T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/239
KARAR NO : 2020/339
KARAR TR: 28.05.2020
ÖZET: Davacının satın aldığı araca yurt dışından kaçak olarak ithal edilmiş olması nedeniyle, el konulmasında gümrük denetimleri yetersiz kalan davalı idarenin kusurlu olduğu ileri sürülerek, maddi zararın davalıdan tahsili istemiyle açılan davanın, ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.
KARAR
Davacı:M.K.
Vekili : Av. İ.H.A.
Davalı : Gebze Gümrük Müdürlüğü
Vekili : Av. Ç.D.
O L A Y: Davacı vekili dava dilekçesindeözetle; davacının mülkiyetinde bulunan ve A. Otomotivİnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti. adına tescilli serbestdolaşıma giriş beyannamesiyle ithal edilen araçhakkında 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 235. maddesinin4. fıkrası uyarınca tesis edilen el konularak mülkiyetinkamuya geçirilmesine dair davalı idarenin 29.09.2014 tarih ve3028759 sayılı işlemi sonucuuğranıldığı iddia edilen 36.145,51-TL maddi ve5.000-TL manevi zararın davalı idareye başvuru tarihi olan10.03.2016 tarihinden itibaren en yüksek reeskont faizi ile birliktetazmini istemiyle Gümrük ve Ticaret Bakanlığıkarşı idari yargı yerinde dava açmıştır.
Davalı vekili, süresi içinde verdiğidilekçesinde, davanın adli yargı yerindeçözülmesi gerektiğinden bahisle görevitirazında bulunulmuştur.
KOCAELİ 1. İDARE MAHKEMESİ: 10.1.2020 gün veE:2019/438 sayı ile, dava; yurt dışından ülkeyekaçak eşya sokulmasını önleme, izleme vearaştırmakla yükümlü idarelerin aracın yurtdışından ithal edilerek trafik siciline kaydınınyapılması öncesinde üzerine düşen dikkat veözeni göstermeyerek, hizmeti kusurlu işlettikleri,davacının aracın kaçak olarak yurda getirilmesinde birilgisi ve kusuru bulunmadığı, gümrük idaresinceişlemler tamamlanarak ithal edilen aracı satın alıp trafiksiciline tescil ettiren iyi niyetli 3. kişi durumunda bulunduğu,ithalatı gerçekleştiren kişilerin sahte belgelerle buaracı ithal ettiklerinden bahisle aracına el konulması nedeniyleuğradığı zararın tazmin edilmesi gerektiği ilerisürülerek tazminat talebinde bulunulmasından kaynaklanmaktaolup, tazminat talebinin temelinde, davalı idarenin mevzuatla kendisineverilen denetim görevini gereği gibi yerine getirmemesi sonunda,idarenin kayıtlarına güvenerek tasarrufta bulunan kişilerinzarara uğramasına sebebiyet verildiği iddiasıbulunduğundan ve bu durumun ancak idare hukuku ilke ve kurallarınagöre belirlenebileceğinden, bu sebeple açılacak tamyargı davalarının idari yargı yerindeçözümlenmesi gerektiği; öte yandan, 2918sayılı Karayolları Trafik Kanununun 11/01/2011 tarihli ve 6099sayılı Kanunun 14. maddesi ile değişik "Görevlive Yetkili Mahkeme" başlıklı 110. maddesinde,"İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamukuruluşları olan araçların sebebiyet verdiğizararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğansorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarargörenin kamu görevlisi olması, bu fıkrahükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemingeçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleriuygulanır. Motorlu araç kazalarından dolayı hukukisorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veyaşubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acenteninbulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibikazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde deaçılabilir." kuralının yer aldığı;anılan Kanun hükmünde, "bu kanundan doğan sorumlulukdavaları" ifadesiyle 2918 sayılı Kanunda yer alan hukukisorumluluğa ilişkin kuralların uygulanacağı davalarlasınırlı biçimde görevli yargı yerininbelirlendiğinin vurgulandığı; dolayısıylagörevli yargı yeri belirlenirken, söz konusu Kanunda motorluaraçların verdiği zararlarla sınırlıbiçimde düzenlenen sorumluluk kurallarının, dava konusuuyuşmazlığa uygulanamayacağı gerekçesiyle,davalı Gümrük ve Ticaret Bakanlığınıngörev itirazının reddine, uyuşmazlığıçözümlemeye Mahkemelerinin görevli olduğuna kararvermiştir.
Davalı vekili tarafından, süresi içinde verilendilekçe ile olumlu görev uyuşmazlığıçıkarılması istemiyle başvuruda bulunulmasıüzerine dilekçe, dava dosyası ile birlikte YargıtayCumhuriyet Başsavcılığı’nagönderilmiştir.
YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCISI: "... Davadosyasının incelenmesinde, davacının, satın alarak 34UA 7138 plaka numarasıyla tescil ettirdiği 2007 Model Land Rovermarka aracı hakkında Gebze GümrükMüdürlüğünce verilen 29/09/2014 tarihli ve 3028759numaralı mülkiyetin kamuya geçirilmesine dair kararısebebiyle, araç yurda girerken usulsüzlüğü fark edipel koymayarak, aracın yurt içinde el değiştirmesine sebepolan idarenin hizmet kusurundan dolayı uğradığınıileri sürdüğü 36.145,51 TL maddi, 5.000,00 TL manevizararın tazmini istemi ile idari yargı yerindeaçtığı davada, davalı idare tarafındangörev itirazında bulunulmuş, itirazın reddi üzerinedavalı vekili tarafından Yargıtay CumhuriyetBaşsavcılığından adli yargı lehine olumlugörev uyuşmazlığı çıkarılmasıtalebinde bulunulduğu anlaşılmıştır.
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem veişlemlerine karşı yargı yolunun açıkolduğu, aynı maddenin son fıkrasında ise idarenin kendieylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekleyükümlü olduğu kuralına yer verilmiş; 129/5.maddesinde, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerinikullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminatdavalarının, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunungösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak, ancak idarealeyhine açılabileceğine işaret edilmiş; 657sayılı Devlet Memurları Kanununun 13. maddesinde de,kişilerin kamu hukukuna tabi görevlerle ilgili olarakuğradıkları zararlardan dolayı, bu görevleri yerinegetiren personel aleyhine değil, ilgili kurum aleyhine davaaçacakları ve kurumun genel hükümlere göre sorumlupersonele rücu hakkının saklı olduğu hükmebağlanmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun“İdari Dava Türleri ve İdari Yargı YetkisininSınırı” kenar başlıklı 2. maddesinde, idaridava türleri: a) İdari işlemler hakkında yetki, şekil,sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırıolduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlaledilenler tarafından açılan iptal davaları, b) İdarieylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudanmuhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları,c) Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma vesözleşmelerinden doğanuyuşmazlıklar hariç, kamuhizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan hertürlü idari sözleşmelerden dolayı taraflararasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalarolarak sayılmıştır.
Öte yandan, 2918 sayılı Karayolları TrafikKanununun “Emniyet Genel Müdürlüğünün,merkez, bölge, il ve ilçe trafik kuruluşları, görevve yetkileri’’’ başlıklı 5. maddesinin‘kuruluş’ başlıkla (a) alt bendinde, araçlarave sürücülere ilişkin işlemleri yapmak, plaka vebelgelerini vermek ve bu amaca yönelik hizmetleri yürütmeküzere her ilde ve gerekli görülen ilçelerde tescilşube veya büroları kurulacağı belirtilmiş;aynı maddenin ‘görev ve yetkiler' alt başlıklı(b) bendinin 7. fıkrasında “Araçların tescilişlemlerini yaparak belge ve plakalarını vermek”, 8.fıkrasında “Ülke çapındataşıtların ve sürücülerin sicillerini tutmak, bunlarailişkin teknik ve hukukî değişiklikleri işlemek,işlettirmek, istatistiksel bilgileri toplamak ve değerlendirmekgörevleri, oluşturulacak bu şube ve bürolarabırakılmıştır.
2918 sayılı Kanunun “Araçlarınsatış, devir ve tescili ile bu işlemlerle ilgili yetki vesorumluluk"’ başlıklı 20. maddesinde, ülkeyegümrük kanalı ile giriş yapan araçların ilktescil işlemlerinin, araç sahiplerinin gümrüktengeçişi yapılan araçların tescili içingümrükten çekme tarihinden itibaren üç ayiçinde tescili için; ilgili trafik tescil kuruluşuna veyaEmniyet Genel Müdürlüğünün belirleyeceğikamu kurum veya kuruluşları ile gerçek veya özel hukuktüzel kişilerine başvurmaları gerektiği, busırada araçların giriş işlemlerini yapangümrük idarelerinin bu durumu 15 gün içinde araçsahiplerinin beyan ettikleri tescil kuruluşuna bildirmekleyükümlü oldukları, tescil edilmişaraçların her çeşit satış ve devirlerinin,satış ve devri yapılacak araçtan dolayı motorlutaşıtlar vergisinin, gecikme faizinin, gecikme zammının,vergi cezası ve trafik idari para cezası borcubulunmadığının tespit edilmesi ve taşıtüzerinde satış ve/veya devri kısıtlayıcıherhangi bir tedbir veya kayıt bulunmaması halinde, araçsahibi adına düzenlenmiş tescil belgesi veya trafik tescilkayıtları esas alınarak noterler tarafındanyapılacağı ve araç satın alıp, bu maddeninbirinci fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendineuymayanlar ile (d) bendinin sekizinci paragrafı hükümlerinegöre bir ay içerisinde tescil belgesi almayan alıcılara130,00 TL, (d) bendi hükümlerine uymayan noterlere ise her birişlem için 1.000,00 TL idari para cezası verileceği vetescil yapılmadan trafiğe çıkarılanaraçların tescil yapılıncaya kadar trafikten menedileceği hükme bağlanmıştır. Aynı Kanunun“Belge ve plaka vermeye yetkili kuruluşlar’’''başlıklı 22. maddesinde ise, 1. fıkrada bentler halindesayılan istisnalar haricinde kalan araçlara ilişkin tescileyönelik işlemlerin Emniyet Genel Müdürlüğüveya bağlı trafik tescil kuruluşlarıncayapılacağı, Emniyet Genel Müdürlüğününilk tescili yapılacak araçların tesciline esas teşkiledecek işlemleri elektronik ortamda bilgi paylaşımı yoluylayapacağı düzenlenmiştir.
Bu düzenlemeler kapsamında dava konusu olay elealındığında, davaya konu ve ilk kez kaydıyapılacak aracın, kaçak yollarla ülkeye sokulduğu,trafiğe tescili için gerekli işlemlerin 2918 sayılıKanunun 5, 20, 22 ve bu kanunun uygulanmasına yönelikKarayolları Trafik Yönetmeliğinin 29, 30 ve 31. maddelerineaykırı şekilde yapıldığı, emniyet vegümrük görevlilerinin hukuka aykırı işlemlerinedeni ile hukuka aykırı şekilde trafiğe tescil edilen davakonusu araca kaçakçılıkla mücadele kapsamındabaşlatılan soruşturma sırasında el konulduğu,söz konusu aracı alan davacının bu nedenle maddi zararauğradığını iddia ederek zararını olaydakusuru bulunan davalı idareden tazmin etmek için eldeki davayıaçtığı anlaşılmıştır. Buaçıklamalar ışığında, kanunun ve yönetmeliğinemredici hükümlerine aykırı şekildegerçekleştirilen işlemler nedeni ileuğranıldığı ileri sürülen zararın tazminiistemi ile açılan davada, yine aynı kanunun göreveilişkin düzenlemesinin dikkate alınması ve görevliyargı yerinin bu kapsamda belirlenmesi gerekmektedir.
Bilindiği gibi, 2918 sayılı Kanunun 6099sayılı Kanunun 14. maddesiyle değişik 110. maddesinde,“İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamukuruluşları olan araçların sebebiyet verdiğizararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğansorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarargörenin kamu görevlisi olması, bu fıkrahükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemingeçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanunhükümleri uygulanır. /... ” denilmek sureti ile 2918sayılı Kanunun uygulanmasından kaynaklanan zararlarıntazmini istemi ile açılacak sorumluluk davalarında adliyargı yerlerinin görevli olacağı açıkçabelirtilmiştir.
Her ne kadar, dava konusu olayda davacının zararınasebebiyet veren eylemler, GümrükMüdürlüğünde görevli memurlar tarafındanaraç ithalat ve tescil işlemlerinin hukuka aykırışekilde gerçekleştirilmesi sebebiyle, kamu görevlilerininkusurundan kaynaklanan ve idari hizmetin kötü işlemesikapsamında değerlendirilebilecek nitelikte eylemler ise de, davayakonu zarardan doğan sorumluluğun 2918 sayılı Kanunun 5, 20,22 ve bu kanunun uygulanmasına yönelik Karayolları Trafik Yönetmeliğinin29, 30 ve 31. maddelerinde düzenlenen araçların tescilineilişkin hükümlere aykırı hareket edilmesindenkaynaklandığı, 2918 sayılı Kanunun 110. maddesinde de,madde ayrımı yapılmaksızın 2918 sayılıKanundan kaynaklanan sorumluluk davalarının adli yargı yerindeçözümleneceğinin açıkçabelirtildiği; bu düzenlemenin, genel idare esaslarınailişkin sorumluluk hükümlerini düzenleyen diğerkanunlara nazaran özel nitelikte olduğu ve bu nedenle kamugörevlilerinin eylemlerinden kaynaklansa dahi davaya konuuyuşmazlıkta öncelikli olarak uygulanması gerektiğisonucuna varılmıştır.
Uyuşmazlık Mahkemesinin 15/02/2016 tarihli ve E.2015/926.K.2016/50 sayılı, 15/02/2016 tarihli ve E.-K.2016/29-65sayılı, 26/02/2018 tarihli ve E.2017/574, K.2018/80 sayılıkararlarında da "2918 sayılı Yasanın 19.1.2011tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi ile AnayasaMahkemesi’hin işaret edilen kararı gözetildiğinde,bahsi geçen Kanun maddesinin 2918 sayılı Kanununuygulanmasından kaynaklanan sorumluluk davalarınıkapsadığı ve Kanunun, trafikle ilgili kuralları,şartları, hak ve yükümlülükleri, bunlarınuygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları vebunların görev yetki ve sorumlulukları ile,çalışma usullerini kapsadığı,dolayısıyla 2918 sayılı Kanunun uygulanmasındandoğan sorumluluk davalarının görüm veçözümünde adli yargının görevliolduğu" denilmek suretiyle bu tür davaların görümve çözümünde adli yargının görevliolduğu vurgulanmıştır.
Yukarıdaki açıklamalara göre, somut olayailişkin davanın da özel hukuk hükümlerine göreadli yargı yerinde görülmesi gerektiğidüşünülmektedir.
KARAR : Yukarıda açıklanan nedenlerle 2247sayılı Kanunun 10 ve 13. maddeleri gereğince, olumlu görevuyuşmazlığı çıkarılmasına,dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığınagönderilmesine ..." şeklinde karar vermiştir.
Başkanlıkça, 2247 sayılı Yasanın 13.maddesine göre Danıştay Başsavcısı’nında yazılı düşüncesi istenilmiştir.
DANIŞTAY BAŞSAVCISI: "... Dava; yurtdışından ülkeye kaçak eşyasokulmasını önleme, izleme ve araştırmaklayükümlü idarelerin aracın yurt dışındanithal edilerek trafik siciline kaydının yapılmasıöncesinde üzerine düşen dikkat ve özenigöstermeyerek, hizmeti kusurlu işlettikleri, davacınınaracın kaçak olarak yurda getirilmesinde bir ilgisi ve kusurubulunmadığı, gümrük idaresince işlemlertamamlanarak ithal edilen aracı satın alıp trafik sicilinetescil ettiren iyi niyetli 3. kişi durumunda bulunduğu, ithalatıgerçekleştiren kişilerin sahte belgelerle bu aracı ithalettiklerinden bahisle aracına el konulması nedeniyleuğradığı zararın tazmin edilmesi gerektiği ilerisürülerek tazminat talebinde bulunulmasından kaynaklanmaktaolup, tazminat talebinin temelinde, davalı idarenin mevzuatla kendisineverilen denetim görevini gereği gibi yerine getirmemesi sonunda,idarenin kayıtlarına güvenerek tasarrufta bulunan kişilerinzarara uğramasına sebebiyet verildiği iddiasıbulunduğundan ve bu durumun ancak idare hukuku ilke ve kurallarınagöre belirlenebileceğinden, bu sebeple açılacak tamyargı davalarının idari yargı yerinde çözümlenmesigerekmektedir.
Bu durumda, davalı idarenin hizmet kusuru ya da başka birnedenle idarenin hukuki sorumluluğu bulunupbulunmadığının yargısal denetimi, 2577sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2'inci maddesiuyarınca idari yargı yerlerine ait olduğundan, davanınİdari Yargı yerinde görülmesi gerektiği sonucunavarılmıştır.
Öte yandan, 2918 sayılı Karayolları TrafikKanunu'nun 11.01.2011 tarih ve 6099 sayılı Kanun’un 14. maddesiile değişik “Görevli ve Yetkili Mahkeme"başlıklı 110. maddesinin 1. fıkrasında“İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamukuruluşları olan araçların sebebiyet verdiğizararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğansorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarargörenin kamu görevlisi olması, bu fıkrahükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemingeçitte meydana gelen tren-trafık kazalarında da bu Kanunhükümleri uygulanır” hükmü yer almaktadır.
Anılan Yasa kuralında, bu Kanundan doğan sorumlulukdavalarının görüm ve çözümününadli yargı düzenine ait olduğu belirtildiğinden, hangisorumluluk davalarının 2918 sayılı Kanun’dankaynaklandığı sorusunun cevabı görevli yargıyerinin tesbiti bakımından önem arz etmekte olup; sözkonusu Yasa hükmünde geçen ve adli yargıdagörülmesi gereken sorumluluk davalarının, 2918Sayılı Yasa'nın 85. maddesinde düzenlenen motorluaraçların işletilmesi nedeniyle verilen zararlardandolayı araç işletenin hukuki sorumluluğuna ilişkindavalar olduğu sonucuna varılmıştır.
Uyuşmazlık konusu olayda, davalı TicaretBakanlığı’nın yasa ile kendisine verilmişbulunan görevleri gereği gibi yerine getirmediği ilerisürülmekte olup; görevin hiç veya gereği gibi yerinegetirilmemesi hizmet kusuru niteliğindedir. İdare'nin hizmetkusurundan doğan zararlardan dolayı, İdari YargılamaUsulü Kanunu'nun 2/1-b maddesi gereğince idare’yekarşı idari yargı yerinde tam yargı davasıaçılması gerekir.
SONUÇ : Açıklanan nedenle, 2247 sayılıYasanın 13. maddesi uyarınca yapılan başvurunun reddigerektiği düşünülmektedir." yolundadüşünce vermiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Uyuşmazlık Mahkemesi HukukBölümü’nün, Hicabi DURSUN’unBaşkanlığında, Üyeler: Şükrü BOZER,Mehmet AKSU, Birol SONER, Aydemir TUNÇ, Nurdane TOPUZ ve Ahmet ARSLAN'ınkatılımlarıyla yapılan28.05.2020 günlütoplantısında:
l-İLK İNCELEME: Başvuru yazısı ve dava dosyasıörneği üzerinde 2247 sayılı Yasa'nın 27. maddesigereğince yapılan incelemeye göre, davalı idare vekilinin,anılan Yasa'nın 10/2 maddesinde öngörülen yöntemeuygun olarak yaptığı görev itirazınınreddedilmesi ve 12/1. maddede belirtilen süre içinde başvurudabulunması üzerine Yargıtay CumhuriyetBaşsavcısı'nca, 10. maddede öngörülenbiçimde, olumlu görev uyuşmazlığıçıkarıldığı anlaşılmaktadır.Usule ilişkin herhangi bir noksanlıkbulunmadığından görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi.
II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim GülşenAKAR PEHLİVAN’ın, davanın çözümündeadli yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadakibelgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilenYargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahimÇİFTÇİ'nin davada adli yargının,Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın ise davada idariyargının görevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava, davacının satın aldığı 34 UA7138plakalı araca yurt dışından kaçak olarak ithaledilmiş olması nedeniyle, el konulmasında gümrükdenetimleri yetersiz kalan davalı idarenin kusurlu olduğu ilerisürülerek, maddi zararın davalıdan tahsili istemiyle açılmıştır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun“Emniyet Genel Müdürlüğünün, merkez,bölge, il ve ilçe trafik kuruluşları, görev veyetkileri” başlıklı 5. Maddesinin‘kuruluş’ başlıklı alt bendinde; “(Değişik:17/10/1996 - 4199/3 md.) Bu Kanunla, Emniyet GenelMüdürlüğüne verilen görevler, Emniyet GenelMüdürlüğüne bağlı olarak kurulan TrafikHizmetleri Başkanlığınca yürütülür.Trafik Hizmetleri Başkanlığı, Emniyet Genel MüdürYardımcısı tarafından yürütülür.Emniyet Genel Müdürlüğünün merkez bölge, ilve ilçe trafik zabıta kuruluşları Trafik HizmetleriBaşkanlığına bağlı olarakçalışır.
Araçlara ve sürücülere ait işlemleri yapmak,plaka ve belgelerini vermek ve bu amaca yönelik hizmetleriyürütmek üzere her ilde ve gerekli görülenilçelerde tescil şube veya büroları kurulur.
Tescil şube veya bürolarında emniyet hizmetlerisınıfı personelinden ayrı olarak teşkilat vekadrolarında gösterilen sayıda genel idare ve teknik hizmetlersınıfında personel ile sözleşmeli personelçalıştırılabilir.” denilmek sureti ilearaçlara ve sürücülere ilişkin işlemleriyapmak, plaka ve belgelerini vermek ve bu amaca yönelik hizmetleriyürütmek üzere her ilde ve gerekli görülenilçelerde tescil şube veya büroları kurulacağıbelirtilmiş;
Aynı maddenin ‘ görev ve yetkiler ‘ altbaşlıklı b bendinin 7. fıkrasında“Araçların tescil işlemlerini yaparak belge veplakalarını vermek”, 8. Fıkrasında “(Değişik: 25/6/2010-6001/35 md.) Ülke çapındataşıtların ve sürücülerin sicillerini tutmak,bunlara ilişkin teknik ve hukukî değişiklikleriişlemek, işlettirmek, istatistiksel bilgileri toplamak vedeğerlendirmek” görevleri oluşturulacak bu şube vebürolara bırakılmıştır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun“Araçların satış, devir ve tescili ile buişlemlerle ilgili yetki ve sorumluluk” başlıklı20.maddesinde,
“Tescil süreleri, satış ve devirler, noterlerinsorumluluğu ile ilgili esaslar şunlardır:
Araç sahipleri,
1-(Değişik: 13/2/2011-6111/55 md.) Tescili zorunlu ve ilktescili yapılacak olan araçların satın alma veyagümrükten çekme tarihinden itibaren üç ayiçinde tescili için; bunların hurda durumuna gelmesihâlinde ise bir ay içinde tescilin silinmesi için ilgilitrafik tescil kuruluşuna veya Emniyet GenelMüdürlüğünün belirleyeceği kamu kurum veyakuruluşları ile gerçek veya özel hukuk tüzelkişilerine başvurmak,
2- (Değişik: 2/4/1998 - 4358/3 md.) Tescilinyapılması veya silinmesi için vergi kimlik numarası ileyönetmelikte belirtilen bilgi ve belgeleri sağlamak,
Zorundadırlar.
Araçların giriş işlemlerini yapangümrük idareleri bu durumu 15 gün içinde araçsahiplerinin beyan ettikleri tescil kuruluşuna bildirmekleyükümlüdürler.
Tescil belgesi, aracın başkasına satış veyadevrine, hurdaya çıkarılmasına veya araçta,yönetmelikte belirtilen niteliklerin değişmesine kadargeçerli sayılır.
3- (Değişik: 24/12/2009-5942/1 md.) Tescil edilmişaraçların her çeşit satış ve devirleri,satış ve devri yapılacak araçtan dolayı motorlutaşıtlar vergisi, gecikme faizi, gecikme zammı, vergicezası ve trafik idari para cezası borcu bulunmadığınıntespit edilmesi ve taşıt üzerinde satış ve/veya devrikısıtlayıcı herhangi bir tedbir veya kayıtbulunmaması halinde, araç sahibi adına düzenlenmiştescil belgesi veya trafik tescil kayıtları esas alınaraknoterler tarafından yapılır. Noterler tarafından yapılmayanher çeşit satış ve devirler geçersizdir.
Satış ve devir işlemi, siciline işlenmek üzereüç işgünü içerisinde ilgili trafik tescilkuruluşu ile vergi dairesine bildirilir. Bu bildirimle birliktealıcı adına trafik tescil işlemi gerçekleşmişsayılır. Satış ve devir tarihi itibariyle, 197sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu hükümleriuyarınca eski malikin vergi mükellefiyeti sona erer, yeni malikinvergi mükellefiyeti başlar.
Yapılan satış ve devir işlemi üzerine noterlertarafından yeni malik adına bir ay süreyle geçerlitescile ilişkin geçici belge düzenlenir.
197 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinde yer alansorumluluk hükümleri saklı kalmak kaydıyla, anılanmaddede ve bu bentte yer alan isteme ve bildirmeleri elektronik ortamdayaptırmaya ve bu konuda yükümlülük getirmeye,elektronik bildirmelere ilişkin usul ve esasları belirlemeye Gelirİdaresi Başkanlığı ve Emniyet GenelMüdürlüğü yetkili olup, bu kurumlar satış,devir ve tescile ilişkin işlemlerin gerçekleştirilmesiiçin gerekli elektronik veri akışını sağlarlar.Satış ve devir işlemlerini yapanlar, bu işlemler sırasındaedindikleri bilgileri ifşa ettikleri takdirde Türk Ceza Kanununun 239uncu maddesi uyarınca cezalandırılırlar.
Satış ve devir işlemlerinin bildiriminden itibaren biraylık süre içerisinde ilgili trafik tescil kuruluşu veyaEmniyet Genel Müdürlüğünün uygungördüğü kamu kurum veya kuruluşlarıtarafından yeni malik adına tescil belgesi düzenlenerek eldenveya posta aracılığıyla teslim edilir. Tescil belgesininbir ay içerisinde teslim edilememesi halinde yeni malike sorumlulukyüklenemez.
Bu bentte düzenlenen satış ve devir işlemleri hertürlü harçtan, bu işlemlere ilişkin düzenlenenkâğıtlar damga vergisi ve değerli kâğıtbedellerinden istisnadır. Trafik tescil kuruluşunda yeni malikadına yapılacak tescil nedeniyle düzenlenmesi gerekendeğerli kâğıtların bedelleri, satış vedevir esnasında noterler tarafından tahsil edilir ve 1512sayılı Noterlik Kanununun 119 uncu maddesi uyarınca beyanedilerek ödenir. Bu bentte yer alan işlemler sebebiyle noterlere herhangibir pay veya aidat ödenmez.
1512 sayılıKanunun 112 nci maddesi uyarınca belirlenen ücretuygulanmaksızın satış ve devre ilişkin hertürlü işlem karşılığında toplam 20Türk Lirası maktu ücret alınır. Söz konusuücret, her takvim yılı başından geçerli olmaküzere önceki yılda uygulanan ücret tutarının oyıl için 213 sayılı Vergi Usul Kanunu uyarıncatespit ve ilan olunan yeniden değerleme oranındaartırılması suretiyle hesaplanır.
Haciz, müsadere, zapt, buluntu, trafikten men gibi nedenlerle;icra müdürlükleri, vergi dairesi müdürlükleri, milliemlak müdürlükleri ile diğer yetkili kamu kurum vekuruluşları tarafından satışı yapılanaraçların satış tutanağının birörneği aracın kayıtlı olduğu trafik tescilkuruluşlarına üç işgünü içerisindegönderilir. Aracı satın alanlar gerekli bilgi ve belgelerisağlayarak ilgili trafik tescil kuruluşundan bir ay içerisindeadlarına tescil belgesi almak zorundadırlar.Alıcıların tescil belgesi almak için süresindebaşvurmamaları halinde bu araçlarıalıcıları adına re’sen kayıt ve tescil ettirmeyeEmniyet Genel Müdürlüğü yetkilidir.
Bu bendin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslarıbelirlemeye İçişleri ve Maliye Bakanlıklarıyetkilidir.
e) (Değişik: 24/12/2009-5942/1 md.) Araç satınalıp, bu maddenin birinci fıkrasının (a) bendinin (1)numaralı alt bendine uymayanlar ile (d) bendinin sekizinci paragrafıhükümlerine göre bir ay içerisinde tescil belgesi almayanalıcılara 130 Türk Lirası, (d) bendi hükümlerineuymayan noterlere ise her bir işlem için 1.000 TürkLirası idari para cezası verilir. Tescil yapılmadan trafiğeçıkarılan araçlar, tescil yapılıncaya kadartrafikten men edilir.” denilmek sureti ile ülkeye gümrükkanalı ile giriş yapan araçların ilk tescilişlemlerinin araç sahiplerinin gümrüktengeçişi yapılan araçların tescili içingümrükten çekme tarihinden itibaren üç ayiçinde tescili için; ilgili trafik tescil kuruluşuna veyaEmniyet Genel Müdürlüğünün belirleyeceğikamu kurum veya kuruluşları ile gerçek veya özel hukuktüzel kişilerine başvurmaları gerektiği, busırada araçların giriş işlemlerini yapangümrük idarelerinin bu durumu 15 gün içinde araçsahiplerinin beyan ettikleri tescil kuruluşuna bildirmekleyükümlü oldukları, tescil edilmişaraçların her çeşit satış ve devirlerinin,satış ve devri yapılacak araçtan dolayı motorlutaşıtlar vergisinin, gecikme faizinin, gecikme zammının,vergi cezası ve trafik idari para cezası borcubulunmadığının tespit edilmesi ve taşıtüzerinde satış ve/veya devri kısıtlayıcıherhangi bir tedbir veya kayıt bulunmaması halinde, araçsahibi adına düzenlenmiş tescil belgesi veya trafik tescilkayıtları esas alınarak noterler tarafındanyapılacağı ve araç satın alıp, bu maddeninbirinci fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendineuymayanlar ile (d) bendinin sekizinci paragrafı hükümlerinegöre bir ay içerisinde tescil belgesi almayan alıcılara130 Türk Lirası, (d) bendi hükümlerine uymayan noterlereise her bir işlem için 1.000 Türk Lirası idari paracezası verileceği ve tescil yapılmadan trafiğeçıkarılan araçların tescil yapılıncayakadar trafikten men edileceği hükme bağlanmıştır.
Aynı Kanunun “Belge ve plaka vermeye yetkilikuruluşlar:” başlıklı 22. Maddesinde;
Yönetmelikte gösterilen esaslara göre:
Birinci fıkrada bentler halinde sayılan istisnalar haricindekalanaraçlara ilişkin tescile yönelik işlemlerin Emniyet GenelMüdürlüğü veya bağlı trafik tescilkuruluşlarınca yapılacağı, Emniyet GenelMüdürlüğünün ilk tescili yapılacakaraçların tesciline esas teşkil edecek işlemlerielektronik ortamda bilgi paylaşımı yoluylayapacağıdüzenlenmiştir.
Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin “YeniKayıt” başlıklı 31. Maddesinde;
İlk kaydı yapılacak araçlara ilişkin usuliprosedür ayrıca düzenlenmiş, bu maddede de tescilişlemlerinin 2918 sayılı Kanun’un 5. Maddesigereğince oluşturulacak trafik tescil şube ve bürolarıaracılığıyla gerçekleştirileceği bir kezdaha ortaya konulmuştur.
Dosyanın incelenmesinden, davacının satınaldığı 34 UA 7138 plakalı aracı hakkında GebzeGümrük Müdürlüğünce verilen 29/09/2014tarihli ve 3028759 numaralı mülkiyetin kamuya geçirilmesinedair kararı ile, araç yurda girerkenusulsüzlüğü fark edip el koymayarak, aracın yurtiçinde el değiştirmesine sebep olan idarenin kusurundandolayı uğradığını ileri sürdüğümaddi ve manevi zararın tazmini talebiyle bakılan bu davanınaçıldığı anlaşılmaktadır.
Nitekim 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 günlüResmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6099sayılı Yasanın 14. maddesiyle değişik 110. maddesinde“…bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adliyargıda görülür”Geçici 21. maddesinde de“Bu Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasınıngöreve ilişkin hükmü, yürürlüğegirdiği tarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksekİdare Mahkemesinde açılmış bulunan davalara uygulanmaz”denilmek sureti ile 2918 sayılı Kanun’un uygulanmasındankaynaklanan zararların tazmini istemi ile açılacak sorumlulukdavalarında adli yargı yerlerinin görevli olacağıayrıca ve açıkça belirtilmiştir.
2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birincifıkrasının iptali istemiyle Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi veBatman 2.Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itiraz başvurularıüzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesi, şu gerekçesi ileanılan kuralı Anayasaya aykırı görmemiş ve iptalistemini oy birliğiyle reddetmiştir: “… AnayasaMahkemesi’nin daha önceki kimi kararlarında dabelirtildiği üzere, tarihsel gelişime paralel olarakAnayasa’da adli ve idari yargı ayırımınagidilmemiş ve idari uyuşmazlıklarınçözümünde idare ve vergi mahkemeleriyleDanıştay yetkili kılınmıştır. Bu nedenle,genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idari yargı,özel hukuk alanına giren konularda adli yargı görevliolacaktır. Bu durumda, idari yargının görev alanınagiren bir uyuşmazlığın çözümünde adliyargının görevlendirilmesi konusunda kanun koyucunun mutlak birtakdir yetkisinin bulunduğunu söylemek olanaklı değildir. Ancak,idari yargının denetimine bağlı olması gereken idaribir uyuşmazlığın çözümü, haklıneden ve kamu yararının bulunması halinde kanun koyucutarafından adli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusukural, trafik kazasında zarar görenin asker kişi ya da memurolmasına, aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veyaolayın hemzemin geçitte meydana gelmesi durumlarına görefarklı yargı kollarında görülmekte olan 2918sayılı Kanun’dan kaynaklanan tüm sorumlulukdavalarının adli yargıda görüleceğiniöngörmektedir. İtiraz konusu düzenlemeningerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idari yargı, idariyargı veya adli yargı kolları arasında uygulamada var olanyargı yolu belirsizliği giderilerek söz konusu davalarla ilgiliolarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynı tür davalarınaynı yargı yolunda çözümlenmesi sağlanarakdavaların görülmesi ve çözümlenmesininhızlandırıldığı, bu suretle kısa süredesonuç alınmasının olanaklıkılındığı ve bunun söz konusu davaların adliyargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamuyararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öteyandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayoluşeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanansorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda birtartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamugücünden kaynaklanan bir yetkinin kullanılması sözkonusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynıseyir çizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risküreten araçlar arasında özel-kamu ayırımıyapılmasını gerektiren bir neden de yoktur.Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın2.,125. ve 155. maddelerine aykırı değildir. İtirazınreddi gerekir…” (Any. Mah.nin 26.12.2013 tarih ve E.2013/68,K.2013/165 sayılı kararı; R.G. 27.3.2014, Sayı: 28954,s.136-147.)
Anayasa’nın 158 inci maddesinin son fıkrasında“ Diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesi arasındaki görevuyuşmazlıklarında, Anayasa Mahkemesi’nin kararı esasalınır.” denilmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin yukarıdagerekçesine yer verilen kararı, yasa koyucunun idariyargının görevine giren bir konuyu adli yargınıngörevine verebileceğine, dolayısıyla 2918 sayılıKanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrası ileöngörülen, bu Kanun’dan doğan tüm sorumluluk davalarınınadli yargıda görülmesi düzenlemesinin Anayasa’yaaykırı bulunmadığına dair olup, esas itibariylegörev konusunda verilmiş bir karardır ve Anayasa’nın158 inci maddesi uyarınca, başta Mahkememiz olmak üzerediğer yargı organları bakımından da uyulmasızorunlu bir karar mesabesindedir.
Bu durumda, 2918 sayılı Yasanın 19.01.2011 tarihindeyürürlüğe giren 110. maddesi ile AnayasaMahkemesi’nin işaret edilen kararı gözetildiğinde,bahsi geçen Kanun maddesinin 2918 sayılı Kanun’unuygulanmasından kaynaklanan sorumluluk davalarınıkapsadığı ve Kanunun, trafikle ilgili kuralları,şartları, hak ve yükümlülükleri, bunlarınuygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları vebunların görev yetki ve sorumlulukları ileçalışma usullerini kapsadığı,dolayısıyla 2918 sayılı Kanun’un uygulanmasındandoğan sorumluluk davalarının görüm veçözümünde adli yargının görevliolduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan budavanın da adli yargı yerinde çözümlenmesigerektiği sonucuna varılmıştır.
Her ne kadar, dava konusu olayda davacının zararınasebebiyet veren eylemler, dava dışı kişilerin hileliişlemleri ile idare yanıltılarak trafiğe tescilleriiçin gerekli işlemlerin hukuka aykırı şekildegerçekleştirilmesi sebebiyle, idareçalışanlarının kusurundan kaynaklanan ve idarihizmetin kötü işlemesi kapsamındadeğerlendirilebilecek nitelikte eylemler ise de; davayakonu zarardandoğan sorumluluğun 2918 sayılı Kanun’un ve bu kanununuygulanmasına yönelik Karayolları TrafikYönetmeliği’nin araçların tesciline ilişkin hükümlerineaykırı hareket edilmesinden kaynaklandığı, 2918sayılı Kanun’un 110. Maddesinde de, madde ayrımıyapılmaksızın 2918 sayılı Kanun’dan kaynaklanansorumluluk davalarının adli yargı yerindeçözümleneceğinin açıkça belirtildiği;bu düzenlemenin, genel idare esaslarına ilişkin sorumlulukhükümlerini düzenleyen diğer kanunlara nazaran özelnitelikte olduğu ve bu nedenle idare ajanlarınıneylemlerindenkaynaklansa dahi davaya konu uyuşmazlıkta öncelikliolarak uygulanması gerektiği kanaatineulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle davanınçözümünde adli yargının görevliolduğuna, bu nedenle, Yargıtay CumhuriyetBaşsavcısı'nca yapılan başvurunun kabulü ileKocaeli 1. İdare Mahkemesinin 10.1.2020 gün ve E:2019/438sayılı görevlilik kararınınkaldırılması gerekmiştir.
S O N U Ç : Davanın çözümündeADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle, YargıtayCumhuriyet Başsavcısı'nca yapılan başvurununkabulü ile Kocaeli 1. İdare Mahkemesinin 10.1.2020 gün veE:2019/438 sayılı GÖREVLİLİK KARARININ KALDIRILMASINA,28.05.2020 gününde, Üyeler Aydemir TUNÇ, Nurdane TOPUZ veAhmet ARSLAN'ın KARŞI OYLARI ve OY ÇOKLUĞU İLEKESİN OLARAK karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye
Hicabi Şükrü Mehmet Birol
DURSUN BOZER AKSU SONER
Üye Üye Üye
Aydemir Nurdane Ahmet
TUNÇ TOPUZ ARSLAN
KARŞIOY
UyuşmazlıkMahkemesinin 15/02/2016 gün, E:2015/926, K:2016:50 sayılıkararındaki karşı oy gerekçesinde belirtildiği gibi;"Uyuşmazlık, davacıya ait araca, gümrükmevzuatına aykırı olarak yurda sokulduğundan bahisleemniyet yetkililerince el konulması üzerineuğranıldığı ileri sürülen maddi zararınyasal faizi ile birlikte tazmini isteminden doğmuştur.
Adli veİdari yargı yerlerince verilen görevsizlik kararlarınedeniyle oluşan olumsuz görev uyuşmazlığıüzerine sayın çoğunluk görüşüdoğrultusunda “Uyuşmazlığınçözümünün 2918 sayılı yasanın 110.maddesi gereğince adli yargının görev alanındabulunduğu” gerekçesiyle adli yargının görevliolduğuna karar verilmiştir.
2918sayılı Karayolları Trafik Kanununun 110. maddesine 6099sayılı Kanunla eklenen 1. fıkra ile "İşleteniveya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olanaraçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkinolanları dâhil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları,adli yargıda görülür. Zarar görenin kamugörevlisi olması, bu fıkra hükmününuygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelentren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleriuygulanır." hükmü getirilmiştir.
Eldekiuyuşmazlık ise anılan yasa hükmü kapsamındakalmamaktadır.
Zira, 2918sayılı Kanunun 85. maddesinde açıkçabelirtildiği üzere yasa motorlu araçlarınişletilmesinden doğan zararlar nedeniyle araç işletenininhukuki sorumluluğunu düzenlemektedir. Oysa ki somutuyuşmazlıkta davacı, noter yoluyla satınaldığı araca gümrük mevzuatına aykırıolarak yurda sokulduğundan bahisle emniyet yetkililerince el konulduğunuve mülkiyetin kamuya geçirilmesi sebebiyleuğradığı zararda davalı idarenin hizmet kusurubulunduğunu ileri sürmektedir.
Anayasanın125. maddesinde; idarenin her türlü eylem ve işlemlerinekarşı yargı yolunun açık olduğu belirtildiktensonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerindendoğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kuralabağlanmıştır.
İdare kuralolarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellikbağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup;idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar İdare Hukukukuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuzsorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdareninyürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda,düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel niteliklibozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmetkusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veyahiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenintazmin yükümlülüğünün doğmasınayol açmaktadır.
Davalıkamutüzel kişiliği olup; kural olarak, işlem ve eylemleri idarinitelik taşır. Somut olayda, bu davalının yasa ilekendilerine verilmiş bulunan görevleri gereği gibi yerinegetirmedikleri ileri sürülmüştür. Görevinhiç veya gereği gibi yerine getirilmemesi hizmet kusuruniteliğindedir. İdare’nin hizmet kusurundan doğanzararlardan dolayı, İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun2/1-b maddesi gereğince İdare’ye karşı idariyargı yerinde tam yargı davası açılmasıgerekir.
Trafik tescil vebüro amirliği tarafından araç tesciline ilişkinolarak yapılan işlemlerin idari nitelikte olup hiçyapılmaması, geç yapılması ya da gereği gibiyapılıp yapılmadığı hususunun idari yargıyerinin denetimine tabi bulunmasına göre 2577 sayılıİ.Y.U.K 2/1- b maddesinde sayılan dava çeşitlerinden olaneldeki tam yargı davasında uyuşmazlığınçözümünde idari yargı görevlidir.
Bugerekçelerle uyuşmazlıkta Adli Yargıyı görevlikabul eden sayın çoğunluğun görüşünekatılmıyoruz.
Üye Üye Üye
Aydemir Nurdane Ahmet
TUNÇ TOPUZ ARSLAN
Full & Egal Universal Law Academy