T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/484
KARAR NO : 2020/522
KARAR TR: 28.09.2020
ÖZET : Sigortalı aracın uğradığı hasarı ödeyen sigorta şirketinin, zararın idarece giderilmesi istemiyle açtığı davanın, ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.
KARAR
Davacı : N. Sigorta A.Ş.
Vekili : Av. M.B.
Davalı : Karayolları GenelMüdürlüğü
Vekili : Av. H.K.Ö.
O L A Y: Davacı vekili dava dilekçesindeözetle; müvekkili şirkete sigortalı 34 H... plakalıaracın 20.12.2012 tarihinde davalı idarenin sorumluluğundakiyolda buzlanma çalışması yapılmaması nedeniylezincirleme kaza meydana geldiğini, kazada sigortalı aracınhasarlandığını, aracın pert olduğunun tespitedildiğini, araç sigortalısının uhdesindebırakılarak piyasa fiyatından sovtaj değerinindüşüldüğünden bakiye kalan 23.700,00-TLsigortalısına ödendiğini, davalı idarenin %25 kusuroranına tekabül eden 5.925,00-TL nin ödeme tarihinden itibarenişleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili istemiyle idariyargı yerinde dava açmıştır.
İSTANBUL 9. İDARE MAHKEMESİ: 9.5.2014 gün veE:2013/813, K:2014/862 sayı ile, 2918 sayılı KarayollarıTrafik Kanunu’nun 110. maddesinin birinci fıkrasında, buKanun’dan doğan sorumluluk davaların görüm veçözümünde adli yargmın görevli olduğugerekçesiyle, davanın 2577 sayılı İdari YargılamaUsulü Yasasının 15/1-a. maddesi hükmü uyarıncadavanın görev yönünden reddine karar vermiş, bu kararakarşı taraf vekilleri istinaf isteminde bulunmuştur.
İstanbul Bölge İdare MahkemesiDördüncü Kurul : 12.11.2014 gün ve E:2014/22673,K:2014/23643 sayı ile, dava dosyasının incelenmesinden, itirazkonusu idare mahkemesi kararında yasada sayılan bozma nedenlerininbulunmadığı anlaşıldığından ve itirazdilekçelerinde ileri sürülen iddialar da söz konusukararın bozulmasını sağlayacak niteliktegörülmediğinden itirazların reddine, kararınonanmasına karar vermiş, bu karara karşıtaraf vekillerikarar düzeltme isteminde bulunmuştur.
İstanbul Bölge İdare MahkemesiDördüncü Kurul : 30.4.2015 gün veE:2015/6235,K:2015/8656 sayı ile, Bölge İdare Mahkemesikararlarının düzeltme yolu ile incelenebilmesi, 2577sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 54. maddesindeyazılı sebeplerden birinin varlığı ilemümkündür. Karar düzeltme dilekçesinde ilerisürülen sebepler bunlardan hiçbirineuymadığından yerinde bulunmayan istemin reddine kararvermiş, bu karar kesinleşmiştir.
Davacı vekili aynı istemle adli yargı yerinde davaaçmıştır.
İstanbul 4. Asliye Hukuk Mahkemesi: 12.7.2016 gün veE:2015/239, K:2016/330 sayı ile, Mahkemece; iddia, savunma, toplanandeliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davanınkabulüne karar vermiş, bu karar davalı vekili tarafındantemyiz edilmiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi: 18.12.2018 gün veE:2018/4603, K:2018/12352 sayı ile, mahkemece, eldeki uyuşmazlıkyönünden idari yargı yolunun görevli olduğugözetilerek, derdest bulunan dava dosyasındaki yargılamayıdurdurmak suretiyle (UMK m. 19/1), dosyayı kül halinde yargıyolu uyuşmazlığının çözümlenmesiaçısından Uyuşmazlık Mahkemesi'ne göndermesi,bu mahkemece verilecek kararı bekleyerek sonucuna göre karar vermesigerekirken eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde kararverilmiş olması bozmayı gerektirdiği gerekçesiylemahkeme kararının bozulmasına karar vermiştir.
İSTANBUL 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ: 18.6.2019gün ve E:2019/117, K:2019/250 sayı ile, dosya kapsamı, toplanandelil ve belgeler, Yargıtay bozma ilamı bir aradadeğerlendirildiğinde; uyuşmazlığın davalıidare aleyhine yolda gerekli tuzlama çalışmalarınınyapılmaması nedeniyle bakım ve yapım hizmeti hususundatrafik düzenini ve güvenliğini sağlama sorumluluğunadayanılarak açılan rücuen tazminat istemine ilişkinolduğu anlaşılmış, bu husus idarenin hizmet kusurunadayalı olarak rücuen tazminat talebine içerdiğindenMahkememizin yargı yolu yönünden görevsizliğinedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş, olumsuz görevuyuşmazlığının bulunması nedeniyle mercii tayiniiçin dosyanın uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesinekarar vermiş, bu karar kesinleşmiştir.
Davacı vekili idari ve adli yargı yerlerince verilmişolan görevsizlik kararları nedeniyle oluştuğunu ilerisürdüğü olumsuz görevuyuşmazlığının giderilmesi istemiyle başvurudabulunmuştur.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Uyuşmazlık Mahkemesi HukukBölümü’nün, Burhan ÜSTÜN’ünBaşkanlığında, Üyeler: Şükrü BOZER,Birol SONER, Suna TÜRE, Aydemir TUNÇ, Nurdane TOPUZ ve AhmetARSLAN'ın katılımlarıyla yapılan28.09.2020günlü toplantısında:
I-İLK İNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılıYasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeyegöre;
Olay kısmında belirtildiği üzere, tarafları,konusu ve sebebi aynı olan davada; idare mahkemesince adli yargıyerinin görevli olduğu gerekçesiyle verilmiş ve kesinleşmişbir görevsizlik kararı bulunmakta olup, bunun üzerine kendinegelen davayı inceleyen adli yargı yerinin sahip olduğuseçenekler ile verdiği karar bakımından birdeğerlendirme yapılması gerekmektedir.
1-2247 sayılı Yasa’nın 14. maddesinde yer alan,“ Olumsuz görev uyuşmazlığınınbulunduğunun ileri sürülebilmesi için adli ve idariyargı mercilerinin tarafları, konusu ve sebebi aynı olan davadakendilerini görevsiz görmeleri ve bu yolda verdikleri kararlarınkesin veya kesinleşmiş olması gerekir.
Bu uyuşmazlığın giderilmesi istemi, ancakdavanın taraflarınca (…) ileri sürülebilir. ”hükmüne göre,idare mahkemesinin kesinleşmişgörevsizlik kararı üzerine adli yargı yerince degörevsizlik kararı verilmesi ve bu kararın kesinleşmesihalinde, olumsuz görev uyuşmazlığı doğmuşolacak; hukuk alanında doğmuş bulunan buuyuşmazlığın giderilmesi istemi ise, ancak davanıntaraflarınca ileri sürülebilecektir.
2- 2247 sayılı Yasa’nın 19. maddesindeki“Adli ve idari yargı mercilerinden birisinin kesin veyakesinleşmiş görevsizlik kararı üzerine kendisine gelenbir davayı incelemeye başlayan veya incelemekte olan bir yargımercii davada görevsizlik kararı veren merciin görevliolduğu kanısına varırsa, gerekçeli bir karar ilegörevli merciin belirtilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesinebaşvurur ve elindeki işin incelenmesini UyuşmazlıkMahkemesinin karar vermesine değin erteler.
(Değişik ikinci fıkra: 23/7/2008 – 5791/9 md.)Yargı merciince, önceki görevsizlik kararına ilişkindava dosyası da temin edilerek, gerekçeli başvuru kararıile birlikte dava dosyaları Uyuşmazlık Mahkemesinegönderilir." hükmüne göre ise, adli yargı yeri,davaya bakma görevinin idari yargı yerine ait olduğunu belirtengerekçeli bir karar ile doğrudan UyuşmazlıkMahkemesi’ne başvurma olanağına sahiptir. Şu kadarki,başvuru kararının, görev konusunda UyuşmazlıkMahkemesi’nce karar verilmesine değin işin incelenmesininertelenmesi hususunu da ihtiva etmesi gerekir.
Yasakoyucu, 14. maddeye göre hukuk alanında olumsuzgörev uyuşmazlığı doğması halinde her ikiyargı merciince işten el çekilmiş olduğundanbaşvurma iradesini davanın taraflarına bırakmışiken, bu yönteme nazaran daha kısa zamanda çözümeulaşılmasını amaçladığı 19. maddeile, daha önce görevsizlik kararı veren yargı merciindensonra davayı inceleyen yargı merciine, işten el çekmedendoğrudan Uyuşmazlık Mahkemesi’ne başvurmaolanağını tanımıştır.
Olayda, adli yargı yerince görevsizlik kararı verilerek,görevli merciin belirtilmesi için dosyanınUyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderilmesine,Uyuşmazlık mahkemesince verilecek kararın sonucuna göreişlem yapılmasına karar verilmiş ve kararkesinleşmiş, davacı vekilince de karar gereğincegörevli mahkemenin tespiti için dosyanın UyuşmazlıkMahkemesine gönderilmesi için başvuruda bulunmuştur.
Bu haliyle, İstanbul 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilenkarar, 2247 sayılı Yasa’da öngörülenyönteme uymamaktadır.
Ancak, idari ve adli yargı yerleri arasında olumsuzgörev uyuşmazlığı doğduğu, idari yargıdosyasının, davacının talebi üzerine songörevsizlik kararını veren Mahkemece UyuşmazlıkMahkemesi’ne gönderildiği ve sonuçta usule ilişkinherhangi bir noksanlık bulunmadığıanlaşıldığından, görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi.
II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-HakimGülşen AKAR PEHLİVAN’ın, davanınçözümünde adli yargının görevliolduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgiliBaşsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet SavcısıHalil İbrahim ÇİFTÇİ’nin davada adliyargının, Danıştay Savcısı YakupBAL’ın davada idari yargının görevli olduğuyolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava, sigortalı aracın uğradığıhasarı ödeyen sigorta şirketinin, zararın idarecegiderilmesi isteminden ibaret bulunan bir rücuen tazminat davasıdır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 1. maddesinde,Kanunun amacının karayollarında can ve mal güvenliğiyönünden trafik düzenini sağlayacak ve trafikgüvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacakönlemleri belirlemek olduğu; “Kapsam” başlıklı2. maddesinde, bu Kanunun trafikle ilgili kuralları, şartları,hak ve yükümlülükleri bunların uygulamasınıve denetlenmesini ilgili kuruluşları ve bunların görev,yetki ve sorumluluk, çalışma usulleri ile diğerhükümleri kapsadığı ve bu kanunun karayollarındauygulanacağı belirtilmiştir.
Öte yandan 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğegiren 6099 sayılı Yasanın 14. maddesiyle değişik 110.maddesinde “İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamukuruluşları olan araçların sebebiyet verdiğizararlara ilişkin olanları dahil, bu Kanundan doğan sorumlulukdavaları, adli yargıda görülür. Zarar göreninkamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasınıönlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafikkazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır.
Motorlu araç kazalarından dolayı hukukisorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veyaşubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acenteninbulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibikazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde deaçılabilir”; Geçici 21. maddesinde de “BuKanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının göreveilişkin hükmü, yürürlüğe girdiğitarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksek İdareMahkemesinde açılmış bulunan davalara uygulanmaz”denilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, dava dosyasında mevcut bilgi vebelgelerin incelenmesi sonucunda; Şirkete sigortalıvasıtanın geçirdiği trafik kazası neticesindehasarlandığı, bahis konusu olay neticesinde vasıtada maddihasarın meydana geldiği; tespit edilen hasar bedelinin sigortalıvasıta sahibine ödendiği, olayın meydana gelişindedavalı idarenin yol kusurunun tespit edildiği, meydana gelen hasarnedeniyle sigortalısına tazminat ödeyen şirketin kusurnispetine göre faiziyle birlikte davalıdan tahsili istemiyledavanın açılmış olduğuanlaşılmaktadır.
2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birincifıkrasının iptali istemiyle Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi veBatman 2.Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itiraz başvurularıüzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesi, şu gerekçesi ileanılan kuralı Anayasaya aykırı görmemiş ve iptalistemini oy birliğiyle reddetmiştir: “… AnayasaMahkemesi’nin daha önceki kimi kararlarında da belirtildiğiüzere, tarihsel gelişime paralel olarak Anayasa’da adli veidari yargı ayırımına gidilmiş ve idariuyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergimahkemeleriyle Danıştay yetkili kılınmıştır.Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idariyargı, özel hukuk alanına giren konularda adli yargıgörevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görevalanına giren bir uyuşmazlığınçözümünde adli yargının görevlendirilmesikonusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunusöylemek olanaklı değildir. Ancak, idari yargınındenetimine bağlı olması gereken idari bir uyuşmazlığınçözümü, haklı neden ve kamu yararınınbulunması halinde kanun koyucu tarafından adli yargıyabırakılabilir. İtiraz konusu kural, trafik kazasında zarargörenin asker kişi ya da memur olmasına, aracın askerihizmete ilişkin olmasına veya olayın hemzemin geçittemeydana gelmesi durumlarına göre farklı yargıkollarında görülmekte olan 2918 sayılı Kanun’dankaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adli yargıdagörüleceğini öngörmektedir. İtiraz konusudüzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idariyargı, idari yargı veya adli yargı kolları arasındauygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilerek sözkonusu davalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynıtür davaların aynı yargı yolundaçözümlenmesi sağlanarak davalarıngörülmesi ve çözümlenmesininhızlandırıldığı, bu suretle kısa süredesonuç alınmasının olanaklıkılındığı ve bunun söz konusu davaların adliyargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamuyararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öteyandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayoluşeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanansorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda birtartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamugücünden kaynaklanan bir yetkinin kullanılması sözkonusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynıseyir çizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risküreten araçlar arasında özel-kamu ayırımıyapılmasını gerektiren bir neden de yoktur.Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın2.,125. ve 155. maddelerine aykırı değildir. İtirazınreddi gerekir…” (Any. Mah.nin 26.12.2013 tarih ve E.2013/68,K.2013/165 sayılı kararı; R.G. 27.3.2014, Sayı: 28954,s.136-147.)
Anayasa’nın 158 inci maddesinin son fıkrasında“ Diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesi arasındaki görevuyuşmazlıklarında, Anayasa Mahkemesi’nin kararı esasalınır.” denilmektedir. Anayasa Mahkemesi’ninyukarıda gerekçesine yer verilen kararı, yasa koyucunun idariyargının görevine giren bir konuyu adli yargınıngörevine verebileceğine, dolayısıyla 2918 sayılıKanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrası ileöngörülen, bu Kanun’dan doğan tüm sorumlulukdavalarının adli yargıda görülmesi düzenlemesininAnayasa’ya aykırı bulunmadığına dair olup, esasitibariyle görev konusunda verilmiş bir karardır veAnayasa’nın 158 inci maddesi uyarınca, başta Mahkememizolmak üzere diğer yargı organları bakımından dauyulması zorunlu bir karar mesabesindedir.
Bu durumda,2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 tarihindeyürürlüğe giren 110. maddesi ile AnayasaMahkemesi’nin işaret edilen kararı gözetildiğinde,bahsi geçen Kanun maddesinin karayollarında, can ve malgüvenliği yönünden trafik düzeninin sağlanaraktrafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacakönlemleri kapsadığı ve Kanunun, trafikle ilgilikuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri,bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgilikuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumluluklarıile, çalışma usullerini kapsadığı,dolayısıyla oluşan trafik kazası nedeniyleaçılacak sorumluluk davalarının görüm veçözümünde adli yargının görevliolduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan budavanın da adli yargı yerinde çözümlenmesigerektiği sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davanın görüm veçözümünde adli yargı yeri görevliolduğundan, İstanbul 4. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 18.6.2019gün ve E:2019/117, K:2019/250 sayılı görevsizlikkararının kaldırılması gerekmiştir.
S O N U Ç : Davanın çözümündeADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle İstanbul 4. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 18.6.2019 gün veE:2019/117, K:2019/250 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININKALDIRILMASINA, 28.09.2020 gününde Üye AhmetARSLAN’ın KARŞI OYU ve OY ÇOKLUĞU İLEKESİN OLARAK karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye
Burhan Şükrü Birol Suna
ÜSTÜN BOZER SONER TÜRE
Üye Üye Üye
Aydemir Nurdane Ahmet
TUNÇ TOPUZ ARSLAN
KARŞIOY
İdarenin kendi kuruluş kanununda belirlenen ve 2918sayılı Kanun'da tekrarlanan görevlerinden, yani; yol yapım,bakım, işletme, trafik güvenliğini sağlamaşeklinde yürütülen kamu hizmetlerinden kaynaklanan hukukisorumluluğunun idare hukuku ilke ve kurallarına görebelirlenmesi; uyuşmazlığın, özel hukuktaki araçişletenin hukuki sorumluluğundan değil, davalı idaretarafından görevlerinin tam ve eksiksiz yerine getirilmediği,dolayısıyla yürütülen hizmetlerin kusurluişletildiği, meydana gelen zararda hizmet kusuru bulunduğuiddiasından kaynaklanması karşısında uyuşmazlığınçözümünün idari yargının görevindebulunduğu sonucuna ulaşıldığından, uyuşmazlığınçözümünde adli yargıyı görevli kabul edençoğunluğun kararına katılmıyorum.
ÜYE
Ahmet ARSLAN
Full & Egal Universal Law Academy