T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS
NO : 2026/244KARAR NO: 2026/226
KARAR TR: 04/05/2026 ÖZET: Mülkiyeti davacıya ait taşınmazlara, plan ve proje kapsamı haricinde toprak döküldüğünden bahisle, meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan davanın, özel hukuk hükümlerine göre ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.K A R A R Davacı: S. M.
Vekili: Av. M. M. Ç.
Davalı
: DSİ Genel Müdürlüğü Vekilleri
: Av. A. Y. Y.
- Av. Z. Ş. R. İ.
I. DAVA KONUSU OLAY1. Davacı vekili, müvekkilinin maliki olduğu
a pamuk ekimi yaptığını, taşınmazların yaklaşık 9.000 m²'sine davalı idare tarafından toprak dökülmesi nedeniyle kullanılamaz hale geldiğini, ekim biçim yapılamadığını, ekim yapılamaması nedeniyle uğranılan zararın tazmininin talep edildiğini ancak, zarara yönelik herhangi bir ödemenin yapılmadığını, olayda davalı idarenin hizmet kusuru olduğunu ileri sürülerek, uğradığı zararın tazmini için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000 TL maddi tazminatın haksız fiilin meydana geldiği tarihten itibaren faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle adli yargı yerinde dava açmıştır.II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİN BAŞVURU SÜRECİA. Adli Yargıda2. Şanlıurfa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 21/12/2023 tarih ve E.2023/841, K.2023/3709 sayılı kararı ile, uyuşmazlığın çözümünde idari yargı yerinin görevli olduğu gerekçesiyle, HMK. 114/1-b ve 115 gereğince yargı yolu caiz olmadığından davanın usulden reddine karar vermiş, bu karar kesinleşmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir: ''...Dava, hizmet kusurundan kaynaklı zararın tazmini talebine ilişkindir.Yargıtay HGK 2017/4-2658-E, 2022/130-K sayılı kararında ifade edildiği üzere "hizmet kusuru" kavramının açıklanmasında yarar bulunmaktadır. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın (Anayasa) “Yargıyolu" başlıklı 125. maddesinin 1. fıkrasında “İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır.” hükmü yer almaktadır. Anılan maddenin son fıkrasında ise “İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.” düzenlemesi bulunmaktadır. İdare hukukunda idarenin iki tür sorumluluğu kabul edilmektedir. Bunlardan ilki idarenin özel hukuk ilkeleri doğrultusunda yaptığı sözleşmelerden kaynaklanan özel hukuk sorumluluğu, diğeri ise idarenin idare hukuku ilkeleri doğrultusunda yapmış olduğu sözleşmeler ve idarenin her türlü işlem ve I eyleminden kaynaklanan kamu hukuku ilkeleri doğrultusunda oluşmuş idare hukukuna özgü sorumluluk türüdür. İdarenin kişilere verdiği zararları tazmin yükümlülüğü, idarenin “hizmet kusuruna (kusurlu sorumluluk)” ve “kusursuz sorumluluğuna” dayanmaktadır. İdarenin kusura dayanan sorumluluğu, uygulamada “hizmet kusuru” kavramı ile anlatılmaktadır. Hizmet kusurunun tam ve kapsamlı bir tanımını yapmak zor olmakla
Esas No : 2026/244 Karar No: 2026/226
birlikte genel olarak doktrinde hizmet kusuru, idarenin ifa ile mükellef olduğu herhangi bir kamu hizmetinin kuruluşunda, düzenlenmesinde veya teşkilatında, bünyesinde, personelinde yahut işleyişinde birtakım aksaklık, hukuka aykırılık, bozukluk, düzensizlik, eksiklik, sakatlık veya ihmalin ortaya çıkması, şeklinde tanımlanmaktadır (Sarıca, Ragıp: İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası, Hizmet Kusuru ve Karakterleri, Y. 1949, C. 15, S. 4, s. 858; Atay, Ender Ethem: İdare Hukuku, Ankara 2006, s. 571; Yıldırım, Turan: İdari Yargı, İstanbul 2008, s. 253)…İdari eylem, kamu idare ve kurumlarının kamu görevine ilişkin, idare hukuku kural ve gereklerine göre yaptığı olumlu veya olumsuz davranış ve fiillerden ibarettir. İdari işlem ise, idari kanunlara dayanılarak yapılan muamelelerdir. İdarenin eylem ve işlemleri, onun kamu hukuku alanındaki kamu gücünü (otoritesini) kullanarak, idare hukuku kural ve gerekleri uyarınca yaptığı faaliyetlerin, hukukî ve maddi hayattaki görünümleridir. Kamu tüzel kişilerinin, kamu hizmetlerine ilişkin olmakla beraber özel hukuk kuralları kapsamında, özel hukuk tüzel kişisi gibi yaptığı eylem ve işlemler ise özel hukuk alanına ilişkin olduğundan, bunlar idari eylem ve işlem olarak nitelendirilemezler. Kamu idare ve kurumlarının, kamu otoritesinin (egemenlik hakkının) bir temsilcisi olarak yaptığı faaliyetlerinde veya ondan doğan eylemlerinde hizmet unsuru söz konusu olduğu hâlde, özel hukuk tüzelkişisi olarak yürütülen faaliyetler sırasında meydana gelen zararlardan ötürü ilgili kamu tüzel kişisinin sorumluluğunun özel hukuk hükümleri ve ilkeleri uyarınca belirlenmesi gerekir. Uyuşmazlık Mahkemesinin 06.12.1999 tarihli ve 1999/38 E., 1999/40 K. sayılı kararında; “İdarenin yürütmekle yükümlü bulunduğu kamu hizmetine ilişkin olarak uygulamaya koyduğu plan ve projeye göre meydana getirdiği yol, kanal, baraj, su yolları, su şebekesi gibi tesislerin kurulması işletilmesi ve bakımı sırasında kişilere verdiği zararların tazmini istemiyle açılacak davaların görüm ve çözümünün idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları muhtel olanlar tarafından açılacak tam yargı davaları kapsamında yargısal denetim yapan idari yargı yerine ait olduğu' vurgulandıktan sonra; “Kamu hizmetinin, yöntemine ve hukuka uygun olarak yürütülüp yürütülmediğinin; kamu yararına uygun şekilde işletilip işletilmediğinin; dolayısıyla, olayda hizmet kusuru ya da başka bir nedenle idarenin sorumluluğu bulunup bulunmadığının yargısal denetiminin, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde 'idari dava türleri’ arasında sayılan 'idari işlem ve eylemlerden dolayı zarara uğrayanlar tarafından açılacak tam yargı davası’ kapsamında idari yargı yerlerince yapılacağına” işaret edilmiş ve idarenin görevinde olan kamu hizmetini yürüttüğü sıradaki eyleminden doğan zararın giderilmesine yönelik olarak açılan davanın idari yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca 11.02.1959 tarihli ve 1958/17 E., 1959/15 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da açıklandığı gibi, kamu kuruluşlarının verdikleri kararlar sonunda plan ve projesine uygun olmak üzere tesisler yaptırmış olmaları, bu tesisleri kullanmaları veya bu tesislere bakmaları sebebiyle fertlerin uğramış oldukları zararların tazminine yönelik davalar tam yargı davası olarak idari yargı mercilerince çözümlenecektir. Öte yandan, yapılan işlerin plan veya projelere aykırı olması hâlinde ortada idari kararın tatbikine ilişkin bir fiil bulunmadığından, bu iddia ile açılmış bir dava ancak haksız fiilden doğan bir dava olarak ele alınacaktır.Eldeki dosyada da idarenin çalışması nedeniyle davacının taşınmazına toprak dökülmesi suretiyle oluşan zararın tazmin edilmesine ilişkin istem idarenin hizmet kusuruna dayandırılmaktadır. Bu nedenle idari yargı yolunun görevli olduğu davanın usulden reddine...''3. Davacı vekili bu kez, aynı istemle idari yargı yerinde dava açmıştır.B. İdari Yargıda4. Davalı vekili, süresinde sunduğu cevap dilekçesinde, davanın görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğunu ileri sürerek, yargı yolu itirazında bulunmuştur.
Esas No : 2026/244 Karar No: 2026/226
5. Şanlıurfa 2. İdare Mahkemesi 17/02/2025 tarih ve E.2024/510 sayılı kararı ile, davada mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesiyle, davalının yargı yoluna ilişkin itirazının reddine karar vermiştir.6. Şanlıurfa 2. İdare Mahkemesi 20/01/2026 tarih ve E.2024/510 sayılı kararı ile, uyuşmazlığın çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu gerekçesiyle, 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun’un 19. maddesi uyarınca görevli yargı yerinin belirtilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesine başvurulmasına ve davanın incelenmesinin Uyuşmazlık Mahkemesince karar verilinceye kadar ertelenmesine karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir: "...Bu kapsamda, Mahkememizce verilen ara kararlar uyarınca davalı idare tarafından dosyaya sunulan yazı ve ekleri incelendiğinde; dava konusu taşınmazların sınırından DSİ bünyesindeki
’nın geçtiği, ancak söz konusu kanalın 2017 yılı sonunda derinleştirme çalışmasının tamamlandığı, davaya konu edilen hafriyatın ise idarenin yürüttüğü proje ve işler kapsamında dökülmediğinin açıkça belirtildiği görülmektedir.Bu durumda, davacının taşınmazlarına toprak dökülmesinin bir plan veya proje kapsamında olmadığı gibi idari bir kararın icrası kapsamında da gerçekleştirilmediği, davanın haksız fiilden doğan bir tazminat davası olduğunun kabulü gerektiği, böylelikle belirtilen durum ve davanın niteliği dikkate alındığında; idarenin ayni bir hakka müdahalesinin hukuka uygunluğunun yargısal denetiminin işin esasını teşkil ettiği ve açılan dava ile bir idari tasarrufun iptalinin ya da böyle bir tasarruf nedeniyle uğranılan zararın tazmininin istenilmemiş bulunması karşısında, haksız fiilden doğan zararların tazmini davasının, özel hukuk hükümlerine göre görüm ve çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır..."7. Şanlıurfa 2. İdare Mahkemesince, 2247 sayılı Kanun’un 19. maddesi uyarınca görevli yargı yerinin belirlenmesi için idari yargı dosyası, ekinde adli yargı dosyası ile birlikte Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmiştir.III. İLGİLİ HUKUKA. Mevzuat 8. 15/7/2018 ve 30479 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 4 Nolu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin (CBK) "Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü" başlıklı Onuncu Bölümde yer alan "Amaç ve kapsam" başlıklı 119. maddesi şöyledir:"(1) Bu Bölümün amacı; Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün kuruluş, teşkilat, görev, yetki ve sorumluluklarına ilişkin usul ve esasları düzenlemektir."9. 4 No'lu CBK'nın "Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri" başlıklı 121. maddesinin ilgili kısmı şöyledir: “(1) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri şunlardır:...b) Sulama tesislerini kurmak, sulama sahalarında mevcut parsellerin tamamını veya aksamını gösterir harita ve planları yapmak veya yaptırmak ve icabı halinde kadastrosunu yaptırmak.c) Sulak alanları ıslah etmek, erozyon ve rüsubat kontrolü ile ilgili etüt ve planlama
Esas No : 2026/244 Karar No: 2026/226
işlerini yapmak veya yaptırmak, kendi tesislerini korumaya yönelik erozyon kontrolü maksatlı ağaçlandırma çalışmaları yapmak....d) Şehir ve kasabaların içme su ve kanalizasyon projelerini tetkik, tasdik ve murakabe etmek.e) Köy içme suları için teknik organizasyon ve murakabeyi sağlamak ve bu iş için Bakanlık emrinde çalışacak lüzumlu bilgiye sahip elemanları yetiştirmek.f) Akar sularda ıslahat yapmak ve icap edenleri seyrüsefere elverişli hale getirmek.g) Bu maddede belirtilen tesislerin çalıştırma, bakım ve onarım dâhil işletmelerini yürütmek...."10. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun ''A.Sorumluluk'' başlığı altındaki ''1.Genel olarak'' alt başlıklı 49. maddesi şöyledir:''Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.''B. Yargı Kararı11. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 11/02/1959 tarih ve E.1958/17, K.1959/15 sayılı kararının, III. bölümü şöyledir: “İstimlâksiz el atma halinde amme teşekkülü İstimlâk Kanununa uygun hareket etmeden ferdin malını elinden almış olması sebebiyle kanunsuz bir harekette bulunmuş durumdadır. Ve bu bakımdan dava Medeni Kanun hükümlerine giren mülkiyete tecavüzün önlenmesi veya haksız fiil neticesinde meydana gelen zararın tazmini davasıdır. Ve bu bakımdan adliye mahkemesinin vazifesi içindedir.Bundan başka, bir amme teşekkülü tarafından bir tesisin yaptırılması sırasında Devlet malı olmayan yerlerden toprak alınması veya böyle yerlere toprak veya moloz yığılması neticesinde meydana gelen zararların tazmini davası da başkasının malına amme teşekkülünün dilediği gibi el atma hakkı bulunmadığı ve plan ve projelere ve şartnamelere başkasının malına ihtiyaca göre el atılabilmesini gerektirecek esaslar konulamayacağı cihetle, haksız fiilden doğan bir tazminat davası sayılır.Yapılan işlerin plan veya projeye aykırı olarak yapılması hali de idari karara aykırı bir hareket bulunması itibariyle yine idari kararın tatbiki olan bir fiil sayılamaz ve bu bakımdan bu iddia ile açılmış bir dava haksız fiilden doğan bir davadan ibaret olacaktır.Bu bentte anılan davalar, içtihadı birleştirme kararının dışında kaldıklarından kararın bunlara şümulü yoktur.”IV. İNCELEME VE GEREKÇEA. İlk İnceleme12. Uyuşmazlık Mahkemesinin Kenan YAŞAR'ın Başkanlığında, Üyeler Eyüp SARICALAR, Bayram ŞEN, Döndü Deniz BİLİR, Ahmet ARSLAN, Mahmut BALLI ve Bilal ÇALIŞKAN'ın katılımlarıyla yapılan 04/05/2026 tarihli toplantısında; 2247 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre, idare mahkemesince, anılan Kanun'un 19. maddesine göre başvuruda bulunulmuş olduğu, idari yargı dosyasının, ekinde
Esas No : 2026/244 Karar No: 2026/226
adli yargı dosyası ile birlikte Uyuşmazlık Mahkemesine gönderildiği ve usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından, görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.B. Esasın İncelenmesi 13. Raportör-Hâkim Arzu ÇETİNDERE ŞAŞI'nın davanın çözümünde adli yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan, ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ ve Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın davada adli yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:14. Dava, davacıya ait taşınmazlara, davalı idare tarafından toprak dökülmek suretiyle zarar verildiği ileri sürülerek, meydana gelen zararın faizi ile birlikte tazminini istemiyle açılmıştır.15. İdarenin yürütmekle yükümlü bulunduğu kamu hizmetine ilişkin olarak uygulamaya koyduğu plan ve projeye göre meydana getirdiği yol, kanal, baraj, su yolları, su şebekesi gibi tesislerin kurulması, işletilmesi ve bakımı sırasında kişilere verdiği zararların tazmini istemiyle açılacak davaların görüm ve çözümünün, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları muhtel olanlar tarafından açılacak tam yargı davaları kapsamında yargısal denetim yapan idari yargı yerine ait olduğu; idarece herhangi bir ayni hakka müdahalede bulunulduğu; özel mülkiyete konu taşınmaza kamulaştırmasız el atıldığı veya plan ve projeye aykırı iş görüldüğü iddiasıyla açılacak müdahalenin men'i ve meydana gelen zararın tazmini davalarının ise, mülkiyete tecavüzün önlenmesine ve haksız fiillere ilişkin özel hukuk hükümlerine göre adli yargı yerince çözümleneceği, yerleşik yargısal içtihatlarla kabul edilmiş bulunmaktadır. Belirtilen genel kabul doğrultusundaki Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 11/02/1959 tarihli, E.1958/17, K.1959/15 sayılı kararına yukarıda yer verilmiştir.16. Haksız fiil ise; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 vd. maddelerinde düzenlenmiş olup, hukuka aykırı eylemlerle bir başka kişinin mal varlığında ya da şahıs varlığında eksilmeye neden olunmasıdır. Haksız fiilden bahsedebilmek için kusurun varlığı gereklidir. Sorumluluk, başkalarına verilen zararın karşılanması yükümlülüğünü ifade eder. Sorumluluğun öznesi gerçek kişiler, özel hukuk tüzel kişileri olabileceği gibi devlet ve diğer kamu tüzelkişileri de olabilir. İdari usul ve esaslar dışında idarece yapılan eylemler "haksız fiil" niteliğinde olup, idarilik karakteri taşımayan bu eylemlerden dolayı ancak adli yargıda dava açılması mümkündür.17. Dava dosyasının incelenmesinden; davacı tarafından,
sayılı ve
sayılı taşınmazlarına toprak dökülmesi nedeniyle, taşınmazlarının kullanılamaz hale geldiği ve bu sebeple ekim-biçim yapılamadığı ileri sürülerek, uğradığı zararın faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın, haksız fiilden doğan bir tazminat davası sayılması gerekmektedir.18. Belirtilen duruma ve davanın niteliğine göre, idarenin ayni bir hakka müdahalesinin hukuka uygunluğunun yargısal denetimi işin esasını teşkil etmekte olup, açılan dava ile bir idari tasarrufun iptali ya da böyle bir tasarruf nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemi bulunmadığından bu haliyle uyuşmazlık bir idari eylemden değil haksız fiil iddiasından kaynaklandığından haksız fiilden doğan zararların tazmini davasının, özel hukuk
Esas No : 2026/244 Karar No: 2026/226
hükümlerine göre adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.19. Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak, Şanlıurfa 2. İdare Mahkemesinin başvurusunun kabulü ile, Şanlıurfa 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 21/12/2023 tarih ve E.2023/841, K.2023/3709 sayılı görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir.V. HÜKÜMAçıklanan gerekçelerle;A. Davanın çözümünde ADLİ YARGININ GÖREVLİ OLDUĞUNA, B. Şanlıurfa 2. İdare Mahkemesinin BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile, Şanlıurfa 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 21/12/2023 tarih ve E.2023/841, K.2023/3709 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA04/05/2026 tarihinde, OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan Vekili
Üye
Üye
Üye
Kenan
Eyüp
Bayram
Döndü Deniz
YAŞAR
SARICALAR
ŞEN
BİLİR
Üye
Üye
Üye
Ahmet
Mahmut
Bilal
ARSLAN
BALLIÇALIŞKAN