T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020 / 271
KARAR NO : 2020 / 320
KARAR TR : 28.5.2020
ÖZET : Davacılar tarafından, ortağı ve yetkilisi bulundukları şirketlerin katıldıkları ihale sonrasında Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından haklarında ihaleye fesat karıştırma fiili işlendiğinden bahisle açılan soruşturma ve kovuşturma esnasında Kamu İhale Kanunu kapsamında ihalelerine katılmalarının engellendikleri, kovuşturma sonucunda beraat ettikleri, davalı idarenin eylemlerinden kaynaklı maddi ve manevi zararların gerçekleştiğinden bahisle tazminat ödenmesi istemiyle açılan davanın, ADLİ YARGI YERİNDE görülmesi gerektiği hk. K A R A R Davacılar : 1- S.K., 2- E.K. Vekili : Av. A. Ö. Ç. S. Davalı : 1. AdaletBakanlığı (İdari Yargıda) Vekili : Av. B. B.C. 2.Maliye Hazinesi (AdliYargıda) Vekili : Av.İ.İ. O L A Y : Davacılar vekilidilekçesinde; iki farklı şirketin ortağı veyetkilisi olan müvekkilleri hakkında Mersin CumhuriyetBaşsavcılığı tarafından soruşturmabaşlatıldığını, iddianamenin kabulüile kamu davası açıldığını; S.K.’ınihaleye fesat karıştırma suçunu işlediğigerekçesiyle yargılandığını, bundan dolayıKamu İhale Kanununun 59. maddesi gereğince ihalelere katılmaktanyasaklandığını; anılan madde hükmü gereğincesavcılığın; müvekkili ile MFS ….Ltd.Şti ve Sfk Medikal…Ltd. Şti şirketleri için Kamuİhale Kurumuna bildirimde bulunduğunu, bu bildirim tarihinden itibarenmüvekkillerinin hiçbir ihaleye katılamadıklarını;Mersin 4. Ağır Ceza Mahkemesinin E:2014/111 sayılı dosyadan, 11/12/2014 tarihli 3. celsesinde müvekkilleri hakkında verilen beraatkararında, TCK 220/4 gereği cezalandırılmasıtalep edilen müvekkilinin, TCK da tanımlandığışekilde bir örgütün varlığındanbahsedilemeyeceğinden, 220/2 gereğince herhangi bir örgütlesüreklilik arz eden bir ilişkisi olmadığından veihaleye fesat karıştırma suçunun unsurlarıoluşmadığından beraatine karar verildiğininbelirtildiğini; bu beraat kararı ile müvekkilinin suçsuzolduğunun, yasaklamayı gerektirecek herhangi bir hal veya eylemininbulunmadığının, idarece verilen yasaklamakararının haksız olduğunun anlaşıldığını;ancak, yasaklama kararının verildiği tarihten beraat ettikleritarihe kadar olan sürede kendileri ve ortağı olduğufirmalar eliyle hiçbir ihaleye katılamadıklarını, İdareninhaksız olarak verilen yasaklama kararı sebebiyle ağır maddikayıplara sebep olduğunu, müvekkilinin ticarisaygınlığının kalmadığını, firmalarıniflas etme noktasına geldiğini; müvekkili hakkındayürütülen soruşturma işlemlerinde yeterli dikkat veözenin gösterilmediğini, yeterli delil ve şüpheolmamasına karşın kovuşturma evresine geçilmişolduğunu; Savcılık ve mahkeme makamlarınındikkatli özeni göstermemesinin, müvekkili içinciddi zararlar doğurduğunu; Anayasanın 38. maddesinde“Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimsesuçlu sayılamaz” denildiğini; her ne kadar idaribir önlem niteliğinde olsa da, verilen yasaklama kararınınbu ilke içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini; ülkemizdeceza davalarının kesin hükümle sonuçlanmasınakadar geçen ortalama süreler dikkate alınacak olursa,“idari bir önlem” niteliğinde kabul edilen kuralnedeniyle bazı kişilerin yıllarca kamu ihalelerine katılamadıklarını;müvekkillerinin verilen karardan dolayı oluşan zararlarınınidarece karşılanması gerektiğini; nitekim aynıamaçla kanun koyucunun, CMK’nun 141. maddesiyle, korumatedbirleri nedeniyle tazminatı düzenlediğini ve buhükme aykırılıklardan dolayı oluşacakzararların devletten istenebileceği hükmünü getirdiğini;Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrasında, idarenin, kendieylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekleyükümlü olduğu kuralına yer verildiğini; 129.maddesinin 5. fıkrasında, memurlar ve diğer kamugörevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardandoğan tazminat davalarının kendilerine rücu edilmekkaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygunolarak ancak idare aleyhine açılabileceğinin hükmebağlandığını, 657 sayılı DevletMemurları Kanunu'nun 13. maddesinde de benzer bir düzenlemeye yerverildiğini; yıllarca süren emek ve milyonlarcaliralık sermaye ile kurulan ticari hacmin tamamının yasaklamasebebiyle bir kaç yıl içinde eridiğini; müvekkillerininkarşılanması gereken bu zararının, haksızyasaklama kararına sebebiyet veren idarece karşılanmasının zorunlu olduğunu; taraflarınca davalı idareyebaşvurularak bu zararın giderilmesi istenmesine karşın, idarece… 11789/42911 sayılı ve 30.06.2016 tarihli cevapta, kendilerinceyapılacak bir işlem olmadığının belirtildiğiniifade ederek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıylamüvekkillerinin uğradıkları maddi zararlariçin şimdilik 1.000’er TL’nin; uğradıkları manevi zararlar için ise 10.000’er TL’ninişleyecek yasal faizleriyle birlikte tazmini istemiyle Adalet Bakanlığına karşı idari yargı yerinde davaaçmıştır. ANKARA 2.İDAREMAHKEMESİ: 16.1.2017 gün ve E:2016/3186, K:2017/110 sayıile, “(…)5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 141.maddesinde soruşturma veya kovuşturma aşamasında verilenkararlardan dolayı tazminat talebinde bulunulabileceği, aynımaddenin 2. fıkrasında "Birinci fıkrada yazan hâllerdışında, suç soruşturması veyakovuşturması sırasında kişisel kusur, haksız fiilveya diğer sorumluluk hâlleri de dâhil olmak üzerehâkimler ve Cumhuriyet savcılarının verdikleri kararlarveya yaptıkları işlemler nedeniyle tazminat davaları ancakDevlet aleyhine açılabilir." hükmü; aynıkanunun 142. maddesinin 2. fıkrasında ise "İstem, zarara uğrayanınoturduğu yer ağır ceza mahkemesinde ve eğer o yerağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili ise veaynı yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa, en yakınyer ağır ceza mahkemesinde karara bağlanır."hükmü bulunmaktadır. Dosyanın incelenmesinden,davacılar tarafından haklarında başlatılan cezasoruşturması ve kovuşturmasından kaynaklanan ihalelerekatılamama tedbiri uygulandığı ve bu sebepleuğranılan zararın tazmini istemiyle bakılan davanınaçıldığı, söz konusu tazminat isteminin dayanağızararın ceza yargılamasında ortaya çıkan veyukarıda anılan 5271 sayılı Kanun kapsamında kalaniş ve işlemlerden kaynaklandığı gözönüne alındığında,uyuşmazlığın görüm veçözümü konusunda idari yarı yerlerinin görevliolmadığı, davanın görüm veçözümünde adli yargının görevliolduğu anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerledavanın 2577 sayılı İdari Yargılama UsulüYasasının 15/1 -a. maddesi uyarınca görevyönünden reddine…” karar vermiş; istinaf yolunabaşvurulması üzerine Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10.İdariDava Dairesi: 7.6.2017 gün ve E:2017/489, K:2017/503 sayı ile,“(…)Olayda, davanın görev yönündenreddedildiği, yargılama giderleri arasında davalı idarelehine vekalet ücretine hükmedilmediği belirlenmiş olup,kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan tarifeyegöre davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmesigerekmektedir./ Açıklanan nedenlerle, davalı idare istinafisteminin KABULÜNE, Ankara 2. idare Mahkemesi’nce verilen 16/01/2017gün ve E: 2016/3186, K: 2017/110 sayılı kararın ONANMASINA,anılan mahkeme kararının vekalet ücretinehükmedilmemesi yönünden KALDIRILMASINA…” kesinolarak karar vermiş; bu suretle görevsizlik kararıkesinleşmiştir. Davacılar vekili bu kezaynı istemle, Maliye Hazinesine karşı adli yargıda davaaçmıştır. ANKARA 6.AĞIR CEZAMAHKEMESİ: 6.11.2019 gün ve E:2017/469, K:2019/409 sayı ile,“(…)Davacılar vekilleri gerek dava dilekçelerindegerekse dosyaya ibraz ettikleri sair beyan dilekçelerinde bu davadakitaleplerinin, haksız açılan kamu davası nedeniylemüvekkillerinin şirketleri hakkında kamu ihalelerinden yasaklamakararı alınması ve 4 yıl boyunca ihalelerekatılamamaktan kaynaklanan maddi ve manevi zararlarının tazminiolduğunu belirtmişlerdir. İddia MakamıMahkememizin 15/10/2019 tarihli duruşmasında verdiği esas hakkındakimütalaasında; dava dilekçesinde davacının ihaleyefesat karıştırma eyleminden dolayı hakkındasoruşturma açıldığı, bu açılansoruşturmaya dayalı olarak kamu ihale kurumu tarafındandavacının sonraki kamu ihalelerine alınmadığındanbahsedildiği, yine kamu ihale kanununun 59 maddesinde haklarındakanuna tabii olarak yapılan ihalelerden dolayı kovuşturmayapılanların kovuşturma sonuna dek kamu ihalelerinekatılamayacaklarının düzenlendiği davacıhakkında da Mersin 4 ACM de 2014/111 esas sayılı dosyasındakamu davası açıldığı, sonucunda beraatkararı verildiği ve kovuşturmanın sona erdiği,davacının talebinin bu kovuşturma nedeniyle kamu ihalelerinekatılmaktan yasaklanması kararı verilmesi nedeniyleuğradığı zararların tazmininin talebin baskınyanını oluşturduğu, davamıza konu eyleminhaksız gözaltı ve tutukluluktan kaynaklanmayıp , idarenineylem ve işlemlerinden doğan zarara işaret ettiği, nitekimDanıştay’ın konu ile ilgili olarak ihaleyekatılmaktan yasaklama eyleminin 4734 sayılı Kamu İhale Kanunununkapsamında bir yasaklama eylemi olmaması halinde ihaleyekatılamayan kurumun zarar göreceğine ve bu zararakarşılık tazminata hükmedilmesine dair kararlarıgözetildiğinde talebin idarenin eylem ve işlemlerindenkaynaklı zarar giderimi davası olduğu ve davanın idariyargıda görülmesi gerektiği gözetilmeklegörevsizlik kararı verilmesi kamu adına talep ve mütalaaetmiştir. Değerlendirme veGerekçe Davacılar vekilitarafından müvekkilleri hakkında ihaleye fesatkarıştırma suçunu işlediklerinden bahisle başlatılansoruşturma neticesinde haklarında kamu davasıaçıldığı, Mersin 4. Ağır Ceza Mahkemesinin11.12.2014 tarih 2014/111 E-2014/398 K sayılı kararı ilemüvekkillerinin atılı suçlardan beraatlerine kararverildiği, kararın 07.01.2015 tarihinde kesinleştiği,müvekkillerinin Kamu İhale Kanununun 59. maddesi gereğinceaçılan ihalelere katılamadıkları, haksızaçılan kamu davası nedeniyle müvekkillerinin,şirketleri hakkında kamu ihalelerinden yasaklama kararıalınması üzerine 4 yıl boyunca ihalelere katılamamaktankaynaklanan maddi ve manevi zararlarının olduğu hususlarıdile getirilmekle CMK' nın 141. vd maddeleri kapsamında işbukamu davası açılmıştır. 5271 sayılı CMK'nın "Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat"başlıklı 141. Maddesinde yer alan “Madde 141-(1) Suçsoruşturması veya kovuşturması sırasında a) Kanunlardabelirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veyatutukluluğunun devamına karar verilen, b) Kanunî gözaltısüresi içinde hâkim önüneçıkarılmayan, c)Kanunî haklarıhatırlatılmadan veya hatırlatılan haklarındanyararlandırılma isteği yerine getirilmeden tutuklanan, d)Kanuna uygun olaraktutuklandığı hâlde makul sürede yargılama merciihuzuruna çıkarılmayan ve bu süre içindehakkında hüküm verilmeyen, e)Kanuna uygun olarakyakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarındakovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine kararverilen, f)Mahkûm olup dagözaltı ve tutuklulukta geçirdiği süreleri,hükümlülük sürelerinden fazla olan veyaişlediği suç için kanunda öngörülencezanın sadece para cezası olması nedeniyle zorunlu olarak bucezayla cezalandırılan, g)Yakalama veya tutuklamanedenleri ve haklarındaki suçlamalar kendilerine, yazıyla veyabunun hemen olanaklı bulunmadığı hâllerde sözleaçıklanmayan, h)Yakalanmaları veyatutuklanmaları yakınlarına bildirilmeyen, i)Hakkındaki aramakararı ölçüsüz bir şekildegerçekleştirilen, j)Eşyasına veyadiğer malvarlığı değerlerine, koşullarıoluşmadığı halde elkonulan veya korunması içingerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası veya diğer malvarlığıdeğerleri amaç dışı kullanılan veyazamanında geri verilmeyen, k) (Ek: 11/4/2013-6459/17 md.)Yakalama veya tutuklama işlemine karşı Kanundaöngörülen başvuru imkânlarındanyararlandırılmayan, Kişiler, maddî vemanevî her türlü zararlarını, Devlettenisteyebilirler." şeklindeki yasal düzenlemegözetildiğinde davacıların, şirketlerinin“ihaleye katılma yasaklı olduğu dönemdeki gelirkaybına dair tazminat kararı verilmesi” yönündekitalebinin CMK' nın 141. maddesi kapsamında yeralmadığı, keza benzer olaylarda bu doğrultudaki taleplerinidari yargı mercileri tarafındançözümlendiğinin Danıştay 13. Dairesinin02.04.2014 tarih 2011/2949 E- 2014/1265 K sayılı kararı veDanıştay 13. Dairesinin 25.11.2015 tarih 2010/4606 E- 2015/4130 Ksayılı kararı ile daha birçok benzer karardananlaşıldığı, 5271 sayılı CMK'nın 141.maddesinde suç soruşturması ve kovuşturmasısırasında gerçekleşen koruma tedbirlerindeki hukukaaykırılıklar yönünden bu kanun hükmünegöre tazminat istenebileceği gözetildiğinde;"yasaklama kararının" koruma tedbiri mahiyetindeolmayıp idari tedbir niteliğinin bulunduğu, davacılardanSemet Kocakaplan’ın gözetim altında kalması vegözetim altına alınma kararı nedeniyle mağduriyetihasıl olduğu iddiası ile bu mağduriyete dayalıtazminat kararı verilmesi isteğinin, amaç talebinniteliği dikkate alındığında talebe konuyargılamayı yapma hususunda Mahkememizin görevli olduğusonucunu doğurmayacağı, bu itibarla da konunun, idari yargımahkemelerince halli zorunlu kılan yargılama usulünügerektirir bulunuşuna göre CMK’ nın 141., 142., 1., 6. ve7. maddeleri gereğince Mahkememizin görevsizliğine, Mahkememizile Ankara 2. İdare Mahkemesi arasındaki olumsuz nitelikli görevuyuşmazlığının çözümüiçin dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine tevdiine dairaşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesiyukarıda açıklandığı üzere; Davacıların talebininözünün, şirketlerinin “ihaleye katılmayasaklı olduğu dönemdeki gelir kaybına dair tazminatkararı verilmesi” olduğu halde, bizatihi ortaklardan olan davacılardanSemet Kocakaplan’ın gözetim altında kalması vegözetim altın alınma kararı nedeniylemağduriyeti hasıl olduğu iddiası ile bu mağduriyetedayalı tazminat kararı verilmesi isteğinin, amaç talebinniteliği dikkate alındığında talebe konuyargılamayı yapma hususunda Mahkememizin görevli olduğusonucunu doğurmayacağı, keza CMK’nın 141.maddesindetadat olunan açıklamalarda “ihaleden yasaklı olunandöneme dair ceza mahkemesinin tazminat kararı verebileceği”yönünde bir düzenleme olmadığı gibi, gözetimaltına alınmanın geliştirilen amaç isteğenazaran Mahkememizi de görevli kılmayacağı değerlendirildiğinden, konunun, idari yargı mahkemelerince hallizorunlu kılan yargılama usulünü gerektirir bulunuşunagöre CMK’nın 141., 142., 1., 6. ve 7. maddeleri gereğinceMahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, Dosyanın görevli veyetkili Ankara İdare Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, Mahkememizile Ankara 2. İdare Mahkemesi arasındaki olumsuz nitelikli görevuyuşmazlığının çözümüiçin dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine TEVDİİNE…”karar vermiş, bu karar itiraz edilmeden kesinleşmiştir. Ankara 6.Ağır CezaMahkemesince, 30.3.2020 tarihli, E:2017/469 sayılı bir üstyazıyla olumsuz görevuyuşmazlığının çözümüiçin dosya Mahkememize gönderilmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE: Uyuşmazlık MahkemesiHukuk Bölümü’nün, Hicabi DURSUN’unBaşkanlığında, Üyeler: Şükrü BOZER,Mehmet AKSU, Birol SONER, Aydemir TUNÇ, Nurdane TOPUZ ve AhmetARSLAN'ın katılımlarıyla yapılan 28.5.2020günlü toplantısında: I-İLK İNCELEME: Dosyaüzerinde 2247 sayılı Yasanın 27. maddesi uyarıncayapılan incelemeye göre, olay kısmında belirtildiğiüzere, tarafları, konusu ve nedeni aynı olan davada; idariyargı yerince adli yargı yerinin görevli olduğugerekçesiyle verilmiş bir görevsizlik kararı bulunmaktaolup, bunun üzerine kendine gelen davayı inceleyen adli yargıyerinin sahip olduğu seçenekler ile verdiği kararbakımından bir değerlendirme yapılması gerekmektedir. 1- 2247 sayılıYasanın 14. maddesinde yer alan, “Olumsuz görevuyuşmazlığının bulunduğunun ilerisürülebilmesi için adli ve idari yargı mercilerinin (1)tarafları, konusu ve sebebi aynı olan davada kendilerinigörevsiz görmeleri ve bu yolda verdikleri kararların kesin veyakesinleşmiş olması gerekir. Buuyuşmazlığın giderilmesi istemi, ancak davanıntaraflarınca (…) ileri sürülebilir.”hükmüne göre, idare mahkemesinin kesinleşmişgörevsizlik kararı üzerine adli yargı yerince degörevsizlik kararı verilmesi ve bu kararın kesinleşmesihalinde, olumsuz görev uyuşmazlığı doğmuşolacak; hukuk alanında doğmuş bulunan buuyuşmazlığın giderilmesi istemi ise, ancak davanıntaraflarınca ileri sürülebilecektir. 2- 2247 sayılı Yasanın19. maddesindeki “Adli ve idari yargı mercilerinden birisinin kesinveya kesinleşmiş görevsizlik kararı üzerine kendisinegelen bir davayı incelemeye başlayan veya incelemekte olan biryargı mercii davada görevsizlik kararı veren merciingörevli olduğu kanısına varırsa, gerekçeli birkarar ile görevli merciin belirtilmesi için UyuşmazlıkMahkemesine başvurur ve elindeki işin incelenmesiniUyuşmazlık Mahkemesinin karar vermesine değin erteler. (Değişik ikinci fıkra:23/7/2008 – 5791/9 md.) Yargı merciince, öncekigörevsizlik kararına ilişkin dava dosyası da teminedilerek, gerekçeli başvuru kararı ile birlikte dava dosyalarıUyuşmazlık Mahkemesine gönderilir. .” hükmünegöre ise, adli yargı yeri, davaya bakma görevinin daha öncegörevsizlik kararı veren idari yargı yerine ait olduğunubelirten gerekçeli bir karar ile doğrudan UyuşmazlıkMahkemesine başvurma olanağına sahiptir. Şu kadar ki,başvuru kararının, görev konusunda UyuşmazlıkMahkemesince karar verilmesine değin işin incelenmesinin ertelenmesihususunu da içermesi gerekir. Yasakoyucu, 14. maddeye göreolumsuz görev uyuşmazlığı doğması durumundaher iki yargı merciince işten el çekilmiş olduğundanbaşvurma istencini davanın taraflarına bırakmışiken, bu yönteme oranla daha kısa zamanda çözümeulaşılmasını amaçladığı 19. maddeile, daha önce görevsizlik kararı veren yargı merciindensonra davayı inceleyen yargı merciine, işten el çekmedendoğrudan Uyuşmazlık Mahkemesine başvurmaolanağını tanımıştır. Olayda, idari yargı yerince adliyargı yerinin görevli olduğu gerekçesiyle verilmişve kesinleşmiş bir görevsizlik kararından sonra adliyargı yerince, öncelikle görevsizlik kararı verilmeklebirlikte, bununla yetinilmemiş, “…olumsuz nitelikli görevuyuşmazlığının çözümüiçin dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine TEVDİİNE…”de karar verilmiş; kararın kesinleşmesinden sonra da dosyaUyuşmazlık Mahkemesine gönderilmiştir. Bu haliyle, Ankara6.Ağır Ceza Mahkemesinin, hem görevsizlik hem de göndermeiçeren kararı ve sonrasında doğrudan UyuşmazlıkMahkemesine yaptığı başvuru, 2247 sayılıYasa’da öngörülen yönteme uymamaktadır. Her ne kadar 2247sayılı Yasa’da öngörülen yönteme uymamaktaise de, davanın taraflarınca başvurudabulunulmadığı gözetilerek, Ankara 6.Ağır CezaMahkemesince re’sen yapılan başvurunun kabulü ileUyuşmazlık Mahkemesi’nin önüne gelmiş bulunangörev uyuşmazlığının çözümekavuşturulması, gerek dava ekonomisine gerekse UyuşmazlıkMahkemesi’nin kuruluş amacına uygun olacağından veadı geçen Mahkemece idari yargı(UYAP) dosyası dagönderilmiş olup, usule ilişkin başkaca bir noksanlıkbulunmadığı anlaşıldığından, adli veidari yargı yerleri arasında doğan görev uyuşmazlığınınesasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi. II-ESASIN İNCELENMESİ:Raportör-Hakim Taşkın ÇELİK’in, davanınçözümünde adli yargının görevliolduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarcagörevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halilİbrahim ÇİFTÇİ’nin davada adliyargının, Danıştay Savcısı YakupBAL’ın davada idari yargının görevli olduğuyolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava; davacılartarafından, ortağı ve yetkilisi bulunduklarışirketlerin katıldıkları ihale sonrasında MersinCumhuriyet Başsavcılığı tarafındanhaklarında ihaleye fesat karıştırma fiiliişlendiğinden bahisle açılan soruşturma vekovuşturma esnasında Kamu İhale Kanunu kapsamındaihalelerine katılmalarının engellendikleri, kovuşturmasonucunda beraat ettikleri, davalı idarenin eylemlerinden kaynaklımaddi ve manevi zararların gerçekleştiğinden bahislefazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla toplam22.000,00 TL tazminatın ödenmesi istemiyleaçılmıştır. 4734 sayılı Kamuİhale Kanun'unun "İsteklilerin ceza sorumluluğu"başlıklı 59. maddesinde "Taahhüt tamamlandıktan ve kabul işlemiyapıldıktan sonra tespit edilmiş olsa dahi, 17 nci maddedebelirtilen fiil veya davranışlardan Türk Ceza Kanununa göresuç teşkil eden fiil veya davranışlarda bulunangerçek veya tüzel kişiler ile o işteki ortak veyavekilleri hakkında Türk Ceza Kanunu hükümlerine göreceza kovuşturması yapılmak üzere yetkili CumhuriyetSavcılığına suç duyurusunda bulunulur. Hükmolunacakcezanın yanısıra, idarece 58 inci maddeye göre verilenyasaklama kararının bitiş tarihini izleyen günden itibarenuygulanmak şartıyla bir yıldan az olmamak üzereüç yıla kadar bu Kanun kapsamında yer alanbütün kamu kurum ve kuruluşlarının ihalelerinekatılmaktan mahkeme kararıyla 58 inci maddenin ikincifıkrasında sayılanlarla birlikte yasaklanırlar. Bu Kanunkapsamında yapılan ihalelerden dolayı haklarında birincifıkra gereğince ceza kovuşturması yapılarak kamudavası açılmasına karar verilenler ve 58 inci maddeninikinci fıkrasında sayılanlar yargılama sonuna kadar Kanunkapsamında yer alan kamu kurum ve kuruluşlarınınihalelerine katılamaz. Haklarında kamu davasıaçılmasına karar verilenler, CumhuriyetSavcılıklarınca sicillerine işlenmek üzere Kamuİhale Kurumuna bildirilir.(…) "hükmü; 5271 sayılıCeza Muhakemesi Kanununun “Tazminat İstemi”başlıklı 141. maddesinde; “(1) Suçsoruşturması veya kovuşturması sırasında; a) Kanunlarda belirtilenkoşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunundevamına karar verilen, b) Kanunî gözaltısüresi içinde hâkim önüneçıkarılmayan, c) Kanunî haklarıhatırlatılmadan veya hatırlatılan haklarındanyararlandırılma isteği yerine getirilmeden tutuklanan, d) Kanuna uygun olaraktutuklandığı hâlde makul sürede yargılama merciihuzuruna çıkarılmayan ve bu süre içindehakkında hüküm verilmeyen, e) Kanuna uygun olarakyakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarındakovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine kararverilen, f) Mahkûm olup dagözaltı ve tutuklulukta geçirdiği süreleri,hükümlülük sürelerinden fazla olan veyaişlediği suç için kanunda öngörülencezanın sadece para cezası olması nedeniyle zorunlu olarak bucezayla cezalandırılan, g) Yakalama veya tutuklamanedenleri ve haklarındaki suçlamalar kendilerine, yazıyla veyabunun hemen olanaklı bulunmadığı hâllerde sözleaçıklanmayan, h) Yakalanmaları veyatutuklanmaları yakınlarına bildirilmeyen, i) Hakkındaki aramakararı ölçüsüz bir şekildegerçekleştirilen, j) Eşyasına veyadiğer malvarlığı değerlerine, koşullarıoluşmadığı halde elkonulan veya korunması içingerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası veya diğermalvarlığı değerleri amaç dışıkullanılan veya zamanında geri verilmeyen, k) (Ek: 11/4/2013-6459/17 md.)Yakalama veya tutuklama işlemine karşı Kanundaöngörülen başvuru imkânlarındanyararlandırılmayan, Kişiler, maddî vemanevî her türlü zararlarını, Devlettenisteyebilirler. (2) Birinci fıkranın(e) ve (f) bentlerinde belirtilen kararları veren merciler, ilgiliyetazminat hakları bulunduğunu bildirirler ve bu husus verilen kararageçirilir. (3) (Ek:18/6/2014-6545/70 md.) Birinci fıkrada yazanhâller dışında, suç soruşturması veyakovuşturması sırasında kişisel kusur, haksız fiilveya diğer sorumluluk hâlleri de dâhil olmak üzerehâkimler ve Cumhuriyet savcılarının verdikleri kararlarveya yaptıkları işlemler nedeniyle tazminat davaları ancakDevlet aleyhine açılabilir. (4) (Ek:18/6/2014-6545/70 md.) Devlet, ödediğitazminattan dolayı görevinin gereklerine aykırı hareketetmek suretiyle görevini kötüye kullanan hâkimler veCumhuriyet savcılarına bir yıl içinde rücueder.” Hükmü; “Tazminatisteminin koşulları” başlıklı 142. Maddesinde;“ (1) Kararveya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğindenitibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerinkesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat istemindebulunulabilir. (2) İstem, zararauğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde veeğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemleilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesiyoksa, en yakın yer ağır ceza mahkemesinde kararabağlanır. (3) Tazminat isteminde bulunankişinin dilekçesine, açık kimlik ve adresini, zararauğradığı işlemin ve zararın nitelik veniceliğini kaydetmesi ve bunların belgelerini eklemesi gereklidir. (4) Dilekçesindeki bilgive belgelerin yetersizliği durumunda mahkeme, eksikliğin bir ayiçinde giderilmesini, aksi hâlde istemin reddedileceğiniilgiliye duyurur. Süresinde eksiği tamamlanmayan dilekçe,mahkemece, itiraz yolu açık olmak üzere reddolunur. (5) Mahkeme, dosyayıinceledikten sonra yeterliliğini belirlediği dilekçe ve ekibelgelerin bir örneğini Devlet Hazinesinin kendi yargıçevresindeki temsilcisine tebliğ ederek, varsa beyan ve itirazlarınıonbeş gün içinde yazılı olarak bildirmesini ister. (6) İstemin ve ispatbelgelerinin değerlendirilmesinde ve tazminat hukukunun genelprensiplerine göre verilecek tazminat miktarınınsaptanmasında mahkeme gerekli gördüğü hertürlü araştırmayı yapmaya veya hâkimlerindenbirine yaptırmaya yetkilidir. (7) (Değişik: 25/5/2005- 5353/20 md.) Mahkeme, kararını duruşmalı olarak verir.İstemde bulunan ile Hazine temsilcisi, açıklamalıçağrı kâğıdı tebliğine rağmengelmezlerse, yokluklarında karar verilebilir. (8) Karara karşı,istemde bulunan, Cumhuriyet savcısı veya Hazine temsilcisi, istinafyoluna başvurabilir; inceleme öncelikle ve ivedilikleyapılır.(…)”hükmü yer almaktadır. Dava konusu olayda; MersinCumhuriyet Başsavcılığının 05/04/2010 tarih veE:2010/5099 sayılı iddianamesi ile davacılar hakkındasuç işlemek amacıyla örgüt kurmak, suçişlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma ve kamu kurumve kuruluşlarının ihalesine fesat karıştırmaksuçundan cezalandırılmaları talebiyle açılankamu davasında, Kamu İhale Kanunun 59. Maddesi uyarınca MersinCumhuriyet Başsavcılığınca Kamu İhale Kurumu'nayapılan bildirim gereğince Kamu İhale Kurumu tarafındandavacıların isimlerinin ihaleden yasaklılar listesinealındığı, yargılama sonunda davacılarhakkında beraat kararı verildiği, ihalelerden yasaklıkalınan süre boyunca uğranıldığı iddiaedilen maddi ve manevi zararlarının yasal faiziyle birlikte tazminiistemiyle dava açıldığıanlaşılmıştır. AnayasanınBaşlangıç kısmında öngörülen“Kuvvetler ayrımı” ilkesi ile yargı ile ilgili 9. ve138.maddeleri dikkate alındığında, bağımsızbir erk olan yargının yargılama faaliyeti ile ilgiliişlemlerinin, Anayasanın 125.maddesinde öngörülen“idari işlemler” kapsamında değerlendirilmesimümkün olmayıp, bu “yargısal işlemler”nedeniyle idari yargı yoluna başvurulabilmesine imkân yoktur.Esasen bu durum, kuvvetler ayrılığı ilkesinin tabii birsonucudur. Yukarıda işaret edildiği üzere, Hâkim veCumhuriyet Savcılarıyla adliye personelinin yargılamadakifonksiyonu geniş çerçevede bir kamu hizmeti olarakdeğerlendirilse de, somut olarak, ifa edilen yargı faaliyetinin birparçası olduğunda ve yargısal işlem mahiyetinitaşıdığında kuşku bulunmamaktadır.Yargılama sürecine katkıda bulunan işlemler ya da faaliyetlernedeniyle Devletin sorumlu tutulmasında da, bu sorumluluğundenetiminin aynı yargı düzeni içinde yapılmasıve yargısal nitelikli bir işlemin idari yargı denetimidışında tutulması gerekmektedir. Buna göre, 5271sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 141 ve 142 nci maddelerindekidüzenlemeler ve yukarıda yapılan açıklamalarkapsamında dava konusu olay ele alındığında; C.Savcısının yürüttüğüsoruşturmanın ve soruşturma sonucunda düzenleneniddianamenin yargılama faaliyetinin bir parçası olduğu, yargısalişlem mahiyetini taşıdığı; yargılamasürecine katkıda bulunan işlemler ya da faaliyetler nedeniyleDevletin sorumlu tutulmasında da, bu sorumluluğun denetimininaynı yargı düzeni içinde yapılması veyargısal nitelikli bir işlemin idari yargı denetimidışında tutulması gerektiğinden; uyuşmazlığıngörüm ve çözümünde, 5271 sayılıYasanının 141 ve 142 nci maddeleri uyarınca adli yargıyerinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır. Açıklanannedenlerle davanın görüm ve çözümü adliyargı yerinin görevine girdiğinden, Ankara 6.Ağır CezaMahkemesinin yönteme aykırı başvurusunun reddi ileaynı Mahkemece ayrıca verilen 6.11.2019 gün ve E:2017/469,K:2019/409 sayılı görevsizlikkararının kaldırılması gerekmiştir. S O N U Ç: Davanınçözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna,bu nedenle Ankara6.Ağır Ceza Mahkemesinin yönteme aykırıBAŞVURUSUNUN REDDİ ile aynı Mahkemece ayrıca verilen6.11.2019 gün ve E:2017/469, K:2019/409 sayılıGÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 28.5.2020gününde Üye Ahmet ARSLAN’ın KARŞI OYU ve OYÇOKLUĞU İLE KESİN OLARAK karar verildi. Başkan Üye Üye Üye Hicabi Şükrü Mehmet Birol DURSUN BOZER AKSU SONER Üye Üye Üye Aydemir Nurdane Ahmet TUNÇ TOPUZ ARSLAN KARŞI OY Dava;davacılar tarafından, ortağı ve yetkilisi bulunduklarışirketlerin katıldıkları ihale sonrasında MersinCumhuriyet Başsavcılığı tarafındanhaklarında ihaleye fesat karıştırma fiiliişlendiğinden bahisle açılan soruşturma vekovuşturma esnasında Kamu İhale Kurumu kapsamındaihelelerine katılmalarının engellendikleri, kovuşturmasonucunda beraat ettikleri, davalı idarenin eylemlerinden kaynaklımaddi ve manevi zararların gerçekleştiğinden bahislefazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla toplam22.000,00 TL tazminatın ödenmesi istemiyleaçılmıştır. 4734 sayılı Kamu İhale Kanun’unun“İsteklilerin ceza sorumluluğu” başlıklı59. maddesinde “Taahhüt tamamlandıktan ve kabul işlemiyapıldıktan sonra tespit edilmiş olsa dahi, 17. maddedebelirtilen fiil veya davranışlardan Türk Ceza Kanununa göresuç teşkil eden fiil veya davranışlarda bulunangerçek veya tüzel kişiler ile o işteki ortak veyavekilleri hakkında Türk Ceza Kanunu hükümlerine göreceza kovuşturması yapılmak üzere yetkili CumhuriyetSavcılığına suç duyurusunda bulunulur.Hükmolunacak cezanın yanı sıra, idarece 58. maddeyegöre verilen yasaklama kararının bitiş tarihini izleyengünden itibaren uygulanmak şartıyla bir yıldan az olmamaküzere üç yıla kadar bu Kanun kapsamında yer alanbütün kamu kurum ve kuruluşlarının ihalelerinekatılmaktan mahkeme kararıyla 58. maddenin ikincifıkrasında sayılanlarla birlikte yasaklanırlar. BuKanun kapsamında yapılan ihalelerden dolayı haklarındabirinci fıkra gereğince ceza kovuşturması yapılarakkamu davası açılmasına karar verilenlerle ve 58. maddeninikinci fıkrasında sayılanlar yargılama sonuna kadar Kanunkapsamında yer alan kamu kurum ve kuruluşlarınınihalelerine katılamaz. Haklarında kamu davası açılmasınakarar verilenler, Cumhuriyet Savcılıklarınca sicillerineişlenmek üzere Kamu İhale Kurumuna bildirilir.(...)“hükmü; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun“Tazminat İstemi” başlıklı 141. maddesinde; “(1) Suç soruşturma ve kovuşturmasırasında; a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışındayakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen, b) Kanuni gözaltı süresi içinde hakimönüne çıkarılmayan, c) Kanuni hakları hatırlatılmadan veyahatırlatılan haklarından yararlandırılma isteğiyerine getirilmeden tutuklanan, d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı halde makulsürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve busüre içinde hakkında hüküm verilmeyen kişiler,maddi ve manevi her türlü zararlarını Devlettenisteyebilir." hükmüne yer verilmiştir. Davacınınihaleye fesat karıştırma eyleminden dolayı hakkındasoruşturma açıldığı, bu açıdansoruşturmaya dayalı olarak Kamu İhale Kurumunca 4734sayılı Kanunun 59. maddesinin 2. fıkrası uyarınca kamuihalelerine girmesinin yasaklandığı, bu nedenle uğradığızararın tazmininin istenildiği anlaşılmaktadır. Budurumda ihaleye katılmaktan yasaklanmasının 4734sayılı Kanun kapsamında idari işlem tesis edilmesisonucunda doğan bir yasaklama olması nedeniyle davacınınuğranıldığını ileri sürdüğüzararın idarenin eylem ve işlemlerinden kaynaklı zararıngiderilmesine ilişkin olduğu, oysa 5271 sayılı CezaMuhakemeleri Kanununun 141. maddesi uyarınca tazminat istemiyle davaaçılmasının haksız yere tutuklanan gerçekkişiler yönünden söz konusu olduğu da dikkatealındığında; idari işlem niteliğindeki ihaledenyasaklama kararı nedeniyle uğranılan zararın tazminiistemiyle açılan davanın görüm veçözümünde idari yargı yerlerinin görevliolduğu sonucuna varıldığından çoğunlukkararına katılmıyorum. ÜYE Ahmet ARSLAN
Full & Egal Universal Law Academy