T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/174KARAR NO: 2026/278
KARAR TR: 04/05/2026 ÖZET: Kamu gücüne dayalı idari eylem sonucu mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasıyla idareye karşı açılan tazminat davasının görüm ve çözümünde, 2577 sayılı Kanun'un 2/1-(b) maddesi uyarınca, İDARİ YARGININ görevli olduğu hk. K A R A R Davacı : M. S.
Vekili
: Av. D. G.
Davalı
: Polatlı Belediye BaşkanlığıVekili
: Av. G. N. Ö.
I. DAVA KONUSU OLAY1. Davacı vekili, mülkiyetinin Maliye Hazinesiyle aralarında dava konusu olduğu belirtilen
ve
üzerindeki ekinlere el konulmasına ve satışına ilişkin Polatlı Belediye Başkanlığının 23/06/2016 tarih ve 47879008-50 sayılı kararı ile biçilen ürünlerin bedelinin ödenmesi için yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali ve 25/06/2016 tarihinde Polatlı Belediye Başkanlığı görevlileri tarafından ekinin biçilerek hasat edilmesi ve ürüne el konulması nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık olarak 180.000 TL maddi ve 20.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi istemiyle idari yargı yerinde dava açmıştır.II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİN BAŞVURU SÜRECİA. İdari Yargıda2. Ankara 3. İdare Mahkemesi 30/11/2017 tarih ve E.2016/3539, K.2017/3575 sayılı kararı ile, davanın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi hükmü uyarınca görev yönünden reddine karar vermiş, bu karara karşı istinaf isteminde bulunulması üzerine, Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesi 27/06/2018 tarih ve E.2018/706, K.2018/691 sayılı kararı ile, istinaf isteminin reddi ile kararın onanmasına karar vermiş, bu karara karşı temyiz isteminde bulunmuştur. Danıştay Sekizinci Dairesi 22/12/2021 tarih ve E.2018/6070, K.2021/6678 sayılı kararı ile, temyiz isteminin reddine, Bölge İdare Mahkemesi kararının onanmasına kesin olarak karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir :"... Kamu hizmetinin yürütülmesi ile ilgisi bulunmayan, taşınmaz mülkiyetine, taşınmaz üzerindeki ürün ve müştemilatın aidiyetine ve haksız fiilden mütevellit zararların tazminine ilişkin uyuşmazlıklar özel hukuka ilişkin olup, bu tür uyuşmazlıkların adli yargı yerinde çözümleneceği tartışmasızdır.Olayda, meydana geldiği ileri sürülen zararın mülkiyeti çekişmeli taşınmazlar üzerinde ekili bulunan hububatın Polatlı Belediyesi ve Polatlı Kaymakamlığı görevlileri tarafından biçilerek hasat edilmesi neticesi meydana geldiği iddia edilmekte olup, uyuşmazlığın çözümü C mera olarak adlandırılan parsel ve 15 dönüm olan
ile bu parseller üzerindeki hububatın mülkiyet bağının açıklığa kavuşturulmasına bağlıdır. Bu nedenle
Esas No : 2026/174 Karar No: 2026/278
taşınmaz ve taşınır mülkiyetine yönelik uyuşmazlığın görüm ve çözümünde adli yargı kolunda yer alan hukuk mahkemelerinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır. ..."3. Davacı vekili aynı istemle bu kez, adli yargı yerinde dava açmıştır. B. Adli Yargıda4. Polatlı 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 01/02/2023 tarih ve E.2022/93, K.2023/52 sayılı kararı ile, davanın reddine karar vermiş, bu karara karşı istinaf isteminde bulunulması üzerine, istinaf başvurusunun kabulüne, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi 27/11/2024 tarih ve E.2023/1596, K.2024/2539 sayılı kararı ile, Polatlı 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının ilgili kısmı şöyledir: "...Dosya kapsamına göre, davacı tarafından aynı istemli davanın öncesinde idari yargıda açıldığı, Ankara 3. İdare Mahkemesi'nin 2016/3539 Esas ve 2017/3575 Karar sayılı kararı ile, davada Adli Yargının görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verildiği görülmüştür.2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanunun "Yargı merciilerinin uyuşmazlık mahkemesine başvurmaları" kenar başlıklı 19. maddesinde, "Adli ve idari yargı mercilerinden birisinin kesin veya kesinleşmiş görevsizlik kararı üzerine kendisine gelen bir davayı incelemeye başlayan veya incelemekte olan bir yargı mercii davada görevsizlik kararı veren merciin görevli olduğu kanısına varırsa, gerekçeli bir karar ile görevli merciin belirtilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesine başvurur ve elindeki işin incelenmesini Uyuşmazlık Mahkemesinin karar vermesine değin erteler. Yargı merciince, önceki görevsizlik kararına ilişkin dava dosyası da temin edilerek, gerekçeli başvuru kararı ile birlikte dava dosyaları Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilir." şeklinde düzenlenmiştir.Yukarıdaki açıklamalar ışığında mahkemece, somut durumda yeniden harç alınarak açılan davada, idari yargının görevli olduğu nazara alınarak 2247 sayılı Yasanın 19. maddesi gereğince işlem yaparak Uyuşmazlık Mahkemesine başvurulması ve sonucuna kadar davanın ertelemesi gerekirken, işin esasına girilerek karar verilmiş olması isabetsizdir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı HMK.nın 353/1-a.4 ve 355. maddeleri gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın yeniden görülmesi ve yukarıda açıklandığı şekilde işlem yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1)Davacının istinaf başvurusunun esası incelenmeksizin duruşma yapılmadan KABULÜ ile Polatılı 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 01/02/2023 gün ve 2022/93 Esas, 2023/52 Karar sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355 ve 353. maddesinin 1. fıkrası (a) bendinin 4. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2)Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren Polatlı 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine,
..."5. Polatlı 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2024/454 sayılı esasına kayıtlı dosyada 07/01/2025 tarihli tensip zaptında, "...Mahkememiz 01/02/2023 tarih ve 2022/93 Esas 2023/52 sayılı kararı ile her ne kadar davanın reddine dair karar verilmiş ise de Ankara Bölge Adliye Mahkemesi'nin 27/11/2024 tarih ve 2023/1596 Esas, 2024/2539 Karar sayılı ilamı kararı ile ''Somut durumda yeniden harç alınarak açılan davada, idari yargının görevli olduğu nazara alınarak 2247 sayılı Yasanın 19. maddesi gereğince işlem yaparak Uyuşmazlık Mahkemesine başvurulması ve sonucuna kadar davanın ertelemesi gerekirken,
Esas No : 2026/174 Karar No: 2026/278
işin esasına girilerek karar verilmiş olması isabetsizdir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı HMK.nın 353/1-a.4 ve 355. maddeleri gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın yeniden görülmesi ve yukarıda açıklandığı şekilde işlem yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine'' karar verilerek, mahkememizin kararı kaldırılarak mahkememiz yukarıda yazılı esas sırasına kaydının yapıldığı anlaşılmakla, dosya incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ ; Gerekçesi ara kararda açıklanacağı üzere,1-Davada görevsizlik kararı veren idari yargının görevli olduğuna,2-2247 sayılı Kanunu'nun 19. maddesi uyarınca, görevli merciin belirtilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesine başvurulmasına,3-2247 sayılı Kanunu'nun 19/son maddesi uyarınca, Ankara 3. İdare Mahkemesi'nin 2016/3539 Esas, 2017/3575 Karar sayılı dosyasının ivedi bir şekilde gönderilmesi için yazı yazılmasına,4-İdare mahkemesi dosyası temin edildikten sonra gerekçeli başvuru kararı ile birlikte dava dosyalarının Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine,..." şeklinde karar vermiştir.6. Polatlı 1. Asliye Hukuk Mahkemesince 2247 sayılı Kanun’un 19. maddesi uyarınca görevli yargı yerinin belirlenmesi için dava dosyaları Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmiştir.7. Uyuşmazlık Mahkemesi 08/04/2025 tarih ve E.2025/150, K.2025/285 sayılı kararı ile, "2247 sayılı Kanun'un 19. maddesinde öngörülen koşulu taşımayan Polatlı 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin tarih ve 07/01/2025 E.2024/454 sayılı BAŞVURUSUNUN, aynı Kanun'un 27. maddesi uyarınca REDDİNE" şeklinde karar vermiştir.8. Polatlı 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 02/07/2025 tarih ve E.2024/454, K.2025/212 sayılı kararı ile, uyuşmazlığın çözümünde idari yargının görevli olduğu gerekçesiyle, 2247 sayılı Kanun'un 19. maddesi uyarınca görevli yargı yerinin belirlenmesi için dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine ve dosya incelemesinin bu konuda Uyuşmazlık Mahkemesince bir karar verilinceye kadar ertelenmesine karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"... Dava Haksız İhtiyati Tedbirden Kaynaklanan Maddi Tazminat talebine ilişkindir.İdarenin kusura dayanan sorumluluğu, uygulamada “hizmet kusuru” kavramı ile anlatılmaktadır. Hizmet kusurunun üç durumda varlığı hem yargı içtihatları hem de öğreti tarafından kabul edilmiştir. Bu üç durum; hizmetin hiç işlememesi, hizmetin geç işlemesi ve hizmetin kötü işlemesidir. Buna göre idare kural olarak yürüttüğü kamu hizmeti ile nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup, İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “İdari Dava Türleri ve İdari Yargı Yetkisinin Sınırı” başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasının “b” bendi gereğince “İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar” idari yargı yerinde tam yargı davası açabilecektir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/b maddesinde, "Yargı yolunun caiz olması" (c) bendinde ise, "Mahkemenin görevli olması" dava şartı olarak belirlenmiştir.Yine, 115. maddesinde dava şartlarının davanın her aşamasında ve resen inceleneceği, dava şartı noksanlığının tespiti halinde ise davanın usulden reddine karar verileceği belirtilmiştir.Somut olayda; davacı taraf, davalı idarenin müvekkilin ekip suladığı, gübrelediği, bir yıl boyunca emek sarf ettiği ekinini zorla götürdüğünü, bu nedenle toplam 444 dönüm ekili arazinin biçilerek tahminen götürülen 180 ton buğday bedeline yönelik maddi ve devletin kamu gücü kullanılmak suretiyle yapılan eylem sebebiyle manevi tazminat taleplerinde
Esas No : 2026/174 Karar No: 2026/278
bulunduğuna, buna göre uyuşmazlık, idari eylemden kaynaklanmakta olup, uyuşmazlığın görülme yeri idare mahkemeleridir. Mahkememizce, daha önce Ankara 3. İdare Mahkemesi'nin 30/11/2017 tarih ve 2016/3539 E. 2017/3575 K. Sayılı dosyasından adli yargının görevli olduğuna dair karar verildiği görülmüş, bu husus göz önüne alınarak görev hususunun çözümü amacıyla dosyanın uyuşmazlık Mahkemesine ..."III. İLGİLİ HUKUK9. Anayasa'nın "Yargı yolu" başlıklı 125. maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesi ile aynı maddenin son fıkrası şöyledir:"İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır. (...)İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür."10. Anayasa'nın "Görev ve sorumlulukları, disiplin kovuşturulmasında güvence" başlıklı 129. maddesinin 5. fıkrası şöyledir: "Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak, ancak idare aleyhine açılabilir."11. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun "Kişilerin uğradıkları zararlar" başlıklı 13. maddesinin değişik birinci fıkrası şöyledir:"(Değişik: 12/5/1982 - 2670/6 md.)(Değişik birinci fıkra: 6/6/1990 - 3657/1 md.) Kişiler kamu hukukuna tabi görevlerle ilgili olarak uğradıkları zararlardan dolayı bu görevleri yerine getiren personel aleyhine değil, ilgili kurum aleyhine dava açarlar. Ancak, Devlet dairelerine tevdi veya bu dairelerce tahsil veya muhafaza edilen para ve para hükmündeki değerli kağıtların ilgili personel tarafından zimmete geçirilmesi halinde, zimmete geçirilen miktar, cezai takibat sonucu beklenmeden Hazine tarafından hak sahibine ödenir. Kurumun, genel hükümlere göre sorumlu personele rücu hakkı saklıdır."12. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2. maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri şöyledir: "1. (Değişik: 10/6/1994 - 4001/1 md.) İdari dava türleri şunlardır:a) (İptal: Anayasa Mahkemesinin 21/9/1995 tarihli ve E:1995/27, K:1995/47 sayılı kararı ile; Yeniden Düzenleme: 8/6/2000-4577/5 md.) İdarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları,b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, ..."13. 3091 sayılı Taşınmaz Mal Zilyedliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanun'un "Görev" başlıklı 2. maddesi şöyledir: "Taşınmaz mallara tecavüz veya müdahale edilmesi halinde; taşınmaz mal merkez ilçe sınırları içinde ise, il valisi veya görevlendireceği vali yardımcısı, diğer ilçelerde ise kaymakamlar tarafından bu tecavüz veya müdahalenin önlenmesine karar verilir ve taşınmaz mal yerinde zilyedine teslim edilir."
Esas No : 2026/174 Karar No: 2026/278
14. 3091 sayılı Kanun'un "Kararın uygulanması ve güvenlik kuvvetlerinin görevi" başlıklı 9. maddesi şöyledir:"Tecavüz veya müdahalenin önlenmesi hakkındaki kararlar, karar vermeye yetkili amirce görevlendirilecek infaz memuru tarafından, taşınmaz malın yerinde ve o andaki durumu ile zilyedine, tüzelkişiliğe veya kamu idareleri, kamu kurumları ve kuruluşlarına teslim edilmesi suretiyle yerine getirilir.Karar gereğinin, kararın infaz memuruna geldiği tarihten itibaren en geç 5 gün içinde yerine getirilmesi zorunludur.Karar vermeye yetkili makamın gerekli göreceği durumlarda, infaz memuruna teknik yönden yardımcı olmak üzere yeteri kadar memur görevlendirilir.Mahallin en büyük mülki idare amirinin yazılı emri ile güvenlik kuvvetlerince, gerek soruşturma, gerekse kararın yerine getirilmesi sırasında mahallinde, gerekli önlemler alınır.."IV. İNCELEME VE GEREKÇEA. İlk İnceleme15. Uyuşmazlık Mahkemesinin Kenan YAŞAR'ın Başkanlığında, Üyeler Eyüp SARICALAR, Bayram ŞEN, Döndü Deniz BİLİR, Ahmet ARSLAN, Mahmut BALLI ve Bilal ÇALIŞKAN'ın katılımlarıyla yapılan 04/05/2026 tarihli toplantısında; dosya üzerinde 2247 sayılı Kanun’un 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre, olay kısmında belirtildiği üzere, tarafları, konusu ve nedeni aynı olan davada; idari yargı yerince adli yargı yerinin görevli olduğu gerekçesiyle verilmiş bir görevsizlik kararı bulunmakta olup, bunun üzerine kendine gelen davayı inceleyen adli yargı yerinin sahip olduğu seçenekler ile verdiği karar bakımından bir değerlendirme yapılması gerekmektedir.16. 2247 sayılı Kanun'un 14. maddesinde yer alan, “Olumsuz görev uyuşmazlığının bulunduğunun ileri sürülebilmesi için adli ve idari yargı mercilerinin tarafları, konusu ve sebebi aynı olan davada kendilerini görevsiz görmeleri ve bu yolda verdikleri kararların kesin veya kesinleşmiş olması gerekir. Bu uyuşmazlığın giderilmesi istemi, ancak davanın taraflarınca (…) ileri sürülebilir.” hükmüne göre, idare mahkemesinin kesinleşmiş görevsizlik kararı üzerine adli yargı yerince de görevsizlik kararı verilmesi ve bu kararın kesinleşmesi halinde olumsuz görev uyuşmazlığı doğmuş olacak, hukuk alanında doğmuş bulunan bu uyuşmazlığın giderilmesi istemi ise ancak davanın taraflarınca ileri sürülebilecektir.17. Kanun'un 19. maddesindeki “Adli ve idari yargı mercilerinden birisinin kesin veya kesinleşmiş görevsizlik kararı üzerine kendisine gelen bir davayı incelemeye başlayan veya incelemekte olan bir yargı mercii davada görevsizlik kararı veren merciin görevli olduğu kanısına varırsa, gerekçeli bir karar ile görevli merciin belirtilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesine başvurur ve elindeki işin incelenmesini Uyuşmazlık Mahkemesinin karar vermesine değin erteler.(Değişik ikinci fıkra: 23/7/2008-5791/9 md.) Yargı merciince, önceki görevsizlik kararına ilişkin dava dosyası da temin edilerek, gerekçeli başvuru kararı ile birlikte dava dosyaları Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilir...” hükmüne göre ise, adli yargı yeri, davaya bakma görevinin daha önce görevsizlik kararı veren idari yargı yerine ait olduğunu belirten gerekçeli bir karar ile doğrudan Uyuşmazlık Mahkemesine başvurma olanağına sahiptir. Şu kadar ki, başvuru kararının, görev konusunda Uyuşmazlık Mahkemesince karar verilmesine değin işin incelenmesinin ertelenmesi hususunu da içermesi gerekir.
Esas No : 2026/174 Karar No: 2026/278
18. Kanun koyucu, 14. maddeye göre olumsuz görev uyuşmazlığı doğması durumunda her iki yargı merciince işten el çekilmiş olduğundan başvurma iradesini davanın taraflarına bırakmış iken, bu yönteme oranla daha kısa zamanda çözüme ulaşılmasını amaçladığı 19. madde ile daha önce görevsizlik kararı veren yargı merciinden sonra davayı inceleyen yargı merciine, işten el çekmeden doğrudan Uyuşmazlık Mahkemesine başvurma olanağını tanımıştır.19. Olayda, adli yargı yerince, davanın görevsizlik nedeniyle reddi kararı verilip karar numarası alındıktan sonra, karar kesinleşmeksizin ayrıca görevli merciin belirtilmesi için re’sen Uyuşmazlık Mahkemesine başvurulmasına da karar verilmiştir.20. Bu haliyle, her ne kadar 2247 sayılı Kanun'da öngörülen yönteme uyulmamakta ise de, davanın taraflarınca başvuruda bulunulmadığı gözetilerek, adli yargı yerince re’sen yapılan başvurunun 2247 sayılı Kanun'un 19. maddesi kapsamında olduğunun kabulü ile Uyuşmazlık Mahkemesinin önüne gelmiş bulunan görev uyuşmazlığının çözüme kavuşturulması, gerek usul ekonomisine gerek Uyuşmazlık Mahkemesinin kuruluş amacına uygun olacağından, görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliğiyle karar verildi.B. Esasın İncelemesi21. Raportör-Savcı Dr. Berrak YILMAZ'ın, davanın çözümünde idari yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan, ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ ile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın davada idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:22. Dava, davacının zilyedi olduğu taşınmazlarla ilgili olarak 3091 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması suretiyle davacının taşınmazlara el atmadan men edilmesi ve infaz memuru eliyle mera tahsisli yerlerin Polatlı Belediye Başkanlığına teslimine ilişkin olarak Polatlı Kaymakamlığının 14/12/2015 tarih ve 17 sayılı kararının yerine getirilmesi sırasında, davacı tarafından ekilen mahsulünün tarlasından Jandarma vasıtasıyla cebren biçilerek alınması ve müdahalenin meni kararının uygulanmasına dönük olarak 25/06/2016 tarihinde taşınmazların üzerindeki ürünlerin hasat edilerek satılması sonucu oluştuğu iddia edilen maddi ve manevi zararın tazmini istemiyle açılmıştır.23. Somut olayda, davalı idarenin 3091 sayılı Kanun hükümlerine dayanarak, dolayısıyla "fiilî yol" veya "haksız fiil" niteliğinde sayılmayacak bir idari eylemde bulunduğu; kamu hizmetinin yürütülmesi sırasında mevzuat ile tanınan yetki ve sorumluluklar kapsamında, idare işlevine ilişkin olarak idarece kamu gücü kullanılmak suretiyle tek yanlı irade beyanı ile 3091 sayılı Kanun uyarınca tesis edilen işlemin uygulanmasına dönük olarak gerçekleştirilen idarenin eyleminden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. 24. Belirtilen bu durum karşısında, idare aleyhine açılan davada; davalı idarenin kamu tüzel kişiliği olup, işlem ve eylemlerinin kamusal nitelik taşıdığı, bu kapsamda bünyesinde istihdam ettiği kamu görevlilerinin görevleri sırasında ve yetkilerini kullanırken kusurlu davranışta bulunup bulunmadığı, kusurlu davranışta bulunması halinde bu kusurun hizmet kusuru mu, yoksa hizmetten ayrılabilen kişisel kusur mu olup olmadığı hususunun idare hukuku esaslarına göre idari yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. 25. Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak; Polatlı 1. Asliye Hukuk
Esas No : 2026/174 Karar No: 2026/278
Mahkemesinin başvurusunun kabulü ile Ankara 3. İdare Mahkemesince verilen 30/11/2017 tarih ve E.2016/3539, K.2017/3575 sayılı görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir. V. HÜKÜMAçıklanan gerekçelerle;A. Davanın çözümünde İDARİ YARGININ GÖREVLİ OLDUĞUNA, B. Polatlı 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile Ankara 3. İdare Mahkemesince verilen 30/11/2017 tarih ve E.2016/3539, K.2017/3575 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA,04/05/2026 tarihinde, OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan Vekili
Üye
Üye
Üye
Kenan
Eyüp
Bayram
Döndü Deniz
YAŞAR
SARICALAR
ŞEN
BİLİR
Üye
Üye
Üye
Ahmet
Mahmut
Bilal
ARSLAN
BALLIÇALIŞKAN