T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020 / 47
KARAR NO : 2020 / 314
KARAR TR : 28.5.2020
ÖZET : İlgili Yönetmelik kapsamında lisanssız olarak güneş enerjisiyle elektrik üretimi yapmak amacıyla davalı kuruma yapılan başvuruların zımnen reddine ilişkin işlemlerin iptali istemiyle açılan davada, İdare Mahkemesince işlemlerin iptaline karar verilmesine rağmen, karar gereğinin otuz günlük süre içerisinde yerine getirilmediğinden bahisle; uğranılan zarar ve mahrum kalınan gelire karşılık tazminat ödenmesi istemiyle açılan davanın, ADLİ YARGI YERİNDE görülmesi gerektiği hk.
K A R A R
Davacı : M. San. ve Tic.Ltd. Şti.
Vekili : Av. İ. T.
Davalı : Dicle ElektrikDağıtım A.Ş.
Vekilleri : Av. M.E.
O L A Y : Davacı vekili dilekçesinde; davalı kuruma lisanssızelektrik üretimi izni için yapmış oldukları29/12/2015 tarih ve 8417, 8418, 8419, 8420, 8421, 8422 ve 8423 sayılıbaşvurular ile 30/12/2015 tarih ve 8448, 8449 ve 8450 sayılıbaşvuruların davalı idare tarafından zımnen reddiişlemi üzerine açmış oldukları davadaDiyarbakır 3. İdare Mahkemesi'nce verilen 15/03/2018 tarih veE:2018/233, K:2018/454 sayılı "dava konusu işlemin; 8420,8421, 8422, 8423, 8448, 8449 ve 8450 sayılı başvurular yönündeniptaline, 8417, 8418 ve 8419 sayılı başvurularyönünden ise karar verilmesine yer olmadığına"ilişkin kararın davalı idarenin istinaf talebi üzerineGaziantep Bölge İdare Mahkemesi Dördüncü İdariDava Dairesi'nce yapılan inceleme neticesinde 2018/1029 Esas ve 2018/2152K. sayılı kararı ile yerel mahkeme kararınınonanmasına karar verilmesi üzerine, davalı idareyeyapmış oldukları kararın yerine getirilmesine dairbaşvurunun 30 günlük süresi içinde gereğininyerine getirilmediğini; lisanssız elektrik üretimi ile ilgilimevzuat iş ve işlemleri yapmakla mükellef olandağıtım şirketlerine, bu yaptıklarını kesinbir dille amir hükümler çerçevesinde bellisürelerde yerine getirme mecburiyeti getirildiğini, ancakdavalının, mevzuatın açık olanhükümlerini uygulamadığını; üretimiyapılacak enerjinin satın alım ve ödemekoşullarının tamamının lisanssız elektriküretimine ilişkin yönetmelik ve tebliğde belirtilmişolduğunu; lisanssız üretim başvurusu içinyapılması gereken çok fazla iş ve işlem ile bunlarailişkin birçok giderin söz konusu olduğunu; davalıtarafın ağır hukuk ihlalleri yaparak müvekkilininyatırımını akamete uğratıpgerçekleşmesini imkânsız hale getirerek mahkemekararının gereğini yerine getirmemesinden kaynaklı olarakbu davanın açılması ve müvekkilininuğradığı tüm zarar ve ziyan ile mahrumbırakıldığı kâr ve gelirlerin tazminat talebindebulunulmasının kaçınılmaz olduğunu ifadeederek; müvekkilinin davalı idareye başvuru tarihi ile işbudavanın açılış tarihi arasında kalan süreçteuğradığı zarar ve mahrum kaldığı gelirdenfazlasına ilişkin her türlü hakları saklı kalmakkaydıyla şimdilik 50.000,00 (Elli Bin) TL'nin temerrüt tarihindenitibaren işletilecek ticari faiziyle birlikte; davalı yanca hukukaaykırı tesis edilen işlemin iptaline yönelik mahkemekararının yerine getirilmemesi neticesinde müvekkilin sözkonusu santrali hayata geçirememesinden kaynaklanan mahrum kalınangelirden kaynaklı maddi zararın, fazlasına ilişkin hertürlü hakları saklı kalmak kaydıylaşimdilik 80.000,00 (Seksen Bin) TL'nin temerrüt tarihinden itibarenişletilecek olan ticari (avans) faiziyle birlikte taraflarınaverilmesi istemiyle 20.12.2018 tarihinde idari yargı yerinde davaaçılmıştır.
Davalıvekilince birinci savunma dilekçesinde, davanın adliyargının görev alanına girdiği önesürülerek görev itirazında bulunulmuştur.
DİYARBAKIR1.İDARE MAHKEMESİ; 25.9.2019 gün ve E:2018/2249 sayı ile,“(…)2577 sayılı İdari Yargılama UsulüKanunu'nun 2/1 maddesinin, (a) bendinde; idari işlemler hakkındayetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukukaaykırı olduklarından dolayı iptalleri içinmenfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptaldavaları ve (b) bendinde; idari eylem ve işlemlerden dolayıkişisel hakları doğrudan muhlel olanlar tarafındanaçılan tam yargı davaları idari dava türleriarasında sayılmış, 12. maddesinde ise; maddi ve manevizararlara neden olan idari işlemlerden dolayı ilgililerin,doğrudan doğruya tam yargı davası açabileceğigibi iptal ve tam yargı davasını birlikte deaçabileceği ya da önce iptal davası açarak budavanın karara bağlanması üzerine, bu husustakikararın tebliğinden itibaren dava açma süresiiçerisinde tam yargı davası açma yolunagidebileceği mümkün kılınmıştır.
AynıKanunun 28.maddesinde; " Danıştay, bölge idare mahkemeleri,idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasınailişkin kararlarının icaplarına göre idare,gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu sürehiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarakotuz günü geçemez. " hükmüne yerverilmiştir.
Dosyanınincelenmesinden, davacı tarafından, Şanlıurfa ili,Viranşehir ilçesi, Demirci köyü, Sorguç mevkisindeyer alan 326 parsel sayılı taşınmaz üzerinde "1MWgücünde lisanssız güneş enerjisi santrali (GES)"kurulmasına ilişkin projelerin onaylanması ve enerjisantrallerinin elektrik dağıtımbağlantısının yapılmasına izin verilmesiistemiyle davalı idareye yapılan 29/12/2015 tarih ve 8417, 8418,8419, 8420, 8421, 8422 ve 8423 sayılı başvurularınzımnen reddine yönelik işlemin iptali istemiyleaçılan davada, Diyarbakır 3.İdare Mahkemesince 15/03/2018tarih ve E:2018/233, K:2018/454 sayılı karar ile "8420, 8421,8422 ve 8423 sayılı başvurulara yönelikkısmının iptaline, .." şeklinde karar verildiği,davacı tarafından bu kararın uygulanmasınındavalı idareden istenildiği, ancak kararın uygulanmamasıüzerine uğranılan zarar ve mahrum kalınan gelir içinşimdilik 50.000,00TL, kararın uygulanmaması neticesinde enerjisantralinin faaliyete geçirilmemesi nedeniyle mahrum kalınan geliriçin şimdilik 80.000,00TL maddi zararın temerrüttarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte ödenmesinekarar verilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı,davalı idare tarafından, davalı mevkiinde kamu kuruluşu niteliğitaşınmayan şirket olduğu, uyuşmazlığınözel hukuk hükümlerine göre Adli Yargı mercilerindeçözümleneceği ve bu konuda UyuşmazlıkMahkemesinin 28.11.2016 tarih ve E:2016/103, K:2016/531 sayılıkararı olduğu iddiasıyla görev itirazındabulunduğu görülmüştür.
Bakılmaktaolan davanın, Diyarbakır 3. İdare Mahkemesince verilen iptalkararının süresi içerisinde davalı idaretarafından uygulanmaması üzerine 2577 sayılıYasanın 28.maddesi uyarınca açılmış bir tamyargı davası olduğu anlaşıldığından,2577 sayılı Yasa'nın yukarıda anılan 2. maddesindesayılan tam yargı davası niteliğindekiuyuşmazlığın görüm veçözümü yönünden idari yargınıngörev alanına girdiği sonucunaulaşılmıştır.
Açıklanannedenlerle davalı idarenin görev itirazının reddine…”ve Mahkemelerinin görevliliğine karar vermiştir.
Davalıvekilince süresi içinde verilen dilekçe ile olumlugörev uyuşmazlığı çıkarılmasıistemiyle başvuruda bulunulması üzerine dilekçe, davadosyası ile birlikte Yargıtay CumhuriyetBaşsavcılığı’na gönderilmiştir.
YARGITAYCUMHURİYET BAŞSAVCISI; “(…)Türkiye Elektrik Kurumu(TEK), Elektrik sektöründeki yapının yenidendüzenlenmesi amacıyla 1970 yılındaçıkarılan 1312 sayılı Kanun ile kurulmuş;özelleştirme politikaları çerçevesinde, BakanlarKurulunun 12/08/1993 tarihli ve 93/4789 sayılı kararı ile,Türkiye Elektrik Üretim-İletim A.Ş. (TEAŞ) veTürkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. (TEDAŞ) adıaltında iki ayrı İktisadi Devlet Teşekkülü olarakyeniden yapılandırılmış ve 1994 yılındatüzel kişiliklerine kavuşmuşlardır. Daha sonra, dağıtımbölgeleri baz alınarak Kamu mülkiyetindeki elektrikişletmelerinin yeniden yapılandırılması suretiyleelektrik enerjisi dağıtım hizmetlerininözelleştirilmesine karar verilmiş ve Yüksek PlanlamaKurulunun 17/03/2004 tarihli ve 2004/3 sayılı kararı ile kabuledilen “Elektrik Sektörü Reformu ve ÖzelleştirmeStratejisi Belgesi” çerçevesinde ÖzelleştirmeYüksek Kurulunun 02/04/2004 tarihli ve 2004/22 sayılıkararı ile davalı Şirketin de bağlı olduğuTEDAŞ özelleştirme kapsam ve programınaalınmış, dağıtım bölgeleri yenidenbelirlenerek, Türkiye 21 dağıtım bölgesineayrılmıştır. 31/08/2013 tarihi itibariyle şirketlerleTEDAŞ arasındaki hisse devri sözleşmeleri tamamlanmıştır.
Diğertaraftan, Yüksek Planlama Kurulunun 25/11/1993 tarihli ve 93/T-103sayılı kararı ile TEDAŞ'a bağlı ortaklıkolarak 7 Genel Müdürlük kurulmuştur. Bu bağlıOrtaklık Genel Müdürlüklerinden biri olan ve merkeziDiyarbakır'da olmak üzere, Diyarbakır, Batman,Şanlıurfa, Mardin, Şırnak ve Siirt illerinde hizmet vermekamacıyla kurulan "Dicle Elektrik DağıtımA.Ş."nın Özelleştirme Yüksek Kurulunun 11/04/2011tarihli ve 2011/27 sayılı kararı uyarınca %100oranındaki hissenin satışına ilişkin Özelleştirmeİdaresi Başkanlığı ile Karavil DağıtımTüketim Malları İnş. ve Tic. Ltd. Şti. - Ceylanİnşaat ve Tic. A. Ş. Ortak Girişim Grubu arasında28/06/2013 tarihinde imzalanan Hisse Satış Sözleşmesi ileŞirket özelleştirilmiş olup aynı isim altındafaaliyetlerini sürdürmektedir. Bu itibarla davalı Şirket,kamu kurumu yani idare olma vasfını kaybederek özel birşirket statüsüne dönüşmüştür.
233sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 35. maddesinde,"Teşebbüs, müessese ve bağlı ortaklıklar,işletmelerinde üretilen mal ve hizmet fiyatlarını tespitteserbesttirler." denilmiş; 01/07/2004 tarihli ve 6083 sayılıTürkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanan AnaSözleşmenin 3. maddesinin 1. bendinde Şirketinamacının, "... elektrik enerjisinindağıtımı, perakende satışı ve perakendesatış hizmeti faaliyetlerini 'kârlılık ve verimlilik'ilkesi çerçevesinde, ticari, ekonomik ve sosyalgerekçelere uygun biçimde yürütmek ...."olduğu belirtilmiştir.
Bunagöre, davanın açıldığı tarihte davalımevkiinde bulunan DEDAŞ'ın kamu kuruluşu niteliğitaşımayan özel hukuk tüzel kişisi niteliğindeolması karşısında, bu şirket bakımındanidari yargı yetkisi kapsamında açılmış biridari dava bulunduğundan söz etmek olanaksız olduğundan,uyuşmazlığın özel hukuk hükümlerinegöre adli yargı yerinde görülmesi gerektiğidüşünülmektedir. Davacının lisanssız olarakgüneş enerjisiyle elektrik üretimi yapmak amacıyladavalı kuruma yaptığı başvuruların zımnenreddine ilişkin işlemlere karşıaçtığı davanın idari yargıdagörülmüş olması; esasında o davanın dagörüm ve çözümünde adli yargı yerleriningörevli olması sebebiyle sonucu değiştirmemektedir.
UyuşmazlıkMahkemesinin 28/11/2016 tarihli ve E.-K.-2016/103-531 sayılı ve30/09/2019 tarihli ve E.-K.2019/443-590 sayılı kararlarında dabenzer hususların vurgulandığı görülmektedir.
KARAR :Yukarıda açıklanan nedenlerle 2247 sayılı Kanunun10. ve 13. maddeleri gereğince, olumlu görevuyuşmazlığı çıkarılmasına,dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığınagönderilmesine…” karar vermiştir.
Başkanlıkça,2247 sayılı Yasa’nın 13. maddesine göreDanıştay Başsavcısı’ndan yazılıdüşüncesi istenilmiştir.
DANIŞTAYBAŞSAVCISI; “(...)Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerinekarşı yargı yolunun açık olduğu, yargıyetkisinin, İdarî eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunundenetimi ile sınırlı olup, hiçbir surette yerindelikdenetimi şeklinde kullanılamayacağı, yürütmegörevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarakyerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlemniteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimdeyargı kararı verilemeyeceği hüküm altınaalınmıştır.
2577sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1.maddesinin (a) bendinde; İdari işlemler hakkında yetki,şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukukaaykırı olduklarından dolayı iptalleri içinmenfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptaldavaları, (b) bendinde; İdari eylem ve işlemlerden dolayıkişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafındanaçılan tam yargı davaları idari dava türleriarasında sayılmış, 12. maddesinde ise; İlgililerhaklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıylaDanıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruyatam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarınıbirlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davasıaçarak bu davanın karara bağlanması üzerine, buhusustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halindeverilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyledoğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresiiçinde tam yargı davası açabilecekleri, bu halde deilgililerin 11 nci madde uyarınca idareye başvurmahaklarının saklı olduğu imkanı getirilmiştir.
AynıKanun'un "Kararların Sonuçlan" başlıklı28. maddesinin 1. fıkrasında; "Danıştay, bölgeidare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenindurdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarınagöre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmayamecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareyetebliğinden başlayarak otuz günü geçemez"hükmü, 3. fıkrasında, "Danıştay, bölgeidare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemeleri kararlarına göreişlem tesis edilmeyen veya eylemde bulunulmayan hallerde idare aleyhineDanıştay ve ilgili idari mahkemede maddi ve manevi tazminatdavası açılabilir." hükmü yer almaktadır.
İdaretarafından, bir kamu hizmetinin yürütülmesidolayısıyla kamu gücü kullanılarak tek taraflıiradeyle tesis ettikleri icrai işlemler veya eylemlerden doğanuyuşmazlıkların idari yargı merciindeçözümlenmesi gerekmektedir.
İdarîişlemler, çeşitli hukukî etkiler doğurmakamacıyla yapılan tek yanlı ve icraî iradeaçıklamaları olarak tanımlandığında,"iradenin açıklanması" yönünden, buiradenin sahibi durumunda olan "İdarî makam" kavramıönem kazanmaktadır. Bu noktada, yalnızca işlemi yapanmerciye göre belirlenen organik ölçüt tekbaşına yeterli olmamaktadır. Yani idarenin her işlemiİdarî işlem olmadığı gibi, bütünİdarî işlemlerin kamu tüzel kişileri tarafındantesis edilmesi de söz konusu değildir. Bu açıdan,İdarî karar alma yetkisi ve gücüyledonatılmış olmalarına karşılık, gerekstatüleri ve gerekse teşkilatlanmaları ve yönetimleribakımından özel hukuk tüzel kişisi olup da, kamuhizmeti gören kuruluşlar, bu hizmetleri yerine getirirlerken kamumakamı gibi hareket etmekte ve işlemleri de idare hukukukurallarına tabi olmaktadır.
Yasamaorganı tarafından özel faaliyetler için söz konusuolmayacak bir ayrıcalıklar ve yükümlülüklerrejimine tabi tutulan ve sorumluluğu ile denetimi son tahlilde bir kamuotoritesi tarafından üstlenilen faaliyetler, kamu hizmeti olarakkabul edilmektedir. Kamu hizmeti yerine getirilirken sahip olunanayrıcalıklara dayanılarak, tek yanlı irade beyanıylatesis edilen, hukuk düzeninde değişiklik yapan, başka birdeyişle, kişilerin hukukî durumlarındadeğişiklik meydana getiren etkili ve yürütülmesizorunlu işlemler iptal davasına konu edilebileceği gibi, buişlemler nedeniyle uğranılan zararların tazmini içintam yargı davası açılması damümkündür.
Olayda;davacı tarafından, Şanlıurfa ili, Viranşehirilçesi, Demirci Köyü, Sorguç mevkiisinde yer alan 326parsel sayılı taşınmaz üzerinde 1 MW gücündelisanssız güneş enerjisi santrali (GES) kurulmasınailişkin projelerin onaylanması ve enerji santrallerinin elektrikdağıtım bağlantısının yapılmasınaizin verilmesi istemiyle davalı idareye yapılan 29/12/2015 tarih ve8417, 8418, 8419, 8420, 8421, 8422 ve 8423 sayılı başvurular ile30/12/2015 tarih ve 8448, 8449 ve 8450 sayılı başvurularınzımnen reddine ilişkin işlemin iptali istemi ileaçılan davada, Diyarbakır 3. İdare Mahkemesinin 15/08/2018tarih ve E:2018/233, K:2018/454 sayılı kararı ile, " 8420,8421, 8422 ve 8423 sayılı başvurulara yönelikkısmının iptaline.." şeklinde karar verildiği,davacı tarafından bu kararın uygulanmasınındavalı idareden istenildiği ancak kararın uygulanmamasıüzerine uğranılan zarar ve mahrum kalınan gelir içinşimdilik 50.000 TL, kararın uygulanmaması neticesinde , enerjisantralinin faaliyete geçirilmemesi nedeniyle, mahrum kalınan geliriçin şimdilik 80.000 TL maddi zararın temerrüt tarihindenitibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte ödenmesine kararverilmesi istemi ile bakılan davanınaçıldığı, davalı idare tarafından,davalı mevkiinde, kamu kuruluşu niteliği taşımayanşirket olduğu, uyuşmazlığın özel hukukhükümlerine göre Adli Yargı mercilerindeçözümleneceği ve bu konuda UyuşmazlıkMahkemesi'nin 28/11/2016 gün ve E:2016/103, K:2016/531 sayılıkararının bulunduğu iddiasıyla görev itirazındabulunduğu; ancak Diyarbakır 3. İdare Mahkemesince verilen iptalkararının süresi içinde davalı idare tarafındanuygulanmaması üzerine, 2577 sayılı Kanun'un 12. ve 28.maddesi uyarınca açılmış bir tam yargıdavası olduğu bu nedenle, uyuşmazlığıngörüm ve çözümünün İdariYargının görev alanına girdiği nedeniyle, davalıidarenin görev itirazının reddedildiğigörülmektedir.
İdariyargı mercii tarafından incelenerek verilmiş olan birkararın uygulanmasını teminen davalı idareye yapılanbaşvurunun reddi üzerine açılmış olandavanın görüm ve çözümü idari yargıyerine ait bulunmaktadır.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, 2247 sayılı Kanun'un 13. maddesiuyarınca Yargıtay CumhuriyetBaşsavcılığının olumlu görevuyuşmazlığı çıkarma isteminin reddi gerektiği...”yolunda yazılı düşünce vermiştir.
İNCELEMEVE GEREKÇE:
UyuşmazlıkMahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Hicabi DURSUN’unBaşkanlığında, Üyeler: Şükrü BOZER,Mehmet AKSU, Birol SONER, Aydemir TUNÇ, Nurdane TOPUZ ve AhmetARSLAN'ın katılımlarıyla yapılan 28.5.2020günlü toplantısında:
I-İLKİNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre; davalıvekilinin anılan Yasanın 10/2 maddesinde öngörülenyönteme uygun olarak yaptığı görevitirazının reddedilmesi ve 12/1. maddede belirtilen süre içindebaşvuruda bulunması üzerine Yargıtay CumhuriyetBaşsavcısı’nca, 10. maddede öngörülenbiçimde olumlu görev uyuşmazlığıçıkarıldığı anlaşılmaktadır.Usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığından,görev uyuşmazlığının esasınınincelenmesine oy birliği ile karar verildi.
II-ESASINİNCELENMESİ: Raportör-Hakim TaşkınÇELİK’in, davanın çözümünde adliyargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadakibelgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilenYargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahimÇİFTÇİ’nin davada adli yargının, DanıştaySavcısı Yakup BAL’ın davada idari yargınıngörevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava, ilgiliYönetmelik kapsamında lisanssız olarak güneşenerjisiyle elektrik üretimi yapmak amacıyla davalı kurumayapılan başvuruların zımnen reddine ilişkinişlemlerin iptali istemiyle açılan davada, İdareMahkemesince işlemlerin iptaline karar verilmesine rağmen, karargereğinin otuz günlük süre içerisinde yerinegetirilmediğinden bahisle; uğranılan zarar ve mahrumkalınan gelir için şimdilik 50.000 TL, kararınuygulanmaması nedeniyle, enerji santralinin faaliyete geçirilmemesinedeniyle mahrum kalınan gelir için şimdilik 80.000 TL maddizararın temerrüt tarihinden itibaren işletilecek ticari faiziile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemi ile açılmıştır.
Ortayaçıkan görev uyuşmazlığınınçözümü açısından davalıkuruluşun hukuki yapısını incelemek gerekirse: TürkiyeElektrik Kurumu (TEK), Elektrik sektöründeki yapınınyeniden düzenlenmesi amacıyla 1970 yılındaçıkarılan 1312 sayılı Kanun ile kurulmuş;özelleştirme politikaları çerçevesinde, BakanlarKurulunun 12.08.1993 tarih ve 93/4789 sayılı Kararı ile,Türkiye Elektrik Üretim-İletim A.Ş. (TEAŞ) veTürkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. (TEDAŞ) adıaltında iki ayrı İktisadi Devlet Teşekkülü olarakyeniden yapılandırılmış ve 1994 yılındatüzel kişiliklerine kavuşmuşlardır. Daha sonra, dağıtım bölgeleri bazalınarak Kamu mülkiyetindeki elektrik işletmelerinin yenidenyapılandırılması suretiyle elektrik enerjisidağıtım hizmetlerinin özelleştirilmesine karar verilmişve Yüksek Planlama Kurulu’nun 17.03.2004 tarih ve 2004/3sayılı Kararı İle kabul edilen “ElektrikSektörü Reformu ve Özelleştirme Stratejisi Belgesi”çerçevesinde Özelleştirme Yüksek Kurulu’nun02.04.2004 tarih, 2004/22 sayılı kararı ile davalıŞirketin de bağlı olduğu TEDAŞözelleştirme kapsam ve programına alınmış,dağıtım bölgeleri yeniden belirlenerek, Türkiye 21dağıtım bölgesine ayrılmıştır.
TürkiyeElektrik Dağıtım A.Ş.'nin özelleştirmekapsamı ve programına alınması neticesinde;Özelleştirme İdaresi Başkanlığı'nın31.01.2005 tarih B.02.1.ÖİB.0.10.07/00-991 sayılıyazısı ile Diyarbakır, Şanlıurfa, Batman, Mardin,Siirt ve Şırnak illerinden oluşan Dicle ElektrikDağıtım A.Ş.'nin kurulmasına karar verilmiştir.01.03.2005 tarihinde merkezi Diyarbakır'da olmak üzere; DicleElektrik Dağıtım A.Ş. hizmetebaşlamıştır.
"Dicle Elektrik DağıtımA.Ş."nın Özelleştirme Yüksek Kurulunun 11/04/2011tarihli ve 2011/27 sayılı kararı uyarınca %100oranındaki hissenin satışına ilişkin Özelleştirmeİdaresi Başkanlığı ile Karavil DağıtımTüketim Malları İnş. ve Tic. Ltd. Şti. - Ceylanİnşaat ve Tic. A. Ş. Ortak Girişim Grubu arasında28/06/2013 tarihinde imzalanan Hisse Satış Sözleşmesi ileŞirket özelleştirilerek Dicle Enerji YatırımSanayi ve Ticaret A.Ş.ye devrolmuştur. Bu itibarla davalıŞirket, kamu kurumu yani idare olma vasfını kaybederek özelbir şirket statüsüne dönüşmüştür.
Olayda, davacıtarafından, Şanlıurfa ili, Viranşehir ilçesi,Demirci Köyü, Sorguç mevkiisinde yer alan 326 parselsayılı taşınmaz üzerinde 1 MW gücündelisanssız güneş enerjisi santrali (GES) kurulmasınailişkin projelerin onaylanması ve enerji santrallerinin elektrikdağıtım bağlantısının yapılmasına izinverilmesi istemiyle davalı kuruluşa yapılan 29/12/2015 tarih ve8417, 8418, 8419, 8420, 8421, 8422 ve 8423 sayılı başvurular ile30/12/2015 tarih ve 8448, 8449 ve 8450 sayılı başvurularınzımnen reddine ilişkin işlemin iptali istemi ileaçılan davada, Diyarbakır 3. İdare Mahkemesinin15/08/2018 tarih ve E:2018/233, K:2018/454 sayılı kararı ile," 8420, 8421, 8422 ve 8423 sayılı başvurulara yönelikkısmının iptaline.." şeklinde karar verildiği,davacı tarafından bu kararın uygulanmasınındavalı kuruluştan istenildiği ancak kararınuygulanmaması üzerine uğranılan zarar ve mahrumkalınan gelir için şimdilik 50.000 TL, kararınuygulanmaması neticesinde , enerji santralinin faaliyetegeçirilmemesi nedeniyle, mahrum kalınan gelir içinşimdilik 80.000 TL maddi zararın temerrüt tarihinden itibarenişleyecek ticari faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiile 20.12.2018 tarihinde dava açılmıştır.
2577sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1.maddesinin (a) bendinde; İdari işlemler hakkında yetki,şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukukaaykırı olduklarından dolayı iptalleri içinmenfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptaldavaları, (b) bendinde; İdari eylem ve işlemlerden dolayıkişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafındanaçılan tam yargı davaları idari dava türleriarasında sayılmış olup; kural olarak, idari yargıdaancak Devlete ve kamu tüzel kişilerine karşıaçılan davalara bakılabilir.
Buna göre, davanınaçıldığı tarihte davalı mevkiinde kamukuruluşu niteliği taşımayan Dicle ElektrikDağıtım A.Ş.’nin olmasıkarşısında, idari yargı yetkisi kapsamındaaçılmış bir idari dava bulunduğundan söz etmekolanaksız olduğundan; uyuşmazlığın, özelhukuk hükümlerine göre görüm veçözümünde adli yargı yerinin görevliolduğu sonucuna varılmıştır.
Belirtilennedenlerle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısınınbaşvurusunun kabulü ile Diyarbakır 1.İdare Mahkemesinin 25.9.2019gün ve E: 2018/2249 sayılı görevlilik kararınınkaldırılması gerekmiştir.
S O N U Ç:Davanın çözümünde ADLİ YARGININ görevliolduğuna, bu nedenle Yargıtay CumhuriyetBaşsavcısının BAŞVURUSUNUN KABULÜ ileDiyarbakır 1.İdare Mahkemesinin 25.9.2019 gün ve E: 2018/2249sayılı GÖREVLİLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 28.5.2020 gününde Üye AhmetARSLAN’ın KARŞI OYU ve OY ÇOKLUĞU İLEKESİN OLARAK karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye
Hicabi Şükrü Mehmet Birol
DURSUN BOZER AKSU SONER
Üye Üye Üye
Aydemir Nurdane Ahmet
TUNÇ TOPUZ ARSLAN
KARŞI OY
Dava Elektrik PiyasasındaLisanssız Elektrik Üretimine İlişkin Yönetmelikkapsamında lisanssız olarak (güneş enerjisi ile) elektriküretimi ve ticareti yapmak amacıyla davalı Kurum ile bağlantıanlaşması yapmak üzere başvuruda bulunan davacışirketin başvurusunun hat kapasitesi nedeniyle reddine ilişkin04/12/2015 tarihli davalı idare işleminin iptali istemiyleaçılmıştır.
2577 sayılı Kanun'un2.1.a maddesinde; İdarî işlemler hakkında yetki,şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukukaaykırı olduklarından dolayı iptalleri içinmenfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptaldavaları İdarî dava türleri arasındasayılmış olup, idare tarafından, bir kamu hizmetininyürütülmesi dolayısıyla kamu gücükullanılarak tek taraflı iradeyle tesis edilen kesin veyürütülmesi zorunlu İdarî işlemlerekarşı açılacak davalarda İdarî yargı yerigörevli bulunmaktadır.
Elektrik enerjisine ilişkinfaaliyetleri, temel olarak “üretim”, “iletim”,“dağıtım” ve “ticaret”başlıkları altında toplamak mümkündür.Hizmetin kesintiye uğramasının alternatif maliyetleri çokyüksek olduğu için bütün bu faaliyetlerin birkoordinasyon içinde yürütülmesi şarttır. Buamaçla, 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ile, 2001yılında kamu tüzel kişiliğini haiz, İdarîve mali özerkliğe sahip ve bu Kanun ile kendisine verilengörevleri yerine getirmek, enerji piyasasını düzenlemek vedenetlemek üzere Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK)kurulmuştur.
Elektrik piyasasıfaaliyetleri, 4628 sayılı Kanun ve ilgili mevzuatındadetaylı olarak düzenlenmiş, 4628 sayılı Kanun'unmülga 2. maddesi, elektrik piyasası faaliyetlerini: “piyasadafaaliyet gösterecek tüzel kişilerin üretim, iletim,dağıtım, toptan satış, perakende satış,perakende satış hizmeti, ticaret, ithalat ve ihracatfaaliyetleri” olarak sıralamıştır. Kanun'da elektrikenerjisi “iletim” faaliyetinin ancak tekel niteliğinde veTürkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi tarafındanyürütülebileceği düzenlenmiştir. Diğerfaaliyetlerde ise, kamu tüzel kişilerinin yanında, özelhukuk tüzel kişilerinin de hizmetlerin yürütülmesinekatılabileceği öngörülmüştür. Elektrikpiyasası faaliyetlerinin yürütülmesinde kamu-özelayrımı yapılmaksızın, kural olarak, lisansalınması zorunluluğu getirilmiştir. Belirtilenyaklaşım, 30.3.2013 tarih ve 28603 sayılı ResmîGazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6446sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ile desürdürülmüştür.
Bu itibarla, elektrikpiyasası faaliyetlerinin, arz güvenliğini ve kamu hizmetigerekliliklerini sağlayacak bir uyum içindeyürütülmesi için düzenleme, denetleme ve kollukfaaliyetlerinde bulunma işlevlerinin kamu gücüyle yerinegetirildiği bir kamu hizmeti faaliyeti olduğu sonucunaulaşılmaktadır.
Öte yandan, elektriğinkamu hizmeti özelliği, "dağıtım" faaliyetiaçısından ele alındığında, 6446sayılı Kanun'un "Dağıtım Faaliyeti"başlıklı 9. maddesi, dağıtım şirketlerininlisanslarında belirtilen bölgelerdeki tesislerde yenileme, ikame vekapasite artırım yatırımlarını yapma,dağıtım sistemine bağlı ve/veya bağlanacak olantüm sistem kullanıcılarına, eşit taraflararasında ayrım gözetmeksizin elektrik enerjisidağıtımı ve bağlantı hizmeti sunmayükümlüğü getirmiştir. Kanun'da ve ilgiliyönetmeliklerde "dağıtım" faaliyetini yerinegetirecek işletmelerin uyması gerekenyükümlülükler açıkçadüzenlenmiştir.
Elektrik dağıtımpiyasasının en temel aktörü Türkiye ElektrikDağıtım AŞ (TEDAŞ); tüzel kişiliğesahip, özel hukuk hükümlerine tabi, faaliyetlerinde özerkve sorumluluğu sermayesi ile sınırlı, elektrikdağıtımıyla, elektriğin tüketicilere perakendesatışı ve tüketicilere perakende hizmeti verilmesiyleiştigal eden bir iktisadi devlet teşekkülüdür.Doğal tekel niteliğindeki elektrik dağıtım faaliyeti4628 sayılı Kanun öncesinde TEDAŞ tarafındangerçekleştirilmekte iken, 4628 sayılı Kanunuyarınca, dağıtım sektörünün, EPDKtarafından verilen dağıtım lisanslarıyla bölgeseltekeller olarak işletilmesi öngörülmüştür.17/03/2004 tarihinde Yüksek Planlama Kurulu'nun 2004/3 sayılıkararıyla onaylanarak yürürlüğe giren "ElektrikEnerjisi Sektörü Reformu ve Özelleştirme StratejisiBelgesi" (Strateji Belgesi) ile elektrik dağıtım veüretim alanları için özelleştirme girişimibaşlatılarak özelleştirme uygulamalarınadağıtım sektöründen başlanacağıbelirtilmiş; Strateji Belgesi'ndeki eylem planına uygun olarakÖzelleştirme Yüksek Kurulu'nun 02.04.2004 tarihli ve 2004/22sayılı kararıyla TEDAŞ özelleştirmeprogramına alınmıştır. Bu kapsamda, söz konusuYüksek Planlama Kurulu kararı ekinde yer alan dağıtımbölgelerinin şirketleştirilmesinin tamamlanarakTEDAŞ'ın hissedarı olduğu ve dağıtım veperakende satış hizmeti yürüten 20 dağıtımşirketi oluşturulmuştur. 4628 sayılı Kanun'un 14.2.maddesinde yer verilen, "TEDAŞ'ın faaliyet alanında yeralan ve dağıtım faaliyeti için gerekli olan işletmeve varlıklar üzerinde, mülkiyeti saklı kalmak kaydıile TEDAŞ ile belirlenen dağıtım bölgelerinde faaliyetgöstermek üzere kurulan elektrik dağıtımşirketleri arasında işletme hakkı devirsözleşmesi düzenlenebilir." kuralı uyarınca,TEDAŞ ile % 100 hisselerine sahip olduğu 20 elektrikdağıtım şirketi arasında dağıtımvarlıklarının işletilmesine yönelik İdarîsözleşme niteliğine sahip "İşletme HakkıDevir Sözleşmesi" imzalanmış ve ÖzelleştirmeYüksek Kurulu'nun 7.11.2005 tarihli ve 2005/125 sayılıkararıyla da; sermayesinin % 100'ü TEDAŞ'a ait olan ve elektrikdağıtım bölgelerinde dağıtım lisansıile TEDAŞ'ın uhdesinde bulunan dağıtım sistemininişletme hakkına sahip olan veya ileride sahip olacakdağıtım şirketlerinin hisselerinin blok olaraksatış yöntemi ile özelleştirilmesine kararverilmiştir.
Öte yandan, 14/02/2018günlü, 30332 sayılı Resmi Gazetede yayımlananTürkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. AnaStatüsünün 5. maddesinde, TEDAŞ’ın tüzelkişiliğe sahip faaliyetlerinde özerk ve sorumluluğusermayesiyle sınırlı bir iktisadi devletteşekkülü olduğu hükmüne yer verilmiştir.
Dağıtımbölgelerinin özelleştirilmesinde "İşletmeHakkı Devri"ne dayalı olarak uygulanan "HisseSatış Modeli"ne göre yatırımcı,özelleştirilen dağıtım şirketinin bulunduğubölgedeki elektrik dağıtım lisansına sahip tekşirket olmaktadır. Ancak, yatırımcınınişletme hakkını devraldığı dağıtımtesisleri ve bu tesislerin işletilmesinde varlığı zorunluunsurların mülkiyeti TEDAŞ'ta kalmaya devam etmektedir.Yatırımcı, dağıtım şirketinin hisselerininsahibi olarak TEDAŞ ile imzalanmış olan işletme hakkıdevir sözleşmesi çerçevesinde dağıtımvarlıklarının işletme hakkını elde etmektedir.Yani, "hisse satış modeli"nde, mevcut varlıklar ileözelleştirme sonrası yatırımcı tarafındangerçekleştirilecek yatırımlar sonucu oluşacak yenivarlıkların mülkiyeti TEDAŞ'ta kalırken,yatırımcı, dağıtım tesislerinin ve bu tesislerinişletilmesinde varlığı zorunlu diğer unsurlarınişletme hakkını kazanmakta ve tüm yeniyatırımları gerçekleştirmeyükümlülüğünü üstlenmektedir.Yatırımcı ayrıca, işletme hakkıçerçevesinde vereceği hizmeti ve üstlendiğiyükümlülükleri, 4628 sayılı Kanun ve ilgili altdüzenlemeler uyarınca ve EPDK'nın denetimi altındagerçekleştirmektedir. Davalı dağıtımşirketinin de belirli bölgeler dâhilinde bölgesel tekelolarak elektrik enerjisinin dağıtımıyla görevliolduğu söz konusu kamusal hizmet kapsamında, lisanssızelektrik üretimine ilişkin bağlantıbaşvurularının 02/10/2013 tarihli ve 28783 sayılıResmî Gazete'de yayımlanan Elektrik Piyasasında LisanssızElektrik Üretimine İlişkin Yönetmelik ve Yönetmelikuyarınca çıkarılan Tebliğ çerçevesindedağıtım şirketlerine yapılacağıbelirtilmiştir. Yönetmeliğin "Bağlantı ve SistemKullanımına İlişkin Hükümler"başlıklı bölümünde, bağlantıesasları, bağlantı başvuru süreci, bağlantıbaşvurularının değerlendirilmesi vesonuçlandırılması ve bağlantı ve sistemkullanımı süreci, bu süreçte dağıtımşirketinin yetki ve sorumluluğu, her aşamada hangi idariişlemlerin nasıl tesis edileceği ayrıntılı olarakdüzenlenmiştir.
Her ne kadar davalışirketin özel hukuk tüzel kişisi ve dava konusuişlemlerin de özel hukuk işlemi olduğu ifade edilmişsede, özel faaliyetler için söz konusu olamayacaküstün ayrıcalıklara sahip olan, yükümlülüklerrejimine tabi tutulan ve sorumluluğu ile denetimi son tahlilde bir kamuotoritesi tarafından üstlenilen kamu hizmeti niteliğindekielektrik dağıtım faaliyetini yürüten davalışirket ile davacı şirket arasındaki ilişkinin ticaribir ilişki olarak değerlendirilemeyeceği, bu kapsamda kamugücü kullanılarak tek yanlı irade açıklamasıylatesis edilen dava konusu işlemlerin yargısal denetimini yapma ve buişlemlerden doğan tazminat istemini (ve diğer istemleri) kararabağlama görevinin idari yargı merciine ait olduğuaçıktır.
Bu itibarla, davacıtarafından yapılan söz konusu başvurunun reddineilişkin işlemden doğan uyuşmazlığınçözümünün idari yargının görevindebulunduğu sonucuna ulaşıldığından,uyuşmazlığın çözümünde adliyargıyı görevli kabul eden çoğunluğunkararına katılmıyorum.28.5.2020
Üye
AhmetARSLAN
Full & Egal Universal Law Academy