T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/195KARAR NO: 2026/222
KARAR TR: 04/05/2026 ÖZET: Adli ve idari yargı yerlerinde açılan davaların taraflarının farklı olduğu anlaşıldığından, 2247 sayılı Kanun’un 19. maddesinde belirtilen koşulların oluşmaması nedeniyle, aynı Kanun’un 27. maddesi uyarınca yöntemine uygun bulunmayan BAŞVURUNUN REDDİ gerektiği hk.K A R A R
Adli YargıdaDavacı: M. Y.
Vekili
: Av. H. Ş. Y.
İdari YargıdaDavacı: N. Y.
Vekili
: Av. G. B.
Davalı
: Milli Eğitim BakanlığıVekili
: Av. S. Ç. K.
I. DAVA KONUSU OLAY
1. Davacı M. Y.
vekili, müvekkilinin 10/11/1986 tarihinden itibaren 25 yıl Çanakkale Halk Eğitim Müdürlüğünde usta öğretici olarak görev yapmakta iken, emekli olduğunu ifade ederek, bu süreye ilişkin olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 5.000 TL kıdem tazminatının emekli olduğu tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili istemiyle adli yargı yerinde dava açmıştır.II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİN BAŞVURU SÜRECİA. Adli Yargıda2. Çanakkale İş Mahkemesi 18/06/2020 tarih ve E.2019/114, K.2020/152 sayılı kararı ile, dosya kapsamına göre davanın kabulüne karar vermiş, bu karara karşı istinaf isteminde bulunulması üzerine, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi 03/11/2020 tarih E.2020/2814, K.2020/1810 sayılı kararı ile, istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiş ve Mahkeme kararı kesinleşmiştir. Mahkeme kararının ilgili kısmı şöyledir: "...Kıdem tazminatının fesih tarihindeki son ay giydirilmiş brüt ücret üzerinden ödeneceği yasa gereğidir. Ancak, bu şekilde hesap; işçinin değişken değil de her ay maktu ücretle çalıştığı durumlar için söz konusudur. Oysa davacının ücret bordroları ve banka hesap ekstreleri incelendiğinde her ay değişen ücretler ödendiği, sebebinin, çalışma saatlerinin her gün ve ay farklılık gösterdiği, buna göre de her ay ücretinin değiştiği görülmüş, böyle durumlarda yerleşik içtihatlar gereğince kıdem tazminatına esas ücretin hesabında davacıya son 1 yıllık sürede ödenen aylık brüt ücretin toplamının fiilen çalıştığı gün sayısı üzerinden 12'ye bölünmesi suretiyle hesaplanması gerekmiş, davalı tarafça dosyaya sunulmuş bulunan ücret bordroları ve puantajlar ücret tespitine esas alınmıştır. Davacıya ait banka hesap ekstresinde aylık ücretlerin davacının banka hesabına ödendiği, tahakkuk ve ödeme tutarlarının birbiriyle örtüştüğü, dosyaya ibraz edilen Haziran 2011'e kadarki ücret bordrolarında aylık ödenecek ücretin 657 Sayılı Kanunun 176.maddesindeki düzenlemeye uygun olarak tahakkuk ettirildiği, son aylık brüt ücretin ise gündüz 126 saat karşılığı brüt 1.092,87 TL tahakkuk ettirildiği, ilave tediye ödemesi hariç sosyal yardım ek ödeme bulunmadığı anlaşılmıştır. Buna göre davacının ücretinin davalı işverenlikçe 657 Sayılı Kanunun "ders görevi" başlıklı 176. maddesi gereğince ek ders ücreti olarak hesaplandığı, tanık anlatımları gözönüne alındığında; davacının hafta içi günlerle çalıştığı, sadece verdiği ders
Esas No : 2026/195 Karar No: 2026/222
saatleri karşılığı derst saat ücretinin çarpılmasıyla bulunan ücretin aylık ücret olarak ödendiği, iş karşılığı olmaksızın ödenmesi gereken hafta tatili ile ususal bayram ve genel tatil günleri karşılığı ücret ödenmediği, aylık ortalama 22 gün çalıştığı, son 1 yıllık dönemde ödenen toplam brüt ücret, her ay için 22 gün karşılığı olmak üzere 12 ay için 264 güne bölünerek günlük ortalama brüt ücret 43,58 TL, günlük 3,86 TL ilave tediye ile birlikte 47,44 TL günlük brüt ücret hesaplanmış, dönemin tavan ücretinin altında kaldığı görülmekle bilirkişi raporundaki bu ücret hesaplaması hükme esas alınmıştır.Sonuçta, 10 yıl 8 ay 1 gün kıdeme esas fiili hizmet süresi üzerinden giydirilmiş günlük brüt 47,44 TL ücret tespiti ile hesap yapan denetime uygun bilirkişi raporu, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamında yapılan yargılama neticesinde davanın kabulüne..."3. Davacı N. Y.
vekili, müvekkilinin 15/10/1985 tarihinden 16/07/2024 tarihine kadar Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Mersin Halk Eğitim Müdürlüğünde usta öğretici olarak çalıştığını, müvekkilinin iş aktinin haksız nedenle feshedildiğini ileri sürerek, kıdem tazminatı alacağına karşılık fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000 TL tazminat ödenmesine karar verilmesi istemiyle Milli Eğitim Bakanlığına karşı Mersin 7. İş Mahkemesinin E.2025/25 sayılı dosyasında dava açtığını; söz konusu mahkemece yapılan yargılama neticesinde yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle red kararı verildiğini belirterek, idari yargı yerinde aynı istemle dava açmıştır.B. İdari Yargıda4. Mersin 1. İdare Mahkemesi 03/02/2026 tarih ve E.2025/1673 sayılı kararı ile, uyuşmazlığın görüm ve çözümünün adli yargı merciilerinin görev alanına girdiğini belirterek, 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun'un 19. maddesi uyarınca görevli yargı yerinin belirlenmesi için dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine ve Uyuşmazlık Mahkemesince karar verilinceye kadar davanın ertelenmesine karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"…Dava konusu uyuşmazlıkta, davacı tarafından aynı taleple ilk olarak Çanakkele İş Mahkemesine dava açıldığı, anılan Mahkemenin E:2019/114, K:2020/152 sayılı kararı ile uyuşmazlığın görüm ve çözümünde idari yargının görevli olduğundan bahisle davanın usulden reddine karar verildiği, bunun üzerine davacı tarafından, sözleşmenin feshinden kaynaklı kıdem tazminatı talebiyle Mahkememizde işbu davanın açıldığı görülmektedir.Uyuşmazlıkta; davacının, idareyle arasında bir hizmet ilişkisi kurulduğu, talep edilen tazminatın (kıdem tazminatı) İş Kanunu'ndan kaynaklanan haklardan olduğu dikkate alındığında, uyuşmazlığın özel hukuk hükümlerine göre görüm ve çözümünün "Adli Yargı" makamlarının görevine girdiği sonucuna varılmıştır.Nitekim, benzer bir uyuşmazlıklarda verilen Uyuşmazlık Mahkemesi'nin 07/07/2025 tarih ve E:2025/369, K:2025/488 sayılı, 07/07/2025 tarih ve E:2025/245, K:2025/497 sayılı kararları da bu yöndedir..."5. Mersin 1. İdare Mahkemesince 2247 sayılı Kanun’un 19. maddesi uyarınca görevli yargı yerinin belirlenmesi için idari yargı dosyası ile birlikte ekinde Çanakkale İş Mahkemesinin E.2019/114 sayılı dosyası Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmiştir.III. İLGİLİ HUKUK6. Anayasa’nın 158. maddesinin "F. Uyuşmazlık Mahkemesi" başlıklı ilgili kısmı şöyledir:"Uyuşmazlık Mahkemesi adli ve idari yargı mercileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözümlemeye yetkilidir.
Esas No : 2026/195 Karar No: 2026/222
Uyuşmazlık Mahkemesinin kuruluşu, üyelerinin nitelikleri ve seçimleri ile işleyişi kanunla düzenlenir. Bu mahkemenin Başkanlığını Anayasa Mahkemesince, kendi üyeleri arasından görevlendirilen üye yapar.Diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesi arasındaki görev uyuşmazlıklarında, Anayasa Mahkemesinin kararı esas alınır."7. 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun’un "Mahkemenin görevi" başlıklı 1. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:“Uyuşmazlık Mahkemesi; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile görevlendirilmiş, adli ve idari yargı mercileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözmeye yetkili ve bu kanunla kurulup görev yapan bağımsız bir yüksek mahkemedir..."8. 2247 sayılı Kanun’un "Olumsuz görev uyuşmazlığı" başlıklı 14. maddesi şöyledir:“Olumsuz görev uyuşmazlığının bulunduğunun ileri sürülebilmesi için adli ve idari yargı mercilerinin tarafları, konusu ve sebebi aynı olan davada kendilerini görevsiz görmeleri ve bu yolda verdikleri kararların kesin veya kesinleşmiş olması gerekir. Bu uyuşmazlığın giderilmesi istemi, ancak davanın taraflarınca ileri sürülebilir.”9. 2247 sayılı Kanun’un "Yargı merciilerinin uyuşmazlık mahkemesine başvurmaları" başlıklı 19. maddesi şöyledir:“Adli ve idari yargı mercilerinden birisinin kesin veya kesinleşmiş görevsizlik kararı üzerine kendisine gelen bir davayı incelemeye başlayan veya incelemekte olan bir yargı mercii davada görevsizlik kararı veren merciin görevli olduğu kanısına varırsa, gerekçeli bir karar ile görevli merciin belirtilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesine başvurur ve elindeki işin incelenmesini Uyuşmazlık Mahkemesinin karar vermesine değin erteler.
(Değişik ikinci fıkra: 23/7/2008-5791/9 md.) Yargı merciince, önceki görevsizlik kararına ilişkin dava dosyası da temin edilerek, gerekçeli başvuru kararı ile birlikte dava dosyaları Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilir.”10. 2247 sayılı Kanun'un "İncelemede izlenecek sıra" başlıklı 27. maddesi şöyledir: "Uyuşmazlık Mahkemesi, uyuşmazlık çıkarmaya veya görev uyuşmazlıklarına ilişkin istemleri önce şekil ve süre açısından inceler; yöntemine uymayan veya süresi içinde ileri sürülmemiş istemleri reddeder."IV. İNCELEME VE GEREKÇEA. İlk İnceleme11. Uyuşmazlık Mahkemesinin Kenan YAŞAR'ın Başkanlığında, Üyeler Eyüp SARICALAR, Bayram ŞEN, Döndü Deniz BİLİR, Ahmet ARSLAN, Mahmut BALLI ve Bilal ÇALIŞKAN’ın katılımlarıyla yapılan 04/05/2026 tarihli toplantısında; Raportör-Hâkim Arzu ÇETİNDERE ŞAŞI'nın, 2247 Kanun’da öngörülen koşulları taşımayan başvurunun reddi gerektiği yolundaki raporu ve dosyadaki belgeler okunduktan, ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ ile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın başvurunun reddi gerektiği yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:12. Anılan düzenlemelere göre, 2247 sayılı Kanun'un 19. maddesi kapsamında kendisine gelen bir davayı inceleyen yargı yerinin Uyuşmazlık Mahkemesine başvurabilmesi için, Kanun'un 14. maddesinde sayılan koşulların da gerçekleşip gerçekleşmediğini gözetmesi gerekmektedir.
Esas No : 2026/195 Karar No: 2026/222
Buna göre, önceki görevsizlik kararının taraflarının, konusunun aynı olması, kararın kesin veya kesinleşmiş olması gerekmektedir.13. Olayda Mersin 1. İdare Mahkemesinin E.2025/1673 sayılı dosyasında; davacı N. Y.
'in vekili, müvekkilinin işçilik alacaklarının tahsili amacıyla Mersin 7. İş Mahkemesinin E.2025/25 sayılı dosyasında dava açtığını ve bu dosyada yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle davanın görev yönünden reddine karar verildiğini beyan etmesine rağmen İdare Mahkemesince, davacı tarafından dosyaya emsal olarak sunulan, Çanakkale İş Mahkemesinin E.2019/114 sayılı dosyasının celp edilerek görevsizlik kararına esas alındığı görülmüştür. 14. Dava dosyalarının incelenmesinden; davalı Milli Eğitim Bakanlığına karşı Çanakkale İş Mahkemesinde davacı M. Y.
'nın dava açmasına karşılık; idari yargı yerinde N. Y.
'in dava açtığı; adli yargı yerinde davacı M. Y.
, 10/11/1986 tarihinden itibaren 25 yıl Çanakkale Halk Eğitim Müdürlüğünde usta öğretici olarak görev yapmakta iken, emekli olduğunu ifade ederek, bu süreye ilişkin olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 5.000 TL kıdem tazminatının emekli olduğu tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili istemiyle dava açtığı; idari yargı yerinde ise N. Y.
tarafından, iş akdinin haksız nedenle feshedildiği iddiasına dayalı olarak, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 1.000 TL kıdem tazminatı alacağının tahsilinin talep edildiği anlaşılmıştır. 15. Bu durumda, adli ve idari yargı yerinde dava açan davacıların farklı oldukları (tarafların farklı olduğu) görüldüğünden, 2247 sayılı Kanun'un 14., dolayısıyla 19. maddesinde öngörülen koşul gerçekleşmemiştir.16. Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak, Mersin 1. İdare Mahkemesince, davanın çözümünün adli yargı yerine ait olduğu gerekçesiyle görevli yargı yerinin belirtilmesi için doğrudan başvuru yapılmış ise de; bu başvuru kararında işaret edilen adli yargı yerince verilmiş tarafları, konusu ve sebebi aynı olan bir görevsizlik kararının bulunmadığı görüldüğünden, 2247 sayılı Kanun’un 19. maddesinde belirtilen koşulların oluşmaması nedeniyle, aynı Kanun’un 27. maddesi uyarınca yöntemine uygun bulunmayan başvurunun reddi gerekmiştir.V. HÜKÜM Açıklanan gerekçelerle;2247 sayılı Kanun’un 19. maddesinde öngörülen koşulları taşımayan Mersin 1. İdare Mahkemesinin 03/02/2026 tarih ve E.2025/1673 sayılı BAŞVURUSUNUN, aynı Kanun’un 27. maddesi uyarınca REDDİNE,04/05/2026 tarihinde, OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan Vekili
Üye
Üye
Üye
Kenan
Eyüp
Bayram
Döndü Deniz
YAŞAR
SARICALAR
ŞEN
BİLİR
Üye
Üye
Üye
Ahmet
Mahmut
Bilal
ARSLAN
BALLIÇALIŞKAN