T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/180KARAR NO: 2026/162
KARAR TR: 13/04/2026 ÖZET: Davalı idarenin 3194 sayılı Kanun'un 18. maddesinde verilen yetkilerini kullanması sonucu tesis edilen idari işlemin uygulanması sebebiyle uğranıldığı ileri sürülen zararın tazmini istemiyle açılan davanın, 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendindeki; İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları kapsamında İDARİ YARGI YERİNDE görülmesi gerektiği hk.K A R A R Davacı: K. Y.
Vekilleri: Av. M. M. N.
Davalı: Battalgazi Belediye BaşkanlığıVekilleri : Av. A. M. K.
I. DAVA KONUSU OLAY1.Davacı vekili, müvekkilinin maliki olduğu
parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, taşınmazın Battalgazi Belediye Meclisi'nin 01/10/2020 tarih ve 121 sayılı kararıyla onaylanan 1/1000 ölçekli uygulama imar planı revizyonu sonrasında rekreasyon alanında bırakıldığını, bu sebeple söz konusu taşınmaz üzerindeki üç katlı evinin tapuda mülkiyetini kaybettiğini ve davalı idare tarafından taşınmaz üzerindeki ağaçlarının kesildiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakkı saklı tutularak 5.000 TL kesilen ağaçların bedeli, 5.000 TL üç katlı evin bedeli olmak üzere toplam 10.000 TL maddi tazminatın, davalı idareye başvurulan 27/11/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesi istemiyle idari yargı yerinde dava açmıştır.II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİN BAŞVURU SÜRECİA. İdari Yargıda2. Malatya 3. İdare Mahkemesi 05/04/2024 tarih ve E.2024/269, K.2024/1035 sayılı kararı ile, ile, davanın görüm ve çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu gerekçesiyle, 2577 sayılı Kanun'un 15/1-(a) maddesi uyarınca görev yönünden reddine karar vermiş, bu karara karşı istinaf isteminde bulunulması üzerine, Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi 31/10/2024 tarih ve E.2024/1311, K.2024/2625 sayılı kararı ile, istinaf başvurusunun reddine kesin olarak karar vermiş, bu karar kesinleşmiştir. Mahkeme kararının ilgili kısmı şöyledir:"...3194 sayılı İmar Kanunu'nun 10. maddesinde "Belediyeler; imar planlarının yürürlüğe girmesinden en geç 3 ay içinde, bu planı tatbik etmek üzere 5 yıllık imar programlarını hazırlarlar. Beş yıllık imar programlarının görüşülmesi sırasında ilgili yatırımcı kamu kuruluşlarının temsilcileri görüşleri esas alınmak üzere Meclis toplantısına katılır. Bu programlar, belediye meclisinde kabul edildikten sonra kesinleşir. Bu program içinde bulunan kamu kuruluşlarına tahsis edilen alanlar, ilgili kamu kuruluşlarına bildirilir.
Esas No : 2026/180 Karar No: 2026/162
Beş yıllık imar programları sınırları içinde kalan alanlardaki kamu hizmet tesislerine tahsis edilmiş olan yerleri ilgili kamu kuruluşları, bu program süresi içinde kamulaştırırlar. Bu amaçla gerekli ödenek, kamu kuruluşlarının yıllık bütçelerine konulur. İmar programlarında, umumi hizmetlere ayrılan yerler ile özel kanunları gereğince kısıtlama konulan gayrimenkuller kamulaştırılıncaya veya umumi hizmetlerle ilgili projeler gerçekleştirilinceye kadar bu yerlerle ilgili olarak diğer kanunlarla verilen haklar devam eder." 18. maddesinde "İmar hududu içinde bulunan binalı veya binasız arsa ve arazileri malikleri veya diğer hak sahiplerinin muvafakatı aranmaksızın, birbirleri ile, yol fazlaları ile, kamu kurumlarına veya belediyelere ait bulunan yerlerle birleştirmeye, bunları yeniden imar planına uygun ada veya parsellere ayırmaya, müstakil, hisseli veya kat mülkiyeti esaslarına göre hak sahiplerine dağıtmaya ve re'sen tescil işlemlerini yaptırmaya belediyeler yetkilidir. ... Bu maddede belirtilen kamu hizmetlerine ayrılan yerlere rastlayan alanlardaki ağaçlar/yapılar, belediye veya valilikçe bedeli/enkaz bedeli ödenerek sökülür ve yıkılır. ..." hükmüne yer verilmiştir.2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun Ek 1'inci maddesinde "Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında, uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imar uygulamaları yapılır ve bütçe imkânları dâhilinde bu taşınmazlar ilgili idarelerce kamulaştırılır veya her hâlde mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliği yapılır/yaptırılır. Bu süre içinde belirtilen işlemlerin yapılmaması halinde taşınmazların malikleri tarafından mülkiyet hakkından kaynaklı bedele ilişkin açılacak davalar, adli yargıda görülür." hükmü yer almıştır.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 997. maddesinde "Taşınmazlar üzerindeki hakları göstermek üzere tapu sicili tutulacağı" belirtilerek ve devamı maddelerinde "tapu sicili"ne ilişkin hükümler yer almış; 1021. maddesinde "Kurulması kanunen tescile tâbi aynî hakların, tescil edilmedikçe varlık kazanamayacağı", 1022. maddesinde "Aynî hakların, kütüğe tescil ile doğacağı" kural altına alınmıştır.Dava dosyasının incelenmesinden; davacının paylı mülkiyetinde bulunan Malatya İli, Battalgazi İlçesi, Bahçebaşı Mahallesi, 0 Ada, 739 Parsel sayılı taşınmazın Battalgazi Belediye Meclisi'nin 1.10.2020 tarih ve 121 sayılı kararıyla onaylanan 1/1000 ölçekli uygulama imar planı revizyonu sonrasında rekreasyon alanında bırakıldığı, bu sebeple söz konusu taşınmaz üzerindeki üç katlı evinin tapuda mülkiyetini kaybettiği ve davalı idare tarafından taşınmaz üzerindeki ağaçlarının kesildiğinden bahisle uğranılan zararlara karşılık kesilen ağaçların bedeli 5.000,00-TL ile üç katlı evin bedeli 5.000,00-TL olmak üzere toplam 10.000,00-TL maddi tazminatın davalı idareye başvurulan 27.11.2023 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.Yukarıda aktarılan mevzuat hükümleri uyarınca, uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında, uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imar uygulamaları yapılacağı ve bütçe imkânları dâhilinde bu taşınmazların ilgili idarelerce kamulaştırılacağı veya her hâlde mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliği yapılacağı ya da yaptırılacağı kurala bağlanmış; bu süre içinde belirtilen işlemlerin yapılmaması halinde taşınmazların malikleri tarafından mülkiyet hakkından kaynaklı bedele ilişkin açılacak davalar adli yargı yerinin görev alanına bırakılmıştır.Öte yandan, 3194 sayılı Kanun'un 18. maddesi uygulamasıyla kamu hizmetlerine ayrılan yerlere rastlayan alanlardaki ağaçlar ve yapıların bedeli ya da enkaz bedeli ödenerek sökülmesi veya yıkılması öngörülmüş; söz konusu yapıların imar planında kullanılacağı alana yönelik işlemler başlayana kadar kullanılmasının engellenmesi yönünde bir kısıtlamaya gidilmemiştir.Diğer taraftan, idarenin yürütmekle yükümlü bulunduğu kamu hizmetine ilişkin olarak uygulamaya koyduğu plan ve projeye göre meydana getirdiği yol, kanal, baraj, su yolları, su şebekesi gibi tesislerin kurulması, işletilmesi ve bakımı sırasında kişilere verdiği zararların
Esas No : 2026/180 Karar No: 2026/162
tazmini istemiyle açılacak davaların görüm ve çözümünün, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları muhtel olanlar tarafından açılacak tam yargı davaları kapsamında yargısal denetim yapan idari yargı yerine ait olduğu; idarece herhangi bir ayni hakka müdahalede bulunulduğu, özel mülkiyete konu taşınmaza kamulaştırmasız el atıldığı veya plan ve projeye aykırı iş görüldüğü iddiasıyla açılacak müdahalenin men'i ve meydana gelen zararın tazmini davalarının ise mülkiyete tecavüzün önlenmesi ile haksız fiile ilişkin özel hukuk hükümlerine göre adli yargı yerince çözümleneceği yerleşik yargısal içtihatlarla kabul edilmiş bulunmaktadır.Nitekim yukarıda belirtilen genel kabul doğrultusundaki Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 11.2.1959 tarih ve E:1958/17, K:1959/15 sayılı kararının III. bölümünde; "İstimlaksiz el atma halinde amme teşekkülü İstimlak Kanununa uygun hareket etmeden ferdin malını elinden almış olması sebebiyle kanunsuz bir harekette bulunmuş durumdadır. Ve bu bakımdan dava Medeni Kanun hükümlerine giren mülkiyete tecavüzün önlenmesi veya haksız fiil neticesinde meydana gelen zararın tazmini davasıdır. Ve bu bakımdan adliye mahkemesinin vazifesi içindedir. Bundan başka, bir amme teşekkülü tarafından bir tesisin yaptırılması sırasında Devlet malı olmayan yerlerden toprak alınması veya böyle yerlere toprak veya moloz yığılması neticesinde meydana gelen zararların tazmini davası da başkasının malına amme teşekkülünün dilediği gibi el atma hakkı bulunmadığı ve plan ve projelere ve şartnamelere başkasının malına ihtiyaca göre el atılabilmesini gerektirecek esaslar konulamayacağı cihetle, haksız fiilden doğan bir tazminat davası sayılır." görüşüne yer verilmiştir.Bununla birlikte, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun yukarıda aktarılan hükümleri uyarınca, kurulması kanunen tescile tâbi mülkiyet hakkının tescil edilmedikçe varlık kazanamayacağı, işbu aynî hakkın kütüğe tescil ile doğacağı açıktır.Bakılan davada; dava konusu tazminat istemine esas fiili durumun, davacının paylı mülkiyetinde bulunan taşınmazın Battalgazi Belediye Meclisi'nin yukarıda tarih ve sayısı gösterilen kararı ile yürürlüğe giren 1/1000 ölçekli revizyon uygulama imar planı sonrasında rekreasyon alanında bırakıldığından bahisle taşınmaz üzerindeki üç katlı evinin tapuda mülkiyetinin kaybedilmesi ve taşınmaz üzerindeki ağaçlarının kesilmesi suretiyle 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nda öngörülen usul ve yöntemlere uygun idari nitelikte uygulama işlemleri yapılmaksızın fiili olarak el atıldığı iddialarından kaynaklandığı görülmektedir.Bu durumda; dava konusu tazminat talebinin 3194 sayılı Kanun'un 18. maddesi uygulamasıyla kamu hizmetlerine ayrılan yerlere rastlayan alanlardaki ağaç ve yapıların sökülmesi veya yıkılmasından kaynaklanmadığı da gözetildiğinde; Malatya İli, Battalgazi İlçesi, Bahçebaşı Mahallesi, 0 Ada, 739 Parsel sayılı taşınmazı da kapsayan alanda yapılan uygulama imar planı revizyonunun, doğrudan işbu taşınmaz üzerindeki yapının mülkiyetinin kaybına yol açmayacağı; taşınmaz üzerindeki ağaçların kesilmesinden doğan zararın ise ayni hakka yönelik haksız fiil niteliğinde olduğu; bu suretle mülkiyet hakkından kaynaklı bedele ilişkin olarak açılan işbu davanın görüm ve çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu sonucuna ulaşılmıştır...."3. Davacı vekili, bu kez aynı maddi ve hukuki sebebe dayanmak suretiyle, fazlaya ilişkin hakkı saklı tutularak 100 TL kesilen ağaçların bedeli, 100 TL üç katlı evin bedeli olmak üzere toplam 200 TL maddi tazminatın, davalı idareye başvurulan 27/11/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesi istemiyle adli yargı yerinde dava açmıştır. B. Adli Yargıda4. Malatya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi 08/10/2025 tarih ve E.2024/426, K.2025/361 sayılı kararı ile, davanın görüm ve çözümünde idari yargı yerinin görevli olduğu gerekçesiyle, 2247 sayılı Kanun'un 19. maddesi uyarınca görevli yargı yerinin belirlenmesi için dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine ve dosya incelemesinin
Esas No : 2026/180 Karar No: 2026/162
bu konuda Uyuşmazlık Mahkemesince karar verilinceye kadar ertelenmesine karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"...Somut uyuşmazlıkta; davacıya ait taşınmazın bulunduğu alanda yapılan imar planı revizyonunun uygulanması amacıyla 3194 sayılı Kanun'un 18. maddesi uyarınca yapılan parselasyon planı sonucunda hissedarı bulunduğu kadastral parselin kamu hizmetlerine ayrılan kısmındaki ağaçlar ve yapıların, 3194 sayılı Kanun'un 18. maddesinde yer alan ''bu maddede belirtilen kamu hizmetlerine ayrılan yerlere rastlayan alanlardaki ağaçlar/yapılar, belediye veya valilikçe bedeli/enkaz bedeli ödenerek söküleceği ve yıkılacağı'' yolundaki hükme dayanılarak kesildiği ve yıkıldığı, davacının tazminat isteminin idari işlemin uygulanmasından doğan zararın tazminine ilişkin olduğu ve imar mevzuatı hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiği, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kurulunun E.1956/1, K.1956/6 ve E.1958/17, K.1959/15 sayılı kararlarında tanımlanan anlamda kamulaştırmasız el atma olarak nitelenebilecek bir olgunun mevcut olmaması nedeniyle adli yargının görev alanına giren bir uyuşmazlıktan söz edilemeyeceği; İdarece kamu gücü kullanılmak suretiyle, tek yanlı irade açıklamasına dayalı olarak yapılan imar uygulama işlemleri sonucunda uğranılan zararın tazminine ilişkin bulunan davanın, 2577 sayılı İdarî Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b. maddesinde yer alan "İdarî eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları" kapsamında görüm ve çözümünde idari yargının görevli olduğu, davacının aynı uyuşmazlık için Malatya 3. İdare Mahkemesinin 2024/269 Esas ve 2024/1035 Karar sayılı kararı ile adli yargının görevli olduğuna ilişkin kararın Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesinin 2024/1311 Esas ve 2024/2625 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun reddine karar verilerek kesinleştiği, 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanunun 19. maddesinin "Adli ve idari yargı mercilerinden birisinin kesin veya kesinleşmiş görevsizlik kararı üzerine kendisine gelen bir davayı incelemeye başlayan veya incelemekte olan bir yargı mercii davada görevsizlik kararı veren merciin görevli olduğu kanısına varırsa, gerekçeli bir karar ile görevli merciin belirtilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesine başvurur ve elindeki işin incelenmesini Uyuşmazlık Mahkemesinin karar vermesine değin erteler. Yargı merciince, önceki görevsizlik kararına ilişkin dava dosyası da temin edilerek, gerekçeli başvuru kararı ile birlikte dava dosyaları Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilir." şeklindeki düzenlemesi de nazara alındığında, idari yargının görevli olduğu kanaatiyle görevli yargı yerinin belirlenmesi amacıyla dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir..."5. Malatya 3. Asliye Hukuk Mahkemesince, 2247 sayılı Kanun’un 19. maddesi uyarınca görevli yargı yerinin belirlenmesi için adli yargı dava dosyası ekinde idari yargı dosyası ile birlikte Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmiştir.III. İLGİLİ HUKUKA. Mevzuat6. Anayasa'nın "İdare" üst başlığı altında düzenlenen "B. Yargı yolu" başlıklı 125. maddesinin son fıkrası şöyledir: "İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür."7. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “İdari Dava Türleri ve İdari Yargı Yetkisinin Sınırı” başlıklı 2. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:"(1)(Değişik:10/06/1994-4001/1 md.) İdari dava türleri şunlardır: a) İdarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından
Esas No : 2026/180 Karar No: 2026/162
açılan iptal davaları,b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, c) Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar"8. 2577 sayılı Kanun'un ''İptal ve tam yargı davaları'' başlıklı 12. maddesi şöyledir:''İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11 nci madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır.''9. 2577 sayılı Kanun'un ''Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması'' başlıklı 13. maddesi şöyledir:''1. İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında otuz gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir. 2. Görevli olmayan adli (…) yargı mercilerine açılan tam yargı davasının görev yönünden reddi halinde sonradan idari yargı mercilerine açılacak davalarda, birinci fıkrada öngörülen idareye başvurma şartı aranmaz.''10. 3194 sayılı İmar Kanunu'nun uyuşmazlık konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan "Arazi ve arsa düzenlemesi" başlıklı 18. maddesinin 1-3 ve 19. fıkraları şöyledir:"İmar hududu içinde bulunan binalı veya binasız arsa ve arazileri malikleri veya diğer hak sahiplerinin muvafakatı aranmaksızın, birbirleri ile, yol fazlaları ile, kamu kurumlarına veya belediyelere ait bulunan yerlerle birleştirmeye, bunları yeniden imar planına uygun ada veya parsellere ayırmaya, müstakil, hisseli veya kat mülkiyeti esaslarına göre hak sahiplerine dağıtmaya ve re'sen tescil işlemlerini yaptırmaya belediyeler yetkilidir. Sözü edilen yerler belediye ve mücavir alan dışında ise yukarıda belirtilen yetkiler valilikçe kullanılır....(Değişik fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) (Değişik birinci cümle:5/12/2024-7534/6 md.) Düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tabi tutulan yerler ile bölgenin ihtiyacı olan yol, meydan, park, otopark, çocuk bahçesi/parkı, yeşil saha, ibadet yeri ve karakol, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı öğretime yönelik eğitim tesis alanları, kamuya ait kreş ve gündüz bakım evleri, pazar yeri, semt spor alanı, toplu taşıma istasyonları ve durakları, Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık tesis alanları, otoyol hariç erişme kontrolünün uygulandığı yol, su yolu, bölgenin geneline hizmet veren spor alanı, belediye hizmet alanı, sosyal ve kültürel tesis alanı, kamu hizmeti için planlanan teknik altyapı ve trafo alanları, özel tesis yapılmasına konu olmayan ağaçlandırılacak alan, rekreasyon alanı olarak ayrılan parseller ve mesire alanları, resmî kurum alanı, uygulama imar planı kararı ile getirilen diğer umumi ve kamu hizmet alanları, otogar alanından oluşur ve bu hizmetlerle ilgili tesislerden başka maksatlarla kullanılamaz. Düzenlemeye tabi tutulan alan içerisinde bulunan taşkın kontrol
Esas No : 2026/180 Karar No: 2026/162
tesisi alanlarının, bu fıkrada belirtilen kullanımlar için düzenleme ortaklık payı düşülmesini müteakip kalan Hazine mülkiyetindeki alanlardan karşılanması esastır. Ancak taşkın kontrol tesisi için yeterli alanın ayrılamaması durumunda, düzenleme ortaklık payının ikinci fıkrada belirtilen oranı aşmaması şartıyla, düzenlemeye tabi diğer arazi ve arsaların yüz ölçümlerinden bu fıkradaki kullanımlar için öncelikle düzenleme ortaklık payı ayrıldıktan sonra ikinci fıkrada belirtilen orana kadar taşkın kontrol tesisi için de ayrıca pay ayrılır. Kapanan imar ve kadastro yollarının öncelikle düzenleme ortaklık payına ayrılan toplam alandan düşülmesi esastır....(Değişik fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) Bu maddede belirtilen kamu hizmetlerine ayrılan yerlere rastlayan alanlardaki ağaçlar/yapılar, belediye veya valilikçe bedeli/enkaz bedeli ödenerek sökülür ve yıkılır."B. Yargı Kararları11. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16/05/1956 tarih ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir: “...Usûlü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, esas itibarıyla, gayrimenkulünü yola kalbeden amme hükmi şahsiyeti aleyhine meni müdahale davası açmağa hakkı olduğuna, ancak dilerse bu fiili duruma razı olarak, mülkiyet hakkının amme hükmi şahsiyetine devrine karşılık gayrimenkulünün bedelinin tahsilini de dava edebileceğine ve isteyebileceği bedelin de mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki bedel olduğuna 16.05.1956 tarihinde ilk toplantıda ittifakla karar verildi.” 12. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 11/02/1959 tarih ve E.1958/17, K.1959/15 sayılı kararının III. bölümü şöyledir:“İstimlâksiz el atma halinde amme teşekkülü İstimlâk Kanununa uygun hareket etmeden ferdin malını elinden almış olması sebebiyle kanunsuz bir harekette bulunmuş durumdadır. Ve bu bakımdan dava Medeni Kanun hükümlerine giren mülkiyete tecavüzün önlenmesi veya haksız fiil neticesinde meydana gelen zararın tazmini davasıdır. Ve bu bakımdan adliye mahkemesinin vazifesi içindedir.Bundan başka, bir amme teşekkülü tarafından bir tesisin yaptırılması sırasında Devlet malı olmayan yerlerden toprak alınması veya böyle yerlere toprak veya moloz yığılması neticesinde meydana gelen zararların tazmini davası da başkasının malına amme teşekkülünün dilediği gibi el atma hakkı bulunmadığı ve plan ve projelere ve şartnamelere başkasının malına ihtiyaca göre el atılabilmesini gerektirecek esaslar konulamayacağı cihetle, haksız fiilden doğan bir tazminat davası sayılır.Yapılan işlerin plan veya projeye aykırı olarak yapılması hali de idari karara aykırı bir hareket bulunması itibariyle yine idari kararın tatbiki olan bir fiil sayılamaz ve bu bakımdan bu iddia ile açılmış bir dava haksız fiilden doğan bir davadan ibaret olacaktır.Bu bentte anılan davalar, içtihadı birleştirme kararının dışında kaldıklarından kararın bunlara şümulü yoktur” IV. İNCELEME VE GEREKÇE:A. İlk İnceleme13. Uyuşmazlık Mahkemesinin Rıdvan GÜLEÇ'in Başkanlığında, Üyeler Eyüp SARICALAR, Bayram ŞEN, Döndü Deniz BİLİR, Mahmut BALLI, Bilal ÇALIŞKAN ve Yüksel NAVDAR’ın katılımlarıyla yapılan 13/04/2026 tarihli toplantısında; 2247 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre, olay kısmında belirtildiği üzere,
Esas No : 2026/180 Karar No: 2026/162
tarafları, konusu ve nedeni aynı olan davada; adli yargı yerince idari yargı yerinin görevli olduğu gerekçesiyle verilmiş bir görevsizlik kararı bulunmakta olup, bunun üzerine kendine gelen davayı inceleyen adli yargı yerinin sahip olduğu seçenekler ile verdiği karar bakımından bir değerlendirme yapılması gerekmektedir.14. 2247 sayılı Kanun'un 14. maddesinde yer alan, “Olumsuz görev uyuşmazlığının bulunduğunun ileri sürülebilmesi için adli ve idari yargı mercilerinin tarafları, konusu ve sebebi aynı olan davada kendilerini görevsiz görmeleri ve bu yolda verdikleri kararların kesin veya kesinleşmiş olması gerekir. Bu uyuşmazlığın giderilmesi istemi, ancak davanın taraflarınca (…) ileri sürülebilir.” hükmüne göre, idare mahkemesinin kesinleşmiş görevsizlik kararı üzerine adli yargı yerince de görevsizlik kararı verilmesi ve bu kararın kesinleşmesi halinde olumsuz görev uyuşmazlığı doğmuş olacak, hukuk alanında doğmuş bulunan bu uyuşmazlığın giderilmesi istemi ise ancak davanın taraflarınca ileri sürülebilecektir.15. Kanun'un 19. maddesindeki “Adli ve idari yargı mercilerinden birisinin kesin veya kesinleşmiş görevsizlik kararı üzerine kendisine gelen bir davayı incelemeye başlayan veya incelemekte olan bir yargı mercii davada görevsizlik kararı veren merciin görevli olduğu kanısına varırsa, gerekçeli bir karar ile görevli merciin belirtilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesine başvurur ve elindeki işin incelenmesini Uyuşmazlık Mahkemesinin karar vermesine değin erteler.(Değişik ikinci fıkra: 23/7/2008-5791/9 md.) Yargı merciince, önceki görevsizlik kararına ilişkin dava dosyası da temin edilerek, gerekçeli başvuru kararı ile birlikte dava dosyaları Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilir...” hükmüne göre ise, adli yargı yeri, davaya bakma görevinin daha önce görevsizlik kararı veren idari yargı yerine ait olduğunu belirten gerekçeli bir karar ile doğrudan Uyuşmazlık Mahkemesine başvurma olanağına sahiptir. Şu kadar ki, başvuru kararının, görev konusunda Uyuşmazlık Mahkemesince karar verilmesine değin işin incelenmesinin ertelenmesi hususunu da içermesi gerekir.16. Kanun koyucu, 14. maddeye göre olumsuz görev uyuşmazlığı doğması durumunda her iki yargı merciince işten el çekilmiş olduğundan başvurma iradesini davanın taraflarına bırakmış iken, bu yönteme oranla daha kısa zamanda çözüme ulaşılmasını amaçladığı 19. madde ile daha önce görevsizlik kararı veren yargı merciinden sonra davayı inceleyen yargı merciine, işten el çekmeden doğrudan Uyuşmazlık Mahkemesine başvurma olanağını tanımıştır.17. Olayda, adli yargı yerince, görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine yönelik hüküm kurulup, karar numarası alındıktan sonra, ayrıca görevli yargı yerinin belirlenmesi için dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine ve dosya incelemesinin bu konuda Uyuşmazlık Mahkemesince karar verilinceye kadar ertelenmesine de karar verilerek, görevli merciin belirtilmesi için dosyaların re’sen Uyuşmazlık Mahkemesine gönderildiği anlaşılmaktadır.18. Bu haliyle, her ne kadar 2247 sayılı Kanun'da öngörülen yönteme uyulmamakta ise de, davanın taraflarınca başvuruda bulunulmadığı gözetilerek, adli yargı yerince re’sen yapılan başvurunun 2247 sayılı Kanun'un 19. maddesi kapsamında olduğunun kabulü ile Uyuşmazlık Mahkemesinin önüne gelmiş bulunan görev uyuşmazlığının çözüme kavuşturulması, gerek usul ekonomisine gerek Uyuşmazlık Mahkemesinin kuruluş amacına uygun olacağından, görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliğiyle karar verildi.
Esas No : 2026/180 Karar No: 2026/162
B. Esasın İncelenmesi19. Raportör-Hakim Arzu ÇETİNDERE ŞAŞI'nın davanın çözümünde idari yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan, ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ ile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın davada idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:20. Dava, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18. maddesine göre yapılan imar uygulamasında, davacının maliki olduğu Malatya ili, Battalgazi ilçesi, Bahçebaşı Mahallesinde bulunan 651 ada, 5 ve 9 parsel sayılı taşınmazlar üzerindeki ağaçların davalı idare tarafından kesilmesi nedeniyle fazlaya ilişkin hakkı saklı tutularak toplam 100 TL maddi tazminatın ağaçların kesildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesi istemiyle açılmıştır .21. Dava dosyasının incelenmesinden; davacının paylı mülkiyetinde bulunan Malatya ili, Battalgazi ilçesi, Bahçebaşı Mahallesi, 0 Ada, 739 Parsel sayılı taşınmazın Battalgazi Belediye Meclisinin 01/10/2020 tarih ve 121 sayılı kararıyla onaylanan 1/1000 ölçekli uygulama imar planı revizyonu sonrasında rekreasyon alanında bırakıldığı, bu sebeple söz konusu taşınmaz üzerindeki üç katlı evinin tapuda mülkiyetini kaybettiği ve davalı idare tarafından taşınmaz üzerindeki ağaçlarının kesildiğinden bahisle uğranılan zararlara karşılık kesilen ağaçların bedeli 5.000 TL ile üç katlı evin bedeli 5.000 TL olmak üzere toplam 10.000 TL maddi tazminatın davalı idareye başvurulan 27/11/2023 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.22. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 16/05/1956 tarihli ve E.1956/1, K.1956/6 sayılı kararında da belirtildiği üzere; idarenin kendisine kanunla verilen bir işi yapmayı kararlaştırmasının, idari bir karar niteliği taşıdığı, bu kararı yerine getirmek üzere plan ve projeler yapıp o plan ve projeler gereğince tesis ettiği işlemler ve kararın sonucu olan fiillerden doğan zararların tazmini isteklerinin, idarî karar ve fiilden doğan zarar esasına dayanan tam yargı davaları olarak idarî yargının görevinde olduğu, idari usul ve esaslar dışında idarece bir aynî hakka müdahalede bulunulması, özel mülkiyete konu taşınmaza kamulaştırmasız el atılması halinde, Kamulaştırma Kanunu'na uygun hareket etmeden ferdin malının elinden alınmış olması gibi kanunsuz bir harekette bulunulması halinde meydana gelecek zarara karşı açılacak dava ise, Medenî Kanun hükümlerine göre mülkiyete müdahalenin meni veya haksız fiil sonucunda meydana gelen zararın tazmini davası niteliği taşıdığından, özel hukuk hükümlerine göre adlî yargı yerinde çözümlenecektir. 23. Somut uyuşmazlıkta; davacıya ait taşınmazın bulunduğu alanda yapılan imar planı revizyonunun uygulanması amacıyla 3194 sayılı Kanun'un 18. maddesi uyarınca yapılan parselasyon planı sonucunda hissedarı bulunduğu kadastral parselin kamu hizmetlerine ayrılan kısmındaki ağaçların, 3194 sayılı Kanun'un 18. maddesinde yer alan ''bu maddede belirtilen kamu hizmetlerine ayrılan yerlere rastlayan alanlardaki ağaçlar/yapılar, belediye veya valilikçe bedeli/enkaz bedeli ödenerek söküleceği ve yıkılacağı'' yolundaki hükme dayanılarak kesildiği, davacının tazminat isteminin idari işlemin uygulanmasından doğan zararın tazminine ilişkin olduğu ve imar mevzuatı hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.24. Buna göre olayda, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kurulunun E.1956/1, K.1956/6 ve E.1958/17, K.1959/15 sayılı kararlarında tanımlanan anlamda kamulaştırmasız el atma olarak nitelenebilecek bir olgunun mevcut olmaması nedeniyle adli yargının görev
Esas No : 2026/180 Karar No: 2026/162
alanına giren bir uyuşmazlıktan söz edilemeyeceği; İdarece kamu gücü kullanılmak suretiyle, tek yanlı irade açıklamasına dayalı olarak yapılan imar uygulama işlemleri sonucunda uğranılan zararın tazminine ilişkin bulunan davanın, 2577 sayılı İdarî Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b. maddesinde yer alan "İdarî eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları" kapsamında görüm ve çözümünde idari yargının görevli olduğu sonucuna varılmıştır.25. Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak, Malatya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin başvurusunun kabulü ile, Malatya 3. İdare Mahkemesinin 05/04/2024 tarih ve E.2024/269, K.2024/1035 sayılı görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir.
V. HÜKÜMAçıklanan gerekçelerle;A. Davanın çözümünde İDARİ YARGININ GÖREVLİ OLDUĞUNA,B. Malatya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile, Malatya 3. İdare Mahkemesinin 05/04/2024 tarih ve E.2024/269, K.2024/1035 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA,13/04/2026 tarihinde, OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Üye
Rıdvan
Eyüp
Bayram
Döndü Deniz
GÜLEÇ
SARICALAR
ŞEN
BİLİR
Üye
Üye
Üye
Mahmut
Bilal
Yüksel
BALLI
ÇALIŞKAN
NAVDAR