T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020 / 85
KARAR NO : 2020 / 120
KARAR TR : 24.2.2020
ÖZET: Karayolunda meydana gelen trafik kazasında uğranılan zararın tazmini istemiyle açılan davanın, 2918 sayılı Yasanın 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi kapsamında ADLİ YARGI YERİNDE görülmesi gerektiği hk.
K A R A R
Davacı : T.B. Su Ürünleri Tarım VeHayvancılık San. Tic.Ltd.Şti.
Vekilleri : Av. K.A. ve diğ.
Davalı : Karayolları Genel Müdürlüğü
Vekili : Av. A.D.
O L A Y : Davacı vekili dilekçesinde; müvekkilişirket adına kayıtlı 35 … 3200 plakalıaracın, sürücüsünün sevk ve idaresinde 03.01.2018tarihinde İzmir’den Çeşme Yönüne İzmir-Çeşmeotobanında akşam saat 19:00 sıralarında seyir halindeyken,Çeşme Otoban gişelerine yaklaşık 7-8 kilometre kalaotobanda bir anda karşısına bir domuzsürüsünün çıkması ile domuzlaraaracın ön tampon kısmının çarpmasıneticesinde trafik kazası meydana geldiğini, sonrasındasürücünün Otoban Yol Emniyet ve Kontrol Devriyesine habervermesi ile olay yerine geldiklerinde, otobanda emniyet şeridinde iki veyolun kenarında da iki olmak üzere 4 adet domuzunölmüş olduğunun tespit edildiğini, idarenin yasa gereğincekendisine yüklenen görevlerini yerine getirmediğinden ve trafikkazası neticesinde kaza ve hasarın oluştuğundan bahisle; fazlayailişkin hakları saklı kalmak kaydıyla araçta meydanagelen 4.412,00-TL.lik hasarın, kazanın oluş tarihi olan03.01,2018 tarihinden itibaren, yasal faizi ile birlikte davalı idaredentahsili istemiyle idari yargı yerinde dava açmıştır.
İZMİR2.İDARE MAHKEMESİ: 9.4.2018 gün ve E:2018/478, K:2018/491sayı ile, 2918 sayılı KarayollarıTrafik Kanununun 1., 2., 19.1.2011 günlü Resmi Gazete'deyayımlanarak yürürlüğe giren 6099 sayılıYasanın 14. maddesiyle değişik 110. ve geçici 21. maddesihükmüne; ayrıca 2918 sayılı Kanunun 110.maddesinin birinci fıkrasının iptali istemiyle yapılanitiraz başvuruları üzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesininiptal istemini reddettiği 26.12.2013 tarih ve E.2013/68, K.2013/165sayılı kararına yer verdikten sonra;”(…) Budurumda, 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 tarihindeyürürlüğe giren 110. maddesi ile AnayasaMahkemesi’nin işaret edilen kararı gözetildiğinde,bahsi geçen Kanun maddesinin karayollarında, can ve malgüvenliği yönünden trafik düzeninin sağlanaraktrafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemlerikapsadığı ve Kanunun, trafikle ilgili kuralları,şartları, hak ve yükümlülükleri, bunlarınuygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları vebunların görev yetki ve sorumlulukları ile,çalışma usullerini kapsadığı,dolayısıyla oluşan trafik kazası nedeniyleaçılacak sorumluluk davalarının görüm veçözümünde adli yargının görevliolduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan budavanın da adli yargı yerinde çözümlenmesigerektiği sonucuna varılmıştır.
NitekimUyuşmazlık Mahkemesi'nin 25.09.2017 günlü ve E:2017/580,K:2017/592 sayılı kararı da bu yöndedir.
Açıklanannedenlerle davanın 2577 sayılı İdari YargılamaUsulü Kanunu'nun 15/1-a. maddesi hükmü uyarınca görevyönünden reddine…” karar vermiş; istinaf yolunabaşvurulması üzerine İzmir Bölge İdare MahkemesiAltıncı İdare Dava Dairesi: 23.10.2018 gün ve E:2018/2096,K:2018/1793 sayı ile, “(…) 2577 sayılı İdariYargılama Usulü Kanununun "istinaf başlıklı 45.maddesinin 1. fıkrasında, "İdare ve vergi mahkemelerininkararlarına karşı, başka kanunlarda farklı bir kanunyolu öngörülmüş olsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargıçevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğindenitibaren otuz gün içinde istinaf yoluna başvurulabilir. Ancak,konusu beş bin Türk lirasını geçmeyen vergidavaları, tam yargı davaları ve idari işlemlerekarşı açılan iptal davaları hakkında idare vevergi mahkemelerince verilen kararlar kesin olup, bunlara karşıistinaf yoluna başvurulamaz" kuralına yer verilmiştir.
İstinafbaşvurusuna konu uyuşmazlığın; davacışirkete ait 35 EB 3200 plakalı araç ileİzmir-Çeşme yolu üzerinde seyir ederken otoyola girenyabani hayvanın araca çarpması sonucu meydana gelen trafikkazası nedeni ile uğranıldığı iddia edilen4.412,00- TL maddi zararının, fiil tarihinden itibaren işleyecekyasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesi istemiyleçıkarılmış olması nedeniyle yukarıdabelirtilen yasa kuralı uyarınca; kesin nitelikte ilk derece Mahkemesikararına yönelik olarak davacının istinaf başvurusununincelenmesine olanak bulunmamaktadır.
Açıklanannedenlerle; İzmir 2. İdare Mahkemesi Hakimliği'nce verilen 09/04/2018tarih, E: 2018/478, K: 2018/491 sayılı karara karşıyapılan istinaf başvurusunun incelenmeksizin reddine…”kesin olarak karar vermiş ve Mahkeme kararı kesinleşmiştir.
Davacıvekili bu kez aynı istemle adli yargı yerinde davaaçmıştır.
İZMİR15.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ: 12.9.2019 gün ve E:2018/600,K:2019/284 sayı ile, “(…) GEREKÇE: Dava, trafikkazasından kaynaklı maddi zararın tazmini istemineilişkindir.
Taraflararasındaki çekişme, davacının işletenbulunduğu aracın, davalının işlettiği otobandaseyir halindeyken yabani domuz sürüsününkarşısına çıkması sonucunda meydana gelenkazada tarafların kusur oranları, davacının ilerisürdüğü tazminat kaleminin meydana gelip gelmediği,gelmiş ise tutarı ve davalıdan tazminikoşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinoktasında toplanmaktadır.
Somut olaydakamu tüzel kişisi olan davalının, her türlügüvenliğine bakmakla yükümlü olduğu otobandahizmet kusuru işlediği ve bu nedenle kamu hizmeti sırasındaverdiği iddia olunan zarardan dolayı sorumluluğunadayanılmıştır. O halde, uyuşmazlık, özelhukuk hükümlerine tabi değildir. Kamu tüzelkişilerinin yasalar tarafından kendilerine verilen görev veyetkileri kullanırken oluşan zararlar niteliği itibariyle hizmetkusurundan kaynaklanmakta olup, bu zararların tazmini amacıylaanılan idarelere karşı hizmet kusurlarına dayanılarakİdari Yargılama Usul Kanunu 2. madde hükmü uyarıncaidari yargı yerinde tam yargı davası ikamesi gerekmektedir(11.2.1959 günlü ve 17/15 sayılı Yargıtayİçtihadı Birleştirme Kararı).
Dava konusu olaydada davacı vekili, davalının otoban bakımısırasında hizmet kusurunun bulunduğunu ilerisürmüştür. Hizmet kusuruna dayalı davaaçıldığının kabulü gerekir.
Yargıyolu hususu, kamu düzenine ilişkin olup re'sen dikkatealınması gerekmektedir. Öte yandan, HMK'da yargı yolununcaiz olması, dava şartları arasındasayılmıştır.
Her ne kadardava, önce idari yargı yolu kapsamındaki idare mahkemesineaçılmış ve davanın adli yargıdagörülmesi gerektiği gerekçesiyle dava şartıyokluğundan davanın reddine karar verilerek istinaftan dageçmek suretiyle mahkememize gelmiş ise de bu yönbağlayıcı nitelikte değildir. Esasen, karayolundaaraçların işletilmesi sırasında hizmet kusurunadayalı davaların görüleceği mahkeme yönündenyargı yolu itibariyle içtihat farklılığı devametmektedir. Yargıtay ve Danıştay ilgili daireleri ile istinafdaireleri kararlarında çeşitlilik mevcuttur. Bu türdurumda Uyuşmazlık Mahkemesi kararlarında adli yargıyolunda bakılacağı yönünde eğilim mevcut ise deanılan kararların da ilgili dava dosyası özelindebağlayıcılığı mevcut olup, mahkememizdosyası için kesinlik arz etmeyecektir.
O halde,davanın idari yargıda görülmesi gerektiği, yargıyolunun caiz olmadığı, dava şartınınbulunmadığı sonucuna varılmış veaşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığıüzere;
1-Davacınındavasının idari yargıda görülmesi gerektiği veyargı yolunun caiz bulunmaması nedeniyle HMK'nın 115/2. maddesiuyarınca dava şartı yokluğundan usulden REDDİNE…”karar vermiştir.
Davacı vekili idari ve adli yargı yerlerinceverilen görevsizlik kararları nedeniyle oluştuğu önesürülen olumsuz görev uyuşmazlığınıngiderilmesi istemiyle başvuruda bulunmuştur.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Uyuşmazlık Mahkemesi’nin, Hicabi DURSUN’unBaşkanlığında, Üyeler: Şükrü BOZER,Mehmet AKSU, Birol SONER, Aydemir TUNÇ, Nurdane TOPUZ ve AhmetARSLAN'ın katılımlarıyla yapılan 24.2.2020günlü toplantısında:
I-İLKİNCELEME: Dosya üzerinde 2247sayılı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılanincelemeye göre; idari ve adli yargı yerleri arasında 2247sayılı Yasa’nın 14. maddesinde öngörülenbiçimde olumsuz görev uyuşmazlığıdoğduğu, adli yargı dosyasının 15. maddede belirtilenyönteme uygun olarak davacı vekilinin istemi üzerine songörevsizlik kararını veren mahkemece, İdari Yargıdosyası ile birlikte Uyuşmazlık Mahkemesi’negönderildiği ve usule ilişkin herhangi bir noksanlıkbulunmadığı anlaşıldığından, görevuyuşmazlığının esasının incelenmesineoy birliği ile karar verildi.
II-ESASINİNCELENMESİ: Raportör-Hâkim TaşkınÇELİK’in, davanın çözümünde adliyargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadakibelgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilenYargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahimÇİFTÇİ’nin davada adli yargının,Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın ise idari yargınıngörevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava, karayolundaseyir halindeyken meydana gelen trafik kazası nedeniyle oluştuğuileri sürülen zararların, davalı idarenin hizmet kusurundan kaynaklandığındanbahisle tazmin edilmesi istemiyle açılmıştır. 2918sayılı Karayolları Trafik Kanununun 1. maddesinde, Kanununamacının karayollarında can ve mal güvenliğiyönünden trafik düzenini sağlayacak ve trafikgüvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacakönlemleri belirlemek olduğu; “Kapsam”başlıklı 2. maddesinde, bu Kanunun trafikle ilgilikuralları, şartları, hak ve yükümlülükleribunların uygulamasını ve denetlenmesini ilgilikuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk,çalışma usulleri ile diğer hükümlerikapsadığı ve bu kanunun karayollarındauygulanacağı belirtilmiş; aynı Kanunun,“Karayolları Genel Müdürlüğününgörev ve yetkileri” başlıklı 7. maddesinde; “Karayolları Genel Müdürlüğünün bu Kanunlailgili görev ve yetkileri şunlardır: a)Yapım ve bakımdan sorumlu olduğu karayollarında can ve malgüvenliği yönünden gerekli düzenleme veişaretlemeleri yaparak önlemleri almak ve aldırmak, b)Tüm karayollarındaki işaretleme standartlarını tespitetmek, yayınlamak ve kontrol etmek, c)(Mülga: 17/10/1996 - 4199/47 md.) d)Trafik ve araç tekniğine ait görüş bildirmek,karayolu güvenliğini ilgilendiren konulardaki projeleri incelemek veonaylamak, e)Yapım ve bakımından sorumlu olduğu karayollarında,İçişleri Bakanlığının uygungörüşü alınmak suretiyle, yönetmelikte belirlenenhız sınırlarının üstünde veya altındahız sınırları belirlemek ve işaretlemek, f)Trafik kazalarının oluş nedenlerine göre verilerihazırlamak ve karayollarında, gerekli önleyici teknik tedbirlerialmak veya aldırmak, g)Yapım ve bakımından sorumlu olduğu karayollarındatrafik güvenliğini ilgilendiren kavşak, durak yeri,aydınlatma, yol dışı park yerleri ve benzeri tesisleriyapmak, yaptırmak veya diğer kuruluşlarca hazırlananprojeleri tetkik ve uygun olanları tasdik etmek, h)Yetkili birimlerce veya trafik zabıtasınca tespit edilen trafik kazaanalizi sonucu, altyapı ve yolun fiziki yapısı ileişaretlemeye dayalı kaza sebepleri göz önündebulundurularak önerilen gerekli önlemleri almak veya aldırmak, i)(Mülga: 3/5/2006 – 5495/4 md.) j)(Değişik: 17/10/1996 - 4199/5 md.) Trafik zabıtasınıngörev ve yetkileri saklı kalmak üzere Bu Kanunun13,14,16,17,18,47/a ve 65 inci maddeleri hükümlerine aykırıhareket edenler hakkında suç veya ceza tutanağıdüzenlemek; 47 nci maddenin (b), (c) ve (d) bentlerinde belirtilen kuralihlallerinin tespiti halinde, durumu bir tutanakla belirlemek ve gerekliişlemin yapılması için en yakın trafikkuruluşuna teslim etmek, k)Bu Kanunla ve bu Kanuna göre çıkarılmış olanyönetmeliklerle verilen diğer görevleri yapmaktır. (Sonfıkra Mülga : 28/3/1985 - 3176/16 md.)” hükmüneyer verilmiştir. Öteyandan 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 günlü ResmiGazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6099sayılı Yasanın 14. maddesiyle değişik 110. maddesinde“İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamukuruluşları olan araçların sebebiyet verdiğizararlara ilişkin olanları dahil, bu Kanundan doğan sorumlulukdavaları, adli yargıda görülür. Zarar göreninkamu görevlisi olması, bu fıkra hükmününuygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelentren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır. Motorluaraç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkindavalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigortasözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerindenbirinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yermahkemesinde de açılabilir”; Geçici 21. maddesinde de“Bu Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasınıngöreve ilişkin hükmü, yürürlüğegirdiği tarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksekİdare Mahkemesinde açılmış bulunan davalarauygulanmaz” denilmiştir. Dava dosyasınınincelenmesinden; davacı şirkete ait 35 … 3200 plakalı aracınİzmir-Çeşme yolu üzerinde seyir halindeyken, otoyolagiren domuzlara çarpması sonucu trafik kazası meydanageldiği; olayın meydana gelmesinde davalı idarenin kusur vesorumluluğunun bulunduğu ileri sürülerek; uğranıldığıiddia edilen 4.412,00 TL maddi zararın kaza tarihinden itibarenişleyecek yasal faizi ile birlikte tazmini istemiyle davaaçıldığı anlaşılmıştır. 2918sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasınıniptali istemiyle Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi ve Batman 2.Asliye HukukMahkemesince yapılan itiraz başvuruları üzerine konuyuinceleyen Anayasa Mahkemesi, şu gerekçesi ile anılankuralı Anayasaya aykırı görmemiş ve iptal istemini oybirliğiyle reddetmiştir: “… Anayasa Mahkemesi’nindaha önceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere,tarihsel gelişime paralel olarak Anayasa’da adli ve idari yargıayırımına gidilmemiş ve idariuyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergimahkemeleriyle Danıştay yetkili kılınmıştır.Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idariyargı, özel hukuk alanına giren konularda adli yargıgörevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görevalanına giren bir uyuşmazlığınçözümünde adli yargının görevlendirilmesikonusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunusöylemek olanaklı değildir. Ancak, idari yargınındenetimine bağlı olması gereken idari biruyuşmazlığın çözümü, haklı nedenve kamu yararının bulunması halinde kanun koyucu tarafındanadli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusu kural, trafikkazasında zarar görenin asker kişi ya da memur olmasına,aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veya olayın hemzemingeçitte meydana gelmesi durumlarına göre farklıyargı kollarında görülmekte olan 2918 sayılıKanun’dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adliyargıda görüleceğini öngörmektedir. İtiraz konusudüzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idariyargı, idari yargı veya adli yargı kolları arasındauygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilerek sözkonusu davalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynıtür davaların aynı yargı yolunda çözümlenmesisağlanarak davaların görülmesi veçözümlenmesinin hızlandırıldığı,bu suretle kısa sürede sonuç alınmasınınolanaklı kılındığı ve bunun söz konusudavaların adli yargıda görüleceği yolunda getirilendüzenlemenin kamu yararına yönelik olduğuanlaşılmaktadır. Öte yandan, 2918 sayılıKanun’da tanımlanan Karayolu şeridi üzerindeki araçtrafiğinden kaynaklanan sorumlulukların, özel hukuk alanınagirdiği konusunda bir tartışma bulunmamaktadır. İdaretarafından kamu gücünden kaynaklanan bir yetkininkullanılması söz konusu olmadığı gibi, aynıkarayolu üzerinde aynı seyir çizgisinde hareket eden, bunedenle aynı tür risk üreten araçlar arasındaözel-kamu ayırımı yapılmasını gerektiren birneden de yoktur. Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kuralAnayasa’nın 2.,125. ve 155. maddelerine aykırıdeğildir. İtirazın reddi gerekir…” (Any. Mah.nin26.12.2013 tarih ve E.2013/68, K.2013/165 sayılı kararı; R.G.27.3.2014, Sayı: 28954, s.136-147.) Anayasa’nın158 inci maddesinin son fıkrasında “ Diğer mahkemelerle,Anayasa Mahkemesi arasındaki görev uyuşmazlıklarında,Anayasa Mahkemesi’nin kararı esas alınır.”denilmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda gerekçesine yerverilen kararı, yasa koyucunun idari yargının görevinegiren bir konuyu adli yargının görevine verebileceğine,dolayısıyla 2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birincifıkrası ile öngörülen, bu Kanun’dan doğantüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesidüzenlemesinin Anayasa’ya aykırıbulunmadığına dair olup, esas itibariyle görev konusundaverilmiş bir karardır ve Anayasa’nın 158 inci maddesiuyarınca, başta Mahkememiz olmak üzere diğer yargıorganları bakımından da uyulması zorunlu bir kararmesabesindedir. Budurumda, 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 tarihindeyürürlüğe giren 110. maddesi ile AnayasaMahkemesi’nin işaret edilen kararı gözetildiğinde,bahsi geçen Kanun maddesinin karayollarında, can ve malgüvenliği yönünden trafik düzeninin sağlanaraktrafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacakönlemleri kapsadığı ve Kanunun, trafikle ilgilikuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri,bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgilikuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumluluklarıile, çalışma usullerini kapsadığı,dolayısıyla oluşan trafik kazası nedeniyleaçılacak sorumluluk davalarının görüm veçözümünde adli yargının görevliolduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan budavanın da adli yargı yerinde çözümlenmesigerektiği sonucuna varılmıştır. Açıklanannedenlerle, İzmir 15.Asliye Hukuk Mahkemesinin 12.9.2019 gün veE:2018/600, K:2019/284 sayılı görevsizlik kararınınkaldırılması gerekmiştir. S O N U Ç : Davanınçözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna,bu nedenle İzmir 15.Asliye Hukuk Mahkemesinin 12.9.2019 gün veE:2018/600, K:2019/284 sayılıGÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 24.2.2020gününde Üye Ahmet ARSLAN'ın KARŞI OYU ve OYÇOKLUĞU İLE KESİN OLARAK karar verildi. Başkan Üye Üye Üye Hicabi Şükrü Mehmet Birol DURSUN BOZER AKSU SONER Üye Üye Üye Aydemir Nurdane Ahmet TUNÇ TOPUZ ARSLAN KARŞI OY İdareninkendi kuruluş kanununda belirlenen ve 2918 sayılı Kanun'datekrarlanan görevlerinden, yani; yol yapım, bakım, işletme,trafik güvenliğini sağlama şeklindeyürütülen kamu hizmetlerinden kaynaklanan hukukisorumluluğunun idare hukuku ilke ve kurallarına görebelirlenmesi; uyuşmazlığın, özel hukuktaki araçişletenin hukuki sorumluluğundan değil, davalı idare tarafındangörevlerinin tam ve eksiksiz yerine getirilmediği,dolayısıyla yürütülen hizmetlerin kusurluişletildiği, meydana gelen zararda hizmet kusuru bulunduğuiddiasından kaynaklanması karşısındauyuşmazlığın çözümünün idariyargının görevinde bulunduğu sonucunaulaşıldığından, uyuşmazlığınçözümünde adli yargıyı görevli kabul edençoğunluğun kararına katılmıyorum.24.2.2020 ÜYE Ahmet ARSLAN
Full & Egal Universal Law Academy