T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/245KARAR NO : 2026/244KARAR TR : 04/05/2026 ÖZET: 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında sürekli işçi statüsünde güvenlik görevlisi olarak görev yapan davacının, silahlı özel güvenlik kimlik kartının iptal edildiğinden bahisle, sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı ücret ve sosyal haklarına ilişkin mali haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle açtığı davanın, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanun'u kapsamında ADLİ YARGI YERİNDE görülmesi gerektiği hk. K A R A R Davacı
: A. Y.
Vekili
: Av. S. K.
Davalılar
: 1-Sağlık Bakanlığı (Adli Yargıda)Vekili
: Av. A. F. Ç.
: 2-İstanbul Valiliği (İdari Yargıda)Vekili
:
Av. M. B.
I. DAVA KONUSU OLAYDavacı vekili, müvekkilinin 01/03/2016-10/12/2020 tarihleri arasında Göztepe/Kadıköy'de bulunan davalı bakanlığa ait Göztepe Prof. Dr. Süleyman Yalçın Şehir Hastanesi'nde kadrolu kamu işçisi olarak özel güvenlik görevlisi pozisyonunda çalıştığını, ilk işe dava dışı alt işveren şirketler (G. G.
ve V. G.
) bünyesinde başladığını, 696 sayılı KHK gereğince daimi işçi kadrosuna 01/04/2018 tarihinde geçtiğini, dolayısıyla müvekkilinin işe girdiği tarihten itibaren tüm hizmet süresine ait işçilik alacaklarından davalı bakanlığın sorumluğu olduğunu, müvekkilinin 10/12/2020 tarihinde işten özel güvenlik kimlik kartının iptal edildiği gerekçesi ile haksız ve hukuka aykırı bir şekilde çıkartıldığını, iş akdi feshinin geçersiz olduğunun tespiti ile müvekkilinin işe iadesine, davalı şirketin davacıyı bir ay içerisinde işe başlatmasına, başlatmaması halinde 8 aylık ücreti tutarında tazminat ödenmesine, kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süreler için 4 aylık ücret ve diğer tüm haklarının ödenmesi istemiyle adli yargı yerinde dava açılmıştır.1.II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİN BAŞVURU SÜRECİ
Esas No : 2026/245 Karar No: 2026/244
1.A. Adli Yargıda2. İstanbul Anadolu 8. İş Mahkemesi 17/06/2021 tarih ve E.2021/70, K.2021/1111 sayılı kararı ile, 6100 sayılı Kanun’un 114/1-b ve 115/2. maddeleri uyarınca uyuşmazlığın çözümünün idari yargının görevine girmesi nedeniyle, dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar vermiş, bu kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 41. Hukuk Dairesi 30/03/2022 tarih ve E.2021/3197, K.2022/392 sayılı kararı ile istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine kesin olarak karar vermiş ve Mahkeme kararı kesinleşmiştir. Mahkeme kararının ilgili kısmı şöyledir:"...Tüm dosya kapsamına göre; Davacı taraf Göztepe Prof Dr. Süleyman Yalçın Şehir Hastanesi'nde kadrolu kamu işçisi olarak özel güvenlik görevlisi pozisyonunda çalışmakta iken 696 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile sürekli işçi kadrosuna alındığını, özel güvenlik kimlik kartının iptal edilerek davacıdan alındığını, geçmişte yargılanıp daha sonra düşme kararı verilen uyuşturucu madde bulundurma suçu nedeniyle güvenlik kimlik kartının iptal edildiğini, bu nedenle idari yargıda söz konusu işlemin iptali için dava açıldığını, iddia etmiş olup, davalı taraf güvenlik kimlik kartının iptal edilmesi nedeniyle iş akdinin feshedildiğini savunmuştur.Davacının sürekli işçi kadrosuna geçirildiği, sürekli işçi kadrosunda görev yapmakta iken iş akdi idari bir karar ile feshedildiği, sürekli işçi kadrosuna atanan davacı işçinin, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda davalı Kurum tarafından atamasının feshedilmesi (iptali) işlemine karşı dava açtığından, davada idari yargı görevli bulunmaktadır.Bu durumda, kadroya alma işlemi idari bir işlem olup, uyuşmazlığın kamu kurum ve kuruluşlarına ait kadroların ihdası, iptali ve kullanılmasına dair esas ve usulleri düzenleyen mevzuattan doğduğu, idare hukuku esaslarına göre kadro kullanımına ilişkin olarak tesis edilen işlemin, kamu görevlileri mevzuatından kaynaklanan bir uyuşmazlık olarak değerlendirilmesi gerektiği açıktır (Uyuşmazlık Mahkemesinin 28.01.2019 tarih ve 2018/778 Esas, 2019/44 Karar sayılı kararı). Bu nedenle mahkememizde açılan dava ile ilgili yargı yolu yönünden dava şartı yokluğu sebebiyle usulden ret..."3. Davacı vekili bu kez, müvekkilinin özel güvenlik kimlik kartının İstanbul Valiliğinin 24.11.2020 tarih ve 2020/2940 sayılı işlemi ile iptal edildiğinden bahisle, sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin İstanbul Valiliği İl Sağlık Müdürlüğünün 04.12.2020 tarih ve 11731 sayılı işleminin hukuka aykırı olduğu, zira müvekkiline ait özel güvenlik kimlik kartının iptaline ilişkin işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açtığı davada İstanbul 7. İdare Mahkemesi'nin E:2020/2016, K:2021/449 sayılı kararı ile söz konusu işlemin iptaline karar verildiği, dolayısıyla feshin dayanağının ortadan kalktığını ileri sürerek, İstanbul Valiliği İl Sağlık Müdürlüğünün 04.12.2020 tarih ve 11731 sayılı iş aktinin feshine ilişkin işleminin iptali ile sözleşmenin feshi nedeniyle müvekkilinin işten çıkarıldığı tarihten yeniden işe alınacağı tarihe kadar geçen süreye ait parasal haklarının (ücret ve sosyal haklarına ilişkin mali haklarının) yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle idari yargı yerinde dava açmıştır.B. İdari Yargıda4. İstanbul 13. İdare Mahkemesi 01/08/2022 tarih ve E.2022/1114, K.2022/1376 sayılı kararı ile 2577 sayılı Kanun'un 15/1-a maddesi uyarınca davanın görev yönünden reddine karar vermiş, bu karara karşı istinaf talebinde bulunulması üzerine İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesi 10/11/2022 tarih ve E.2022/1742, K.2022/1535 sayılı kararı ile; davacının iş akdinin feshine ilişkin dava konusu işlemin, özel güvenlik kimlik kartı ve çalışma izninin iptali nedeniyle davalı idarece kamu gücüne dayalı ve tek yanlı olarak tesis edilmiş bir idari işlem olduğu, dolayısıyla hukuki denetiminin de idari yargının görevinde bulunduğu sonucuna
Esas No : 2026/245 Karar No: 2026/244
1.
ulaşılmakta olup, İdare Mahkemesince davanın esası incelenerek bir karar verilmesi gerekirken, uyuşmazlığın görüm ve çözümünün adli yargının görevine girdiği gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar verilmesinde hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle , davacının istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 13. İdare Mahkemesince verilen 01/08/2022 tarih ve E:2022/1114, K:2022/1376 sayılı kararın kaldırılmasına, yukarıda belirtilen gerekçe dikkate alınarak yeniden bir karar verilmek üzere 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 5. fıkrası uyarınca dava dosyanın mahkemesine gönderilmesine istinaf başvurusunun kabulüne ve kararın kaldırılmasına karar vermiştir.5. İstanbul 13. İdare Mahkemesi 09/06/2023 tarih ve E.2023/14, K.2023/1357 sayılı kararı ile uyuşmazlığın esasını inceleyerek dava konusu işlemin iptaline karar vermiş, bu karara karşı istinaf talebinde bulunulması üzerine İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesi 19/10/2023 tarih ve E.2023/1193, K.2023/1609 sayılı kararı ile idare mahkemesi kararında hukuka aykırılık bulunmadığından istinaf başvurusunun reddine karar vermiş; bu kararın temyiz edilmesi üzerine Danıştay 12. Dairesi 20/11/2025 tarih ve E.2023/6314, K.2025/5147 sayılı kararı ile, uyuşmazlığın görüm ve çözümü adli yargı yerine ait olduğundan, İdare Mahkemesince, 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun'un 19. maddesi uyarınca görevli merciin belirtilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesine başvurulması gerekirken, işin esasına girilerek davanın reddi yönünde verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmediği gerekçesiyle, 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne, davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesinin 19/10/2023 tarih ve E:2023/1193, K:2023/1609 sayılı kararının bozulmasına, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesine gönderilmesine, kesin olarak,
karar vermiştir .6. İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesi 14/01/2026 tarih ve E.2026/2, K.2026/69 sayılı kararı ile uyuşmazlığın görüm ve çözümü adli yargı yerine ait olduğundan, İdare Mahkemesince, 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun'un 19. maddesi uyarınca görevli merciin belirtilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesine başvurulması gerekirken, işin esasına girilerek dava konusu işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kalınan özlük ve parasal hakların her hak ediş (ödenmesi gereken aylardan) tarihinden itibaren ödeme tarihine kadar dönemsel olarak işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi yönünde verilen kararda hukuki isabet görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 13. İdare Mahkemesince verilen 09/06/2023 tarih ve E:2023/14, K:2023/1357 sayılı kararın kaldırılmasına, yukarıda belirtilen gerekçe dikkate alınarak yeniden bir karar verilmek üzere 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 5.fıkrası uyarınca dava dosyanın mahkemesine gönderilmesine ,kesin olarak karar vermiştir.7. İstanbul 13. İdare Mahkemesi 13/03/2026 tarih ve E.2026/426 sayılı kararı ile, uyuşmazlığın özel hukuk hükümlerine göre görüm ve çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu gerekçesiyle mahkemelerinin görevsizliğine, 2247 sayılı Kanun'un 19. maddesi uyarınca görevli yargı yerinin belirlenmesi için dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine ve dosya incelemesinin bu konuda Uyuşmazlık Mahkemesince karar verilinceye kadar ertelenmesine karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"...Uyuşmazlıkta, davalı idare ile davacı arasındaki hukuki ilişki İş Kanunu'na tabi hizmet
Esas No : 2026/245 Karar No: 2026/244
1.
sözleşmesine dayalı olarak kurulmuş bir iş hukuku ilişkisi niteliğini taşıdığından, davacının iş sözleşmesinin feshine ilişkin dava konusu işlemin, idarenin yetkili organı tarafından işveren sıfatıyla tesis edilmiş bir özel hukuk işlemi olduğu açıktır.Davacı hakkında davalı idare tarafından iş akdinin feshine dayanak gösterilen özel güvenlik kimlik kartının iptali ve buna ilişkin işlemin idari yargı yerince denetlenmesi hususu iş akdinin feshi ile işe iade isteminin özel hukuk niteliğini ortadan kaldırmamaktadır. Aksine bir düşünce, işverenin salt bir kamu kuruluşu olması nedeniyle, statü hukukuna tabi olmayan personel hakkındaki tüm işlemlerin idari işlem niteliğinde görülerek, özel hukuk alanına dahil bulunan uyuşmivlıkların da idari yargı denetimine tabi kılınması sonucunu doğurur.Bu durumda, İş Kanunu'na göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Kanunu'na dayanan her türlü hak iddialarrndan doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözümünde iş mahkemelerinin görevli kılınmış olması, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5. maddesi ile de 4857 sayılı İş Kanunu'nda düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına iş mahkemelerinin bakacak olması karşısında, işçi olan davacı ile işvereni arasında iş akdinden doğan işbu davanın da görüm ve çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır.Nitekim, benzer mahiyetteki bir uyuşmaz|ıkta, Uyuşmazlık Mahkemesinin 0110412024 tarih ve E:2023l563,K:2024ll28 sayılı kararıyla davanrn çözümümünde adli yargı yerinin görevli olduğuna karar verilmiştir..."8. İstanbul 13 İdare Mahkemesince, 2247 sayılı Kanun’un 19. maddesi uyarınca görevli yargı yerinin belirlenmesi için adli ve idari yargı dava dosyaları Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmiştir.IV. İLGİLİ HUKUK9. Anayasa'nın "1. Genel ilkeler" başlıklı 128. maddesi şöyledir: “Devletin, kamu iktisadi teşebbüsleri ve diğer kamu tüzelkişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevler, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görülür. Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir.(Ek cümle: 7/5/2010-5982/12 md.) Ancak, malî ve sosyal haklara ilişkin toplu sözleşme hükümleri saklıdır.Üst kademe yöneticilerinin yetiştirilme usul ve esasları, kanunla özel olarak düzenlenir.”10. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun "İstihdam şekilleri" başlıklı 4. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:"(Değişik: 30/5/1974 - KHK-12; Değiştirilerek kabul: 15/5/1975 - 1897/1 md.)Kamu hizmetleri; memurlar, sözleşmeli personel, geçici personel ve işçiler eliyle gördürülür....D) İşçiler:(Değişik birinci cümle: 4/4/2007 - 5620/4 md.) (A), (B) ve (C) fıkralarında belirtilenler dışında kalan ve ilgili mevzuatı gereğince tahsis edilen sürekli işçi kadrolarında belirsiz süreli iş sözleşmeleriyle çalıştırılan sürekli işçiler ile mevsimlik veya kampanya işlerinde ya da orman yangınıyla mücadele hizmetlerinde ilgili mevzuatına göre geçici iş pozisyonlarında altı aydan az olmak üzere belirli süreli iş sözleşmeleriyle çalıştırılan geçici işçilerdir. Bunlar hakkında bu Kanun hükümleri uygulanmaz...."11. 7079 sayılı Kanun ile Kanunlaşan, 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 127.
Esas No : 2026/245 Karar No: 2026/244
1.
maddesi ile eklenen 375 sayılı KHK'nın geçici 23. maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "(Ek: 20/11/2017-KHK-696/127 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7079/118 md.)5018 sayılı Kanuna ekli (I), (II), (III) ve (IV) sayılı cetvellerde yer alan kamu idareleri (MİT Müsteşarlığı hariç) ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşlar, bu Kanun Hükmünde Kararnameye ekli (I) sayılı listede yer alan idarelerin merkez ve taşra teşkilatlarında; ödemeleri merkezi yönetim, sosyal güvenlik kurumu, fon, kefalet sandığı, yatırım izleme ve koordinasyon başkanlığı, gençlik hizmetleri ve spor il müdürlüğü bütçelerinden veya döner sermaye bütçelerinden, anılan liste kapsamındaki diğer idareler için ise kendi bütçelerinden karşılanan 4734 sayılı Kanun ve diğer mevzuattaki hükümler uyarınca personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alım sözleşmeleri kapsamında yükleniciler tarafından 4/12/2017 tarihi itibarıyla çalıştırılmakta olanlar;a) 657 sayılı Kanunun 48 inci maddesinin (A) bendinin (1), (4), (5), (6), (7) ve (8) numaralı alt bentlerinde belirtilen şartları taşımak,b) Herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan emeklilik, yaşlılık veya malullük aylığı almaya hak kazanmamış olmak,c) Bu kapsamda çalıştırılmalarına ilişkin olarak açtıkları davalardan ve/veya icra takiplerinden feragat edeceğine dair yazılı beyanda bulunmak, ç) En son çalıştığı idare ile daha önce kamu kurum ve kuruluşlarında alt işveren işçisi olarak çalıştığı iş sözleşmelerinden dolayı bu madde ile tanınan haklar karşılığında herhangi bir hak ve alacak talebinde bulunmayacağını ve bu haklarından feragat ettiğine dair yazılı bir sulh sözleşmesi yapmayı kabul ettiğini yazılı olarak beyan etmek,kaydıyla, bu fıkranın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren on gün içinde idaresinin hizmet alım sözleşmesinin yapıldığı birimine, sürekli işçi kadrolarında istihdam edilmek üzere yazılı olarak başvurabilirler. Başvuranların şartları taşıyıp taşımadıklarının tespiti, bu tespite itirazların karara bağlanması, şartları taşıyanların idarelerince belirlenen usul ve esaslara göre yapılacak yazılı ve/veya sözlü ya da uygulamalı sınava alınması, sınav sonuçlarına itirazların karara bağlanması ve sınavda başarılı olanların kadroya geçirilmesine ilişkin süreç bu fıkranın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren doksan gün içinde idarelerince sonuçlandırılır. Sınavlarda başarılı olanlar, varsa bu fıkranın (c) bendinde öngörülen davalardan feragat ettiklerini tevsik eden belgeyi ve/veya icra takibine konu alacaktan feragat ettiğine dair icra müdürlüğünden alınacak belgeyi ibraz etmek, bu fıkranın (ç) bendinde öngörülen sulh sözleşmesini ibraz etmek ve öngörülen şartları taşımaya devam etmek kaydıyla, sınav sonuçlarının kesinleşmesini müteakip, her bir sözleşme itibarıyla, yüklenicinin hakedişlerinin ödendiği bütçe, teşkilat ve birim/yerleşim yeri adına vize edilmiş sayılan sürekli işçi kadrolarına idarelerince topluca geçirilir. Bu fıkra kapsamında feragat edilen davalara veya takiplere ilişkin yargılama ve takip giderleri davacı veya takip eden üzerinde bırakılır ve taraflar lehine vekalet ücretine hükmolunmaz, hükmedilenler tahsil edilmez ve bu fıkranın yürürlüğe girdiği tarihe kadar tahsil edilenler ise iade edilmez. Bu fıkra kapsamında yapılacak sulh sözleşmelerinden damga vergisi alınmaz.Birinci fıkrada yer alan 4/12/2017 tarihi itibarıyla çalışıyor olmak şartının tespitinde, Sosyal Güvenlik Kurumuna verilmiş olan sigortalı işe giriş bildirgeleri, işten ayrılış bildirgesi ve aylık prim ve hizmet belgeleri esas alınır. Ancak söz konusu tarihe ilişkin olarak anılan Kuruma yasal süresi dışında verilen belgelere dayanılarak bu madde hükmünden yararlanılamaz. 4/12/2017 tarihi itibarıyla çalıştırılmakta olduğu idarelerince tespit edilenlerden, hakkında bu tarihten sonra işten ayrılış bildirgesi verilenler bu madde hükümlerinden yararlanabilir. Sürekli işçi kadrolarına geçirileceklerin kadroları, başka bir işleme gerek kalmaksızın geçiş işleminin yapıldığı tarih itibarıyla sürekli işçi unvanı ile ihdas edilmiş sayılır. İhdas edilen kadrolar ilgili idarelerce adedi, bütçe ve teşkilatı ile birimi/yerleşim yeri belirtilmek suretiyle geçiş işlemlerinin yapıldığı tarihten itibaren iki ay içinde Devlet Personel Başkanlığı ve Maliye Bakanlığına bildirilir. Sözleşmeleri askıya alınanlar ile askerde bulunanların kadroları hariç olmak üzere bu şekilde ihdas edilen sürekli işçi kadroları, herhangi bir sebeple boşalması halinde hiçbir işleme gerek kalmaksızın iptal edilmiş sayılır.Sürekli işçi kadrolarına geçirilenler, birinci fıkrada öngörülen şartları taşıdıkları sürece ve çalıştırıldıkları teşkilat ve birimde geçiş işlemi yapılmadan önceki ihale sözleşmesi kapsamındaki
Esas No : 2026/245 Karar No: 2026/244
1.
hizmetleri yürütmek üzere istihdam edilebilir. Bunların istihdam süreleri hiçbir şekilde sosyal güvenlik kurumlarından emeklilik, yaşlılık veya malullük aylığı almaya hak kazandıkları tarihi geçemez. Özel güvenlik görevlilerinden bu madde kapsamında geçiş işlemleri yapılanlar, 5188 sayılı Kanun hükümlerine de tabi olmaya devam eder. Sürekli işçi kadrolarına geçirilenlerden, geçiş işlemi yapılırken mevcut işyerinin girdiği işkolunda kurulu işyerinden bildirilenlerin ücreti ile diğer mali ve sosyal hakları, bu madde kapsamındaki idarelerde geçişten önce alt işveren işçilerini kapsayan, Yüksek Hakem Kurulu tarafından karara bağlanan ve süresi en son sona erecek toplu iş sözleşmesinin bitimine kadar bu toplu iş sözleşmesinin uygulanması suretiyle oluşan ücret ile diğer mali ve sosyal haklardan fazla olamaz. Sürekli işçi kadrolarına geçirilenlerden; geçişten önce toplu iş sözleşmesi bulunmadığından kadroya geçirildiği tarihte yürürlükte olan bireysel iş sözleşmesi hükümlerinin geçerli olduğu işçiler ile geçiş işleminden önce yapılan ve geçişten sonra yararlanmaya devam ettiği toplu iş sözleşmesi bulunmakla birlikte bu madde kapsamındaki idarelerde alt işveren işçilerini kapsayan, Yüksek Hakem Kurulu tarafından karara bağlanan ve süresi en son sona erecek toplu iş sözleşmesinin bitiminden önce toplu iş sözleşmesi sona eren işçilerin ücreti ile diğer mali ve sosyal hakları, bu madde kapsamındaki idarelerde geçişten önce alt işveren işçilerini kapsayan, Yüksek Hakem Kurulu tarafından karara bağlanan ve süresi en son sona erecek toplu iş sözleşmesine göre belirlenir. Bu madde kapsamındaki idarelerde; 6356 sayılı Kanunun geçici 7 nci maddesinde belirtilen mevcut işyerleri bakımından anılan Kanuna uygun olarak yetki başvurusunda bulunulabilir, ancak geçişi yapılan işçiler için yeni tescil edilen işyerlerinde, geçişten önce alt işveren işçilerini kapsayan, Yüksek Hakem Kurulu tarafından karara bağlanan ve süresi en son sona erecek toplu iş sözleşmesinin sona erme tarihinden sonra yetki başvurusunda bulunulabilir...'' 12. 4857 sayılı Kanun’un "Tanımlar" başlıklı 2. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:"Bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir. İşveren tarafından mal veya hizmet üretmek amacıyla maddî olan ve olmayan unsurlar ile işçinin birlikte örgütlendiği birime işyeri denir."13. 4857 sayılı Kanun'un, "Fesih bildirimine itiraz ve usulü" başlıklı 20. maddesi şöyledir: "(Değişik birinci fıkra: 12/10/2017-7036/11 md.) İş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde işe iade talebiyle, İş Mahkemeleri Kanunu hükümleri uyarınca arabulucuya başvurmak zorundadır. Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamaması hâlinde, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren, iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabilir. Taraflar anlaşırlarsa uyuşmazlık aynı sürede iş mahkemesi yerine özel hakeme de götürülebilir. Arabulucuya başvurmaksızın doğrudan dava açılması sebebiyle davanın usulden reddi hâlinde ret kararı taraflara resen tebliğ edilir. Kesinleşen ret kararının da resen tebliğinden itibaren iki hafta içinde arabulucuya başvurulabilir.Feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.(Değişik üçüncü fıkra: 12/10/2017-7036/11 md.) Dava ivedilikle sonuçlandırılır. Mahkemece verilen karar hakkında istinaf yoluna başvurulması hâlinde, bölge adliye mahkemesi ivedilikle ve kesin olarak karar verir.(İptal dördüncü fıkra: Anayasa Mahkemesinin 19/10/2005 tarihli ve E.:2003/66, K.:2005/72 sayılı Kararı ile.)"14. 4857 sayılı Kanun'un "İşverenin haklı nedenle derhal fesih hakkı" başlıklı 25. maddesinin III. bendi ile son fıkrası şöyledir:
Esas No : 2026/245 Karar No: 2026/244
1.
"Süresi belirli olsun veya olmasın işveren, aşağıda yazılı hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir: ...III- Zorlayıcı sebepler:İşçiyi işyerinde bir haftadan fazla süre ile çalışmaktan alıkoyan zorlayıcı bir sebebin ortaya çıkması...İşçi feshin yukarıdaki bentlerde öngörülen sebeplere uygun olmadığı iddiası ile 18, 20 ve 21 inci madde hükümleri çerçevesinde yargı yoluna başvurabilir."15. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun "Görev" başlıklı 5. maddesi şöyledir:" (1)İş mahkemeleri;a) 5953 sayılı Kanuna tabi gazeteciler, 854 sayılı Kanuna tabi gemiadamları, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa veya 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına,b) İdari para cezalarına itirazlar ile 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamındaki uyuşmazlıklar hariç olmak üzere Sosyal Güvenlik Kurumu veya Türkiye İş Kurumunun taraf olduğu iş ve sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklara,c) Diğer kanunlarda iş mahkemelerinin görevli olduğu belirtilen uyuşmazlıklara,ilişkin dava ve işlere bakar."V. İNCELEME VE GEREKÇEA. İlk İnceleme 16. Uyuşmazlık Mahkemesinin Kenan YAŞAR'ın Başkanlığında, Üyeler Eyüp SARICALAR, Bayram ŞEN, Döndü Deniz BİLİR, Ahmet ARSLAN, Mahmut BALLI ve Bilal ÇALIŞKAN’ın katılımlarıyla yapılan 04/05/2026 tarihli toplantısında; 2247 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre, idare mahkemesince, anılan Kanun'un 19. maddesine göre başvuruda bulunulmuş olduğu, adli ve idari yargı dava dosyalarının Uyuşmazlık Mahkemesine gönderildiği ve usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından, görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.B. Esasın İncelenmesi17. Raportör-Hâkim Şerife ÖZDOĞAN'ın davanın çözümünde adli yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan, ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ ile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın davada adli yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:18. Dava, Göztepe Prof. Dr. Süleyman Yalçın Şehir Hastanesinde 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında sürekli işçi statüsünde güvenlik görevlisi olarak görev yapan davacının, silahlı özel güvenlik kimlik kartının iptal edildiğinden bahisle, sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin 04/12/2020 tarih ve 11731 sayılı işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı ücret ve sosyal haklarına ilişkin mali haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. 19. Dava dosyasının incelenmesinde ; davacının 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname
Esas No : 2026/245 Karar No: 2026/244
1.
hükümleri kapsamında 01/04/2018 tarihinde daimi işçi kadrosuna geçerek davalı idare bünyesinde Göztepe Prof. Dr. Süleyman Yalçın Şehir Hastanesinde özel güvenlik görevlisi olarak çalışmakta iken, özel güvenlik kimlik kartının geçmişte yargılanıp daha sonra hakkında düşme kararı verilen "Uyuşturucu Madde Bulundurma Suçundan" dolayı İstanbul Valiliğinin 24/11/2020 tarih ve 2020/2940 sayılı işlemi ile iptal edildiğinden bahisle, davacının iş sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin İstanbul Valiliği İl Sağlık Müdürlüğünün 04/12.2020 tarih ve 11731 sayılı işleminin hukuka aykırı olduğu, zira davacının özel güvenlik kimlik kartının iptaline ilişkin işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açtığı davada, İstanbul 7. İdare Mahkemesinin E.2020/2016, K.2021/449 sayılı kararı ile söz konusu işlemin iptaline karar verildiği, dolayısıyla iş akdinin feshi işleminin dayanağının ortadan kalktığı ileri sürülerek davacının iş sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin İstanbul Valiliği İl Sağlık Müdürlüğünün işleminin iptali ile iş sözleşmesinin feshi nedeniyle davacının işten çıkarıldığı tarihten yeniden işe alınacağı tarihe kadar geçen süreye ait parasal haklarının (ücret ve sosyal haklarına ilişkin mali haklarının) yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle dava açıldığı anlaşılmıştır.20. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 4. maddesinde; kamu hizmetlerinin memurlar, sözleşmeli personel ve işçiler eliyle gördürüleceği hükme bağlanmış olup, kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan işçilerin de geniş anlamda kamu görevlisi oldukları hususu içtihatlarla kabul edilmekle birlikte, bunlar hakkında bu kanun hükümlerinin uygulanmayacağına işaret edilmek suretiyle, kamu kurum ve kuruluşlarında statü hukuku dışında kalan istihdam şekli de benimsenmiş olup, kamuda çalışan işçiler hakkında özel bir yasal düzenleme de öngörülmemiş bulunduğundan, bunların iş hukukuna tabi oldukları kuşkusuzdur. 21. Bu duruma göre, davalı idare ile davacı arasındaki hukuki ilişki İş Kanunu’na tabi hizmet sözleşmesine dayalı olarak kurulmuş bir iş hukuku ilişkisi niteliğini taşıdığından, davacının iş sözleşmesinin feshine ilişkin dava konusu işlemin, idarenin yetkili organı tarafından işveren sıfatıyla tesis edilmiş bir özel hukuk işlemi olduğu açıktır. Davacı hakkında davalı idare tarafından iş akdinin feshine dayanak gösterilen özel güvenlik kimlik kartının iptali ve buna ilişkin işlemin idari yargı yerince denetlenmesi hususları, iş akdinin feshi ile işe iade isteminin özel hukuk niteliğini ortadan kaldırmamaktadır.22. Aksine bir düşünce, işverenin salt bir kamu kuruluşu olması nedeniyle, statü hukukuna tabi olmayan personel hakkındaki tüm işlemlerin idari işlem niteliğinde görülerek, özel hukuk alanına dahil bulunan uyuşmazlıkların da idari yargı denetimine tabi kılınması sonucunu doğurur.23. Belirtilen tüm bu hususlara göre, İş Kanunu’na göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Kanunu’na dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözümünde iş mahkemelerinin görevli kılınmış olması, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 5. maddesi ile de 4857 sayılı İş Kanunu'nda düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına iş mahkemelerinin bakacak olması karşısında, işçi olan davacı ile işvereni arasında iş akdinden doğan iş bu davanın da görüm ve çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır.24. Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak, İstanbul 13. İdare Mahkemesinin başvurusunun kabulü ile, İstanbul Anadolu 8. İş Mahkemesinin 17/06/2021 tarih ve E.2021/70, K.2021/1111 sayılı kararının kaldırılması gerekmiştir. VI. HÜKÜM
Esas No : 2026/245 Karar No: 2026/244
1.
Açıklanan gerekçelerle;A. Davanın çözümünde ADLİ YARGININ GÖREVLİ OLDUĞUNA,B. İstanbul 13. İdare Mahkemesinin BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile İstanbul Anadolu 8. İş Mahkemesinin 17/06/2021 tarih ve E.2021/70, K.2021/1111 sayılı kararının KALDIRILMASINA, 04/05/2026 tarihinde, OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan Vekili
Üye
Üye
Üye
Kenan
Eyüp
Bayram
Döndü Deniz
YAŞAR
SARICALAR
ŞEN
BİLİR
Üye
Üye
Üye
Ahmet
Mahmut
Bilal
ARSLAN
BALLI
ÇALIŞKAN