T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020 / 365
KARAR NO : 2020 / 440
KARAR TR : 13.07.2020
ÖZET : Karayolunda meydana gelen trafik kazasında sigortalı aracın uğradığı hasar bedelini ödeyen sigorta şirketinin, zararın idarece giderilmesi istemiyle açtığı davanın, 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi gözetildiğinde, ADLİ YARGI YERİNDE görülmesi gerektiği hk.
K A R A R
Davacı : Axa Sigorta A.Ş.
Vekilleri :Av. M.Z.D., Av. F. U.
Davalı : Isparta İl Özel İdaresi
Vekilleri :Av. A.Ç., Av. A. B.
O L AY : Davacı vekili dilekçesinde; müvekkilişirket tarafından sigortalanan dava dışı D.Ö.yeait 34 … 6965 plakalı aracın 07.11.2017 tarihindesürücüsünün sevk ve idaresindeSücüllü Köyünden BağlarbaşıKöyü istikametinde seyir halinde iken, yol yapım çalışmalarınedeniyle yol üzerinde bulunan malzemenin herhangi bir işaret ilebelirtilmemesi ve sürücünün aracın direksiyonhakimiyetini kaybetmesi sonucunda maddi hasarlı trafik kazası meydanageldiğini; düzenlenen Trafik Kazası TespitTutanağında; yolun bakım ve onarım sorumlusunun Ispartaİl Özel İdaresi olduğu ve yolun yapımaşamasında trafiğin sürekliliğini ve işlerliğinisağlayacak şekilde levha ve uyarıcı işaretlerininyeterli olmadığı tespitininyapıldığını; sigortalıya poliçekapsamında 25.12.2017 tarihinde 23.330,19-TL ödendiğini;yaptırılan ekspertiz raporunda yolun yapımından vebakımından sorumlu kuruluşun %75 - asli kusurlu olduğusonucuna varıldığını; müvekkili ŞirketinT.T.K.’nın 1472., T.B.K.’nun 49.maddeleri ile KarayollarıTrafik Kanunu uyarınca, davalı tarafa rücu hakkı doğduğunu;sigortalıya ödenen miktardan davalı tarafın kusuruoranında 17.497,64-TL’nin rücuen tazmini için işbutam yargı davasının açıldığınıifade ederek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmakkaydıyla; sigortalıya ödenen 17.497,64 TL rücuen tazminatalacağının, ödeme tarihinden itibaren işleyecekyasal faizi ile birlikte tahsili istemiyle idari yargı yerinde davaaçmıştır.
ISPARTAİDARE MAHKEMESİ: 19.11.2018 gün ve E:2018/1710, K:2018/1595sayı ile, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 2., 3., 7., 19.1.2011 günlü Resmi Gazete'de yayımlanarakyürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 14.maddesiyle değişik 110. ve geçici 21. maddesihükmüne; ayrıca 2918 sayılı Kanunun 110.maddesinin birinci fıkrasının iptali istemiyle Bursa 3.AsliyeHukuk Mahkemesi ve Batman 2.Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itirazbaşvuruları üzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesinin,anılan kuralı Anayasaya aykırı görmeyerek iptalistemini oy birliğiyle reddettiği 26.12.2013 tarih ve E.2013/68,K.2013/165 sayılı kararına yer verdikten sonra; “(…)Bu durumda, 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 tarihindeyürürlüğe giren 110. maddesi ile AnayasaMahkemesi’nin işaret edilen kararı gözetildiğinde,bahsi geçen Kanun maddesinin karayollarında, can ve malgüvenliği yönünden trafik düzeninin sağlanarak trafikgüvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacakönlemleri kapsadığı ve Kanunun, trafikle ilgilikuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri,bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgilikuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumluluklarıile çalışma usullerini kapsadığı,dolayısıyla oluşan trafik kazası nedeniyle açılacaksorumluluk davalarının görüm veçözümünde adli yargının görevliolduğu; davacının kasko sigortasını yapmışolduğu 34 TR 6965 plakalı aracın karayolu üzerinde seyirhalindeyken meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan budavanın da davanın adli yargı yerindeçözümlenmesi gerektiği sonucunavarılmıştır.
Nitekim,Uyuşmazlık Mahkemesi'nin 22.10.2018 günlü, E:2018/700,K:2018/676 sayılı kararı da aynı yöndedir.
Açıklanannedenlerle, davanın 2577 sayılı İdari YargılamaUsulü Yasasının 15/1-a. maddesi hükmü uyarıncaGÖREV YÖNÜNDEN REDDİNE…” karar vermiş, bukarar istinaf yoluna başvurulmaksızın kesinleşmiştir.
Davacıvekili bu kez aynı istemle adli yargı yerinde davaaçmıştır.
Antalya3.Asliye Hukuk Mahkemesi:24.9.2019 gün ve E:2019/148, K:2019/476 sayıile, “(…) Mahkememizin yetkisizliğine, Yetkili ve görevlimahkemenin Isparta Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna.Kararın kesinleşmesi sonrasında yasal süreiçerisinde talep edilmesi halinde dosyanın yetkili ve görevlimahkemeye gönderilmesine…” karar vermiştir.
ISPARTA2.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ:2.6.2020 gün ve E:2020/100 sayıile, “(…)
Davanınkonusunun maddi ve manevi tazminat talebine ilişkin dava olduğu,
Taraflararasındaki uyuşmazlığın 07/11/2017 tarihli tektaraflı trafik kazası nedeniyle davalının hizmet kusurununbulunup bulunmadığı noktasında olduğuanlaşılmıştır.
Ispartaİdare Mahkemesinin 2018/1710 esas sayılı dosyasınınincelenmesinde; davanın 2577 sayılı İdari YargılamaUsulü Yasasının 15/1-a maddesi hükmü uyarıncagörev yönünden reddine dair karar verildiği, kararın10/01/2019 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Bir kamuhizmeti görmekle yükümlü davalı idareye 2918sayılı KTK'nun 7/a maddesince; karayollarında mal ve cangüvenliği yönünden gerekli işaretlemeleri yaparakönlemleri almak ve aldırma görevleri verilmişbulunmaktadır. Bu görevin 2918 sayılı yasada verilmişolması bunun ihlali nedeniyle oluşacak zarardan dolayı idareninÖzel Hukuk hükümlerine tabi olacağı sonucunudoğurmaz. Hizmet kusurundan kaynaklanan zararlar yönünden idarealeyhine tam yargı davasının idari yargı yerindeaçılması gereklidir. Esasen 2918 Sayılı Yasanınhukuki sorumluluğa ilişkin 85.vd. maddelerinde araçişletenin sorumluluğu bu yasa kapsamı dışındatutulmuştur. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının“Yargı Yolu” başlıklı 125. maddesinin 1.fıkrası “İdarenin her türlü eylem veişlemlerine karşı yargı yoluaçıktır” hükmünü, son fıkrasıise “İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararıödemekle yükümlüdür” düzenlemesiniiçermektedir.
İdarehukukunda idarenin iki tür sorumluluğu kabul edilmektedir. Biriidarenin özel hukuk ilkeleri doğrultusunda yaptığısözleşmelerden kaynaklanan özel hukuk sorumluluğu;diğeri ise; idarenin idare hukuku ilkeleri doğrultusundayapmış olduğu sözleşmeler ve idarenin hertürlü işlem Ve eyleminden kaynaklanan kamu hukuku ilkeleridoğrultusunda oluşmuş idare hukukuna özgü sorumluluktürüdür.
İdareninkişilere verdiği zararları tazminyükümlülüğü, idarenin “hizmetkusuruna(kusurlu sorumluluk)” ve “kusursuzsorumluluğuna” dayanmaktadır. İdarenin kusura dayanansorumluluğu,' uygulamada “hizmet kusuru” kavramı ileanlatılmaktadır. Hizmet kusurunun tam ve kapsamlı birtanımını yapmak zor olmakla birlikte genel olarak doktrindehizmet kusuru; idarenin ifa ile mükellef olduğu herhangi bir kamuhizmetinin kuruluşunda, düzenlenmesinde veya teşkilatında,bünyesinde, personelinde yahut işleyişinde bir takımaksaklık, hukuka aykırılık, bozukluk, düzensizlik,eksiklik, sakatlık veya ihmalin ortaya çıkması,şeklinde tanımlanmaktadır (SARICA Ragıp, İstanbulÜniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası, “Hizmet Kusuru veKarakterleri”, Y. 1949, C. 15, S. 4, s. 858;ATAY Ender Etem, İdareHukuku, Ankara 2006, s. 571; YILDIRIM Turan, İdari Yargı, İstanbu:2008, s. 253).
Hizmetkusurunun üç durumda varlığı hem yargıiçtihatları hem de öğreti tarafından kabuledilmiştir. Bu üç durum; hizmetin hiç işlememesi,hizmetin geç işlemesi ve hizmetin kötü işlemesidir.
Bunagöre idare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiile nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminleyükümlü olup, İdari Yargılama UsulüKanunu’nun "İdari Dava Türleri ve İdari YargıYetkisinin Sınırı” başlıklı 2. maddesinin1. fıkrasının “b” bendi gereğince"İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişiselhakları doğrudan muhtel olanlar” idari yargı yerinde tamyargı davası açabilecektir. Yine
İYUK15/I-a maddesinde ise, adli yargının görevli olduğukonularda açılan davaların reddine karar verileceği dehükme bağlanmıştır.
2918sayılı KTK'da sorumluluğa ilişkin düzenlemelerin hangihallerde, kime/kimlere yönelik olduğunun belirlenmesi gerekmektedir.
2918sayılı KTK’da hukuki sorumluluğa ilişkindüzenlemeler “Hukuki Sorumluluk ve Sigorta”başlıklı 8. kısımda 85 ve devamı maddelerinde yeralmaktadır. 85. maddenin 1. fıkrası “Bir motorluaracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veyayaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebepolursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veyaişletme adı altında veya bu teşebbüs tarafındankesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni vebağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğanzarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar”şeklindedir.
Bununyanında yine Kanunun “Devlete ve Kamu Kuruluşlarına AitAraçlar” başlıklı 106. maddesi “Genelbütçeye dahil dairelerle katma bütçeli idarelere, ilözel idarelerine ve belediyelere, kamu iktisadi teşebbüslerineve kamu kuruluşlarına ait motorlu araçların sebepoldukları zararlardan dolayı, bu Kanunun işletenin hukukisorumluluğuna ilişkin hükümleri uygulanır. Bukuruluşlar, 35 inci maddenin birinci fıkrasına göre olansorumluluklarının karşılanmasını sağlamaküzere 101 inci maddedeki şartları haiz milli sigortaşirketlerine mali sorumluluk sigortası yaptırmaklayükümlüdürler” hükmünüiçermektedir.
Görüldüğügibi KTK’da sorumluluğa yönelik düzenlemeler 85 ve devamı maddelerinde yer almakta olup sorumlu olarak motorlu araç işleteni(gerçek ya da farazi işleten olabilir) ve araçişleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibibelirlenmiştir. Buna göre bir motorlu aracın işletilmesibir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut birşeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın birteşebbüsün unvanı veya işletme adı altındaveya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesihalinde, “motorlu aracın işleteni ve bağlıolduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardanmüştereken ve müteselsilen sorumlu olacaklardır”.Özellikle 106. maddede belirtildiği üzere kamukuruluşlarına ait araçların neden olduğu zararlarailişkin sorumluluk da 85 ve devamı maddeleri gereğinceişletenin hukuki sorumluluğuna ilişkin hükümlere tabikılınmıştır.
Buradavurgulanması gereken husus ister özel hukuk isterse kamu hukukukişisi olsun 2918 sayılı KTK gereğince sorumluluğuancak motorlu araç işleteni ve araç işleticisininbağlı olduğu teşebbüs sahibi sıfatı ilesözkonusu olabilmektedir. İşleten tanımı iseKTK’nun 3. maddesinde “Araç sahibi olan veya mülkiyetimuhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıylasicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun sürelikiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alankişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişininaracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzereişlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğuispat edilirse, bu kimse işleten sayılır” şeklindeyapılmıştır.
Bunailaveten, KTK’nun 110. maddesindeki 6099 sayılı Kanunun 14üncü maddesi ile yapılan değişiklikgerekçesinin değerlendirilmesi de sorununçözümüne katkı sağlayacaktır.Gerçekten 110 uncu maddede yapılan değişikliğingenel gerekçesinde “...Karayolları Trafik Kanunu, kamuya aitaraçların karayolu üzerindeki seyrini (m.85, 86, 90, 106, 109ve diğ.) kendi kapsamına almış ve bu neviaraçların sebebiyet verdikleri zararların tazminidavaları -doğru olarak- adli yargıdagörülmüştür...”; madde gerekçesinde ise“...Komisyon; Kanunun kamu araçlarının karayolundaki seyrinive bu sırada oluşan haksız fiilleri özel hukukabağlı kılmış olması karşısında (m.106), bu tür fiillerden kaynaklanan davaların adli yargıdagörülmesini, bu kabulün kaçınılmaz sonucuolarak görmektedir... Sonuç olarak, kamuya ait olanaraçların sebebiyet verdiği trafik kazaları ile hemzemingeçitlerde meydana gelen tren-trafik kazaları KarayollarıTrafik Kanununa bağlı kılınmış, buuyuşmazlıklarda görevin adli yargıda olduğuyönünde düzenleme yoluna gidilmiştir...”şeklinde kanun koyucunun amacı ortaya koyulmuştur.
Görüldüğügibi, anılan değişiklikle “kamuaraçlarının” verdiği zararlar nedeniyleişletenin sorumluluğuna ilişkin olarak 2918 sayılıKanunun amacına uygun biçimde adli yargıda görüm veçözüm esası benimsenmiş, hizmet kusurundankaynaklanan hukuki uyuşmazlıkların da bu kapsamdadeğerlendirileceğine yönelik her hangi bir ifadeye yerverilmemiştir.
Ayrıcadeğinilmesi gereken diğer bir husus KTK’da kuruluşlar vekomisyonlara verilen görev ve yetkilere ilişkin sorumluluğun buKanun kapsamında değerlendirilmesi gerekip gerekmediğidir.Karayolları Genel Müdürlüğü 6001 sayılıkuruluş Kanunu yanında KTK'nın 7. maddesinde de genel olarakkarayollarını emniyetle kullanılmasını sağlamaklagörevli ve yetkili kılınmıştır. KTK’dayalnızca Karayolları Genel Müdürlüğünündeğil, Kanun'un 2. Kısmının 4 ila 12. maddelerindekarayollarında can ve mal güvenliği yönünden trafikdüzen ve güvenliğini sağlamak, trafik güvenliğiniilgilendiren gerekli önlemleri belirlemek ve motorlu araçlar ileilgili idari işlemleri düzenlemek amacı ile Emniyet GenelMüdürlüğü, Milli Eğitim Bakanlığı,Sağlık Bakanlığı, Gıda Tarım veHayvancılık Bakanlığı, Ulaştırma Denizcilikve Haberleşme Bakanlığı, Belediyelerin de görev veyetkileri sayılmıştır.
Bununlabirlikte 2918 sayılı KTK'da diğer kamu idareleri veKarayolları Genel Müdürlüğü'nün trafikdüzeni ve trafik güvenliği ile ilgili üstlendikleri kamuhizmetlerinden dolayı hukuki sorumluluğu düzenlenmiş değildir.Yani Karayolları Genel Müdürlüğü'nünkarayolu yapım, bakım ve işletilmesi şeklindeki kamuhizmetleri gibi diğer kamu kuruluşlarının kendi görevalanlarındaki kamu hizmetlerinin, idare hukuku ilke ve kurallarınagöre yürütüleceği, anılan kuruluşlarınidari işlem ve eylemlerinden doğan uyuşmazlıkların daAnayasa’nın 125. maddesi ve 2577 sayılıİYUK’nun 2. maddesine göre idari yargı yerindeçözümlenmesi gerektiği noktasında duraksamabulunmamaktadır.
Yukarıdanberi yapılan açıklamalar değerlendirildiğinde,KTK’dan doğan sorumluluk davaları 85 ve devamımaddelerinde düzenlenen "motorlu aracınişletilmesinin” sonucu doğan zararlar nedeni ile “motorluaracın işleteni ve bağlı olduğuteşebbüsün sahibinin” sorumlu olduğu davalardır.Yani KTK 106 gereğince Devlet ve diğer kamu kuruluşlarınaait motorlu araçların işletilmesi nedeniyle araç işleticisisıfatıyla (KTK 85 gereğince) kamu idareleri vekuruluşlarına karşı açılacaklar da dahilbütün araç sahibi ve işleticilerine karşıaçılan davalar adli yargı kolunun görev alanınagirmektedir. Buna karşın kamu idareleri vekuruluşlarının trafik güvenliği ve düzeninisağlamak amacıyla gerek kendi kuruluş kanunları gerekse2918 sayılı KTK'ya göre yürüttükleri hizmetlerin,kamu hizmeti niteliğini taşıması ve yukarıdasözü edilen KTK’da görevlendirilen kamu idare vekuruluşlarının sorumluluklarına ilişkin herhangi birdüzenlemenin ayrıca KTK'da yer almaması dikkatealındığında, trafik düzeni ve güvenliğihizmetlerinden kaynaklandığı iddia edilen zararlarıntazmini istemiyle ilgili idarelere karşı açılan davalaridari yargı kolunun görev alanına girmektedir. Benzer biruyuşmazlıkta aynı ilkeler Danıştay İdari DavaDaireleri Kurulunun 26.02.2015 tarih, 2015/493 Esas, 2015/557 Kararsayılı ilamında da benimsenmiş ve idari yargı kolunungörevli olduğu değerlendirilmiştir.(Yargıtay 17. HukukDairesi 2016/17827 Esas-2019/6938 karar ve 28/05/2019 tarihli kararı,Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2014/17-1163 Esas-2016/909 Karar,2015/17-1869 Esas-2015/2369 Karar sayılı kararı da buyöndedir.)
Yargıtayözel daireleri ve Hukuk Genel Kurulunun kabulüne göre; kaskosigorta şirketi tarafından halefiyete dayalı olarak kazanınmeydana geldiği yolun yapım, bakım ve onarımındansorumlu olan davalı idare aleyhine açılan davaların idariyargıda görülmesi gerektiği belirtilmiş, 2918sayılı Karayolları Trafik Kanununun 110. Maddesinde belirtilen“bu kamından doğan sorumluluk davalarının”ibaresinden anlaşılması gerekenin motorlu aracınişletilmesi sonucu doğan zararlar nedeni ile "motorluaracın işleteni ve bağlı olduğuteşebbüsün sahibinin” sorumlu olduğu davalar olarakkabul edilmiştir.
Yapılanbu açıklamalar sonucu somut olay değerlendirildiğinde;Davacı şirket tarafından kasko sigortası yapılanDünyamin Öztürk sevk ve idaresindeki 34 TR 6965 aracınSücüllü Köyü istikametinden BağlarbaşıKöyü istikametine seyir halindeyken, davalı idareninsorumluluğunda bulunan yol yapım çalışmalarısırasında yol üzerinde bulunan malzemelerin herhangi birişaret de belirtilmemesi ve gerekle tedbirlerin alınmamasınedeniyle direksiyon hakimiyeti kaybedilerek, tek taraflı maddihasarlı trafik kazası meydana geldiği, sigorta poliçesikapsamında ödenen tazminatın davalı idarenin hizmet kusurubulunduğu iddiasıyla rücuen alacak talebiyle, ödeme tarihindenitibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesiistemiyle dava açıldığı,uyuşmazlığın, Karayolundaki yol yapım ve bakımçalışması sırasında, yol üzerinde bulunanmalzemelerin herhangi bir işaret ile belirtilmemesi ve gerekli tedbirlerinalınmaması nedeniyle, davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğuiddiasından kaynaklandığındanuyuşmazlığın çözümünün idariyargının görevinde bulunduğuanlaşılmaktadır.
Kamutüzel kişilerinin yasalar tarafından kendilerine verilengörev ve yetkilerin kullanılması sırasında oluşanzararlar, niteliği itibariyle hizmet kusurundan kaynaklanan zararlar olupbu zararların tazmini amacıyla hizmet kusurlarına dayalıolarak idari yargılama usulü hakkındaki kanunun 2.maddesiuyarınca İdari Yargı Mahkemelerinde tam yargı davasıaçması gerekmektedir. Görev kuralları kamu düzenineilişkin olup, mahkemece kendiliğinden (resen) dikkatealınması zorunludur. Bu nedenle hizmet kusuru nedeniyleaçılan davalarda, mahkemece, Adli Yargının yargıyolu bakımından görevsiz olması nedeniyle 6100sayılı HMK nın 114/b-b ve 1 15/2.maddeleri gereğince davaşartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesigerekmektedir.
Her ne kadarmahkemece idari yargının görevli olduğu gerekçesiyledavanın reddine karar verilmesi düşünülmüşise de; dosya içerisinde bulunan ve davacılar tarafındandavalı aleyhine aynı konulu açılan Isparta İdareMahkemesinin 2018/1710 Esas sayılı dosyasında; davaya bakmaklaAdli Yargının görevli olduğu gerekçesiyledavanın görev yönünden reddine karar verildiği ve buşekilde kararın kesinleştiğianlaşılmaktadır.
2247sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin kuruluş veişleyişi hakkında kanununun 19.maddesinde; Adli,İdari, Askeri Yargı mercilerinden birisinin kesin veyakesinleşmiş görevsizlik kararı üzerine kendisine gelenbir davayı incelemeye başlayan veya incelemekte olan bir yargımerciinin, davada görevsizlik kararı veren merciin görevliolduğu kanısına varılması halinde gerekçeli birkarar ile görevli merciin belirtilmesi için uyuşmazlıkmahkemesine başvuracağı ve elindeki işin incelemesiniuyuşmazlık mahkemesinin karar vermesine değin erteleyeceğihüküm altına alınmıştır. Buna göre,idarenin hizmet kusurundan kaynaklanan zararlar yönünden idarealeyhine idari yargı yerinde tam yargı davasıaçılması gerektiği, aynı konuda açılandavada görevsizlik kararı veren Isparta İdare Mahkemesinindavaya bakmakla görevli olduğu, mahkememizin görevliolmadığı kanaatine varıldığından 2247sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin kuruluş veişleyişi hakkındaki kanunun 19.maddesi uyarıncagörevli merciin belirtilmesi için Uyuşmazlık mahkemesinebaşvurmak gerekmiştir.
KARAR :Yukarıda gerekçesi açıklandığıüzere ;
1-Dava konusunun,idari yargının görev alanına girmesi sebebiyle Mahkememizingörevli olmadığına, 2247 sayılıUyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişiHakkında Kanunun 19. maddesi uyarınca görevli yargı yerininbelirlenmesi için dosyanın idari yargı merciincegörevsizlik kararı verilen dosyayla birlikte UyuşmazlıkMahkemesine gönderilmesine ve dosya incelemesinin bu konudauyuşmazlık mahkemesince karar verilinceye kadarERTELENMESİNE…”karar vermiştir.
İNCELEMEVE GEREKÇE:
UyuşmazlıkMahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Hicabi DURSUN’unBaşkanlığında, Üyeler: Şükrü BOZER,Mehmet AKSU, Birol SONER, Aydemir TUNÇ, Nurdane TOPUZ ve Ahmet ARSLAN'ınkatılımlarıyla yapılan 13.07.2020 günlütoplantısında:
I-İLK İNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılıYasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeyegöre; Asliye Hukuk Mahkemesince, 2247 sayılı Yasa’nın19. maddesine göre başvuruda bulunulmuş olduğu, adliyargı dosyasının Mahkemece, ekinde idari yargı dosyasıile birlikte Uyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderildiği veusule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığıanlaşıldığından görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi.
II-ESASIN İNCELENMESİ:Raportör-Hâkim Taşkın ÇELİK’in,davanın çözümünde adli yargınıngörevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan;ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay CumhuriyetSavcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ’nindavada adli yargının, Danıştay Savcısı YakupBAL’ın ise idari yargının görevli olduğuyolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava,karayolunda meydana gelen trafik kazasında sigortalı aracınuğradığı hasar bedelini ödeyen sigortaşirketinin, zararının davalı idarece giderilmesi istemindenibaret bulunan bir rücuen tazminat davasıdır.
2918sayılı Karayolları Trafik Kanununun 1. maddesinde, Kanununamacının karayollarında can ve mal güvenliğiyönünden trafik düzenini sağlayacak ve trafikgüvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacakönlemleri belirlemek olduğu; “Kapsam”başlıklı 2. maddesinde, bu Kanunun trafikle ilgilikuralları, şartları, hak ve yükümlülükleribunların uygulamasını ve denetlenmesini ilgili kuruluşlarıve bunların görev, yetki ve sorumluluk, çalışmausulleri ile diğer hükümleri kapsadığı ve bukanunun karayollarında uygulanacağı; ancak aksine bir hüküm yoksa; karayoludışındaki alanlardan kamuya açık olanlar ile park,bahçe, park yeri, garaj, yolcu ve eşya terminali, servis veakaryakıt istasyonlarında karayolu taşıt trafiğiiçin faydalanılan yerlerde de bu Kanun hükümlerininuygulanacağı ifade edilmiş; Kanunun, 4.maddesinde, KarayoluTrafik Güvenliği Kurulunun görev veyetkilerine, Kanunun 5 ila 12 maddelerinde; İçişleriBakanlığının, Trafikzabıtası ve genel zabıtanın, Karayolları GenelMüdürlüğünün, Millî EğitimBakanlığı, Sağlık Bakanlığı veUlaştırma, Denizcilik ve HaberleşmeBakanlığının, Tarım Orman ve KöyişleriBakanlığının, Belediye trafik birimlerinin, İl veilçe trafik komisyonlarının bu Kanunla ilgili görev veyetkileri sayılmış; bu kapsamda, Kanunun “Karayolutrafik güvenliği” başlıklı 13.maddesinde, karayolunun yapımı, bakımı, işletilmesi ilegörevli ve sorumlu bütün kuruluşların, karayoluyapısını, trafik güvenliğini sağlayacak durumdabulundurmakla yükümlü oldukları belirtilmiştir.
Öteyandan 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 günlü ResmiGazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6099sayılı Yasanın 14. maddesiyle değişik 110. maddesinde“İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamukuruluşları olan araçların sebebiyet verdiğizararlara ilişkin olanları dahil, bu Kanundan doğan sorumlulukdavaları, adli yargıda görülür. Zarar göreninkamu görevlisi olması, bu fıkra hükmününuygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelentren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır.
Motorluaraç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkindavalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigortasözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerindenbirinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yermahkemesinde de açılabilir”; Geçici 21. maddesinde de“Bu Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasınıngöreve ilişkin hükmü, yürürlüğegirdiği tarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksekİdare Mahkemesinde açılmış bulunan davalarauygulanmaz” denilmiştir.
Dosyanınincelenmesinden; davacı şirkete Kasko SigortaPoliçesi ile sigortalı, 34 … 6965 plaka sayılıaracın 07.11.2017 tarihinde dava dışısürücünün sevk ve idaresindeyken SücüllüKöyü istikametinden Bağlarbaşı Köyüistikametinde seyir halinde olduğu sırada, yol yapım çalışmalarınedeniyle yol üzerinde bulunan malzemenin herhangi bir işaret ilebelirtilmediği ve sürücünün aracın direksiyonhakimiyetini kaybetmesi sonucunda maddi hasarlı trafik kazası meydanageldiği; kazanın oluşmasında davalı idareninsorumluluğu ve hizmet kusuru bulunduğundan bahisle, fazlayailişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 25.12.2017 tarihindesigortalıya ödenen 23.330,19-TL.nin, davalı tarafınkusuru oranındaki kısmı olan 17.497,64-TL’sinin,ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikterücuen tazmini istemiyle dava açıldığıanlaşılmıştır
2918sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasınıniptali istemiyle Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi ve Batman 2.Asliye HukukMahkemesince yapılan itiraz başvuruları üzerine konuyuinceleyen Anayasa Mahkemesi, şu gerekçesi ile anılankuralı Anayasaya aykırı görmemiş ve iptal istemini oybirliğiyle reddetmiştir: “… Anayasa Mahkemesi’nindaha önceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere,tarihsel gelişime paralel olarak Anayasa’da adli ve idari yargıayırımına gidilmemiş ve idariuyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergimahkemeleriyle Danıştay yetkili kılınmıştır.Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idariyargı, özel hukuk alanına giren konularda adli yargıgörevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görevalanına giren bir uyuşmazlığınçözümünde adli yargının görevlendirilmesikonusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunusöylemek olanaklı değildir. Ancak, idari yargınındenetimine bağlı olması gereken idari biruyuşmazlığın çözümü, haklı nedenve kamu yararının bulunması halinde kanun koyucu tarafındanadli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusu kural, trafikkazasında zarar görenin asker kişi ya da memur olmasına,aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veya olayın hemzemingeçitte meydana gelmesi durumlarına göre farklıyargı kollarında görülmekte olan 2918 sayılıKanun’dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adliyargıda görüleceğini öngörmektedir. İtirazkonusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi,askeri idari yargı, idari yargı veya adli yargı kollarıarasında uygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilereksöz konusu davalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir.Aynı tür davaların aynı yargı yolundaçözümlenmesi sağlanarak davalarıngörülmesi ve çözümlenmesininhızlandırıldığı, bu suretle kısa süredesonuç alınmasının olanaklı kılındığıve bunun söz konusu davaların adli yargıdagörüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamuyararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öteyandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayoluşeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanansorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda birtartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamugücünden kaynaklanan bir yetkinin kullanılması sözkonusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynıseyir çizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risküreten araçlar arasında özel-kamu ayırımıyapılmasını gerektiren bir neden de yoktur.Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın2.,125. ve 155. maddelerine aykırı değildir. İtirazınreddi gerekir…” (Any. Mah.nin 26.12.2013 tarih ve E.2013/68,K.2013/165 sayılı kararı; R.G. 27.3.2014, Sayı: 28954,s.136-147.)
Anayasa’nın158 inci maddesinin son fıkrasında “Diğer mahkemelerle,Anayasa Mahkemesi arasındaki görev uyuşmazlıklarında,Anayasa Mahkemesi’nin kararı esas alınır.”denilmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda gerekçesine yerverilen kararı, yasa koyucunun idari yargının görevinegiren bir konuyu adli yargının görevine verebileceğine,dolayısıyla 2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birincifıkrası ile öngörülen, bu Kanun’dan doğantüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesidüzenlemesinin Anayasa’ya aykırıbulunmadığına dair olup, esas itibariyle görev konusundaverilmiş bir karardır ve Anayasa’nın 158 inci maddesiuyarınca, başta Mahkememiz olmak üzere diğer yargıorganları bakımından da uyulması zorunlu bir kararmesabesindedir.
Bu durumda, 2918 sayılıYasanın 19.1.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110.maddesi ile Anayasa Mahkemesi’nin işaret edilen kararıgözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesininkarayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafikdüzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendirentüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı veKanunun, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak veyükümlülükleri, bunların uygulanmasını vedenetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetkive sorumlulukları ile, çalışma usullerinikapsadığı, dolayısıyla oluşan trafik kazasınedeniyle açılacak sorumluluk davalarının görümve çözümünde adli yargının görevliolduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan budavanın da adli yargı yerinde çözümlenmesigerektiği sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, Isparta 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin2.6.2020 gün ve E:2020/100 sayılı başvurusunun reddi gerekmiştir. S O N U Ç : Davanın çözümünde ADLİYARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Isparta 2.Asliye HukukMahkemesinin 2.6.2020 gün ve E:2020/100 sayılı BAŞVURUSUNUNREDDİNE, 13.07.2020 gününde ÜyeAhmet ARSLAN'ın KARŞI OYU ve OY ÇOKLUĞU İLEKESİN OLARAK karar verildi. Başkan Hicabi DURSUN Üye Şükrü BOZER Üye Mehmet AKSU Üye Birol SONER Üye Aydemir TUNÇ Üye Nurdane TOPUZ Üye Ahmet ARSLAN KARŞI OY İdarenin kendi kuruluş kanunundabelirlenen ve 2918 sayılı Kanun'da tekrarlanan görevlerinden,yani; yol yapım, bakım, işletme, trafik güvenliğinisağlama şeklinde yürütülen kamu hizmetlerindenkaynaklanan hukuki sorumluluğunun idare hukuku ilke ve kurallarınagöre belirlenmesi; uyuşmazlığın, özel hukuktakiaraç işletenin hukuki sorumluluğundan değil, davalıidare tarafından görevlerinin tam ve eksiksiz yerinegetirilmediği, dolayısıyla yürütülen hizmetlerinkusurlu işletildiği, meydana gelen zararda hizmet kusuru bulunduğuiddiasından kaynaklanması karşısındauyuşmazlığın çözümünün idariyargının görevinde bulunduğu sonucunaulaşıldığından, uyuşmazlığınçözümünde adli yargıyı görevli kabul edençoğunluğun kararına katılmıyorum.13.07.2020 ÜYE Ahmet ARSLAN
Full & Egal Universal Law Academy