T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020 / 120
KARAR NO : 2020 / 200
KARAR TR : 27.4.2020
ÖZET : Karayolunda meydana gelen trafik kazasında uğranılan zararın tazmini istemiyle açılan davanın, 2918 sayılı Yasanın 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi kapsamında ADLİ YARGI YERİNDE görülmesi gerektiği hk.
K A R A R
Davacı :C. İ. Vekili :Av. Ü. E. D. Davalılar : Türkiye Elektrik İletim A.Ş.GenelMüdürlüğü (TEİAŞ) Vekili :Av. A.G. O L A Y :Davacı vekili dilekçesinde; müvekkiline ait 06 … 9360plakalı aracın 16.08.2018 tarihinde, dava dışı NafizBurhan Keskin’in sevk ve idaresinde, Ankara ili, Etimesgut ilçesi,Güney çevre yolunu takiben Gölbaşı istikametineseyrederken, yola aniden düşen yüksek gerilim hattıkollarına çarpması neticesinde ağır hasaraldığını, meydana gelen kazada davalı idarenin gerekliözen ve sorumluluğu göstermeyerek ve gerekli tedbirlerialmayarak kusuru ile kazaya sebebiyet vermiş olması nedeniylemüvekkilinin aracında doğan zararlardan sorumlu olduğundanbahisle; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıile araçta oluşan değer kaybı için 10.000,00TL, hasar bedeli için 20.000,00 TL, ikame araç bedeliiçin 500,00 TL, araçta meydana gelen hasarın ve değerkaybının tespiti için harcanan 413,00 TL ve 240,00 TLekspertiz ücretlerinin kaza tarihinden itibaren işleyecek avansfaiziyle ile birlikte davalı idareden tahsili istemiyle adli yargıyerinde dava açmıştır. Davalıvekili tarafından verilen savunma dilekçesinde,uyuşmazlığın idari yargı yerinde görülmesigerektiği ileri sürülerek, görev itirazındabulunulmuştur. ANKARA16.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ: 16.10.2019 gün ve E:2019/260sayı ile, davalı vekilinin yargı yolu itirazınınreddine karar vermiştir. Davalıvekili tarafından, süresi içinde verilen dilekçe ileolumlu görev uyuşmazlığıçıkarılması istemiyle başvuruda bulunulmasıüzerine dilekçe, dava dosyasının bir örneği ilebirlikte Danıştay Başsavcılığınagönderilmiştir. DANIŞTAYBAŞSAVCISI: “(…) 2577sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2'ncimaddesinin 1 'inci fıkrasının (b) bendinde, idari eylem veişlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtelolanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idaridava türleri arasında sayılmış, anılan Kanunun2'nci maddesinin 2'nci fıkrasında da, idari yargı yetkisi, idariişlemlerin hukuka uygunluğunun denetimiyle sınırlıtutulmuştur. İdare,kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellikbağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olupidari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukukukuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuzsorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. 2577sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2'ncimaddesinin 1 'inci fıkrasının (b) bendinde, idari eylem veişlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtelolanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idaridava türleri arasında sayılmış, anılan Kanunun2'nci maddesinin 2'nci fıkrasında da, idari yargı yetkisi, idariişlemlerin hukuka uygunluğunun denetimiyle sınırlıtutulmuştur. Tamyargı davalarında, öncelikle zarara yolaçtığı öne sürülen idari işlem veyaeylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esasalındığından, olayın oluşumu ve zararınniteliği, sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağınınincelenmesi, tazminata hükmedilirken de sorumluluk sebebininaçıkça belirtilmesi gerekmektedir. İdareninyürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda,düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel niteliklibozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmetkusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veyahiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenintazmin yükümlülüğünün doğmasınayol açmaktadır. Bubağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamındanuzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip,bağımsız karakteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundandolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve aslinedenini oluşturmaktadır. Kamu kurum vekuruluşları dışında, özel hukuk tüzelkişileri de, özel hukuk sözleşmeleri dışındaelektrik, su, doğal gaz, kanalizasyon, imara uygunluk gibi kamu hizmetiniteliği taşıyan hizmetleri üstlendikleri kamusalfaaliyetler çerçevesinde idare hukuku alanında idariişlemler tesis edip, idari eylemler yapabilmektedirler. Anılanözel hukuk tüzel kişilerinin bu tür idari işlevleri,idare hukukunun ilke ve kurallarına tabidir. Olayda,davacıya ait aracın 16.08.2018 tarihinde saat 01.00sıralarında Ankara İli, Etimesgut İlçesi, Güneyçevre yolunu takiben Gölbaşı istikametine seyirhalindeyken yola sarkan yüksek gerilim kablosu nedeniyle maddihasarlı kazaya uğramasında davalının hizmet kusurubulunduğundan bahisle davalı idare aleyhine tazminat davasıaçıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda,tazmini istenilen zarar, elektrik iletimi biçimindeki kamu hizmetiniyürüten Ana Statüsüne göre İktisadi DevletTeşekkülü olan davalı idarenin gereklibakımını ve onarımını yapmaması nedeniylesarkan elektrik teline davacının aracıyla çarpmasısonucu meydana gelmiştir. Bunagöre, olayda kamu hizmetinin yürütülmesi sırasındadoğmuş olan zararın idarenin hizmet kusurunadayandırılması karşısında,uyuşmazlığın çözümü kamu hizmetininyönteminin hukuka uygun olarak yürütülüpyürütülmediğinin tespitine ve bu nedenle olayda hizmetkusuru bulunup bulunmadığının saptanmasına bağlıolup, bu tespit ise idare hukuku ilkelerine göreyapılabileceğinden 2577 sayılı yasanın 2/1 -b maddesikapsamında bulunan tam yargı davasının görüm veçözümünde idari yargı yerinin görevliolduğu sonucuna varılmıştır. SONUÇ: Açıklanan nedenle, tazminat istemiyle açılan davada,2247 sayılı Yasa'nın 10'uncu maddesi uyarınca, olumlugörev uyuşmazlığı çıkarılmasınave dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine…”karar vermiştir. Başkanlıkça,2247 sayılı Yasa’nın 13. maddesine göre YargıtayCumhuriyet Başsavcısından yazılıdüşüncesi istenilmiştir. YARGITAYCUMHURİYET BAŞSAVCISI; “(…) 2918 sayılıKarayolları Trafik Kanununun 1. maddesinde, "Bu Kanunun amacı,karayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafikdüzenini sağlamak ve trafik güvenliğini ilgilendirentüm konularda alınacak önlemleri belirlemektir."', 2.maddesinde, " Bu Kanun, trafikle ilgili kuralları,şartları, hak ve yükümlülükleri, bunlarınuygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları vebunların görev, yetki ve sorumluluk, çalışma usulleriile diğer hükümleri kapsar. / Bu Kanun, karayollarındauygulanır. ..." şeklinde düzenleme mevcuttur. Öteyandan, 2918 sayılı Kanunun 110. maddesinde,“İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamukuruluşları olan araçların sebebiyet verdiğizararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğansorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarargörenin kamu görevlisi olması, bu fıkrahükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemingeçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanunhükümleri uygulanır. /... ” denilmek sureti ile 2918sayılı Kanunun uygulanmasından kaynaklanan zararlarıntazmini istemi ile açılacak sorumluluk davalarında adliyargı yerlerinin görevli olacağı açıkçabelirtilmiştir. Dosyakapsamında olayın meydana geldiği yerin karayolu olduğu hususundabir tereddüt bulunmamaktadır. Bu durumda, 2918 sayılıKanunun 110. maddesi gözetildiğinde, bahsi geçen Kanunmaddesinin karayollarında, can ve mal güvenliğiyönünden trafik düzeninin sağlanarak trafikgüvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacakönlemleri kapsadığı ve Kanunun, trafikle ilgilikuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri,bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgilikuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumluluklarıile, çalışma usullerini kapsadığı, budüzenlemenin, genel idare esaslarına ilişkin sorumlulukhükümlerini düzenleyen diğer kanunlara nazaran özelnitelikte olduğu ve bu nedenle davaya konu uyuşmazlıktaöncelikli olarak uygulanması gerektiği, dolayısıylakarayolunda meydana gelen kaza sonucu davacının aracında maddihasar meydana gelmesi nedeniyle açılacak sorumlulukdavalarının görüm ve çözümünde adliyargının görevli olduğu sonucunavarılmıştır. Yukarıdakiaçıklamalara göre, somut olaya ilişkin davanın daözel hukuk hükümlerine göre adli yargı yerindegörülmesi gerektiği düşünülmektedir. Bu nedenle,Danıştay Başsavcılığının 2247sayılı Kanunun 10. maddesi gereğince yapmışolduğu başvurunun reddine karar verilmesigerektiği…” yolunda düşünce vermiştir. İNCELEME VE GEREKÇE: Uyuşmazlık Mahkemesi’nin, Hicabi DURSUN’un Başkanlığında,Üyeler: Şükrü BOZER, Mehmet AKSU, Suat ARSLAN, AydemirTUNÇ, Nurdane TOPUZ ve Ahmet ARSLAN'ınkatılımlarıyla yapılan 27.4.2020 günlütoplantısında: I-İLKİNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre; davalıvekilinin anılan Yasanın 10/2 maddesinde öngörülenyönteme uygun olarak yaptığı görevitirazının reddedilmesi ve 12/1. maddede belirtilen süreiçinde başvuruda bulunması üzerine DanıştayBaşsavcısınca, 10. maddede öngörülenbiçimde olumlu görev uyuşmazlığıçıkarıldığı anlaşılmaktadır.Usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığından,görev uyuşmazlığının esasınınincelenmesine oy birliği ile karar verildi. II-ESASINİNCELENMESİ: Raportör-Hâkim TaşkınÇELİK’in, davanın çözümünde adliyargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadakibelgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilenYargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahimÇİFTÇİ’nin davada adli yargının,Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın ise idariyargının görevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava,karayolunda meydana gelen trafik kazası nedeniyle uğranılanzararların davalı idarece tazmin edilmesi istemiyleaçılmıştır. 2918sayılı Karayolları Trafik Kanununun 1. maddesinde, Kanununamacının karayollarında can ve mal güvenliğiyönünden trafik düzenini sağlayacak ve trafikgüvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacakönlemleri belirlemek olduğu; “Kapsam”başlıklı 2. maddesinde, bu Kanunun trafikle ilgilikuralları, şartları, hak ve yükümlülükleribunların uygulamasını ve denetlenmesini ilgilikuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk, çalışmausulleri ile diğer hükümleri kapsadığı ve bukanunun karayollarında uygulanacağı; ancak aksine bir hüküm yoksa; karayoludışındaki alanlardan kamuya açık olanlar ile park,bahçe, park yeri, garaj, yolcu ve eşya terminali, servis veakaryakıt istasyonlarında karayolu taşıt trafiğiiçin faydalanılan yerlerde de bu Kanun hükümlerininuygulanacağı ifade edilmiş; Kanunun, 4.maddesinde, KarayoluTrafik Güvenliği Kurulunun görev veyetkilerine, Kanunun 5 ila 12 maddelerinde; İçişleriBakanlığının, Trafikzabıtası ve genel zabıtanın, Karayolları GenelMüdürlüğünün, Millî EğitimBakanlığı, Sağlık Bakanlığı veUlaştırma, Denizcilik ve HaberleşmeBakanlığının, Tarım Orman ve KöyişleriBakanlığının, Belediye trafik birimlerinin, İl veilçe trafik komisyonlarının bu Kanunla ilgili görev veyetkileri sayılmış; bu kapsamda, Kanunun “Karayolutrafik güvenliği” başlıklı 13.maddesinde, karayolunun yapımı, bakımı, işletilmesi ilegörevli ve sorumlu bütün kuruluşların, karayoluyapısını, trafik güvenliğini sağlayacak durumdabulundurmakla yükümlü oldukları belirtilmiştir. Öte yandan 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğegiren 6099 sayılı Yasanın 14. maddesiyle değişik 110.maddesinde “İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamukuruluşları olan araçların sebebiyet verdiğizararlara ilişkin olanları dahil, bu Kanundan doğan sorumlulukdavaları, adli yargıda görülür. Zarar göreninkamu görevlisi olması, bu fıkra hükmününuygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelentren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır. Motorluaraç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkindavalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigortasözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerindenbirinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yermahkemesinde de açılabilir”; Geçici 21. maddesinde de“Bu Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasınıngöreve ilişkin hükmü, yürürlüğegirdiği tarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksekİdare Mahkemesinde açılmış bulunan davalarauygulanmaz” denilmiştir. Dava dosyasınınincelenmesinden; davacıya ait 06 … 9360 plakalı aracın16.08.2018 tarihinde, dava dışı sürücününsevk ve idaresindeyken, Ankara ili, Etimesgut ilçesi, Güneyçevre yolunu takiben Gölbaşı istikametine seyrederken,yola aniden düşen yüksek gerilim hattı kollarınaçarpması neticesinde ağır hasar aldığı;meydana gelen kazada davalı idarenin gerekli özen ve sorumluluğugöstermeyerek ve gerekli tedbirleri almayarak kusuru ile kazaya sebebiyetvermiş olması nedeniyle sorumlu olduğu iddia edilerek, trafikkazası sonucu uğranılan zararların davalı kuruluştantazmini istemiyle dava açıldığıanlaşılmıştır. 2918sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasınıniptali istemiyle Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi ve Batman 2.Asliye HukukMahkemesince yapılan itiraz başvuruları üzerine konuyuinceleyen Anayasa Mahkemesi, şu gerekçesi ile anılankuralı Anayasaya aykırı görmemiş ve iptal istemini oybirliğiyle reddetmiştir: “… Anayasa Mahkemesi’nindaha önceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere,tarihsel gelişime paralel olarak Anayasa’da adli ve idari yargıayırımına gidilmemiş ve idariuyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergimahkemeleriyle Danıştay yetkili kılınmıştır.Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idariyargı, özel hukuk alanına giren konularda adli yargıgörevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görevalanına giren bir uyuşmazlığınçözümünde adli yargının görevlendirilmesikonusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunu söylemekolanaklı değildir. Ancak, idari yargının denetiminebağlı olması gereken idari bir uyuşmazlığınçözümü, haklı neden ve kamu yararınınbulunması halinde kanun koyucu tarafından adli yargıyabırakılabilir. İtiraz konusu kural, trafik kazasında zarargörenin asker kişi ya da memur olmasına, aracın askerihizmete ilişkin olmasına veya olayın hemzemin geçittemeydana gelmesi durumlarına göre farklı yargıkollarında görülmekte olan 2918 sayılı Kanun’dankaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adli yargıdagörüleceğini öngörmektedir. İtiraz konusudüzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idariyargı, idari yargı veya adli yargı kolları arasındauygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilerek sözkonusu davalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynıtür davaların aynı yargı yolundaçözümlenmesi sağlanarak davalarıngörülmesi ve çözümlenmesininhızlandırıldığı, bu suretle kısa süredesonuç alınmasının olanaklıkılındığı ve bunun söz konusu davaların adliyargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamuyararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öteyandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayoluşeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanansorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda birtartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamugücünden kaynaklanan bir yetkinin kullanılması söz konusuolmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynı seyirçizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risk üretenaraçlar arasında özel-kamu ayırımıyapılmasını gerektiren bir neden de yoktur. Açıklanannedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın 2.,125. ve 155.maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddigerekir…” (Any. Mah.nin 26.12.2013 tarih ve E.2013/68, K.2013/165sayılı kararı; R.G. 27.3.2014, Sayı: 28954, s.136-147.) Anayasa’nın158 inci maddesinin son fıkrasında “ Diğer mahkemelerle,Anayasa Mahkemesi arasındaki görev uyuşmazlıklarında,Anayasa Mahkemesi’nin kararı esas alınır.”denilmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda gerekçesine yerverilen kararı, yasa koyucunun idari yargının görevinegiren bir konuyu adli yargının görevine verebileceğine, dolayısıyla2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrası ileöngörülen, bu Kanun’dan doğan tüm sorumlulukdavalarının adli yargıda görülmesi düzenlemesininAnayasa’ya aykırı bulunmadığına dair olup, esasitibariyle görev konusunda verilmiş bir karardır veAnayasa’nın 158 inci maddesi uyarınca, başta Mahkememizolmak üzere diğer yargı organları bakımından dauyulması zorunlu bir karar mesabesindedir. Budurumda, 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 tarihindeyürürlüğe giren 110. maddesi ile Anayasa Mahkemesi’ninişaret edilen kararı gözetildiğinde, bahsi geçenKanun maddesinin karayollarında, can ve mal güvenliğiyönünden trafik düzeninin sağlanarak trafikgüvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacakönlemleri kapsadığı ve Kanunun, trafikle ilgili kuralları,şartları, hak ve yükümlülükleri, bunlarınuygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları vebunların görev yetki ve sorumlulukları ile,çalışma usullerini kapsadığı,dolayısıyla oluşan trafik kazası nedeniyleaçılacak sorumluluk davalarının görüm veçözümünde adli yargının görevliolduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan budavanın da adli yargı yerinde çözümlenmesigerektiği sonucuna varılmıştır. Açıklanannedenlerle, davanın görüm ve çözümündeadli yargı yeri görevli olduğundan; DanıştayBaşsavcısının başvurusunun reddi gerekmiştir. S O N U Ç : Davanınçözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna,bu nedenle Danıştay BaşsavcısınınBAŞVURUSUNUN REDDİNE, 27.4.2020 gününde Üye AhmetARSLAN'ın KARŞI OYU ve OY ÇOKLUĞU İLE KESİNOLARAK karar verildi. Başkan Üye Üye Üye Hicabi Şükrü Mehmet Suat DURSUN BOZER AKSU ARSLAN Üye Üye Üye Aydemir Nurdane Ahmet TUNÇ TOPUZ ARSLAN KARŞI OY İdarenin kendi kuruluş kanununda belirlenen ve 2918sayılı Kanun'da tekrarlanan görevlerinden, yani; yol yapım,bakım, işletme, trafik güvenliğini sağlamaşeklinde yürütülen kamu hizmetlerinden kaynaklanan hukukisorumluluğunun idare hukuku ilke ve kurallarına görebelirlenmesi; uyuşmazlığın, özel hukuktaki araçişletenin hukuki sorumluluğundan değil, davalı idaretarafından görevlerinin tam ve eksiksiz yerine getirilmediği,dolayısıyla yürütülen hizmetlerin kusurluişletildiği, meydana gelen zararda hizmet kusuru bulunduğuiddiasından kaynaklanması karşısındauyuşmazlığın çözümünün idariyargının görevinde bulunduğu sonucunaulaşıldığından, uyuşmazlığınçözümünde adli yargıyı görevli kabul edençoğunluğun kararına katılmıyorum.27.4.2020 ÜYE Ahmet ARSLAN
Full & Egal Universal Law Academy