T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020 / 227
KARAR NO : 2020 / 316
KARAR TR : 28.5.2020
ÖZET : Emekli Sandığından dul aylığı alan ve Sandıktan yetim aylığı bağlanan kızı tarafından verilen vekaletnameyle yetim aylığını da alan davacı adına; kızının evlendiğini Kuruma bildirmeyerek aylıkları almaya devam ettiğinden bahisle yersiz ödenen aylıkların borç çıkarılmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davanın, İDARİ YARGI YERİNDE görülmesi gerektiği hk.
K A R A R
Davacı : S. K.
Vekili :Av. D.K.
Davalı : Sosyal GüvenlikKurumu Başkanlığı
Vekilleri : Av. E.F. Ç., Av. F.T.
O L A Y : Davacı vekili dilekçesinde; davalıkurumca, müvekkiline 11.126,52.TL borç çıkarıldığını,bu borcun müvekkilinin dul maaşının 1/4ününkesilmesi suretiyle tahsili yoluna gidilmesi yönünde işlem tesisedildiğini; eşi Küçük C.K.’nun 13.12.1999tarihinde vefat etmesinden sonra, müvekkiline, davalı idarece50.645.025.2 sicil numaralı dosyasından dul maaşı;kızı Ş.K.’na da 50.645.025.1 sicil numaralıdosyasından yetim maaşı bağlandığını; müvekkilinin,kızının yetim maaşını, 1999 tarihli,noterlikçe düzenlenen vekaletnameye istinaden çekipkızına verdiğini; ZürihBaşkonsolosluğu’ndan düzenlenen 16.10.2002 tarihlivekaletnameye göre kızının bekar olarakgözüktüğünü; diğer taraftan NüfusMüdürlüğünden alınan “EvlenmeBildirimi” başlıklı evrakta, kızıŞehriban’ın evlilik bildiriminin Ekim 2004 yılındayapıldığının görüldüğünü;aile nüfus kayıt tablosunda, Şehriban’ınevlendiği Halil’in evlenme sonucu soybağının17.07.2006 tarihinde düzeltildiğinin gözüktüğünü;görüleceği üzere müvekkilinin kızıŞehriban’ın, Yurtdışında beyana davalı birevlilik bildiriminin söz konusu olduğunu; NüfusMüdürlüğünün evlilik tarihini nüfuskütüğüne yanlış geçirdiği kanaatinitaşıdıklarını; diğer taraftan, müvekkilinin,yurtdışında uzun yıllardır annesinden ayrıyaşayan kızının medeni durumunu bilmesinin mümkünolmadığını; 02.10.1998 tarihli ve 23481 sayılıResmi Gazetede yayımlanan Türkiye Cumhuriyeti EmekliSandığı Genel Müdürlüğünceİlgililere İstihkaklarından Fazla veya Yersiz OlarakYapılan Ödemelerin Tahsili Hakkında Yönetmeliğin6.maddesinin 1.fıkrasının (b) ve (c) bentlerininDanıştay 11.Daire’sinin 10.03.1008 tarih ve 2007/ 4158 E.,2008/ 2353 K. sayılı kararı ile iptal edildiğini; bunun üzerinedavalı idarece 27.08.2008 tarihli ve 27010 sayılı Resmi Gazetedeyayımlanan Fazla ve Yersiz Ödemelerin Tahsiline İlişkin Usulve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 2008 yılı Ekimayı başında yürürlüğe girdiğini; müvekkilninkızı Şehriban’a yapılan yersiz ödeme Ekim2008’den önce yapılmış olduğundan, 02.10.1998tarihli Yönetmelik çerçevesinden işlemyapılmasının gerektiğini; Yönetmelik maddesininiptaline ilişkin Danıştay 11. Dairesinin kararında dabelirtildiği üzere; 5434 Sayılı Kanunun 121. maddesinde herne suretle olursa olsun istihkaklarından fazla yapılanödemelerin ilgililerin varsa sonraki her çeşitistihkaklarından hüküm alınmaksızın kesilmeksuretiyle geri alınacağı ifadesinin, sadece ilgilikişiden fazla ödemenin geri alınmasına imkan tanıdığını;davalı İdarece, Kanuna aykırı olarak aynı dosyadanaylık alan veya aylığın kesilmesini zamanındabildirmeyen kişilerden de fazla ödemenin alınmasınıimkan sağlayacak şekilde düzenleme yapıldığını,bu durumda Kanunla öngörülmeyen bir düzenlemenin davakonusu Yönetmelik ile getirilmesi sonucu, davacının,kızının borcundan sorumlu tutulmasınınmümkün bulunmadığını; idarece, evlenenkızının yetim aylıklarını çektiğigerekçesi ile müvekkili adına borççıkarması işleminin sebep ve konuyönünden hukuka aykırı olduğunu; çükümüvekkilinin, Noterlikçe düzenlenen 20.12.1999 tarihlivekaletnameye istinaden yetim maaşını çekip kızınaverdiğini, yani vekalet sıfatıyla hareket ettiğinden,kendisine borç çıkartılmasının hukuka aykırıolduğunu; idarenin maksadını aşarak gerçekborçlu hakkında değil de halen davalı kurumdan dulmaaşı alan müvekkilinin maaşlarının¼’üne el koyma şeklinde işlem tesis etmesininhukuka aykırı olduğunu; müvekkili ile kızıarasında müşterek ve müteselsil sorumlulukbulunmadığını, üstelik kefillik durumunun da sözkonusu olmadığını, müvekkilinin asılborçlu ile ilgisinin sadece “aynı dosyada işlemgörmekten ibaret” bulunduğunu ifade ederek; davalıkurumca, müvekkiline 11.126,52.TL borç çıkarılmaişlemi ve bu borcun tahsili cihetiyle müvekkilinin dulmaaşının ¼’ünün Eylül 2009tarihinden itibaren kesilmesi yönündeki 19.06.2009 tarih veB.07.01.EMS. 0.13/ 50.645.025.1 7.360.289 sayı ile bildirilen işleminiptaline karar verilmesi istemiyle idari yargı yerinde davaaçılmıştır.
Gaziantep1.İdare Mahkemesi:30.12.2009 gün ve E:2009/806, K:2009/1270 sayıile, 2577 sayılı Kanunun 15. maddesinin 1/a bendi uyarıncadavanın yetki yönünden reddine, dava dosyasınınyetkili Adana İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine karar vermiş;temyiz edilmesi üzerine, Danıştay Onbirinci Dairesi: 22.9.2010gün ve E:2010/5501, K:2010/6714 sayı ile, davanın yetkiyönünden reddine ilişkin idare Mahkemesi kararının2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15.maddesi uyarınca temyizen incelenmesine olanak bulunmadığıgerekçesiyle temyiz isteminin incelenmeksizin reddine, dosyanınMahkemeye gönderilmesine karar vermiştir.
ADANA1.İDARE MAHKEMESİ;11.01.2011 gün ve E:2010/2002, K:2011/12sayı ile, “(…)5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve GenelSağlık Sigortası Kanunu'nun 1.maddesinde; bu Kanununamacının, sosyal sigortalar ile genel sağlık sigortasıbakımından kişisel güvence altına almak, busigortalardan yararlanacak kişileri ve sağlanacak hakları, bu haklardanyararlanma şartları ile finansman ve karşılanmayöntemlerini belirlemek, sosyal sigortaların ve genelsağlık sigortasının işleyişi ile ilgili usul veesasları düzenlemek olduğu, 96.maddesinde; Kurumcaişverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılaragelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genelsağlık sigortalılarına ve bunların bakmaklayükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarakyapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki hertürlü ödemeler;
a)Kasıtlı veya kusurlu davranışlarındandoğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriyedoğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler,bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden,
b) Kurumunhatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalıişlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beşyıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliyetebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay içindeyapılacak ödemelerde faizsiz, üç aylık sürenindolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süresonundan, itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte,ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsupedilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre gerialınır.
Alacaklarınyersiz ödemelere mahsubu, en eski borçtan başlanarakborç aslına yapılır, kanunî faiz kalan borcauygulanır. Bu hüküm ilgili hak sahiplerinin muvafakat etmelerikaydıyla, aynı dosyadan diğer bir hak sahibine yapılanyersiz ödemelere mahsubunda da uygulanır.
Yersizödemenin gelir ve aylıklardan kesilmesinde, kesintininbaşlayacağı ödeme dönemi başıitibarıyla kanunî faizi ile birlikte hesaplanan borçtutarı, gelir ve aylıktan % 25 oranında kesilmek suretiyleuygulanır.
Yersizödemelerin tespiti ile geri alınmasına ve bu maddeninuygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, Kurum tarafındançıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği,101.maddesinde de, bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde buKanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortayaçıkan uyuşmazlıkların İş Mahkemelerindegörüleceği hükmü getirilmiştir.
Öteyandan; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 14/3-amaddesinde, dava dilekçelerinin görev ve yetki yönündende inceleneceği; 15/1-a maddesinde ise adli ve askeri yargınıngörevli olduğu konularda açılan davaların reddinekarar verileceği hüküm altınaalınmıştır.
Bu durumda,5510 sayılı Kanunun uygulanmasından kaynaklanan buuyuşmazlığın, yukarıda yer verilen Yasahükmü uyarınca adli yargı yerince (İşMahkemelerinde) görülüp çözümlenmesigerektiği sonucuna varılmıştır.
Açıklanannedenlerle; davanın 2577 sayılı İdari YargılamaUsulü Yasasının 15/1-a. maddesi hükmü uyarıncagörev yönünden reddine…” karar vermiş; temyizedilmesi üzerine Danıştay Onbirinci Dairesince, 4.7.2012gün ve E:2011/3289, K:2012/5077 sayı ile onanan kararkesinleşmiştir.
Davacıbu kez aynı istemle adli yargı yerinde davaaçmıştır.
Adana 2.İşMahkemesi:17.12.2015 gün ve E:2013/463, K:2015/503 sayı ile,uyuşmazlığın esasını inceleyerek davanınkabulüne, karar vermiş; temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 21.HukukDairesi: 17.10.2017 gün ve E:2016/5414, K:2017/7950 sayı ile,“(…)Somut olayda, davacının eşinin EmekliSandığı iştirakçisi olduğu sabit olupuyuşmazlığın çözümünün idariyargının görev alanına girdiği gözetilerek 6100sayılı HMK'nın 114/1-b maddesine göre dava şartıolan "yargı yolunun caiz olmaması" nedeniyle davanınusulden reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerekyazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıolup bozma nedenidir.
O halde,davalı kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyizitirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA…”karar vermiştir.
ADANA2.İŞ MAHKEMESİ: 3.4.2018 gün ve E:2017/381, K:2018/228sayı ile, (…)Tüm dosya kapsamı birliktedeğerlendirildiğinde; Yargıtay ilamında dabelirtildiği ve mahkememizce kabul edildiği üzere “5510 sayılıYasa'nın "5434 sayılı Kanuna İlişkinGeçiş Hükümleri" başlıklıGeçici 4.maddesinin 4.fıkrasına göre "Bu Kanundaaksine bir hüküm bulunmadığı takdirde;iştirakçi iken, bu Kanunun yürürlüğegirdiği tarih itibarıyla bu Kanunun 4 üncü maddesininbirinci fıkrasının (c) bendi kapsamına alınanlar, buKanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434sayılı Kanun hükümlerine tabi olarakçalışmış olup bu Kanunun 4 üncü maddesininbirinci fıkrasının (c) bendine tabi olarak yenidençalışmaya başlayanlar ile bunların dul ve yetimlerihakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılanhükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerinegöre işlem yapılır.
5510sayılı Kanunun 101 nci maddesinde yer alan “...bu Kanunhükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkanuyuşmazlıklar İş Mahkemelerindegörülür.” bölümünün iptali istemiyleyapılan itiraz başvurusunda Anayasa Mahkemesi, 22.12.2011 tarih ve E:2010/65, K: 2011/169 sayılı kararıyla iptal isteminin reddinekarar vermiş ve kararın gerekçe bölümünde 5754sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesindenönce iştirakçi sıfatıyla çalışmaktaolan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile emeklisıfatıyla 5434 sayılı Kanun’a göre emekli, dulve yetim aylığı almakta olanlar ve ayrıca memurlar vediğer kamu görevlilerinden ileride emekliliğe hak kazanacaklaryönünden Sosyal Güvenlik Kurumu’nun tesis edeceğiişlem ve yapacağı muameleler idari işlem niteliğinikorumaya devam edeceğinden bunlara ilişkin ihtilaflarda idariyargının görevli olmaya devam edeceği ifadeedilmiştir. Anayasa'nın 153/son maddesine göre Anayasa Mahkemesikararları Resmi Gazetede yayımlanır ve yasama, yürütmeve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçekve tüzelkişileri bağlar. Anayasa Mahkemesi kararları iledoktrindeki ağırlıklı görüş; AnayasaMahkemesi kararlarının gerekçesinin debağlayıcı olduğu yönündedir.
Öteyandan Uyuşmazlık Mahkemesinin 4.9.2012 tarihli 2012/64-83 Esas veKarar sayılı kararında 5510 sayılı Yasanınyürürlüğe girmesinden önce iştirakçisıfatıyla çalışmakta olan memurlar ve diğerkamu görevlileri ile emekli sıfatıyla 5434 sayılıKanuna göre emekli, dul ve yetim aylığı almakta olanlar veayrıca memurlar ve diğer kamu görevlilerinden ilerideemekliliğe hak kazanacaklar yönünden Sosyal GüvenlikKurumunca tesis edilen işlem ve yapacağı muamelelerin“idari işlem” ve “idari eylem” niteliğinikorumaya devam edeceği, dolayısıyla, 2577 sayılıİdari Yargılama Usulü Kanununun 2/1-a maddesinde belirtilenidari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksatyönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarındandolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafındanaçılan iptal davaları kapsamında bulunan, emekli kamupersoneli olan davacı tarafından açılan davanın,görüm ve çözümünün idari yargıyerinde görüleceği, 5510 sayılı bu Kanununyürürlüğe girmesinden sonra memur ve diğer kamugörevlisi olarak çalışmaya başlayanların ise5510 sayılı Kanunun 4/c maddesi uyarınca, bu Kanunhükümlerine tabi sigortalı sayılacağı vehaklarında 5434 sayılı Kanunun değil 5510 sayılıKanunun öngördüğü kural ve esaslarınuygulanacağı dolayısıyla ihtilafların da adliyargı yerinde çözümleneceği sonucunavarılmıştır." doğrultusunda hükümkurulması gerektiği kanaatine varılmıştır.
Sonuçolarak, davacının eşinin Emekli Sandığıiştirakçisi olduğu sabit olup uyuşmazlığınçözümünün idari yargının görevalanına girdiği gözetilerek 6100 sayılı HMK'nın114/1-b maddesine göre dava şartı olan "yargı yolununcaiz olmaması" nedeniyle davanın usulden reddine dair kararverilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Yargıtaybozma ilamı usule ilişkin olduğundan Yargıtaykararları gereği temyiz incelemesinde esasa girilmediğindensomut dava bakımından yasa yolunun İstinaf yasa yoluolacağı kabul edilmiştir.
HÜKÜM:
1-HMK 114/1-bmaddesi uyarınca Yargı yolunun caiz olmaması, mahkemenizingörevsizliği nedeniyle davanın USULDENREDDİNE…” karar vermiş; temyiz edilmesiüzerine Yargıtay 21.Hukuk Dairesince; 22.10.2019 gün veE:2019/573, K:2019/6408 sayı ile onanan karar kesinleşmiştir.
İNCELEMEVE GEREKÇE:
UyuşmazlıkMahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Hicabi DURSUN’unBaşkanlığında, Üyeler: Şükrü BOZER, MehmetAKSU, Birol SONER, Aydemir TUNÇ, Nurdane TOPUZ ve Ahmet ARSLAN'ınkatılımlarıyla yapılan 28.5.2020 günlütoplantısında:
I-İLKİNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın27. maddesi gereğince yapılan incelemeye göre, adli ve idariyargı yerleri arasında 2247 sayılı Yasa’nın 14.maddesinde öngörülen biçimde olumsuz görevuyuşmazlığı doğduğu, adli yargıdosyasının 15. maddede belirtilen yönteme uygun olarakdavacı vekilinin istemi üzerine son görevsizlikkararını veren mahkemece, ekinde idari yargı dosyası ilebirlikte Uyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderildiği veusule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığıanlaşıldığından görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi.
II-ESASINİNCELENMESİ: Raportör-Hakim TaşkınÇELİK’in, davanın çözümünde idariyargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadakibelgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilenYargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahimÇİFTÇİ ile Danıştay Savcısı YakupBAL’ın davada idari yargının görevli olduğu yolundakisözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava, Emekli Sandığındandul aylığı alan ve Sandıktan yetim aylığıbağlanan kızı tarafından verilen vekaletnameylekızının yetim aylığını da alan davacıadına; kızının evlendiğini Kuruma bildirmeyerekaylıkları almaya devam ettiğinden bahisle yersiz ödenenaylıkların borç çıkarılmasınailişkin işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılmıştır. Dava ve işlem dosyasının incelenmesinden,davacının eşi, kızının ise babası olanKüçük C. K.’nun Emekli Sandığından emekliaylığı almakta iken 13.12.1999 tarihinde vefat ettiği;eşine dul, bekar olarak gözüken kızına yetimaylığı bağlandığı, daha sonra yetimaylığı almakta iken evli olması nedeniyleaylıkları kesilen davacının kızı Ş. K.’nunyersiz tahsil ettiği 01.01.2000-31.08.2008 arası aylıklarıtoplamı 11.126,52.-TL.nin tarafına borççıkarıldığı; bu işlemin iptaliistemiyle açılan davada, İdareceverilen cevap dilekçesinde; davacının kızıSehriban’ın Kuruma müracaat ederek, aylıklarınınannesi Sitdi KAZIMOĞLU tarafından vekaletle tahsil edildiğinibeyan etmesi üzerine yaptıkları yazışmalarda; davacınınkızı Ş. K.’na 17.02.1995 tarihinden beri evliolmasına rağmen, nüfus kayıt örneğinde bekarolarak göründüğünden babasıKüçük C. K.nun 13.12.1999 tarihinde vefat etmesi nedeniyleyasaya göre takip eden aybaşı olan 01.01.2000 tarihindenitibaren yetim aylığı bağlandığının; adıgeçenin aslında bekar olmayıp maaşınbağlandığı tarihte evli olduğunun Kurumca Ağustos2008 tarihinde anlaşılması üzerine, ilgili bankaşubesi ile 19.02.2009 tarihli yazışma yapıldığı,davacının, kızının maaşını vekaletleçekmiş olduğunun öğrenildiği; bununüzerine Kurumun 19.06.2009 tarihli davaya konu borç mektubu iledavacıya, borcu yazılarının tebliğinden itibaren 3 ayiçinde Kurum hesabına yatırdığı takdirde faiztalep edilmeyeceği, borcun üç ay içinde ödenmemesihalinde bu sürenin bitiminden itibaren hesaplanacak kanuni faizi ilebirlikte aylıklarından oranında kesilerek tahsil edileceğininbelirtildiğini; olayın öğrenildiği tarih dikkatealındığında Ekim 2008 başındayürürlüğe giren Fazla ve Yersiz Ödemelerin Tahsilineİlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmelikhükümlerinin uygulandığını; davacınıniddialarının hayatın olağan akışına uygunolmadığını ileri sürerek davanın reddiningerektiğini savunduğu anlaşılmıştır. 31.5.2006 tarihve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel SağlıkSigortası Kanunu 506, 1479, 2925, 2926 ve 5434 sayılı Kanunlarkapsamındaki hizmet akdine göre ücretleçalışanlar (Sosyal Sigortalılar), kendi hesabınaçalışanlar (Bağ-Kur’lular), tarımda kendiadına ve hesabına çalışanlar (TarımBağ-Kur’luları), tarım işlerinde ücretle çalışanlar,(Tarım sigortalıları), devlet memurları ve diğer kamugörevlilerini (Emekli Sandığıİştirakçileri), geçici maddelerle korunan haklardışında, sosyal güvenlik ve sağlık hizmetleriyönünden yeni bir sisteme tabi tutmuş, beş farklıemeklilik rejimini aktüeryal olarak hak ve hükümlülükleryönünden tek bir sosyal güvenlik sistemi altındatoplamıştır. 5510 sayılı Kanunun iptali amacıylaaçılan davada Anayasa Mahkemesi, 15.12.2006 tarih ve E: 2006/111,K: 2006/112 sayılı kararıyla, anılan Kanunun birçokmaddesi ile birlikte, bu Kanunun yürürlük tarihinden önce5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunuhükümlerine tabi olarak görev yapmakta olan memurlar vediğer kamu görevlilerini diğer sigortalılarla aynısisteme tabi kılan (başta 4/c maddesi) hükümlerin iptalinekarar vermiş; bu karardan sonra kabul edilen 17.04.2008 tarih ve 5754sayılı Kanunla 5510 sayılı Kanunda düzenlemeleryapılmış ve anılan Kanuna eklenen Geçici 1 nci veGeçici 4 ncü maddelerle, 5754 sayılı Kanununyürürlüğe girdiği 1 Ekim 2008 tarihinden önce5510 sayılı Kanunun 4 ncü maddesinin birincifıkrasının (c) bendi kapsamında olanlar (memurlar ile diğerkamu görevlileri) ile bunların dul ve yetimleri hakkında, buKanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri dedahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlemyapılacağı hüküm altınaalınmıştır. 5754 sayılı Kanunun bazıhükümlerinin iptali istemiyle açılan dava AnayasaMahkemesi’nin 30.3.2011 tarih ve E: 2008/56, K:2011/58 sayılıkararı ile reddedilmiştir. 5510sayılı Kanunun 101 nci maddesinde yer alan “…bu Kanunhükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkanuyuşmazlıklar İş Mahkemelerindegörülür.” bölümünün iptali istemiyleyapılan itiraz başvurusunda Anayasa Mahkemesi, 22.12.2011 tarih ve E:2010/65, K: 2011/169 sayılı kararıyla (RG. 25.1.2012, Sayı:28184) davayı redle sonuçlandırmakla birlikte; söz konusukararın Mahkememiz önündeki uyuşmazlığaışık tutacak şekilde şu gerekçeyedayandırmıştır: “…5754 sayılı Kanununyürürlüğe girmesinden önce memur ve diğer kamugörevlisi olarak çalışmakta olanlar, evvelce olduğugibi 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olacaklar vebunların emeklileri bakımından da aynı Kanunhükümleri uygulanmaya devam edecek; ancak 5754 sayılıKanun’un yürürlüğe girmesinden sonra memur vediğer kamu görevlileri olarak çalışmayabaşlayanlar ise 5510 sayılı Kanunun 4/c maddesi uyarınca,bu Kanun hükümlerine tabi sigortalı sayılacak ve haklarında5434 sayılı Kanun değil, 5510 sayılı Kanun’unöngördüğü kural ve esaslar uygulanacak; ihtilafhalinde de adli yargı görevli bulunacaktır. 5754sayılı Kanunun yürürlüğüyle birlikte,artık Sosyal Sigortacılık esasına göre faaliyetgösteren ve yaptığı, tesis ettiği işlem vemuameleler idari işlem sayılamayacak bir sosyal güvenlikkurumunun varlığından söz etmek gerekli bulunmaktadır.5754 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesindenönce iştirakçisi sıfatıylaçalışmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlileriile emekli sıfatıyla 5434 sayılı Kanun’a göreemekli, dul ve yetim aylığı almakta olanlar ve ayrıcamemurlar ve diğer kamu görevlilerinden ileride emekliliğe hakkazanacaklar yönünden ise Sosyal Güvenlik Kurumu’nun tesisedeceği işlem ve yapacağı muameleler idari işlemniteliğini korumaya devam edecek, bunlara ilişkin ihtilaflarda daevvelce olduğu gibi idari yargı görevli olmaya devam edecektir.Bu bakımdan 5510 sayılı Kanunun yürürlüğündensonra, prim esasına dayalı yani sistemin içeriği ve Kanunkapsamındaki iş ve işlemlerin niteliği gözönünde bulundurulduğunda, itiraz konusu kuralla,yargılamanın bütünlüğü ve uzman mahkemeolması nedeniyle Kanun hükümlerinin uygulanması ile ortayaçıkan uyuşmazlıklarınçözümünde iş mahkemeleriningörevlendirilmesinde Anayasa’ya aykırılıkgörülmemiştir. Ancak, yukarıdaaçıklandığı üzere 5754 sayılıKanun’un yürürlüğe girmesinden önce statüdebulanan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile ilgili sosyalgüvenlik mevzuatının uygulanmasından doğan idariişlem ve idari eylem niteliğindeki uyuşmazlıklarda idariyargının görevinin devam edeceğiaçıktır…” Yukarıdasözü edilen mevzuat hükümlerinin ve Anayasa Mahkemesikararının birlikte değerlendirilmesinden, 5510 sayılıKanun’un yürürlüğe girmesinden önce memur vediğer kamu görevlisi olarak çalışmakta olanlar, dahaönce olduğu üzere 5434 sayılı Kanunhükümlerine tabi olacakları gibi bunların emeklilikleribakımından da aynı Kanun hükümlerinin uygulanmayadevam edileceği; ancak, bu Kanunun yürürlüğegirmesinden sonra memur ve diğer kamu görevlisi olarakçalışmaya başlayanların ise 5510 sayılıKanunun 4/c maddesi uyarınca, bu Kanun hükümlerine tabisigortalı sayılacağı ve haklarında 5434 sayılıKanun’un değil 5510 sayılı Kanun’unöngördüğü kural ve esaslarınuygulanacağı dolayısıyla ihtilafların da adliyargı yerinde çözümleneceğiaçıktır. Kaldıki; T.C. Anayasası’nın 158.maddesindeki“…diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesi arasındakigörev uyuşmazlıklarında Anayasa Mahkemesi’ninkararı esas alınır ” hükmü uyarınca AnayasaMahkemesi kararının bu uyuşmazlığınçözümünde esas alınacağıtartışmasızdır. Bu durumda,5510 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesindenönce iştirakçi sıfatıyla çalışmaktaolan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile emeklisıfatıyla 5434 sayılı Kanun’a göre emekli, dulve yetim aylığı almakta olanlar ve ayrıca memurlar vediğer kamu görevlilerinden ileride emekliliğe hak kazanacaklaryönünden Sosyal Güvenlik Kurumunca tesis edilen işlem veyapacağı muamelelerin “idari işlem” ve “idarieylem” niteliğini korumaya devam edeceği,dolayısıyla, 2577 sayılı İdari YargılamaUsulü Kanununun 2/1-a maddesinde belirtilen idari işlemlerhakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biriile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleriiçin menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılaniptal ve 2/1-b maddesinde belirtilen, idari eylem veişlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudanmuhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davalarıkapsamında bulunan, 5754 sayılı Kanun'unyürürlüğe girdiği tarihten önce, 1999yılında Emekli Sandığından emekliaylığı almakta iken vefat eden iştirakçidenkaynaklanan dul ve yetim aylığı işleminden kaynaklanan davanın,görüm ve çözümünün idari yargıyerinde görüleceği sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, Adana 1.İdareMahkemesinin 11.01.2011 gün ve E:2010/2002, K:2011/12 sayılı görevsizlik kararınınkaldırılması gerekmiştir. S O N U Ç:Davanın çözümünde İDARİ YARGININgörevli olduğuna, bu nedenle Adana 1.İdare Mahkemesinin11.01.2011 gün ve E:2010/2002, K:2011/12 sayılıGÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 28.5.2020gününde OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAKkarar verildi. Başkan Üye Üye Üye Hicabi Şükrü Mehmet Birol DURSUN BOZER AKSU SONER Üye Üye Üye Aydemir Nurdane Ahmet TUNÇ TOPUZ ARSLAN
Full & Egal Universal Law Academy