T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/293
KARAR NO : 2020/341
KARAR TR: 28.05.2020
ÖZET : Davalı idarenin sorumluluk sahasında kalan yolda meydana gelen kaza nedeniyle oluştuğu öne sürülen zararın tazmini istemiyle açılan davanın, ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk
KARAR
Davacı : G.A.
Vekili : Av. Ö.Ö.
Davalı : Ankara BüyükşehirBelediye Başkanlığı
O L A Y : Davacıvekili dava dilekçesindeözetle; müvekkilinin 27.08.2012 günüsevk ve idaresindeki 06H... plakalı aracı ile Ahi Mesut Bulvarı üzerinde VatanCaddesi istikametinden, 93. Cadde istikametine seyir halinde iken; görevlibir kişi, ışıklı bir trafik işareti ve yayageçidi trafik işaret levhası bulunmayan, silinmiş veözelliğini yitirmiş yaya geçidi üzerindekarşıdan karşıya geçmekte olan davadışı 3. Kişiler Hayriye Ünal ve kızı S.A.'eçarpması neticesinde trafik kazası meydana geldiğini,söz konusu trafik kazası sebebiyle müvekkili hakkında cezadavası açıldığını ve Ankara Batı 2.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2012/723 E. Ve 2013/611 K. Sayılı dosyasındaverilen karar ile taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına nedenolma suçundan 5 ay hapis cezası aldığını veneticeten hükmün açıklanmasının geribırakılmasına karar verildiğini; kazanıngerçekleşme yerinin yaya geçidi üzeri olduğunu,lâkin kazanın meydana geldiği gün itibariyle kazamahallinin yaya geçidi olduğuna dair herhangi bir işaret velevha mevcut olmadığını, söz konusu kazanındavalı kurum yetkililerinin gerekli işaret ve levhaları tesisetmemesinden ötürü meydana geldiğini, dolayısıylamüvekkilinin, dava dışı 3. kişilere karşıkusuru olmamasına rağmen maddi-manevi tazminat ödemek zorundakaldığını ileri sürerek, tespit edilecek kusuroranı doğrultusunda fazlaya ilişkin hakları saklıkalmak kaydıyla kısmî dava olarak şimdilik 5,000,00-TL'ninödeme tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıkurumdan tahsiliistemiyle adli yargı yerinde davaaçmıştır.
Ankara Batı 5. Asliye Hukuk Mahkemesi: 27.12.2018 günve E:2018/78, K:2018/80 sayı ile, somut olayda, davacı vekilince,hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek davalıKarayolları Genel Müdürlüğüne hizmet kusurunadayalı olarak dava açıldığı; buna göre,görev-yargı yolu yargılamanın her aşamasındaresen dikkate alınacak hususlardan olduğundan, mahkemece idariyargının görev alanına giren uyuşmazlıktayargı yolu caiz olmadığından HMK.nın 115/2 maddesigereğince dava şartı yokluğundan davanın usuldenreddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, Davacıtarafından davalı Karayolları aleyhine açılanrücuen tazminat davasının HMK 114/1-b ve 115 maddelerigereğince yargı yolu caiz olmaması nedeni ile usulden reddine kararvermiş, bu karara karşı davacı vekili stinaf istemindebulunulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi: 28.2.2019gün ve E:2019/447, K:2019/356sayı ile, somut olayda, davacıtarafça yapılan taraf değişikliği istemineilişkin olarak, davalı tarafın itirazıbulunmadığı; ancak, mahkeme tarafından bu konuda herhangibir değerlendirme yapılmadığı; talebin kabul veyareddine ilişkin bir karar verilmediği gibi, gerekçeli karardada değerlendirme bulunmadığı; Oysa, bu durumdaöncelikle HMK 124. madde koşullarının oluşupoluşmadığı ve davacı tarafınyaptığı taraf değişikliği istemininkabulünün mümkün olup olmadığınındeğerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verildikten sonra,görev hususunun değerlendirilmesi gerekirken, yazılıgerekçe ile dava şartı yokluğundan davanın reddinekarar verilmesinin usul ve yasaya aykırıgörüldüğü gerekçesiyle, davacı vekilininistinaf isteminin kabulüne, sair istinaf nedenleri incelenmeksizin,HMK'nun 353/l-a-6.maddesi gereğince kararınkaldırılmasına, davacı tarafça yapılan HMK124.maddeye dayanan talebin değerlendirilmesi ve davanın yenidengörülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesinegönderilmesine karar vermiştir.
ANKARA BATI 5. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ: 18.6.2019gün ve E:2019/127, K:2019/230 sayı ile, kaldırma kararınauyarak, davacı vekilinin, hizmet kusuru bulunduğunu ilerisürerek davalı Karayolları GenelMüdürlüğüne hizmet kusuruna dayalı olarak davaaçtığı ve daha sonra davacı vekilinin HMK 124. Maddegereğince taraf değişikliği talebinde bulunarak davalıyıAnkara Büyükşehir Belediye Başkanlığı olarakdeğiştirmek istediği, davalı Karayolları vekilininrıza göstermesi nedeni ile yasal şartları taşıdığıdikkate alınarak mahkemelerinin 18/06/2019 tarihli ara kararı iletaraf değişikliği talebinin kabul edildiği; buna göre,görev-yargı yolu yargılamanın her aşamasındaresen dikkate alınacak hususlardan olduğundan, mahkemece idariyargının görev alanına giren uyuşmazlıkta yargıyolu caiz olmadığından HMK.mn 115/2 maddesi gereğince davaşartı yokluğundan davanın usulden reddine kararvermiş, bu karara karşı davacı vekili stinaf istemindebulunulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi: 14.11.2019gün ve E:2019/2742, K:2019/1911 sayı ile, dosya içerisindekibilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde,dayanılan delillerin tartışılıp,değerlendirilmesinde usul ve esas yönünden yasayaaykırı bir yön bulunmamasına göre davacıvekilinin istinaf başvurusunun HMK.nun 353/1-b.l. maddesi gereğinceesastan reddine karar vermiş, bu karar kesinleşmiştir.
Davacı vekili aynı istemle idari yargı yerinde davaaçmıştır.
ANKARA 9. İDARE MAHKEMESİ: 26.2.2020 gün veE:2020/420 sayı ile, dava dava konusu uyuşmazlığın2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nunuygulanmasına ilişkin bir tazminat davası olduğu, anılanKanunun 110. maddesi uyarınca davanın görüm veçözümünde adli yargı mercilerinin görevliolduğu gerekçesiyle, 2247 sayılı UyuşmazlıkMahkemesi’nin Kuruluş ve İşleyişi HakkındaKanunun 15 ve 19. maddeleri uyarınca görevli yargı yerininbelirlenmesi için dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesinegönderilmesine karar vermiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Uyuşmazlık Mahkemesi HukukBölümü’nün, Hicabi DURSUN’unBaşkanlığında, Üyeler: Şükrü BOZER,Mehmet AKSU, Birol SONER, Aydemir TUNÇ, Nurdane TOPUZ ve Ahmet ARSLAN'ınkatılımlarıyla yapılan28.05.2020 günlütoplantısında:
l-İLK İNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılıYasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeyegöre; İdare Mahkemesince, 2247 sayılı Yasa’nın19. maddesine göre başvuruda bulunulmuş olduğu, idariyargı dosyasının Mahkemece ekinde adli yargı dosyasıile birlikte Uyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderildiği veusule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığıanlaşıldığından görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi.
II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-HakimGülşen AKAR PEHLİVAN’ın, davanınçözümünde adli yargının görevliolduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgiliBaşsavcılarca görevlendirilen Yargıtay CumhuriyetSavcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ’nindavada adli yargının, Danıştay Savcısı YakupBAL’ın davada idari yargının görevli olduğuyolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava, davalı idarenin sorumluluk sahasında kalan yoldameydana gelen kaza nedeniyle oluştuğu öne sürülenzararın tazmin edilmesi istemiyle açılmıştır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 1. maddesinde,Kanunun amacının karayollarında can ve mal güvenliğiyönünden trafik düzenini sağlayacak ve trafikgüvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacakönlemleri belirlemek olduğu; “Kapsam”başlıklı 2. maddesinde, bu Kanunun trafikle ilgilikuralları, şartları, hak ve yükümlülükleribunların uygulamasını ve denetlenmesini ilgili kuruluşlarıve bunların görev, yetki ve sorumluluk, çalışmausulleri ile diğer hükümleri kapsadığı ve bukanunun karayollarında uygulanacağı; 10. maddesinde, yapımve bakımdan sorumlu olduğu yolları trafik düzeni vegüvenliğini sağlayacak durumda bulundurmanın, gerekli görülenkavşaklara ve yerlere trafik ışıklı işaretleri,işaret levhaları koymak ve yer işaretlemeleri yapmanınBelediye Trafik birimlerinin görev ve yetkileri arasında olduğubelirtilmiştir.
Öte yandan 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğegiren 6099 sayılı Yasanın 14. maddesiyle değişik 110.maddesinde “İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamukuruluşları olan araçların sebebiyet verdiğizararlara ilişkin olanları dahil, bu Kanundan doğan sorumlulukdavaları, adli yargıda görülür. Zarar göreninkamu görevlisi olması, bu fıkra hükmününuygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelentren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır.
Motorlu araç kazalarından dolayı hukukisorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veyaşubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acenteninbulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibikazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde deaçılabilir”; Geçici 21. maddesinde de “BuKanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının göreveilişkin hükmü, yürürlüğe girdiğitarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksek İdareMahkemesinde açılmış bulunan davalara uygulanmaz”denilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, davacının aracıyla seyirhalindeyken kaza yaptığı, bu kaza neticesinde oluştuğuönesürülen zararın tazmini talebiyle bakılan budavanın açıldığı anlaşılmaktadır.
2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birincifıkrasının iptali istemiyle Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi veBatman 2.Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itiraz başvurularıüzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesi, şu gerekçesi ileanılan kuralı Anayasaya aykırı görmemiş ve iptalistemini oy birliğiyle reddetmiştir: “… AnayasaMahkemesi’nin daha önceki kimi kararlarında dabelirtildiği üzere, tarihsel gelişime paralel olarak Anayasa’daadli ve idari yargı ayırımına gidilmiş ve idariuyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergimahkemeleriyle Danıştay yetkili kılınmıştır.Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idariyargı, özel hukuk alanına giren konularda adli yargıgörevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görevalanına giren bir uyuşmazlığınçözümünde adli yargının görevlendirilmesikonusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunusöylemek olanaklı değildir. Ancak, idari yargınındenetimine bağlı olması gereken idari biruyuşmazlığın çözümü, haklı nedenve kamu yararının bulunması halinde kanun koyucu tarafındanadli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusu kural, trafikkazasında zarar görenin asker kişi ya da memur olmasına,aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veya olayın hemzemingeçitte meydana gelmesi durumlarına göre farklıyargı kollarında görülmekte olan 2918 sayılıKanun’dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adliyargıda görüleceğini öngörmektedir. İtirazkonusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi,askeri idari yargı, idari yargı veya adli yargı kollarıarasında uygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilereksöz konusu davalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir.Aynı tür davaların aynı yargı yolunda çözümlenmesisağlanarak davaların görülmesi veçözümlenmesinin hızlandırıldığı,bu suretle kısa sürede sonuç alınmasınınolanaklı kılındığı ve bunun söz konusudavaların adli yargıda görüleceği yolunda getirilendüzenlemenin kamu yararına yönelik olduğuanlaşılmaktadır. Öte yandan, 2918 sayılıKanun’da tanımlanan Karayolu şeridi üzerindeki araçtrafiğinden kaynaklanan sorumlulukların, özel hukuk alanınagirdiği konusunda bir tartışma bulunmamaktadır. İdaretarafından kamu gücünden kaynaklanan bir yetkininkullanılması söz konusu olmadığı gibi, aynıkarayolu üzerinde aynı seyir çizgisinde hareket eden, bunedenle aynı tür risk üreten araçlar arasındaözel-kamu ayırımı yapılmasını gerektiren birneden de yoktur. Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kuralAnayasa’nın 2.,125. ve 155. maddelerine aykırıdeğildir. İtirazın reddi gerekir…” (Any. Mah.nin26.12.2013 tarih ve E.2013/68, K.2013/165 sayılı kararı; R.G.27.3.2014, Sayı: 28954, s.136-147.)
Anayasa’nın 158 inci maddesinin son fıkrasında“ Diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesi arasındaki görevuyuşmazlıklarında, Anayasa Mahkemesi’nin kararı esasalınır.” denilmektedir. Anayasa Mahkemesi’ninyukarıda gerekçesine yer verilen kararı, yasa koyucunun idariyargının görevine giren bir konuyu adli yargınıngörevine verebileceğine, dolayısıyla 2918 sayılıKanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrası ileöngörülen, bu Kanun’dan doğan tüm sorumlulukdavalarının adli yargıda görülmesi düzenlemesininAnayasa’ya aykırı bulunmadığına dair olup, esasitibariyle görev konusunda verilmiş bir karardır veAnayasa’nın 158 inci maddesi uyarınca, başta Mahkememizolmak üzere diğer yargı organları bakımından dauyulması zorunlu bir karar mesabesindedir.
Bu durumda,2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 tarihindeyürürlüğe giren 110. maddesi ile AnayasaMahkemesi’nin işaret edilen kararı gözetildiğinde, bahsigeçen Kanun maddesinin karayollarında, can ve malgüvenliği yönünden trafik düzeninin sağlanaraktrafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacakönlemleri kapsadığı ve Kanunun, trafikle ilgilikuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri,bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgilikuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumluluklarıile, çalışma usullerini kapsadığı,dolayısıyla oluşan trafik kazası nedeniyleaçılacak sorumluluk davalarının görüm veçözümünde adli yargının görevliolduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan budavanın da adli yargı yerinde çözümlenmesigerektiği sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle davanın görüm veçözümünde adli yargının görevliolduğu dolayısıyla, Ankara 9. İdare Mahkemesininbaşvurusunun kabulü ile, Ankara Batı 5. Asliye HukukMahkemesince verilen 18.6.2019 gün ve E:2019/127, K:2019/230sayılı görevsizlik kararınınkaldırılması gerekmiştir.
S O N U Ç : Davanın çözümündeADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Ankara 9. İdare Mahkemesinin BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile, AnkaraBatı 5. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 18.6.2019 gün veE:2019/127, K:2019/230 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININKALDIRILMASINA, 28.05.2020 gününde Üye AhmetARSLAN’ın KARŞI OYU ve OY ÇOKLUĞU İLEKESİN OLARAK karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye
Hicabi Şükrü Mehmet Birol
DURSUN BOZER AKSU SONER
Üye Üye Üye
Aydemir Nurdane Ahmet
TUNÇ TOPUZ ARSLAN
KARŞIOY
İdarenin kendi kuruluş kanununda belirlenen ve 2918sayılı Kanun'da tekrarlanan görevlerinden, yani; yol yapım,bakım, işletme, trafik güvenliğini sağlamaşeklinde yürütülen kamu hizmetlerinden kaynaklanan hukukisorumluluğunun idare hukuku ilke ve kurallarına görebelirlenmesi; uyuşmazlığın, özel hukuktaki araçişletenin hukuki sorumluluğundan değil, davalı idaretarafından görevlerinin tam ve eksiksiz yerine getirilmediği,dolayısıyla yürütülen hizmetlerin kusurluişletildiği, meydana gelen zararda hizmet kusuru bulunduğuiddiasından kaynaklanması karşısındauyuşmazlığın çözümünün idariyargının görevinde bulunduğu sonucunaulaşıldığından, uyuşmazlığınçözümünde adli yargıyı görevli kabul edençoğunluğun kararına katılmıyorum.
ÜYE
AhmetARSLAN
Full & Egal Universal Law Academy