T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/268KARAR NO : 2026/211KARAR TR : 04/05/2026ÖZET:Adli yargı yerince verilen davanın reddine ilişkin karar, yargı yolu bakımından bir görevsizlik kararı niteliğinde olmadığından, 2247 sayılı Kanun'un 14. maddesinde öngörülen koşulları taşımayan BAŞVURUNUN, aynı Kanun'un 27. maddesi uyarınca REDDİ gerektiği hk. K A R A R Davacılar
: 1-A. Ö.
2-Z. Ö.
3-N. Ö.
4-Z. Ö.
5-R. Ö.
6-S. Ö.
Vekili
: Av. N. C. Ç.
Davalılar : 1-Çarşamba Maliye Hazinesi (Adli Yargıda)Vekili
: Av. K. P.
2-M. K.
(Adli Yargıda)Vekili : Av. M. İ.
3-Çarşamba Kaymakamlığı (İdari Yargıda)I. DAVA KONUSU OLAY1. Davacılar vekili, müvekkillerinin H.Ö' nün mirasçısı olduklarını, dava konusu
,
,
nde kain
,
sayılı taşınmazın müvekkillerinin zilyetliğinde olduğunu, söz konusu parselin geldisinin Vakıfköprü 0 ada, 405 parsel olup ilk tapulamasının dava dışı A.S. adına 1969 yılında tescil edildiğini, birkaç kez el değiştiren bu taşınmazın murisleri H.Ö ile dava dışı F.Ö., A.Ö. ve davalılardan M.K. tarafından 1997 yılında hisseli şekilde satın alındığını,
in ifraz sonucu oluşmuş güncel halinin ise
nde kain
, 204, 205, 206 ve 207 parsellerin toplamından oluştuğunu, müvekkillerinin murisi H.Ö. ile dava dışı F.Ö., A.Ö. ve davalılardan M.K.'nın zilyetliklerinin ifraz öncesi kullanımları ile aynı olduğunu, dava konusu taşınmazın geldisi olan 0 ada, 405 parsel ilk tapulamada özel mülkiyete konu edilmiş ise de, orman alanı olduğundan ve 2B kapsamında Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığından bahisle, Maliye Hazinesince müvekkillerinin murisi H.Ö. ile dava dışı F.Ö., A.Ö. ve davalılardan M.K. 'ya karşı açılan tapu iptal tescil davasının kabulü sonucunda davaya konu parselin tümüyle Maliye Hazinesi adına tescil edildiğini, söz konusu
orman alanından çıkarılıp Maliye Hazinesi adına tescil edildiğinden hak sahiplerine iadesi veya satışı için kullanım kadastrosu çalışması yürütülüp, bu çalışmanın ise Vakıfköprü 0 ada, 405 parsel olarak değil, ifraz sonucu oluşan 4 parsel üzerinden tamamlanıp bu çalışma sonucunda da Kumtepe
, 204 parselin dava dışı A.Ö.;
,
in müvekkillerinin murisi H.Ö.;
, 206 parselin dava dışı F.Ö.;
, 207 parselin ise davalılardan M.K. adına tespit gördüğünü, 6292 sayılı ''Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun'' un 7. maddesi
Esas No : 2026/268 Karar No: 2026/211
uyarınca Vakıfköprü
den ifrazla oluşan
, 205, 206 ve 207 parsellerin başvurulara göre iade işlemlerinin başladığını, 204 parsel için başvuru yapılmadığından davalı Maliye Hazinesi uhdesinde bırakıldığını, 206 ve 207 parseller hak sahiplerine doğru şekilde iade edilmişken
in ise hatalı değerlendirme ile müvekkillerinin murisi H.Ö. ile dava dışı A.Ö. ve davalılardan M.K. adına iade edildiğini, davalı Maliye Hazinesinin diğer davalı M.K. adına gerçekleştirdiği tescil işleminin yolsuz olduğunu, zira
de diğer davalı M.K.'nin hiçbir zilyetlik ve mülkiyeti bulunmayıp bu taşınmazın müvekkillerinin murisi H.Ö.'nün zilyetlik ve mülkiyetinde olduğunu, davalı Maliye Hazinesi tarafından yönünden yanılgıya düşülerek eski hisseler oranında diğer davalı M.K.'ya iade işlemi yapıldığını belirterek, dava konusu
in davalılardan M.K. adına olan tapu kaydının iptali ile müvekkilleri adına tapuya kayıt ve tescili istemiyle Çarşamba Maliye Hazinesi ve M. K.
aleyhine adli yargı yerinde dava açmıştır.II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİN BAŞVURU SÜRECİA. Adli Yargıda2. Çarşamba 3. Asliye Hukuk Mahkemesi 16/04/2025 tarih ve E.2024/131, K.2025/96 sayılı kararı ile, davanın usulden reddine karar vermiş, bu kararın istinaf edilmesi üzerine Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi 03/07/2025 tarih ve E.2025/983, K.2025/926 sayılı kararı ile istinaf başvurusunun reddine karar vermiş, bu kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 08/12/2025 tarih ve E.2025/5610, K.2025/7351 sayılı kararı ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermiş ve Mahkeme kararı kesinleşmiştir. Mahkeme kararının ilgili kısımları şöyledir: "...Dava, kullanım kadastrosuna tabi tutulan ve 6292 sayılı yasa gereği satışı yapılan taşınmazın tapu kaydının iptali ve tescili istemine ilişkindir.Her ne kadar davacı taraf yolsuz tescilden bahsederek dava konusu taşınmazın tapusunun iptali ile miras payı oranında davacı adına tesciline ilişkin dava açılmış ise de, getirtilen belgeler, dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; somut olayda taşınmaz 6292 sayılı yasa uyarınca dava tarihinden önceki tarih olan 20/06/2023 tarihinde satılarak davalı adına tescil edilmiştir. 6292 Sayılı Kanun gereğince mülkiyetin taşınmazın beyanlar hanesinde kullanıcı olarak belirlenen kişiye satabileceğinin belirtildiği, kullanım kadastrosu kesinleşerek tapuya tescil edilen taşınmazın beyanlar hanesindeki şerhe veya tapu iptaline yönelik davanın dinlenebilmesi için davanın, 6292 Sayılı Yasa uyarınca taşınmazın satış işleminden önceki bir tarihte ve Hazineye yöneltilerek açılması gerektiği, taşınmazın 3. şahıs adına tapuya tescil edildikten sonra şerhe ve tapu iptaline yönelik davanın dinlenme olanağı bulunmadığı, Yargıtay uygulamalarının da bu doğrultuda olduğu (Yargıtay 16. HD, 2016/2873 Esas, 2016/6642 Karar- 2016/1338 Esas, 2016/6391 Karar), anlaşılmakla davanın usulden reddine karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacının davasının usulden reddine..."3. Davacılar vekili bu kez,
,
,
,
ve 205 sayılı parselin müvekkillerinin mülkiyeti ve zilyetliğinde olmasına rağmen yapılan kadastro çalışması sonrasında dava dışı M. K.
adına tescil edildiğini, söz konusu tescilin yolsuz olduğunu ileri sürerek iadesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin Çarşamba Kaymakamlığı Milli Emlak Şefliği'nin 02/05/2025 tarih ve 12405343 sayılı işlemin,
sayılı taşınmazın M.K. adına tescil edilmesini sağlayan 19/06/2023 tarih ve 6710208 sayılı işlemin ve M.K. adına tesis edilmiş 14/06/2023 tarihli hak sahipliği belgesinin iptali istemiyle idari yargı yerinde dava açmıştır.B. İdari Yargıda
Esas No : 2026/268 Karar No: 2026/211
4. Samsun 1. İdare Mahkemesi 14/05/2025 tarih ve E.2025/484, K.2025/653 sayılı kararı ile, dava konusu edilen konuların farklı yargı kolunda farklı usuli ve maddi denetime tabi olduğu, dava dışı kişi adına düzenlenen hak sahipliği belgesinin iptali istemi için ayrı, diğer kısımları için ise ayrı dava açılması gerekirken, taleplerin tek bir dilekçe ile dava açıldığından, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15/1.-d maddesi uyarınca dilekçenin reddine karar vermiştir. 5. Davacılar vekili yenileme dilekçesi ile, Çarşamba Kaymakamlığı Milli Emlak Şefliğinin 02/05/2025 tarih ve 12405343 sayılı ret işleminin iptali ve bu işlemin dayanağı olan
,
,
,
ve
sayılı taşınmazın M.K. adına tescil edilmesini sağlayan 19/06/2023 tarih ve 6710208 sayılı işlemin iptali istemiyle Çarşamba Kaymakamlığına karşı dava açmıştır.6. Samsun 1. İdare Mahkemesi 16/07/2025 tarih ve E.2025/744, K.2025/887 sayılı kararı ile, davacı talebinin doğrudan tapu idaresinden tapu sicilinde değişiklik yapılması yönünde olduğu, davalı idarenin bu talep bakımından bir mahkeme kararı olmaksızın herhangi bir değerlendirme yaparak işlem tesis edemeyeceği gerekçesiyle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15/1-a maddesi uyarınca davanın görev yönünden reddine karar vermiş, bu karara karşı istinaf talebinde bulunulması üzerine, Samsun Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesi 09/12/2025 tarih ve E.2025/1916, K.2025/2547 sayılı kararı ile, davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine kesin olarak karar vermiş, görevsizlik kararı kesinleşmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir: "...Dava dilekçesi ve eklerinin incelemesinden, davacının zilyetliğinde bulunduğunu ileri sürdüğü ve bu sebepten hak iddia ettiği
,
,
,
sayılı taşınmazın eski hisseler hatalı olarak değerlendirilerek dava dışı M. K.
adına tescil edildiği ileri sürülerek, söz konusu tescilin yolsuz olduğu iddiasıyla iadesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin Çarşamba Kaymakamlığı Milli Emlak Şefliği'nin 02/05/2025 tarih ve 12405343 sayılı işlemin ve taşınmazın M. K.
adına tescil edilmesine ilişkin 19/06/2023 tarih ve 6710208 sayılı işlemin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.Tapu sicilinde tescil, terkin ve tashih istemlerinden kaynaklanan uyuşmazlıklar; kural olarak, bu istemlerin mülkiyet veya sınırlı ayni hakların doğması, kısıtlanması ya da ortadan kalkmasına yönelik olması nedeniyle, adli yargı yerinin görevine girmektedir. Tapu idaresince tesis edilmiş bir işlemin idari yargı yerinde 2577 sayılı Kanun'un 2.maddesi kapsamında idari davaya konu olabilmesi, yerleşik yargı içtihatlarında da kabul edildiği üzere, tapu idaresinden yapılması istenilen işleme konu istemin basit maddi hata kaynaklı bir düzeltme mahiyetinde olması ya da tapu idaresinin kendi tasarrufu ile tesis etmiş olduğu idari işlem mahiyetinde (örneğin imar planı uygulaması olan parselasyon veya kamulaştırma işlemleri hakkında yapılan başvurularda kendi tasarrufu ile tapuya tescil yapılmaması, tapuya tescilin farklı şekilde yapılması veya buna ilişkin düzeltme taleplerinin reddi gibi) bir işlem olması gerekmektedir.Bakılan davada, davacı talebinin doğrudan tapu idaresinden tapu sicilinde değişiklik yapılması yönünde bir talep olduğu, bir başka ifade ile tescil sonucu doğuracak bir talep olduğu, davalı idarenin bu talep kapsamında bakımından bir mahkeme kararı olmaksızın herhangi bir değerlendirme yaparak işlem tesis edemeyeceği dikkate alındığında, yukarıda yer verilen mevzuat kapsamında ortada idari yargı yetkisi kapsamına giren bir idari dava bulunmadığı ve uyuşmazlığın çözümünün, anılan Medeni Kanun hükümleri uyarınca adli yargı merciilerinin görevine girdiği ve Mahkememizin görevsiz olduğu sonucuna varılmıştır.Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi uyarınca davanın görev yönünden reddine..."7. Davacılar vekilinin, 2247 sayılı Kanun’un 14. maddesine göre doğduğunu öne
Esas No : 2026/268 Karar No: 2026/211
sürdüğü olumsuz görev uyuşmazlığının giderilmesi istemiyle başvurması üzerine, Çarşamba 3. Asliye Hukuk Mahkemesince dava dosyaları UYAP üzerinden Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmiştir.III. İLGİLİ HUKUK8. Anayasa'nın "Uyuşmazlık Mahkemesi" başlıklı 158. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"Uyuşmazlık Mahkemesi adli ve idari yargı mercileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözümlemeye yetkilidir..." 9. 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun’un "Mahkemenin görevi" başlıklı 1. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:“Uyuşmazlık Mahkemesi; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile görevlendirilmiş, adli ve idari yargı mercileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözmeye yetkili ve bu kanunla kurulup görev yapan bağımsız bir yüksek mahkemedir.10. 2247 sayılı Kanun’un "Olumsuz görev uyuşmazlığı" başlıklı 14. maddesi şöyledir:“ (Değişik birinci fıkra: 02.07.2018 - KHK – 703/183 - g md.)Olumsuz görev uyuşmazlığının bulunduğunun ileri sürülebilmesi için adli ve idari yargı mercilerinin tarafları, konusu ve sebebi aynı olan davada kendilerini görevsiz görmeleri ve bu yolda verdikleri kararların kesin veya kesinleşmiş olması gerekir.(Değişik ikinci fıkra: 02.07.2018 - KHK-703/183 - g md.)Bu uyuşmazlığın giderilmesi istemi, ancak davanın taraflarınca (…) ileri sürülebilir.”11. 2247 sayılı Kanun'un "İncelemede izlenecek sıra" başlıklı 27. maddesi şöyledir: "Uyuşmazlık Mahkemesi, uyuşmazlık çıkarmaya veya görev uyuşmazlıklarına ilişkin istemleri önce şekil ve süre açısından inceler; yöntemine uymayan veya süresi içinde ileri sürülmemiş istemleri reddeder." IV. İNCELEME VE GEREKÇE12. Uyuşmazlık Mahkemesinin Kenan YAŞAR'ın Başkanlığında, Üyeler Eyüp SARICALAR, Bayram ŞEN, Döndü Deniz BİLİR, Ahmet ARSLAN, Mahmut BALLI ve Bilal ÇALIŞKAN’ın katılımlarıyla yapılan 04/05/2026 tarihli toplantısında; Raportör-Hakim Hatice COŞKUN’un, 2247 sayılı Kanun’da öngörülen koşulları taşımayan başvurunun reddi gerektiği yolundaki raporu ve dosyadaki belgeler okunduktan, ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ ile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın davada başvurunun reddi gerektiği yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:13. Başvurunun incelenebilmesi için 2247 sayılı Kanun'un 14. maddesinde öngörülen koşulların bulunması gerektiği tartışmasızdır.14. Mevzuat kısmında belirtilen düzenlemelere göre, davanın taraflarınca 14. madde kapsamında Uyuşmazlık Mahkemesine başvurulabilmesi için, adli ve idari yargı yerlerince, tarafları, konusu ve sebebi aynı olan davada yargı yolu bakımından verilmiş görevsizlik kararlarının bulunması ve bu kararların kesin veya kesinleşmiş olması gerekmektedir.
Esas No : 2026/268 Karar No: 2026/211
15. Dava dosyalarının incelenmesinden, davacıların
,
,
,
ve 205 sayılı parselin davacıların mülkiyeti ve zilyetliğinde olmasına rağmen yapılan kadastro çalışması sonrasında davalılardan M.K. adına tescil edildiğini, söz konusu tescilin yolsuz olduğunu ileri sürerek, dava konusu
in davalılardan M.K. adına olan tapu kaydının iptali ile müvekkilleri adına tapuya kayıt ve tescili istemiyle Maliye Hazinesi ve M.K. aleyhine ilk olarak adli yargı yerinde dava açıldığı, adli yargı yerince, '' somut olayda taşınmazın 6292 sayılı Yasa uyarınca dava tarihinden önceki tarih olan 20/06/2023 tarihinde satılarak davalı adına tescil edildiği, 6292 sayılı Kanun gereğince mülkiyetin taşınmazın beyanlar hanesinde kullanıcı olarak belirlenen kişiye satabileceğinin belirtildiği, kullanım kadastrosu kesinleşerek tapuya tescil edilen taşınmazın beyanlar hanesindeki şerhe veya tapu iptaline yönelik davanın dinlenebilmesi için davanın, 6292 sayılı Yasa uyarınca taşınmazın satış işleminden önceki bir tarihte ve Hazineye yöneltilerek açılması gerektiği, taşınmazın 3. şahıs adına tapuya tescil edildikten sonra şerhe ve tapu iptaline yönelik davanın dinlenme olanağı bulunmadığı'' gerekçesiyle ''davanın usulden reddine'' karar verdiği ve kararın kesinleştiği, bu kararın uyuşmazlığın çözümünde idari yargının görevli olduğuna yönelik bulunmadığı, diğer bir anlatımla yargı yolu bakımından bir görevsizlik kararı niteliğinde olmadığı anlaşılmıştır.16. Görüldüğü üzere, idari yargı yerince davanın görev yönünden reddine karar verilmesine karşılık adli yargı yeri kararının, idari yargı yerinin görevli olduğu gerekçesiyle verilmiş yargı yoluna ilişkin bir görevsizlik kararı niteliğinde olmadığı, uyuşmazlığın esasının incelenmesi suretiyle, davanın usulden reddine yönelik olarak verilmiş bir karar olduğundan, adli yargı yerince verilmiş bir görevsizlik kararı bulunduğundan söz edilemeyecektir. 17. Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak, 2247 sayılı Kanun'un 14. maddesinde öngörülen koşulları taşımayan başvurunun, aynı Kanun'un 27. maddesi uyarınca reddi gerekmiştir.V. HÜKÜMAçıklanan gerekçelerle;2247 sayılı Kanun'un 14. maddesinde öngörülen koşulları taşımayan BAŞVURUNUN, aynı Kanun'un 27. maddesi uyarınca REDDİNE,04/05/2026 tarihinde OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan Vekili
Üye
Üye
Üye
Kenan
Eyüp
Bayram
Döndü Deniz
YAŞAR
SARICALAR
ŞEN
BİLİR
Üye
Üye
Üye
Ahmet
Mahmut
Bilal
ARSLAN
BALLIÇALIŞKAN