T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/427
KARAR NO : 2020/640
KARAR TR: 26.10.2020
ÖZET : Davacının taşınmazının Obruk Barajı inşaatı su birikimi nedeniyle, zarara uğranıldığı ileri sürülerek, uğranılan zararın tazminiistemiyle açılan davanın İDARİ YARGI YERİNDE görülmesi gerektiği hk.
KARAR
Davacı : M.P.
Vekili : Av. U.U.
Davalı : Devlet Su İşleri GenelMüdürlüğü
Vekili : Av. F.K.
O L A Y : Davacıvekili dava dilekçesindeözetle; Çorum İli, Merkez İlçesi,Kumçelteği Köyü, 451 parselde kayıtlı tarlavasfındaki taşınmazın Obruk Barajınıninşası çerçevesinde ifraz edilerek, 1863 ve 1864 parselolmak üzere iki parsele bölündüğünü, dahasonra 1864 parselin kamulaştırılarak maliye hâzinesiadına tescil edildiğini, 1863 parsele her nedensekamulaştırma işlemi yapılmadığını,halen müvekkili davacıya ait olduğunu, 1863 nolu parseldebulunan taşınmazda Obruk Barajı yapımıinşaasından (1996-2002 tarihinden başlamak üzere) yaklaşık15 yıl zirai üretim yapılamadığını,20.3.2009 tarihli bilirkişi raporunda; 1863 parsel sayılıtaşınmazın baraj göl aynasına sınırsınıra olduğu ve arazinin en uzak noktasında dahi tabansuyu derinlik değerinin bitki kök bölgesindeki hava su dengesinihava aleyhine bozması ile arazi içerisinde ekili ürünezarar vermesinden ve uzun yıllar içerisinde ise baraj suyununbileşimindeki tuz miktarına bağlı olarak arazitoprağının tuzlulaşmasına sebep olacağındandolayı taşınmaz üzerinde bitkisel üretim yapılamayacağınıntespit edildiğini, davacı tarafından Çorum 2. AsliyeHukuk Mahkemesinin 2017/28 D.İş sayılı tespitdosyasındaki bilirkişi raporunda da 1863 nolu taşınmazüzerinde bitkisel üretim yapılamayacağınıntespitinin yapıldığını, müvekkilinin malikiolduğu 1863 nolu parseli 15 yılı aşkın süredirObruk Barajı yapımı nedeniyle zirai üretimyapamadığından kazanç kaybınauğradığını ileri sürerek, geçmişedönük uğramış olduğu zararın tazminiistemiyle adli yargı yerinde dava açmıştır.
Çorum 4. Asliye Hukuk Mahkemesi: 10.7.2018 gün veE:2017/226, K:2018/178 sayı ile, davacının Çorumİli, Merkez İlçesi, Kumçelteği Köyü, 451parselde kayıtlı ifraz sonucu 1863 ve 1864 taşınmazadavalının müdahalesi bulunup bulunmadığı,bulunuyor ise geçmişe dönük 15 yıllıkuğramış olduğu zararın şimdilik10.000,00-TL’sinin davalıdan tahsil edilip edilmeyeceği davasınınÇorum Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/176 Esas ve 2010/79 kararsayılı kararı ile hükme bağlanmışolduğundan,HMK.nun 114/1-i ve 115/2 maddeleri gereğince davaşartı yokluğu anlaşılmış olup, davanındava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermiş,bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf istemindebulunulmuştur.
Samsun Bölge Adliye, Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi: 8.2.2019gün ve E:2018/1998, K:2019/271sayı ile, kamu hizmetiningörülmesi sırasında ve hizmet kusurundan doğanzararların gideriminde idari yargının görevli olduğu;görev sorunu, kamu düzenine ilişkin olup,açıkça veya hiç ileri sürülmese bileyargılamanın her aşamasında mahkemelerce kendiliğindengözetileceği; mahkemece, yargı yolu bakımındangörevsizlik nedeniyle dava dilekçesinin reddine karar verilmesigerekirken, yanılgılı gerekçe ile yazılışekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan,davacı vekilinin istinaf başvurusunun (kamu düzenine ilişkinbahsi geçen sebeple) kabulü ile, HMK'nun 353/1-a maddesigereğince ilk derece mahkemesi kararınınkaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesiiçin dosyanın yerel mahkemeye gönderilmesine kesin olarakkarar vermiştir.
ÇORUM 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ: 2.4.2019gün ve E:2019/71, K:2019/242 sayı ile, tüm dosya kapsamıbirlikte değerlendirildiğinde, Samsun Bölge Adliye MahkemesiHukuk Dairesi'nin 08/02/2019 tarih, 2018/1998 esas ve 20197271 kararsayılı ilamında belirtildiği üzere davacınındavalı idarenin hizmet kusuruna dayandığı davalıDevlet Su İşleri Müdürlüğünün kamusal kurallarçerçevesinde faaliyet gösterdiği ve 2577sayılı İYUK 2.maddesi çerçevesinde kamu hizmetiningörülmesi sırasında ve hizmet kusurunda doğanzararların gideriminde idari yargı görevli olduğundan,yargı yolu caiz olmadığından HMK 114/1 -b ve HMK 115/2 maddesiuyarınca davanın usulden reddine karar vermiş, bu kararakarşı davacı vekili tarafından istinaf istemindebulunulmuştur.
Samsun Bölge Adliye, Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi: 3.9.2019gün ve E:2019/1648, K:2019/1557 sayı ile, somut olayda; davacıvekili salt vekalet ücreti yönünden istinaf istemindebulunmuş olup, istinaf konusu edilen talep, miktar yönündenhükmün verildiği tarih itibarı ile öngörülenkesinlik sınırının altında olduğu; bu durumda,hüküm tarihi itibarı ile kesin olduğu yasadaaçıkça belirtilen bu karara karşı davacıtaraf istinaf kanun yolu başvurusunda bulunamayacağıgerekçesiyle; 6100 sayılı HMK'nun 346.maddesi gereğince,hüküm tarihi itibarı ile kesin olan karara ilişkin istinafbaşvurusunda bulunan davacı vekilinin istinaf dilekçesininreddine kesin olarak karar vermiştir.
Davacı vekili aynı istemle idari yargı yerinde davaaçmıştır.
ÇORUM İDARE MAHKEMESİ: 4.6.2020 gün veE:2019/659 sayı ile, uyuşmazlık konusu olayda, ObrukBarajının yapımı esnasında davacınıntaşınmazının ifraz edilerek 1863 ve 1864 parsel olarakikiye bölündüğü, 1864 parselinkamulaştırıldığı ancak 1863 parselinkamulaştırılmadığı, davanın temelininkamulaştırılmayan bu parselde tarımyapılamadığından bahisle değer kaybınıntahsili istemine dayandığı, nitekim dava dilekçesinde de,adli yargı yerinde dava açılmadan önce 15/07/2017 tarihlidilekçe ile taşınmazınkamulaştırılması veya taşınmazdaki değerkaybı ve diğer zararlar karşılığı tazminatödenmesi istemiyle davalı idareye başvuruyapıldığının belirtildiği, somut olay ve mevzuathükmü birlikte irdelendiğinde 2942 sayılıKamulaştırma Kanunu'nun 12. maddesi kapsamında bulunan vemaddenin uygulanmasıyla çözüme kavuşturulacakuyuşmazlığın, anılan Kanun maddesinin sonfıkrasının açık hükmükarşısında adli yargı yerinin görevine girdiğisonucuna varıldığı gerekçesiyle, görevuyuşmazlığının giderilmesi ve görevli yargımerciinin belirlenmesi için dava dosyasının UyuşmazlıkMahkemesi'ne gönderilmesine, dosya incelemesinin UyuşmazlıkMahkemesi'nce karar verilinceye kadar ertelenmesine karar vermiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Uyuşmazlık Mahkemesi HukukBölümü’nün, Burhan ÜSTÜN’ünBaşkanlığında, Üyeler: Şükrü BOZER,Mehmet AKSU, Birol SONER, Aydemir TUNÇ, Nurdane TOPUZ ve BilalÇALIŞKAN'ın katılımlarıylayapılan26.10.2020 günlü toplantısında:
l-İLK İNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılıYasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeyegöre; İdare Mahkemesince, idari yargı dosyası ile birlikteadli yargı dosyası da temin edilmek sureti ile 2247 sayılıYasa’nın 19. maddesinde öngörülen şekildebaşvurulduğu ve usule ilişkin herhangi bir noksanlıkbulunmadığı anlaşıldığından, adli veidari yargı yerleri arasında doğan görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi.
II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim GülşenAKAR PEHLİVAN’ın, davanın çözümündeidari yargının görevli olduğu yolundaki raporu iledosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarcagörevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halilİbrahim ÇİFTÇİ ile DanıştaySavcısı Yakup BAL’ın davada idari yargınıngörevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava,mülkiyeti davacıya ait olan Çorum İli,Merkez İlçesi, Kumçelteği Köyü, 451 ada, 1863parselde baraj inşaatı su birikimi nedeniyle, zararauğranıldığı ileri sürülerek,uğranılan zararın tazmini istemiyleaçılmıştır.
İdarenin yürütmekle yükümlübulunduğu kamu hizmetine ilişkin olarak uygulamaya koyduğu planve projeye göre meydana getirdiği yol, kanal, baraj, su yolları,su şebekesi gibi tesislerin kurulması, işletilmesi vebakımı sırasında kişilere verdiği zararlarıntazmini istemiyle açılacak davaların görüm veçözümünün, idari eylem ve işlemlerdendolayı kişisel hakları muhtel olanlar tarafındanaçılacak tam yargı davaları kapsamında yargısaldenetim yapan idari yargı yerine ait olduğu; idarece herhangi birayni hakka müdahalede bulunulduğu; özel mülkiyete konutaşınmaza kamulaştırmasız elatıldığı veya plan ve projeye aykırı işgörüldüğü iddiasıyla açılacakmüdahalenin men'i ve meydana gelen zararın tazmini davalarınınise, mülkiyete tecavüzün önlenmesine ve haksızfiillere ilişkin özel hukuk hükümlerine göre adliyargı yerince çözümleneceği, yerleşikyargısal içtihatlarla kabul edilmiş bulunmaktadır.
Nitekim yukarıda belirtilen genel kabul doğrultusundaki Yargıtayİçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 11.2.1959günlü, E:1958/17, K:1959/15 sayılı kararının,III. Bölümünde, “İstimlâksiz el atma halindeamme teşekkülü İstimlâk Kanununa uygun hareketetmeden ferdin malını elinden almış olması sebebiylekanunsuz bir harekette bulunmuş durumdadır. Ve bu bakımdan davaMedeni Kanun hükümlerine giren mülkiyete tecavüzünönlenmesi veya haksız fiil neticesinde meydana gelen zararıntazmini davasıdır. Ve bu bakımdan adliye mahkemesinin vazifesiiçindedir.
Bundan başka, bir amme teşekkülü tarafındanbir tesisin yaptırılması sırasında Devlet malıolmayan yerlerden toprak alınması veya böyle yerlere toprak veyamoloz yığılması neticesinde meydana gelen zararlarıntazmini davası da başkasının malına ammeteşekkülünün dilediği gibi el atma hakkıbulunmadığı ve plan ve projelere ve şartnamelerebaşkasının malına ihtiyaca göre el atılabilmesinigerektirecek esaslar konulamayacağı cihetle, haksız fiildendoğan bir tazminat davası sayılır.
Yapılan işlerin plan veya projeye aykırı olarak yapılmasıhali de idari karara aykırı bir hareket bulunması itibariyleyine idari kararın tatbiki olan bir fiil sayılamaz ve bubakımdan bu iddia ile açılmış bir dava haksızfiilden doğan bir davadan ibaret olacaktır.
Bu bentte anılan davalar, içtihadı birleştirmekararının dışında kaldıklarındankararın bunlara şümulü yoktur” denilmektedir.
Dosyanın incelenmesinden, davacının maliki olduğuÇorum İli, Merkez İlçesi, KumçelteğiKöyü, 451 parselde kayıtlı "tarla" vasfındataşınmazın, Obruk Barajının İnşaasıçerçevesinde ifraz edilerek, 1863 ve 1864 parsel olmak üzereiki parsele bölündüğü; daha sonra Obruk Barajıyapımı için 1864 parsel kamulaştırılarak MaliyeHazinesi adına tescil edildiği; 1863 parselkamulaştırılmadığından, yapılan barajında etkisiyle bitkisel üretimin yapılmayacağı nedeniyleoluştuğu önesürülen zararın tazmini istemiyledava açıldığıanlaşılmıştır.
Olayda, Adli yargı yerinde açılan davada yapılankeşif sonucu hazırlanan Fen Bilirkişisi Raporunda "... 3.Dava konusu parsel kenarından toprak alınmak suretiyle kanalaçılmış olup kanalda bulunan suyun kotu keşif tarihiitibari ile 508,796 metredir. Dava konusu parselin çeşitliyerlerinden ölçüm yapılmış olup en düşükkot 509,600 metre (kamulaştırma sınırına yakın)en yüksek kot ise 510,900 metredir..." denildiği; TeknikBilirkişi Raporunda da "...Yeraltı su seviyesiyükselmesinden kaynaklı parselin kuzey ve doğukısımlarında çoraklaşma ve bataklıklaşmagözlenmiştir.
Parselin kuzey ve doğu kısımlarında yani parselinyanındaki mevcut yol kenarında Fen Bilirkişinin raporunda dabelirtiği gibi parsel içerisinde kepçe ileaçılmış olan kanalda yapılanölçümde taban suyu seviyesi 508,796 metre kotlarındaolduğu tespit edilmiştir. Keşif günü itibarı ilebarajdaki su seviyesi de 508,680 metredir ve baraj suyu maksimum su kotu olan510,00 metre seviyelerine çıktığı vakit parselinbüyük çoğunluğu sular altında kalacak ve sualtında kalmayan kısımları ise taban su seviyesi yükseleceğiiçin ekim yapılamayacaktır.
Ayrıca parselin kotunun 509,600 metre ile 510,900 metrelerarasında değişiği tespit edilmiş olup bu seviyeninBarajın Maksimum su seviyesinin(510,00 metre) çoğu yerindealtında olduğu ve taban suyu seviyesine çok yakınolduğu tespit edilmiştir. Barajda su seviyesinin yükselmesinebağlı olarak taban suyu seviyesinin zaman zaman (özellikleçeltik ekimi-dikimi zamanlarında) yükselmesitaşınmazda taban su seviyesini yükselterek tarımaelverişsiz hale gelmesine sebep olabileceği kanaatindeyim. Kaldıki parsel daha önce ikiye bölünerek diğeryarısının yani 1864 parselinkamulaştırıldığı gerçeği deunutulmamalıdır.
Dava konusu parsele çeltik ekilmesi durumunda tahliyekanalları çalışmayacak ve parsel içerisinden sutahliye edilemeyecektir..." ibarelerine yer verildiğigörülmekte ise de; gerek dava dilekçesinde, gerek davalıidarenin savunmasında, gerekse dosya içerisinde yer alan tümyazışmalarda davalı idare tarafından dava konusu parselefiilen el atıldığına ilişkin bir bilgiye ulaşılamadığıgibi; davacının isteminin de inşa edilen Obruk BarajıGöl alanından olumsuz etkilenen taşınmazındandolayı tazminat istemi olduğu görülmektedir.
Anayasanın 125 inci maddesinin son fıkrasında, idareninkendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekleyükümlü olduğu kurala bağlanmış olup,bununla birlikte idarenin yürütmekle görevli olduğu birhizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindenesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olaraktanımlanabilen hizmet kusurunun hizmetin kötü işlemesi veyahiç işlememesi hallerinde gerçekleştiği ve bununidarenin tazmin yükümlülüğünündoğmasına yol açtığında kuşkubulunmamaktadır.
Bu durumda davacının iddiaları ve dosyada bulunanbilirkişi raporları dikkate alınarak, davanın, idareningörevinde olan kamu hizmetini yürüttüğüsıradaki eyleminden veya eylemsizliğinden doğan zararıngiderilmesine yönelik olarak açıldığınınkabulü gerekir.
Kamu hizmetinin, yöntemine ve hukuka uygun olarakyürütülüp yürütülmediğinin; kamuyararına uygun şekilde işletilip işletilmediğinin;hizmet kusuru ya da başka bir nedenle idarenin sorumluluğu bulunupbulunmadığının yargısal denetiminin, 2577sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2.maddesinde “idari dava türleri” arasında sayılan“idari işlem ve eylemlerden dolayı zarara uğrayanlartarafından açılacak tam yargı davası”kapsamında, idari yargı yerlerince yapılacağıaçıktır.
Belirtilen durum karşısında, davanıngörüm ve çözümü idari yargı yeriningörevine girdiğinden, Çorum İdare Mahkemesinin 4.6.2020gün ve E:2019/659 sayılı başvurusunun reddigerekmiştir.
S O N U Ç : Davanın çözümündeİDARİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Çorum İdare Mahkemesinin 4.6.2020 gün ve E:2019/659sayılı BAŞVURUSUNUN REDDİNE,26.10.2020 günündeOYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye
Burhan Şükrü Mehmet Birol
ÜSTÜN BOZER AKSU SONER
Üye Üye Üye
Aydemir Nurdane Bilal
TUNÇ TOPUZ ÇALIŞKAN
Full & Egal Universal Law Academy