T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/294
KARAR NO : 2020/641
KARAR TR: 26.10.2020
ÖZET : Davacının maliki olduğutaşınmazın, İmar planında "Kısmen Sağlık Tesisi alanı Kısmen de Cami Alanı" olarak belirlendiği, aradan geçen zamana rağmen kamulaştırılmadığından bahisle uğradıklarını ileri sürdükleri zararlara karşılık fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla yasal faiziyle birlikte tahsili istemiyle açılan davanın İDARİ YARGI YERİNDE görülmesi gerektiği hk.
KARAR
Davacı : F.Y.
Vekili : Av. A.İ.
Davalılar :Adli Yargıda
Zeytinburnu Belediye Başkanlığı
Vekili : Av. A.B.
İdari Yargıda
1- Zeytinburnu Belediye Başkanlığı
Vekili : Av. N.K.
2- İstanbul Büyükşehir BelediyeBaşkanlığı
Vekili : Av. Y.Y.
3- Diyanet İşleri Başkanlığı
4- Sağlık Bakanlığı
O L A Y : Davacıvekili dava dilekçesindeözetle; müvekkilinin İstanbul İli, Zeytinburnuİlçesi, Kazlıçeşme Mahallesi, Pafta:390-391, Ada:1625, Parsel:20 sayılı arsa niteliğinde taşınmazın1086/41424 oranında hissedarı olduğu, 19/12/2011 tarihinde imardurumu için başvurulduğunda davalı idarenin İstanbulBüyükşehir Belediye Başkanlığı'nın12/12/2010 tarihinde onaylanan 1/5000 ölçekli Nazım İmarPlanı'nda "sağlık tesisi ve cami alanı" olarakayrıldığı yönünde bilgi verdiği, dava konusuparselin 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı'ndaki imardurumunun tespiti bakımından davalı idareye 14/02/2012 tarihindebaşvurulduğunda davalı idarenin söz konusu parseli içeren1/1000 ölçekli Sur Tecrit Koruma Amaçlı Uygulamaİmar Planı'nın İstanbul Büyükşehir BelediyeMeclisi' nin 11/01/2012 tarih - 74 sayılı kararı ileonandığı bilgisini verdiği, davalı idareninmüvekkilinin hissedarı olduğu dava konusu arsaya fiilen vehukuken el attığı ileri sürülerek; fazlayailişkin hakları saklı kalmak kaydı ile; şimdilik10.000,00-TL kamulaştırmasız el atma bedelinin dava tarihindenitibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ZeytinburnuBelediye Başkanlığından tahsili istemiyle adli yargıyerinde dava açmıştır.
BAKIRKÖY 7. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ: 22.12.2014gün ve E:2012/143, K:2014/541 sayı ile, yapılan keşifsonucu hazırlanan bilirkişi raporları dagözönünde tutularak, davacı Faruk Yüce tarafındandavalı Zeytinburnu Belediye Başkanlığı aleyhineİstanbul İli, Zeytinburnu İlçesi,Kazlıçeşme Mahallesi, Pafta:390-391, Ada:1625, parsel:20sayılı taşınmaza ilişkin olarak; dava konusutaşınmazın imar planında "dini tesis alanı vesağlık tesis alanı" olarak ayrılması nedeni ilehukuki el atma hukuksal sebebine dayalı kamulaştırmasız elatma sureti ile tazminat istemli davanın yargı yoluna ilişkindava şartı yokluğu yönünden usulden reddine, fiili yolalanında kalan 2.903,04 m2 miktarındaki kullanımyönünden 2942 sayılı KamulaştırmaYasası'nın 35 maddesi uyarınca istemin dava şartıyokluğundan usulden reddine karar vermiş, bu karara karşıdavacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi : 19.1.2016 gün veE:2015/14342, K:2016/281 sayı ile, dosyada bulunan kanıt vebelgelere, kararın dayandığı gerekçelere göre,davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlikgörülmediği gerekçesiyle, davacı vekilinin temyizitirazları yerinde olmadığından usul ve yasaya uygun olanhükmün onanmasına karar vermiş, bu karar kesinleşmiştir.
Davacı vekili bu kez 1.180.170,58-TL el atmaya dayalı tazminatındava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesiistemiyle Zeytinburnu Belediye Başkanlığı, İstanbulBüyükşehir Belediye Başkanlığı,Sağlık Bakanlığı ve Diyanet İşleriBaşkanlığı'na karşı idari yargı yerinde davaaçmıştır.
İSTANBUL 2. İDARE MAHKEMESİ: 27.2.2020 günve E:2019/915 sayı ile, yapılan keşif sonucu hazırlananbilirkişi raporu uyarınca, idarenin dava konusu taşınmazakamulaştırmasız el atmasından doğan zararın tazminineyönelik bulunan davanın, haksız fiillere ilişkin özelhukuk hükümlerine göre görüm veçözümü, adli yargı yerinin görevinegirdiği gerekçesiyle, adli yargı dosyasının da teminedilerek, 2247 Sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluşve İşleyişi Hakkında Kanun’un 19.maddesiuyarınca görevli yargı merciinin belirlenmesi amacıylaUyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderilmesine kararvermiştir.
2247 sayılı Yasanın 16. Maddesi uyarıncaDanıştay Başsavcısı ile Yargıtay CumhuriyetBaşsavcısının da yazılıdüşünceleri istenilmiştir.
DANIŞTAY BAŞSAVCISI : "... Uygulama veöğreti'de, kamu idarelerinin, kamu hizmetininyürütümü sırasında, kamu gücükullanarak tek yanlı irade açıklamalarıylayapmış oldukları işlemler, "idari işlem";herhangi bir işlem ya da karara dayanmaksızıngerçekleştirdikleri maddi faaliyetleriyle, görevleriyle ilgilihareketsizlikleri de, "idari eylem" olaraktanımlanmaktadır.
Bu tanıma göre, idarelerin 3194 sayılı İmarKanununun 8'inci maddesi uyarınca tek yanlı iradeaçıklamaları ile tesis ettikleri, genel ve düzenleyiciimar planları ile 2981 sayılı Yasanın 13'üncümaddesinin (c) bendi uyarınca tek yanlı iradeaçıklamaları ile tesis ettikleri, genel ve düzenleyiciıslah imar planları ve bu planlara dayanılarak tesis edilenparselasyon, kamulaştırma, ruhsat gibi bireysel işlemler,"idari işlem"; bu imar planı uyarınca yapmak zorundaoldukları program ve uygulamaları bunun için gerekli zamandagerçekleştirmemeleri; yani, bu konudaki hareketsizlikleri de, idarieylem niteliği taşımaktadır.
11/06/2013 günlü, 28674 sayılı Resmi Gazete'deyayımlanan 6487 sayılı Kanun'un 2942 sayılıKamulaştırma Kanunu'nun geçici 6'ncı maddesindedeğişiklik yapan 21 'inci maddesinde yer alan "Uygulama imarplanlarında umumi hizmetlere ve resmi kurumlara ayrılmak suretiyle veyailgili kanunların uygulanmasıyla tasarrufu kısıtlanan taşınmazlarhakkında, 03.05.1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunundaöngörülen idari başvuru ve işlemlertamamlandıktan sonra idari yargıda dava açılabilir."hükmü 07/09/2016 günlü, 29824 sayılı ResmiGazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6745sayılı Yatırımların Proje Bazında Desteklenmesiİle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde KararnamelerdeDeğişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34. maddesiylekaldırılmış, aynı kanunun 33. maddesi ile 2942sayılı Kamulaştırma Kanununa eklenen Ek 1. maddede,"Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlaraayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özünedokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanantaşınmazlar hakkında, uygulama imar planlarınınyürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllıksüre içerisinde imar programları veya imar uygulamalarıyapılır ve bütçe imkânları dâhilinde butaşınmazlar ilgili idarelerce kamulaştırılır veyaher hâlde mülkiyet hakkını kullanmasına engelteşkil edecek kısıtlılığı kaldıracakşekilde imar planı değişikliğiyapılır/yaptırılır. Bu süre içerisindebelirtilen işlemlerin yapılmaması hâlindetaşınmazların malikleri tarafından, bu Kanunungeçici 6 ncı maddesindeki uzlaşma sürecini ve 3194sayılı İmar Kanununda öngörülen idaribaşvuru ve işlemleri tamamlandıktan sonrataşınmazın kamulaştırmasından sorumlu idarealeyhine idari yargıda dava açılabilir." hükmügetirilmiştir.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun, 24.5.2013günlü, 6487 sayılı Bazı Kanunlar ile 375Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede DeğişiklikYapılması Hakkında Kanun'un 21. maddesiyle değiştirilengeçici 6. maddesinin yedinci, onbirinci veonüçüncü fıkralarının iptali istemiyleAnayasa Mahkemesine yapılan itiraz başvurusunda; Anayasa Mahkemesi25/9/2013 tarih ve E: 2013/93, K: 2013/101 sayılı kararında”... Davacının mülkü üzerinde tasarruf etmehakkının kısıtlanması, idarenin bir eylemindendeğil, idari bir işlem niteliğinde olduğutartışmasız olan imar planından kaynaklanmaktadır.Olayda, idarenin fiili el koyma niteliği taşıyan bir eylemihenüz bulunmamakta, aksine kanunen yapması gerekenkamulaştırma işlemlerini yapmamak biçiminde tezahüreden bir eylemsizliği söz konusudur. Öte yandankamulaştırmasız el atmadan söz edilebilmesi içintaşınmaz zilyetliğinin idareye geçmesi vetaşınmazın fiilen kamu hizmetine tahsis edilmiş olmasıgerekmektedir. Oysa, mahkemede görülen davaya konu olayda olduğugibi imar kısıtlamaları'nda taşınmaz zilyetliğimalikte kalmaya devam etmekte olup, yalnızca malikin ilgili mevzuattankaynaklanan bazı kısıtlamalara maruz kalması sözkonusu olmaktadır. Sonuç olarak, davacınıntaşınmazının imar planlarında “ dere mutlakkoruma alanı” nda bırakılması nedeniyle, tasarrufhakkının kısıtlanmasının kamulaştırmasızel atma sonucu olduğu ve tasarruf hakkınınkısıtlanması sebebiyle doğan zararın ancak idariyargıda açılacak bir tam yargı davasına konuedilebileceği sonucuna ulaşılmaktadır.Dolayısıyla bakılmakta olan dava, itiraz başvurusundabulunan mahkemenin görev alanına girmemektedir. Nitekim, Anayasanın158. maddesi ile, adli, idari ve askeri yargı merciileri arasındakigörev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarakçözümlemeye yetkili kılınan UyuşmazlıkMahkemesinin istikrar bulmuş içtihatları da buyöndedir...” gerekçesiyle, yapılan itiraz başvurusureddedilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin 20/12/2018 günlü, E: 2016/181, K:2018/111 sayılı kararıyla; 2942 sayılıKamulaştırma Kanununa eklenen Ek 1. maddenin birincifıkrasının birinci cümlesi dışında kalanbölümünün, Anayasa'nın 2., 35. ve 46. maddelerineaykırı olduğundan bahisle iptaline karar verilmiştir.
Dava dilekçesinde mülkiyet hakkına getirildiğisöylenen kısıtlamanın, taşınmazın malikleriyönünden zarar doğurucu sonuçlarınınolabileceğinde kuşku yoktur. Ancak bu sonuç ya dasonuçlar, genel ve düzenleyici nitelikte bir idari işlem olanimar planında taşınmaza yönelik belirlemeden, bu plandaöngörülen kamulaştırma programlarınınzamanında yapılmamasından ve imar uygulamalarından;başka anlatımla da, idari işlemlerden ve davalı idarelerinimar planı gereği yapılması gerekenkamulaştırmalar konusundaki hareketsizliği şeklinde ortayaçıkan idari eylemlerden kaynaklanmaktadır.
İdari işlem ve eylemlerden doğan zararların tazminitaleplerinin ise, 2577 sayılı İdari Yargılama UsulüKanunu'nun 12 ve 13'üncü maddeleri uyarınca, İdariYargı yerlerinde açılacak tam yargı davalarına konuedilmeleri, anılan yasa hükümlerinin gereğidir.
Bu bakımdan, hukuka uygunluklarının denetimi ve zarardoğurucu sonuçlarının giderilmesi İdariYargı'nın görev alanında bulunan idari işlem veeylemlerin hukuk düzeninde yaratmış oldukları etki vesonuçların, "fiili el atma" olarak nitelendirilmesine vebu olumsuz sonuçlarla ilgili tazminat taleplerinin adli yargıyerlerinde açılacak tazminat davalarına konu edilmelerine,hukuken olanak bulunmamaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 30/10/2013 tarih ve E.2013/603,K.2013/1503 sayılı kararıyla da, imar planındakikısıtlamalardan kaynaklanan "hukuki el atmalardan’kaynaklanan tazminat istemli davaların idari yargınıngörevinde olduğu hüküm altınaalınmıştır.
Diğer taraftan, Anayasa Mahkemesinin 20/12/2018 günlü.E: 2016/181, K: 2018/111 sayılı, 2942 sayılıKamulaştırma Kanununa eklenen Ek 1. maddenin birincifıkrasının birinci cümlesi dışında kalanbölümünün iptali yolundaki kararı ile maddede yeralan, "Bu süre içerisinde belirtilen işlemlerinyapılmaması hâlinde taşınmazların malikleritarafından... taşınmazın kamulaştırmasındansorumlu idare aleyhine idari yargıda dava açılabilir."cümlesi de iptal edilmişse de, anılan kararla sonuçolarak, ek 1. maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesidışında kalan kısmında yer alan düzenlemelergereği süresinde kamulaştırma yapılmamasıhâlinde taşınmaz malikleri ilgili idare aleyhine davaaçma hakkını elde etmekle birlikte, Kanun’un geçici6. maddesindeki malik aleyhine olan hükümlerin sürekli nitelikteuygulanmasının bu davalarda kamulaştırma içinAnayasa'nın 46. maddesinde öngörülen güvencelerietkisiz bırakacağı, maddenin bu bölümününKanun’un yürürlüğe girdiği tarihten itibarensürekli uygulanmasının, idarelerin özel mülkiyetekamulaştırmasız el atma yoluyla müdahalesinin desürekli hâle gelmesine sebep olabilecek nitelikte olduğu,idareler kural ile kamulaştırma yapmak yerine kamulaştırmaiçin Anayasa’da belirtilen ilkelere aykırı olaraktaşınmazları elde edebilme imkânına sahipolabilecekleri, böyle bir durumda devletin hukukabağlılığı ilkesi zedeleneceği gibi bireyleraçısından hukuki güvenlik veöngörülebilirliğin de ortadan kalkacağı, birhukuk devletinde kanunların hukuka aykırı uygulamalarıteşvik etmesinin kabul edilemeyeceği gerekçesine yerverildiği, düzenlemenin taşınmaz maliklerinin idariyargıda dava açabileceğine ilişkinbölümünün Anayasa'ya aykırılığıyönünde herhangi bir belirleme yapılmadığı gözönündebulundurulduğunda, kararın idari işlemden kaynaklanan tazminatdavasına ilişkin uyuşmazlığın yargı yolunundeğişmesini gerektirmediği sonucunavarılmıştır.
Nitekim Uyuşmazlık Mahkemesinin 08/07/2019 günlü,E:2019/213, K:2019/416 sayılı kararı da bu yöndedir.
Dolayısıyla, yukarıda yer verilen Yasahükümleri ve yargı kararları uyarınca davanın,2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun2’nci maddesinin l'inci fıkrasının (b) bendinde yer alan"İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişiselhakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılantam yargı davaları," hükmü gereğince idariyargı yerinde görülmesi gerekmektedir.
SONUÇ : Açıklanan nedenle, 2247 sayılıYasa'nın 16'ncı/rfüîddesi uyarınca,uyuşmazlığın görüm veçözümünün idari yargı yerine ait olduğudüşünülmektedir." yolunda düşüncevermiştir.
YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCISI:"...Anayasanın 125/son madde ve fıkrasında, idarenin kendieylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekleyükümlü bulunduğu kurala bağlanmış; 2577sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2/1.b maddesigereğince idari eylem ve işlemlerden dolayı zararauğrayanlar tarafından açılan tam yargı davalarıidari dava türleri arasında sayılmıştır.
Öte yandan, yerleşme yerleri ile bu yerlerdekiyapılaşmaların, plan, fen, sağlık ve çevreşartlarına uygun teşekkülünü sağlamakamacıyla hazırlanan 3194 sayılı İmar Kanununun 8.maddesinde; planların hazırlanmasında veyürürlüğe konulmasında uyulacak temel esaslara yerverilmiştir.
Taşınmazın imar planında “dere mutlak korumaalanında kalması nedeniyle taşınmaz üzerindekitasarruf yetkisinin kısıtlanması nedenine dayalı olarak birdavacının Asliye Hukuk Mahkemesi nezdindeaçtığı tazminat davasında, bu Mahkemece 04/11/1983tarihli, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun Geçici6. maddesinin bazı fıkralarının iptali istemiyle AnayasaMahkemesine yapılan itiraz başvurusunda; Mahkeme 25/09/2013 tarihlive E.-K.2013/93-101 sayılı kararıyla "... Olayda, idareninfiili el koyma niteliği taşıyan bir eylemi henüzbulunmamakta, aksine kanunen yapması gereken kamulaştırmaişlemlerini yapmamak biçiminde tezahür eden bireylemsizliği söz konusudur. ... davacınıntaşınmazının imar planlarında 'dere mutlak korumaalanında bırakılması nedeniyle, tasarruf hakkınınkısıtlanmasının kamulaştırmasız el atmasonucu olduğu ve tasarruf hakkının kısıtlanmasısebebiyle doğan zararın ancak idari yargıda açılacakbir tam yargı davasına konu edilebileceği ..."gerekçesiyle, Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itirazbaşvurusunu, başvuran mahkemenin yetkisizliği nedeniyleoybirliğiyle reddetmiştir.
Diğer taraftan; 20/8/2016 tarihli ve 6745 sayılı Kanunun33. maddesiyle 2942 sayılı Kanuna eklenen ek 1. maddesinde;“Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlaraayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özünedokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanantaşınmazlar hakkında, uygulama imar planlarınınyürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllıksüre içerisinde imar programları veya imar uygulamalarıyapılır ve bütçe imkânları dâhilinde butaşınmazlar ilgili idarelerce kamulaştırılır veyaher hâlde mülkiyet hakkını kullanmasına engelteşkil edecek kısıtlılığı kaldıracakşekilde imar planı değişikliğiyapılır/yaptırılır. Bu süre içerisindebelirtilen işlemlerin yapılmaması hâlindetaşınmazların malikleri tarafından, bu Kanunungeçici 6 ncı maddesindeki uzlaşma sürecini ve 3194sayılı İmar Kanununda öngörülen idaribaşvuru ve işlemleri tamamlandıktan sonrataşınmazın kamulaştırmasından sorumlu idarealeyhine idari yargıda dava açılabilir. / ...”şeklinde hüküm mevcut iken, Anayasa Mahkemesinin 20/12/2018tarihli ve E. 2016/181, K.2018/111 sayılı kararıyla; maddeninbirinci fıkrasının birinci cümlesi dışındakalan bölümünün, Anayasanın 2., 35. ve 46. maddelerineaykırı olduğundan bahisle iptal edildiğianlaşılmıştır.
İptal edilen “Bu süre içerisinde belirtilenişlemlerin yapılmaması hâlindetaşınmazların malikleri tarafından, bu Kanunungeçici 6 ncı maddesindeki uzlaşma sürecini ve 3194sayılı İmar Kanununda öngörülen idaribaşvuru ve işlemleri tamamlandıktan sonrataşınmazın kamulaştırmasından sorumlu idare aleyhineidari yargıda dava açılabilir.” cümlesikapsamında, yargı yolunun değişip değişmeyeceğihususu irdelendiğinde; davacının taşınmazıüzerinde tasarruf etme hakkınınkısıtlanmasının, idarenin bir eyleminden değil, idaribir işlem niteliğindeki imar planından kaynaklanması;davacının bu işlem sebebiyle doğduğunu iddiaettiği zararın ancak idari yargıda açılacak bir tamyargı davasına konu edilebileceğinin tartışmasızolmasının yanında; Anayasa Mahkemesinin belirtilenkararının gerekçesinde; bu konuya ilişkinuyuşmazlıkların adli yargıda görülmesigerektiği, diğer bir ifadeyle taşınmazın malikitarafından idari yargıda dava açılabileceğininhukukaaykırı olduğu yönünde herhangi bir irdelemeyeyer verilmediği gözetildiğinde; UyuşmazlıkMahkemesinin bu konuda istikrar bulmuş kararları doğrultusunda,yargı yolunun değişmesini gerektirecek bir durumbulunmadığı sonucuna varılmıştır.Dolayısıyla, söz konusu davalarınçözümünde idari yargı yeri görevli olmaya devametmektedir.
Dava konusu olayda, imar planının uygulaması sonucukamulaştırmasız el atma nedeniyle taşınmazınbedelinin ödenmesi gerektiğinin iddia edildiği ve dava konusunun3194 sayılı Kanun uyarınca kamu gücü kullanılaraktek yanlı irade ile yapılan imar planlarında yer alandavacıya ait taşınmazın bedelinin tazminine ilişkinbulunduğu anlaşılmış olup, yapılanişlemlerin "fiili el atma" olarak nitelendirilmesine ve buolumsuz sonuçlarla ilgili tazminat taleplerinin adli yargıyerlerinde açılacak tazminat davalarına konu edilmelerinehukuken olanak bulunmaması sebebiyle, imar planı ve buna dayalı imaruygulaması sonucunda uğranılan zararın tazminineyönelik bulunan davanın, 2577 sayılı İdariYargılama Usulü Kanununun 2/1 .b maddesinde yer alan "idarieylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudanmuhtel olanlar tarafından açılan tam yargıdavaları" kapsamında idari yargı yerinceçözümlenmesi gerektiği sonucunavarılmıştır.
Bu nedenle, İstanbul 2. İdare Mahkemesinin başvurusununreddiyle, uyuşmazlığın çözümününidari yargı merciine ait olduğunun bildirilmesine karar verilmesigerekmektedir." yolunda düşünce vermiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Uyuşmazlık Mahkemesi HukukBölümü’nün, Burhan ÜSTÜN’ünBaşkanlığında, Üyeler: Şükrü BOZER,Mehmet AKSU, Birol SONER, Aydemir TUNÇ, Nurdane TOPUZ veBilalÇALIŞKAN'ın katılımlarıylayapılan26.10.2020 günlü toplantısında:
l-İLK İNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılıYasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeyegöre; İdare Mahkemesince, idari yargı dosyası ile birlikteadli yargı dosyası da temin edilmek sureti ile 2247 sayılıYasa’nın 19. maddesinde öngörülen şekildebaşvurulduğu ve usule ilişkin herhangi bir noksanlıkbulunmadığı anlaşıldığından, adli veidari yargı yerleri arasında doğan görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi.
II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim GülşenAKAR PEHLİVAN’ın, davanın çözümündeidari yargının görevli olduğu yolundaki raporu iledosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarcagörevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halilİbrahim ÇİFTÇİ ile Danıştay SavcısıYakup BAL’ın davada idari yargının görevliolduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendiktensonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜPDÜŞÜNÜLDÜ:
Dava, davacının maliki olduğu İstanbul İli,Zeytinburnu İlçesi, Kazlıçeşme Mahallesi, 390-391pafta, 1625 Ada, 20 Parsel sayılı taşınmazın,İmar planında "Kısmen Sağlık Tesisi alanıKısmen de Cami Alanı" olarak belirlendiği, aradangeçen zamana rağmenkamulaştırılmadığından bahisleuğradıklarını ileri sürdükleri zararlarakarşılık fazlaya ilişkin hakları saklı kalmakkaydıyla 1.180.170,58-TL'nın yasal faiziyle birlikte tahsiliistemiyle açılmıştır.
3194 sayılı İmar Kanunu’nun “Planlarınhazırlanması ve yürürlüğe konulması”başlıklı 8. maddesinde; “– Planlarınhazırlanmasında ve yürürlüğe konulmasındaaşağıda belirtilen esaslara uyulur.
a) Bölge planları; sosyo - ekonomik gelişmeeğilimlerini, yerleşmelerin gelişme potansiyelini, sektörelhedefleri, faaliyetlerin ve alt yapılarındağılımını belirlemek üzere hazırlanacakbölge planlarını, gerekli gördüğü hallerdeDevlet Planlama Teşkilatı yapar veya yaptırır.
b) İmar Planları; Nazım İmar Planı ve Uygulamaİmar Planından meydana gelir. Mevcut ise bölge planı veçevre düzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak,belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım veuygulama imar planları ilgili belediyelerce yapılır veyayaptırılır. Belediye meclisince onaylanarakyürürlüğe girer. (Yeniden düzenlemedördüncü cümle: 12/7/2013-6495/73 md.) Bu planlar onaytarihinden itibaren belediye başkanlığınca tespit edilenilan yerlerinde ve ilgili idarelerin internet sayfalarında bir aysüreyle eş zamanlı olarak ilan edilir.Bir aylık ilansüresi içinde planlara itiraz edilebilir. Belediyebaşkanlığınca belediye meclisine gönderilen itirazlarve planları belediye meclisi onbeş gün içinde inceleyerekkesin karara bağlar. (1)
Belediye ve mücavir alan dışında kalan yerlerdeyapılacak planlar valilik veya ilgilisince yapılır veyayaptırılır. Valilikçe uygungörüldüğü takdirde onaylanarakyürürlüğe girer.(Yeniden düzenlemeüçüncü cümle: 12/7/2013-6495/73 md.)Onay tarihindenitibaren valilikçe tespit edilen ilan yerinde ve ilgili idarelerin internetsayfalarında bir ay süreyle eş zamanlı olarak ilan edilir.Bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebilir.İtirazlar valiliğe yapılır, valilik itirazları veplanları onbeş gün içerisinde inceleyerek kesin kararabağlar. (1)
Onaylanmış planlarda yapılacak değişikliklerde yukarıdaki usullere tabidir.
Kesinleşen imar planlarının bir kopyası,Bakanlığa gönderilir.
İmar planları alenidir. Bu aleniyeti sağlamak ilgiliidarelerin görevidir. Belediye Başkanlığı vemülki amirlikler, imar planının tamamını veya birkısmını kopyalar veya kitapçıklar haline getiripçoğaltarak tespit edilecek ücretkarşılığında isteyenlere verir.
c) (Ek: 3/7/2005 - 5403/25 md.) Tarım arazileri, Toprak Koruma veArazi Kullanımı Kanununda belirtilen izinler alınmadantarımsal amaç dışında kullanılmak üzereplânlanamaz.(…) ”hükmü;
Aynı Kanun'un 18. maddesinde, “İmar hududuiçinde bulunan binalı veya binasız arsa ve arazileri malikleriveya diğer hak sahiplerinin muvafakatı aranmaksızın,birbirleri ile, yol fazlaları ile, kamu kurumlarına veya belediyelereait bulunan yerlerle birleştirmeye, bunları yeniden imar planınauygun ada veya parsellere ayırmaya, müstakil, hisseli veya katmülkiyeti esaslarına göre hak sahiplerine dağıtmaya vere'sen tescil işlemlerini yaptırmaya belediyeler yetkilidir.Sözü edilen yerler belediye ve mücavir alandışında ise yukarıda belirtilen yetkiler valilikçekullanılır.
Belediyeler veya valiliklerce düzenlemeye tabi tutulan arazi vearsaların dağıtımı sırasında bunlarınyüzölçümlerinden yeteri kadar saha, düzenlemedolayısıyla meydana gelen değer artışlarıkarşılığında "düzenleme ortaklıkpayı" olarak düşülebilir. Ancak, bu maddeye görealınacak düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tabitutulan arazi ve arsaların düzenlemeden öncekiyüzölçümlerinin yüzde kırkınıgeçemez. (1)
(Değişik üçüncü fıkra:3/12/2003-5006/1 md.) Düzenleme ortaklık payları,düzenlemeye tâbi tutulan yerlerin ihtiyacı olan MilliEğitim Bakanlığına bağlı ilk veortaöğretim kurumları, yol, otoyol hariç erişmekontrolünün uygulandığı yol, su yolu, meydan, park,otopark, çocuk bahçesi, yeşil saha, ibadet yeri ve karakolgibi umumî hizmetlerden ve bu hizmetlerle ilgili tesislerden başkamaksatlarla kullanılamaz. (Ek iki cümle: 19/4/2018-7139/32 md.)Düzenlemeye tabi tutulan alan içerisinde bulunan taşkınkontrol tesisi alanlarının, bu fıkrada belirtilenkullanımlar için düzenleme ortaklık payıdüşülmesini müteakip kalan hazine mülkiyetindeki alanlardankarşılanması esastır. Ancak taşkın kontrol tesisiiçin yeterli alanın ayrılamaması durumunda,düzenleme ortaklık payının ikinci fıkrada belirtilenoranı aşmaması şartıyla, düzenlemeye tabidiğer arazi ve arsaların yüzölçümlerinden bu fıkradakikullanımlar için öncelikle düzenleme ortaklıkpayı ayrıldıktan sonra ikinci fıkrada belirtilen oranakadar taşkın kontrol tesisi için de ayrıca payayrılır. (2)
Düzenleme ortaklık paylarının toplamı,yukarıdaki fıkrada sözü geçen umumi hizmetleriçin, yeniden ayrılması gereken yerlerin alanlarıtoplamından az olduğu takdirde, eksik kalan miktar belediye veyavalilikçe kamulaştırma yolu ile tamamlanır.
Herhangi bir parselden bir miktar sahanınkamulaştırılmasının gerekmesi halinde düzenlemeortaklık payı, kamulaştırmadan arta kalan sahaüzerinden ayrılır.
Bu fıkra hükümlerine göre, herhangi bir parseldenbir defadan fazla düzenleme ortaklık payı alınmaz. Ancak,bu hüküm o parselde imar planı ile yeniden bir düzenlemeyapılmasına mani teşkil etmez.(…) ” hükmüyer almıştır.
Öte yandan, taşınmazın imar planında“dere mutlak koruma alanı” nda kalması nedeniyletaşınmaz üzerindeki tasarruf yetkisininkısıtlanması nedenine dayalı olarak bir davacınınAsliye Hukuk Mahkemesi nezdinde açtığı tazminatdavasında, bu Mahkemece 4.11.1983 günlü, 2942 sayılıKamulaştırma Kanunu’nun Geçici 6 ncı maddesininbazı fıkralarının iptali istemiyle Anayasa Mahkemesineyapılan itiraz başvurusunda; Anayasa Mahkemesi 25.9.2013 tarih ve E:2013/93, K: 2013/101 sayılı kararında ”…Davacının mülkü üzerinde tasarruf etmehakkının kısıtlanması, idarenin bir eylemindendeğil, idari bir işlem niteliğinde olduğutartışmasız olan imar planından kaynaklanmaktadır.Olayda, idarenin fiili el koyma niteliği taşıyan bir eylemihenüz bulunmamakta, aksine kanunen yapması gerekenkamulaştırma işlemlerini yapmamak biçiminde tezahüreden bir eylemsizliği söz konusudur. Öte yandankamulaştırmasız el atmadan söz edilebilmesi içintaşınmaz zilyetliğinin idareye geçmesi vetaşınmazın fiilen kamu hizmetine tahsis edilmiş olmasıgerekmektedir. Oysa, mahkemede görülen davaya konu olayda olduğugibi imar kısıtlamaları’nda taşınmazzilyetliği malikte kalmaya devam etmekte olup, yalnızca malikinilgili mevzuattan kaynaklanan bazı kısıtlamalara maruzkalması söz konusu olmaktadır. Sonuç olarak,davacının taşınmazının imar planlarında“ dere mutlak koruma alanı”nda bırakılmasınedeniyle, tasarruf hakkının kısıtlanmasınınkamulaştırmasız el atma sonucu olduğu ve tasarrufhakkının kısıtlanması sebebiyle doğanzararın ancak idari yargıda açılacak bir tam yargıdavasına konu edilebileceği sonucuna ulaşılmaktadır.Dolayısıyla bakılmakta olan dava, itiraz başvurusundabulunan mahkemenin görev alanına girmemektedir. Nitekim,Anayasanın 158. maddesi ile, adli, idari ve askeri yargı merciileriarasındaki görev ve hükümuyuşmazlıklarını kesin olarak çözümlemeyeyetkili kılınan Uyuşmazlık Mahkemesinin istikrarbulmuş içtihatları da bu yöndedir…”gerekçesiyle, Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itirazbaşvurusu, başvuran mahkemenin yetkisizliği nedeniyleoybirliğiyle reddedilmiştir.
Yine taşınmazı imar planında “spor alanı”olarak ayrılan bir davacının Asliye Hukuk Mahkemesindeaçtığı tazminat davasında, davalı idareleringörev itirazları nedeniyle DanıştayBaşsavcılığınca çıkartılan olumlugörev uyuşmazlığında, UyuşmazlıkMahkemesi’nce olumlu görev uyuşmazlığı talebininkabulü ile ilgili Asliye Hukuk Mahkemesinin görevlilikkararının kaldırılması yolunda verilen kararnedeniyle, anayasal haklarının ihlal edildiği iddiasıylaAnayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvuru üzerine, AnayasaMahkemesi İkinci Bölümünce 18.9.2013 tarihinde verilenkararda (Başvuru No: 2013/1586) “…Mahkemenin gerekçesive başvurucunun iddiaları incelendiğinde, iddialarınözünün Uyuşmazlık Mahkemesi tarafından delillerindeğerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının yorumlanmasındaisabet olmadığına ve esas itibariyle yargılamanınsonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.Yargılama, Uyuşmazlık Mahkemesi tarafından usulşartlarına ve hukuka uygun olarak gerçekleştirilmişolup, başvurucu derece mahkemelerinde kendi delillerini veiddialarını sunma fırsatını bulmuş ve bunlarUyuşmazlık Mahkemesi’nce gereği gibideğerlendirilmiştir… Açıklanan nedenlerle, adilyargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarınınkanun yolu şikayeti niteliğinde olduğu, UyuşmazlıkMahkemesi kararının bariz bir şekilde keyfilik de içermediğianlaşıldığından, başvurunun, diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin‘açıkça dayanaktan yoksun olması’ nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir…”gerekçesiyle, davacının başvurusu oybirliğiylereddedilmiştir. (Resmi Gazete, 30.10.2013, Sayı:28806)
Son olarak, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 30.10.2013 tarih veE.2013/603, K.2013/1503 sayılı kararıyla, imar planındakikısıtlamalardan kaynaklanan ‘hukuki el atmalardan’kaynaklanan tazminat istemli davaların idari yargınıngörevinde olduğu hüküm altınaalınmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacınınhissedarı olduğu İstanbul İli, Zeytinburnuİlçesi, Kazlıçeşme Mahallesi, 390-391 patla, 1625ada. 20 parsel sayılı taşınmazın 5366 sayılıYıpranan ve Kültürel Taşınmaz VarlıklarınYenilenerek Korunması ve Yaşatılarak KullanılmasıHakkında Kanun kapsamında 24/05/2006 tarih ve 2006/10502sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Yenileme Alanı ilanedilen alan içinde kaldığı, dava konusu parsel 21/01/2007tarihli 1/5000 ölçekli Zeytinburnu Sur Tecrit Alanı KorumaAmaçlı Nazım İmar Planında, kısmensağlık tesis alanı, kısmen dini tesis alanı vekısmen de yol alanında; 16/08/2012 onay tarihli 1/1000 ölçekliSur Tecrit Alanı Koruma Amaçlı Uygulama İmarPlanında, kısmen dini tesis alanı, kısmen KAKS:0.40, maxH:12,50 m yapılanmalı sağlık tesisleri alanı vekısmen yol alanında kalmakta iken kısmen max H:4yapılanmada konut+ticaret alanına, kısmen dini tesis alanınave kısmen de yol alanına alınmasına ilişkin 13/052016tarihli 1/5000 ölçekli Koruma Amaçlı Nazımİmar Planı değişikliği İstanbul 10. İdareMahkemesinin 30/06/2017 gün, E:2016/1612, K:2017/1435 sayılıkararıyla iptal edildiği, anılan parsele ilişkin özelparselasyon planına göre 44-45 sayılı özel parsellerindavacıya ait olduğu, davacının hissedarı olduğu1625 Ada, 20 Parsel sayılı taşınmazın, 12/12/2010tarihinde onaylanan 1/5.000 ölçekli İmar Planında"Kısmen Sağlık Tesisi alanı Kısmen de CamiAlanı" olarak belirlenmesine rağmen herhangi bir yasalişlemin yapılmaması nedeniyle mülkiyet haklarınıkullanamadıklarından bahisle hukuki ve fiili elatma gerekçesiile Bakırköy 7. Asliye Hukuk Mahkemesine taşınmazınbedelinin ödenmesi istemiyle dava açıldığı,anılan mahkemece yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişiincelemeleri sonucunda düzenlenen rapor ve ek raporların sonucu; davakonusu taşınmaz üzerinde hissedarlara ait çok sayıdabina ve binalar arasında kendiliğinden oluşmuşyolların bulunduğu, davacının hissesinekarşılık tasarrufunda bulunduğu alanın duvarlarlaçevrili boş arsa olduğu, imar planında cami alanındakaldığı ve fiili bir el atma olmadığı, davayakonu taşınmaz üzerinde mevcut fiili yolların davadilekçesi ekinde yer alan 1625 ada 20 parsele ait özel parselasyonplanındaki yollar ile birebir örtüştüğü,özel parselasyon planında dava konusu parselin 2.903.04 m2 likkısmının özel yollara ayrıldığı, bunun76,11 m2 lik kısmının davacının hissesine isabetettiği, 1625 ada 20 parsel sayılı taşınmazda 187,77 m2alanlı fiili olarak çocuk parkı olarak kullanılankısmın özel parselasyon planında 73 ve 74 sayılıözel parsellere isabet ettiği, davacıya tahsis edilen 44 ve 45sayılı özel parseller üzerindebulunmadığının tespiti üzerine, 22/12/2014 günlü,E:2012/143, K:2014/541 sayılı kararla, dava konusutaşınmazın imar planında "dini tesis alanı vesağlık tesis alanı olarak ayrılması nedeniyle hukukiel atma hukuksal sebebine dayalı tazminat istemli davanın yargıyoluna ilişkin dava şartı yokluğu yönünden usuldenreddine, fiili yol alanında kalan 2903,04 m2 miktarındakikullanım yönünden 2942 sayılı KamulaştırmaKanununun 35. maddesi uyarınca istemin dava şartıyokluğundan usulden reddine, fiili park alanında kalan 187,77 m2miktarındaki kullanım yönünden ise özel parselasyonplanı ile davacıya verilen 44-45 sayılı özelparsellerin kapsamında kalmadığından istemin reddine kararverildiği, kararın Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 19/01/2016tarih, E:2015/14342, K:2016/281 sayılı kararıyla onanarakkesinleşmesi üzerine davacının 11/11/2016 tarihindeZeytinburnu Belediye Başkanlığına başvurarakhissedarı olduğu taşınmazın "Dini Tesis veSağlık Alanı" olarak ayrılması nedeniyle hukukiel atma durumunun gerçekleştiği belirtilerek 1.180.170,58 TLtazminat ödenmesi isteminin Zeytinburnu BelediyeBaşkanlığının 25/11/2016 tarih, 76913 sayılıişlemi ile plan değişiklikleri sürecinin devam ettiğigerekçesiyle reddedilmesi üzerine, taşınmazına imarplanında "Dini Tesis ve Sağlık Alanı" olarakayrılması nedeniyle hukuki olarak el atılmak suretiylekısıtlanması nedeniyle zarara uğradığıiddiasıyla Zeytinburnu Belediye Başkanlığının25/11/2016 tarih, 76913 sayılı işleminin iptali ve fazlayailişkin hakkı saklı kalmak şartıyla dava tarihindenişleyecek yasal faizi ile birlikte 1.180.170,58 TL' nin ödenmesinekarar verilmesi istemiyle İstanbul 2. İdare Mahkemesineaçtığı davada, Mahkemece yerinde yaptırılankeşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporda davakonusu taşınmazın 362 m2 yüzölçümündeve kadastral parsel niteliğinde olduğu, keşifsırasında taşınmazın 200,00 m2 likkısmının davacı tarafındankullanıldığı, 162 m2 lik kısmına fiilen elatıldığının belirtilmesi üzerine Mahkemece07/02/2020 tarih ve E:2019/915 sayılı ara kararıyladavacının tazminat isteminin kapsamının davacıdansorulduğu, davacı tarafın davanın taşınmazdakihissesinin tamamına yönelik tazminat isteminde bulunduğununbildirilmesi üzerine İstanbul 2. İdare Mahkemesinin 27/02/2020tarih ve E:2019/915 sayılı kararıyla, İdarenin dava konusutaşınmaza kamulaştırmasız el atmasındandoğan zararın tazminine yönelik bulunan davanın haksızfiillere ilişkin özel hukuk hükümlerine göregörüm ve çözümünün adli yargınıngörevine girdiği gerekçesiyle dava dosyalarının 2247sayılı Kanunun 19. maddesi uyarınca görevli yargıyerinin belirlenmesi amacıyla Uyuşmazlık Mahkemesinegönderilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Davacının hissedarı olduğu 1625 Ada, 20 Parselsayılı taşınmazın, 12/12/2010 tarihinde onaylanan1/5.000 ölçekli İmar Planında "KısmenSağlık Tesisi alanı Kısmen de Cami Alanı" olarakbelirlenmesine rağmen herhangi bir yasal işleminyapılmaması nedeniyle mülkiyet haklarınıkullanamadıklarından bahisle hukuki ve fiili elatma gerekçesiile Bakırköy 7. Asliye Hukuk Mahkemesine açılan davada22/12/2014 günlü, E:2012/143, K:2014/541 sayılı kararla,dava konusu taşınmazın imar planında "dini tesisalanı ve sağlık tesis alanı olarak ayrılmasınedeniyle hukuki el atma hukuksal sebebine dayalı tazminat istemlidavanın yargı yoluna ilişkin dava şartı yokluğuyönünden usulden reddine, fiili yol alanında kalan 2903,04 m2miktarındaki kullanım yönünden 2942 sayılıKamulaştırma Kanununun 35. maddesi uyarınca istemin davaşatı yokluğundan usulden reddine, fiili park alanında kalan187,77 m2 miktarındaki kullanım yönünden ise özelparselasyon planı ile davacıya verilen 44-45 sayılıözel parsellerin kapsamında kalmadığından isteminreddine karar verilmesi üzerine davacının yalnızcataşınmazın İmar Planında "KısmenSağlık Tesisi alanı Kısmen de Cami Alanı" olarakbelirlenmesi nedeniyle taşınmazına hukuken elatıldığından bahisle Zeytinburnu BelediyeBaşkanlığına yaptığı tazminatbaşvurusunun reddedilmesi üzerine İdari yargıdaaçtığı davanın, taşınmazın İmarPlanında "Kısmen Sağlık Tesisi alanı kısmende Cami Alanı" olarak ayrılmasından dolayı hukuki elatma durumunun gerçekleştiği iddiasıyla tazminat istemineilişkin olduğundan, dava bu isteme ilişkin olarakincelenmiştir.
Olayda, davacının maliki olduğutaşınmazın imar planıyla "kısmen SağlıkTesisi alanı kısmen de Cami alanı'' kapsamındakaldığı, kamulaştırılmadığı,kamulaştırmasız el atma nedeniyle taşınmazınbedelinin ödenilmesi gerektiğinin iddia edildiği; davanınkonusunun, davalı idarece 3194 sayılı Kanun uyarınca kamugücü kullanılarak tek yanlı irade ile yapılan imarplanında “kamu alanı” olarak yer alan davacıya aittaşınmazın bedelinin tazminine ilişkin bulunduğuanlaşılmış olup, belirtilen duruma göre, imarplanı ve buna dayalı imar uygulaması sonucundauğranılan zararın tazminine yönelik bulunan davanın,2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-bmaddesinde yer alan "İdari eylem ve işlemlerden dolayıkişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafındanaçılan tam yargı davaları" kapsamında idariyargı yerince çözümlenmesi gerekmektedir.
Öte yandan; 20/8/2016 tarihli ve 6745 sayılıYatırımların Proje Bazında Desteklenmesi ile Bazı Kanunve Kanun Hükmünde Kararnamelerde DeğişiklikYapılmasına Dair Kanun’un33. maddesiyle 2942 sayılıKanun’a eklenen ek 1. Maddesinde;“Uygulama imar planlarındaumumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyethakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukukenkısıtlanan taşınmazlar hakkında, uygulama imarplanlarının yürürlüğe girmesinden itibarenbeş yıllık süre içerisinde imar programlarıveya imar uygulamaları yapılır ve bütçeimkânları dâhilinde bu taşınmazlar ilgili idarelercekamulaştırılır veya her hâlde mülkiyethakkını kullanmasına engel teşkil edecekkısıtlılığı kaldıracak şekilde imarplanı değişikliği yapılır/yaptırılır.Bu süre içerisinde belirtilen işlemlerin yapılmamasıhâlinde taşınmazların malikleri tarafından, buKanunun geçici 6 ncı maddesindeki uzlaşma sürecini ve3194 sayılı İmar Kanununda öngörülen idaribaşvuru ve işlemleri tamamlandıktan sonrataşınmazın kamulaştırmasından sorumlu idarealeyhine idari yargıda dava açılabilir.
Birinci fıkra uyarınca dava açılmasıhâlinde taşınmazın ya da üzerinde tesis edilenirtifak hakkının dava tarihindeki değeri, mahkemece; bu Kanunun15 inci maddesine göre bilirkişi incelemesi yapılarak,taşınmazın hukuken tasarrufununkısıtlandığı veya fiilen el konulduğu tarihtekinitelikleri esas alınmak suretiyle tespit edilir vetaşınmazın veya hakkın idare adına tesciline veyaterkinine hükmedilir.
Bu madde kapsamında kalan taşınmazlar hakkındaaçılacak dava ve takiplerde, bu Kanunun geçici 6 ncımaddesinin üçüncü, yedinci, sekizinci ve on birincifıkra hükümleri, bu maddenin yürürlüğegirdiği tarihten önce açılan ancak henüz kararabağlanmayan veya kararı kesinleşmeyen davalara bu maddehükümleri, kesinleşen ancak henüz ödemesiyapılmayan kararlar hakkında ise geçici 6 ncı maddeninüçüncü, sekizinci ve on birinci fıkrahükümleri uygulanır.
Bu Kanunun geçici 6 ncı maddesinin sekizincifıkrası uyarınca ayrılması gereken yüzde ikioranındaki ödenekler, yüzde dört olarak ayrılır.İlave olarak ayrılan yüzde iki oranındaki ödenekler,münhasıran bu ek madde ile geçici 11 inci ve geçici 12nci maddeler kapsamında yapılacak ödemelerdekullanılır. Yapılacak ödemelerin toplam tutarınınilave olarak ayrılan ödeneğin toplamınıaşması hâlinde, ödemeler, en fazla on yılda vegeçici 6 ncı maddenin sekizinci fıkrası hükmünegöre yapılır.” Şeklinde hüküm mevcutiken,Anayasa Mahkemesinin20/12/2018 gün ve E :2016/181, K:2018/111sayılı kararıyla;maddenin birinci fıkrasının birincicümlesi dışında kalan bölümünün,Anayasa’nın 2., 35. ve 46. maddelerine aykırıolduğundan bahisleiptal edildiğianlaşılmıştır.
İptal edilen bölüm içerisinde kalan “Busüre içerisinde belirtilen işlemlerin yapılmamasıhâlinde taşınmazların malikleri tarafından, buKanunun geçici 6 ncı maddesindeki uzlaşma sürecini ve3194 sayılı İmar Kanununda öngörülen idaribaşvuru ve işlemleri tamamlandıktan sonrataşınmazın kamulaştırmasından sorumlu idarealeyhine idari yargıda dava açılabilir.” cümlesikapsamında, bakılan görev uyuşmazlığındayargı yolunun değişip değişmeyeceği hususuirdelendiğinde; davacıların taşınmazlarıüzerinde tasarruf etme hakkınınkısıtlanmasının, idarenin bir eyleminden değil, idaribir işlem niteliğindeki imar planından kaynaklanması; davacılarınbu işlem sebebiyle doğduğunu iddia ettikleri zararın ancakidari yargıda açılacak bir tam yargı davasına konuedilebileceğinin tartışmasız olmasınınyanında; Anayasa Mahkemesinin belirtilen kararınıngerekçesinde; bu konuya ilişkin uyuşmazlıkların adliyargıda görülmesinin gerektiği, diğer biranlatımla taşınmazın malikleri tarafından idariyargıda dava açılabileceğinin hukuka aykırıolduğu yönünde herhangi bir irdelemeye yer verilmediğigözetildiğinde; Mahkememizin bu konuda istikrar bulmuşkararları doğrultusunda, yargı yolunun değişmesinigerektirecek bir durum bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle davanın görüm veçözümünde idari yargı yeri görevliolduğundan; İstanbul 2. İdare Mahkemesinin 27.2.2020 gün veE:2019/915 sayılı başvurusunun reddi gerekmiştir.
S O N U Ç : Davanın çözümündeİDARİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle İstanbul 2. İdare Mahkemesinin 27.2.2020 gün ve E:2019/915sayılı BAŞVURUSUNUN REDDİNE,26.10.2020 günündeOYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye
Burhan Şükrü Mehmet Birol
ÜSTÜN BOZER AKSU SONER
Üye Üye Üye
Aydemir Nurdane Bilal
TUNÇ TOPUZ ÇALIŞKAN
Full & Egal Universal Law Academy