı Belediyelerin bu uygulaması nedeniyle mülkiyet haklarının kısıtlandığını ileri sürerek, uğranılan zararının tazmini ve geçmişe yönelik ecrimisil bedeli olan fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 500.000 TL tazminatın tahsili istemiyle adli yargı yerinde dava açmıştır.B. Adli Yargıda6. Kocaeli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 07/11/2024 tarih ve E.2024/146, K.2024/391 sayılı kararı ile, dava konusu taşınmazlar Kocaeli ili, Gebze ilçesinde bulunduğundan, yetkili mahkemenin dava konusu taşınmazların bulunduğu yer Gebze Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu gerekçesiyle, mahkemelerinin yetkisizliğine karar vermiş, bu karara karşı istinaf isteminde bulunulmuştur. 7. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi 19/12/2025 tarih ve E.2025/463, K.2025/2323 sayılı kararı ile, istinaf başvurusunun kabulü ile, mahkeme kararının HMK'nun 353/1-a-4 maddesi uyarınca kaldırılmasına, yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi için dosyanın Kocaeli 2. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir: "...Somut uyuşmazlıkta davacıların iki talepleri mevcut olup, bunlardan birincisi davacıların taşınmazlardan istifadesinin engellenmesi nedeniyle şehir ortasındaki AVM'den elde edecekleri gelirden mahrum kalmaları nedeniyle oluşan zarar ikincisi de yatırımın maliyetinin artan fiyatlar nedeniyle yükselmesinden kaynaklanan zarardır.2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'ndan kaynaklı tazminat davalarında gerek hukuki el atılmış olması gerekse fiilen el atılması durumunda el atılan yer bedeli el atan kurumdan tahsil edilip el atılan taşınmazın ise el atan kurum adına tescil edilmesi gerekmektedir.Her ne kadar ilk derece mahkemesince, imar planında taşınmazların "semt pazar alanı" olarak planlandığını bu nedenle hukuki el atmanın oluştuğu gerekçe yapılmışsa da gerek davacının dava dilekçesi anlatımları gerekse eklemiş olduğu Danıştay 6. Dairesinin
Esas No : 2026/153 Karar No: 2026/161
ve idare mahkemesi kararlarının içeriğinde açıkça belirtildiği gibi, semt pazar alanına ilişkin yapılan imar planı iptal edilmiştir. Dava konusu taşınmazların hali hazırda ticaret alanına dönüştüğü, davacı tarafça dilekçe içeriğinde belirtilmiştir. Son derece kıymetli olduğu ve mevcut imar planına göre AVM olarak tasarlandığı da ifade edilmiştir. Yani ortada belediyece yapılmış/iptal edilmemiş hukuki el atma olarak değerlendirilebilecek güncel bir tasarruf söz konusu değildir. İmar planı değişikliği ile iddia olunan öncesine ilişkin hukuki el atma ortadan kalkmıştır.İdarenin taşınmazların kullanımını kısıtlamasının yasal dayanağı ise kamu gücünü kullanabildiği imar mevzuatından kaynaklanmaktadır.Davacı açıkça taşınmazdan istifade edememeleri nedeniyle AVM binası olarak değerlendirilememesinden kaynaklı zararının tazminini istemektedir. Hukuki el atma olarak değerlendirilmesi halinde taşınmazların idare adına tescili gerekmekte olup, davalı idare böyle bir davanın olmadığını istinaf dilekçesinde belirtmiştir.Bu durumda ortada gerek hukuki el atmadan gerekse fiili el atmadan kaynaklı bir kamulaştırmasız el atma davası yoktur. Davacı tarafın talep etmiş olduğu zararın dayanağı, yapılan imar uygulamaları nedeniyle açılan dava sürecinde taşınmazdan tasarruf edememesi, tasarrufla bağlantılı elde etmek istediği kazançtan da mahrum kaldığına yöneliktir. Dava tarihinden önce hukuki elatılmış olması sebebiyle zarar talebi ecrimisil kapsamında değerlendirilmelidir.Kabule göre de davacılar tarafından eldeki davanın, dava tarihinden önce hukuki elatılmış olması sebebiyle davalı Belediye Başkanlıklarına yöneltilmiş olduğunun anlaşılmasına göre, davanın idarenin işlem ve eylemlerinden kaynaklı tazminat davası olduğunun kabulü gerekecektir. Bu anlamda davanın 2577 sayılı İYUK 2/1-b maddesi gereğince, İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davası olduğu ve idari yargı yoluna tabi olduğu gözetilmeden işin esasına girilerek karar verilmiş olması doğru görülmemiştir....Şu halde ilk derece mahkemesince, uyuşmazlığın çözümünde idari yargı yerinin görevli olduğu gözetilerek yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle davanın usulden reddine, Kocaeli İdare Mahkemesi ile Kocaeli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi arasında olumsuz görev uyuşmazlığı oluştuğunun tespitine, verilen görevsizlik kararının kesinleşmesi ve talep edilmesi halinde Yargı Yeri Belirlenmesi için dosyanın, Kocaeli 2. İdare Mahkemesinin E:2021/1658 - K:2023/117 sayılı dosyasının da temini ile birlikte Uyuşmazlık Mahkemesi'ne gönderilmesine, karar verilmesi gerekirken; 6100 sayılı HMK 16. maddesindeki taşınmazlar yönünden kesin yetki kuralına istinaden davanın, 114/1-ç maddesi gereğince "yetkisizlik nedeniyle reddine" karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmediğinden; 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-4 maddesi gereğince davalı vekilinin işin esasına ilişkin sair istinaf itirazları incelenmeksizin; istinaf başvurusunun bu nedenle kabulüne ve ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir..."8. Kocaeli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 23/01/2026 tarih ve E.2026/5, K.2026/20 sayılı kararı ile, davanın yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle usulden reddine, Kocaeli 2. İdare Mahkemesi ile Mahkemeleri arasında olumsuz görev uyuşmazlığı oluştuğunun tespitine, talep edilmesi halinde yargı yerinin belirlenmesi için dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine karar vermiş, bu karar kesinleşmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir: "...Davalı vekili tarafından sunulan dilekçe ile dosyanın İstinaf'a gönderildiği, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nin 02.01.2026 tarih ve 2025/463 Esas, 2025/2323 Karar sayılı karar ilamı ile; "...ilk derece mahkemesince, uyuşmazlığın çözümünde idari yargı yerinin görevli olduğu gözetilerek yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle davanın usulden reddine, Kocaeli İdare Mahkemesi ile Kocaeli 2. Asliye Hukuk
Esas No : 2026/153 Karar No: 2026/161
Mahkemesi arasında olumsuz görev uyuşmazlığı oluştuğunun tespitine, verilen görevsizlik kararının kesinleşmesi ve talep edilmesi halinde Yargı Yeri Belirlenmesi için dosyanın, Kocaeli 2. İdare Mahkemesinin E:2021/1658 - K:2023/117 sayılı dosyasının da temini ile birlikte Uyuşmazlık Mahkemesi'ne Gönderilmesine, karar verilmesi gerekirken; 6100 sayılı HMK 16.maddesindeki taşınmazlar yönünden kesin yetki kuralına istinaden davanın, 114/1-ç maddesi gereğince "yetkisizlik nedeniyle reddine" karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmediğinden; 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-4 maddesi gereğince davalı vekilinin işin esasına ilişkin sair istinaf itirazları incelenmeksizin; istinaf başvurusunun bu nedenle kabulüne ve ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir..." gerekçesi ile kaldırılarak mahkememizin 2026/6 esasına kaydı yapılmıştır. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davacının davasının yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle usulden reddine, Kocaeli 2. İdare Mahkemesi ile Kocaeli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi arasında olumsuz görev uyuşmazlığı oluştuğunun tespitine,Verilen kararın KESİN OLDUĞU GÖZ ÖNÜNE ALINARAK İŞBU KARARIN TEBLİĞİNDEN İTİBAREN İKİ HAFTALIK YASAL SÜRE İÇERİSİNDE talep edilmesi halinde YARGI YERİ BELİRLENMESİ İÇİN DOSYANIN UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ'NE GÖNDERİLMESİNE..."9. Davacı vekilinin, 2247 sayılı Kanun’un 14. maddesine göre doğduğunu öne sürdüğü olumsuz görev uyuşmazlığının giderilmesi istemiyle başvurması üzerine, Kocaeli 2. Asliye Hukuk Mahkemesince, adli ve idari yargı dava dosyaları Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmiştir.IV. İLGİLİ HUKUK A. Mevzuat10. Anayasa'nın "B. Yargı yolu" başlıklı 125. maddesinin son fıkrası şöyledir:"İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.11. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesi şöyledir: " Bu Kanun; kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz malların, Devlet ve kamu tüzelkişilerince kamulaştırılmasında yapılacak işlemleri, kamulaştırma bedelinin hesaplanmasını, taşınmaz malın ve irtifak hakkının idare adına tescilini, kullanılmayan taşınmaz malın geri alınmasını, idareler arasında taşınmaz malların devir işlemlerini, karşılıklı hak ve yükümlülükler ile bunlara dayalı uyuşmazlıkların çözüm usul ve yöntemlerini düzenler.Özel kanunlarına dayanılarak gerçek ve özel hukuk tüzelkişileri adına yapılacak kamulaştırmalarda da, bu Kanun hükümleri uygulanır."12. 2942 sayılı Kanun'un Ek 1. maddesi şöyledir:'' (Ek: 20/8/2016-6745/33 md.)Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında, uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imar uygulamaları yapılır ve bütçe imkânları dâhilinde bu taşınmazlar ilgili idarelerce kamulaştırılır veya her hâlde mülkiyet hakkını kullanmasına
Esas No : 2026/153 Karar No: 2026/161
engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliği yapılır/yaptırılır. (İptal: Anayasa Mahkemesinin 20/12/2018 tarihli ve E.: 2016/181 K.: 2018/111 sayılı Kararı ile) (Ek cümle:16/11/2022-7421/3 md.) Bu süre içinde belirtilen işlemlerin yapılmaması halinde taşınmazların malikleri tarafından mülkiyet hakkından kaynaklı bedele ilişkin açılacak davalar, adli yargıda görülür....''B. Yargı Kararları13. Anayasa Mahkemesinin 20/12/2018 tarihli ve E.2016/181, K.2018/111 sayılı kararıyla; 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'na eklenen Ek 1. maddenin birinci fıkrasının “Bu süre içerisinde belirtilen işlemlerin yapılmaması halinde taşınmazların malikleri tarafından, bu Kanunun geçici 6 ncı maddesindeki uzlaşma sürecini ve 3194 sayılı İmar Kanununda öngörülen idari başvuru ve işlemleri tamamlandıktan sonra taşınmazın kamulaştırmasından sorumlu idare aleyhine idari yargıda dava açılabilir." şeklindeki ikinci cümlesinin iptaline karar verilmiştir. Kararın ilgi kısmı şöyledir :"...74. Dava konusu ek 1. maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesi dışında kalan kısmında yer alan düzenlemeler gereği süresinde kamulaştırma yapılmaması hâlinde taşınmaz malikleri ilgili idare aleyhine dava açma hakkını elde etmekle birlikte, Kanun’un geçici 6. maddesindeki malik aleyhine olan hükümlerin sürekli nitelikte uygulanması Anayasa Mahkemesinin 1/11/2012 tarihli ve E.2010/83, K.2012/169 sayılı kararında da açıklandığı üzere bu davalarda kamulaştırma için Anayasa’nın 46. maddesinde öngörülen güvenceleri etkisiz bırakacaktır. 75. Maddenin bu bölümünün Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren sürekli uygulanması, idarelerin özel mülkiyete kamulaştırmasız el atma yoluyla müdahalesinin de sürekli hâle gelmesine sebep olabilecek niteliktedir. İdareler kural ile kamulaştırma yapmak yerine kamulaştırma için Anayasa’da belirtilen ilkelere aykırı olarak taşınmazları elde edebilme imkânına sahip olabilecektir. Böyle bir durumda devletin hukuka bağlılığı ilkesi zedeleneceği gibi bireyler açısından hukuki güvenlik ve öngörülebilirlik de ortadan kalkacaktır. Bir hukuk devletinde kanunların hukuka aykırı uygulamaları teşvik etmesi kabul edilemez. 76. Açıklanan nedenlerle maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesi dışında kalan bölümü, Anayasa’nın 2., 35. ve 46. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir. Maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesi dışında kalan bölümü, Anayasa’nın 2., 35. ve 46. maddelerine aykırı görülerek iptal edildiğinden bu bölümün Anayasa’nın 6., 7., 8., 9., 10., 11., 36., 90., 125., 138., 142. ve 176. maddeleri yönünden ayrıca incelenmesine gerek görülmemiştir..."14. Bunun üzerine, 26/11/2022 tarihli ve 32025 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7421 sayılı Kanun'un 3. maddesi ile 2942 sayılı Kanun'un Ek 1. maddesinin birinci fıkrasına yukarıda arz ve izah kılındığı üzere “Bu süre içinde belirtilen işlemlerin yapılmaması halinde taşınmazların malikleri tarafından mülkiyet hakkından kaynaklı bedele ilişkin açılacak davalar, adli yargıda görülür.” cümlesi eklenmiştir.15. Anayasa Mahkemesinin 30/04/2025 tarihli ve 32886 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 16/01/2025 tarihli ve E.2024/135, K.2025/20 sayılı kararıyla; 2942 sayılı Kanun'un Ek 1. maddesinin birinci fıkrasına 7421 sayılı Kanun'un 3. maddesi ile eklenen üçüncü cümlesinin iptaline, kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir :
Esas No : 2026/153 Karar No: 2026/161
"...29. Diğer yandan kamu hizmetlerinin yerine getirilmesi için taşınmaza ihtiyaç duyulması hâlinde 2942 sayılı Kanun ve diğer kanunlarda kamulaştırma için öngörülen usul ve esaslara uygun hareket edilmesi gerekmektedir. Kamulaştırmasız el atmanın bir görünümü olan hukuki el atma durumunda mevzuatta öngörülen süre içinde idarece kamulaştırma veya kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar işlemlerinin yapılmaması hâli ortaya çıkmaktadır. Buna göre kamulaştırmasız el atma sebebiyle mahkemelerce taşınmazın değerine ilişkin olarak hükmedilen bedel hukuka aykırı olarak ortaya çıkan durumun telafi edilmesi suretiyle tasfiyesini amaçlamaktadır. Bu bakımdan yalnızca mahkemelerce kamulaştırmasız el atma sebebiyle bedele hükmedilmesi değil hükmedilecek bedelin bir an evvel hak sahiplerine ödenmesi de hukuka aykırı durumun ortadan kaldırılmasının bir gereğidir. 30. İtiraz konusu kuralda ise kamulaştırma işlemlerine ilişkin olağan hukuki süreç tersine çevrilerek dava açma külfeti taşınmazına kamulaştırmasız el atılan malike yüklenmektedir. Ayrıca mahkeme kararlarıyla hükmedilen taşınmazın gerçek karşılığının peşin ödenmesi şartının yerine getirilmesi sağlanmadan taşınmaz malikine ait tapu kaydının iptali ile davalı idare adına tesciline karar verilmesi hâlinde gerçek anlamda bir telafiden veya tasfiyeden bahsedilmesi mümkün olmayacaktır. Zira Anayasa’nın 46. maddesinin birinci fıkrası -anılan maddenin ikinci fıkrasında belirtilen istisnai durumlar hariç- gerçek karşılığı peşin ödenmedikçe taşınmazın kamulaştırılmasına, diğer bir ifadeyle idare adına tesciline imkân tanımamaktadır. Hükmedilen bedelin malike ödenmesi sağlanmadan taşınmazın idare adına tescil edilmesini önleyen herhangi bir güvence getirilmeden tasfiye amaçlı düzenlemenin Anayasa’nın 46. maddesindeki gereklilikleri karşıladığı söylenemez. 31. Bu itibarla Anayasa Mahkemesinin 20/12/2018 tarihli ve E.2016/181, K.2018/111 sayılı kararından sonra Kanun’un ek 1. maddesine eklenen kuralla hukuki el atma hâlinde taşınmaz malikleri tarafından bedele ilişkin olarak dava açılabileceği ve bu davalarda adli yargının görevli olduğu belirlenmekle birlikte anılan kararda vurgulananın aksine kamulaştırmanın Anayasa’nın 46. maddesinde öngörülen ilkelere uygun yapılmasını sağlayacak herhangi bir kanuni güvenceye yer verilmediği görülmektedir. Bu hâliyle kuralın, Anayasa’nın sözüne açıkça aykırı olan kamulaştırmasız el atma uygulamasını olağanlaştırıp hukukileştirdiği ve kamulaştırmasız el atmayı, kamulaştırmaya alternatif olarak başvurulabilecek bir hukuksal araç olarak kabul ettiği izlenimi oluşmaktadır. Oysa idareyi Anayasa’nın 46. maddesinde öngörüldüğü şekliyle kamulaştırma yapma yükümlülüğünden kurtaracak herhangi bir usul Anayasa’nın sözüne aykırı olacaktır. 32. Dolayısıyla imar planlarında umumi hizmetlere ayrılan taşınmazlara ilişkin olarak idarelere, kamulaştırma yapmak yerine kamulaştırma için Anayasa’da belirtilen ilkelere aykırı olarak taşınmazları elde etme imkânı tanıyan kuralın Anayasa’nın sözüyle bağdaşmadığı sonucuna ulaşılmıştır.33. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 13., 35. ve 46. maddelerine aykırıdır. İptali Gerekir. Kuralın Anayasa’nın 125. maddesine de aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa’nın 13., 35. ve 46. maddeleri yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olması nedeniyle Anayasa’nın 125. maddesi yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir...V. HÜKÜM4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na 20/8/2016 tarihli ve 6745 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle eklenen ek 1. maddenin birinci fıkrasına 16/11/2022 tarihli ve 7421 sayılı Kanun’un 3. maddesiyle eklenen üçüncü cümlenin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, iptal hükmünün Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince KARARIN RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK DOKUZ AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE 16/1/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi."
Esas No : 2026/153 Karar No: 2026/161
16. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 11/02/1959 tarihli ve E.1958/17, K.1959/15 sayılı kararının III. bölümü şöyledir:“İstimlâksiz el atma halinde amme teşekkülü İstimlâk Kanununa uygun hareket etmeden ferdin malını elinden almış olması sebebiyle kanunsuz bir harekette bulunmuş durumdadır. Ve bu bakımdan dava Medeni Kanun hükümlerine giren mülkiyete tecavüzün önlenmesi veya haksız fiil neticesinde meydana gelen zararın tazmini davasıdır. Ve bu bakımdan adliye mahkemesinin vazifesi içindedir.Bundan başka, bir amme teşekkülü tarafından bir tesisin yaptırılması sırasında Devlet malı olmayan yerlerden toprak alınması veya böyle yerlere toprak veya moloz yığılması neticesinde meydana gelen zararların tazmini davası da başkasının malına amme teşekkülünün dilediği gibi el atma hakkı bulunmadığı ve plan ve projelere ve şartnamelere başkasının malına ihtiyaca göre el atılabilmesini gerektirecek esaslar konulamayacağı cihetle, haksız fiilden doğan bir tazminat davası sayılır.Yapılan işlerin plan veya projeye aykırı olarak yapılması hali de idari karara aykırı bir hareket bulunması itibariyle yine idari kararın tatbiki olan bir fiil sayılamaz ve bu bakımdan bu iddia ile açılmış bir dava haksız fiilden doğan bir davadan ibaret olacaktır.Bu bentte anılan davalar, içtihadı birleştirme kararının dışında kaldıklarından kararın bunlara şümulü yoktur.” V. İNCELEME VE GEREKÇEA. İlk İnceleme17. Uyuşmazlık Mahkemesinin Rıdvan GÜLEÇ'in Başkanlığında, Üyeler Eyüp SARICALAR, Bayram ŞEN, Döndü Deniz BİLİR, Mahmut BALLI, Bilal ÇALIŞKAN ve Yüksel NAVDAR'ın katılımlarıyla yapılan 13/04/2026 tarihli toplantısında; 2247 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre, idari ve adli yargı yerleri arasında anılan Kanun’un 14. maddesinde öngörülen biçimde olumsuz görev uyuşmazlığı doğduğu, adli yargı dava dosyası ve ekinde idari yargı dava dosyasının 15. maddede belirtilen yönteme uygun olarak davacının istemi üzerine son görevsizlik kararını veren mahkemece Uyuşmazlık Mahkemesine gönderildiği ve usule ilişkin işlemlerde herhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından, görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliğiyle karar verildi.B. Esasın İncelenmesi18. Raportör-Hâkim Arzu ÇETİNDERE ŞAŞI'nın, davanın çözümünde adli yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan, ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ ile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın davada adli yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:19. Dava,
, 1 ve 2 parseller, 2738 ada 1, 2, 4 ve 5 parseller, 2747 ada 1, 2, 3, 4 ve 5 parseller ile 2749 ada, 1, 2 ve 3 parsellerin 1/1000 ölçekli uygulama imar planında "semt pazarı" olarak belirlendikten sonra, 10 yıllık süre geçmesine rağmen plan değişikliğinin gereğinin yapılmamasından dolayı, uğranılan kazanç kaybı zararının tazmini ve geçmişe yönelik ecrimisil bedelinin tazmini istemiyle açılmıştır.20. İdarenin, imar mevzuatı uyarınca tek yanlı irade açıklamaları ile tesis ettiği, genel ve düzenleyici imar planları ile bu planlara dayanılarak tesis edilen parselasyon,
Esas No : 2026/153 Karar No: 2026/161
kamulaştırma, ruhsat gibi bireysel işlemler idari işlem niteliği taşımakta olup, idari işlemlerin iptali ve bu işlemlerden ya da idari eylemlerden doğan zararların tazmini taleplerinin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2., 12. ve 13. maddeleri uyarınca idari yargı yerlerinde açılacak iptal ve tam yargı davalarına konu edilmesi anılan kanun hükümleri gereğidir.21. Davacılar tarafından, uyuşmazlığa konu taşınmazların imar planında "semt pazarı" olarak ayrıldıktan sonra, plan değişikliğinin gereğinin yapılmamasından dolayı, uğranılan kazanç kaybı zararının tazmini ve geçmişe yönelik ecrimisil bedelinin tazmini istemiyle açılan davanın, 2577 sayılı Kanun'un 2., 12. ve 13. maddeleri uyarınca idari yargı mercilerinde açılacak tam yargı davalarına konu edilmesi gerekmekte ise de, iş bu davanın açıldığı tarih itibariyle yürürlükte bulunan 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun Ek 1. maddesine 26/11/2022 tarihinde yürürlüğe giren 7421 sayılı Kanun'un 3. maddesi ile eklenen “Bu süre içinde belirtilen işlemlerin yapılmaması halinde taşınmazların malikleri tarafından mülkiyet hakkından kaynaklı bedele ilişkin açılacak davalar, adlî yargıda görülür.” hükmü uyarınca, görev kuralları kamu düzenine ilişkin olduğundan ve taraflar için de müktesep bir hak oluşturmadığından, davanın görüm ve çözümünde adli yargı yeri görevli bulunmaktadır.22. Diğer yandan, Anayasa Mahkemesinin 16/01/2025 tarih ve E.2024/135, K.2025/20 sayılı kararı ile, 2942 sayılı Kanun'un Ek 1. maddesinin birinci fıkrasına 7421 sayılı Kanun'un 3. maddesi ile eklenen üçüncü cümlesi iptal edilmişse de, anılan kararla; kuralda hangi kapsamdaki hangi durumda, hangi yargı kolunda, kim tarafından ve hangi taleple dava açılacağı hususunun tereddüte yer vermeyecek şekilde açık ve net olarak düzenlendiği gözetildiğinde kuralın kanunilik şartını taşıdığı sonucuna ulaşıldığı, öte yandan, itiraz konusu kuralda kamulaştırma işlemlerine ilişkin olağan hukuki sürecin tersine çevrilerek dava açma külfetinin taşınmazına kamulaştırmasız el atılan malike yüklendiği, imar planlarında umumi hizmetlere ayrılan taşınmazlara ilişkin olarak idarelere, kamulaştırma yapmak yerine kamulaştırma için Anayasa'da belirtilen ilkelere aykırı olarak taşınmazları elde etme imkanı tanıyan kuralın Anayasa'nın sözüyle bağdaşmadığı, kuralın Anayasa'nın 13., 35. ve 46. maddeleri yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında anılan maddelere aykırı olduğu sonucuna ulaşıldığı, kuralın taşınmaz maliklerinin adli yargıda dava açabileceğine ilişkin bölümünün Anayasa'ya aykırılığı yönünde herhangi bir belirleme yapılmadığı gözönünde bulundurulduğunda, kararın yargı yolunun değişmesini gerektirecek bir durum yaratmadığı sonucuna varılmıştır.23.Dolayısıyla, yukarıda yer verilen Kanun hükümleri ve yargı kararları uyarınca, uyuşmazlığa konu taşınmazın, uygulama imar planında "semt pazarı" olarak belirlendikten sonra, 10 yıllık süre geçmesine rağmen plan değişikliğinin gereğinin yapılmamasından dolayı, uğranılan kazanç kaybı zararının tazmini ve geçmişe yönelik ecrimisil bedelinin tazmini istemiyle açılan davanın adli yargı yerinde görülmesi gerekmektedir.24. Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak, Kocaeli 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 23/01/2026 tarih ve E.2026/5, K.2026/20 sayılı görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir. VI. HÜKÜMAçıklanan gerekçelerle;
Esas No : 2026/153 Karar No: 2026/161
A. Davanın çözümünde ADLİ YARGININ GÖREVLİ OLDUĞUNA,B. Kocaeli 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 23/01/2026 tarih ve E.2026/5, K.2026/20 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA,13/04/2026 tarihinde, OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Üye
Rıdvan
Eyüp
Bayram
Döndü Deniz
GÜLEÇ
SARICALAR
ŞEN
BİLİR
Üye
Üye
Üye
Mahmut
Bilal
Yüksel
BALLI
ÇALIŞKAN
NAVDAR