T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020 / 260
KARAR NO : 2020 / 427
KARAR TR : 13.07.2020
ÖZET : Kadastro Mahkemesinde görülen dava dosyasında, yargılamanın gecikmesi sebebiyle uğranıldığı iddia olunan zararlara maddi ve manevi tazminat ödenmesi istemiyle açılan davanın, tazminat istemine esas olan işlemi yapan mahkemenin dahil olduğu ADLİ YARGI YERİNDE görülmesi gerektiği hk.
K A R A R Davacı : L. K. Davalı : Adalet Bakanlığı Vekili :Av. K. K. Ş. O L A Y : Davacı tarafındanilk olarak 24.7.2019 tarihinde açılan davaya aitdilekçenin, Erzincan İdare Mahkemesince, 4.9.2019 günve E:2019/799, K:2019/1161 sayı ile 2577 sayılı Kanunhükümlerine uygun olmadığından bahisle reddedilmesindensonra yenilenen dilekçesinde; hissedarı olduğu birkısım parsellerle ilgili olarak Tercan Kadastro MahkemesindeE:1993/79 sayılı dosyada yargılamayapıldığını, 2014 yılında kararabağlanan davanın tam 21 yılsürdüğünü; bu zaman zarfında anne vebabasının vefat ettiğini, dava sürecinin kendileriniçok yıprattığını; gerekçelikararda görülen Y. soyadlı kişilerin amcasınınkatilleri, babasını da ağır yaralayan kişilerolduğunu; Mahkeme kararını lehlerine verdiğini,anılan kişilerin davayı kaybettiğini; ancak bukişilerle dava görmenin kendileriniyıprattığını; dava süresince bu arazileriözgürce kullanamadıklarını, ticari veya tarımsalolarak bir gelire dönüştüremediklerini; anne vebabasının, hasımlarıyla devam eden davadan kaynaklanan üzüntü nedeniyle oluşan hastalıklar sonucu vefat ettiklerini; oluşanmaddi ve manevi mağduriyetinin giderilmesi için AdaletBakanlığına başvurduğunu; CİMER aracılığıyla17/06/2019 tarihli, daha sonra tazminat talebini revize eden 11/07/2019tarihli, başvuruları yaptığını ancak; verilencevaplarda, tazminat talebinin kabul edilmediğini, yargımakamlarına başvurmasının istenildiğini; hasımlarıylasüren dava nedeniyle taşınmazlardan uzak durduklarını,faydalanamadıklarını; taşınmazın bulunduğuyerin ticari açıdan da değerli olması nedeniyle ticarikazançtan da mahrum kaldıklarını ifade ederek;uğranılan zararlara karşılık 30.000 TL manevi, 70.000TLmaddi olmak üzere toplam 100.000TL tazminatın tahsili istemiyle idari yargı yerinde dava açmıştır. Davalı vekili tarafındansüresinde verilen cevap dilekçesinde; bağımsız birorgan olan yargının, yargılama faaliyetleri ile ilgiliişlemlerinin, Anayasada öngörülen idari işlemkapsamına girmediğinden bahisle, açılan davanın görevyönünden reddi gerektiği savunulmuştur. ERZİNCANİDARE MAHKEMESİ;17.12.2019 gün ve E:2019/902 sayı ile,“(…)uyuşmazlıkta, kamu hizmetinin, yöntemine vehukuka uygun olarak yürütülüpyürütülmediğinin; hizmetin, kamu yararına uygunşekilde işletilip işletilmediğinin; hizmet kusuru ya da başkabir nedenle idarenin sorumluluğu bulunupbulunmadığının yargısal denetimininyapılacağı ve bu denetimin, uğranılan zararıntazminine yönelik bir dava olan tam yargı davasınınkonusunu teşkil ettiği anlaşıldığından, tamyargı davalarında görevli yargı kolunun idari yargıolması nedeniyle davalı idarenin görev yönündenyaptığı itirazda hukuki isabet bulunmadığısonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle,davalı idarenin görev itirazının reddine, davanıngörülmesinde idari yargı yerinin görevliolduğuna…” karar vermiştir. Davalı vekili tarafından, süresiiçinde verilen dilekçe ile olumlu görevuyuşmazlığı çıkarılması istemiylebaşvuruda bulunulması üzerine dilekçe, dava dosyasıile birlikte Yargıtay CumhuriyetBaşsavcılığı’na gönderilmiştir. YARGITAY CUMHURİYETBAŞSAVCISI; “(…)Anayasanın 125. maddesinde, idarenin hertürlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolununaçık olduğu, aynı maddenin son fıkrasında iseidarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekleyükümlü olduğu kuralına yer verilmiş; 129/5.maddesinde, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerinikullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminatdavalarının, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunungösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak, ancak idarealeyhine açılabileceğine işaret edilmiş; 657sayılı Devlet Memurları Kanununun 13. maddesinde de,kişilerin kamu hukukuna tabi görevlerle ilgili olarakuğradıkları zararlardan dolayı, bu görevleri yerinegetiren personel aleyhine değil, ilgili kurum aleyhine davaaçacakları ve kurumun genel hükümlere göre sorumlupersonele rücu hakkının saklı olduğu hükmebağlanmıştır. 2577 sayılı İdariYargılama Usulü Kanununun “İdari Dava Türleri veİdari Yargı Yetkisinin Sınırı” kenarbaşlıklı 2. maddesinde, idari dava türleri: a) İdari işlemlerhakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biriile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleriiçin menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılaniptal davaları, b) İdari eylem ve işlemlerden dolayıkişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafındanaçılan tam yargı davaları, c)Tahkim yoluöngörülen imtiyaz şartlaşma vesözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç,kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılanher türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflararasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalarolarak sayılmıştır. Öte yandan, 6100sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 46. maddesinde; "(1)Hâkimlerin yargılama faaliyetinden dolayıaşağıdaki sebeplere dayanılarak Devlet aleyhine tazminatdavası açılabilir: /..../ e) Hakkın yerine getirilmesindenkaçınılmış olması. / ... / (3) Devlet,ödediği tazminat nedeniyle, sorumlu hâkime ödemetarihinden itibaren bir yıl içinde rücu eder."hükmü, 47. maddesinde; "Devlet aleyhine açılantazminat davası, ilk derece ve bölge adliye mahkemesi hâkimlerininfiil ve kararlarından dolayı, Yargıtay ilgili hukuk dairesinde;Yargıtay Başkan ve üyeleri ile kanunen onlarla aynı konumdaolanların fiil ve kararlarından dolayı YargıtayDördüncü Hukuk Dairesinde ilk derece mahkemesisıfatıyla görülür. Dava, bu dairenin Başkan veüyelerinin fiil ve kararlarından dolayı ise yargılamaYargıtay Üçüncü Hukuk Dairesinde yapılır.Verilen kararların temyiz incelemesi Hukuk Genel Kuruluncayapılır. Temyiz incelemesine, kararı veren başkan ileüyeler katılamaz. / (2) Devletin sorumlu hâkime karşıaçacağı rücu davası, tazminat davasınıkarara bağlamış olan mahkemede görülür.”hükmü yer almaktadır. Yukarıda belirtilenhükümlere göre idari yargı yerinde davaaçılabilmesi için, işlem veya eylemin idari birfaaliyet kapsamında gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Sözkonusu işlem veya eylemin idari bir faaliyet kapsamındagerçekleştirilmediğinin anlaşılması halindeişlem veya eylemin niteliğine göre sonuca gidilmesigerekecektir. Yargı faaliyetitanımlanırken kullanılan ölçütlerden biri olanorganik ölçüte göre bir faaliyetin yargı faaliyetisayılması için bağımsız mahkemelertarafından yerine getirilmesi gerekir. Maddi ölçütegöre ise, mahkemelerin bütün faaliyetleri yargı faaliyetideğildir; sadece hukuk kurallarının bağımsızmahkemeler tarafından somut olaylara uygulanması halinde biryargı faaliyeti vardır. Bu ölçüte göre,hakimlerin çekişmeli veya çekişmesiz yargıişini görmeleri yargı faaliyetine dahildir. Kalem işlerininyürütülmesi ve yazı işleri personelinin yönetimigibi işler ise yargı faaliyeti kapsamındadışındadır. Öte yandan, yargı faaliyeti,davanın açılmasından, hükmünkesinleşmesine kadar uzayan ve Yargıtay incelemesini de içinealan bütün yargısal faaliyetleri kapsamaktadır.Anayasanın Başlangıcında öngörülen“Kuvvetler ayrımı” ilkesi ile 9. ve 138. maddeleridikkate alındığında, bağımsız bir erk olanyargının yargılama faaliyeti ile ilgili işlemlerinin,Anayasanın 125. maddesinde öngörülen “idarifaaliyet” kapsamında değerlendirilmesi mümkünolmayıp, bu “yargı faaliyeti” nedeniyle idari yargıyoluna başvurulabilmesine imkan yoktur. Esasen bu durum, kuvvetlerayrılığı ilkesinin tabii bir sonucudur. Bu düzenlemeler veaçıklamalar kapsamında dava konusu olay elealındığında, Tercan Kadastro Mahkemesinin E. 1993/79sayılı dava dosyasıyla ilgili yapılan faaliyetin yargıfaaliyeti olduğunda ve bu kapsamda gerçekleştirilenişlemlerin yargısal işlem mahiyetinitaşıdığında kuşku bulunmamaktadır. Yargılamasürecine katkıda bulunan işlemler ya da faaliyetler nedeniyleDevletin sorumlu tutulmasında da, bu sorumluluğun denetimininaynı yargı düzeni içinde yapılması veyargısal nitelikli bir işlemin idari yargı denetimidışında tutulması gerekmektedir. Uyuşmazlık Mahkemesinin29/01/2018 tarihli ve E.2017/591, K.2018/3 sayılı kararında dabu tür davaların görüm ve çözümündeadli yargının görevli olduğu vurgulanmıştır. Yukarıdakiaçıklamalara göre, somut olaya ilişkin davanın daözel hukuk hükümlerine göre adli yargı yerindegörülmesi gerektiği düşünülmektedir. KARAR : Yukarıdaaçıklanan nedenlerle 2247 sayılı Kanunun 10 ve 13.maddeleri gereğince, olumlu görev uyuşmazlığıçıkarılmasına, dosyanın UyuşmazlıkMahkemesi Başkanlığına gönderilmesine…” kararvermiştir. Başkanlıkça,2247 sayılı Yasa’nın 13. maddesine göre DanıştayBaşsavcısı'nın da yazılı düşüncesiistenilmiştir. DANIŞTAY BAŞSAVCISI; “(…)İdare,Anayasanın 125. maddesinde de belirtildiği üzere, kural olarakyürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağıkurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylemve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kurallarıçerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerigereği tazmin edilmektedir. İdarenin yürütmekte olduğubir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veyaişleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşlukolarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötüişlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesihallerinde gerçekleşmekte ve İdarenin tazminyükümlülüğünün doğmasına yolaçmaktadır. Hizmet kusuru, idarenin yapmaklayükümlü olduğu bir kamu hizmetinin kuruluşunda,teşkilatın yapısında, personelde ya daişleyişinde gereken emir, direktif ve talimatların verilmemesi,nezaret ve denetiminin yapılmaması, hizmete özgülenenaraçların yetersiz, elverişsiz, kötü olması,hizmet için gereken tedbirlerin alınmaması, geç,vakitsiz hareket bozukluk, özensizlik, eksiklik, sakatlıktır.Hizmet kusuru nedeniyle açılan tazminat davalarında; zararaneden olduğu iddia edilen idari işlem ve eylemin hizmet kusurukuramı çerçevesinde değerlendirilmesininyapılması ve olayda kamu hizmetinin gerekleri, işleyişşartları ve diğer özellikleri, zaman ve yerkoşulları, zararın niteliği gibi unsurların gözönünde bulundurulması suretiyle tesbit edilen kusurun idarecetazmini gerekip gerekmediği, gerekiyor ise hangi miktarda tazminigerektiği hususlarının araştırılarakoluşacak kanaate göre karar verilmesi gerekmektedir. Yargılama sürecininuzamasında yetkili makamlara atfedilecek gecikmelerin;yargılamanın süratle sonuçlandırılmasıhususunda gerekli özenin gösterilmemesinden kaynaklanabileceğigibi, yapısal sorunlar ve organizasyon eksikliğinden de ilerigelebileceği, zira Anayasanın 36. maddesi ile Avrupa İnsanHakları Sözleşmesinin 6. maddesinin; hukuk sistemine,mahkemelerin davaları makul bir süre içinde kararabağlama yükümlülüğü de dahil olmaküzere adil yargılama koşullarını yerine getirebilecekbiçimde düzenlenmesi sorumluluğunu yüklediği, bukapsamda yargıç ve personel sayısındaki yetersizlik veiş yükü ağırlığı nedeniyleyargılamada makul sürenin aşılması durumunda yetkilimakamların sorumluluğunun gündeme geleceğiaçıktır (Anayasa Mahkemesi'nin 2013/695 başvurunumaralı kararı, AİHM Foti ve Diğerleri/İtalya, B.No:7604/76 - Eckle/Almanya, B. No:8130/78 nolu kararları). 1 SayılıCumhurbaşkanlığı Kararnamesinde AdaletBakanlığının görevleri; "a) Kanunlardakurulması öngörülen mahkemeleri açmak veteşkilatlandırmak, ceza infaz kurumları, icra ve iflas dairelerigibi her derece ve türdeki adalet kurumlarını planlamak, kurmakve idari görevleri yönünden gözetim ve denetimini yapmak vegeliştirmek, b)Bir mahkemeninkaldırılması veya yargı çevresinindeğiştirilmesi konularında Hakimler ve Savcılar Kurulunateklifte bulunmak, c)Kamu davasınınaçılması ile ilgili olarak mevzuatla Adalet Bakanınaverilen yetkinin kullanılması ile ilgili çalışma veişlemleri yapmak, ç) Adli sicilintutulması ile ilgili hizmetleri yürütmek, d)Adalet hizmetlerineilişkin konularda, yabancı ülkelerle ilgili işlemleriyerine getirmek, e)Adalet hizmetleriyle ilgilikonularda, gerekli araştırmalar ve mevzuathazırlıklarını yapmak ve görüş bildirmek, f)Bakanlıklarcahazırlanan mevzuat taslaklarının Türk hukuk sistemine vemevzuat tekniğine uygunluğunu incelemek ve bu konulardagörüş bildirmek, g)İlgili mevzuathükümleri uyarınca infaz işlerini düzenlemek, ğ) İcra ve iflasdaireleri vasıtasıyla, icra ve iflas iş ve işlemleriniyürütmek, h)Görev alanıyla ilgiliolarak uygulamayı takip etmek ve ortaya çıkan sorunlarınnedenlerini araştırarak çözüm önerilerigeliştirmek, ı) Ulusal veyauluslararası düzeyde bilimsel toplantılar düzenlemek, bunitelikteki çalışmaları teşvik etmek ve desteklemek, i)Görev alanıyla ilgilikamuya da özel kurum veya kuruluşlarla iş birliği yapmak, j) Kanunlarla veyaCumhurbaşkanlığı kararnameleriyle verilen diğergörevleri yapmak." olarak sayılmıştır. Dosyanın incelenmesinden;davacı tarafından, Erzincan/Tercan Kadastro Mahkemesindegörülen 1993/79 esas sayılı dava dosyasındayargılamanın gecikmesi sebebiyle uğranıldığıiddia olunan 70.000,00 TL maddi ve 30.000,00 TL manevi zararın tazminiistemiyle bakılan davanın açıldığı,uyuşmazlıkta, kamu hizmetinin, yöntemine ve hukuka uygun olarakyürütülüp yürütülmediğinin; hizmetin,kamu yararına uygun şekilde işletilipişletilmediğinin; hizmet kusuru ya da başka bir nedenle idareninsorumluluğu bulunup bulunmadığının yargısaldenetiminin yapılacağı ve bu denetimin, uğranılanzararın tazminine yönelik bir dava olan tam yargıdavasının konusunu teşkil ettiğianlaşıldığından, tam yargı davalarındagörevli yargı kolunun idari yargı olması nedeniyledavalı idarenin görev yönünden yaptığıitirazda hukuki isabet bulunmadığı sonucunavarılmıştır. Uyuşmazlıkta,davacı tazminat istemini, yargılamadaki gecikmenin hizmet kusuruolduğu iddiasına dayandırdığından, davanınyargılama faaliyeti ile ilgisi bulunmamaktadır. Bu itibarla, dava konusu olayda,Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle davalı AdaletBakanlığına verilen adalet hizmetinin yerine getirilmesindehizmet kusurunun bulunup bulunmadığı yönünde bir araştırmayapılarak tazminat istemi hakkında bir karar verilmesigerekeceğinden uyuşmazlıkta idari yargı görevlidir. SONUÇAçıklanan nedenle, 2247 sayılı Yasanın 13. maddesiuyarınca yapılan başvurunun reddi gerektiği…” yolundadüşünce vermiştir. İNCELEME VE GEREKÇE: Uyuşmazlık MahkemesiHukuk Bölümü’nün, Hicabi DURSUN’unBaşkanlığında, Üyeler: Şükrü BOZER,Mehmet AKSU, Birol SONER, Aydemir TUNÇ, Nurdane TOPUZ ve AhmetARSLAN'ın katılımlarıyla yapılan 13.07.2020 günlütoplantısında: I-İLK İNCELEME: Dosya üzerinde 2247sayılı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılanincelemeye göre; davalı vekilinin anılan Yasanın 10/2maddesinde öngörülen yönteme uygun olarakyaptığı görev itirazının reddedilmesi ve 12/1.maddede belirtilen süre içinde başvuruda bulunmasıüzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısınca, 10. maddedeöngörülen biçimde olumlu görevuyuşmazlığı çıkarıldığıanlaşılmaktadır. Usule ilişkin herhangi bir noksanlıkbulunmadığından, görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi. II-ESASIN İNCELENMESİ:Raportör-Hakim Taşkın ÇELİK’in, davanınçözümünde adli yargının görevliolduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgiliBaşsavcılarca görevlendirilen Yargıtay CumhuriyetSavcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ’nindavada adli yargının, Danıştay Savcısı YakupBAL’ın ise davada idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava, davacıtarafından; Erzincan/Tercan Kadastro Mahkemesinde görülenE:1993/79 sayılı dava dosyasında, yargılamanıngecikmesi sebebiyle uğranıldığı iddia olunan zararlarakarşılık 70.000,00 TL maddi ve 30.000,00 TL manevi tazminatödenmesi istemiyle açılmıştır. Anayasa’nınBaşlangıç Bölümünde “Kuvvetlerayrımının, Devlet organları arasındaüstünlük sıralaması anlamına gelmeyip, belliDevlet yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibaret ve bununlasınırlı medeni bir işbölümü veişbirliği olduğu ve üstünlüğün ancakAnayasa ve kanunlarda bulunduğu” belirtilmiş; “GenelEsaslar” başlıklı Birinci Kısmında daegemenliğin, kayıtsız şartsız Milletin olduğu veTürk Milletinin, egemenliğini, Anayasa’nın koyduğuesaslara göre, Yasama, Yürütme ve Yargı organlarıeliyle kullanacağı öngörülmüştür. Anayasa’nın 9.maddesinde, “Yargı yetkisi, Türk Milleti adınabağımsız ve tarafsız mahkemelercekullanılır” denilmiş; “Mahkemelerinbağımsızlığı” başlıklı 138.maddesinde, “Hakimler, görevlerindebağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarakvicdani kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ, makam, merciveya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere vehakimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkindebulunamaz. Görülmekte olan birdava hakkında Yasama Meclisinde yargı yetkisininkullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşmeyapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz. Yasama ve yürütmeorganları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; buorganlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretledeğiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.”hükümlerine yer verilmiştir. Belirtilen Anayasal düzenlemeleregöre, “kuvvetler ayrılığı” ilkesigereğince fonksiyonel bakımdan yargı organı yasama veyürütmeden ayrı tutulmuş olup, bağımsız birorgan olan yargının yargılama süreci ile ilgiliişlemlerinin Anayasa’nın 125. maddesindeöngörülen “idari işlemler” kapsamınagirmediği ve bu nedenle yargısal işlemler dolayısıylaidari yargı yoluna başvurulamayacağıaçıktır. Bu durum, Ülkemiz yargısisteminin dayandığı “yargıayrılığı” ve “adli ve idari yargıorganlarının birbirlerine karşıbağımsızlığı” ilkelerinin de doğal birsonucudur. Bununla birlikte, hukukumuzda,bazı hallerde yargısal işlemlere yardımcı bazıidari faaliyetlerden dolayı Devletin sorumluluğunu öngörenistisnai düzenlemeler de bulunduğu; Medeni Kanunda ve İcra veİflas Kanununda, idare aleyhine açılan davalara adliyemahkemelerinde bakılacağı yolundaki bu düzenlemelerden, yargılamasürecine katkıda bulunan işlemler nedeniyle Devletinsorumluluğunun kabul edildiği durumlarda, bu sorumluluğundenetiminin de aynı yargı düzeni içindeyapılmasının gözetildiğianlaşılmaktadır. Öte yandan, 6100sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun, “Devletinsorumluluğu ve rücu” başlıklı 46.maddesinde,“ (1) Hâkimlerin yargılamafaaliyetinden dolayı aşağıdaki sebeplere dayanılarakDevlet aleyhine tazminat davası açılabilir: a)Kayırma veya taraf tutma yahut taraflardan birine olan kin veyadüşmanlık sebebiyle hukuka aykırı bir hükümveya karar verilmiş olması. b)Sağlanan veya vaat edilen bir menfaat sebebiyle kanuna aykırıbir hüküm veya karar verilmiş olması. c)Farklı bir anlam yüklenemeyecek kadar açık ve kesin birkanun hükmüne aykırı karar veya hükümverilmiş olması. ç)Duruşma tutanağında mevcut olmayan bir sebebe dayanılarakhüküm verilmiş olması. d)Duruşma tutanakları ile hüküm veya kararlarındeğiştirilmiş yahut tahrif edilmiş veya söylenmeyenbir sözün hüküm ya da karara etkili olacak şekildesöylenmiş gibi gösterilmiş ve buna dayanılarakhüküm verilmiş olması. e)Hakkın yerine getirilmesinden kaçınılmışolması. (2)Tazminat davasının açılması, hâkimekarşı bir ceza soruşturmasının yapılmasıyahut mahkûmiyet şartına bağlanamaz. (3)Devlet, ödediği tazminat nedeniyle, sorumlu hâkime ödemetarihinden itibaren bir yıl içinde rücu eder.”Hükmüne; AynıKanunun “Davaların açılacağı mahkeme”başlıklı 47.maddesinde “ (1) (Değişik:1/4/2015-6644/3 md.) Devlet aleyhine açılan tazminatdavası, ilk derece ve bölge adliye mahkemesi hâkimlerinin fiilve kararlarından dolayı, Yargıtay ilgili hukuk dairesinde;Yargıtay Başkan ve üyeleri ile kanunen onlarla aynı konumdaolanların fiil ve kararlarından dolayı YargıtayDördüncü Hukuk Dairesinde ilk derece mahkemesisıfatıyla görülür. Dava, bu dairenin Başkan veüyelerinin fiil ve kararlarından dolayı ise yargılamaYargıtay Üçüncü Hukuk Dairesinde yapılır.Verilen kararların temyiz incelemesi Hukuk Genel Kuruluncayapılır. Temyiz incelemesine, kararı veren başkan ileüyeler katılamaz. (2)Devletin sorumlu hâkime karşı açacağırücu davası, tazminat davasını kararabağlamış olan mahkemede görülür.”Hükmüne yer verilmiştir. Dosyanın incelenmesinden;davacı tarafından, hissedarı olduğu bir kısımparsellerle ilgili olarak Tercan Kadastro Mahkemesinde E:1993/79sayılı dosyada yargılama yapıldığı, 2014yılında karara bağlanan davanın tam 21 yılsürdüğü; dava sürecinin kendilerini çokyıprattığı; yargılamanın uzun sürmesi,kararın gecikmesi sebebiyle uğranıldığı iddiaolunan zararlara karşılık 70.000,00 TL maddi ve 30.000,00 TLmanevi tazminatın tahsili istemiyle dava açıldığıanlaşılmıştır. 2577 sayılı İdariYargılama Usulü Kanunu uyarınca, idari yargı yerinde davaaçılabilmesi için, işlem veya eylemin idari birfaaliyet kapsamında gerçekleştirilmesi gerektiğitartışmasızdır. Buna karşılık, mahkemekararlarının ise yargısal bir niteliktaşıdığı ve idari bir işlem veya eylem olarakkabul edilemeyeceği açıktır. Belirtilen duruma göre,Kadastro Mahkemesinin E. 1993/79 sayılı dava dosyasıyla ilgiliyapılan faaliyetin yargı faaliyeti olduğunda ve bu kapsamdagerçekleştirilen işlemlerin yargısal işlem mahiyetinitaşıdığında kuşku bulunmamaktadır.Yargılama sürecine katkıda bulunan işlemler ya dafaaliyetler nedeniyle Devletin sorumlu tutulmasında da, busorumluluğun denetiminin aynı yargı düzeni içindeyapılması ve yargısal nitelikli bir işlemin idariyargı denetimi dışında tutulması gerekmektedir. Bunedenle, uğranıldığı ilerisürülen zararların tazmini istemiyle açılandavada; tazminat istemine esas olan işlemi yapan mahkemenin dahilolduğu adli yargının görevli bulunduğu sonucunavarılmıştır. Açıklanan nedenlerle,Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının başvurusunun kabulüile Erzincan İdare Mahkemesinin 17.12.2019 gün ve E:2019/902sayılı görevlilik kararınınkaldırılması gerekmiştir. S O N U Ç: Davanınçözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna,bu nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının BAŞVURUSUNUNKABULÜ ile Erzincan İdare Mahkemesinin 17.12.2019 gün veE:2019/902 sayılı GÖREVLİLİK KARARININ KALDIRILMASINA,13.07.2020 gününde, Üyelerden Nurdane TOPUZ ve AhmetARSLAN’ın KARŞI OYLARI ve OY ÇOKLUĞU İLEKESİN OLARAK karar verildi. Başkan Hicabi DURSUN Üye Şükrü BOZER Üye Mehmet AKSU Üye Birol SONER Üye Aydemir TUNÇ Üye Nurdane TOPUZ Üye Ahmet ARSLAN
Full & Egal Universal Law Academy