T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/656
KARAR NO : 2020/719
KARAR TR: 23.11.2020
ÖZET: Davalı idarenin sorumluluk sahasında kalan yolda meydana gelen kaza nedeniyle oluştuğu öne sürülen zararın tazmini istemiyle açılan davanın, ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.
KARAR
Davacı :H.E.
Vekili : Av. İ.D.
Davalı : Lüleburgaz Belediye Başkanlığı
Vekili : Av. Ö.S.
OL A Y : Davacıvekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 25.4.2017tarihinde, bisikleti ile giderken bu yol ile ana cadde arasında bulunandeforme olmuş yağmur ızgaralarına bisikletinintekerliğinin sıkışması nedeniyle takla atarak solkolunun üzerine düşerek sol kolunun iki yerdenkırılması üzerine üç gün hastanede kaldığı,iki adet kalıcıplatin takıldığı, ayrıca27.5.2017 tarihine kadar istirahat verildiği, meydana gelen bu olayınbisiklet sürücüsünün kusurundan değil yol üzerinekonulan yağmur ızgaralarının hiçbir standartauymamasından, deforme olmasından, zamanındabakımının yapılmamasından, bozulduğunda tamirininyapılmamasından, hizmet kusurundankaynaklandığı,güvenliksiz yağmurızgaralarını yapanın, deforme olduğunda, özelliğiniyitirdiğinde tamir etmeyenin davalı belediye olduğu, tedavisininhalen sürdüğü, bugüne kadar yapılan tedavigiderlerini müvekkilinin ödediği, tam tedavisininmümkün olmadığı, sürekli işgöremezlikve geçici işgöremezlik durmunun söz konusuolduğu,oluşan kırık nedeniyle özel güvenlikgörevini yapamaz hale geldiği,maluliyet oluştuğu,ömür boyu işsiz kalma. çalışamama ihtimaliolduğu, ayrıcamüvekkilinin manevi zarargördüğü, acı çekmiş olduğu,vücut bütünlüğünün ihlal edildiği veyaralandığı, maddi ve manevi zararınınkarşılanması talebinin davalı tarafındanreddedildiğinden bahisle, fazlaya ilişkin hakları saklıkalmak kaydıyla 25.4.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziile birlikte maddi ve manevi tazminatın davalı idareden tahsiline,yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşıtarafa tahmiline karar verilmesi istemleriyle idari yargı yerinde davaaçmıştır.
EDİRNEİDARE MAHKEMESİ: E:2017/1057 sayılı dosyasında"... 2577 sayılı İdari Yargılama UsulüYasasının 15/1-a. maddesi hükmü uyarınca davanıngörev yönünden reddine, ..." dair 10.10.2018 gün,K:2018/1142 sayılı kararına karşı yapılan istinafkanun yolu başvurusunun İstanbul Bölge İdare MahkemesiDokuzuncu Hukuk İdare Dava Dairesi'nce 15.1.2019 tarihinde reddine kesinolarak karar verilmiş ve kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.
Davacıvekili aynı yöndeki taleple bu kez adli yargı yerinde davaaçmıştır.
LÜLEBURGAZ2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ: E:2019/101 sayılıdosyasında "... Dava, Hizmet kusuruna dayalı maddi ve manevitazminat talebine ilişkindir.
Davacıtarafça anılan davanın öncelikle Edirne İdareMahkemesi'nde 2017/1057 Esas sayılı dosyadaaçıldığı, Mahkemece 10/10/2018 tarihinde2018/1142Karar sayısı ile verilen kararda davanın 2577 sayılıİdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15/1-a. maddesi hükmüuyarınca görev yönünden reddine kararı verildiği,davacı tarafça süresi içinde kararın istinafedildiği, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 9. İdare DavaDairesi'nin 15/01/2019 Tarih 2018/1320 Esas ve 2019/47 Karar sayılıkararı ile istinaf yoluyla kaldırılması istenilen İdareMahkemesi kararında kanunda sayılan kaldırma nedenlerininbulunmadığı ve dilekçede ileri sürüleniddiaların da sözkonusu kararınkaldırılmasını sağlayacak niteliktegörülmediğigerekçesiyle başvurunun reddine dairtemyiz yolu kapalı olmak üzere kesin olarak karar verildiğigörülmüştür.
Mahkememizcemahallinde 14/06/2019 tarihinde keşif yapılmış, Traf. Pol.Mem. Bilirikşi İrfan Kaynak'ın vermiş olduğu18/06/2019 havale tarihli raporunda sonuç olarak; " bu kazanınoluşumunda yolun yapım ve bakımından sorumlu olanLüleburgaz Belediyesinin karayolları trafik yönetmeliğimadde 16/a (yolun yapısını, trafik düzeni vegüvenliğini sağlayacak durumda bulundurmak zorundadır. )kuralını ihlal ettiğinden %75 (yüzde-yetmiş beş )kusurlu olduğu, diğer bisiklet sürücüsü HakanErniz'in ise; 2918 sayılı K.Y.T.K. Nın yer alansürücülere ait kusurlardan 52/1-b (aracınınhızını , aracın yük ve teknik özelliğinegöre görüş , yol, hava ve trafik durumunungerektirdiği şartlara uydurmamak ) kuralını ihlal ettiğinden%25 (yüzde-yirmibeş) kusurlu olduğu" kanaatıbildirilmiştir.
Mahkememizcekusura ilişkin Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nde raporalınmış, sonuç olarak ' Davacı bisikletsürücüsü Hakan Ernez idaresindeki bisiklet ile seyirhalindeyken yola gereken dikkatini vermesi, görüşalanını kontrol altında bulundurarak seyrinimüteyakkız bir şekilde sürdürmesi ve geniş olanyağmur suyu ızgaralarına karşı zamanında etkintedbir alarak kazayı önlemeye çalışmasıgerekirken bahsedilen bu hususlara riayet etmemiş olup, meydana gelenkazada tali kusurludur. Lüleburgaz Belediyesi olay mahalliyle ilgilikişi ya da kişiler taşıt ve yayalar için tehlikeoluşacak şekilde açılmış olan yağmur suyuızgaralarının gerekli bakım ve onarımlarınıyapması gerekirken bahsedilen bu hususta özen göstermediğive kazaya zemin hazırladıkları anlaşılmakla, meydanagelen olayda asli kusurludur. Davacı bisiklet sürücüsüHakan Ernez'in %40/ ( yüzde kırk) oranında kusurlu olduğu,Lüleburgaz Belediyesi ilgili kişi yada kişilerin %60 (yüzdealtmış) oranında kusurlu olduğu kanaatini bildirirmüşterek rapordur' denilmiştir.
Tümdosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Somut olayda,davacı tarafça, davalı Lüleburgaz BelediyeBaşkanlığı tarafından yağmurızgaralarının gerekli bakımının vetamiratının yapılmadığı, gerekli tedbirlerinalınmadığı, davalı tarafın hizmet kusuru nedeniyledavaya konu kazanın meydana geldiği ilerisürülmüştür.
DavalıLüleburgaz Belediyesibir kamu tüzel kişiliği olup,işlem ve eylemleri kamusal nitelik taşır vekamu hizmetigörmektedir. Görevin hiç veya gereği gibi yerinegetirilmemesi hizmet kusuru niteliğindedir.
Anayasa'nın125/1.fıkrası ile idarenin her türlü eylem veişlemlerine karşı yargı yolu açık olduğu;2577 sayılı İYUK 2-b bendinde, idari eylem ve işlemlerdendolayı kişisel hakları doğrudan ihlal edilenlertarafından, idari yargı yerinde tam yargı davasıaçabileceği hüküm altınaalınmıştır.
Kamuhizmeti görmekle yükümlü olan idareler kamu hizmetisırasında verdikleri zararlardan dolayı özel hukukhükümlerine tabi değildirler. Kamu tüzel kişilerininyasalar tarafından kendilerine verilen görev ve yetkilerinkullanılması sırasında oluşan zararda niteliğiitibari ile hizmet kusurundan kaynaklanan zararlar olduğu için buzararların tazmini amacıyla 2577 sayılı İdariYargılama Usulü Kanunun 2. maddesine göre idari yargıyerinde tam yargı davası açılması gerekmektedir.
HernekadarEdirne İdare Mahkemesince 2918 sayılı Kanun'un 110. Maddesigereğince davanın görev yönündenreddine kararverilmiş ise de eldeki uyuşmazlık anılan yasahükmü kapsamında kalmamaktadır. 2918 sayılıYasa'nın 110. maddesine göre "işleteni veya sahibi devletve diğer kamu kuruluşlarıolan araçların sebepverdiği zararlara ilişkin olanları dahil, bu kanundan doğansorumluluk davaları Adli Yargı'da görülür. Zarargörenin kamu görevlisi olması bu fıkrahükmünün uygulanmasını önlemez.' 2918sayılı KTK'nın 110. maddesinde yapılandeğişiklikle, kamu araçlarının verdiği zararlarnedeniyle işletenin sorumluluğuna ilişkin olarak adliyargıda davanın görülmesi esası benimsenmişancakhizmet kusurundan kaynaklanan hukuki uyuşmazlıkların da bukapsamda değerlendirileceğine yönelik herhangi bir ifadeye yerverilmemiştir. Yine, 2918 sayılı Kanunun 85. maddesindeaçıkça belirtildiği üzere yasa motorluaraçların işletilmesinden doğan zararlar nedeniylearaç işleteninin hukuki sorumluluğunu düzenlemektedir.Oysa ki somut uyuşmazlıkta davacı taraf davalıBelediyeninhizmet kusuru bulunduğunu ileri sürmektedir.
YargıtayHukuk Genel Kurulu'nun 29.06.2016 tarih, 2014/1163 E. '2016/909 K:sayılı ilamında'....KTK’dan doğan sorumlulukdavaları 85 ve devamı maddelerinde düzenlenen “motorluaracın işletilmesinin' sonucu doğan zararlar nedeni ile“motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğuteşebbüsün sahibinin' sorumlu olduğu davalardır. YaniKTK'nun 106. maddesi gereğince Devlet ve diğer kamukuruluşlarına ait motorlu araçların işletilmesinedeniyle araç işleticisi sıfatıyla (KTK'nun 85. maddesigereğince) kamu idareleri ve kuruluşlarına karşıaçılacaklar da dahil bütün araç sahibi veişleticilerine karşı açılan davalar adli yargıkolunun görev alınana girmektedir. Buna karşın kamuidareleri ve kuruluşlarının trafik güvenliği vedüzenini sağlamak amacıyla gerek kendi kuruluşyasaları, gerekse 2918 sayılı KTK’na göreyürüttükleri hizmetlerin, kamu hizmeti niteliğinitaşıması ve yukarıda sözü edilen KTK’dagörevlendirilen kamu idare ve kuruluşlarınınsorumluluklarına ilişkin herhangi bir düzenlemenin ayrıcaKTK’da yer almaması dikkate alındığında, trafikdüzeni ve güvenliği hizmetlerinden kaynaklandığıiddia edilen zararların tazmini istemiyle ilgili idarelere karşıaçılan davalar idari yargı kolunun görev alanınagirmektedir.' şeklinde karar verilmiştir .
6100sayılı HMK'nın 114/1-b maddesi gereğince 'Yargıyolunun caiz olması' düzenlenmesine yer verilmiş olup, 115/2.maddede ise 'Mahkeme, dava şartı noksanlığınıtespit ederse davanın usulden reddine karar verir'düzenlenmiştir.
Tümbu yasal düzenlemeler ile Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı birarada değerlendirildiğinde; davanın konusunu oluşturanolayda davalı idarenin, hizmet kusuru bulunupbulunmadığını araştırma görevinin idariyargının görev alanında bulunduğu ve davanın 2577sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. Maddesihükmünce İdari Yargı yerinde çözümlenmesigerektiği, HMK'nın 114/1-b maddesi gereğince yargı yolununcaiz olmadığı anlaşılmakla, HMK madde 115/2gereğince davanın usulden reddine ..." dair 27.2.2020 gün,K:2020/160 sayılı kararına karşı istinaf kanun yolunabaşvurulması üzerine İstanbul Bölge AdliyeMahkemesi 9. Hukuk Dairesi'nce E:2020/1433 sayı ile kaydedilen dosyada"... Somut uyuşmazlıkta bu davadan evvel davacıtarafından aynı konuda davalı idare aleyhine Edirne İdareMahkemesinin 2017/1057 Esas sayılı dosyasındanaçılan tazminat davasında mahkemece davada adliyargının görevli olduğu yönünde kararverildiği ve bu kararın kesinleştiğianlaşılmaktadır.
Budurumda mahkemece, aynı konuda açılan davada idare mahkemesitarafından verilen kesinleşmiş görevsizlik kararıbulunduğu ancak açılan davada idari yargı yolunungörevli olduğu gözetilerek 2247 sayılı UMK'nın19/1.maddesi gereğince önceki görevsizlik kararınailişkin dava dosyası da temin edilerek, gerekçeli başvurukararı ile birlikte dava dosyaları Uyuşmazlık Mahkemesi'negönderilerek yargı yolu uyuşmazlığınınçözümlenmesinin talep edilmesi, Uyuşmazlık Mahkemesitarafından verilecek kararbeklenerek sonucuna göre karar verilmesigerekirken davanın idari yargı yerinde görülmesigerektiği gerekçesi ile usulden red kararı verilmişolması doğru olmamıştır.
Bunedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne,HMK'nın 353/1-a-4. maddesi gereğince kararınkaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilenşekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine iadesine ..."dair 10.9.2020 gün, K:2020/3466 sayılı kararı üzerine Lüleburgaz2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce E:2020/449 sayı ile kaydedilen dosyadaBölge Adliye Mahkemesi'nin kararı doğrultusunda dosyanın2247 sayılı Kanun'un 19. maddesi kapsamında UyuşmazlıkMahkemesi'ne gönderilmesine, ve Uyuşmazlık Mahkemesikararının bekletici mesele yapılmasına 28.10.2020 tarihindekarar vererek aynı gün ve E:2020/449 sayılı yazı ileMahkememize müracaat etmiş, başvuru 6.11.2020 tarihindekayıt altına alınmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Uyuşmazlık Mahkemesi HukukBölümü’nün, Burhan ÜSTÜN’ünBaşkanlığında, Üyeler: Şükrü BOZER,Mehmet AKSU, Birol SONER, Aydemir TUNÇ, Nurdane TOPUZ ve AhmetARSLAN'ın katılımlarıyla yapılan 23.11.2020günlü toplantısında:
l-İLK İNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılıKanun'un 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre; AsliyeHukuk Mahkemesince, 2247 sayılı Kanun'un 19. maddesine görebaşvuruda bulunulmuş olduğu ve usule ilişkin herhangi birnoksanlık bulunmadığıanlaşıldığından görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi.
II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim Burak CenkİLHAN’ın, davanın çözümünde adliyargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadakibelgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilenYargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahimÇİFTÇİ’nin davada adli yargının,Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın davada idariyargının görevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava,davalı idarelerin sorumluluk sahasında kalan yolda bisiklet ile seyirhalinde iken meydana gelen kazanın davalı idarenin hizmet kusurundankaynaklandığından bahisle, uğranıldığıbelirtilen zararın tazmin edilmesi istemiyleaçılmıştır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 1. maddesinde,Kanunun amacının karayollarında can ve mal güvenliğiyönünden trafik düzenini sağlayacak ve trafikgüvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacakönlemleri belirlemek olduğu; "Kapsam"başlıklı 2. maddesinde, bu Kanunun trafikle ilgilikuralları, şartları, hak ve yükümlülükleribunların uygulamasını ve denetlenmesini ilgilikuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk,çalışma usulleri ile diğer hükümlerikapsadığı ve bu kanunun karayollarındauygulanacağı; "Tanımlar" başlıklı 3.maddesinde, "Bisiklet: (Değişik: 12/7/2013-6495/13 md.)Üzerinde bulunan insanın adale gücü ile pedal veya el iletekerleği döndürülmek suretiyle hareket eden motorsuztaşıtlardır. Azami sürekli anma gücü 0,25KW’ı geçmeyen, hızlandıkça gücüdüşen ve hızı en fazla 25 km/saate ulaştıktansonra veya pedal çevrilmeye ara verildikten hemen sonra gücütamamen kesilen elektrikli bisikletler de bu sınıfa girer."denilmiş; 10. maddesinde, yapım ve bakımdan sorumlu olduğuyolları trafik düzeni ve güvenliğini sağlayacakdurumda bulundurmanın, gerekli görülen kavşaklara veyerlere trafik ışıklı işaretleri, işaretlevhaları koymak ve yer işaretlemeleri yapmanın Belediye Trafikbirimlerinin görev ve yetkileri arasında olduğubelirtilmiştir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu uyarınca, canve mal güvenliği yönünden; karayollarında trafikdüzeninin sağlanması ve trafik güvenliğiniilgilendiren hususlarda alınacak tedbirler ile ilgili olarak,Yönetmelikte düzenlenmesi işaret edilen ve gerekligörülen diğer hükümleri ve bunlarınuygulanmasına ait esas ve usulleribelirlemek amacıylaçıkarılan Karayolları TrafikYönetmeliği’nin, 3. maddesinde bisiklet tanımına dayer verilmiş; 35. maddesinde, Motorsuz TaşıtlarınTescilinde uygulanacak esasların neler olduğu belirtilmiş;"Hız Sınırları" başlıklı 100.maddesinde ise, motorlu ve motorsuz bisikletlerin yerleşim yeriiçinde, dışında hangi hızda seyredebileceklerikurala bağlanmış ve otoyollara giremeyecekleri ifadeedilmiştir.
Öte yandan 2918 sayılı Kanun'un 19.1.2011günlü Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğegiren 6099 sayılı Kanun'un 14. maddesiyle değişik 110.maddesinde "İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamukuruluşları olan araçların sebebiyet verdiğizararlara ilişkin olanları dahil, bu Kanundan doğan sorumlulukdavaları, adli yargıda görülür. Zarar göreninkamu görevlisi olması, bu fıkra hükmününuygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelentren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır.
Motorlu araç kazalarından dolayı hukukisorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veyaşubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acenteninbulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibikazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde deaçılabilir"; Geçici 21. maddesinde de "Bu Kanunun110 uncu maddesinin birinci fıkrasının göreve ilişkinhükmü, yürürlüğe girdiği tarihten önceidari yargıda ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesindeaçılmış bulunan davalara uygulanmaz"denilmiştir.
2918 sayılı Kanun'un 110. maddesinin birincifıkrasının iptali istemiyle Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi veBatman 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce yapılan itiraz başvurularıüzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesi, şu gerekçesi ileanılan kuralı Anayasaya aykırı görmemiş ve iptalistemini oy birliğiyle reddetmiştir: "… AnayasaMahkemesi’nin daha önceki kimi kararlarında dabelirtildiği üzere, tarihsel gelişime paralel olarak Anayasa’daadli ve idari yargı ayırımına gidilmemiş ve idariuyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergimahkemeleriyle Danıştay yetkili kılınmıştır.Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idariyargı, özel hukuk alanına giren konularda adli yargı görevliolacaktır. Bu durumda, idari yargının görev alanınagiren bir uyuşmazlığın çözümünde adliyargının görevlendirilmesi konusunda kanun koyucunun mutlak birtakdir yetkisinin bulunduğunu söylemek olanaklı değildir.Ancak, idari yargının denetimine bağlı olması gerekenidari bir uyuşmazlığın çözümü,haklı neden ve kamu yararının bulunması halinde kanunkoyucu tarafından adli yargıya bırakılabilir. İtirazkonusu kural, trafik kazasında zarar görenin asker kişi ya damemur olmasına, aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veyaolayın hemzemin geçitte meydana gelmesi durumlarına görefarklı yargı kollarında görülmekte olan 2918sayılı Kanun’dan kaynaklanan tüm sorumlulukdavalarının adli yargıda görüleceğiniöngörmektedir. İtiraz konusu düzenlemeningerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idari yargı, idariyargı veya adli yargı kolları arasında uygulamada var olanyargı yolu belirsizliği giderilerek söz konusu davalarla ilgiliolarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynı tür davalarınaynı yargı yolunda çözümlenmesi sağlanarakdavaların görülmesi ve çözümlenmesinin hızlandırıldığı,bu suretle kısa sürede sonuç alınmasınınolanaklı kılındığı ve bunun söz konusudavaların adli yargıda görüleceği yolunda getirilendüzenlemenin kamu yararına yönelik olduğuanlaşılmaktadır. Öte yandan, 2918 sayılıKanun’da tanımlanan Karayolu şeridi üzerindeki araçtrafiğinden kaynaklanan sorumlulukların, özel hukuk alanınagirdiği konusunda bir tartışma bulunmamaktadır. İdaretarafından kamu gücünden kaynaklanan bir yetkininkullanılması söz konusu olmadığı gibi, aynıkarayolu üzerinde aynı seyir çizgisinde hareket eden, bunedenle aynı tür risk üreten araçlar arasındaözel-kamu ayırımı yapılmasını gerektiren birneden de yoktur. Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kuralAnayasa’nın 2.,125. ve 155. maddelerine aykırıdeğildir. İtirazın reddi gerekir…" (Any. Mah.nin26.12.2013 tarih ve E.2013/68, K.2013/165 sayılı kararı; R.G.27.3.2014, Sayı: 28954, s.136-147.)
Anayasa’nın 158. maddesinin son fıkrasında"Diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesi arasındaki görevuyuşmazlıklarında, Anayasa Mahkemesi’nin kararı esasalınır." denilmektedir. Anayasa Mahkemesi’ninyukarıda gerekçesine yer verilen kararı, yasa koyucunun idariyargının görevine giren bir konuyu adli yargının görevineverebileceğine, dolayısıyla 2918 sayılı Kanun'un 110.maddesinin birinci fıkrası ile öngörülen, buKanun’dan doğan tüm sorumluluk davalarının adliyargıda görülmesi düzenlemesinin Anayasa’yaaykırı bulunmadığına dair olup, esas itibariylegörev konusunda verilmiş bir karardır ve Anayasa’nın158. maddesi uyarınca, başta Mahkememiz olmak üzere diğeryargı organları bakımından da uyulması zorunlu birkarar mesabesindedir.
Bu durumda,2918 sayılı Kanun'un 19.1.2011 tarihindeyürürlüğe giren 110. maddesi ile AnayasaMahkemesi’nin işaret edilen kararı gözetildiğinde,bahsi geçen Kanun maddesinin karayollarında, can ve malgüvenliği yönünden trafik düzeninin sağlanaraktrafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacakönlemleri kapsadığı ve Kanunun, trafikle ilgilikuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri,bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgilikuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumluluklarıile, çalışma usullerini kapsadığı,dolayısıyla oluşan trafik kazası nedeniyleaçılacak sorumluluk davalarının görüm veçözümünde adli yargının görevliolduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan budavanın da adli yargı yerinde çözümlenmesigerektiği sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, Lüleburgaz 2. Asliye HukukMahkemesi'nin başvurusunun reddine karar verilmesi gerekmiştir.
S O N U Ç : Davanın çözümünde ADLİYARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Lüleburgaz 2.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin BAŞVURUSUNUN REDDİNE, 23.11.2020gününde Üye Ahmet ARSLAN’ın KARŞI OYU ve OYÇOKLUĞU İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye
Burhan Şükrü Mehmet Birol
ÜSTÜN BOZER AKSU SONER
Üye Üye Üye
Aydemir Nurdane Ahmet
TUNÇ TOPUZ ARSLAN
KARŞIOY
İdarenin kendi kuruluş kanununda belirlenen ve 2918sayılı Kanun'da tekrarlanan görevlerinden, yani; yol yapım,bakım, işletme, trafik güvenliğini sağlamaşeklinde yürütülen kamu hizmetlerinden kaynaklanan hukukisorumluluğunun idare hukuku ilke ve kurallarına görebelirlenmesi; uyuşmazlığın, özel hukuktaki araçişletenin hukuki sorumluluğundan değil, davalı idaretarafından görevlerinin tam ve eksiksiz yerine getirilmediği,dolayısıyla yürütülen hizmetlerin kusurluişletildiği, meydana gelen zararda hizmet kusuru bulunduğuiddiasından kaynaklanması karşısında uyuşmazlığınçözümünün idari yargının görevindebulunduğu sonucuna ulaşıldığından, uyuşmazlığınçözümünde adli yargıyı görevli kabul edençoğunluğun kararına katılmıyorum. 23.11.2020
ÜYE
Ahmet ARSLAN
Full & Egal Universal Law Academy