T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/235
KARAR NO : 2020/235
KARAR TR : 27.04.2020
ÖZET: 4207 sayılı Tütün Ürünlerinin Zararlarının Önlenmesi ve Kontrolü Hakkında Kanun’un 5. maddesinin on altıncı fıkrası uyarınca verilen idari para cezasının iptali istemiyle açılan davanın ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.
K A R A R
Davacı : O. Kafeteryaİşletmeciliği Gıd. İnş. San. ve Tic Ltd.Şti. Vekili : Av. A.A. Davalı : BucaKaymakamlığı Vekili : Av. Y.A. OLAY : Buca Kaymakamlığı’nın24.09.2018 gün ve 2018/190 sayılı İdari Yaptırımkararı ile, davacı şirket tarafındanişletilen “Galata Çaycısı” isimli işletmede,08.08.2018 günü yapılan denetim sırasında, 4207sayılı Tütün Ürünlerinin ZararlarınınÖnlenmesi ve Kontrolü Hakkında Kanun’un 2. maddesininilgili fıkraları gereği kapalı alanda tütünürünü tüketilmemesine ilişkin yasaklarınuygulanması ve tedbirlerin alınması ile ilgiliyükümlülüklerin yerine getirilmediğinden bahisle, biryıllık dönemde birinci tekerrür nedeniyle 4207 sayılıKanun’un 5. maddesinin on altıncı fıkrasıuyarınca davacı şirket adına 3.402,00 TL idari paracezası verilmiştir. Davacı vekili, idaripara cezasının iptali istemiyle adli yargı yerine itirazdabulunmuştur. İzmir6. Sulh Ceza Hâkimliği, 27.09.2019 gün ve D.İş:2019/1989sayılı kararı ile, idari para cezasına karşıyapılan itirazı esastan inceleyerek, itirazın reddine kararvermiş, davacı vekili tarafından yapılan itirazın, İzmir7. Sulh Ceza Hâkimliği’nin 02.12.2019 gün veD.İş No: 2019/1797 sayılı kararı ile kabulüne, İzmir6. Sulh Ceza Hâkimliği’nin 27.09.2019 gün veD.İş:2019/1989 sayılı kararınınkaldırılmasına kesin olarak karar verilmiştir. İZMİR6. SULH CEZA HÂKİMLİĞİ: 10.12.2019 gün veD.İş No: 2019/6424 sayı ile; 5326 sayılı Yasa’nın27/8. maddesi uyarınca idari yaptırım kararınınverildiği işlem kapsamında aynı kişi ile ilgili olarakidari yargının görev alanına giren kararların daverilmiş olması halinde idari yaptırım kararınailişkin hukuka aykırılık iddiaları bu işleminiptali talebiyle birlikte idari yargı merciinde görülürhükmünün bulunduğu, dosyanın incelenmesindebaşvuruya konu işletme hakkında verilen kapatma kararınınidari yargı yerinde dava konusu edildiğininanlaşıldığı, bu nedenle itiraz konusu idari paracezası hakkında 5326 sayılı Yasa’nın 27/8.maddesi uyarınca idari yargının görevli olduğu, hâkimliğinbaşvuru konusu hakkında yargı yolu bakımındangörevsiz olduğu gerekçesiyle itirazın görevyönünden reddine karar vermiş, davalı vekilitarafından yapılan itiraz, İzmir 7. Sulh CezaHâkimliği’nin 08.01.2020 gün ve D.İş No:2020/77 sayılı kararı ile kesin olarak reddedilmiştir. Davacı vekili, bu kez aynı istemle idari yargı yerinde davaaçmıştır. İZMİR 6.İDARE MAHKEMESİ: 03.03.2020 gün ve E:2020/84 sayı ile, davacışirket hakkında verilen idari para cezasına ilişkinişlem kapsamında işyerinin kapatılması ile ilgiliherhangi bir karar alınmadığı, davacı şirkete aitişyerinin, ayrı bir işlem olan BucaKaymakamlığı’nın 14.12.2018 gün ve2018/245 sayılı işlemi ile 3. tekerrür sebebiyle 10gün süre ile kapatılmasına karar verildiği, bu durumdaidari para cezasına karşı açılan işbudavanın görüm ve çözümünde, anılanKanun’un 27/1. maddesi uyarınca adli yargı yerinin görevliolduğu sonucunavarıldığı açıklanarak, 2247 sayılıUyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişiHakkında Kanun’un 19. maddesi uyarınca görevli yargıyerinin belirlenmesi için Uyuşmazlık Mahkemesine başvurulmasınave davanın incelenmesinin Uyuşmazlık Mahkemesince kararverilinceye kadar ertelenmesine karar vermiştir. Dosyanın incelenmesinde, davayakonu işletmeye ikinci tekerrürü nedeniyle de idari paracezası verildiği ve işyerinin 10 gün süre ile kapatılmasınakarar verildiği, kapatma kararına karşı davacıvekilince idari yargı yerinde açılan davada, İzmir 3. İdare Mahkemesi’nin 05.07.2019gün ve E:2019/262, K:2019/982 sayılı kararı ile dava konusuişlemin iptaline karar verildiği, davalı vekilince yapılanistinaf başvurusunun İzmir Bölge İdare Mahkemesi 6.İdare Dava Dairesi’nin 12.11.2019 gün ve E:2019/2215,K:2019/2184 sayılı kararı ile reddine kesin olarak kararverildiği dosya içinde bulunan kararlardananlaşılmıştır. İNCELEME VE GEREKÇE: Uyuşmazlık MahkemesininHicabiDURSUN’un başkanlığında, ÜyelerŞükrü BOZER, Mehmet AKSU, Suat ARSLAN, Aydemir TUNÇ,Nurdane TOPUZ ve Ahmet ARSLAN’ın katılımlarıylayapılan 27.04.2020 tarihli toplantısında: I-İLKİNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre; İdare Mahkemesince, 2247sayılı Yasa’nın 19. maddesine göre başvurudabulunulmuş olduğu, idari yargı dosyasının Mahkemece,ekinde adli yargı dosyası da temin edilerek UyuşmazlıkMahkemesi’ne gönderildiği ve usule ilişkin işlemlerdeherhangi bir noksanlık bulunmadığıanlaşıldığından görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi. II-ESASINİNCELENMESİ: Raportör-Hakim Gülten FatmaBÜYÜKEREN’in, davanın çözümünde adliyargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadakibelgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilenYargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahimÇİFTÇİ ile Danıştay Savcısı YakupBAL’ın adli yargının görevli olduğu yolundakisözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava, 4207 sayılıTütün Ürünlerinin Zararlarının Önlenmesi veKontrolü Hakkında Kanun’un 5. maddesinin on altıncıfıkrası uyarınca verilen idari para cezasının iptali istemiyleaçılmıştır. 4207 sayılıKanun’un “Ceza hükümleri”başlığı altında düzenlenen 5. maddesinin ikincifıkrasında, “ (Değişik: 13/2/2011-6111/202 md.) 2nci maddenin (a) bendi hariç birinci,üçüncü, dördüncü ve beşincifıkralarında belirtilen yasakların uygulanması vetedbirlerin alınması ile ilgili yükümlülükleriniyerine getirmeyen işletme sorumlularına, mahalli mülki amirtarafından bin Türk Lirasından beş bin TürkLirasına kadar idarî para cezası verilir.”; on altıncı fıkrasında, “ (Ek:13/2/2011-6111/202 md.; Değişik: 24/5/2013-6487/27 md.) Bu maddedekicezaları gerektiren fiillerin bir yıllık dönemdetekerrürü hâlinde idari para cezası bir kat; ikincitekerrürü hâlinde iki kat artırılarak verilir.Aynı dönemdeki üçüncü tekerrürde deiş yeri on günden bir aya kadar kapatılır.”denilmiş; “Tütünürünlerinin yasaklanması” başlığıaltında düzenlenen 2. maddesinin birinci fıkrasında ise,“Tütün ürünleri; a) Kamu hizmet binalarınınkapalı alanlarında, b)Koridorları dahil olmak üzere her türlü eğitim,sağlık, üretim, ticaret, sosyal, kültürel, spor, eğlence ve benzeriamaçlı özel hukuk kişilerine ait olan ve birdençok kişinin girebileceği (ikamete mahsus konutlarhariç) binaların kapalı alanlarında, c) (Değişik:24/5/2013-6487/26 md.) Hususi araçların sürücükoltukları ile taksi hizmeti verenler dâhil olmak üzere karayolu,demiryolu, denizyolu ve havayolu toplu taşımaaraçlarında, ç) Okul öncesieğitim kurumlarının, dershaneler, özel eğitim veöğretim kurumları dahil olmak üzere ilk ve ortaöğrenim kurumlarının, kültür ve sosyal hizmetbinalarının kapalı ve açık alanlarında, d) Özel hukukkişilerine ait olan lokantalar ile kahvehane, kafeterya, birahane gibieğlence hizmeti verilen işletmelerde, tüketilemez…..” hükmü yer almıştır. Olayda, dava 4207 sayılıTütün Ürünlerinin Zararlarının Önlenmesi veKontrolü Hakkında Kanun uyarınca verilen idari paracezasının iptali istemiyle açılmış olup, 4207sayılı Kanun’da, idari para cezasına karşı kanunyoluna ilişkin bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Öte yandan; 30.3.2005gün ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 6.12.2006gün ve 5560 sayılı Yasa’nın 31. maddesiyledeğiştirilen 3. maddesinde, “ (1) Bu Kanunun; a) İdarîyaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkinhükümleri, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmamasıhalinde, b) Diğer genelhükümleri, idarî para cezası veya mülkiyetin kamuyageçirilmesi yaptırımını gerektiren bütünfiiller hakkında, uygulanır.”; 16. maddesinde,“(1) Kabahatler karşılığında uygulanacak olanidarî yaptırımlar, idarî para cezası ve idarîtedbirlerden ibarettir. (2)İdarî tedbirler, mülkiyetin kamuya geçirilmesi ve ilgilikanunlarda yer alan diğer tedbirlerdir”; 19. maddesinde, “(1)Diğer kanunlarda kabahat karşılığındaöngörülen belirli bir süre için; a) Bir meslek ve sanatınyerine getirilmemesi, b)İşyerinin kapatılması, c) Ruhsat veyaehliyetin geri alınması, d)Kara, deniz veya hava nakil aracının trafikten veya seyrüseferdenalıkonulması, Gibi yaptırımlarailişkin hükümler, ilgili kanunlarda bu Kanunhükümlerine uygun değişiklik yapılıncaya kadarsaklıdır”; Kanunun “Başvuru yolu”başlıklı 27. maddesinin 1. fıkrasında ise,“İdari para cezası ve mülkiyetin kamuyageçirilmesine ilişkin idari yaptırım kararınakarşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren engeç onbeş gün içinde, sulh ceza mahkemesinebaşvurulabilir. Bu süre içinde başvurununyapılmamış olması halinde idari yaptırımkararı kesinleşir” düzenlemeleri yeralmıştır. Aynı maddeye 5560sayılı Kanun ile eklenen sekizinci fıkrada ise; idariyaptırım kararının verildiği işlemkapsamında aynı kişi ile ilgili olarak idari yargınıngörev alanına giren kararların da verilmiş olmasıhalinde; idari yaptırım kararına ilişkin hukukaaykırılık iddialarının, bu işlemin iptalitalebiyle birlikte idari yargı merciinde görüleceği kuralabağlanmış, bu maddenin gerekçesinde de buhükümle, Kabahatler Kanunu'ndaki düzenlemelerin ortayaçıkardığı bağlantı sorununaçözüm getirilmesinin amaçlandığı ifadeedilmiştir. 19.12.2006 tarihindeyürürlüğe giren bu düzenlemeye göre, Kabahatler Kanunu’nun; idari yaptırım kararlarınakarşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğerkanunlarda aksine hüküm bulunmaması halindeuygulanacağı; diğer kanunlarda görevli mahkemeningösterilmesi durumunda ise uygulanmayacağı ancak; idariyaptırım kararının verildiği işlemkapsamında aynı kişi ile ilgili olarak idari yargınıngörev alanına giren kararların da verilmiş olmasıhalinde; idari yaptırım kararına ilişkin hukukaaykırılık iddialarının, bu işlemin iptalitalebiyle birlikte idari yargı merciinde görüleceğianlaşılmaktadır. Uyuşmazlık MahkemesiHukuk Bölümü’nce, idari para cezasıyönünden oluşan olumsuz görevuyuşmazlıklarının çözümünde, idaripara cezasına konu işlem kapsamında aynı kişi ileilgili olarak idari yargının görev alanına girenkararın da verilmiş olması ve dosya içeriğinden bukararın idari yargı yerinde dava konusu edildiğininanlaşılması halinde; idari para cezasına ilişkinkararın hukuka aykırılığıiddiasının da, idari yargı yerinde görüleceğisonucuna varılarak, idari yargı yerince verilen görevsizlikkararlarının kaldırılmasına karar verilmişise de, somut olayda, davacıya ait işyerinin 4207sayılı Kanun’un 5. maddesinin onaltıncıfıkrasına dayanılarak ve bu fıkradaöngörülen sürelere uygun olarak süresiz değil,belirli bir süre için (10 gün) kapatılmasına kararverildiği ve idari yargı yerinde dava konusu edildiğianlaşılmış ise de; 5326 sayılı KabahatlerKanunu’nun “Saklı tutulan hükümler”başlığını taşıyan 19. maddesinde,“diğer kanunlarda kabahat karşılığındaöngörülen belirli bir süre için, …..İşyerinin kapatılması …….gibiyaptırımlara ilişkin hükümler, ilgili kanunlarda buKanun hükümlerine uygun değişiklik yapılıncayakadar saklıdır” denilerek, ilgili kanununda, bu Kanunhükümlerine uygun değişiklik yapılıncaya kadarsaklı tutulan, başka bir deyişle, belirtilen istisnalariçinde sayılan yaptırımlardan biri olan“işyerinin kapatılması”na ilişkinhükmün, 13.2.2011 tarih ve 6111 sayılı Kanun’un 202.maddesiyle 4207 sayılı Kanun’da ilk kez, 24.5.2013 tarih ve6487 sayılı Kanun’un 27. maddesiyle de değiştirilerekyeniden düzenlendiği ve bu karara karşı kanun yolunailişkin bir düzenlemeye yer verilmediğigözetildiğinde, oluşan olumsuz görevuyuşmazlığının çözümünde,işyerinin belirli bir süre kapatılmasına ilişkin kararıniptali istemiyle idari yargı yerinde açılan davanın biröneminin bulunmadığı, davanın adli yargı yerindegörüleceği açıktır. Görev kuralları kamudüzenine ilişkin olduğundan, görev konusunda taraflariçin bir müktesep hak doğmayacağı; bu nedenle, yenibir yasayla kabul edilen görev kurallarının, geçmişede etkili olacağı, bilinen bir genel hukuk ilkesidir. Davanınaçıldığı andaki kurallara göre görevliolan mahkeme, yeni bir yasa ile görevsiz hale gelmiş ise,(davanın açıldığı anda görevli olan ve fakatyeni yasaya göre görevsiz hale gelen) mahkemenin görevsizlikkararı vermesi gerekeceği; ancak, yeni yasadaki görevkuralının, değişikliğin yürürlüğegirmesinden sonra açılacak davalarda uygulanacağına dairintikal hükümlerinin varlığı halinde, mahkemecegörevsizlik kararı verilemeyeceği açıktır. Diğertaraftan, dava görevsiz mahkemede açılmış, busırada yapılan bir kanun değişikliği ile görevsizmahkeme o dava için görevli hale gelmiş ise, mahkeme,artık görevsizlik kararı veremeyip (yeni kanuna göre görevlihale geldiği için) davaya bakmaya devam etmesi gerekir. İncelenenuyuşmazlıkta, 4207 sayılı Kanun’un 5. maddesininikinci ve on altıncı fıkraları uyarınca verilen idaripara cezasının 5326 sayılı Kanun’un 16. maddesindebelirtilen idari yaptırım türlerinden biri olduğu, 4207sayılı Kanun’da da idari para cezasına itiraz konusundagörevli mahkemenin gösterilmediğianlaşılmıştır. Bu durumda, Kabahatler Kanunu’nun5560 sayılı Kanun’la değişik 3. maddesindebelirtildiği üzere, idarî yaptırım kararlarınakarşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğerkanunlarda aksine hüküm bulunmaması halindeuygulanacağı nedeniyle, görevli mahkemenin belirlenmesinde 5326sayılı Yasa hükümleri dikkate alınacağından,idari para cezasına karşı açılan davanıngörüm ve çözümünde, anılan Kanunun 27.maddesinin (1) numaralı bendi uyarınca adli yargı yeriningörevli olduğu sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle,İzmir 6. İdare Mahkemesince yapılan başvurunun kabulüile, İzmir 6. Sulh Ceza Hâkimliğince verilen 10.12.2019 gün ve D.İş No: 2019/6424 sayılıgörevsizlik kararının kaldırılmasıgerekmiştir. S O N U Ç: Davanınçözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna,bu nedenle İzmir 6. İdare Mahkemesince yapılan BAŞVURUNUNKABULÜ ile, İzmir 6. Sulh Ceza Hâkimliğince verilen 10.12.2019 gün ve D.İş No: 2019/6424sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 27.04.2020 gününde OY BİRLİĞİİLE KESİN OLARAK karar verildi. Başkan Hicabi DURSUN Üye Şükrü BOZER Üye Mehmet AKSU Üye Suat ARSLAN Üye Aydemir TUNÇ Üye Nurdane TOPUZ Üye Ahmet ARSLAN
Full & Egal Universal Law Academy