T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/156KARAR NO : 2026/213KARAR TR : 04/05/2026 ÖZET: Davacının Gençlik ve Spor İl Müdürlüğünde antrenör olarak çalışırken hizmet sözleşmesinin feshedilmesi nedeniyle, uğradığı zararın tazmini istemiyle açılan davanın ADLİ YARGI YERİNDE görülmesi gerektiği hk.K A R A RDavacı: S. A.
Vekili: Av. M. C. İ.
Davalı: Gençlik ve Spor BakanlığıVekili: Av. E. D.
I. DAVA KONUSU OLAY
1. Davacı vekili, müvekkili ile davalı Gençlik ve Spor Bakanlığı adına hareket eden Kocaeli Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü arasında "Eğitim Görevlisi Hizmet Sözleşmesi" başlıklı 11/07/2024 başlangıç, 31/05/2025 bitiş tarihli olacak şekilde belirli süreli iş sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye göre müvekkilinin haftada azami 30 saat olmak üzere antrenör olarak çalıştığını, sözleşme şartları kapsamında müvekkiline hizmet gördüğü saat baz alınarak ücret ödemesi yapılmakta olup, en son ücrete hak kazandığı 2024 yılının Eylül ayında
net 21.470,87 TL maaş ödendiğini, müvekkili ile davalı arasındaki iş sözleşmesi olağan şekilde devam ederken iş akdinin davalı işveren tarafından fiilen 30/09/2024 tarihinde hiçbir haklı neden olmaksızın feshedildiğini, feshe ilişkin çıkış kodunun 22 (diğer nedenler) olup haklı nedene dayanılmadığını, belirli süreli hizmet sözleşmesinin haklı nedene dayanılmaksızın feshedilmesi nedeniyle, müvekkilinin hak edeceği ücret alacağının tazminat olarak tahsili amacıyla huzurdaki davayı açma zorunluluğunun doğduğunu ileri sürerek, davalı idarece yapılan haksız fesih neticesinde kısmi alacak davası statüsünde ve ileride artırılmak üzere şimdilik 100 TL ücret alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi istemiyle adli yargı yerinde dava açmıştır.II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİN BAŞVURU SÜRECİA. Adli Yargıda2. Kocaeli 8. İş Mahkemesi 20/11/2025 tarih ve E.2025/182, K.2025/372 sayılı kararı ile, uyuşmazlığın görüm ve çözümünün idari yargı yerinde yapılması gerektiğinden, 6100 sayılı HMK'nın 114/1-b, 115/2 maddeleri uyarınca yargı yolu caiz olmadığından davanın usulden reddine karar vermiş, bu karar kesinleşmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir: "...Dava, işçilik alacaklarının tahsili istemine ilişkindir. Davacının eğitim görevlisi olarak masa tenisi antrenörü olduğu ve onayla görevlendirildiği, ücretinin 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 89. Maddesine uygun olarak Bakanlar Kurulunca çıkarılan kararlar uyarınca Maliye Bakanlığında belirlenen ders ücretleriyle istihdam edildiği, idareyle arasında bir hizmet ilişkisi kurulduğu, taraflar arasında iş sözleşmesi bulunmadığı, aralarındaki ilişkinin statü hukukuna tabii olduğu, bu durumda idari yargının görevli olduğu görülmekle, davanın usulden reddine..."
Esas No : 2026/156 Karar No: 2026/213
3. Davacı vekili bu kez, aynı istemle idari yargı yerinde dava açmıştır.B. İdari Yargıda4. Kocaeli 2. İdare Mahkemesi 27/01/2026 tarih ve E.2026/39 sayılı kararı ile, uyuşmazlığın adli yargının görev alanına girdiği gerekçesiyle, davanın 2247 sayılı Kanun'un 19. maddesi uyarınca görevli yargı yerinin belirlenmesi için dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine ve dosya incelemesinin bu konuda Uyuşmazlık Mahkemesince karar verilinceye kadar ertelenmesine karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"... Dosyanın incelenmesinden; Davacı ile davalı Gençlik ve Spor Bakanlığı adına Kocaeli Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü arasında "Eğitim Görevlisi Hizmet Sözleşmesi" başlıklı 11/07/2024 başlangıç, 31/05/2025 bitiş tarihli olacak şekilde belirli süreli iş sözleşmesi imzalandığı, buna göre sözleşme şartları gereğince haftada azami 30 saat olmak üzere antrenör olarak çalıştığını ve sözleşmenin kendisine yüklediği edimi kusursuz şekilde yerine getirdiğini, yine sözleşme şartları kapsamında müvekkile hizmet gördüğü saat baz alınarak ücret ödemesi yapılmakta olup en son ücrete hak kazandığı 2024 yılının Eylül ayında net 22.970,87 TL maaş ödendiğini, 30/09/2024 tarihinde davalı Bakanlık tarafından kamuda tasarruf tedbirleri kapsamında müvekkil ile akdedilen belirli süreli iş sözleşmesinin feshedildiğini, feshe ilişkin çıkış kodunun 22 (diğer nedenler) olup haklı nedene dayanılmadığını,belirli süreli hizmet sözleşmesinin haklı nedene dayanılmaksızın feshedilmesi nedeniyle hak edeceği ücret alacağının tazminat olarak tahsili amacıyla huzurdaki davayı açma zorunluluğunun doğduğunu ileri sürerek, davalı idarece yapılan haksız fesih neticesinde kısmi alacak davası statüsünde ve ileride artırılmak üzere şimdilik 100 TL ücret alacağının dava itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi istemiyle açılmıştır.Bu durumda; 657 sayılı Kanun'da "Kamu görevlisi" kavramı tanımlanmamış olup, Kanun'un 4. maddesinde yalnızca kamu hizmetlerinin gördürüldüğü dört grup istihdam şeklinden bahsedilmiş, bu maddenin son fıkrasında da işçiler hakkında bu Kanun hükümlerinin uygulanmayacağı vurgulanmıştır. Bir kamu tüzel kişisi tarafından kamu hukuku kurallarına göre ve idari bir kararla istihdam edilen kişiler, kamu görevlisi tanımına dahildir. Örneğin 5510 sayılı Kanun'un 4/1-c maddesi kapsamında sigortalı sayılan memurlar, idari bir kararla göreve atandıkları için tartışmasız olarak kamu görevlisidirler. Buna karşılık, bir kamu tüzel kişisi tarafından istihdam edilen kişi ile bu kamu tüzel kişisi arasındaki bağ bir sözleşme ile kurulmuş olabilir. Bir kamu tüzel kişisi tarafından sözleşme ile istihdam edilen herkes kamu görevlisi olmayıp, sadece "idari sözleşme" ile istihdam edilenler, kamu kurum veya kuruluşuna kamu hukuku bağı ile bağlı olduklarından kamu görevlisi olarak nitelendirilirler. Bu durumda, idari hizmet sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklar idari yargıda çözümlenmektedir. Kamu tüzel kişisi tarafından bir "özel hukuk sözleşmesi" ile istihdam edilen kişilerin ise kamu görevlisi olarak kabulü mümkün değildir.Uyuşmazlık konusu olayda davacının, yukarıda belirtilen Karar ve Esaslar doğrultusunda düzenlenen Eğitim Görevlisi Hizmet Sözleşmesi ile çalıştırıldığı anlaşılmakta olup, gerek sözleşmenin kamu görevlisi olmayan eğitim görevlilerine mahsus olması, gerekse davacının 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesi kapsamında hizmet akdine bağlı çalışan kaydının bulunması karşısında; anılan düzenlemelere ve 4857 sayılı iş Kanunu'nun 1. ve 8., 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 2. ve 5. maddelerine göre davacının işçi statüsünde kabul edilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla; davalı idare ile davacı arasındaki ilişki 4857 sayılı Kanun'a tabi hizmet sözleşmesine dayalı olarak kurulmuş bir iş hukuku ilişkisi niteliğini taşıdığından, davacının iş sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin dava konusu işlemin, idarenin yetkili organı tarafından işveren sıfatıyla tesis edilmiş bir özel hukuk işlemi olduğu değerlendirilmiştir. Aksinin kabulü, işverenin salt bir kamu kuruluşu olması nedeniyle, statü hukukuna tabi olmayan personeli hakkındaki tüm işlemlerinin idari işlem niteliğinde görülerek, özel hukuk
Esas No : 2026/156 Karar No: 2026/213
alanına dâhil bulunan uyuşmazlıkların da idari yargı denetimine tabi kılınması sonucunu doğurur. Belirtilen tüm bu hususlara göre, davacının, idareyle arasında bir hizmet ilişkisi kurulduğu, talep edilen ücret alacağının İş Kanunu’ndan kaynaklanan haklardan olduğu dikkate alındığında, uyuşmazlığın özel hukuk hükümlerine göre görüm ve çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu sonucuna varılmış olup, Kocaeli 8. İş Mahkemesinin 20.11.2025 tarih ve E:2025/182, K:2025/372 sayılı dosyasında verilen ve kesinleşen görevsizlik kararı da dikkate alındığında, olumsuz görev uyuşmazlığının çözümü için yukarıda anılan amir hüküm uyarınca dosyaların Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesi gerekmektedir. Nitekim;Uyuşmazlık Mahkemesinin benzer nitelikte "Bursa Gençlik ve Spor İl Müdürlüğünde antrenör olarak çalışırken hizmet sözleşmesinin feshedilmesi nedeniyle, uğradığı zararın tazmini istemiyle açılan davanın adli yargı yerinde görülmesi" gerektiğine ilişkin 12.01.2026 tarih ve E:2025/373, K:2026/21 sayılı kararı da bu yöndedir..."5. Kocaeli 2. İdare Mahkemesince, 2247 sayılı Kanun’un 19. maddesi uyarınca görevli yargı yerinin belirlenmesi için idari yargı dosyası ekinde adli yargı dosyasına ilişkin evrak Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmiştir.IV. İLGİLİ HUKUK6. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun "Ders görevi" başlıklı 89. maddesi şöyledir:"(Değişik: 30/5/1974 – KHK-12; Aynen kabul: 15/5/1975 - 1897/1 md.)Her derecedeki eğitim ve öğretim kurumları ile Üniversite ve Akademi (Askeri Akademiler dahil), okul, kurs veya yaygın eğitim yapan kurumlarda ve benzeri kuruluşlarda öğretmen veya öğretim üyesi bulunmaması halinde öğretmenlere, öğretim üyelerine veya diğer memurlara veyahut açıktan atanacaklara ücret ile ek ders görevi verilebilir.Ücretle okutulacak ders saatlerinin sayısı, ders görevi alacakların nitelikleri ve diğer hususlar Cumhurbaşkanı kararı ile tespit olunur."7. 657 sayılı Kanun'un 89. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak 12/08/2021 tarih ve 4371 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile yürürlüğe konulan Gençlik ve Spor Bakanlığı Ek Ders Saatlerine İlişkin Esaslar Hakkında Kararın "Amaç" başlıklı 1. maddesi şöyledir: "Bu Kararın amacı; Gençlik ve Spor Bakanlığının merkez ve taşra teşkilatı bünyesinde düzenlenen eğitsel, sosyal, kültürel ve sportif etkinliklerde ders vermek üzere görevlendirilen eğitim görevlilerinin nitelikleri, ücretle okutacakları haftalık ders sayısı ve diğer hususlarla ilgili usul ve esasları düzenlemektir."8. 4371 sayılı Kararın "Eğitim görevlileri" başlıklı 5. maddesi şöyledir: "(1) Eğitim görevlileri;a) Üniversite öğretim elemanları,b) Öğretmenler,c) Din görevlileri,ç) Antrenörler,d) Usta öğreticiler,e) Öğretici belgesine sahip olanlar,f) Geleneksel sanatlar ve özel yetenek gerektiren alanlarda gerekli bilgi, beceri ve öğretme yeteneğine sahip olanlar,arasından görevlendirilir.
Esas No : 2026/156 Karar No: 2026/213
(2) Eğitim görevlilerinde aranacak genel şartlar şunlardır:a) Görev alacağı kursun öğretim programında belirtilen eğitici şartını taşımak.b) Türk vatandaşı olmak.c) 18 yaşını doldurmuş olmak.ç) Kamu haklarından mahrum bulunmamak.d) Taksirli suçlar ile kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlara çevrilmiş veya aşağıda sayılan suçlar dışında tecil edilmiş hükümler hariç olmak üzere, kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile Devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, İhaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kaçakçılık veya cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar, fuhuş, uyuşturucu ve uyarıcı madde imal ve ticareti, kullanımı, kullanımını kolaylaştırma, kullanmak için satın alma, kabul etme veya bulundurma, haksız mal edinme, şike ve teşvik primi suçlarından mahkûm olmamak.e) Askerlikle ilişiği bulunmamak.f) Sağlık durumu yönünden görevini yapmasına engel bir durumu olmamak.(3) Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından oluşturulan Somut Olmayan Kültürel Miras Ulusal Envanteri kapsamına giren geleneksel sanatlar ve özel yetenek gerektiren alanlarda gerekli bilgi, beceri ve öğretme yeteneğine sahip olanlar, eğitici niteliklerini ve yetkinliklerini, ilgili kamu kurumlarından veya meslek odalarından temin edecekleri yeterlilik belgesiyle ispat ederler."9. 4371 sayılı Kararın "Diğer hükümler" başlıklı 7. maddesi şöyledir: "(1) Bu Karar kapsamında kendilerine ek ders görevi verilecekler; Bakan veya yetkilendireceği makam onayı ile tespit edilir. Alınacak onayda eğitim görevlilerinin adları ve unvanları, girecekleri ek ders ve saat sayısı belirtilir.(2) Bu Karar kapsamında verilecek ek ders ücreti, ek ders görevinin fiilen yapılması durumunda ödenir."10. 5510 sayılı Kanun'un "Sigortalı sayılanlar" başlıklı 4.maddesinin 1.fıkrasının (a) bendi ile 2.fıkrasının (f) bendi şöyledir: "Değişik: 17/4/2008-5754/2 md.)Bu Kanunun kısa ve uzun vadeli sigorta kolları uygulaması bakımından;a) Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanlar,...sigortalı sayılırlar.Birinci fıkranın (a) bendi gereği sigortalı sayılanlara ilişkin hükümler;...f) Milli Eğitim Bakanlığı tarafından düzenlenen kurslarda usta öğretici olarak çalıştırılanlar, kamu idarelerinde ders ücreti karşılığı görev verilenler ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4 üncü maddesinin (C) bendi kapsamında çalıştırılanlar,...hakkında da uygulanır."11. 5510 sayılı Kanun'un "Uyuşmazlıkların çözüm yeri" başlıklı 101. maddesi şöyledir: "Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıklar iş mahkemelerinde görülür."
Esas No : 2026/156 Karar No: 2026/213
12. 4857 sayılı İş Kanunu’nun "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesi şöyledir:"Bu Kanunun amacı işverenler ile bir iş sözleşmesine dayanarak çalıştırılan işçilerin çalışma şartları ve çalışma ortamına ilişkin hak ve sorumluluklarını düzenlemektir.Bu Kanun, 4 üncü Maddedeki istisnalar dışında kalan bütün işyerlerine, bu işyerlerinin işverenleri ile işveren vekillerine ve işçilerine faaliyet konularına bakılmaksızın uygulanır.İşyerleri, işverenler, işveren vekilleri ve işçiler, 3 üncü maddedeki bildirim gününe bakılmaksızın bu Kanun hükümleri ile bağlı olurlar."13. 4857 sayılı Kanun'un 8. maddeyle başlayan "İş Sözleşmesi, Türleri ve Feshi" başlıklı İkinci Bölümünde kıdem tazminatı, ücretli izin, bildirim süresinden kaynaklanan yükümlülük ve haklara ilişkin hususlara yer verilmiştir.14. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun "İş mahkemelerinin kuruluşu" başlıklı 2. maddesi şöyledir:"(1) İş mahkemeleri, Hâkimler ve Savcılar Kurulunun olumlu görüşü alınarak, tek hâkimli ve asliye mahkemesi derecesinde Adalet Bakanlığınca lüzum görülen yerlerde kurulur. Bu mahkemelerin yargı çevresi, 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun hükümlerine göre belirlenir.(2) İş durumunun gerekli kıldığı yerlerde iş mahkemelerinin birden fazla dairesi oluşturulabilir. Bu daireler numaralandırılır. İhtisaslaşmanın sağlanması amacıyla, gelen işlerin yoğunluğu ve niteliği dikkate alınarak, daireler arasındaki iş dağılımı Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından belirlenebilir. Bu kararlar Resmî Gazete’de yayımlanır. Daireler, tevzi edilen davalara bakmak zorundadır.(3) İş mahkemesi kurulmamış olan yerlerde bu mahkemenin görev alanına giren dava ve işlere, o yerdeki asliye hukuk mahkemesince, bu Kanundaki usul ve esaslara göre bakılır."15. 7036 sayılı Kanun'un "Dava şartı olarak arabuluculuk" başlıklı 3. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"(1) Kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda, arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır."16. 7036 sayılı Kanun'un "Görev" başlıklı 5. maddesi şöyledir:"(1) İş mahkemeleri;a) 5953 sayılı Kanuna tabi gazeteciler, 854 sayılı Kanuna tabi gemiadamları, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa veya 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına,b) İdari para cezalarına itirazlar ile 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamındaki uyuşmazlıklar hariç olmak üzere Sosyal Güvenlik Kurumu veya Türkiye İş Kurumunun taraf olduğu iş ve sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklara,c) Diğer kanunlarda iş mahkemelerinin görevli olduğu belirtilen uyuşmazlıklara, ilişkin dava ve işlere bakar."
Esas No : 2026/156 Karar No: 2026/213
17. 7036 sayılı Kanun'un "Geçiş Hükümleri" başlıklı geçici 1. maddesi şöyledir:"(1) Mülga 5521 sayılı Kanun gereğince kurulan iş mahkemeleri, bu Kanun uyarınca kurulmuş iş mahkemeleri olarak kabul edilir. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış olan davalar, açıldıkları mahkemelerde görülmeye devam olunur.(2) Bu Kanunun dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümleri, bu hükümlerin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla ilk derece mahkemeleri ve bölge adliye mahkemeleri ile Yargıtayda görülmekte olan davalar hakkında uygulanmaz.(3) Başka mahkemelerin görev alanına girerken bu Kanunla iş mahkemelerinin görev alanına dâhil edilen dava ve işler, iş mahkemelerine devredilmez; kesinleşinceye kadar ilgili mahkemeler tarafından görülmeye devam olunur.(4) İlk derece mahkemeleri tarafından bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce verilen kararlar, karar tarihindeki kanun yoluna ilişkin hükümlere tabidir."
V. İNCELEME VE GEREKÇE : A. İlk İnceleme18. Uyuşmazlık Mahkemesinin Kenan YAŞAR''ın Başkanlığında, Üyeler Eyüp SARICALAR, Bayram ŞEN, Döndü Deniz BİLİR, Ahmet ARSLAN, Mahmut BALLI ve Bilal ÇALIŞKAN'ın katılımlarıyla yapılan 04/05/2026 tarihli toplantısında; 2247 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre, idare mahkemesince, anılan Kanun'un 19. maddesine göre başvuruda bulunulmuş olduğu, idari yargı dosyası ekinde adli yargı dosyasına ilişkin evrakın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderildiği ve usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından, görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.B. Esasın İncelenmesi19. Raportör-Hâkim Hatice COŞKUN'un, davanın çözümünde adli yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan, ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ'nin davada adli yargının, Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın ise davada idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:20. Dava, davacının Kocaeli Gençlik ve Spor İl Müdürlüğünde ek ders karşılığı antrenör olarak çalışmakta iken, iş akdine son verilmesi nedeniyle, ücret alacağının faizi ile birlikte tahsili istemiyle açılmıştır.21. 657 sayılı Kanun'da "Kamu görevlisi" kavramı tanımlanmamış olup, Kanun'un 4. maddesinde yalnızca kamu hizmetlerinin gördürüldüğü dört grup istihdam şeklinden bahsedilmiş, bu maddenin son fıkrasında da işçiler hakkında bu Kanun hükümlerinin uygulanmayacağı vurgulanmıştır. Bir kamu tüzel kişisi tarafından kamu hukuku kurallarına göre ve idari bir kararla istihdam edilen kişiler, kamu görevlisi tanımına dahildir. Örneğin 5510 sayılı Kanun'un 4/1-c maddesi kapsamında sigortalı sayılan memurlar, idari bir kararla göreve atandıkları için tartışmasız olarak kamu görevlisidirler. Buna karşılık, bir kamu tüzel kişisi tarafından istihdam edilen kişi ile bu kamu tüzel kişisi arasındaki bağ bir sözleşme ile kurulmuş olabilir. Bir kamu tüzel kişisi tarafından sözleşme ile istihdam edilen herkes kamu görevlisi olmayıp, sadece "idari sözleşme" ile istihdam edilenler, kamu kurum veya kuruluşuna kamu hukuku bağı ile bağlı olduklarından kamu görevlisi olarak nitelendirilirler. Bu durumda, idari hizmet sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklar idari yargıda
Esas No : 2026/156 Karar No: 2026/213
çözümlenmektedir. Kamu tüzel kişisi tarafından bir "özel hukuk sözleşmesi" ile istihdam edilen kişilerin ise kamu görevlisi olarak kabulü mümkün değildir.22. Uyuşmazlık konusu olayda davacının, yukarıda belirtilen Karar ve Esaslar doğrultusunda düzenlenen Eğitim Görevlisi Hizmet Sözleşmesi ile çalıştırıldığı anlaşılmakta olup, gerek sözleşmenin kamu görevlisi olmayan eğitim görevlilerine mahsus olması, gerekse davacının 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesi kapsamında hizmet akdine bağlı çalışan kaydının bulunması karşısında; anılan düzenlemelere ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun 1. ve 8., 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 2. ve 5. maddelerine göre davacının işçi statüsünde kabul edilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla; davalı idare ile davacı arasındaki ilişki 4857 sayılı Kanun'a tabi hizmet sözleşmesine dayalı olarak kurulmuş bir iş hukuku ilişkisi niteliğini taşıdığından, davacının iş sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin dava konusu işlemin, idarenin yetkili organı tarafından işveren sıfatıyla tesis edilmiş bir özel hukuk işlemi olduğu değerlendirilmiştir. 23. Aksinin kabulü, işverenin salt bir kamu kuruluşu olması nedeniyle, statü hukukuna tabi olmayan personeli hakkındaki tüm işlemlerinin idari işlem niteliğinde görülerek, özel hukuk alanına dâhil bulunan uyuşmazlıkların da idari yargı denetimine tabi kılınması sonucunu doğurur.24. Belirtilen tüm bu hususlara göre, davacının, idareyle arasında bir hizmet ilişkisi kurulduğu, talep edilen ücret alacağının İş Kanunu’ndan kaynaklanan haklardan olduğu dikkate alındığında, uyuşmazlığın özel hukuk hükümlerine göre görüm ve çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır.25. Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak, Kocaeli 2. İdare Mahkemesinin başvurusunun kabulü ile, Kocaeli 8. İş Mahkemesinin 20/11/2025 tarih ve E.2025/182, K.2025/372 sayılı görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir. VI. HÜKÜM Açıklanan gerekçelerle; A. Davanın çözümünde ADLİ YARGININ GÖREVLİ OLDUĞUNA,B. Kocaeli 2. İdare Mahkemesinin BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile, Kocaeli 8. İş Mahkemesinin 20/11/2025 tarih ve E.2025/182, K.2025/372 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 04/05/2026 tarihinde, Üyeler Ahmet ARSLAN ve Bilal ÇALIŞKAN'ın KARŞI OYLARI ve OY ÇOKLUĞUYLA KESİN OLARAK karar verildi
Başkan Vekili
Üye
Üye
Üye
Kenan
Eyüp
Bayram
Döndü Deniz
YAŞAR
SARICALAR
ŞEN
BİLİR
Üye
Üye
Üye
Ahmet
Mahmut
Bilal
ARSLAN
BALLIÇALIŞKAN
Esas No : 2026/156 Karar No: 2026/213
KARŞI OYDava, davacının Kocaeli Gençlik ve Spor İl Müdürlüğünde ek ders karşılığı antrenör olarak çalışmakta iken iş akdine son verilmesi nedeniyle, ücret alacağının faizi ile birlikte tahsili istemiyle açılmıştır.Davacının, davalıya bağlı Kocaeli Gençlik ve Spor İl Müdürlüğünde, 657 sayılı Kanun'un 89. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak hazırlanan "Gençlik ve Spor Bakanlığı Ek Ders Saatlerine İlişkin Esas Hakkında Cumhurbaşkanı Kararı" uyarınca hazırlanan hizmet sözleşmesi ile çalıştırıldığı anlaşılmaktadır.657 sayılı Kanun'un 89. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak hazırlanan esaslarda, ders görevi alacakların taşıması gereken nitelikler, göreve alınma, çalışma koşulları ile yapılacak ödemeler önceden düzenlenmiş, idareye göreve alma ve sonlandırma gibi konularda üstün yetkiler verilmiştir.Dosyanın incelenmesinden, taraflar arasında iş sözleşmesi bulunmadığı, çalışma ilişkisinin idarece yapılan görevlendirmeye dayalı olduğu, göreve alınma, çalışma koşulları ile ödenecek ücretin statü hukuku içinde düzenlendiği anlaşılmaktadır.Bu itibarla, taraflar arasındaki ilişki statü hukukuna tabi olup, uyuşmazlığın çözümü iş mahkemelerinin görev alanına girmemektedir. Sosyal Güvenlik Hukuku açısından, primlerin Sosyal Güvenlik Kurumu'na ödenmesi, davacının özel hukuk kapsamında sözleşme ile çalıştığını göstermeyeceği açıktır.Bu durumda, ücret, çalışma saati, süreleri ve benzeri bir çok esaslı çalışma koşulunun statü hukuku içinde önceden düzenlendiği ve idareye üstün yetkiler tanındığı çalışma ilişkisinde, başta İş Kanunu olmak üzere özel hukuk hükümlerinin uygulanması ilişkinin niteliğiyle bağdaşmadığı dikkate alındığında davanın görüm ve çözümünün idari yargı yerlerine ait bulunduğu oyu ile davanın çözümünde adli yargı yerlerine görevli olduğu yolunda verilen karara katılmıyoruz. ÜyeAhmet ARSLAN Üye Bilal ÇALIŞKAN